"Rauf Tamer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rauf Tamer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rauf Tamer

Zamanlama

26 Nisan 2017

Adamlar gayet planlı programlı geldiler... Yıllardır, aylardır Türkiye’yi kuşattılar kuşattılar... Ve sonunda Avrupa Minderi’nin dışına ittiler.

AKPM’nin dünkü kararı, şu anlamı taşıyor:

-AB yolunda taa 2004’ten önceki noktaya döndük.

İçimizdeki Hollandalılara müjde...

 

Dün, aynı saatlerde Yunanistan, firari askerlerin Türkiye’ye iadesini bir kere daha reddedebiliyor.

Tesadüf mü?

Üç gün önce AGİT’in raporu, ayrı bir işarettir.

Yazının devamı...

Tuhaf şeyler

25 Nisan 2017

Üstelik siyaset bilimci.

Philippe Deforges.

Çağdaş bir Fransız aydını...

Ne diyor bu centilmen:

- Türkiye’de ya iç savaş çıkmalı ya da Erdoğan öldürülmeli.

Der mi, der.

AB ülkelerinden de hiç ses çıkmaz.

Önemi yok.

Yazının devamı...

Dün’den kalan

24 Nisan 2017

Dünkü mecliste hâlâ milli irade’yi tartışacak idiysek, 97 yaşına gelmiş bir milli hakimiyet’in nesini kutlamış olduk?

***

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.

Sahiden öyle midir, değil midir?

Aradan 97 yıl geçmiş, bu konuda hâlâ mutabakat yok.

Hâlâ bir milli irade tartışması.

- Hem de nerede?

-

Yazının devamı...

23 Nisan

23 Nisan 2017

Onu kutlarken Milli İrade, HalkınEgemenliği gibi sözler çok güzel ama yetmez.

Meclise saygı da gerekiyor.

- Kürsü dokunulmazlığı...

- Konuşma âdabı...

- Dinleme terbiyesi...

- İç tüzüğe itaat... vs.

Bütün bunlar bir ciddiyet zinciri oluşturur ki, gerçek Atatürkçülük oradan geçer.

16 NİSAN

Yazının devamı...

Mahcubiyet

22 Nisan 2017

-Nereye oy vereceksin?

Şimdi ise:

-Nereye oy verdin?

***

Aldıkları cevaba acaba inanıyorlar mı?

Mahcup seçmen diye de yeni bir keşif var. Lakin seçimden önce mahcuptu da seçimden sonra mahcubiyeti bıraktı mı?

Ne malûm?

***

Yazının devamı...

Boykot yanlıştır

21 Nisan 2017

Sandığa akın akın gitmiş, kusursuz biçimde oy kullanmış, sonra evine çekilip sonucu beklemiştir. Yüzde 49’lara ulaşarak da güçlü bir noktaya varmıştır.

İşin aritmetik kısmı böyle.

 

Şimdi bu insanlara hiç sormadan, 24 milyon hayırcının fikrini hiç almadan “ben bu sonucu tanımıyorum, referandum yok hükmündedir” deyip, külliyen siyasi boykot ilan etmek siyasetsizlik değil midir?

Yani “ben yokum, bundan sonra istediğiniz gibi at koşturun.”

Bunu demeye kimsenin hakkı var mıdır?

 

Durun bakalım. Daha süreç yeni başlıyor, uyum yasaları çıkacak. Oturup konuşacaksınız. Yeni seçim kanunu ve partiler kanunu için tartışacaksınız. Belki de bir

Yazının devamı...

Bir bu eksikti

20 Nisan 2017

Meşruiyet tartışması diye başımıza bir dert daha açıldı.

Ve HAYIR’ın amiral gemisi, referandumu “yok hükmünde” saydı, “sonucu tanımayacağını” ilan etti.

 

Çok ciddi bir kriz bu.

Çünkü sonucu tanımıyorum demek “yeni sistemin içinde olmam” demek... Yani “2019 seçimlerine girmem” demek... Yani “siyasetin hiçbir yerinde yokum” demek.

Çok keskin bir tavır bu.

Sine-i millet’ten de öte bir şey.

 

Yazının devamı...

Akılda kalan

19 Nisan 2017

(Tabii YSK’ya yapılan itirazın sonucu henüz tescil edilmeden...)

 

Bir numaralı not şu:

“İstanbul’u kazanan, seçimi de kazanır” ezberi bozulmuştur.

Hayır hayır, bozulmamıştır.

Bilakis, seçimle referandum arasındaki fark ispatlanmıştır.

 

Saadet Partisi seçmeninin HAYIR’a epey hayrı dokunduğu

Yazının devamı...