Deniz Zeyrek

Uçum’un yeni kitabı çok konuşulacak

14 Temmuz 2018
İLK olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan duymuştuk. 24 Haziran 2018 Pazar günü oyunu kullandıktan sonra, “Bu seçimlerle beraber Türkiye adeta bir demokratik devrim yapıyor” demişti.

Star yazarı Ardan Zentürk de 25 Haziran 2018 Pazartesi günü gazetedeki köşesinde “Milletin bilge kimliği, izlenen antiemperyalist rotadan taviz vermedi, vesayet güçlerini püskürterek ‘milli demokratik devrimin’ büyük bir cephe kazanmasına yol açtı” yorumunu yapmıştı. Dün bu kavramla bir kez daha karşılaştım. Nerede mi?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı Mehmet Uçum’un yazdığı “15-16 TEMMUZ’DAN CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNE TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİK BİRLİĞİ MÜCADELESİNDE YENİ AŞAMA: 16 NİSAN” isimli kitapta.

16 Nisan’da kabul edilen Anayasa değişiklik metninin, yeni sisteme geçildikten sonra yayınlanan ilk Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin arkasındaki en önemli isimlerden biri olan Uçum, Alfa Yayınları’ndan çıkacak ve 15 Temmuz günü kitapçılarda yerini alacak kitabında bu kavrama çok geniş yer ayırmış.

Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu “Kurtuluş ve kuruluş” olarak tanımlayan Uçum, Türkiye’nin Anadolu kapsayıcılığıyla verdiği kurtuluş mücadelesinin emperyalizmin hem klasik hem yeni sömürgeci yaklaşımlarına karşı tüm mazlum milletleri etkileyen 20. yüzyılın büyük başkaldırısı olduğunu vurgulamış.

Uçum’a göre 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan kalkışmaya halkın gösterdiği tepki de 21. yüzyılın “Milli Demokratik Halk Devrimi” olarak tarihe geçti ve dünyada benzer bir etki bıraktı. Uçum’un bu konudaki değerlendirmesi şöyle:

“Bu devrim, dünya tarihinin gördüğü en barışçı ve en geniş katılımlı halk devrimi olmuştur. Türkiye bu devrimle, İkinci Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış ve ikinci kuruluşa yani Cumhuriyet’le başlayan birinci kuruluşu tamamlama aşamasına geçmiştir. 15-16 Temmuz Devrimi, antidemokratik iç iktidarları parçalamıştır. Yine gerici faşist çetenin (FETÖ’yü kastediyor) devlet içinden tasfiye sürecini başlatmıştır.”

Uçum

Yazının Devamını Oku

Sistem değişse de değişmeyecek gerçekler

13 Temmuz 2018
TÜRKİYE artık yeni bir hükümet sistemi ile yönetiliyor.

Başlangıçta (halkta karşılık bulmadığından olsa gerek) “başkanlık” demekten imtina ediliyordu ve yerine “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” gibi bir isim tamlaması kullanılıyordu. Ancak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yemin ettikten hemen sonra kendisine artık “başkan” denilebileceğini açıklayarak, geçilen sistemin adının “başkanlık” olduğunu da ortaya koymuş oldu.

Peki bu muhalefetin “Rejim değişti” propagandasını haklı çıkarıyor mu?

“Rejim” ile “hükümet sistemi” kavramları arasındaki farkları hesaba katarsak, çıkarmadığını söyleyebiliriz.

Anayasamızın ilk maddesinde “Türkiye devleti bir cumhuriyettir” yazdıkça, ikinci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” denildikçe, serbest seçimler yapıldıkça rejimimizin “cumhuriyet” olarak kalacağını düşünenlerdenim. İkinci madde içeriğinin, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, yeni sistemle göreve gelen bakanların ve milletvekillerin ettiği yeminin de omurgasını oluşturduğunu hatırlatmak isterim.

Sistem değişse de şu anayasal kavramlar Cumhuriyet rejiminin teminatı olmayı sürdürecek:

“İnsan hakları”, “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” ve “adalet anlayışı”...

“İnsan hakları” kavramının altında da yine Anayasa ile güvence altına alınmış, sistem değişse de değişmeyecek haklar olduğunu unutmayın. Türkiye’nin taraf olup kendi yasalarının üzerinde kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde sıralanan o haklar arasında “yaşam hakkı”, “özgürlük ve güvenlik hakkı”, “mülkiyet hakkı”, “adil yargılanma hakkı” gibi temel hak ve özgürlükler de var.

Yeni sistemde hükümet nasıl oluşursa oluşsun, kritik koltuklarda kim oturursa otursun, bu kavramların ve hakların hiçbirinden ödün verilmemesi gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

1 numaralı kararnamedeki yeni ‘devlet’

7 Temmuz 2018
YENİ yönetim sistemi bugünden itibaren hayata geçiyor. İster “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” deyin, ister “Türk tipi başkanlık”, bugüne dek alışık olduğumuz parlamenter sistemden çok farklı olacak.

Bugün size yeni sistemin ilk gününde ve sonrasında yaşanacaklara dair önemli detayları yazmak istiyorum.

İLK ÖNCE TBMM GÖREVE BAŞLAYACAK

TBMM üyeleri bugün 14.00’ten itibaren yemin etmeye başlayacak. Törenin pazar gününün ilk saatlerinde bitmesi bekleniyor. 550 üyeli TBMM bundan sonra 600 üyeli olacak. Geçmişte başbakan TBMM üyesi olmak zorundaydı ve hükümetin büyük çoğunluğunu TBMM’den atardı. Şimdiki sistemde hükümeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TBMM dışından isimlerle kuracak. Geçmişte Bakanlar Kurulu için TBMM’den güvenoyu alınırdı, artık böyle bir gereklilik yok.

CUMHURBAŞKANI YEMİNİ VE 1 NO’LU KARARNAME

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, pazartesi günü 16.30’da yeni TBMM Genel Kurulu’nun önünde yemin edecek ve hemen ardından “1 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” yayınlanacak. Hukukçu kurmayları yaklaşık bir aydır o kararnamenin üzerinde çalışıyor. Yeni sistemin ilk kararnamesi, devletin yeni yapılanmasına dair detayları içerecek. Bir nevi devletin yeni teşkilat şeması olacak.

İLK KABİNE GEÇİŞ TÖRENİNDE AÇIKLANACAK

O şemada en tepede Cumhurbaşkanı, yanında ise yardımcıları olacak. İlk etapta iki cumhurbaşkanı yardımcısı ataması bekleniyor. Ancak başkan yardımcılıkları sayısı konusunda sınırlama yok. Bütün başkan yardımcıları hemen ve hep bir arada atanmak durumunda da değil. O nedenle iki yardımcı ile başlanıp bir yıl içine toplamda 5 başkan yardımcısı atanabilir. Bu arada, başkan yardımcıları arasında bir kadın başkan yardımcısı olacağına dair güçlü duyumlar aldım.

Cumhurbaşkanı ve yardımcılarının bulunduğu halkanın dışında 16 kişilik Bakanlar Kurulu yer alacak. Bakanlıklar, halihazırdaki yerlerinde olacaklar. Bakan yardımcılarının sayısı da artacak. Başkan yardımcıları ve bakanlara ilişkin atama kararnamesi de 1 numaralı kararnameden sonra, akşam Beştepe’de yapılacak yeni sisteme geçiş töreni sırasında yayınlanacak ve kamuoyuna açıklanacak. Muhtemelen gün içinde isimler sızacaktır ama biz yeni sistemin ilk Bakanlar Kurulu’nda bulunacak isimleri Beştepe’deki tören sırasında resmen öğreneceğiz.

Yazının Devamını Oku

Hangisi kazanırsa kazansın, CHP kaybedecek!

6 Temmuz 2018
TÜRKİYE, CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin 2 Temmuz Pazartesi akşamı buluştuğu eşli yemekten sonra, bir kez daha “CHP’de kurultay tartışması” haberlerine maruz kalıyor.

Sonda söyleyeceğimi en başta, hatta başlıkta söyledim: Bu tartışmadan hangisi zaferle çıkarsa çıksın CHP kaybedecek.

Neden mi?

Çünkü, 24 Haziran seçimleri CHP yönetiminin, partinin içine düştüğü kısırdöngüyü popülizme sarılarak, sağa açılarak, sağla ittifaklar kurarak, sağdan adaylar transfer ederek aşamadığını gösteriyor. Bu siyaset tarzı, beklenenin tersine, ülkenin daha da sağa kaymasına katkıda bulunuyor.

Orijinali dururken kimse taklit olana oy vermiyor. Muhafazakârlar ve milliyetçiler bir yana, Kürtler, yoksullar, işçiler, emekliler de CHP’yi bir umut olarak görmüyor. Partinin oyu “yaşam tarzı” kaygısı güden ve belediye seçimlerinde kendini gösteren orta ve üst gelir sınıfında kemikleşiyor.

Yazının Devamını Oku

65 kurul arasında bir tek o kurul yokmuş

30 Haziran 2018
16 Nisan 2017 referandumunda kabul edilen yeni Anayasa, 24 Haziran 2018 günü yapılan seçimlerin ardından resmen yürürlüğe giriyor. Türkiye artık yeni bir sistem ile yönetilecek.

Bir süredir “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen bu sistemin temel dinamikleri üzerinde çalışıyorum. Yeni sistemi bir köşe yazısında özetlemek zor ama sistemin üzerine kurulacağı 5 sacayağını şu başlıklarla anlatabilirim:

- Cumhurbaşkanı ve yardımcıları: Sistemin tam ortasında yer alacak ve ’yürütme’nin omurgasını oluşturacak.

- Bakanlar Kurulu (Kabine): 16 bakanlıktan oluşacak ve icraatları gerçekleştirecek.

- Ofisler: Finans, İnsan Kaynakları, Yatırım ve Dijital Dönüşüm alanında kurulacak 4 Ofis Cumhurbaşkanı ile birlikte çalışacak. Temel işlevleri Cumhurbaşkanlığı’nın projelerini bürokrasiye takılmadan yönetmek olacak.

- Kurullar: Türkiye’de hali hazırda bulunan ve hayatın her alanında faaliyet gösteren 65 kurul, 9 kurul altında toplanacak. Cumhurbaşkanı’nın başkanı olacağı bu kurulların başkanvekilleri olacak. Kendi alanlarında politikalar önerecek ve icra faaliyetlerinin hem yol göstericisi hem izleyicisi olacaklar.

- Başkanlıklar: Diyanet, Genelkurmay ve MİT gibi kurumların da aralarında bulunduğu 8 başkanlık olacak. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile İletişim Başkanlığı ilk kez kurulacak. Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Cumhurbaşkanı’nın uhdesinde olacak, bütçe hazırlama görevini üstlenecek. İletişim Başkanlığı ise basın yayın ve iletişime dair bütün faaliyetlerini kontrol edecek.

KURULLAR CUMHURİYETİYMİŞİZ

Bu aralar bir grup, harıl harıl yeni sistemin hayata geçirilebilmesi için gereken Başkanlık Kararnameleri üzerinde çalışıyor. Çünkü 9 Temmuz günü Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’na sordum: ‘İnce ile aranızda gerilim var mı?’

29 Haziran 2018
24 Haziran 2018 günü yapılan Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin sonucunda bir kez daha “CHP’de liderlik tartışması” konuşulmaya başlandı.

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin yüzde 31’e yakın bir oy alması, “İnce lider olmalı” diyenlerin görünürlüğünü arttırdı. İnce’nin 2023 için net konuşması, 81 ili dolaşacağını duyurması da bu taleplere karşılık verdiğine yoruldu.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ise tersine ilk basın toplantısında AK Parti’nin TBMM’de geriletildiğini belirterek, seçimde izlenen stratejinin sonuç getirdiğini savundu. İnce’nin aldığı sonucu da “başarı” olarak görmediğini ima etti. Genel merkez çevresi de bu görüşün etrafında toplandı.

Kılıçdaroğlu ve İnce’nin iki farklı tavır sergileyip, seçimler tamamlandıktan sonra birlikte fotoğraf vermemesi de kısa süre içinde aralarında kıyasıya bir liderlik yarışı başlayacağı görüşünü güçlendirdi. Peki bu gidişata bakılırsa kısa vadede böyle bir yarış ortaya çıkar mı?

‘GELECEK HAFTA BAŞINDA BULUŞACAĞIZ’

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile dün yaptığımız telefon görüşmesinde ilk sorum İnce ile 24 Haziran’dan sonra görüşüp görüşmedikleri oldu. “Telefonla görüştük” yanıtını aldım. Sonrasında Kılıçdaroğlu ile aramızda geçen diyaloğun bir kısmı şöyle gerçekleşti:

- Basın toplantınızda çok sert bir üslup kullandınız. Bu tavrınız İnce’ye yönelik miydi?

- Hayır, o sertlik kesinlikle Sayın İnce’ye yönelik değildi. CHP’ye yönelik haksız eleştirilere karşı tepkimdi.

- Kimleri kastediyorsunuz?

Yazının Devamını Oku

Seçimin sürprizi MHP

25 Haziran 2018
Seçimlerin en büyük sürprizi MHP oldu.

İYİ Parti’ye önemli miktarda oy kaybettiği halde yüzde 11 civarında oy aldı. Çıkan sonuçlar şu şekilde değerlendirilebilir:

CUMHUR İTTİFAKI

- ERDOĞAN GÜCÜNÜ KORUDU: Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014’te kazandığı cumhurbaşkanlığı seçiminden beri partisinin üzerinde olan kişisel oy gücünü korudu.

- AK PARTİ VE MHP TBMM’DE OY KAYBETTİ: Parlamentoda ‘cumhur ittifakı’nı oluşturan AK Parti ile MHP’nin gücü 2015’e göre azaldı. % 60 civarından 7 puan düştü.

- AK PARTİ 7 HAZİRAN 2015’E DÖNDÜ: AK Parti’nin 1 Kasım 2015’teki oy oranı yüzde 49.5 idi. Partinin o seçime göre oy kaybetmesi bekleniyordu. AK Parti 7 Haziran seviyesine yaklaştı. Oy kaymasının büyük bölümü ittifak içinde MHP’ye doğruydu.

- MHP EMANETİNİ GERİ ALDI: MHP 7 Haziran 2015’te yüzde 16.3 oy almıştı. Bu rakam AK Parti’ye giden oylar nedeniyle 1 Kasım 2015 seçimlerinde 11.9’a düşmüştü. MHP’nin oyu, geçen sürede İYİ Parti’nin kopuşuna rağmen 1 Kasım 2015’teki seviyesinde oldu. Bu da 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 arasında AK Parti’ye kaptırdığı oyların büyük bölümünü geri aldığını gösteriyor.

MİLLET İTTİFAKI

-

Yazının Devamını Oku

İlk göreviniz sandığa gitmek

23 Haziran 2018
YARIN büyük gün. Yaklaşık 59 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini, hem de yeni cumhurbaşkanını seçmek üzere sandığa gidecek.

Oyumuzu kullanacağımız sandığa gittiğimizde sandık görevlilerinden iki oy pusulası ve bir zarf alacağız. Birinde Recep Tayyip Erdoğan, Muharrem İnce, Meral Akşener, Selahattin Demirtaş, Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek’in isimleri ve fotoğrafları olacak. Hangisinin ülkenin cumhurbaşkanı olmasını istiyorsak onun altına “Evet” mührünü basacağız.

İkinci pusulada 8 siyasi partinin sembolleri ve isimleri yer alacak. Pusulanın başında AK Parti ile MHP, çevresinde “cumhur ittifakı” çerçevesi olacak. Sonrasında HÜDA PAR, Vatan Partisi ve HDP geliyor. Devamında CHP, Saadet Partisi ve İYİ Parti yer alıyor ve bu üç partinin çevresinde de “millet ittifakı” çerçevesi var. O pusulada hangi partiyi istiyorsanız o partinin sembolünün altına “Evet” mührünü basmanız yeterli.

İttifak çerçevesi, partiler için verdiğiniz oyun niteliğini etkilemeyecek, sadece partinizin hanesine yazılacak. Geçmişten tek farkı şu olacak: İttifak barajı aşacağından o ittifak içindeki partiniz de barajı aşmış sayılacak.

Oyumuzu verip vatandaşlık görevimizi yerine getirdik mi gerisi partilere düşüyor. Her parti sandık müşahitliği konusunda tedbirlerini almak durumunda. Yok, eğer bir vatandaş olarak içiniz rahat etmeyecekse, “sandıklarda sıkıntı çıkar ve partiniz bunun önüne geçemez” diye endişe ediyorsanız, vatandaş olarak oy sayımını izlemeye ve tutanak almaya hakkınız var. Dolayısıyla akşam sandık başına gidip oy sayımını ve sonuçların tutanak altına alınması sürecini takip edebilirsiniz. Düşünsenize, her seçmen oy kullandığı sandığın sonuçlarına sahip çıkarsa kötü niyetli hiç kimse başarılı olamaz.

Yapmamız gereken en önemli şey, demokrasiye ve oy sandığına attığımız o zarfın gücüne inanmak.

Sonuç her ne olursa olsun herkese işle, özgürlükle, adaletle, refahla taçlandırılmış bir demokrasi kazansın, ülkemize hayırlı olsun.

‘KURU SOĞAN’ OLDU ‘SOĞAN KURU’BİZİM mahalle manavında alışveriş yapıyordum. Bir kadın soğan ve patates tezgâhına yöneldi. Ben o sırada domates tezgâhının önündeydim. Aramızda da manav dikilmişti. Kadın öfkeyle “Bu ne” diye bağırdı. Soğanların arasında çürükler vardır diye düşündüm. Manav da endişeli bir bakış atarak, “Ne oldu abla” dedi. “Bu nasıl bir fiyat, 4.75’e soğan mı olur” dedi. Manav, fiyatın normal olduğunu anlatmak için olsa gerek, “Patates de aynı abla” dedi. Kadın birkaç tane soğanı bir poşete doldurup, sinirli sinirli, bir taraftan da söylenerek tartıya gitti. Geçmişte file ile aldığımız soğanın ya da patatesin birkaç adet alınır hale gelmesi gerçekten tuhaf. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin “Soğan ve patates fiyatlarına bugünden itibaren müdahalemiz başladı” sözleri daha da tuhaf. Mübarek sanki “kuru soğan” değil, dolar kuru gibi “soğan kuru”, Zeybekci de sanki Ekonomi Bakanı değil Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı...

ORGAN NAKLİ BEKLEYENLERİ UNUTMAMALI

Yazının Devamını Oku