"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

Muhalefetin konuştuğu formül: ‘Başkan ve yardımcılarıyla geçiş koalisyonu’

6 Nisan 2018

İki maddede bir kez daha kısaca özetleyeyim:

- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ikinci tura kalacak muhalif adayın muhafazakâr, milliyetçiler ve Kürtlerden de oy alması gerekiyor. Sosyal demokrat bir adayın CHP tabanı dışından oy alması zor olabilir.

- CHP, kendi tabirleriyle Ekmeleddin İhsanoğlu vakasını tekrar yaşamamak için “ortak aday” işine girmeyecek ve ikinci tura büyük ihtimalle CHP’nin adayı kalacak.

Bu iki unsur 2019’da karşımıza 5 adaylı bir yarış çıkaracak. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan partisinin, MHP’nin ve BBP’nin adayı olacak. CHP kendi adayını çıkaracak. Meral Akşener İYİ Parti adayı olacak. Saadet Partisi de bir adayla boy gösterecek. 2014 seçimlerinde en yüksek üçüncü oyu almayı başaran HDP’nin de bir adayı olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç ile birlikte AK Parti’nin kurucularından olan Abdüllatif Şener, Cumhuriyet’ten Ayşe Sayın’ın sorularını yanıtlarken, CHP’lilerin Gül’e oy vermeyeceklerini söylemiş.

Biraz “Onu alma beni al” gibi yorumlanmakla beraber, bu görüşün CHP tabanında karşılığı olduğunu söylemek gerek. Nitekim, CHP milletvekilleri önceki gün Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile yaptıkları görüşmelerde “Taban Abdullah Gül’ün isminin telaffuz edilmesine tepkili, yeni bir ‘Ekmek için Ekmeleddin’ vakası yaşanmasın” görüşünü dile getirdiler. 

Milletvekillerinin ve tabanın bu tavrının en önemli kaynağı, Gül’ün uzun zamandır sergilediği “sessizlik” ve “belirsiz tavır” gibi görünüyor.

PARADOKSTAN KURTULMA FORMÜLÜ

Yazının devamı...

Aman dikkat! İçine Picot kaçmış!

4 Nisan 2018

ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta Ohio eyaletinde konuşurken “(Suriye’de) bulunmamızın tek nedeni IŞİD’di. Başka nedeni yoktu. Bu hedefe büyük ölçüde ulaştık. Bırakalım Suriye ile başkaları ilgilensin” demişti.

Sonra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron PKK’nın Suriye yapılanması PYD’den bir heyeti kabul etti.

Bu iki gelişmenin aynı saatlere denk gelmesi tesadüf olarak görülebilirdi ama Trump ile Macron’un bir gün önce telefonla görüştükleri, üstelik Suriye’yi ele aldıklarını duyurmaları gerçeği, tesadüf ihtimalini ortadan kaldırıyordu.

Diplomaside “eşzamanlı adımlar” her zaman anlamlıdır.

Bu adımları daha da anlamlandıracak iki detay daha paylaşayım:

Kuzey Irak’ta 1000 kadar Fransa askerinin bulunduğu bir üs var. Fransızlar, Menbiç’te ABD operasyonlarına da ünlü özel harekat birlikleriyle destek veriyor.

Daha net bir anlatımla, daha çok hava ve istihbarat operasyonlarıyla bildiğimiz IŞİD Karşıtı Koalisyon’un kara ayağında ABD’den sonra (Avrupa’dan) en çok Fransız ordusu dikkat çekiyor. Biz çok adını anmasak da bugüne dek görmezden gelsek de Fransız silahlı kuvvetleri zaten Irak’ta ve Suriye’deydi.

 

Yazının devamı...

O yumruğun hikâyesini anlattı: ‘Heyecandan gaza geldik diyelim’

31 Mart 2018

Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu’ndan söz ediyorum. Son dönemdeki söylemleri ve Burdur’da arabanın içinden çıkardığı yumruğu nedeniyle bu yorumlar yapıldı.

Kendisiyle dün telefonla konuşma fırsatı bulunca ilk o yumruğu sordum. Milli Görüş’ün ünlü işareti dururken niye yumruk kaldırmıştı?

Her zamanki naifliği ile hiçbir filtre kullanmadan şöyle anlattı:

“Burdur’daydık. Biliyorsunuz Burdur için şekerpancarı çok önemli bir geçim kaynağı. Dışarıda da çok büyük bir kalabalık vardı. Normalde bizim kendi işaretimizi yapardım ama dışarıdaki coşkuyu görünce heyecanlandım. Gaza geldik diyelim.”

Ben son zamanlardaki söylemlerinden örnekler vererek “Muhafazakârlık dışında söylemleriniz sol ile örtüşüyor” dedim. Şu karşılığı aldım:

“Biz başından beri fikirlerimizi değiştirmedik. Bunlar bizim temel görüşlerimiz. Adalet, insan hakkı olmadan olmaz. Şimdi bu görüşlerimizin dinlenir ve müzakere edilir hale gelmesi bizi memnun ediyor. Medyanın ilgisi de önemli, daha fazla insanın bizim fikirlerimizi duymasını sağlıyor.”

KILIÇDAROĞLU’NU, GÜL’Ü VE AKŞENER’İ ZİYARET EDECEK

Temel Karamollaoğlu’

Yazının devamı...

'Muhalefet ittifakı'nın aradığı sihirli formül

30 Mart 2018

O yüzden, gelin bugün üç kritik başlıkta Türkiye siyasetindeki son durumun fotoğrafını çekelim:


1- İTTİFAK(LAR)
İKTİDAR KANADI: AK Parti ile MHP, milletvekili genel seçimlerinde ittifak yapacak. BBP ise bazı üyelerini AK Parti listelerinden TBMM’ye üye sokmaya çalışacak. Saadet Partisi’nin katılması beklenmiyor ama merhum Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın ikna edilebileceği konuşuluyor. Yerel seçimlerde ise “gönüllü” bir ittifak arayışı var.

MUHALEFET KANADI: En çok ihtimal verilen ittifak İYİ Parti-Saadet Partisi ittifakı. CHP’nin dahil olmadığı bu ittifakın milliyetçi ve muhafazakâr duruşuyla AK Parti-MHP ittifakından oy alacağı düşünülüyor. CHP’nin bir ittifaka girip girmeyeceği net değil. Ancak, CHP olası bir İYİ Parti-Saadet Partisi ittifakına oy kaptırmak yerine bu iki parti ile birlikte ittifak yapmayı tercih edecek gibi görünüyor. Muhalefet ittifakının, yerel seçimlerde “iktidara karşı güçlü adayın desteklenmesi” formülüne başvurması da muhtemel. Muhalefet kanadında kesin olan şey, HDP’nin ittifaklar dışında kalacak olması.

Yazının devamı...

300 Estonyalı...

24 Mart 2018

Savaştan 8 yıl sonra esir değişimi yapılmaya başlanmıştır. Osmanlı ordusu 300 Estonyalıyı Rusya kontrolündeki bölgeye gönderir. Yırtık pırtık elbiseleriyle, kağnılarıyla kadınlar, çocuklar ve askerler Kars Kalesi’ne dayanır. St. Petersburg’dan gelen emir, Estonyalıların istedikleri kadar arazi alıp yerleşmeleri yönündedir.

Çarlık ordusu komutanları 300 Estonyalıyı Kars Kalesi’nin 5 kilometre güneyinde bir araziye bıraktılar. Onlar da 1921’den 1960’a kadar Karacaviran, 1960’tan bugüne dek de Karacaören diye bilinen köyü kurdular. Köyün planı, kurulduğunda balık kılçığı gibidir. Ortadan geçen bir yol, o yolun kenarlarında sağlı sollu 70 metrelik yollar ve her yolun ucunda Kars’ta “hayat” denilen “aile evleri”. Köyün adını Novo-Estonskoje (Yeni Estonya) koydular. Daha sonra Rusçanın baskın kullanılmasıyla Novestonka’ya dönüştü.

Bu bilgileri, Eston felsefeci Dr. Aarand Ros’un, 20. yüzyılın ikinci yarısında birkaç kez Kars’a gelerek yazdığı “Türkiye’deki Eston Köyü” başlıklı makalede okudum. Başka ilginç detaylar da vardı.

Mesela, 1912’de Rus ve Eston ustalar tarafından köye bir Luteran kilisesi yapılmış. Kilise binası uzun yıllar köyün en büyük binası olmuş. Ermeni ayaklanması ve çatışmalar nedeniyle ne yazık ki ömrü uzun olmamış. 1919-20 yılları arasında çatısı ve kubbesi tahrip olmuş. İçindeki dini figürler Tiflis’e taşınmış. Bina 1920’den sonra bir süreliğine Estonyalılar için ilkokul yapılmış. Cumhuriyet döneminde tiyatro olarak kullanılmasına pastör izin vermeyince de köy okuluna dönüştürülmüş.

1908’de tutulan bir kayda göre köyde 318 Estonyalı vardı. Ancak Dr. Ros, 1969’da bizzat yaptığı sayımda Volga Almanları ve Ruslarla birlikte 52 kişi olduğunu tespit etti. Onların da sadece 20’si Estonca konuşabiliyordu. Üşenmeyip köydeki 243 Eston mezarını tek tek sayıp kayıt altına alan Dr. Ros, 70’li yıllarda gittiğinde, 4, hatta 5. kuşak olmalarına rağmen hâlâ akıcı Estonca konuşan köylülerle karşılaştığına dikkat çekiyor.

VİDEOYU MUTLAKA İZLEYİN

Bütün bunları yazmama, Hürriyet’in Ek Yayınlar Sorumlusu Çınar Oskay’ın dev bir ekiple hazırladığı “Bir Doğu Ekspresi Filmi” neden oldu. www.hurriyet.com.tr’de ya da ‘Google’da arayarak bulun ve izleyin lütfen. Çınar, o Eston köyüne de gitmiş ve köyde kalan son Eston, Avgus Albuk ile söyleşi yapmış.

Avgus Albuk

Yazının devamı...

Vurun HSK’ya!

23 Mart 2018

Başlangıçta, herkes gibi ben de içinde “tavassut” ve “torpil” sözcükleri geçen cümleler kurdum. Hâkimler Savcılar Kurulu (HSK), Yargıtay ve Danıştay Başkanı’nın dahil olduğu bir “camia dayanışması” ile karşı karşıya olduğumuzu düşündüm.

Ancak, 25 yıllık gazetecilik deneyimim akla ilk gelen bu yorumu/düşünceyi ifade etmeden önce, detaylara vâkıf olmayı zorunlu hale getirdi. Bunun için şu iki soruya yanıt aradım:

- Bu uygulama, hiç kimseye yapılmayan, sadece Gonca Hatinoğlu için icat edilmiş bir uygulama mı?

- Gonca Hatinoğlu Danıştay Başkanı’nın kızı olmasaydı böyle bir tayin yaptırabilir miydi?

BAŞ MAZARET: ‘EŞ DURUMU’

“Bu soruların yanıtları HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz’da vardır” diyerek kendisini aradım. Konuyla ilgili açıklama yapmıştı ama tepkiler dinmemişti. Bu yüzden o da dertliydi.

Ben biraz önce kendi kendime sorduğum iki soruyu yönelttim, o da tane tane yanıt verdi:

- Kura sonucu, 1236 avukat, hâkim/savcı olarak atandı. Aynı gün mazeret tayini yapılanların sayısı 91 oldu. Yani

Yazının devamı...

Kaçmaya son anda karar verdiler: İşte üç kanıtı!

20 Mart 2018

Bütün bilgiler, terör örgütü PKK’nın (YPG) Afrin’de (Münbiç’ten gönderilenlerle birlikte) 10 binden fazla silahlı unsurunun olduğu yönündeydi. Kent çevresinde hendekler ve barikatlar oluşturulduğu insansız hava araçları tarafından tespit edilmişti.

TSK operasyonda kararlıydı. Deneyimli Jandarma ve Polis Özel Harekat birlikleri ve TSK’nın Özel Harekat birimleri meskun mahal çatışmalarına hazırdı.

Tek ve en büyük kaygı, olası çatışmalar sırasında sivillerin zarar görmesiydi. Bu nedenle kuşatma tamamlandığı halde Afrin’in güneyinde bir koridor açık tutulmuştu ve sivillerin buradan ayrılması bekleniyordu.

Kentteki Arap nüfus, özellikle de gençler Zeytin Dalı Harekatı’nı destekleyen bir tavır ortaya koyuyordu.

15 MART’TA SİVİLLERİN ARASINA KARIŞIP GİTTİLER

TSK’nın havadan attığı bildiriler de sivilleri güvenli yerlere yönlendirmeyi amaçlıyordu. Çağrılar sivil halkta karşılık buldu. Halep’e ve Azez’e gitmek üzere konvoylar oluştu. YPG’li teröristler başlangıçta sivillerin çıkışını engellemeye çalışsa da başarılı olamadı. TSK, İnsansız Hava Araçları ve Hava Kuvvetleri ile YPG’nin yollara kurduğu barikatları imha etti.

İstihbarat, 13 Mart 2018 Salı gününden itibaren ilginç gelişmeleri tespit etmeye başladı. Örgütün elebaşları Afrin’den çıkmıştı.

14 Mart 2018 günü örgüt militanlarının da kaçmaya başladığı gözlendi. TSK’nın vurması ihtimaline karşı teröristler sivillerin oluşturduğu konvoylara karışarak Tel Rifat ve Halep yönüne gitmeye başladılar. 15 Mart 2018 akşamı kaçışlar daha da yoğunlaştı.

Yazının devamı...

Özgürlük yargı mensuplarının lütfu mudur?

17 Mart 2018

Tanığın “Meşveret cemaatindendir” dediği bütün sanıklar tahliye edilmişti. Türk Ceza Kanunu (TCK) başta olmak üzere mevzuatımızda hiçbir karşılığı olmayan bu savunma bende kısa süreli şaşkınlık yaratmıştı. Ancak biraz düşününce savunmanın doğrudan mahkeme heyetinin duygularına ve cemaatler konusundaki bilgi birikimine hitap ettiği sonucuna vardım.

Belli ki başka hukuki mütalaaya gerek yoktu ve heyette “Meşveret cemaatinden olan FETÖ’cü olmaz” kanaati vardı.

*

9 Mart 2018 günü “Cumhuriyet davası”nın 6. duruşmasında mahkeme başkanı, Ahmet Şık’ı “Annesi ermişmiş, onu üzmeyelim” diyerek tahliye etmişti.

Gazeteci Soner Yalçın, 8 Mart 2018 günü Ahmet’in annesi Fatma teyzenin 1980’de kardeşi Ahmet’i kaybedişinin öyküsünü anlattığı yazıyı şöyle bitirmişti:

“Tasavvufta abdal... Bedel sözcüğünden gelir, ‘bedeller’ demektir. Evliyalara mahsus mertebedir. Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi... Bu kaçıncı ölmesi Fatma Şık’ın... Ahmet’i bırakın! Yeter bu zulüm, bu bedel...”

Büyük ihtimalle o yazıya gönderme yapan mahkeme başkanı, Murat Sabuncu ile ilgili tahliye kararını da “Boğaz’ı görmek istiyormuş, görsün” diye duyurdu.

Akın Atalay’

Yazının devamı...