"Ata Nirun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ata Nirun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Ata Nirun

Ata Nirun'la söyleşiler

2 Mart 2012

4 Mart 2012 : Feleceğe Dönüş "Jules Verne Sineması"

11 Mart 2012 : Bilinmeyen Anadolu

18 Mart 2012: İstanbul Gizemleri

25 Mart 2012: Tanrî'nın Resim Galerisi

  

 

 

Yazının devamı...

Yaşam Anahtarları

3 Şubat 2012

Astroloji ile, dünyasal olaylardan korkmamayı öğrenebilir, ruhlarımızın önemini anlarız. Bilgi bizi asla terk etmez, öğrenmeye, kabul etmeye ve öğrendiklerimizi ebediyen saklamaya ihtiyacımız vardır, yaşamınızı astroloji aracılığı ile öğrenmeniz mümkündür ve bu bilgi bizimle gerçek arasındaki ince tülü kaldırır. Horoskop bizim yaşam haritamızdır, bize nasıl alacağımızı, nerede neyi isteyeceğimizi ve bu yaşamda nasıl davranacağımızı öğretir. Eğer horoskopa dikkat edersek, yolumuz üzerindeki yol işaretlerini görebilir ve zaman içinde güvenle yolumuza devam edebiliriz. Dolambaçlı yollara sapmaz, ruhsal öğrenimi tamamlayarak evrensel bilgiye ulaşabiliriz. Ama bütün bunlar astro-metafizik olarak düşünülmelidir. Bunun ötesinde uzun zamandan beri üzerinde calışılan 3D Astroloji kavramı bize yepyeni ufuklar getirecektir…   

 Yaşamın anahtarları vardır ve bunlar sayılarla ifade edilirler. Bu karmaşık konuyu astrolojik sembollerle belirlemek ya da anlatmaya çalışmak için sadece astrolog olmak yeterli değildir. Daha birçok konuda destek ve bilgi gerekmektedir. Bu nedenle konuyu olabildiğince özetlemeye çalışacağım. Yaşam Çarkı veya astrolojik yaşam haritası bize yaşamın aşamalarını gösterirken yanısıra da hangi zamanlarda nerelerde nasıl sorunların olabileceğini temel yasalara göre anlatır. Aslında sanıldığı gibi 12 sayısının katları temel değer değildir, konu çok daha ayrıntılıdır ve bunun için bireye yönelik çok sayıda bilgi gerekir. Yaşamsal Anahtarlar dediğimiz bu kavramı, ayrıntılara girmeden doğumdan başlayarak 84 yaşa kadar kısaca şöyle tanımlayabiliriz… 

 0-12 yaş arası : OLUŞUM - Uyanış, korunma, keşif dönemi…

12-18 yaş arası : ÖĞRENME - Ergenlik, romantizm, kimlik arayışı, ideallerin oluşumu dönemi…

18-24 yaş arası : AYRILIŞ - Evden ayrılış, bireysel ruhsal ve fiziksel yolculukların başlangıcı, özgürlük oluşumu dönemi…

24-30 yaş arası : DENEYİM - Profesyonelliğin oluşumu, ilişkiler, aşk, maksimum fizik performans ve yaşama veya ölme kararının verildiği dönem…

30-36 yaş arası : YERLEŞME - Yaşam enerjisinin en üst noktası, krizlere karşı direnme sistemlerinin en üst düzeyi, hakları savunma ve iddialaşma dönemi…

36-42 yaş arası : İLİŞKİLER - Yaşamın dönüm zamanı, yaşam stilini değiştirme zamanı, eş krizleri, karakter oluşumunun bitişi…

42-48 yaş arası : DÖNÜŞÜM - Yuva kurma, evlilik ve aile konularında yenilenme veya değişim, düş kırıklıkları, değişimlere uyum sağlama veya sağlayamama dönemi…

48-60 yaş arası : FELSEFE VE EGO - Felsefik düşünceler, krizleri anlama, ruhsal değerleri algılama süreci, yaşamsal beklentilerin en üst düzeyi ve sonu, yanlızlık, boyun eğme veya kabullenme, genç kuşaklardan uzaklaşma dönemi…

60-72 yaş arası : YANLIZLIK - Anıların derlenmesi ve hasat zamanı, geri çekilme ve dinlenme, yaşlılığın kesinleşmesi, sağlık krizleri, fizik gücün bitişi, yeni yaşam stillerini arayış dönemi…

72-78 yaş arası : YENİDEN DOĞUŞ - Çocuklaşma, bireyin kendi ailesi ile inatlaşması, yeni biriktirme alışkanlıkları veya birikimleri dağıtma dönemi…

78-84 yaş arası : ANILAR VE RÜYALAR - Çocukluk anılarının uyanışı, mülkiyet duygusunun değişimi, ayrılık krizleri ve yaşama gücünün bitiş dönemi…

 Bu aşamalar astrolojik platformda özel bir teknik kullanılarak, horoskop denilen doğum haritasında tanımlanırlar, Astro Ev denilen horoskobun 12 bölümü bu aşamalara göre kullanıldığı için bize yaşamın hangi sürecinde nelerle karşılaşabileceğimizin olasılıklarını gösterirler. Kısacası yaşamsal krizler bu şekilde görülürler, elbette ki Satürn ve Jüpiter gibi iki önemli astro simge bu çalışmada önemlidirler, onların altındakiler kısa süreli, ötesindekiler ise çok uzun süreli etkiler verirler ama Mars da unutulmamalıdır çünkü yaklaşık iki yıllık bir dolanıma sahiptir. Jüpiter, 11.9 yılda, Satürn 29.5 yılda Güneş’in çevresinde dolanırlar yani zodyak dediğimiz burçlar kuşağından geçerler. Bu da bize bu astro etkenler veya olasılıklarla karşılaşma periyodlarımızı gösterir. Yaşamsal dönemlerde geçerli kabul ettiğimiz yukarıdaki özet bilgilerle yola çıkarak, başlangıç, bitiş, dönüşüm, değişim, uyumlanma ve farkındalık olasılıklarını bulabiliriz. Örneğin 27-28 yaş ölümlerinin nedeni (müzisyenler sorusu) bu insanların örnek deneyimlerin farkındalığında olmamaları, ilişkilerinde aşk ve gerçeklik arasında boğulmaları  duygu ile mantık paradoksları olarak gerçekleşirken, fizik performanslarını bilinçsizce harcamaları ve dolayısı ile de yaşama veya ölme kararını erken yaşta vermeleridir. Aslında ölümü seçerken tümüyle bilinçsizdirler ve doğal yetileri ölümcül olmaktadır. Mozart örneğinde olduğu gibi…

 Örneğin Satürn büyük kısıtlama ve sınırlamalarla karşılaştığımız alanları gösterir. Bu alanlar eylemleri ve tepkileri, değer yargılarını, madde ile ilgili konuları, bilgiyi, iletişimi, aşk ve bu gibi konuları kapsar. Satürn yaşamdan alacağınız dersleri, ve gerçek olanla, bireysel gerçek arasında olabilecek çelişkiyi gösterir. Satürn olumsuz etki yaptığı zaman insan sıkıntılı dönemler yaşar. Yaptığı hersey normalden daha zor olur. Bir sürü olumsuzluk olasıdır fakat yanısıra iyi dönemlerde görülmeyecek derecede güzellikler de olur. Satürn'ün sert açıları altında insanlar gelecek için sağlam başlangıçlar yapabilirler fakat içinde yaşanırken göze gözüken sadece zorluklardır. Sert Satürn açılarını yorumlarken bir cok olumsuz sey yazılır ve kolay etkilenen kimseler bunları okuyunca moralleri bozulur. Bilinmelidir ki, Satürn'ün verdiği olumsuzluklar insanın başına gelse bile bu o kadar uzun bir süre içine yayılır ki, insan eğer astroloji fanatiği değilse farkında bile olmaz. Zaten arada nefes alma imkanı ve güzel şeyler olmadan bütün olumsuzluklar pespeşe birisinin başına gelse o insan yaşayamaz. Astroloji'de bu nedenle genel yorum yapılır. Kişilerin tek tek yorumu farklı sonuçlar getirirler. Bu yüzden de olması olası olan en genel ve en iyi veya kötü şeyler yazılır. Kişiler bunlarla kendi yapı ve durumlarına göre karşılaşırlar. Eğer bir horoskopta Satürn etkinse, birey deneyimlerini iyi düşünmeli, kullanmalı, ağır çalışma koşullarına dayanıklı olmalı, dikkatli ve ciddi davranışlar sergilemeli ve konsantrasyonu daima iyi olmalıdır. Geri kaçmak, yanlızlık duygusu, güvensizlik, uyumsuzluk, deneyim edinmekte zorlanmak ve konsantrasyon eksikliği negatif sonuçlar getirecektir. Amu bunlar genellemedir, her bireyde veya horoskopta farklı sonuçlar getirirler…

 Genişleme, öğrenim, zenginlik, zeka, uyum, yasalar, inanç, felsefe, şans, sağlık, şiddet ve güç simgesi olan Jüpiter ise kriz dönemlerinde sosyal olamamak, moralin ani iniş ve çıkışı.

hukuki anlaşmazl›klar, maddecillik, aşırı. tutuculuk, anti geleneksellik gibi eksi etkiler getirir. Bunlardan anladığımız bu faktörlerle yaşamsal süreçler arasındaki ilişkilerin ve yorumların bizlere rehber olabileceğidir. Aslında amaç kaderi değiştirmek tartışmasına girmeden veya alın yazısı gibi koşullanmalara hapsolmadan yaşamıın farkındalığında olabilmektir. Evrensel sistem bize uygun çözümlemeleri yapabilmemiz için gereken anahtarları vermiştir, bize düşen şey bunu yorumlamak ve akıllıca kullanmaktır…

Yazının devamı...

Burç gruplarına göre aşk ilişkileri

3 Şubat 2012

Ateş Burçları: Koç – Aslan – Yay
Toprak Burçları: Boğa – Başak – Oğlak 
Hava Burçları: İkizler – Terazi - Kova
Su Burçları: Yengeç – Akrep - Balık

Ateş/Ateş   

Koç, Yay ve Aslan, kolay ve sık aşık olurlar ve çabuk bıkarlar. Gerçekte, aşktan yoksun bir hayat, ateş burçları için iç karartıcıdır. Koç ve Yay’ın,  yeni maceraların çoşku ve heyecanına olan ihtiyacı, daha durgun olan ve sürekliliklerden hoşlanan Aslan'dan daha çoktur. Ateş/ateş bileşimi cinsel açıdan heyecan verici olabilir çünkü ikisi de, güçlü ve yaratıcı bir yaklaşımı paylaşırlar ama ani etkilenmeler ve sonuçtaki kıskançlıklar ve kuşkular ilişkiyi yıkabilir. Ateş/ateş ilişkilerinin olumsuz yönlerinden biri de, her ikisinin şöför koltuğunu tercih etmesidir, böylece daha az egemen olan, onu sürekli engelleyen daha önemsiz bir role itilir. Sonuç olarak, bu kişi, genellikle muhteşem bir tabak fırlatma sahnesinden sonra, bir başkasını bulup eşini terkeder. Ateşin daima iyi bir bakıma ihtiyacı vardır, aksi halde söner ama yakıtı fazla olursa, kontrolden çıkacaktır.

Ateş/Toprak

Ateş ve toprak fiziksel ve sembolik anlamlarda çatışan iki maddedir. Fazla toprak ateşi söndürür ve fazla ateş ise toprağı kovurur. Ama ateş ve toprak birliği, üzerinde biraz düşünülürse, o kadar da anlamsız bir şey değildir. Yargıları ve davranışları çok farklı olsa da, ikisi de diğerinin yeteneklerinden yararlanır. Olumsuz yönde, ateşin şimdiki zamanı yaşama tercihi ve kısıtlamalara karşı kayıtsızlığı, toprağın geleneksel bağlılığıyla çatışabilir. Böylece, Koç Oğlak’ın, Aslan Boğa’nın ve Yay Başak’ın etkisindedir çünkü benzer niteliklerin zıt cazibesi bir mıknatıs gibi çeker. Bazen, ateş ve toprağın cinsel etkileşimi zorluklar yaratabilir. En azından başlangıçtaki enerjik cazibe bir yana toprak, ateşi biraz saldırgan ve geleneklere karşıt görebilir ve ateş ise toprağı aşk ve olağandışı ortamlarda sıkıcı ve yetersiz bulabilir. Toprak, onun iyi niyetini anlamalı ve alıştığı güven ortamında kalmaktansa, doğal olmalı ve ara sıra riske girmelidir. Her ikisi de, yaklaşımlarının tek doğru olduğuna inandığı ve diğerini değiştirmeyi başaramadığı takdirde birbirlerinden uzaklaşacaklar, ateş soğuyacak ve toprak daha hırçın olacaktır. Ama bu ikili daha yüksek bir yolu benimsediklerinde, toprak/ateş birliği, karşılıklı destek ve başarıyı getirebilir. Fakat, emek, bilinçlik ve ödün gerekecektir.

Ateş/Hava

Ateş ve hava, iyi bir birlik kurarlar. Her ikisi de kötümserlikten ve tedbirden hoşlanmazlar, toplumsal etkileşimi, eğlenceyi ve yeni düşünceleri severler. Hava, ateşin davranışlarının sonucunu, onun coşkusunu ezmeden inceleyebilir ama hava herşeye hafif değindiği ve ateş de oldukça ağır elli olduğu için çelişki oluşabilir. Hava her zamanki tarafsızlığı ile zorluklar ortaya çıkaracak, ateşi sonuçlarla başbaşa bırakacaktır. Hava birkaç olanak arasında kalıp, bir karara varmak için ateşin onu tahrik etmesine gerek duyduğu anda, ateş, onu harekete geçirmek için teşvik etmelidir. Zıtlıklar astrolojide hep mevcuttur ve Jung'un ifade ettiği gibi, her düşüncenin zıddının tohumunu taşıdığı ilkesini içerirler. Böylece, her kahraman Koç’un arkasında becerikli bir Terazi vardır, kendini yücelten Aslan’ın yanında insancıl bir Kova yatar ve yüce gönüllü Yay’ın içinde mantıklı bir İkizler vardır. Bu birliğin bir diğer olumsuz yönü de, ateşin duygusal seviyesi yüksek ve ateşli arzularına karşıt, havanın duygularıyla ilgili klasik sorunlarından ibarettir. İkisi birbirleriyle iletişim kurabilseler bile hava büyük bir tutkuyu besleyemez ve ateş ise duygularından çok uzun bir süre ayrı kalamaz. Bununla beraber farklılıklar, ateş/toprak veya ateş/su ikilemlerinden daha kolay halledilebilir.

Ateş/Su

Ateş ve su her açıdan huysuz uyku eşleridirler. Ateş sıcakkanlı ve doğaldır ve duyguları, dışa yöneliktir. Pasif ve daha yumuşak olan suyun ise duygusal beslenmeye ve anlayışa ihtiyacı vardır. Ateş burçları, düşüncesiz ve bencil olmaya meyillilerdir ama kolay affedip unuturlar. Su burçları ise, aşırı duyarlı ve savunmasızlardır ve incindiklerinde somurtmaya meyillilerdir. Ateş suyun, sık sık ruhsal durumunu değiştirememesine kızar, su ise ateşin antipatik ve bencil olduğunu düşünür. Sonuç olarak, ilişki sorunlarla yıpranır. Ateşin amacı suyun duygularını incitmek değildir ama su daha fazla incinme korkusuyla kendi dertlerini saklar ve duygusal bir gerilim oluşturur. Suyun duyguları sel gibi boşalınca, ateş hareketsizleşir. Böylece, ateş/su birliğinde çıkan en büyük sorun, farklı duygusal ihtiyaçları ve davranışları kabullenmede ve yardımlaşmakta görülür. Bir ateş eş, ikisinin en çok çalışanı olmalıdır çünkü suyun yaralanabilirliğini hep göz önünde bulundurmalıdır.  Su uzun bir süre için terkedildiğinde kinler beslememeli ve sessizlik içinde acı çekme eğilimini yenmelidir. Bir Ateş/su ilişkisi fiziksel yönde genelde iyi bir başlangıç yapar çünkü ateş dikkatlidir, su ise henüz fazla hassas ya da gücenik değildir. Buna rağmen, duygular şiddetlendiğinde, her şeyin yolunda gitmesini sağlamak için ciddi çaba göstermek gerekir.

Toprak/Toprak

Toprak/toprak birliği, ateş/ateşin duygusal iniş ve çıkışlarına sahip olmadığı gibi, onun heyecanına da sahip değildir. Toprak burçları, bilinmeyene atılmak yerine, güvencede kalmaya meyillidirler. İkisi, beraberken birbirlerine saygı, destek ve güven getirirler ve genelde hayat boyu sürecek bir beraberlik sürdürürler. Bu ilişki güçlü bir şekilde bedensel olduğu için toprak/toprağın cinsel birliği genelde doyurucudur, ama biri diğerinin duygusal ve bedensel ihtiyaçları hakkında konuşmaz yani toprak, bedensel işlevi nadiren sorgular. Bununla beraber toprak burçları, güvenlik amacıyla duygusal ihtiyaçlarını bastırmaya meyilli oldukları için, romantik etkilere karşı çok hassaslardir. Sadakatsızliğe ya da evlilik dışı ilişkiler aramaya eğilimli olmamalarına rağmen heyecan verici taze duyguları da severler. Toprak/toprak ilişkisi, sorumluluğun farkındadır, sonuçta ikisi arasındaki ilişki teşvik edici ve doyurucu olacaktır.

Toprak/Hava

Hava, toprağı verimli yapan tohumların taşınmasında önemlidir ama toz oluşturabilir. Toprak/hava ilişkisi ateş/su ilişkisi gibi zor olabilir. Toprak genelde havayı yüzeysel ve güvenilmesi zor bulur, hava da toprağın tutucu ve gerçekçi yaklaşımıyla boğulur. Bu nedenler yüzünden başlangıçta çekim azdır ama ilişki başlarsa hem verimli hem de sürekli olabilir. Toprak ve hava mantıklı bir zihni paylaşırlar. Hava önyargılı ve kuramsaldır, toprak katı, gerçekçi ve duygusuz olabilir. Buna rağmen, havanın kavram parlaklığı ile toprağın inadı ve düzeni ikisini inanılmaz bir şekilde ilerletebilir. Hava, toprak eşinin romantizmden ya da incelikten yoksun olduğunu ve bedenini düşündüğünü hisseder. Buna karşıt toprak, havanın hayal gücünden yoksun olması ve bedensel uyarılara tepki gösterememesi yüzünden engellenir ve şaşırır. Bu yüzden ateş/toprak birlikleri, seksin önemli olduğu evlilik gibi ilişkilerde daha iyi yürürken, toprak/hava birlikleri seks veya duyguların gereksiz olduğu bir iş ilişkisinde daha iyi yürür. Olumlu bir açıdan bakılırsa, hava toprağın zihinsel tembelliğini kışkırtır ve onun aklını başından alır, toprak ise havanın hayal gücünü gerçeğe ulaştırır , ona sabitlik ve sağlamlık verir. Yine de, başarı için mizaç ayrılıklarının farkına varılmalıdır.

Toprak/Su

Bu sempatik ilişki iyi yürür. Toprağın sabitliği ve güvenirliliği, suyun güvensizliği ve savunmasızlığı için mükemmeldir. Toprak, kendisini ateşle olduğu gibi sıcak yüzünden sinirli ve şaşkın hissetmez, su ise toprağa içgüdüsel yaklaşır ve karşılık beklemeden tepki verir. Bununla beraber, yan etkiler vardır. Bir araya geldiklerinde, kuşku ve kötümserlik görülebilir. Toprak zordaysa ve suyun güvenliği tehdit altındaysa, ikisi de güven oluşturmayı becerecek durumda değildirler. Kendi sorunları ve olumsuz düşünceleri tarafından dürtülenerek daha çok içlerine kapanacaklardır. Bir toprak/su ilişkisinin bedensel yönü genelde iyidir. Su, içgüdüsel olarak kendisini emniyette hisseder böylece onun duygusal güvenliği cinsel anlatımını serbest bırakır. Buna karşılık, toprak,  güçlü duygulara bağımlı bedensel teması bulurken, arzularını tatmin eden, pasif ama duyarlı bir eşe sahiptir. Bazen toprak suyun tutarsız ruh hallerine uymakta zorluk çekebilir ve de su toprağı buyurucu, fanatik ve inatçı bulabilir ama genelde iyi bir denge sağlarlar sonuçta ilişki karşılıklı olarak olumlu ve süreklidir.

Hava/Hava

Bu ilişkinin eninde sonunda manevi ya da oldukça beyinsel olma olasılığı vardır. Birisinin, haritasında daha fazla toprak ve su elementi varsa, sorun çıkabilir çünkü bu kişi ilişkinin hafif ve duygusal açıdan yetersiz olduğunu düşünebilir. Ateş/ateş ve toprak/toprakta olduğu gibi, benzerliklerin iyi yanları olsa bile, genelde alehyde olan yönler lehte olan yönlere ağır basar. İki havalı kişi başlangıçta birbiri tarafından zihinsel açıdan teşvik edilip kıskandıracak bir ilişkiye sahip olabilirler ve düşünceleri hiçbir zaman gerçekleşmediğinde zamanla birbirlerini çok konuşup az iş yapmakla suçlayabilirler. İlişki öte yandan aşırı romantiktir. Her üç burç da yani Kova, İkizler ve Terazi, aşk konusunda edebi bir yeteneğe sahiptirler ve aşkın oluşması için gereken yer ve atmosferi bulmak için büyük çaba harcarlar. Her iki eş de bedensel duyularla daha az temasta olduğu için, teşviğe yani zekice yöntemlere ve hayal gücüne ihtiyaçları vardır. Hava/hava çiftleri genelde iyi bir sosyal hayata sahiplerdir ve onlar ortak kültürü ve zihinsel ilgi alanlarını izlerler, tartışmadan hoşlansalar bile evdeki önemsiz tartışmalara daha az meyillilerdir. Bununla beraber, hava aşırı hareketli olduğunda, hava/hava ilişkisi ayrılma riski taşır ama ev dışındaki etkinliklerinde karşılıklı bir anlaşmaya varıldığında, ara sırada yapılan kurlar bir zarar vermez. Hava çiftleri başkaları tarafından sık sık ideal, mutlu bir çift olarak görünürler ve gerçekten de öyledirler.

Hava/Su

Hava ve su, birleştirilmeleri pek kolay olmayan maddelerdir. Bununla beraber, hava ve su tipleri sık sık kaçınılmaz şekilde birbirlerine cezbedilirler. Hava, suyun içgüdüsel duyarlılığı ve suskunluğu tarafından büyülenir. Su, havanın toplumsal becerikliliğine, mantık gücüne ve zihinsel çevikliğine hayrandır. Bir hava/su ilişkisinin ilk aşamaları tümüyle ilginç olabilir. Hava suyun mantıksız ruhsal hallerini çözmeyle çalışacaktır ve su, havanın parlaklığı ve büyüleyici konuşmasıyla büyülenecektir. Her ikisi de aşkı ve cinsel oyunları bildiği için, bu ikili yakalanması zor bir ikilidir. Kur yapma dönemi oldukça uzun ve yoğundur. Ama bir müddet sonra, çok farklı olan öncelikler kendilerini göstermeye başlayacaktır. Su anlayış ve sabitlik ister ve hava bunların hiç birini sağlayacak gibi değildir, suyla bir sonuca varmayı deneyebilir ama genelde onu anlamayı başaramaz ve havanın hareketliliği, suyu emniyetsiz kılar. Hava, suyun mütehakkim ve yapışkan eğilimleriyle, kısıtlandığını  hissedebilir, suyla anlaşmaya çalışırken hüsrana uğrar ve ateşde olduğu gibi ezici duygusal gösterilerle hareketsiz kalır. Bu tür bir çıkmaz birçok hava/su çiftinin pes etmesine neden olur. Tipik hava eşi genelde yenilgiyi ilk kabul eden olur ve suya terkedilmiş sevgili rolünü bırakır. Hava/su durumunda, havanın  suyun hissetme niteliğine hayran olması ve suyun, havanın mantık ve zihinsel gücüne cezbolması abartılırsa eleştiri konusu olabilir. Ama karakterlerin farkına varılırsa, bu birlik çok verimli olabilir çünkü hava, suyun aşırı duyarlılığını değiştirerek, tecrübelerini akla uydurmasına ve dünya ile başa çıkmasına yardımcı olabilirken, su, havaya başkalarına göstermesi gereken duyarlılığı gösterebilir ve onun kuramsal bakış açısını zenginleştirebilir.

Su/Su   

Bir ilişkide iki su burcu olunca, duygu yoksunluğu ve duygusal uzaklık bir sorun olamaz. Gerçekte ise, birbirlerine gösterdikleri aşırı duyarlılık ilişkiyi batırabilir. İki su burcunun, olaylara karşı aşırı duyarlı ve korkak olma eğilimleri sorun olabilir. Su, zaman zaman kendisini duygularından uzak tutmalıdır ama bu iki duygusal ve duyarlı kişi için imkansızdır. Birbirleriyle içgüdüsel bakımdan ilişki kurabilseler bile, sorunları aşmak yerine birbirlerine yapışırlar. Su her çeşit fobi türetmeye meraklı olduğundan, bu belirtiler karmaşık endişelerle sık sık şiddetlenirler. Gariptir ki, iki su burcu beraberken, ilişki ne kadar az doyurucu ve mutsuz olursa olsun, hiçbirisi ilişkiyi kesmeyecektir. Kopmayı sağlayacak durumu beklerlerler ya da birisi, diğerini duygusal bir çıkmaza kışkırtır, böylece ötekisinin hatalı ve reddedilmiş rolünü oynamasına izin verir. Her ikisi de geçmişe bağlıdırlar ve genelde yanlış olan konu bedensel red ve duygusal soğukluktur. Bir eşin haritasında daha fazla hava ve ateş elementi olmadıkça, bu durum yıllarca sürebilir. Örneğin, toprak/ateş/hava yönü ağır basan bir kişiyle, toprak/su yönleri baskın çıkan kişi arasında maddesel birlikler problemli olabilirler ama bunların çözülmesi imkansız değildir. Ama, yoğun benzerlikler her ilişkide görüldüğü gibi, gerilim ve çatışmaya da neden olabilirler.

Yazının devamı...

Şansınız yok mu?

3 Şubat 2012

Bir psikolog, yanıtı bulduğunu söylüyor. 10 yıl önce, şansı araştırmaya başlamış. Neden bazı insanların hep doğru zamanda doğru yerde olduğunu, diğerlerinin ise sürekli olarak şanssızlıklarla boğuştuğunu merak ediyormuş. Ulusal gazetelere ilan vererek kendilerini her zaman şanslı ya da şanssız  hisseden insanların kendisiyle temasa geçmelerini istemiş. Yüzlerce sıradışı erkek ve kadın, araştırma için gönüllü olmuşlar. Yıllar boyunca, onlarla söyleşiler yapmış, yaşamlarını gözlemlemiş ve deneylere katılmalarını sağlamış. Sonuçlar göstermiş ki insanlar, neden şanslı ya da şanssız olduklarını tam  olarak bilemeseler de, düşünceleri ve davranışları, bu durumu büyük ölçüde  açıklıyor. Bir şans ya da bir fırsat gibi görünen durumları düşünelim. Şanslı insanların bu tür fırsatlarla sürekli karşIlaşmalarına karşılık, şanssız insanlar bunlarla hiç karşılaşmazlar. Bu durumun, insanların söz konusu fırsatları fark etme yetenekleri arasındaki farklılıklardan mı kaynaklandığını bulmak için basit bir deney yapılmış. Hem şanslı, hem de şanssız insanlara bir gazete verilmiş ve onlardan gazeteyi  iyice inceleyip içinde ne kadar fotoğraf olduğunu söylemeleri istenmiş.   

Gazetenin ortalarında bir yere de, üzerinde şu not yazılı olan büyük bir mesaj  yerleştirilmiş; “Deney görevlisine bunu gördüğünüzü söyleyin, 250 dolar kazanın.” Bu mesaj, sayfanın yarısını kaplıyormuş ve yüksekliği 5 cm’in üzerinde olan bir fontla yazılmış. Herkesin yüzü ve bakışları o anda uzmanlar tarafından izleniyormuş. Şanssız insanlar, bunu fark edemezlerken, şanslı insanlar hemen fark etmişler. Şanssız insanlar, genel olarak şanslı insanlardan daha gerginmişler. Bu endişeli ruh hali, beklenmeyeni fark etme yeteneklerine zarar veriyor ve sonuç olarak, fırsatları kaçırıyorlar çünkü başka bir şeyi aramaya aşırı odaklanıyorlar. Örneğin davetlere, konuya, komşuya mükemmel eşlerini bulma düşüncesiyle gidiyorlar ama bu yüzden iyi  arkadaşlar edinme fırsatlarını kaçırıyorlar. Belli iş ilanlarını bulmaya kararlı bir biçimde gazeteleri inceliyorlar ama diğer iş olanaklarını kaçırıyorlar. Şanslı insanlar ise, daha rahat ve açıklar. Dolayısıyla, yalnızca aradıklarını değil, orada ne olduğunu da görüyorlar.
Araştırma, sonuç olarak şunu gösteriyor. Şanslı insanlar, dört ilke sayesinde şanslarını yaratıyorlar. Şans fırsatlarını yaratma ve fark etme konusunda becerikliler. Sezgilerini dinleyerek şanslı kararlar verebiliyorlar. Olumlu beklentiler sayesinde doğru çıkan tahminlerde bulunuyorlar, şanssızlığı  şansa dönüştüren esnek bir yaklaşım benimsiyorlar. Çalışmanın sonuna doğru, bu ilkelerin, şansı yaratmada kullanılıp kullanılamayacağını merak edilmiş. Bir grup gönüllüden, bir ay boyunca, şanslı bir insan gibi düşünerek, böyle davranmaya yardımcı olacak egzersizler yapmaları istenmiş. Bu egzersizler, şans fırsatlarını fark etmeleri, sezgilerini dinlemeleri,  şanslı olmayı ummaları ve şanssızlığa karşı daha esnek olmalarında onlara  yardımcı olmuş. Gönüllüler, bir ay sonra dönmüşler ve neler olduğunu anlatmışlar. Bu insanların % 80’i, artık daha mutluymuş, yaşamlarında daha çok tatmin oluyorlar ve belki de en önemlisi, daha şanslıymışlar. Sonuç olarak, asla akla gelmeyecek “şans faktörü”nü bulunmuş... Araştırmayı yapan Hertfordshire Üniversitesisi’den Profesör Richard Wiseman’ın şanslı olmak için önerdiği dört temel ipucu şöyle:

1. İçsel sezgilerinizi dinleyin, normalde doğru çıkarlar.
2. Yeni deneyimlere ve normal rutininizi bozmaya açık olun.  
3. Her gün, birkaç dakikanızı iyi giden şeyleri hatırlayarak geçirin.
4. Önemli bir toplantı ya da telefon görüşmesi öncesinde kendinizi şanslı  olarak hayal edin.
5. Unutmayın, şans, çoğu zaman, doğru çıkan bir tahmindir.     

Yazının devamı...

Gezegenler; Bebeğiniz ve Çocuğunuz

3 Şubat 2012

Doğum anı yeterince ve ancak profesyonel bir astrolog tarafından analiz edildikten sonra yeterli sonuçlara ulaşılacaktır. Doğum haritaları bu yönden önemlidir, örneğin çocuğunuzun Aslan Burcu'nda doğmuş olması yeterli ve hatta önemli değildir. Böyle bir doğum haritasında gezegenlerin Başak veya Kova burçlarında toplanmış olması, Aslan Burcu'nda doğmuş olma olayını ikincil düzeye düşürür yani bebek artık Aslan Burcu'nun özelliklerini tam olarak göstermeyecektir çünkü öteki burçlar ve gezegenler daha etkilidir. Bebeğinizin yıldız haritasında, Güneş Burcu, Ay Burcu ve Yükselen Burç çok önemlidirler. Gezegensel etkiler "Evler" dediğimiz yıldız haritasındaki dilimlere yayılarak konumlarına göre güçlenirler veya zayıflarlar. Ama bütün bunlar için, gerçek uzmanların yani Astroloji'yi iyi bilenlerin işi ele almaları en önemli koşuldur, böyle bir çalışma meraklılarla veya birkaç kitap okumakla yapılamaz. Aşağıda ünlü Alman astroloğu Ebertin'in çalışmalarından birkaç örnek veriyoruz. Örnekler bebek astrolojisinin temelini veya doğum astrolojisini kanıtlarlar. Bu sayımızda ilk altı burcu veriyoruz;    

Koç Burcu       

Örnek konumlar: Güneş Koç'ta, Ay Koç'ta, Koç Yükselen Burç, Mars güçlü konumda, 1. Ev iyi etkiler altında. 

Bir Mars/Koç bebeği coşkulu, girişken ve özgürlükçüdür. Enerjisi yoğun ve şaşırtıcıdır. Onu kolay kolay koyduğunuz konumda bulamazsınız, hele bir de duygusal etkiler yaratan gezegenler öne geçmişse, öfkesi ve neşesi aynı düzeyde yükselir ve iner. Fizik gücü mükemmeldir ve bunu dışarıya yansıtır. Onun için seçeceğiniz oyuncaklar, enerjisini tüketmeli yani hareket ettirmelidir. Onun cesareti sizi şaşırtabilir ama hep öyle olacaktır. Yukardaki astrolojik konumların bir tanesi böyle bir sonucu getirecektir. Beşiğinden veya yatağından sürekli olarak birşeyleri dışarıya attığını göreceksiniz. Mars/Koç bebeği iki yaşına kadar her şeyi çabuk öğrenir ama sonuçlarını kendisi yaratır, öğretileni yapmaz. İki yaşından sonra, odasını kendisince düzenleyecektir. Onu oyuncaklara boğmayın çünkü bir tanesi veya seçtiği bir oyuncak ilgisinin merkezi olacak ve uzun bir zaman için sadece ona konsantre olacaktır. Koç çocuğu, yaratıcılığını iyi kullanır ve özgün fikirler oluşturur. Beş yaşına doğru iyi bir arkadaş, öncü ve örgütçüdür. Kişiliğinin zihinsel yönünü veya ilişkilerini ileri ve geri adımlar atarak gösterir, bazen geri çekilir, gözler, bazen de atağa kalkar. Diğer gezegenlerin etkileri ve özellikle de Mars'ın durumu fiziksel gücünü, tavrındaki şiddetin dozunu ve duygularının anlatım biçimini şekillendirir. Bebeğinizin veya çocuğunuzun başından yaralanmamasına veya etkilenmemesine özen gösterin. Koç bebeğinin Güneş ışınlarından aldığı etki daha zarar vericidir. Unutmayın daima "önce ben" diyecektir, egoizması yüksektir ve ilişkilerini bu yolla geliştirir. Sabırsız değildir ama iyi eğitilirse ortaya çıkar. Kız veya erkek, her iki cinste de erken yaşlarda seksle ilgilenmeye başlayacaktır.        

Boğa Burcu

Örnek konumlar: Güneş Boğa'da, Ay Boğa'da, Boğa Yükselen Burç, Venüs güçlü konumda, 2. Ev iyi etkiler altında. 

İşte size hükmedici, sabit, dengeli, tedbirli, çekingen ve pratik bir kişilik. Yaşamı boyunca yapacağı gibi, daha bebekken tutarlı, düzenli ve dikkatlidir. En küçük riskden bile kaçınır. Yemek zamanlarını, uyuyacağı veya oyun oynayacağı anları çok iyi bilir ve kendine göre düzenler, düzeni öylesine tutarlıdır ki, şok geçirebilirsiniz. Ona çok oyuncak almaya hazır olun, materyalisttir, maddeye önem verir ancak sahip olma güdüsü tatmin edildiğinde kendisini iyi hisseder. Kısacası, sık eline yeni birşeyler verilmelidir. Öte yandan doyumsuz bir koleksiyoncudur, her şeyi toplayıp saklamaya bayılır, küçük bebeklerin, otomobillerin hatta dinozorların koleksiyonunun yapar ve dokunılmasından nefret eder. Daima onun iznini almak zorundasınız. Bazen ciddi ciddi birşeyler yaptığını görürsünüz, saatlerce uğraşır ve kendince bir görevi yerine getirirmişcesine çabalar durur ama sonunda sonuca kesinlikle ulaşır. Yaşıtlarını bebekken bile tanır ve onlara sadıktır, aynı şekilde ailesine de bağlıdır, uzak kaldığında huzursuzlaşır. Dikkat edin, güzel şeylere bayılır ve minik yatağında bile yeniliklerin farkına hemen varır. Huzurlu bir aile ortamı ve sıcak duygular onun için çok önemlidir, değişkenlikleri hemen farkeder. Boğa Burcu'nu sevgi ve aşk gezegeni Venüs yönetir; Venüs'ün aldığı etkilere göre giysilere ve yemeğe yönelik ilgileri gelişecektir. Yine de ona küçük yaşta bir gardrobu olduğunu hissettirin ve oyuncaklarını koyacağı bir mekan sağlayın. Boğa bebekleri, güzel sözleri ve şarkı dinlemeyi çok severler; onunla konuşun ve müzik dinletin. Değişkenliğinin temel nedeni, zıt burcu olan Akrep'ten kaynaklanır. Buradan sert etkiler alırsa sessizleşir, içe döner, kıskançlığı artar hatta kin tutar. Ruhsal tansiyonunu iyi izleyin ve dış etkilerden onu koruyun. Bebekken negatif etkilere daha dayanıklıdır ama iki yaşından sonra değişkenliği belirginleşir. Erkek veya kız kardeşi olduğunda, onun yeni geleni dikkatle izlediğine ve tavır aldığına tanık olacaksınız. Değişimler, ruhsal dalgalanmalar ve aşırı duyarlılık bu dönemlerde görülür. Yeni bir konuya karşı ilgisi zor başlar veya bitirmekte zorlanır. Büyük bir obur olabilir, çok dikkatli olun çünkü sizin kendinizce doğru olduğunu sandığınız beslenme sistemini beğenmeyebilir ve zorlanmaktan nefret eder, muhakkak kendi beğenilerine önem verilmelidir. Materyalistik yönü sessiz bir yaramazlık şeklinde tezahür eder. Unutmayın o Burçlar Kuşağı'nın "Ben İsterim" diyebilen tek örneğidir. Aç gözlülüğünü frenlemek için ona sık sık küçük ama yeni birşeyler verin. Eğitiminde sabırlı olun ve yineleyin, ilgisiz görünse bile o anda birşeyler öğrenmektedir ama uygulamasını kendince uygun gördüğü zamanlarda yapacaktır.  
                
İkizler Burcu

Örnek konumlar: Güneş İkizler'de, Ay İkizler'de, İkizler Yükselen Burç, Merkür güçlü konumda, 3. Ev iyi etkiler altında. 

İkizler/Merkür bebeği bir eğlencedir. Çok çabuk öğrenir ve konuşur. Günü geldiğinde hemen yazı yazmaya başlayacak, ilgisi neyse, çizim, lego vs.. o olayın ustası olacaktır. Çok şakacıdır ama aynı zamanda da kuşkucudur. İkizler Burcu'nun simgesi ikizlerdir ve bu onun her konuda iki yönlü olduğunu gösterir. Herşeyi iki tane olacaktır, gelecekte bile iki sevgilisi, iki işi veya iki evcil hayvanı olacaktır. Düşünceleri daima iki yönlüdür ve ikisinin de doğru olduğuna inanır. Zihinsel gelişimi ve tepkileri sessizdir ama mantıklı, rasyonel ve hızlıdır, yeni durumlara çabuk uyum sağlar. Küçük yaşta hemen çevresindekilerle iletişim kurmaya çalışır, biraz büyüdüğünde yazım araçları, bilgisayarlar ve hatta mikrofonlar onun ilgisini çekecektir. Ama unutmayın o bir hava burcudur yani maddeci değildir, öncelikle zihinsel uyumu gelir. Bilgi onun için çok önemlidir, bu nedenle herşeyle ilgilenir ve hep öğrenmek ister. Tehlikeli bir yönü ise, kıskançlığı ve başkalarının özgürlüğüne değer vermemesidir, duygusal çelişkileri yani iki yönlülüğü yargılarını egoizması lehinde geliştirir. Burcun ve Merkür'ün üzerindeki gezegensel etkilerin durumuna göre, muhteşem bir geveze de olabilir. Bilinçaltında sürekli alarm çaldığı için, huzursuzluğu, can sıkıcılığı ve sinirliliği bebekliğinde ortaya çıkabilir, Neşesi kadar bu yönleriyle belirginleşir ama eğilimi gezegensel etkiler belirleyecektir. Çok yaratıcıdır ve bunu göstermeye bayılır. Daha küçücükken ticaret yapmaya çalışır. Değişken İkizler bebeğinin ve çocuğunun elleri ve akciğerleri duyarlıdır. Ayrıca zihinsel yüklenmelerde zorlanır. Kişiliğindeki ikilik, büyüdükçe ortaya çıkar ama sadakati dikkat çeker ve bağlandı zaman vazgeçmez. Küçük yaşta eğitilmelidir çünkü öğrenme güdüsü çok erken başlayacaktır.          
 
Yengeç Burcu

Örnek konumlar: Güneş Yengeç'de, Ay Yenğeç'te, Yengeç Yükselen Burç, Ay güçlü konumda, 4. Ev iyi etkiler altında. 

Bir Yengeç/Ay çocuğu duyarlı ve duygusaldır. Burçlar Kuşağı'nın en vehimli tipidir ve aynı zamanda da sorumluluktan kaçanıdır. Arkadaşlarını unutur, evcil hayvanlarıyla ilgilenmez. Kendisini evinde ve özellikle de kendi başına kaldığında huzurlu hisseder. Hele odasi onun için çok önemli bir sığınaktır. Yengeçler, önem verdikleri birşeyi veya birkaç şeyi biriktirirler, örneğin çukulata saklarlar ve emziklerini biriktirirler. Kıskançlığı belirgindir ve uzun sürer. Bir eğitim verileceği zaman kolay kabul eder; başlangıç olarak Ay dönemleri iyi izlenirse sonuçlar daha olumlu olacaktır. Kurnaz ve tutumludur. Ailesine önem verir ve mükemmel bir koruyucudur, tek tek herkesle ilgilenir. Bebek veya küçük insan oyuncaklarını, dolma hayvanları çok sever ve onların hareketlerini öğrenerek taklit etmeye çalışır. Yengeçler, hayal kurmaya bayılırlar, bazen onun ses çıkarmadan öyle oturduğunu görürseniz, hiç bozmayın çünkü hayaller evreninde dinlenmektedir. Bu yönüyle gelecekteki iş hayatında başarı kazanacaktır çünkü zihinsel dinlenme ustasıdır. Çok duyarlıdır, daima bir kalkan taşır ve negatif etkilere karşı kendisini hep korur, yanılsa bile aldırmaz çünkü güvendedir. Bebekken dış dünyada gelişen gerilimleri hemen hisseder ve rahatsız olur. Ruhsal dalgalanmaları yoğun ve çok farklıdır. Zirveden tabana bir anda iner ve çıkar, bazen çok acımasız olabilir ama yine kendisini korumaktadır. Ay'ın aldığı etkilere göre değişirken yine Ay'ın simgelediği evinin ve annesinin durumlarına göre etkilenir. Duygusal belleği çok güçlüdür, aylar önce zorla yediği bir yemeği asla unutmaz yine reddeder aslında reddettiği yemek değil, o anda karşılaştığı baskının anısıdır ve öç alır. Erkek Yengeç çoçuğu çabuk zedelenebilir çünkü yaşamın sertliklerinden hoşlanmaz ve direnmez. O dönemlerde, ya alaycı olacak, ya da negatif tavırlar gösterecektir. Kız Yengeç ise kabuğuna çekilerek, erişilmez olacaktır. Daima teşvik edin ve cesaret verin, kısacası onun duygularını şarj edin. En iyisi, onun duyarlılığını mantık çerçevesinde kalarak yine kendisine yönlendirin.          

Aslan Burcu

Örnek konumlar: Güneş Aslan'da, Ay Aslan'da, Aslan Yükselen Burç, Güneş güçlü konumda, 5. Ev iyi etkiler altında. 

Aslan bebeği ve çocuğu açık, sıcak, sevecen ve dramatiktir. Tabii ki, daima ilgi odağı olmalı ve sürekli övülmelidir. Kuşkusuz o bir kral veya kraliçe olmak isteğindedir, ailesinin ve çevresindekileren sorunlarının kendisininkilerden fazla ve önde olmasından hoşlanmaz. Emir vermeye bayılır, lüks ve konfor ister, tüm çocukların önderidir, onları yönlendirir ve kullanır. Dahice buluşları vardır ve eğlendirir. Başka çocukları sever hatta kendisinden büyük olanlarla daha iyi ilişki kurar. Aslan çocukları giysilere bayılırlar ve hatta büyüklerinin giysileriyle oyunlar oynarlar. Bir teyp ve mikrofonu biraz büyüdüğünde onun için iyi bir oyuncaktır, onunla bir çok eğlence yaratır. İyi bir organizatördür, liderlik yeteneğini bebekken bile görürsünüz. Mama şişesini bile kendisi yönlendirmek ister, yattığı yerde uygun pozisyonu bulmak için döner durur. Çok gururludur ve cezalandırılmaya hiç dayanamaz. Onunla bu yönde ilişki kurarken; "sen kötü değilsin ama kötü birşey yaptın" sloganını hiç aklınızdan çıkarmayın. Egosunun gücü sayesinde sıkıntılara dayanıklı, hastalıklara tahammüllüdür, üstelik derdini belli etmekten de kaçınır. Olgunluk en önemli sorunudur, zaman içinde bu yönün önemini göreceksiniz. Öğrenmesi gereken en önemli ders, daima kendisinin çok önemli olduğunu sanmamasıdır. Aslan çocuklarının babaları çok önemlidir, onu örnek alırlar ve hiç unutmazlar. Bu konuda çok dikkatli olunmaıdır. Kısacası onun bir Aslan-Kral olduğunu hiç unutmamalısınız.         

Başak Burcu

Örnek konumlar: Güneş Başak'da, Ay Başak'da, Başak Yükselen Burç, Merkür güçlü konumda, 6. Ev iyi etkiler altında.
 

Başak çocukları, öncelikle yaşamın birçok alanında mükemmeliyetçidirler. Yıldız haritasında bu etkiler çok önemlidir, karakteristikliği güncel yaşamında bu yönde belirginleşir. Başak çocukları bir ev delisidirler, kaprisleri dahi bu alanın içindedir. İyi organize olurlar ve hatta erken yaşta okumaya çalışarak, alfabeyi algılamaya çalışırlar. İyi bir ilişki ustasıdır, eğer utangaç değilse... Gerçekten de bazen çok çekingen ve utangaçtırlar, gelecekte bu yüzden yüzyüze gelmekten kaçındıkları ve mektup yazmayı tercih ettikleri görülecektir. Başak çocuğunuzun kişiliği analitik ve eleştiricidir. Bazen o kadar çok şeyi beğenmez ki, herkesi bıktırır, bunu oyun oynadığı anlarda daha iyi görebilirsiniz. Sorumluluğu doğuştan vardır, ne yapacağını iyi öğrenir ama bu yeteneği sık sık övülmelidir. Temizliği, egsersizleri ve hatta dieti çabuk ve iyi öğrenir. Güncel alışkanlıklara çabuk uyum sağlaması sevindiricidir. Yıldız haritasının durumuna göre, Başak/Merkür çocukları aşırı titiz ve kaprisli olabilirler. Zaman zaman kendisinden bile memnun olmaz ve huzursuzluğu doruğa ulaşır. Burada egosunu bir yastık gibi kullanarak, yaslanır ve tavır alır. Yapılması gereken şey, onun istediği gibi davranmasını sağlamak ve yanlış olanı destekleyerek, kendisinin huzurunu kaçırmaktır. Çabuk anlayacaktır çünkü titizliği hemen onu uyarır. Altının kirli kalmasına, temizlenmemesine ve kirli, pis ortamlarda kalmaya hiç gelemez ve kıyameti koparır. Bedeni çok önemlidir. Herşeyi sorgular ve öğrenmek ister. Bazı Başaklar, belli bir olaya veya öğretilen şeye takarlar ve birden onu yaşamsal takıntı haline getirirler. Öğrenmeleri ve öğretilmeleri gereken şey, kendisine sunulan ortama uyum sağlamaktır ve onlara evrenin merkezinde yaşamadığı anlatılmalı ve en iyilerin hep değiştiği gösterilmelidir.               

Terazi Burcu

Örnek konumlar: Güneş Terazi'de, Ay Terazi'de, Terazi, Yükselen Burç, Venüs güçlü konumda, 7. Ev iyi etkiler altında.

Bir Terazi çocuğuna "Ne istiyorsun?"diye sormayın çünkü hemen cevap alamazsınız. Onun en büyük sorunu kararsızlıktır. Çok tedbirlidir ve keskin dengesi nedeniyle seçme sorununu sürekli yaşar. Aslında uyumludur ve onunla anlaşmak kolaydır. Arkadaşlığı sever, grup oyunlarına bayılır ve organize eder. Öteki çocuklar onunla oynamayı severler, romantik yaklaşımlarından ve cazibesinden etkilenirler. Hemşirecilik oynaması onun sosyal yönünü vurgular. Terazi/Venüs çocuğu genelde feminendir, sanat, estetik ve güzellik onun için önem taşır. Resim yapmaktan hoşlanır, bunun için yalvarır, hayal kurar ama aynı zamanda da tembeldir, bu nedenle yeteneklerini geliştirmeye ihtiyacı vardır. Bazen onu herşeyden uzak, bir köşeye çekilmiş Barbie koleksiyonuyla uğraşır görebilirsiniz. Bunu bebekten de yapar ve saatlerce emziği ile uğraşabilir. Bu çocuk bir sosyal kelebektir, kalabalıkları konar, uygun gördükleriyle dostluklar kurar. Terazi/Venüs çocuğu ilişkilerinde tutucudur ve seçtiği birisiyle çok yakın yani mahremiyetini paylaştığı ilişki kurar. Bu bireyselliktir ama yalnız kaldığı anlamına da gelmez. Muhakkak bağımsızlık anlayışı bir şekilde geliştirilmelidir aksi halde ilişkilerinde kararsızdır. Çevresinden emin olmalı, sürekli olarak ilişki kuracağı kişileri kalabalığın içinden seçmesine izin verilmelidir. Bu seçim kolay olmayacaktır ve ailenin desteği gerekir. Bir seçim yapması için ısrarlı olunmalı ve desteklenmelidir. Terazi/Venüs çocuğunun sloganı "Barışın bir fiatı vardır" şeklindedir. Bunu yapmasının nedeni ise, herşeyi karşılaştırma iç güdüsüdür. Kısacası sizin dengenizin, onun dengesi olacağını aklınızdan çıkarmayın.    

Akrep Burcu

Örnek konumlar: Güneş Akrep'de, Ay Akrep'de, Akrep, Yükselen Burç, Pluto güçlü konumda, 8. Ev iyi etkiler altında.


Akrep çocuğu sertliği ve gerilimiyle tanınmıştır. Akrep/Pluto çocuğu ile anlaşmanın iki yolu vardır. Ya dıştan gücünüzü göstereceksiniz veya onun enerjisini içine döndüreceksiniz, onu bu yollardan anlayabilirsiniz. Akrep çocuğu, bir şeyi isterken derinlemesine ister, tüm ayrıntılarına dikkat eder, araştırır ve sonucun arzusuna tam anlamıyla uygunluğunu soruşturur. Gizemden hoşlanır ve bunu çeşitli şekillerde oynar. Bulmacalar ve yap-bozlar tam ona göredir. Akrep/Pluto çocuğu tutkulu bir liderdir, bu nedenle inandırmak için herşeyi yapar, uzun uzun uğraşır ve eninde sonunda amacının en azından bir bölümüne ulaşır. Çok duygusaldır ama aslında bu yönü onun güç gösterisidir. Düşüncelerini gerçekleştirmek için dağları yerinden oynatır. Fizik gücüyle sizi şaşırtır, hiç beklemezsiniz ama muhteşem bir kuvvet gösterisiye karşınıza çıkıverir. Nadiren hasta olur. Akrep Burcu'nda veya Pluto'da bir değişim olduğunda, gücünü bloke eder ve içine yönlendirir. Kıskançlığı, gerilimi ve gizemciliği bu noktadan sonra iyice ortaya çıkar. Daha önemlisi, fiziksel ve zihinsel dışavurumu yukardaki nedenlere bağlıdır. Onları anlamak hiç kolay değildir, nedensiz gibi görünen gerilimlerini aşama aşama aşmaya çalışmalısınız. Eğer bu mümkün olmazsa nelerin onu rahatsız ettiğini bulmaya çalışın, depresyona ve fiziksel rahatsızlıklara (özellikle bağırsaklarda) neden olan faktörleri zaman zaman sorarak, zaman zaman da izleyerek belirleyin. İnatçılığı katı ve güçlüdür fakat kişisel zaaflarını öğrenirseniz geçiş yolunu bulabilirsiniz. Unutmayın, o başarılı ve mükemmel bir liderdir, en korktuğu şey ise mutsuzluk ve mazohizmdir.       

Yay Burcu

Örnek konumlar: Güneş Yay'da, Ay Yay'da, Yay, Yükselen Burç, Jüpiter güçlü konumda, 9. Ev iyi etkiler altında.

Yay çocuğu, yıldız haritalarında kolayca görülebilen ateşli bir iyimserdir. Coşkusu ve heyecanı olağanüstüdür. Sabit fikirli bir araştırmacıdır, maddesel ve düşünsel gerçeğe ulaşmak ister. Aradığı rahat futbol sahasında da olabilir, ya da ana okulunda, hiç farketmez. Koşullarını gürültüyle ortaya koyacak, ötesine boş verecektir. Haksızlığa gelemez, en küçük yaşlarda bile sürekli sızlanarak "fakat, bu bir oyun değil" der. Okulu gerçekten çok sever, merakından dinsal eğitime bile girer. Biraz büyüdüğünde, kendi kuramlarını oluşturarak, evrenin nasıl ve niçinlerini soruşturur, geniş bir düşünce alanı yaratarak yaşamın felsefesine yönelir. Yolculuk yapmaktan hoşlanır, küçük yaşta biryerlere gitmeye çalışır, bu şekilde düşünce ufkunu geliştirtirdiğine inanır. Benzer bir diğer neden, okumaktır. Yay çocuğu komik ve eğlencelidir, eli çok açıktır, yaşamdan tad alır, engin anlayışıyla sizi şaşırtır. Çünkü Yay çocuğu için "bilmek" önemlidir, çok konuşur, düşündüklerini açık sözlülükle ortaya koyar. Tartışmalara bayılır, size zıt çıkmaktan hoşlanır, aynı fikirde olduğunuzda bile tartışır. Çünkü kuramlarını yükseltmek ister, bir ebeveyn gibi davranır, onu cesaretlendirin, ille de yapması gerekeni tamamlamasını istemeyin, sadece başlatın. Kolayca canı sıkılır, oyununu ve uğraşını birçok başka konuya karıştırverir. Enerjisi çok yüksektir ve bunu dışarıya güçlü bir şekilde gösterir. Risk almayı sever ve maceraperesttir. Onun yüksek enerjisini, fiziksel olarak yorarak azaltın aksi halde karıştıracak ve yerlerini şaşıracaktır.         

Oğlak Burcu

Örnek konumlar: Güneş Oğlak'da, Ay Oğlak'da, Oğlak, Yükselen Burç, Satürn güçlü konumda, 10. Ev iyi etkiler altında.


Oğlak çocuğunuz zeki ve ciddidir. Minicikken bile cesaretini gösterir ve evde kendisine çeşitli oyunlar yaratır. Bu çocuğa en iyisi bir bakıcı tutun, oturup onu incelesin, zaman zaman küçük duygusallıklara yöneltin, teşvik edin, arzusu başarılı ve sorumlu bir lider olmaktır. Bu çocuklar programlı olmayı severler, küçük yaşta yapacaklarını sıraya sokarlar. Yemeklerini, banyolarını, uykularını bilirler ve saatlerine dikkat ederler. Metabolizmaları ritmik ve düzenlidir. Oğlak çocuğu pratik, hırslı ve çalışkandır, malına sahiptir, israftan hoşlanmaz ve ancak çok tutku duyduğu ile paylaşır. Geleneksel olarak Oğlaklar, genelde işle eğlenceyi karıştırırlar, küçükken de böyledirler. Ciddiyetle, eğlenceyi arada bir karıştırırlar ve bu yüzden de çabuk yorulurlar. Tüm ciddiyetine rağmen, Oğlaklar'da bir mizah duygusu saklıdır. Komik durumları hemen farkeder ve çok gülerler ve gülmeleri alaycı ve aşağılayıcıdır. Öte yandan mükemmellik tutkuları bazen başlarına dert açar, onu yakından izleyin ve bu yüzden gerilime girmesine engel olun. Öğrenmeyi sever ama yakından olmak kaydıyla, tutmalı, tatmalı ve koklamalıdır. Oğlak çocukları yaşlı doğarlar, yıllar geçtikçe gençleşirler fakat çocukluk dönemini yaşamaları için teşvik edilmelidirler. Doğal cesareti nedeniyle her atılımı yapabileceğini unutmayın ve dikkatli olun. Bu çocuklar genelde, çok istekli ve başarılıdırlar fakat yaşları tırmanırken bir yerde öğrenmekten sıkılabilirler ve duraklarlar, işte o anda onu yakamalı teşvik ederek yeniden yola çıkarmalısınız.               
 
Kova Burcu

Örnek konumlar: Güneş Kova'da, Ay Kova'da, Kova, Yükselen Burç, Uranüs güçlü konumda, 11. Ev iyi etkiler altında.

Çok tatlı, sevimli ve muzır, değil mi? Kovalar için daima küçük bir fark olmalıdır. Çocukken giyinmekten hoşlanmazlar ve ötekilere hiç benzemezler veya onların idealleri alışılmışın dışındadır. Ne olursa olsun, bu çocukta bir miktar gizem ama bu gizem karanlık değil aksine göz alıcıdır. Yaratıcılıkları ve yetenekleri olağandışıdır ama hayallerini gerçekleştirmek ve geliştirmek için özgürlüğü ihtiyaçları vardır. Ona çok genç yaşta bilgisayar eğitimi verebilirsiniz, teknolojinin her türü onu büyüler. Güzel, yeni ve farklı şeyleri sever. Bir diğer ilginç yanı alışılmış ve hatta düzenli gitmekte olan şeyleri aniden dramatik biçimde değiştirmesidir. Değişimleri aslında programla uygular aslında standartları ve alışılmış şeyleri sıkıcı bulmaktadır. Küçük yaşta müzelerden, doğada olmaktan hoşlanır, okumaya başlayınca kitaplara ve filmlere gömülür. Kova çocukları insancıl ve sevecendirler, bebekken de yardımcı olmayı ve paylaşmayı tercih ederler. Sokakta bulduğu bir kediyi eve getirdiğinde şaşırmayın ve beş yaşındayken elindeki parayı bir başka çocuğa verdiğinde de şaşırmayın. Kovalar idealisttirler ve burçlar kuşağının gösterişli tipleridirler. Onun küçükken sık sık kucağınıza atılmasını beklemeyin hatta yıldız haritasında su burçları egemen olsa bile çünkü zaaflarını göstermekten hoşlanmaz. Buna karşın, çoğu zaman soğuk ve kişisel olabilir. Bu karakter pozitiftir çünkü kendisini rahatlatmak ve özgür olmak olmak için kopmaktadır. Ama böyle anlarda çevresindekileri gerilime sokar. Bazen birşeylere kafasını takar ama takıntılarını gerçekleştirmek için yeterince atak davranmaz hatta utangaçlaşır. Bazen başını iyice derde sokar? Kova çocuğuna yapılacak en iyi yardım onu arkadaşlığa teşvik etmektir, bebeklikten okul çağına kadar olan yıllarda zor bir çocuktur, sık sık isyan eder ama onun her yaşta bir entellektüel ve hümaniter olduğunu hep hatırlayın. Değişimler hep yaşanacaktır ve o hep kendince yorumlar yapacak asla gelenekleri tekrarlamayacaktır.

Balık Burcu

Örnek konumlar: Güneş Balık'da, Ay Balık'da, Balık, Yükselen Burç, Neptün güçlü konumda, 12. Ev iyi etkiler altında.


Çocuklar için Balık Burcu veya Neptün tanımının temelinde ebeveynlere tepki, meydan okuma ve bir kuşku vardır. Hayalciliği çok güçlüdür ve burçlar kuşağının en korkağıdır. Özenli, dikkatli ve ayrıntılı öyküler oluşturur, buna hayal gücünü de katarak arkadaşlarına aktarır ve kolayca inandırır. Oyunlar oynar ve istediklerini oyunla aldatarak elde eder. Dikkat edin, korkunç bir yalancı olabilir çünkü duygusallığı en üst düzeydedir ve kırılmamak için bu yola sapabilir. Onun bu yönüne daima özen gösterin. Duyarlılığı sessizdir, toplar ve çevresindekilere kişiye göre dağıtır. Aslında o iyi bir danışmandır, okulun ilk sınıfında bile herkes ona akıl danışır ve o da uzun konuşmaya bayılır. Balık çocukları kendilerine ait olan yerlerden geri çekilmezler ve kendilerine ait olan şeylere sonuna kadar sahip çıkarlar. Siz ona yeterli zamanı verin, o kendisine ait belirlemeleri bir daha değiştirmemecesine yapacaktır. Onu korkutmayın hemen kaybolur, sık sık cesaretlendirilmeye veya şarj edilmeye gerek duyar. En önemli işiniz budur çünkü çevresel duyarlılığı yüzünden gücü çabuk azalır, moralini yitirir. Eğer çabuk öğrenmelerini istiyorsanız, onun kendisini iyi tanımasına yardımcı olmalıyız. Bu tür çocuklar kolayca fanatik olabilirler. Israrcı olun, inat edin ve aile sorumluluklarını garantiye alarak, Balık çocuğuna gerçeği gösterin hatta yaşatın. Pratik olmalı ve onun duygularını izleyin. Üzüntü, korku, utanç gibi tüm olasılıklar olabilir, temel faktör duyarlılıktır. Hayalcilik Balık çocuğunda korkutucu olabilir. Bir not daha; onu ilaçlara fazla alıştırmayın ancak çok gerekli olduğunda bunu yapın. Kendi gücüyle çok önemli sağlık sorunlarını aşabildiğini göreceksiniz.

Yazının devamı...

Kıyamete bir yıl kala... 2012'ye girerken...

3 Şubat 2012

Birşeyler ters gidiyordu. Aşırı sıcaklar ve soğuklar, depremler, batan adalar, kasırgalar, kuraklık ve başka gariplikler ardarda gelmeye başladı. Evet, birşeyler oluyordu... Ama ne..? O yıllara kadar, ne Kyoto Protokolü ile ne de BM Çevre Kararları ile ilgiliydik. Meğer birileri birşeyler söylüyorlarmış da biz duymuyormuşuz. Siyasetçilerin kafa karıştırmalarından, pop kültür starlarının zırvalıklarından, boğazlarına kadar anlamsız, yararsız kuramlara gömülmüş, gözleri paradan başka birşey görmeyen ekonomicilerden bir türlü başımızı alamıyor, ne oluyor diyemiyor, soramıyor yani uyuyormuşuz.                        

Nereye gidiyoruz? Ya gelecek gerçekten yoksa..? Acaba..? Geçen süreçte Küresel Isınma tehdidini bile istismar eden sayısız görüşle karşılaştım, içlerinde tüm suçu kapitalist düzene yıkan ama sosyalist sistemlerde de aynı yanlışların yapıldığı unutan garip solcular vardı, Yaradan’ın verdiği aklı unutan aymaz fanatik inançlılar çoktu, sadece daha çok paradan, daha büyük işlerden, daha çok üretimden, daha fazla tüketimden, ille de durmaksızın büyümeden söz edebilen kör eko-manyaklar ile güç ve yönetmek adına "Bırakın nolur, ben de biraz da ben yöneteyim..." diye sızlanarak ille de iktidar diyenler vardı... Ama durun biraz,  aslında onlar değil miydi hızla yaklaşan felaketin sorumluları? 

Bazılarımız, umut ararken, küresel ısınma bizi korkutur, geleceğimiz bulutlarla kaplanırken, oturup Kyoto'dan Kopenhag'a bir arpa boyu yol alırken, birdenbire önümüze yeni bir tehdit çıktı, geldi. Oysa gerçekte onu çok uzun yıllar öncesinden biliyorduk ya da bir bilenlerimiz vardı. Kısa bir zaman içinde tüm dünya etkilendi, filmler yapıldı, çok sayıda kitap, sayısız yazı yazıldı, konunun uzmanları oluşurken konferanslar, seminerler birbirini izledi. Hatta batı ülkelerinde özel yaşam kitleri satılmaya başlandı. Kısacası ortalığı bir Kıyamet Sendromu sardı ve hızla yayılıyor. Küresel ısınma gibi çok ciddi bir konuyu bile bir kenara iten, ezici ve hiç raslanmadık medyatik bir etki yaratabilen bu olayın adı 2012... 

21 Aralık 2012, neredeyse resmen kıyamet tarihi olarak tescil edildi. Sayısız insan şimdiden o gün nerede olacağının hesabını yapıyor, burç muhabbetlerine benzeyen bir geyik hızla yayılıyor. Öte yandan bizim bildiğimiz geçmişte, benzer bir olay yok yani böylesine kollektif bir ilgi, endişe ve salgın hiç yaşanmamış, ne Nostradamus'un 1999 uyarısı, ne de Millennium'a giriş ya da bir önceki Millenium etkisi çıtayı bu kadar yukarıya çıkaramamışlar... Örneğin 999 yılından, 1.000 yılına geçilirken, yaşanan korkudan ne Amerika kıtalarında, ne Asya'da ne de Afrika'da yaşayanların hiç haberi ve umuru olmamış... 

Bilindiği gibi geçen tüm zamanlar boyunca, kapsamlı kehanetler yapılmıştır, bunların bir kısmı doğru ya da yanlıştır, günümüzde de insanlık kehanetlere üstü kapalı bir biçimde ya da belirli bir çekince düzeyinde ilgi göstermekte ve izlemektedir. Buna karşın, hemen hemen son bin yıldan beri kehanetlerin gittikçe artmakta, çoğalmakta olduğu görülmektedir. Öte yandan, bilmeliyiz ki kehanetlere inanmak, geleceğin oluşmasında veya gerçekleşmesinde bizi yanlış yola saptırmamalıdırlar. Örneğin, geçmişteki başarısız kehanetleri yani gerçekleşemeyen öngörüleri hatırlayarak, yeni kehanetleri izlememek ve önemsememek de doğru olmaz yani yanılgılar kehanetin özgünlüğünü ortadan kaldırmazlar ve kehanet olgusu değerini yitirmez. Birçok kehanet mecazi yani açık değildir, olaylar simgelerle ifade edilir, şifreli sözcükler veya karmaşım cümlelerle anlatılır ve özgün yöntemler ve görüşlerle yorumlanırlar, kesin tarihler verilmez, zamanlamalar şaşırtıcı veya anlaşılmazdır. Ve eğer bir de tarihçiler ve bilim işin içine girerlerse, kullandığımız takvimin hatalı yönleri ortaya çıkar, o zaman da örneğin içinde bulunduğumuz yılın 2010 değil 2015 olduğu sonucuna varılır.

Bizler şimdi biraz da moda olarak “Eschatophobia”ya yani herşeyin sonunun geldiğine inanıyor ve kaçınılmaz sondan bir şekilde nasıl kaçabileceğimizi düşünüyoruz. Bu kollektif gerilim garip bir karışımdan kaynaklanıyor. Karışımın içinde, muhafazakar dinciler, uzay kardeşliği habercileri, tabloid ruhçular, kanal çağırıcıları, Mesih komplekslileri ve donuk Yeni Çağcılar bulunuyor. Hatta son yıllarda bir grup astrolog da, bu kıyamet trenine bindiler ve ardından da 2012'ciler sahneye çıktılar. Şimdi gelin astronomiye dönelim ve basit bir ekinoks hesabı yapalım ama bu hesap Sfenks’i yapanlara göre olsun. Astronomik Kayıtlar Koridoru’na göre, Aslan Burcu dönemi 12.000 yıl öncesindedir ve bu koridor Sfenks’in ön pençelerinin arasındadır. Nostradamus’un MS 9.000 yılı ile ilgili kehanetiyle, Piramitin zaman takvimininin sonu olarak varsayılan 83. Yüzyıl öngörüsü iddialara göre burada buluşurlar ve bu dönemde dünya Akrep Burcu’nda olacaktır. Öyleyse bu sonuca göre, 2012 yılı bir son olarak görünmemektedir ama belki büyük bir değişimin basamak taşı olduğu da söylenebilir. Zaten son günlerde Maya Takvimi ile ilgili böyle bir tez ortaya atıldı, yeni bir tablet bulunmuştu ve biz öncekini yanlış anlamıştık, Mayalar bir yokoluşu değil, yeni bir çağın başlangıcını öngörmüşlerdi...

Son yıllarda birçok ruhçu, medyum veya uygun tabirle öngörücü, 2012 Fenomeni'ninden de ateşlenip coşarak, kehanetlerde bulunmaya başladılar. Bu öngörülerin ana sorunu sadece gelecekle ilgili yarı gerçekleri içermeleridir. Kehanetlerdeki potansiyel doğal afetler tek bir gelecek olarak sık sık sunulur, eğer gelecek felaketler tek yol ise, zaten yapacak birşey yoktur. O zaman hepimiz çöken bir dünyada ancak bir şekilde kurtulmayı düşünebilir ve yaşamaya çalışabiliriz, Emmerich'in "2012" filmindeki gibi, parayı basanlar kurtulur, diğerleri yokolurlar. Gerçekte, gerçek gelecek tek bir yol veya tek şarkının bulunduğu bir single değildir, aksine çok şarkılı bir albümdür. Burada geniş spektrumlu olasılıklar vardır ve olacak veya yaşanacak olan gelecek bizim seçeceğimiz yol ya da track yani şarkıdır. Eğer arzu eder ve gayret edersek olumlu bir yönlenmeyle kollektif bir amacı oluşturabiliriz, bu durumda gelecekte şiddet, acı veya felaketler yer almayacaktır. Gerçekten de yükseltici veya olumlu olasılıklar, kötü ve yıkıcı olasılıklara göre daha uygundur. Çünkü kötümserlik ve korku, bizim rotamızı değiştirebilecek olan doğal gücümüzü çalabilir ve o zaman da çok farklı bir geleceği inşa etmek için kendi iyi senaryomuzu yazamayız. Sonuç olarak, çeşitli kıyametle ilgili ve keder dolu öngörülerin şu andaki önemi, uyarıcı olmalarıdır. Eğer uyanamazsak, tek bir geleceğe alternatif oluşturamaz ve farklı gelecekleri yakalayamayız. Belki de 2012 ile ilgili kehanetlerin ardındaki gerçek mesajı anlamalı ve kabul etmeliyiz, orada yeni bir dünyaya açılan bir kapı olabilir.

Mayalar, Dünya Çağı’nın sonunu tanımlıyorlar veya zamanın bittiğini söylüyorlar ama hangi zaman birimiyle? Mayalar'ın 13. Büyük Baktun Dönemi, belli hesaplara göre 6 veya 21 Aralık 2012’de sona erecektir. Ama bu gerçekten bir çağdan bir çağa geçiş olabilir. Asıl sorun bu geçişi nasıl yapacağımızdır. Dirensek de, kabullensek de, geçiş sırasında yok edici olaylar yaşanabilir. Tüm Amerikan yerlilerinin geleceğe yönelik kehanetlerindeki ortak yön de bu doğrultudadır. Amaç, öğrenilenden oluşur, potansiyel olarak geleceği tahmin edebilmek, öğrenilen dersleri ve önceki oluşumları kabullenmekle mümkündür. Gelecek değişebilir ve farklı bir patikadaki olaylar öngörülerek, gerçeğe dönüştürülebilir. Bu bağlamda şu an ile 2012 arasındaki dönem, 2000 yılı odak olarak alındığında çok önemli kararların alındığı ve daha da alınacağı kesin bir dönemdir ve gelecekte belli sayıda olasılık vardır. Farklı zamansızlıklar içersinde bizim yapmamız gereken şey ise, doğru seçimi yapabilmektir.

2012 Olmec ve Maya takvim sisteminin döngüler üzerine kurulu yapısında, merakla beklenen bir tarih. Buna, Maya takviminde "13 Ahau" deniyor ve bir daha ki 13 Ahau da 2012'ye rastlıyor. Ama bu hesaplamayı böyle iki satırla açıklamak mümkün değil, Maya takvimi ve zamansal hesaplamalar öylesine karışık ve zor ki yazarlar bunun için oturup koca koca kitaplar yazıyorlar. Benim bu tarakta pek bezim yok, amacım daha çok olacaklara ve sonuçlara yönelik...

Kısacası, bu bir uyarı. Mayalar bizim şu andaki halimizi elbette ki bilemezlerdi. Kendi yaşamları ve örneklemeleri doğrultusunda düşünmüş olmalılar. Bizim ise düşünmemiz gereken şey, şu anda yaşadıklarımız. Eski Mısır'dan, Roma'dan daha kötü durumda mıyız? İnsan olarak farklı değiliz, antik yazıtlarda anlatılanlar şikayetlerin, sıkıntıların pek de farklı olmadıklarını gösteriyor. Yani Roma İmparatorluğu ile ABD arasında pek bir fark yok. Ama çok önemli bir başka bir şey var, bunun adı da teknoloji ve her geçen gün biraz daha bozduğumuz doğanın tepkisi. Geçmişte tüm gezegeni yok etme gücümüz yoktu, şimdi var. Bunu kullanır mıyız? Neden olmasın? 20. Yüzyıl yeterli örnek değil miydi? Hırs, açgözlülük, etnik ve inançsal husumetler geçmiştekinin aynısı, hiç değişmedik ki. "Midnight in Paris" adlı filmi seyredin, ne demek istediğimi çok iyi anlatıyor...

Ve şimdi bu gelişmemiş, olgunlaşamamış çocuğun elinde süper güçler var, kitle katliamına yönelik silahlar, gezegeni aralıksız kirleten saçma ekonomik nedenler, her renge ve nedene kolayca bürünen medya, özünden kopmuş öldürücü inançlar, adaletsizlik, paylaşımsızlık vs...

Bunları değiştirebilir miyiz? Hiç sanmıyorum, sanırım bunlar biziz yani insanın ta kendisi, olması gereken ise insanın değişmesi, bu da 2012'de olmayacak. Sonrasında olur mu?  Kimbilir, bilemeyiz ki, geleceğin öyküsü henüz yazılmadı çünkü gelecek şu anda verdiğimiz ve vereceğimiz kararlara göre oluşacak, sadece doğru ve gerçek iyiyi seçmeyi umabiliriz.

Yazının devamı...

Burcunuza göre beslenme

3 Şubat 2012

KOÇ
Neler yararlı olur;  
Adrenalinsiz kalmayın. Sofranızda sık sık sarımsak, soğan ve hardalotu bulundurun. Enerjisiz kalmamak için olabildiğinde veya fırsat bulduğunuzda güneşe çıkın ve sıcaklığı özümseyin. Masaj yaptırın ve fiziksel terapilere mümkün olduğunca önem verin. Potasyum fosfat sizin için önemlidir. Koç, geleneksel olarak aşkın parlaklığını ve savaşın ihtişamını simgeler. Gürültülü yerler, telaş içindeki insanların koşuşturduğu restoranlar onun için uygundur. Yüksek metabolizma düzeyi ve çabuk yemek yemeği sevmesi yüzünden çoğu zaman lezzetin ayrıntılarına inemez. Aslında onun için en uygun çevre, görkemle yanan bir ateşin önünde yediğinin tadını çıkarmaktır.  

BOĞA
Neler yararlı olur;
Cildinize iyi bakın, bakım yaptıramıyorsanız gereken özeni gösterin, yağlanmasını ve gözeneklerin tıkanmasını engelleyin. Çıban, ur ve tümörlere karşı bol bol narenciye alın. Mısır ve ilgili tüm yiyecekler size yararlı olacaktır. Larenjit ve tümboğaz hastalıklarına karşı soğuk içeceklerden kaçının, ıhlamur ve tarçın kullanın. Ünlü İranlı Astrolog El Biruni'nin 11. Yüzyıl'da yazdığına göre, Boğa'nın yemeğe olan aşkı, tüm burçların üstündedir. Boğa, kırsal bir tiptir; meyve bahçeleri, çayırlar, buğday ve mısır tarlaları, ambarlar ve tahıl depoları; işte onun sevdiği yerler. Boğa için, bir köy lokantası sağlıklı beslenmek için çok uygun bir yerdir. Buna karşın rahatı sever, sofrasında en güzel servisleri görmekten hoşlanır yani önce hayallerini doyurur.

İKİZLER
Neler yararlı olur;
Öncelikle potasyum Klorid; bu şekilde kan hücreleri ve dokuları takviye edilebilir. Akciğerler ve bronşlar hassas olduğundan bu mineralin yararı çoktur. Özellikle, ıspanak, yeşil fasulye, domates, kereviz, havuç, kuşkonmaz, portakal, şeftali, erik, armut ve pirinç bu yönden yararlıdır. Sinirsel gerilimleri dengelemesi açısından greyfurt, badem, balık, üzüm suyu, elma ve kuru üzüm etkindir. Kalsiyum gereksinimlerini süt, tereyağı ve köy peynirlerinden alabilirsiniz. Yerken konuşmayı çok sevdiği için fazla gürültüyü sevmez. Ama okurken veya tv izlerken atıştırmayı da çok sever. Bir İkizler'in sıradan bir istasyon büfesinde dahi keyifle birşeyler yediğini görebilirsiniz.  İkizler, insanları görkemli sofralardan pek hoslanmazlar çünkü onlar için önemli olan pratikliktir. Bir an evvel yemelidirler.  Sebzelerden şalgam, rezene, kuzu kulağı, anason onlar için uygundur.

YENGEÇ
Neler yararlı olur;
Kalsiyum fosfat, kalsiyum tuzu, çeşitli meyveler, mısır, bol kabak ve marul veya yeşil salata yararlıdır. Doğadan uzak kalmamak Yengeç insanı için yararlıdır ama özellikle de su önemlidir, hele deniz suyu çok daha etkin ve yatıştırıcı sonuçlar getirir. Sık protein alınmalıdır, kolestrola dikkat etmek kaydıyla tüm kabuklu deniz ürünleri yararlıdırlar. Yengeç, doğal olarak analığı ve evi simgeler elbette ki sofrası da aynı derecede öncelik taşır. Duygusallığını ve ekonomik tutumluluğunu mutfağına en iyi yansıtan burç Yengeç'tir. Yengeç, burcu pirinç, şeker, lahana, şalgam, adaçayı ve dereotu üzerinde etkindir. Bunları su ile bütünleştirerek yengeç, pavurya, ıstakoz, karides, midye ve salyangoz türü kabuklularla beraber değerlendirir. Ay'ın yönettiği tüm yiyecekler de bu burçta geçerlidirler.

ASLAN
Neler yararlı olur; 
Magnezyum fosfat önemlidir ve bal; tüm Aslanlar baldan yoksun kalmamalıdır. Ayrıca et ve et ürünleri yanısırada ıspanak, ebegümeci ve semizotu yararlıdırlar. Magnezyum fosfat, çavdar ve buğday ürünlerinde, badem, ceviz, incir, limon, elma, şeftali, pirinç, deniz ürünleri ve yumurta sarısında bolca bulunur. Taze meyve, yaşil salata, peynir, süt ve yoğurt et ürünlerinin yanında dengeli olarak alınmalıdır. Erik, armut ve portakal özellikle kalp sağlığı yönünden öncelikli meyveler olarak önerilebilirler. Görkemli, tantanalı ve ihtişamlı yerler onun doğal ortamı sayılırlar. Aslan yemekleri bol masraflı, zengin ve mükemmeldir. Temel olarak, fırın yemekleri, barbeküler listenin başında yer alırlar, rengarenk zengin soslar onun zevkini ve damağını okşar. Et yemekleri Aslan'ın kalbinde yer alır, yanısıra da havuç, ısırgan, defne, nane türü sebzeler bu et tutkusunun vazgeçilmez aksesuarlarıdırlar.

BAŞAK
Neler yararlı olur; 
Başak insanı mide hastalıklarına yatkındır, bu nedenle dengeli beslenmelidir. Sebze yemekleri ön planda olmalıdır.Aslında bu insan bir hastalık hastası olduğu için yediğine, içtiğine özen gösterir ve hatta herkese öğüt verir. Midelerinin yanısıra barsaklarını da iyi korumalıdırlar. Gözlerini kuvvetlendirici besinler almalarında da yarar vardır. Alerjik yapıları nedeniyle dikkatli olmalıdırlar, örneğin egzema onlar için ciddi birsorun olabilirbir tehlikedir. Tuzu ve fosforu sürekli almalıdırlar. Günümüzün yapay katkı maddeleri ve doğallığın yapaylıkla kirletilmesi bir Başak için dayanılmazdır. Bunun yerine ev yapımı yiyecekleri tercih eder, imkan bulduğunda kendi ekmeğini dahi yaptığı görülür çünkü o bir Başaktır yani ana maddesi un ve ekmektir. Ayrıca tüm hububat, kekler ve hamur işleri onun için önemlidir. Bunlarla sebzeleri bütünleştirmekten hoşlanır.

TERAZİ
Neler yararlı olur; 
Öncelikle tahıllar tabii ki; buğday, arpa, yulaf ve çavdar. Bütün bunlar Terazi'nin hassas hormonal dengesini düzenleyecektir. Özellikle Corn Flakes veya yulaf çorbası türü sabah kahvaltıları etkilidir. Bol meyve desteği de önemlidir yani üzüm, çilek ve muz gibi... Açık va temiz havadan bol bol yararlanılmalıdır. Ayrıca hassas sinir sistemini dengelemek için, deşarj olmaya öncelik vermelidir. Bunun en iyi yolu da hobisel alışkanlıklara önem ve öncelik verilmesidir.  Terazi insanı için yemek yenecek ortam sessiz, barış dolu, huzurlu ve çok iyi bir dekore edilmiş olmalıdır. Pastaneler, şekerciler ve tatlıcılar ideal Teraziler'in kolay avlandıkları yerlerdirler. Terazi Burcu, yüksek irtifalardaki ekin alanlarını ve meyve bahçelerini yöneten bir burçtur. Terazi insanının tatlıya olan düşkünlüğü, kek merakı ve şeker tutkusu çok ünlüdür. İdeal bir Terazi, hafif ve hazmı kolay yiyecekleri seçer.

AKREP
Neler yararlı olur; 
Kalsiyum Sülfat özellikle çok önemlidir. Tüm deniz ürünleri ve bilhassa balık sık yenmelidir. Seksüel dürtü sağlayan yiyeceklerden ve baharatlardan tad alma dışında kaçınılmalıdır. Sinirsel gerilim ortamları ve tabii ki yoğun stresler Akrep insanlarında yüksek düzeyde psikolojik şoklara neden olabilir, bu durumlarda dönemsel çevre değişimleri ve su terapileri yararlı olacaktır. Akrep burcu bahçeleri, çiçek tarhlarını, üzüm bağların, su kenarlarını ve yeraltı mekanlarını yönetir. Akrepler gizem kokan çevrelerden çok hoşlanırlar ve genelde barışçı, sessiz ve karanlık yerleri tercih ederler. Akrep, bir su burcudur, tüm su canlılarını ve özellikle de kurbağa ve salyangozları yönetir. Fermante yiyeceklere yakındır, balık soslarına ve karides pateye bayılır. Ayrıca, av hayvanlarına ve bilhassa kuş etlerine önem verir,

YAY
Neler yararlı olur;
Yay, zodyağın hareketli bir burcudur. Bu işaretin altında doğan insanlar nehrin orta yerinde yön değiştirme konusunda ünlüdürler. Genelde uygar insanlardırlar ve 11.Yüzyıl'da Araplar onların yemek ve içmek için özel olduklarını belirtmişlerdi. Yay burcu sıcak, kuru ve erkeksi bir ateş burcudur. Yay, evler, ahırlar, evlerin üstlerindeki odalar, meyva ağaçları, tepeler ve dağlık yerleri etkiler. Canlı bir atmosferi tercih eder. Özellikle giriş ve çıkışları gözlenebilen işlek bir yeri. Uzun seyahatlere çıkılan tüm yerler ve hava alanları bu burca özgün yerlerdirler. Yay, burcu kuşlara düşkündür. Meyvaları sever ve genellikle güvercinotu, zerdeçal, safran, sarımsak, karakafes, turp, soğan ve pancar gibi sebzeleri eker. Yay Burcu insanlarının çabuk yemeleri sabırsızlıklarını ve arzularını tatmin eder ya da yerken, başka işlerle uğraşabilir. Bu nedenle kızartılmış, ızgarası yapılmış, fırında pişirilmiş ya da çevrilmiş yiyecekler ona daha uygundur. Hazır yemekleri daha çok tercih eder.

OĞLAK
Neler yararlı olur;
Kalsiyum fosfat tüm Oğlaklar için gereklidir. Oğlak, geleneklerin simgesidir. Dünyasal değerlere ve maddi sağlığa öncelik verir. Elbette ki tüm Oğlaklar'ın tutucu olduklarını söylemek istemiyoruz. Ama onların güç kaynağı temel inançlarıdır. Doğal yapılarında, refah ile yoksulluğu ayırt edebilme içgüdüsü vardır. Oğlak, bir çiftlikte mutludur. Çevresinde inek boynuzları, koyun sesleri, varsa mutludur. Basit ama geleneksel eşyalarla döşenmiş ortamlar onu rahatlatır.  Oğlaklar, sağlığın geleneksel beslenme metodlarına bağlı olduğuna inanırlar. Oğlak, zengin ve etkin bitkilere öncelik tanır, tadla sağlığı bütünleştirir. Kızarmış nane soslu bir kuzu veya ustaca pişirilmiş bir hindi onun önünde değer kazanır. Tüm bitkiler, bitki sosları, meyveler, böğürtlenler yani vahşi ürünler onun için uygundur. Kemik yani jelatin onun için önemli bir güç kaynağıdır. 

KOVA
Neler yararlı olur;
Kova, paradokslar burcudur, bağımsızlık için yaşarlar ve bireycidirler. Bu arada Kova'nın bir gurme olduğunu du unutmayalım.  Serinletici, erkeksi hava burcu Kova, barları, pubları, tavernaları, şarap evlerini, balık çifitliklerini, değirmenleri, hanları ve küçük motelleri sever. Akan sular onun simgesidir. Kovalar, kalabalıklardan uzak olmayı tercih ederler. Kova, bir uzmandır, yemek yediği tabağa önem verir, modern ya da egzotik hangisi olursa olsun, kendisine özgün bir parça bulur. 1960'larda Kovalar beslenme ve yiyecek konusunda önemli adımlar atmışlar ve devrime neden olmuşlardı. Seksenli yıllarda onları, sağlıklı beslenme tutkunları olarak gördük. Kova insanı tüm kuşlara yani ördek ve kaza hayrandır, Bir tuz ve kimyon delisidir, bu burç aynı zamanda da homeopatik tıbba meraklıdır.

BALIK
Neler yararlı olur;
Balık, tüm burçların içinde en duyarlısı, sempatiğidir. Soğuk görünüşleri, duygularını çok derinlerde saklamalarındandır. Mutluluğu yanında bulunanlara bağlıdır. Balık, suyla ilgili tüm çevreyi ve herşeyi simgeler. Tipik balıklar nerede olurlarsa olsunlar suyu gören bir yerde olmalıdırlar yani su görmelidirler. Balık insanı, barışa, sessizliğe, yumuşak ışığa, derinlerden gelen bir müziğe, itinalı bir servise ve romantik bir atmosfere önem verir. Düzensizlikten nefret eder. Bir zaman sonra ya vejeteryan olur, ya da diete başlar. Balık Burcu, tüm deniz kuşlarını ve balıkları (özellikle alabalık, somon ve ton balığı) simgeler. Enginar, lahana, kabak ve şalgam onun için önemlidir. Alkolle arası iyidir, iyi içer ve iyi bir konuşmacıdır. Şarap soslu tüm balıklar onun için idealdir. Hassas cildi için su kadar önemli bir diğer mineral demir fosfattır.

Yazının devamı...

2012 yılı son mu yoksa başlangıç mı?

3 Şubat 2012

Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona erecek ve yeni bir çağ başlayacak. Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz. Beşinci kutupsal kayma olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesi iddiaları ileri sürülüyor ve dünyadaki iklimlerin değişimi de buna bağlanıyor. "Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu'ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda. Mayalar'a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi" deniyor. Acaba bunlar bilimsel olarak kanıtlandı mı? Bu soruya cevap olarak da, Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (Kuzey ve Güney Kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı deniyor. Bazı belgesellerde dünyanın manyetik alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel olarak açıklanıyor. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir değişim var deniyor. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan şey Mayalar’ın bunu bilmeleri ya da gerçekten bilip, bilmedikleri... İddianın bir diğer yanı da Mayalar'ın bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmaları ve bu şifreye göre dünya için 2012 yılı çok önemli. Ama neden şifre? Bu cevap verilemiyor....        

Peki bu görüşe göre 2012 yılında dünya yok mu olacak? Mayalar 2012'yi insanlığın yeniden yukarı çıkışının yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta farklı inançlarda yer alan Altın Çağ’a böyle ulaşılacağı da iler isürülüyor. Yani 2012'nin önemi burada. Düşen insanlık tekrar yukarı çıkacak ve bu çıkış 2012'de  başlayacak. Yine iddialara göre çıkış süreci başladı, belki de 2012 bir final olabilir. Ancak tufanla kıyameti birbirine karıştırmamak lazım da deniyor. Yani kıyamet ruhsal bir değişim, tufan ise fiziksel bir değişim demek. Ayrıca kıyamet tasavvufi ve ezoterik anlamda ayağa kalmak ve uyanmak demek. Ve bu uyanıştan kastedilen şey ruhsal aydınlanma... Bu nedenle verilen tarih çok önemli. Ancak bu tarihlemede iki yıllık bir hata payı bulunabileceği de belirtiliyor nedeni ise Maya Takvimi'nin bizim kullandığımız Gregoryen Takvim arasındaki farktan kaynaklanıyor yani MÖ 1'den MS 1'e geçilmiş olması, aradaki 0 atlanmış. Astrofizikçi Cotterel de bu konuya dikkat çekiyor. Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği iddiası Mayalar’a referans olarak veriliyor. Deniyor ki, insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar.

En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda bululan mezar taşının kapağındaki şifrenin  çözülmesiyle oldu. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirildiğinde ortaya bir Jaguarun ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi... Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen Güneş Haçı’nın üzerindeki delikler ise Güneş'in manyetik hareketlerini temsil etmekteydi. İşte bu Mayalar'ın gizli mesajıydı. Yani yaşanacak trajedinin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir.. İlginçtir ki şu andaki iklim değişiminin nedenlerini Güneş’e bağlayan bilim adamları da çok sayıda... Yalnız Mayalar’ın değil Sümer takvimlerinin de aynı tarihleri işaret etmekte olduğu da söyleniyor.

Astrolojik pencereden bakarsak...  

Balık Burcu Çağı’na?inançlara göre aşağı yukarı milattan önce 6. Yüzyıl civarlarında girmiş olmalıyız. Bu dönem dünya üzerinde Antik Yunan Felsefesi’nin en etkin olduğu bir dönem. Aynı zamanda İbraniler’de de peygamberliklerin başladığı bir dönem. Doğuda ise Zerdüşt, Laotse, Buddha, Konfüçyüs, Jaina ve diğer öğretilerle birlikte yeni felsefeler ortaya çıkmış. Yani düşünce ve inanç akımlarında büyük bir gelişimin yaşandığı bir dönem.?Yine iddialara göre, daha da gerilerde Mayalar’da de altın çağlarını yaşamaktaydılar. MÖ 2000'lerde başlayan Koç Burcu çağının girişinde Meksika'da ve Mısır'da piramitler inşa ediliyordu. Daha önceki tarihlere inebilmek için yeterli bilgi olmadığından genel bilgiler vermekten öteye geçilemiyor. Yaklaşık MÖ 8400-8000 arasında Aslan Burcu’ndan çıkıp Yengeç Burcu’na girmiş olabiliriz. Astronomik hesaplara göre ise, Kova Burcu’na girilen tarihten tam 11.027 sene öncesini kabul etmeniz gerekir. Fakat bu sayı sadece matematik bir çözümlemedir. Çünkü bu kadar uzun bir zaman periyodu içinde dünyanın beklenmedik değişmelere maruz kalmış olması her zaman mümkündür hatta kesindir.?Efsanevi Atlantis kıtasında da, bilgelerin kıtanın batacağını anlayıp aşağı yukarı bu tarihte ayrılmak ihtiyacını hissettikleri söyleniyor. Ama bunlar da birer iddia... Acaba yararlı mı? Hayır, aksine çöküşün yaşanacağını haber veriyorlar yani kötümserler, ötesi ise iyi olacak... Ama kimlere..?

Ya da kimler onlar..? Cevabı bilemiyoruz ama bizlerin olmayacağını sanırım biliyoruz...   

Yazının devamı...