"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Yaşar Sökmensüer

Su başında durmuşuz

13 Ekim 2017

Hayata, yaşamaya dair sadece anıları kalmıştır sanki. Öyle sanır.

Nostaljinin marazi abanmasıyla, çocukluktur, lise günleridir, üniversitedir...

O zamanların evi, okulu, sokağı, mahallesi eklenir hatıraların dekoruna. İnsanları, arkadaşları eklenir.

Hatta yarım asırlık çınar ağaçları, küçük bir bakkal, parklar, heykeller, iğde kokuları...

Hepsi hafıza/hatıra mekanlarıdır insanın.

* * *

Zaman geçer, hayat değişir... Negatif sürekliliğin içinde yok olan, yok edilen mekanlar, insanın hafıza/hatıra haritasını da değiştirir.

O zaman saklandığı, sığındığı hatıralar da acıtmaya başlar insanı.

Yazının devamı...

Bize kapak olsun

10 Ekim 2017

En bereketli dönemimdi. Bir tek soruna, yani rögara odaklanmak geliştirdi beni tabi, derinleştirdi.

Memleketimin tek “rögar yazarı” olmamın kazandırdığı şöhret de cabası.

Ama bu branşı seçerken, meşhuriyet peşinde değildim asla.

Rögarları yazıyordum. Zira bu memlekette kısa vadede çözülebilecek tek sorunun o olduğunu seziyordum.

Çözülseydi ve çorbada benim de tuzum olsaydı, harika olacaktı.

Torunuma rögar kapaklarını gösterecek, “Bak... Bu kapaklarda benim de emeğim, aklım-fikrim var” diyecektim.

Öldükten sonra da belki, merkezi bir yerdeki bir rögar kapağına benim ismimi vereceklerdi.

* * *

Yazının devamı...

Kraldan izin gelmiş

28 Eylül 2017

Amma velakin, önce bir komisyon kurulacak, ardından da kadınların otomobil kullanma yasağı, Haziran 2018’den itibaren kaldırılacakmış.

Bir yıl daha bekleriz madem. İlahi kralım...

Kralın bir izni daha gündemdeydi geçenlerde... Kadınların ilk kez stadyuma alınmasına da izin vermiş. Berduhadar olsun, başındaki “igal”i güve görmesin.

Böylece ilk kez statta kurtuluş törenlerini -ayrı bir yere oturarak da olsa- izleyebilmişler.

Neden. nasıl kurtulmanın töreniydi, incelemeye hevesim olmadı.

Aslolan bir şeye izin vermesi...

* * *

İzin meselesi,

Yazının devamı...

İktidarlar türkü sevmez

24 Eylül 2017

Bu kelimeler,12 Eylül darbesinden 2 ay sonra ağabeyi Muzaffer Erdost’la birlikte gözaltına alınıp, Mamak’ta dövülerek öldürülen İlhan Erdost’ın yaralı dudakları arasından çıkıyor.

İki kızından “büyük” olanı Türküler 2.5 yaşında, Alaz ise 6 aylık...

“Ben babamı en son uyurken gördüğümü hatırlıyorum” diyor Türküler.

“Alaz’sa babasının öldürülüşünü ilkokulda öğreniyor. Hayat Bilgisi dersinde...” (¹)

* * *

Hayat Bilgisi dersinde...

60’lı, 70’li, 80’li yılların darbelerle, idamlarla, infazlarla, işkencelerle, 90’ların faili meçhullerle geçtiği bir ülkenin, bir ömrün Hayat Bilgisi farklı oluyor tabi.

Babasını

Yazının devamı...

Türkülerin efendisi

22 Eylül 2017

Çocukluğumda okulda belletilen marşların yerini, gençliğimde farklı marşlar alsa da... Öyle.

Farklıydılar ama hepsi bir yerinden savaşa, bir şey için can almaya ve/veya bir şey için can vermeye değiyordu.

Her şey “marş”a, “slogan”a dönüşebiliyordu o koşullarda.

Türküler, şarkılar bile önce “sol”a ya da “sağ”a mal oluyor... Sonra hep bir ağızdan marş niyetine seslendiriliyordu.

* * *

1976 Mayıs’ıydı.

Hacettepe Üniversite Beytepe Kampusu’nun ilk öğrencileriydik.

Yeni taşınmadan kaynaklanan sorunlar vardı.

Yazının devamı...

Ben her gece aşık olurum

17 Eylül 2017

Ki “Aşk acısı”na, kahır mektuplarına hep başka bir şey(ler) eşlik eder. Tuzu biberidir, olmazsa olmaz.

Vefasızlıktır, kadir bilmezliktir, onca emeğe yazıktır... Eklenerek, katlanarak, gider. Tüy diker, manzaraya...

“Giden sevgilinin ‘yokluğu’ somut bir şahıs olarak, kalan sevgilinin karşısında oturur”. (¹)

Oturur da... Artık o konuşmaz, terk edilen sevgili onu -hayalinde kalan, ya da hayal ettiği kelimelerle- konuşturur.

* * *

Eğer aşkın raconu bu minvalde oluşursa, bu hüzzam ve yalnız ülkede ayrılmak da maalesef “ihanet”tir efendim.

Aşk kitabında “gitmek”, öyle ya da böyle vefasızlıktır zaten.

Bunca yılın cefasına, hatta

Yazının devamı...

Tanrıçaya cürmümeşhut

16 Eylül 2017

Belki bir çok şey öyle... Ama aşk varlığı hatta yokluğuyla bile öyle destanlara teşne ki, arada akan sular pek durulmuyor.

Misal, mitolojideki iki üç bin yıllık Yunan, Olympos efsaneleri.

* * *

Rivayet odur ki, tanrıların kralı Zeus ile Hera’nın oğlu Hephaistos, Olympos figürlerinin “mermerden yontulmuş” güzelliğinin tersine, çirkindir, topaldır. Tanrısal zanaatının etkisiyle kamburdur da hafiften.

Aslında Zeus ile Hera’nın “aşk mahsulü” çocuğu olduğu için muhtemelen güzel doğmuştur da... Mitolojiye göre ya babası ya da anası onu Olympos’tan aşağı attığı için öyle olmuştur.

Çirkindir ama bronz, demir ve değerli madenleri işlemeyi sadece o bildiği için, tanrılar katındaki yerini kısa sürede zirveye yükseltir.

 

Çirkinim ama bilezik bende

Yazının devamı...

Aşık olunacak erkeğin özellikleri

13 Eylül 2017

 Biri Tomris Uyar; hayatından Ülkü Tamer, Cemal Süreya ve Turgut Uyar geçen yazar.

Hani ona hep sevdalı olan Edip Cansever’in, “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu...” dizesindeki o ketum kadın.

Diğeri, ayrıldıklarında Ankara’ya da küsen şair Metin Altıok’un sevdası Füsun (Altıok) Akatlı:

“Bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden /Bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden”...

Ve yayıncı Nimet Tuna.

* * *

Kıkırtılı sohbetleri, “aşık olunabilecek erkeğin özellikleri”ne de geliyor.

Masaya uğrayan erkek şair-yazar takımının da görüşlerini alarak, başlıyorlar güle

Yazının devamı...