"Ferhan İstanbullu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ferhan İstanbullu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ferhan İstanbullu

Ferhan İstanbullu

50 genç sanatçı Mamut’ta buluşuyor

24 Nisan 2017

Mamut'u benim için heyecan verici kılan sadece kişisel sergi açmamış yeni isimlere yer veriyor oluşu değil, etkinliğe katılacak sanatçıların müthiş bir jüri tarafından seçilerek keşfediliyor oluşu. Bu yılın jürisindeki isimleri saydığımda konuya biraz olsun aşina olanları etkileyeceğime  eminim: Akkök Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve memleketin en iddialı eserlere sahip koleksiyonerlerinden olan Ali Raif Dinçkök, günümüzün en önemli kavramsal sanatçılarından ve Türkiye'nin yurt dışında da konusunda en tanınan isimlerinden olan Sarkis, sanat danışmanı Elif Bayoğlu, küratör ve yazar Övül Durmuşoğlu ile güncel sanat eleştirmeni Murat Alat gibi konusunda hayli iddialı isimler, 5.si gerçekleştirilecek Mamut Art Project için 50 sanatçı saptadı.

Mamut Art Project'te sistem, öncelikle katılmayı isteyen sanatçıların portfolyo sunumlarıyla başlıyor. Bu yıl yapılan tam 1000 başvuru içinden seçilen 50

sanatçının işlerini sanat meraklıları olarak 26-30 Nisan tarihleri arasında hep beraber izleyebileceğiz. Her sanatçıya sunulan 10'ar m2'lik alanlarda ziyaretçiler toplam 400'den fazla eseri görebilecek. 

Mamut'un kime daha fazla faydası olduğu sorusunun cevabını hala bulabilmiş değilim. Eserlerini hayli yetkin bir jüri grubuna hiçbir çıkar ilişkisi/alışveriş olmaksızın kabul ettirmeyi başaran bu yeni sanatçılar etkinlik dahilinde 1. Memleketin hem kıdemli hem de yeni başlayan koleksiyonerleriyle bir araya gelebiliyorlar Ayrıca belli başlı küratör ve galeri sahipleri de Mamut'a özel ilgi gösteriyor.  Önceki yıllarda azımsanmayacak sayıda Mamut sonrası en dört başı mamur/müze kurmaya aday koleksiyonlara girmeyi başaran sanatçılar oldu. 2. Bu inandırıcılığı, güvenilirliği yüksek etkinlikte yer alabilmelerinin tek koşulu, işlerinin jürice seçilmiş olması. Sanatçılarstand kira bedeli ödemeden etkinlikte yer alabiliyorlar. Bu denli saydam bit biçimde seçildikleri bilindiğinden hem sanat profesyonellerinin hem de koleksiyonerlerin özel ilgisine mazhar oluyorlar. Ayrıca Mamutseverler etkinliği kesinlikle bir kereden fazla ziyaret ediyor. 

İşe bir de küratörler, galericiler, koleksiyonerler açısından detaylı bakalım. Her birinin ortak maksadı yolun başındaki yeni (genç dememeye özen gösteriyorum çünkü bu yola belli bir yaştan sonra girip pek ala hızla yol alan isimler de var) yetenekleri keşfetmek ve Mamut, 'exclusive' jüri sistemi 
sayesinde sanat profesyonellerini de bir hayli emekten kurtarıyor. Her yıl Mamut Art Project sonrası kişisel sergisini açan, galericisi ile burada buluşup tanışmış nice sanatçının varlığından haberdarız. 3.İster müze ayarında koleksiyonu için ister hayatında ilk kez bir sanat eseri almaya niyetlenenler için olsun; herkese makul fiyatlı eserlerin sunuluyor oluşu, yıllar içinde  "Mamut koleksiyoneri" profilinin de oluşmasını sağladı. Elbette eserleri değerlendirmede ilk kriter pahaları değil ama bu nedenli uygun rakamlı eserin bir arada olduğu bir yerde; sergi gezme heyecanının arttığı da bir gerçek. 

Mamut'ta bu yıla özel ilkler

Yazının devamı...

Mozaiklerin renkli dünyası

21 Nisan 2017

Tıpkı giyinmek gibi, tek bir aksesuar bir mekanı yeniden yaratma isteği uyandırabiliyor insanda. Serra Akıncı’nın mozaik masalarını ilk gördüğümden bu yana zihnimde salonumu yeniden dekore edip durmam gibi…

 

Bizde el emeğinin, tasarımcı/zanaatkar imzasının kıymeti son zamanlarda daha iyi anlaşılır oldu, değil mi? Serra Akıncı’nın mozaik masa ve sehpalarını, mozaik tablolarını bana soran ne çok insan oluyor! Akıncı’nın çalışmalarına uzun zamandır vakıfım, ancak son dönemde sanatına/zanaatına daha fazla sahip çıkan bir tavır benimsediğini de düşünüyorum. Özellikle Arnavutköy’deki keyifli atölyesini ziyaret ettikten sonra..


 

El becerisi yüksek,o seçilmiş insanlardan biri kendisi. Küçükken renkli telefon tellerinden kolyeler, küpeler, Barbie bebeklere kartondan evler yaparmış. Sonra dergi sayfalarından keserek ders kitabı kapaklarına yaptığı kolajların ardından kendini Floransa’da grafik tasarım okurken bulmuş. Bu dönemde repertuvarına bir de cep harçlığı için yaptığı kemerler, kumaştan yılbaşı/paskalya torbaları eklenmiş. Bugün de “takı, poster, masa süsü, resim, yemek... Ne olursa olsun yapabileceğimi düşündüğüm her şeyi hazır almaktansa kendim yapmayı tercih ederim” diyor.

 

İstanbul’un sakin, mazbut günlerini yaşamış olanların hafızalarını tazeleyecek bir manzarayı hatırlatayım. Dışı mozaik kaplı apartmanlar bir dönem ne modaydı! Sokakta oynayabilme ‘ayrıcalığını’ elde etmiş o dönemin çocukları, inşaatlardan arta kalan bu renkli taşları bulmayı marifet sayardı. Akıncı’nın görsel hafızasında da benzer bir imaj var:  “Çocukluğumun geçtiği Ulus’daki apartmanımızın ve komşu binaların cephelerinin harika geometrik desenli mozaik kaplı olmalarının da gözümü şartladığı düşünüyorum” yorumunu yapıyor.

Yazının devamı...

Gardrop dedektifi

19 Nisan 2017

Bu aralar merak ettikleri konulardan biri de kişiye özel alışveriş yapan ‘personal shopper’ların nasıl çalıştığı... Konuyla ilgili perakendecilik ve moda konusunda deneyimine çok güvendiğim bir ismin; Melike Odman’ın yorumlarını aldım.

 

Kendisinin adı; İstanbul’un en başarılı ‘personal shopper’ları arasında ilk sıralarda... Uzun yıllar moda/perakende dünyasında hem profesyonel hem de çok sevilen ‘Mergim’ butiğin sahibi olarak çalışmış, deneyimli bir isim. Şu an bir de ‘Mergim’ adıyla ürettiği kadın giyim koleksiyonu var ve bu son serüveninde Odman’a kızı Lal Ersu da tasarımlarıyla destek veriyor.


 

Öncelikle Melike Odman’dan verdiği servisin kapsamını tarif etmesini istiyorum. Her şeyden önce bu servisin hem stil danışmanlığını hem de gardrop detoksunu kapsadığını anlatıyor. Gardrop oluştururken çıkış noktası, müşterinin yaşam şekli ve tarzı... ‘Müşteriyi ikna etmek gereken ilk konu ne’ diye sorduğumda herşeyden önce kişinin şahsi proporsiyon meselesini  tüm keskinliğiyle idrak etmesi geliyor gündeme. Gardopta ‘belki bir gün...’ diye toz tutan, gerçek dışı parçaları elemek de öyle... Fazlalıklar ve hatalar göz önünden çekildikten sonra sıra eksiklere geliyor. Kadınlar sevdikleri, rahat ettikleri parçalardan lüzümundan fazla edinip var olanları daha iyi tamamlayabilecek parçaları almayı göz ardı edebiliyor. Oysa eklenecek bir tek parçanın dahi gardroplara bahar esintisi getirmesi, daha koordineli giyime olanak sağlaması mümkün. Odman ‘Sezona göre kişinin mutlaka dolabında bulunması gereken parçaları belirleyip alışverişe çıkıyoruz. Müşterinin bu servise ayırmak istediği bütçeye göre yurtdışından da alışveriş etmek mümkün; buradan da.’ Alınacaklar listesini hazırlamalarının ardından sıra kombinasyonları belirlemeye geliyor. Her kombinasyonun resminin çekilip bir kenara konulması, giyim-kuşamda karar aşamasını ne denli hızlandıran, akıllı bir çözüm... Özellikle evden çıkması hızlı, hazırlanması bir asır sürmeyen kadınlar için.


Yazının devamı...

Sofistike şıklığın  sahibi

16 Nisan 2017

Modanın giderek bir ‘show business’a dönüştüğü son yıllarda kendi adıma gözümü, estetik beğenilerimi geliştirmek için giderek daha fazla tasarım, iç mimari, antika dünyasına güvenir oldum. Bu dünyalardaki desenin, rengin, dokunun birbiriyle akrabalıklarını keşfetmekte son rehberim, Armani/Casa koleksiyonuydu.

Yolumu Milano’ya düşürmemdeki ana neden, İstanbul’da daha önce başlayan mağazacılık deneyimini Mim Kemal Öke’de açtığı yeni mağazasında devam ettiren Armani/Casa’yı keşfetmekti. Mağazadan önce bizde dekorasyon konusundaki yaklaşıma dair bir iki cümle kurmak isterim: Önce arabasını sonra

gardrobunu en fiyakalısından seçmeye önem veren, hali vakti yerinde Türkler için sıra yaşadıkları mekanı güzelleştirmeye gelince öncelikler değişir. Zira esas masrafı, çabayı ‘başkaları’nın göreceği unsurlara harcamak adettendir. Bu kültürün oturtulmasında iç mimarlarımıza, dekorasyon markalarına önemli rol düştüğünden Armani/Casa’nın da İstanbul’u yeniden keşfini önemsediğimi söylemeliyim.

Milano’daki mekanı büyütmek üzere yola çıkan Armani/Casa ekibi, şehrin havalı bir köşesinde dört kata yayılmış bir dünya yaratmışlar. Açılış günü daha ilk adımda Armani moda koleksiyonlarında olduğu gibi Armani/Casa dekorasyon markasının da tek kreatif direktörü olan efsane Mr Giorgio Armani ile karşılaşıyoruz. Yakın çalışanları, 80’li yaşlarını süren ‘maestro’nun açılıştan bir gün önce sabah 8’den 1’e dek mağazayı denetlediğini anlatıyor. 80’li yıllarda İtalyan moda çizgisini/kalite anlayışını dünyaya tanıtan en önemli marka oldu, Armani... Şimdi de Armani/Casa ile malzeme kalitesi ve ‘finishing’ yani son detaylardaki kusursuzluk noktalarında birleşen İtalyan tasarım anlayışını dekorasyon dünyasına taşıyor.

Armani/Casa dedikçe malzeme ve son detaylar konusuna sık gönderme yapmaktan başka çare yok, zira bu dekorasyon koleksiyonunun farkını ortaya koyan formlardan ziyade, malzemeler... Milano’da tüm moda markalarının da yer aldığı caddedeki bu yeni mağaza nihayet tüm koleksiyonu tek çatı altına toparlamayı mümkün kılmış. Koleksiyonda mobilya, lamba, döşeme malzemeleri ve aksesesuarlar demirbaşlar... Ayrıca sadece kendi lisanslı ürünlerini değil, örneğin Dada mutfak gibi kendi konusunda dev kurumlarla işbirliklerini de görüyoruz. Yine Roca markası ile ortaklaşa ürettikleri Armani Roca banyolar da bu çizginin uzantısı. Son zamanlarda en şık bulduğum detaylardan olan kumaş kaplı duvarlar için ortakları ise Rubelli...  Armani/Casa yetkilileri aslında kendilerini ifade ederken dramatik, teatral sunumları sevdiklerinden bahsediyor; Nişantaşı mağazasında da aynı loş şıklığı gördüğümü hatırlıyorum. Lakin bu yeni mağaza bol camla bezeli katları sayesinde davetkar bir gün ışığını devreye sokmuş. Ekip ışığın koleksiyona kattığı bu yeni yönü belli ki sevmiş, bu klasik yapının ışığının kendilerine ilham verdiğini anlatıyorlar. Mr Armani yeni mağaza için ‘Milano’nun kendi tarzını yansıtan ama anıtsal olmayan bu yapısı benim için yeni bir stüdyo; esnek, değişken ve sürekli gelişen bir mekan,’ diyor. Mekanı özellikle farklı kılan, heykelsi merdivenleri. Merdivenin alt kısımlarının sedefvari bir malzemeyle kaplanmış olması açılış günü misafirlerin dikkatinden kaçmıyor. Yine mekanın genelinde kullanılan cilasız meşe kaplama, ışığı yansıtmada hayli etkili.

Armani/Casa’nın bej, çokça platin ve yer yer gold’un el ele tutuştuğu sofistike şıklığına bu yıl neler eklenmiş? Öncelikle özgün tonlarıyla yeşilin yeniden keşfinden bahsetmeli. (Üstelik sadece bu koleksiyonda değil, dekorasyon dünyasının amiral gemisi tüm markalarının koleksiyonlarında gözüme çarpıyor yeşil renk.) Nötr tonlarıyla ünlü Armani/Casa koleksiyonu için yeşil, bir tür ‘highlight/renklendirme’ misyonu üstlenmiş. ‘Limited edition’ ürünler de mağazanın sürprizlerinden. Mekana bir platin şıklığı hakim; bu yumuşak, stil sahibi dokunun kırmızı ve yeşil aksesuarlarla birleşmesi zarif ve gözü yormayan, akışkan bir lüksü ortaya çıkarmış.

Yazının devamı...

Türk kadınının vintage takıları keşfi

14 Nisan 2017

Levent’te uzun zamanlar geçirmeyi isteyeceğiniz şıklıkta bir showroom, Seasons&Stories’in karargahı. Burada belli markaların kıyafet/çanta koleksiyonlarından özel parçalar ve özellikle belli dönemleri yansıtan aksesuar koleksiyonları satışa sunuluyor. Bu girişin merak uyandırdığı okurlar için bahsedilen markaların Chanel, Yves Saint Laurent, Schiaperelli, Lanvin gibi devler olduğunu belirtelim ki iştahları daha da yükselsin!

İşin başında bir süredir moda/tasarım dünyasındaki kariyerini vintage moda ürünleri üzerine odaklamış bir isim, Ahmet Gencehan Güneş bulunuyor. Güneş’in macerası yine memleketin vintage kavramıyla buluşmasında emeği olan bir diğer markası olan Au vintage’da başlamış. Ahu Yağtu’nun sahibi olduğu bu kurumda marka yöneticisi olarak çalışırken sadece bir iş değil, kendine ait sesi de keşfettiğini anlatıyor Ahmet Gencehan Güneş… Bu ilgi onu bugün aynı zamanda online satış platformu da olan Seasons&Stories’i kurmaya yöneltmiş.

“Her tip vintage ürün sizin portföyünüzde yerini buluyor mu” diye soruyorum. Zira showroom’u gezerken de algılandığı üzerine, daha özel vintage parçalar Güneş’in markajında… Bu parçaları bulmak için kilometreler katetmekten, biteviye araştırma yapmaktan yüksünmeyen Güneş için özellikle vintage takı konusu tutku olmaktan çıkmış ve giderek genişleyen kitlelere hitap edeceği bir işe dönüşmekte…

Eski ile bir dargın bir barışık ilişkisi olan insanlarız. Kültürümüzde her şeyin yenisini beğenmeye dair bir eğilim söz konusu; o yüzden eski ve kişilikli apartmanların da yerine yenilerini dikiyor, durmuş oturmuş mekanları korumak yerine biteviye bir dekorasyon merakıyla didiklemeye devam ediyoruz. Bu algıyla yürüyen topraklarda taş değil, marka ve dönem değeri olan takıları satmaya girişmek iddalı değil mi? Güneş, bilakis, belli referansları dile getirerek vintage takı konusunun önünün açıklığını vurguluyor. Baş dayanağı, ilhamını geriye dönüp arayan büyük moda evlerinin tavrı. “Şu sıralar popülerliğinin zirvesinde olan Gucci’ye bakın, orijinal köklerinden yola çıkarak kendini yeniden yarattı. Balenciaga’nın çığır açan yeni tasarım dilinde detaylı bir arşiv çalışmasının izleri var. Vintage tasarımlar moda dünyasının ebedi ilhamı, elbette sokak modası da bundan nasibini alıyor. Tarzıyla sosyal medya fenomenine dönüşmüş çoğu ismin başlıca stil sırlarından biri, kullandıkları vintage aksesuarlar, kıyafetler…” diyerek devam ediyor.

Mücevher kültürü Kapalıçarşı sayesinde hayli gelişmiş Türk kadınının modayı takip etmeyi sevdiğini de bu köşede daha önce de dillendirdim. Ahmet Gencehan Güneş de aynı fikirde: “Türkiye, modayı yaratan ülkeler arasında yer almıyor olsa da sosyal medyayı çok seven Türk kadını, son dönem trendlerini daha hızlı yakalayabiliyor. Seneler önce bir başkasının kullandığı aksesuarı satın almak oldukça garip gelirken, şimdilerde moda değeri artan geçmiş koleksiyonlardan parçaları toplamak, kullanmak ya da koleksiyonunu yapmak modaseverler arasında heyecan yaratan bir durum haline geldi.” 

Yazının devamı...

Her şeye rağmen yaz hazırlıkları…

11 Nisan 2017

Türk tasarım dünyası içinde yer alan nice yeni marka var; hepsinin başarılı olması elbet gönlümüzden geçen... Ama aralarında dersini iyi çalışmış, marka konumlamasını yolun başında yapıp buna riayet eden, tasarım çizgisi ve malzeme kalitesinden ödün vermeyen markaların arayı açtığı da bir gerçek. Konu mayo ve sahil giyimine geldiğinde piyasaya çıkar çıkmaz şöhret kazanmış iki markadan söz edeceğim size. Alman usulü tatil planlarını erkenden yapan o ayrıcalıklı kesim, şimdiden modellere alıcı gözüyle bakmaya başlasın.

Buse Uğur ve Ezgi Bozkurt’un ortak projesi olan bu mayo markası İstanbul’un ‘boho chic’ genç kadınları arasında çok tutuluyor. Buse Uğur bale kökenli, dans ettiği dönemlerde de kendi bale mayolarını tasarlarmış. Plaj için istediği gibi yalın çizgili tasarımlar bulamaması, 5th Position’ı kurmada itici gücü olmuş. Kendine özel yaptığı mayoların çevreden gördüğü ilgi, 5th Position’ın kurulmasını hızlandıran nedenlerdenmiş.

Ortağı Ezgi Bozkurt ise endüstri tasarımcısı ve modelliği de birlikte yürüten bir isim. ‘Tek parça mayo giymek bir süredir moda. Türk kadınının reaksiyonu nasıl oldu sizce’ diye sorduğumda giderek artan bir ilgiden bahsediyor Bozkurt… “Olumlu yönde ciddi bir değişim var”, diyor: “Güneşlenirken bikiniyi tercih eden, tek parça mayonun sadece ince uzun silüetlere yakıştığını düşünen, mayoların kuruma hızıyla sorunu olanların sayısının azaldığını görüyoruz.” Tek parça modeller sanılanın aksine pek çok kadın için daha garantili bir seçim, aslında. Bozkurt, bedeni bölmediği için tek parçaların ince bir silüet yarattığının altını çiziyor. Bir de 5th position tasarımlarında çift kat kumaş tercih etmelerinin vücutta korse etkisi yaratmada da katkısı oluyormuş.

Şahsen üst niyetine giyilen tek parça mayoları oldum olası şık bulurum. Yaz boyu etekle, sortla gayet güzel bir araya gelen bu parçanın şık partilerde yüksek bel pantolonlar, hatta takım elbiselerle bir arada giyilmesi fikrini Ezgi Bozkurt’tan dinlerken hemen ikna oluyorum! “Tek renk mayo seçecek olsanız…” cümlemi Buse Uğur anında tamamlıyor: “Öncelikle denemeye açık olmak lazım. Başta bana bu kesim/bu renk yakışmaz deyip deneyince fikrini değiştiren çok müşterimiz var. Favori rengin ne diye sorarsanız, cevabı belli: Kesinlikle beyaz…” diyor.

Tasarımcı Ceylin Türkkan hal ve gidişinden son derece memnun oldukları markaları Sand&Blue’dan bahsedildiğinde sözü hemen yola birlikte çıktığı ortağı Dilek Arslanoba’ya getiriyor. Arslanoba ile daha üniversitede ikinci sınıfta okurken ortak olmalarını kendisi için dönüm noktası olarak nitelendiren Türkkan, “Hayatta hayal etmek kadar etrafınızı kimin çevrelediği de bir o kadar önemli. Size ayna tutacak, hayallerinizin peşinden gitmeye teşvik edecek ve yardımcı olacak insanlara ihtiyacınız var”, diyor.

Tasarımcı için bu denli az malzeme ile kendini ifade edecek bir ürün ortaya çıkarmadaki ‘meydan okuma’ faslını seviyor Türkkan. Kadın vücudunu kabullenen, ortaya çıkaran, az kumaş ve aksesuar kullanarak türlü tasarım yapabildiğiniz bir giyim unsuru olduğu için mayo/bikini tasarlamaktan aldığı keyfi aktarıyor.

Yazının devamı...

Stile yeni bir soluk

8 Nisan 2017

‘Moda artık bitti, koleksiyonlar kendini tekrar ediyor’ yorumlarına 2 yıl evveline kadar itirazım yoktu. Ama son zamanlarda kalıba getirdiği yenilikle olmuş-oturmuş bir dev marka olan Balenciaga’ya yeni soluk getiren Demna Gvasalia’nın aynı zamanda kendi markası Vetements için de yaptıklarını görünce heyecanlandığımı ve tasarımlarına bir moda takipçisi olarak sahip olmayı istediğimi de belirtmeliyim. Zira ‘yeni’, çoğu yaratıcı konuda olduğu gibi moda için de bir anahtar kelime. Modanın bizi eğlendiren, keşfetmeyi isteten yönünün belki de en kestirme ifadesi, öyle değil mi?

Geçen kıştan gardrobuma eklemeyi hemen ve derhal istediğim son unsur ise korseler oldu. (Her davetin kurtarıcısı iç çamaşırı korseler değil, bahsettiğim.) Bir kalın kemer gibi kıyafetinize adapte ettiğiniz bu aksesuarı geçen kış Prada defilesinde keşfedeli beri seviyorum. Giyinirken, özellikle de farklı bir tarzı denerken gizli testim klasik zevklere sahip erkeklerin reaksiyonuna bakmak... ‘Karşı’ tepki aldığımda içten içe doğru yolda olduğumu bilirim. Benim gibi stiline sadık kalırken yeni oyuncaklar keşfetmeyi seven, modanın aslında eğlenmek olduğunu düşünen herkese de bu metod tavsiyemdir. (Çoğu erkeğe kalsa hepimiz mütemadiyen ince askılı elbiseler, uzun saçlar ve topuklu ayakkabılarla dolaşan prototipler olurduk…) Genç bir tasarımcımızı keşfetmem de yaptığı korseler üzerinden oldu. Seçimlerini çok beğendiğim luxuryshoppers.com ekibinin sitesinde adını fark ettiğim Aybike Karayel, eski usul moda tasarımı eğitimi almayı da üstüne styling derslerini eklemeyi de atlamamış. Belli ki öncelikle dersini iyi çalışmış bir isim. Sektörde farklı kurumlarda deneyim kazanmasının ardından tasarımlarını adıyla aynı markayla satmaya başlamış. Bu aşamaya hızlı gelmesinde aslında yaşadığı tatsız bir deneyimin de payı var. Çizimlerinin kopyalandığını gördükçe tüm kontrolün kendine ait olacağı, imzasını baştan atabileceği bir format düşünmüş ve popüler instagram yetişmiş imdadına… ‘Satışı da instagram üzerinden yapıyorum,’ diyor Aybike Karayel: ‘Tasarımlarımın hepsi bana ait, hepsini kendim dikip tasarlıyorum. Aybike Karayel olarak kurduğum markamda sizin seçiminiz olan korselerin yanında el yapımı kadın figürlü küpeler de Jane Birkin çantalar da saten pijamalar, ayakkabılar da var.’ Markanın Türkiye dışında Portekiz, İngiltere, Suudi Arabistan'a da satışı mevcutmuş. (Meraklıları ürünleri tasarımcının aynı adlı instagram hesabından takip edebilir.)

Bu genel hal ve gidişin ardından benim markayla tanışmama vesile olan korselere geldi sıra… Karayel korselerinin hiç de benim sandığım gibi avangard

algılanmadığını anlatıyor. Hızla satılan-beğenilen bir parçası olmuş koleksiyonun. ‘Bu beğeniyi neye yoruyorsunuz’ sorumun karşılığı, yine sosyal medyanın gücü oluyor: ‘İnsanların instagram, pinterest, tumblr üzerinden hızla keşfettiği bir aksesuar oldu. Bir de henüz mağazalarda yokken sunduğum bir ürün olması da dikkati üzerine çekti’ diyor. Ben koton korseleri uzun gömlekler üzerinde seviyorum, ama Aybike Karayel koleksiyonunda ayrıca saten ve deri versiyonları da var. Artık neredeyse her moda aksesuarında olduğu gibi (gündüz gözüyle takılan avize küpeleri düşünün) günün her saati kıyafete eklenebilen parçalar, korseler… Esas soruyu sona saklıyorum. Korse fikrine sıcak olsa da nasıl kullanacağını bilemeyenler için kestirme tarifler neler olabilir? ‘Gündüz kullanımında düz bir elbise, tişört, kapuşonlu üst, kazak ya da söylediğiniz gibi gömlek üzerine kullanılabilir,’ diyor. ‘Gece içinse 90'ların geri gelen modası ince askılı kombinezon elbiselere, saten üstlere hareket katacak bir parça bu. Ayrıca korselerin 2017-2018 yaz ve kış koleksiyonlarında da karşımıza çıktığını eklemeliyim. Yani modayı yakın takibi sevenlerin görmeye kullanmaya alışması gereken bir parça olduğunu söyleyebilirim’ diyor.

Yazının devamı...

Keşfetmeyi sevenlere

4 Nisan 2017

Şimdi Sofa, yine bir başka İstanbul efsanesi semt üzerinden yoluna devam ediyor. Galata'nın en sevilen sokaklarından birinde; Serdar-ı Ekrem'de açılan Sofa Galata'da o alıştığımız zevk sahibi seçimlerin devamıyla karşılaşıyoruz. Gözümüz ilk girişte bizden ve yakın coğrafyalardan yabancı ressamların özgün resimlerine takılıyor.  

Yine Sofa denince akla gelen ve etnik takılara ilginin yükseldiği bu bahar mevsimi için yeniden keşfi hak eden antika mühür yüzüklerin en güzellerinden bir seçki, şahsen beni burada en heyecanlandıran seçeneklerden. Memleketin güzide seramik sanatçılarının, heykeltraşlarının elinden çıkma objeler sanatsal değerlerinin yanında farklı kullanımlara imkan vermeleri yüzünden de aklımı çeliyor. 

Sofa Antiques'in kendi gibi marka olmuş sahiplerinden Kaşif Gündoğdu (Sofa onun ve eşi Dilek hanımın ortak projesi) Galata şubesinin belki daha küçük ama Nur-u Osmaniye ile aynı ruhu taşıyan bir mağaza/galeri olduğunun altını çiziyor. Yeni Galata müşteri profilinin ilgisi koleksiyonun başka parçalarına mı yöneldi diye soruyorum. Yaptığım bu ikinci Nur-u Osmaniye/ Galata mukayesinin de kazananı yok. Tıpkı iki dükkanın ortak karakteri paylaşmaları gibi, müşteri profilleri de aynı bakış açısı etrafında birleşmiş: "Bu galeride müşterilerin en çok ilgi gosterdiği... diye bir kavram yok ve olamıyor çünkü koleksiyon epey çeşitli, ender ve eski parçalardan oluşuyor" diyor Kaşif bey.

Yazının daha girişinde anmadan geçemediğim mühür yüzükler ve özgün resim koleksiyonuna geliyor konu. Mühür yüzükler belli bir zamandan beri imal ettikleri, eski çağlara da gönderme yapan bir koleksiyonmuş. "Mühür ve fragman çeşitli olduğu sürece montürleri de onlara uyumlu tasarlıyoruz. Tasarımlarımızda farkı yaratan, önemli bir detay bu... Resim koleksiyonumuz ise eski-yeni/ tanınmış-tanınmamış imzalar seçkisidir."

Galata'nın keyifli köşelerinden birinde yer alan dükkanla Sofa için yeni bir semtin keşif süreci de başlamış. Kaşif beyden yıllardır ikamet ettikleri Nur-u Osmaniye ile keyifli Serdar-ı Ekrem'i mukayese etmesini istiyorum. Öncelikle Galata'daki mahalle kavramının varlığından bahsediyor. Nur-u Osmaniye'nin daha kitle turizmine yönelik bir bölge olduğunu hatırlatıyor. Ve her iki nokta da yerli/yabancı turistlerin ortak durağı olsa da Galata'nın kendi 'sakinleri'yle yaşayan, semt kimliğine sahip olmasının bir değeri olduğunu vurguluyor.

Yazının devamı...
Ferhan İSTANBULLU Kimdir?

Ferhan İSTANBULLU