"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

Diyarbakır’dan seçim izlenimleri

8 Haziran 2018

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) Saadet Partisi Lideri ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu ile yaptığı toplantı için Demir Otel’e geçtim. Demir Otel, 90’lı yıllarda PKK’yla mücadeleyi, Kuzey Irak’taki gelişmeleri izlerken bölgede kullandığımız otellerden biriydi. Yenilendiği için görüntüsü büyük ölçüde değişse de adı bile o yılları anımsamama yetti.

DİTAM Başkanı Mehmet Vural ile Kürt sorunu konusunda Türkiye’deki en donanımlı ve sağduyulu insanlardan biri olan Sedat Yurttaş, konuklarını karşılıyordu. Sadece Diyarbakır değil, bölgeden sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de vardı. Karamollaoğlu’nun konuşacağı toplantıya kadar sohbet etme olanağı bulduk.

HDP BARAJI GEÇER Mİ?

Ne yalan söyleyeyim, Ankara’da İstanbul’da “HDP’nin baraj sorunu olmayacak” havası varken Diyarbakır’da en çok “HDP barajı geçerse” ifadesini duydum. Batıda böyle bir hava olmadığını söylediğim, STK temsilcilerine neden bu ifadeyi kullandıklarını sordum. Aldığım yanıtları, şu iki maddede özetleyebilirim:

- Seçmen taşıma başta olmak üzere bölgede yapılan seçim hazırlıklarının, HDP oylarını olumsuz etkileyeceğinden korkuyorlar.

- Bölgede ne kadar yüksek alırsa alsın, HDP’nin barajı bölge oylarıyla aşamayacağına inanıyorlar. Haliyle barajın aşılmasını batıdaki oylara bağlıyorlar ve batıdaki durumu göremedikleri için tedirginler.

SAADET’İN RAPORU OLUMLU KARŞILANDI

Temel Karamollaoğlu

Yazının devamı...

Menbiç planının en zor aşaması hangisi?

2 Haziran 2018

İki ülke yetkililerinin en son Ankara’da yaptığı görüşmelerde son şeklinin verildiği söylenen mutabakatın detayları da çok net:

İlk aşamada YPG çekilecek, ikinci aşamada 15 Temmuz’a kadar Türk Silahlı Kuvvetleri ve ABD ordusu birlikte denetimi sağlayacak, üçüncü ve son aşamada ise temmuz ayı sonunda Menbiç’in yeni yönetimi oluşturulacak.

TAKVİM BİLE BELLİ

Mutabakatın takvimi ve yol haritası Çavuşoğlu’nun Washington ziyaretine göre belirlenmiş. Zira bu ziyaretten sonra denetim sağlama konusu için 45, yeni yönetimin oluşması için 60 günlük bir süre öngörülmüş.

Ankara’da yol haritası bu kadar net iken, ABD’den her zamanki gibi çelişkili açıklamalar geliyor. Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Ann Nauert, Ankara’dan gelen “Anlaşma sağlandı” haberlerini değerlendirirken “Henüz görüşmeler sürüyor” demeyi tercih ediyor. Ankara Menbiç’e yoğunlaşırken, Washington Türkiye ile müzakerelerin tek konusunun Menbiç olmadığını ısrarla vurguluyor.

SORUN ABD’DEKİ TABLO

ABD yönetiminin bir taraftan Türkiye ile yapıcı bir görüşme yürütürken, diğer taraftan henüz bütün sorunların aşılmadığı izlenimi yaratmasının en önemli sebebi, Amerikan yönetiminin net ve bütünlüklü bir yaklaşım ortaya koyamaması olabilir.

Baksanıza, Başkan

Yazının devamı...

‘Bırakın gençler oynasın’

1 Haziran 2018

Bu kadar önemli bir oy oranını oluşturmalarına rağmen, ne okuduklarını, ne dinlediklerini, nerelere “takıldıklarını”, bir araya geldiklerinde neler konuştuklarını, nelerden hoşlanıp nelere kızdıklarını ve siyasete nasıl baktıklarını sorgulayan, tespit eden kapsamlı, güncel ve bilimsel bir eğilim araştırması bulamadım. 

Her ne kadar ilgili gibi görünseler de siyasi partiler, 18-25 yaş arası genç nüfusu analiz etme ve onlara erişecek stratejiler üretme konusunda yetersiz kalıyorlar. AK Parti ve CHP gibi iki büyük partinin gençlerden aldığı oy oranlarının genel oy oranlarının altında kalması bundan olsa gerek. 

EN KIYMETLİ ŞEYLERİ ‘ÖZGÜRLÜKLERİ’

Haklarında çok veri yok ama gençlerin davranış kalıplarını gündelik yaşam içinde ve çok fazla vakit geçirdikleri “sanal âlemde” gözlemlemek çok kolay.

Evinizde ya da çevrenizde 15 yaşını geçmiş bir birey varsa ya da yakın geçmişte vardıysa zaten biliyorsunuzdur.

Onların en önemli varlığı “özgürlükleri”dir.

Saçlarına, kıyafetlerine, ne yiyeceklerine, ne okuyacaklarına, ne dinleyeceklerine, renk tercihlerine, kimlerle arkadaşlık edeceklerine, eve kaçta geleceklerine, ne kadar ders çalışacaklarına, ne kadar oynayacaklarına, kısacası “hayat tarzlarına” karışılmasından, yönlendirme girişimlerinden hiç hazzetmezler.

Artık bir

Yazının devamı...

‘Gömülü şeyler...’ ve ‘soruşturmada titizlik’

26 Mayıs 2018

Bu tür durumlarda soruşturmayı, “soruşturma konusu fiilin işlendiği yer”in basın savcılıkları başlatır. Programın yayınlandığı Akit TV’nin olduğu bölgenin hangi savcılığın görev alanına girdiğini bilmiyordum. O nedenle Ankara’dan öğrenmeye karar verdim. Doğrudan bu konulardaki hassasiyetini bildiğim Hâkimler Savcılar Kurulu Başkanvekili Mehmet Yılmaz’a sordum. Sayın Yılmaz, bir süre sonra Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasını gönderdi.

Açıklamada Maranki hakkında TCK’nın 216/1 ve 218/1 maddeleri çerçevesinde soruşturma başlatıldığı yazıyordu. Neticede herkes hukukçu değil, ben bu maddelerin ne anlama geldiğini bilmeyenler için yazayım.

TCK’nın 216. maddesinin ilk fıkrası şöyle diyor:

“Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

TCK’nın 218/1 maddesi ise söz konusu suçun basın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranında arttırılmasını öngörüyor.

Küçükçekmece Başsavcılığı’nın açıklaması, “İlgili kişi şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmış olup soruşturma titizlikle sürdürülmektedir” cümlesi ile bitiyordu.

HSK Başkanvekili Yılmaz, savcılığın Maranki’nin savunmasını alıp soruşturma gerekleri neyse onu yapacağını da

Yazının devamı...

24 Haziran’ın seçmen dinamikleri ve ihtimaller

25 Mayıs 2018

24 Haziran 2018 günü yapılacak seçimler için de bu iki sıfatı kullanabilirsiniz. Ancak bu yaklaşım bir klişenin ötesine geçmeyebilir.

Bana sorarsanız 24 Haziran seçimleri hakkında kullanılması gereken sözcük “farklı” olmalı.

Çünkü, gerek dinamikleri, gerekse ortaya çıkacak ihtimaller açısından daha önce hiç yaşanmamış bir seçim deneyimi ile karşı karşıyayız. Kamuoyu araştırmacılarının karşılarındaki tabloyu analiz ederken zorlanmaları da bu etkenlerin ve ihtimallerin çokluğundan kaynaklanıyor.

Gerek siyasi partilerin stratejilerinden, gerek yapılan kamuoyu araştırmalarının sağladığı verilerden (oy oranlarını değil, eğilimleri kastediyorum), gerekse sokaktan edindiğim izlenimlerden yola çıkarak 24 Haziran seçimlerinin dinamiklerini ve temel seçmen eğilimlerini şöyle sıralayabiliriz:

‘Cumhur ittifakı’:

1) Hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hem ‘cumhur ittifakı’nı oluşturan partilere oy verecek olanlar.

2) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a oy verip AK Parti’ye oy vermeyecek olanlar (ittifak içinden MHP’yi ve ittifak dışından Saadet Partisi’ni tercih edebilirler).

3) MHP’ye oy verip Cumhurbaşkanı

Yazının devamı...

Üç partiden liste kulisleri

19 Mayıs 2018

Altı aday ismi ve Cumhurbaşkanlığı oy pusulası netleşince, o gündem bitti. İngiltere ziyareti ve Filistin meselesi nedeniyle yoğun bir diplomatik trafiği olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dışındaki adaylar sahaya inse de seçim atmosferi henüz sokağa tam yansımadı.

Siyaset, asıl bugünden sonra hareketlenecek. Çünkü, artık milletvekili aday listeleri netleşecek.

Bu konuda ilk adımı MHP Lideri Devlet Bahçeli attı. Milletvekili aday listesini sosyal medya üzerinden paylaştı. Siz de fark etmişsinizdir, MHP’nin listesinde “kimlerin olduğu” sorusundan çok “kimlerin olmadığı” konuşuldu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için imza vermeyen beş milletvekilinin aday olmayacağı zaten biliniyordu. Ancak 8 MHP milletvekili daha listelerde yer bulamadı. MHP milletvekili aday listesinin en ilginç yanı, 16 Nisan 2017 günü referanduma sunulan Anayasa değişiklik metninin hazırlanmasında MHP’yi temsil eden Mehmet Parsak’ın listede olmayışıydı. Bu sürpriz haberin duyulmasından sonra “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kuracağı hükümette MHP’yi temsilen bakan olacak” yorumları yapıldı. Ancak Bahçeli’ye yakın bir kaynağıma, “Bakan mı olacak” diye sorduğumda güldü ve “Yok öyle bir şey. Bu iddiayı kim ortaya attı bilmiyorum ama gerçekten komik. Kendisi Sayın Genel Başkan’ın not ettiği bir yanlış yapmıştır” ifadesini kullandı. Yaptığım görüşmelerde, aday olamayan 13 MHP milletvekilinin parti içinde kalıp İstanbul milletvekili Atilla Kaya’nın yaptığı açıklamalar doğrultusunda faaliyet göstereceğini de öğrendim.

AK Parti’nin milletvekili listesi konusunda çok görüşme yaptım ama çoğu benzer cevaplar verdi: “Parti organları çalışıyor ama neticede son kararı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan verecek.”

AK Parti’de kulislere yansıyan şu detayları paylaşmak isterim:

Başbakan Binali Yıldırım’ın İzmir’den milletvekili adayı olacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Yıldırım’ın yeni oluşacak Meclis’te AK Parti ve MHP’nin başkan adayı olacağı da iddia edilmişti ama son günlerde bunun gerçekleşmeyeceği söylenmeye başlandı. ‘Cumhur ittifakı’nın TBMM başkan adayının bir MHP’li olması beni şaşırtmayacaktır. Bu arada Bakanlar Kurulu’ndaki isimlerin yarısına yakını milletvekili adayı yapılabilir. Bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçilmesi halinde kuracağı hükümette o isimlerin yer almayacaklarını gösteriyor. Aday yapılacak bakanlarla ilgili önemli bir detay da büyük şehirlerde “liste başı” olacakları. Bu arada AK Parti’de başkan yardımcılıkları konusunda da tahminler konuşuluyor. İsimler çok netleşmese de en az iki, en çok dört başkan yardımcısı olacağı söyleniyor.

CHP’ye gelince. Partinin milletvekili listelerinin hazırlanması sırasında, karar verici olma açısından Kemal Kılıçdaroğlu adeta “tek adam” konumunda. Bu durumu bilen ve dosyasını elden vermek isteyen aday adaylarının baskısından ve ilgisinden bunalan Kılıçdaroğlu, Genel Merkez’de çalıştığı sırada partiyi adayların ziyaretine kapatıyor. Sık sık Çevre Sokak’taki eski genel merkez binasında çalışıyor. Kılıçdaroğlu’nun Saadet Partisi’nden beş ismi seçilebilecek yerlerden aday göstereceği parti kulislerini en çok meşgul eden ve tepki çeken bir konu. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin milletvekili aday listeleriyle hiç ilgilenmediği, bu konuyu tamamen Kılıçdaroğlu’na bıraktığı gözleniyor. Diğer taraftan Kılıçdaroğlu ile İnce, henüz, İnce seçilirse kabinesinde kimler olacağı konusunda da görüşmüş değil. İnce’nin seçilmesi halinde Saadet Partisi’ne, İYİ Parti ve HDP’ye başkan yardımcılığı vermekle mi yetineceği, kuracağı kabineye bu partilerden isim alıp almayacağına da henüz karar verilmiş değil. Son bir not: Kılıçdaroğlu ile İnce’nin şu ana dek “kabine” görüşmesi yapmadığı da gelen bilgiler arasında.

Bitirirken, “Türkiye’nin ve Atatürk’ün doğum günü” olarak gördüğüm 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, kurucu babaların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Yazının devamı...

Netanyahu neden böyle pervasız?

18 Mayıs 2018

Sonraki 30 yılda, o topraklara yoğun bir Yahudi göçü yaşandı.

15 Mayıs 1948’de İsrail bağımsızlığını ilan etti ve o yıl yaklaşık 1 milyon Filistinli yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan ayrılmak zorunda kaldı. Grafikte de göreceksiniz, İsrail 70 yılda Filistin’in yüzde 85’ini ele geçirdi ve buna paralel olarak 6 milyon Filistinli göçmen durumuna düştü.




Yazının devamı...

Trump’ın kedileri

12 Mayıs 2018

Peşi sıra, İsrail’in Suriye’deki İran bağlantılı hedefleri vurması, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerin Suriye’de ABD’nin jandarmalığına hazırlanması, İran ile iş yapan bazı şirketlerin yaptırım listesine alınması gibi adımlar geldi.

Bütün bu gelişmelerin sadece “başlangıç” olduğunu söylemek mümkün. 

Bir tarafına İsrail’i diğer tarafına Suudi Arabistan’ı alan Trump, selefi Barack Obama zamanında Ortadoğu’da ortaya çıkan paradigmayı tamamen değiştirmeyi hedefliyor.

OBAMA’NIN ÇÖKEN üç AYAKLI STRATEJİSİ

Neydi o paradigma? Hem Obama’nın hem Amerikan devlet yapılanmasının ortaya koyduğu, Avrupalıların da desteklediği politikalara bakıldığında şöyle özetleyebiliriz:

“Bölgede din ve mezhep farklılıklarının neden olduğu gerilime son verip farklı medeniyetlerin birlikte yaşamasının önünü açmak. Bunu da Şii ya da Sünni farkı gözetmeden Müslüman ülkelerin demokratikleşerek, ılımlılaşmasını sağlayarak yapmak. Bu arada El Kaide tarzı radikal yapılanmaları izole edip bitirmek.”

Sözünü ettiğim dönemde isimlerini çok sık duyduğumuz “Büyük Ortadoğu Projesi”, “Medeniyetler İttifakı Projesi” ve “Arap Baharı” kavramları bu hedefe ulaşmak için izlenen stratejinin sacayaklarıydı. İran’la imzalanan nükleer anlaşması da bu stratejinin çatı unsurlarından biriydi.

“İslam ülkelerine daha fazla demokrasi getirme (hatta Türkiye’ye benzetme)”

Yazının devamı...