"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

Korkak bir darbecinin gerçek portresi

15 Temmuz 2018

Duruşmada “Kandırıldım” diyerek mağdur rolüne bürünmüşken, o gece önlerinde terör estirdiği gazetecilerin ülkenin aynı zamanda hafızası olduğunu da unutmuştu. Güç gitmiş, geride sadece kıytırık bir yalan kalmıştı.

Darbeci askerler Hürriyet ve CNN Türk binalarına girdiklerinde tarih 16 Temmuz 2016, saat 03.29’du.

15 Temmuz 2016 Cuma günü, Ankara’dan İstanbul’a gelmiştim. Ebru Baki ve ekonomi müdürümüz Sefer Levent ile Boğaziçi’nde, Avrupa Yakası’nda bir balık lokantasında buluşmuştuk. Hava muhteşem, Boğaziçi ve İstanbul inanılmazdı. Tam balıklarımız gelmişti ki yan masalardan “Bir şeyler oluyor, askerler köprüyü kapatmış” sesleri gelmeye başladı. Sonra Kuleli Askeri Lisesi’nin önünde askeri bir hareketlilikten söz ettiler. Derken Ankara’dan telefonlar gelmeye başladı. Herkes aynı şeyi söylüyordu: “Jetler çok alçaktan uçuyor, büyük patlama sesleri geliyor.”

Uçakların ses hızını aşarak gerçekleştirdiği patlamalara sonik patlamalar denildiğini o gece öğrenmiş olduk. Birçok kişi gibi biz de “Terör alarmı ya da tatbikattır” demeye başlamıştık. Ancak Boğaz’dan bir askeri gemi, ardından da bir denizaltı geçince iyice tedirgin olduk.

Ankara’daki kaynaklarımı aramaya başladım. ‘Jandarma ve Hava Kuvvetleri’nde yoğunlaşmış Fetullahçı bir kalkışma’ tanımını işittiğimde saat 21.40 olmuştu. Sefer Levent ile gazete binasına gitmeye karar verdik. Boğaziçi Köprüsü ve E-5 kapalıydı. İkinci köprünün ayağından TEM’e çıktık. Bir süre ilerledik ve trafik tamamen durdu. Arabadan inip yürümeye başladığımızda saat 23.00’tü. İnsanlar, radyolardan neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Yaklaşık bir saat olmuştu yürümeye başlayalı. Radyolardan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sesi geliyordu. Nihayet en öndeki aracı geçip barikata ulaştık.

Barikatı askerler kurmuşsa gözaltına alınma, karşıya geçirilmeme riski olabilirdi. Ancak biraz daha yaklaşınca barikatları polisin kurduğunu gördük. Yolları tanklara kapatmak için atılmış çok zekice bir adımdı. Yan yollardan TEM’e çıkan araçlara otostop yapmaya başladık. Gazeteye vardığımızda 01.00 olmak üzereydi. Başbakan, komutanlar, bakanlar, siyasetçiler televizyonların canlı yayınlarına bağlanıp darbe karşıtı mesajlar veriyordu.

CNN TÜRK’Ü VE HÜRRİYET’İ SUSTURMA BASKINICumhurbaşkanı’nın CNN Türk’te yayımlanan çağrısı, hurriyet.com.tr’nin son dakika haberleri, darbecilere karşı çok etkili olmaya başlamıştı. Tam gazetenin 1. sayfasına son haberler ekleniyordu ki bir helikopter sesi duyduk. Bir helikopter gazetenin ortasındaki boşluğun hemen üstünü kapatan alana inecek gibi oldu ama altının boşluk olduğunu fark edince yeniden havalandı. Çatıya inemeyince garajdaki boş alana yöneldi. Sonradan öğrendik ki helikopter, Hürriyet binasına gelmek üzere havalanmadan önce askerlere ‘kama düzeni’ ile ‘birerli avcı düzeni’ öğretilmiş. Eğer helikopter çatıya inebilseydi, askerler Hürriyet ve CNN Türk’ün olduğu binaya kama düzeni ile inecekti. Bu olmadığı için birerli avcı düzeni ile girdiler.

VUR EMRİYLE GELDİ, SERT KAYAYA ÇARPTI

Yazının devamı...

Uçum’un yeni kitabı çok konuşulacak

14 Temmuz 2018

Star yazarı Ardan Zentürk de 25 Haziran 2018 Pazartesi günü gazetedeki köşesinde “Milletin bilge kimliği, izlenen antiemperyalist rotadan taviz vermedi, vesayet güçlerini püskürterek ‘milli demokratik devrimin’ büyük bir cephe kazanmasına yol açtı” yorumunu yapmıştı. Dün bu kavramla bir kez daha karşılaştım. Nerede mi?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı Mehmet Uçum’un yazdığı “15-16 TEMMUZ’DAN CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNE TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİK BİRLİĞİ MÜCADELESİNDE YENİ AŞAMA: 16 NİSAN” isimli kitapta.

16 Nisan’da kabul edilen Anayasa değişiklik metninin, yeni sisteme geçildikten sonra yayınlanan ilk Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin arkasındaki en önemli isimlerden biri olan Uçum, Alfa Yayınları’ndan çıkacak ve 15 Temmuz günü kitapçılarda yerini alacak kitabında bu kavrama çok geniş yer ayırmış.

Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu “Kurtuluş ve kuruluş” olarak tanımlayan Uçum, Türkiye’nin Anadolu kapsayıcılığıyla verdiği kurtuluş mücadelesinin emperyalizmin hem klasik hem yeni sömürgeci yaklaşımlarına karşı tüm mazlum milletleri etkileyen 20. yüzyılın büyük başkaldırısı olduğunu vurgulamış.

Uçum’a göre 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan kalkışmaya halkın gösterdiği tepki de 21. yüzyılın “Milli Demokratik Halk Devrimi” olarak tarihe geçti ve dünyada benzer bir etki bıraktı. Uçum’un bu konudaki değerlendirmesi şöyle:

“Bu devrim, dünya tarihinin gördüğü en barışçı ve en geniş katılımlı halk devrimi olmuştur. Türkiye bu devrimle, İkinci Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış ve ikinci kuruluşa yani Cumhuriyet’le başlayan birinci kuruluşu tamamlama aşamasına geçmiştir. 15-16 Temmuz Devrimi, antidemokratik iç iktidarları parçalamıştır. Yine gerici faşist çetenin (FETÖ’yü kastediyor) devlet içinden tasfiye sürecini başlatmıştır.”

Uçum

Yazının devamı...

Sistem değişse de değişmeyecek gerçekler

13 Temmuz 2018

Başlangıçta (halkta karşılık bulmadığından olsa gerek) “başkanlık” demekten imtina ediliyordu ve yerine “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” gibi bir isim tamlaması kullanılıyordu. Ancak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yemin ettikten hemen sonra kendisine artık “başkan” denilebileceğini açıklayarak, geçilen sistemin adının “başkanlık” olduğunu da ortaya koymuş oldu.

Peki bu muhalefetin “Rejim değişti” propagandasını haklı çıkarıyor mu?

“Rejim” ile “hükümet sistemi” kavramları arasındaki farkları hesaba katarsak, çıkarmadığını söyleyebiliriz.

Anayasamızın ilk maddesinde “Türkiye devleti bir cumhuriyettir” yazdıkça, ikinci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” denildikçe, serbest seçimler yapıldıkça rejimimizin “cumhuriyet” olarak kalacağını düşünenlerdenim. İkinci madde içeriğinin, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, yeni sistemle göreve gelen bakanların ve milletvekillerin ettiği yeminin de omurgasını oluşturduğunu hatırlatmak isterim.

Sistem değişse de şu anayasal kavramlar Cumhuriyet rejiminin teminatı olmayı sürdürecek:

“İnsan hakları”, “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” ve “adalet anlayışı”...

“İnsan hakları” kavramının altında da yine Anayasa ile güvence altına alınmış, sistem değişse de değişmeyecek haklar olduğunu unutmayın. Türkiye’nin taraf olup kendi yasalarının üzerinde kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde sıralanan o haklar arasında “yaşam hakkı”, “özgürlük ve güvenlik hakkı”, “mülkiyet hakkı”, “adil yargılanma hakkı” gibi temel hak ve özgürlükler de var.

Yeni sistemde hükümet nasıl oluşursa oluşsun, kritik koltuklarda kim oturursa otursun, bu kavramların ve hakların hiçbirinden ödün verilmemesi gerekiyor.

Yazının devamı...

1 numaralı kararnamedeki yeni ‘devlet’

7 Temmuz 2018

Bugün size yeni sistemin ilk gününde ve sonrasında yaşanacaklara dair önemli detayları yazmak istiyorum.

İLK ÖNCE TBMM GÖREVE BAŞLAYACAK

TBMM üyeleri bugün 14.00’ten itibaren yemin etmeye başlayacak. Törenin pazar gününün ilk saatlerinde bitmesi bekleniyor. 550 üyeli TBMM bundan sonra 600 üyeli olacak. Geçmişte başbakan TBMM üyesi olmak zorundaydı ve hükümetin büyük çoğunluğunu TBMM’den atardı. Şimdiki sistemde hükümeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TBMM dışından isimlerle kuracak. Geçmişte Bakanlar Kurulu için TBMM’den güvenoyu alınırdı, artık böyle bir gereklilik yok.

CUMHURBAŞKANI YEMİNİ VE 1 NO’LU KARARNAME

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, pazartesi günü 16.30’da yeni TBMM Genel Kurulu’nun önünde yemin edecek ve hemen ardından “1 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” yayınlanacak. Hukukçu kurmayları yaklaşık bir aydır o kararnamenin üzerinde çalışıyor. Yeni sistemin ilk kararnamesi, devletin yeni yapılanmasına dair detayları içerecek. Bir nevi devletin yeni teşkilat şeması olacak.

İLK KABİNE GEÇİŞ TÖRENİNDE AÇIKLANACAK

O şemada en tepede Cumhurbaşkanı, yanında ise yardımcıları olacak. İlk etapta iki cumhurbaşkanı yardımcısı ataması bekleniyor. Ancak başkan yardımcılıkları sayısı konusunda sınırlama yok. Bütün başkan yardımcıları hemen ve hep bir arada atanmak durumunda da değil. O nedenle iki yardımcı ile başlanıp bir yıl içine toplamda 5 başkan yardımcısı atanabilir. Bu arada, başkan yardımcıları arasında bir kadın başkan yardımcısı olacağına dair güçlü duyumlar aldım.

Cumhurbaşkanı ve yardımcılarının bulunduğu halkanın dışında 16 kişilik Bakanlar Kurulu yer alacak. Bakanlıklar, halihazırdaki yerlerinde olacaklar. Bakan yardımcılarının sayısı da artacak. Başkan yardımcıları ve bakanlara ilişkin atama kararnamesi de 1 numaralı kararnameden sonra, akşam Beştepe’de yapılacak yeni sisteme geçiş töreni sırasında yayınlanacak ve kamuoyuna açıklanacak. Muhtemelen gün içinde isimler sızacaktır ama biz yeni sistemin ilk Bakanlar Kurulu’nda bulunacak isimleri Beştepe’deki tören sırasında resmen öğreneceğiz.

Yazının devamı...

Hangisi kazanırsa kazansın, CHP kaybedecek!

6 Temmuz 2018

Sonda söyleyeceğimi en başta, hatta başlıkta söyledim: Bu tartışmadan hangisi zaferle çıkarsa çıksın CHP kaybedecek.

Neden mi?

Çünkü, 24 Haziran seçimleri CHP yönetiminin, partinin içine düştüğü kısırdöngüyü popülizme sarılarak, sağa açılarak, sağla ittifaklar kurarak, sağdan adaylar transfer ederek aşamadığını gösteriyor. Bu siyaset tarzı, beklenenin tersine, ülkenin daha da sağa kaymasına katkıda bulunuyor.

Orijinali dururken kimse taklit olana oy vermiyor. Muhafazakârlar ve milliyetçiler bir yana, Kürtler, yoksullar, işçiler, emekliler de CHP’yi bir umut olarak görmüyor. Partinin oyu “yaşam tarzı” kaygısı güden ve belediye seçimlerinde kendini gösteren orta ve üst gelir sınıfında kemikleşiyor.

Yazının devamı...

65 kurul arasında bir tek o kurul yokmuş

30 Haziran 2018

Bir süredir “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen bu sistemin temel dinamikleri üzerinde çalışıyorum. Yeni sistemi bir köşe yazısında özetlemek zor ama sistemin üzerine kurulacağı 5 sacayağını şu başlıklarla anlatabilirim:

- Cumhurbaşkanı ve yardımcıları: Sistemin tam ortasında yer alacak ve ’yürütme’nin omurgasını oluşturacak.

- Bakanlar Kurulu (Kabine): 16 bakanlıktan oluşacak ve icraatları gerçekleştirecek.

- Ofisler: Finans, İnsan Kaynakları, Yatırım ve Dijital Dönüşüm alanında kurulacak 4 Ofis Cumhurbaşkanı ile birlikte çalışacak. Temel işlevleri Cumhurbaşkanlığı’nın projelerini bürokrasiye takılmadan yönetmek olacak.

- Kurullar: Türkiye’de hali hazırda bulunan ve hayatın her alanında faaliyet gösteren 65 kurul, 9 kurul altında toplanacak. Cumhurbaşkanı’nın başkanı olacağı bu kurulların başkanvekilleri olacak. Kendi alanlarında politikalar önerecek ve icra faaliyetlerinin hem yol göstericisi hem izleyicisi olacaklar.

- Başkanlıklar: Diyanet, Genelkurmay ve MİT gibi kurumların da aralarında bulunduğu 8 başkanlık olacak. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile İletişim Başkanlığı ilk kez kurulacak. Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Cumhurbaşkanı’nın uhdesinde olacak, bütçe hazırlama görevini üstlenecek. İletişim Başkanlığı ise basın yayın ve iletişime dair bütün faaliyetlerini kontrol edecek.

KURULLAR CUMHURİYETİYMİŞİZ

Bu aralar bir grup, harıl harıl yeni sistemin hayata geçirilebilmesi için gereken Başkanlık Kararnameleri üzerinde çalışıyor. Çünkü 9 Temmuz günü Cumhurbaşkanı

Yazının devamı...

Kılıçdaroğlu’na sordum: ‘İnce ile aranızda gerilim var mı?’

29 Haziran 2018

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin yüzde 31’e yakın bir oy alması, “İnce lider olmalı” diyenlerin görünürlüğünü arttırdı. İnce’nin 2023 için net konuşması, 81 ili dolaşacağını duyurması da bu taleplere karşılık verdiğine yoruldu.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ise tersine ilk basın toplantısında AK Parti’nin TBMM’de geriletildiğini belirterek, seçimde izlenen stratejinin sonuç getirdiğini savundu. İnce’nin aldığı sonucu da “başarı” olarak görmediğini ima etti. Genel merkez çevresi de bu görüşün etrafında toplandı.

Kılıçdaroğlu ve İnce’nin iki farklı tavır sergileyip, seçimler tamamlandıktan sonra birlikte fotoğraf vermemesi de kısa süre içinde aralarında kıyasıya bir liderlik yarışı başlayacağı görüşünü güçlendirdi. Peki bu gidişata bakılırsa kısa vadede böyle bir yarış ortaya çıkar mı?

‘GELECEK HAFTA BAŞINDA BULUŞACAĞIZ’

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile dün yaptığımız telefon görüşmesinde ilk sorum İnce ile 24 Haziran’dan sonra görüşüp görüşmedikleri oldu. “Telefonla görüştük” yanıtını aldım. Sonrasında Kılıçdaroğlu ile aramızda geçen diyaloğun bir kısmı şöyle gerçekleşti:

- Basın toplantınızda çok sert bir üslup kullandınız. Bu tavrınız İnce’ye yönelik miydi?

- Hayır, o sertlik kesinlikle Sayın İnce’ye yönelik değildi. CHP’ye yönelik haksız eleştirilere karşı tepkimdi.

- Kimleri kastediyorsunuz?

Yazının devamı...

Seçimin sürprizi MHP

25 Haziran 2018

İYİ Parti’ye önemli miktarda oy kaybettiği halde yüzde 11 civarında oy aldı. Çıkan sonuçlar şu şekilde değerlendirilebilir:

CUMHUR İTTİFAKI

- ERDOĞAN GÜCÜNÜ KORUDU: Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014’te kazandığı cumhurbaşkanlığı seçiminden beri partisinin üzerinde olan kişisel oy gücünü korudu.

- AK PARTİ VE MHP TBMM’DE OY KAYBETTİ: Parlamentoda ‘cumhur ittifakı’nı oluşturan AK Parti ile MHP’nin gücü 2015’e göre azaldı. % 60 civarından 7 puan düştü.

- AK PARTİ 7 HAZİRAN 2015’E DÖNDÜ: AK Parti’nin 1 Kasım 2015’teki oy oranı yüzde 49.5 idi. Partinin o seçime göre oy kaybetmesi bekleniyordu. AK Parti 7 Haziran seviyesine yaklaştı. Oy kaymasının büyük bölümü ittifak içinde MHP’ye doğruydu.

- MHP EMANETİNİ GERİ ALDI: MHP 7 Haziran 2015’te yüzde 16.3 oy almıştı. Bu rakam AK Parti’ye giden oylar nedeniyle 1 Kasım 2015 seçimlerinde 11.9’a düşmüştü. MHP’nin oyu, geçen sürede İYİ Parti’nin kopuşuna rağmen 1 Kasım 2015’teki seviyesinde oldu. Bu da 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 arasında AK Parti’ye kaptırdığı oyların büyük bölümünü geri aldığını gösteriyor.

MİLLET İTTİFAKI

-

Yazının devamı...