"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

Gül’ün zor kararı

21 Nisan 2018

Şunu söylemeliyim ki hem burada sohbet ettiğim insanların, hem CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız görüşmeyi aktardığım dünkü yazım nedeniyle arayanların aklındaki soru aynıydı:

“Kemal Kılıçdaroğlu aday olmayacaksa CHP kimi aday gösterir? Abdullah Gül aday olur mu?”

KILIÇDAROĞLU’NUN AKLINDAKİ İSİMLER CHP’DEN

Sorunun ilk bölümünü Kılıçdaroğlu’na sorduğumda, “Aklımızda netleşmiş isimler var, 3’ü 5’i geçmez” demişti.

Kılıçdaroğlu’nun sözünü ettiği arka kapı diplomasisini yürüten önemli bir isimle dün konuştum. Kılıçdaroğlu’nun kastettiği Cumhurbaşkanı aday adayı isimlerin tamamının halihazırda CHP’de olduğunu söyledi.

Eğer ittifak görüşmelerinden başka bir formül çıkmazsa, CHP kendi içinden muhafazakâr, milliyetçi ve Kürt seçmenlerin oyunu da alabilecek bir ismi aday gösterecek.

GÜL’LE GÖRÜŞMELER NE DURUMDA?

Arka kapı diplomasi ekibi hem parti içi adaylar konusunda rapor hazırlamış, hem

Yazının devamı...

Aday olmayı düşünmüyor

20 Nisan 2018

SEÇİME 65 gün kaldı. AK Parti ve MHP’nin ittifak süreci tamamlandı ve ittifakın Cumhurbaşkanı adayı da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olarak belirlendi. Bu nedenle AK Parti-MHP ittifakı için propaganda süreci başladı. Bu süreçte uyum paketi gibi mevzuata ilişkin detaylar bir “ayrıntı”dan ibaret.

Ancak muhalefet cephesinde durum hayli farklı. O cephede dün itibariyle somut ve resmi bir ittifak olmadığı gibi, Meral Akşener dışında bir Cumhurbaşkanı adayı da yoktu. Öyle anlaşılıyor ki AK Parti ve MHP’nin sahada geçireceği, halka gideceği ilk haftalarda muhalefet partileri “ortak strateji” belirleyip izleyebilmek için genel merkezler arasında “mekik diplomasisi” yapacak.

Muhalefet cephesinde ana muhalefet partisi CHP’nin tavrı elbette ki belirleyici olacak. O tavrın ne olacağını öğrenmek için dün CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu telefonla aradım. Gazeteciliğin rutin adımıyla başlayıp “Erken seçim kararını nasıl değerlendiriyorsunuz” diye sordum. Şu yanıtı verdi: “Bana göre asıl olan ittifakın ülkeyi yönetemediğini ve yönetemeyeceğini dünyaya duyurmuş olmasıdır. Parlamentoda çoğunluğu var, desteği var, istediği yasayı çıkarabiliyor. OHAL var, KHK’larla istediği düzenlemeyi yapabiliyor ama bütün bunlara rağmen yönetemiyor. Bu açıklama bunun itirafıdır. ‘Biz yönetemiyoruz, bizi yakanızdan düşürün’ demektir.”

ACELE İŞE ŞEYTAN KARIŞIR

Yazının devamı...

Seçimler erkene alınacak mı?

18 Nisan 2018

Dün de gittiğimde “olağan bir Salı” yaşanıyordu.

TBMM koridorlarını ilk önce liderleri Devlet Bahçeli’yi dinlemek için gelen MHP’liler hareketlendirdi. Saat 11:00’e doğru, AK Partililer gelmeye başladı. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM koruma ekipleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçeceği Şeref Salonu ve koridorları güvenlik şeritleri ile bölmeye başlamıştı. Birden bire gazeteciler hareketlenmeye başladı. “Son dakika” haberleri düşmeye başladı. Siyasetçiler, gazeteciler birbirlerine “ne oldu, kim ne demiş” diye sormaya başladı. “Bahçeli, erken seçim istedi ve tarih verdi” cümlesi duyulmaya başlandı. O an itibariyle koridorlardaki dalgalanma ile “olağan Salı” gitmiş, yerini “sallanan Salı” almıştı.

TBMM KORİDORUNDAKİ SOHBETLER

Bir meslektaşım “gitti bizim erken rezervasyon” dedi. “Neden” dediğimde “Bahçeli’nin açıkladığı tarih(26 Ağustos 2018) 9 günlük bayram tatiline denk geliyor ve biz de ucuz olsun diye erken rezervasyon yapmıştık” yanıtını aldım.

“Bahçeli Erdoğan’dan habersiz yapmaz böyle bir şey” diyen bir iktidar milletvekili, sözlerini “Artık CHP’liler düşünsün, onların seçmenler yine tatilde yakalanacak” esprisi ile sürdürdü.

Ancak bir başka AK Parti milletvekili aynı fikirde değildi. O da Bahçeli’nin Erdoğan’dan habersiz bu çıkışı yaptığını savunarak, “Sayın Cumhurbaşkanı dayatmaları sevmez. O nedenle erken seçime gitse bile o seçim 26 Ağustos’ta olmaz” yorumunu yaptı.

AK Parti’nin TBMM’deki önemli isimlerinden biri yanımızdan geçiyordu. “Siz ne düşünüyorsunuz” dedim. Yanıtı çok net oldu: “Bahçeli’nin konuşmasından sonra ok yaydan çıkmış oldu. 26 Ağustos’ta olmasa bile erken seçim gündeme girdi...”

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül daha temkinliydi ve

Yazının devamı...

Ben de Hatay’a geldim!

14 Nisan 2018

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ardından Hatay’a giden ikinci siyasetçi İYİ Parti Lideri Meral Akşener oldu. 28 Şubat’ta Hassa’daki komuta koordinasyon merkezine giden Akşener, Mehmetçik’e moral vermek için geldiğini söyledi ama giriş için izin alamadı. Devreye emekli olup siyasete katılan efsane komutanlar da girdi ama olmadı.

En çok ses getiren Hatay ziyareti ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eğlence dünyasının ünlü simalarıyla birlikte yaptığı ziyaret oldu.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu o ziyarette şarkıcı ve türkücülerin klarnet eşliğinde “Yaylalar yaylalar” şarkısını çalıp söylemesine çok sert tepki gösterince de büyük bir polemik başladı. Polemik tam yatışıyordu ki gazete sayfalarına ve televizyon ekranlarına Kılıçdaroğlu’nun Hatay’a gideceğine dair haberler düştü. 

Bu haberler, Cumhurbaşkanı Erdoğan için iyi bir pas oldu. Geçen salı günü TBMM’deki grup toplantısında Kılıçdaroğlu’nun Hatay’a gideceğini söyleyip “Postalın yoksa, postal göndereyim” dedi.

ŞİMDİ HATAY ZAMANI

Perşembe gecesi Hatay’a geldim.

Öncesinde bir arkadaşıma “Hatay’a gidiyorum” dediğimde ilk tepkisi “Kılıçdaroğlu’nu mu takip edeceksin” oldu.

Ankara’da Hatay uçağına bindiğimde karşılaştığım CHP Hatay Milletvekili

Yazının devamı...

Gençler ve kentli nüfus kime oy verecek?

13 Nisan 2018

“Erken seçim” gündemi zayıflasa bile, siyasetin gündeminde sadece seçim var. Seçim gündeminin tam ortasında ise ittifaklar ve Cumhurbaşkanlığı seçimi... Erken seçim söylemlerinin kesilmesinde bir başka neden de yapılan kamuoyu araştırmalarının etkisi olabilir. Zira, arazide veri toplayan konunun uzmanı herkes şu tespiti yapıyor:

“AK Parti-MHP ittifakının alacağı oy, AK Parti ve MHP’nin ayrı ayrı alacağı oyların toplamından daha düşük çıkıyor.”

Bu tespiti duyunca insanın aklına ister istemez, MHP’li Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ün “İttifak tabanda yok” sözleri geliyor. Başkan Ergün’e Ankara’dan tepki gösterilse de Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AK Partili üyeler ile MHP’li üyeler arasındaki gerilim, Ergün’ün tespitinin dayanağını gösteriyor. Benzer bir şekilde MHP’nin önemli isimlerinden Erkan Haberal’ın polislerle ilgili önergesinin TBMM’de AK Parti tarafından reddedilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Lideri Devlet Bahçeli arasındaki uyumun aşağıya tam yansımadığını düşündürüyor.

“Kararsızlar” kategorisinin büyüklüğüne dikkat çeken araştırmacıların iki önemli tespiti daha var: 2000 yılında yüzde 65 olan kentli nüfus oranı 2017’de yüzde 84’e çıktı.

-“Yeni” ya da “genç seçmen” mevcut partilerle bağ kurmakta zorlanıyor.

“Yeni” ya da “genç seçmen” davranışıyla ilgili en ilginç veriyi geçen hafta Bekir Ağırdır CHP yönetimiyle paylaştı. Ağırdır’ın sunumuna göre 7 Haziran 2015 günü yapılan seçimlerde ilk kez oy kullanan gençlerin oluşturduğu pastadan en büyük payı HDP almıştı. AK Parti, MHP ve CHP’de ise yeni ya da genç seçmen oylarının oranı, partilerin Türkiye’deki genel oy ortalamalarının altındaydı. Belli ki 2015’te teknolojinin, akıllı telefonların, küreselleşmenin bütün nimetlerinden sonuna dek faydalanan genç ve yeni seçmenlere (çözüm sürecinin de etkisiyle) HDP, daha doğrusu Selahattin Demirtaş daha fazla dokunmuştu.

2015 seçimlerinden sonraki üç yılda çok şey değişti. Gençler arasında milliyetçilik ve muhafazakârlık hassasiyeti arttı. Terörle mücadele, dünya ve Avrupa genelinde yükselen İslam ve Türkiye karşıtlığı milliyetçi ve muhafazakâr gençler için önemli bir motivasyon kaynağı oluyor. Ancak şunu da unutmamak gerek: Artık milliyetçi muhafazakâr gençlerin tek adresi AK Parti ve/veya MHP değil. Saadet Partisi ve İYİ Parti de milliyetçi muhafazakâr gençleri yanlarına çekmeyi amaçlayan adımlar atıyorlar.

Diğer taraftan 2015’ten bu yana gençler arasında artan önemli bir hassasiyet de

Yazının devamı...

Prens Edward neyi alkışlıyordu?

7 Nisan 2018

Büyük Britanya Krallığı’nın Çanakkale’yi geçemeyince, Avustralya ve Yeni Zelanda ordusu (ANZAC) ile birlikte Gelibolu Yarımadası’na çıkarak tarihin en kanlı kara savaşlarını başlattığı gündür 25 Nisan...

Bu yüzden her yıl 24 Nisan’ı 25 Nisan’a bağlayan gece ANZAC askerlerinin torunları Gelibolu’da şafak ayini yaparlar.

CHURCHILL’İN AHMAKLIĞI DEĞİL MUSTAFA KEMAL’İN BAŞARISI

2015 yılında, yani savaşın 100. yıldönümünde Britanya’da “Gelibolu: Sadece Churchill’in ahmaklığı mı yoksa başkaları da var mıydı?” tartışması yaşanıyordu. Tartışma sırasında ortaya atılan en önemli soru Gelibolu’da akılsızca bir iş yapan Churchill’in 2. Dünya Savaşı sırasında nasıl başbakan olduğu ve kahramana dönüştüğü sorusu idi.

İngiliz kaynaklarda bu soruya verilmiş yüzlerce yanıt var ama benim açımdan en dikkat çekici yanıt, Churchill’in “Benim planımda ve stratejimde sorun yoktu. Sorun Türklerin beklenmedik bir direnç göstermesiydi” mealindeki sözleriydi. Zira Churchill 1909’da tanıştığı Enver ve Talat paşalar ile yakın bir dostluk kurmuş ve bu dostluk sayesinde elde ettiği izlenimle bu işi kolaylıkla halledeceğine inanmıştır. Ancak, Çanakkale’de karşısına Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının efsanevi direnişi çıkmıştır ve kaybetmiştir.

BÜYÜKELÇİ, ATATÜRK’ÜN ANNELERE MEKTUBUNU OKURKEN

Bütün bu yazdığım detayları bana düşündüren, Londra’da Cadogan Hall’de aralarında İngiliz Kraliyet ailesinden Kent Dükü

Yazının devamı...

Muhalefetin konuştuğu formül: ‘Başkan ve yardımcılarıyla geçiş koalisyonu’

6 Nisan 2018

İki maddede bir kez daha kısaca özetleyeyim:

- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ikinci tura kalacak muhalif adayın muhafazakâr, milliyetçiler ve Kürtlerden de oy alması gerekiyor. Sosyal demokrat bir adayın CHP tabanı dışından oy alması zor olabilir.

- CHP, kendi tabirleriyle Ekmeleddin İhsanoğlu vakasını tekrar yaşamamak için “ortak aday” işine girmeyecek ve ikinci tura büyük ihtimalle CHP’nin adayı kalacak.

Bu iki unsur 2019’da karşımıza 5 adaylı bir yarış çıkaracak. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan partisinin, MHP’nin ve BBP’nin adayı olacak. CHP kendi adayını çıkaracak. Meral Akşener İYİ Parti adayı olacak. Saadet Partisi de bir adayla boy gösterecek. 2014 seçimlerinde en yüksek üçüncü oyu almayı başaran HDP’nin de bir adayı olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç ile birlikte AK Parti’nin kurucularından olan Abdüllatif Şener, Cumhuriyet’ten Ayşe Sayın’ın sorularını yanıtlarken, CHP’lilerin Gül’e oy vermeyeceklerini söylemiş.

Biraz “Onu alma beni al” gibi yorumlanmakla beraber, bu görüşün CHP tabanında karşılığı olduğunu söylemek gerek. Nitekim, CHP milletvekilleri önceki gün Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile yaptıkları görüşmelerde “Taban Abdullah Gül’ün isminin telaffuz edilmesine tepkili, yeni bir ‘Ekmek için Ekmeleddin’ vakası yaşanmasın” görüşünü dile getirdiler. 

Milletvekillerinin ve tabanın bu tavrının en önemli kaynağı, Gül’ün uzun zamandır sergilediği “sessizlik” ve “belirsiz tavır” gibi görünüyor.

PARADOKSTAN KURTULMA FORMÜLÜ

Yazının devamı...

Aman dikkat! İçine Picot kaçmış!

4 Nisan 2018

ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta Ohio eyaletinde konuşurken “(Suriye’de) bulunmamızın tek nedeni IŞİD’di. Başka nedeni yoktu. Bu hedefe büyük ölçüde ulaştık. Bırakalım Suriye ile başkaları ilgilensin” demişti.

Sonra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron PKK’nın Suriye yapılanması PYD’den bir heyeti kabul etti.

Bu iki gelişmenin aynı saatlere denk gelmesi tesadüf olarak görülebilirdi ama Trump ile Macron’un bir gün önce telefonla görüştükleri, üstelik Suriye’yi ele aldıklarını duyurmaları gerçeği, tesadüf ihtimalini ortadan kaldırıyordu.

Diplomaside “eşzamanlı adımlar” her zaman anlamlıdır.

Bu adımları daha da anlamlandıracak iki detay daha paylaşayım:

Kuzey Irak’ta 1000 kadar Fransa askerinin bulunduğu bir üs var. Fransızlar, Menbiç’te ABD operasyonlarına da ünlü özel harekat birlikleriyle destek veriyor.

Daha net bir anlatımla, daha çok hava ve istihbarat operasyonlarıyla bildiğimiz IŞİD Karşıtı Koalisyon’un kara ayağında ABD’den sonra (Avrupa’dan) en çok Fransız ordusu dikkat çekiyor. Biz çok adını anmasak da bugüne dek görmezden gelsek de Fransız silahlı kuvvetleri zaten Irak’ta ve Suriye’deydi.

 

Yazının devamı...