"Rauf Tamer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rauf Tamer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rauf Tamer

Arıza dipte

27 Şubat 2017

O kadar da korkulacak bir şey yok.

Beyaz mı, kahverengi mi diye millete sorarsanız, elbet kutuplaşma olur. Kimi beyaz der, kimi kahverengi...

Bundan doğal ne var?

***

Meclis’teki dört partinin dört benzemez oluşu, kutuplaşma mıdır?

Hayır.

Demokrasinin gereğidir.

Tek tip insan arıyorsanız, boşuna aramayın. bu ülkede her türlüsü var:

Laik, dindar, dinsiz, muhafazakâr, sosyal demokrat, milliyetçi, liberal...

Kutuplaşma mıdır bu?

Hayır.

***

Velev ki kutuplaşmadır.

E ne yapalım?

Seçimleri, referandumları, kongreleri, hepsini kaldıralım.

Tek tip insan’a dönelim.

Hepimiz Beşiktaşlı olalım.

Ya da Fenerbahçe- Galatasaray rekabetini yasaklayalım.

O zaman kutuplaşma olmaz.

Var mısınız?

Bilirim ki yoksunuz.

***

Bizim asıl derdimiz kutuplaşma falan değil, iftira, tehdit, şantaj, hakaret, nefret,

kin ve husumet ama söylemeyi beceremiyoruz, kutuplaşma deyip geçiyoruz.

Fair Play’e sadık kalmak şartıyla, kutuplaşma hiç de korkulacak

bir şey sayılmaz.

Farkı anlatabildim mi acaba?

Eh, anlatamadıysam da, yarının 28 Şubat olduğunu hatırlatarak bari hafızaları tazelemek isterim.

Yazının devamı...

Pazar Kahvesi

26 Şubat 2017

Oradan bizde kalan birkaç çizgi sunacağım.

Ve de bazı çağrışımlar.

İşte notlar

* Rejim mi değişiyor, sistem mi? İki taraf önce bu konuda mutabık kalsa bari... Yoksa evet-hayır demek kolay... Maalesef vatandaşa işin en zor yanını bıraktılar.

***

* Başbakan, hukukçu olmamasına rağmen made madde gidip, meseleyi çok güzel anlattı... Keşke bir de karşısına şeytanın avukatlığı rolünde birini alsaydı da, kafalar iyice aydınlansaydı.

***

* Cumhurbaşkanı’nın kaç yardımcısı olacağını burada arkadaşlar bana soruyorlar... Ben de diyorum ki “1 veya 1’den fazla...” Ne diyeyim? 1’den az olabilir mi yahu?

***

* Gördüm... BülentArınç yedek kulübesinde oturuyordu.

Takımın en golcü oyuncusu hiç kulübede oturur mu? Ne zaman sahalara döneceği merak ediliyor.

***

* Soru:

- Kürtler nasıl evet diyecek? MHP’ye rağmen mi?

Cevap:

- Kürtler MHP’yi sevmez diye bir şey yok. MHP’yi PKK sevmez... İkisini karıştırmayın.

***

* Bir soru daha:

- Saadet Partisi nasıl hayır diyecek? CHP’ye bayıldığından mı?

Cevap:

- Hayır... Büyük ihtimalle Erdoğan karşıtlığından.

Nitekim -bu uğurda- laik muhalifler bile Erbakancı oldu. Bunlar 28 Şubat’ta neredeydi?

***

* Bu arada... BBP’nin ne tarafı destekleyeceğini hâlâ bilemiyoruz.

Yalçın Topçu’ya mı sorsak acaba?

İyi pazarlar.

Yazının devamı...

Altını çizelim

25 Şubat 2017

Sonuç ne çıkarsa çıksın.

-Başbakan yine Binali Bey.

-CHPlideri yine Kemal Bey.

-Cumhurbaşkanı yine Tayyip Erdoğan.

***

Artık bilmeyen yok.

Bu bir seçim değil.

Yeni bir yönetim modeli için sandıkta oylama yapılacak. Hepsi bu.

Meclis, aynı meclis.

Hükümet, aynı hükümet.

Muhalefet, aynı muhalefet.

***

Tamam...

Kağıt üzerinde bu böyle ama bakalım herkes kurala uyacak mı?

Mesela...

Sonuç hayır çıkarsa, birileri -iktidar için- ortaya bir meşruiyet tartışması atmaz mı?

Mesela...

Sonuç evet çıkarsa, yine birileri lider değişikliği diye tutturmaz mı?

Hele bir de açık ara’yla mağlubiyete uğramışsanız, size hiç rahat verirler mi?

***

Liderler bu bir seçim değil diye şimdi bağırıyorlar.

Elbet değil.

Ama sonucu görünce asla mızıkçılık yapmayacaklarını da söylesinler.

Hayatın aynen devam edeceğini de vurgulasınlar.

İşin huzur ve istikrar tarafı şöyle dursun, kendi kariyerleri için de bir garantidir bu.

Aksi halde, referandum gecesi, başka bir tartışma başlar.

İyi mi olur?

Yazının devamı...

Unutmayın

24 Şubat 2017

Zamanlama mühimdir.

Ecevit’e bir suikast ihbarı, CHP’yi yüzde 42’lere taşımıştır.

Kenan Evren’in son 36 saat kala gereksiz bir müdahalesi, ters tepmiş, Özal’ı iktidar yapmıştır.

AbdullahÖcalan’ın 1999’da Türkiye’ye teslim edilişi, Ecevit’i birinci parti konumuna getirmiştir.

SALDIRILAR

Şortlu kıza uçan tekme, türbanlı kıza yapılan edepsizlik, toplumda gerilimi artırıyor.

Müjdat Gezen’in 50 yıllık emeğine dökülen bir teneke benzin, onu yolundan döndüremeyeceği gibi, insanlarda nefret ve hiddet uyandırıyor. CemKüçük’ün evine yapılan silahlı saldırı, Cem’e, mesleğinde daha da bir güç ve taraftar kazandırıyor.

Nagehan Alçı’nın uğradığı hakaret, ona takılmış bir madalyadır.

Selin Sayek Böke’ye gelen tehdit, artık sözün bittiği yerdir.

Yüzlerce örnek sayabilirim.

NASIL YANSIYOR

İşte... EVET’leri HAYIR’ları, güzellikler değil de çirkinlikler etkiliyor.

Takdir duygularıyla değil, büyük bir öfkeyle gideriyoruz sandığa... Her seferinde bu böyle oluyor. Yani, birilerini ödüllendirmek için değil, öbürlerini cezalandırmak için oy kullanıyoruz.

Siyasi tercih böyle mi olur?

NE ALAKA?

Hiç ummadığınız faktörler de rol oynuyor.

Lafı uzatmadan şu iki örneği verip bitireyim:

1) Mihriban Aliyev’in cumhurbaşkanlığı yardımcılığına getirilmesi, EVET’çilere kötülük olmuştur.

2) Kandil’in bu işe burnunu sokması da HAYIR’cılara en büyük kötülüktür. Nokta.

Yazının devamı...

Tuhaf şeyler

23 Şubat 2017

HAYIR diyecek olanlar, elbette ki terör yanlısı değildir. Peki EVET diyecek olanlar diktatörlük yanlısı mıdır? Her iki türlü hakarete de bu millet müstahak mıdır? Bu ne biçim referandum?

 

Topyekün HAYIR’cılar, 18 tane maddeyi tek tek niçin hâlâ tartışıyorlar? Madem öyle, paket hazırlanırken keşke masada siz de bulunsaydınız. Hiç değilse beğenmediğiniz maddeleri asgariye indirirdiniz.

Neden yapmadınız?

 

Ayrıca siz... EVET’çiler!

Nasıl bir savunma tarzı bu?

“Yetkilerin tek mercide toplanması” ne demek? Kılıçdaroğlu da zaten farklı bir şey söylemiyor ki... Niye kızıyorsunuz?

 

Her iki taraf da farkında olmayarak halk’ı rencide ediyor. Halk, kendine hiç diktatör seçer mi yahu?

Diyelim ki seçer.

Beğenmezse, 5 yıl sonra bir başka diktatör seçer mi?

Yani bu halk, ille de köle mi olmak ister.

Yapmayın, etmeyin.

Yarın aynı halktan oy isteyeceksiniz, unutmayın.

 

Gündemdışı bir not:

Güzel güzel siyaset yapmak varken Figen Yüksekdağ’ın başına gelenler neye yaradı? Hangi ideale fayda sağladı? Yazık olmadı mı onca tahsil’e, onca talim-terbiye’ye, onca emeğe? Leyla Zana onca yıl hapis yattı da nereye ulaştı?

Hiç... Kaybolan yıllar.

 

Sahiden de kaybolan yıllar.

Oysa AhmetTürk ile Deniz Baykal arasındaki nezaket, siyasete aynen yansımış olsaydı “Çözüm Süreci”ne bile ihtiyaç kalmazdı.

Yazının devamı...

Yakın markaj

22 Şubat 2017

Evetçiler-Hayırcılar.

Her iki taraf da:

- Kapı kapı gezeceğiz diyor.

Güzel bir yöntem.

Lakin, biraz tehlikeli.

Ölçüyü kaçırmamak lazım.

 

Kapıyı çaldınız.

Açtılar.

Sizi buyur edeceklerinin bir garantisi yok.

Ev müsait olmayabilir.

Müsait olsa bile, ev sahipleriyle sizin fikirleriniz örtüşmeyebilir... Örtüşüyorsa zaten içeri girmeye ne gerek?

-Boşuna vakit kaybı.

 

Baktınız, fikirleriniz örtüşmüyor.

Ev sahibi gönülsüz. Sizi içeri almak istemiyor.

Ama siz ısrarlısınız.

İlle eve girecek ve onları ikna edeceksiniz.

-Hâneye tecavüz bu.

Karakola kadar yolu var.

 

Yani, çok dikkatli olmak lazım.

Memlekette öyle sinirli insanlar var ki, ister evetçi olun, ister hayırcı olun, size nazik davranmayabilir. Bir tatsızlık falan çıkabilir.

Eve girmek için fazla ısrar etmeyin.

Kapı önlerinde tartışmaya da girmeyin. Baktınız hava gergin, usul usul oradan uzaklaşın.

 

DR.
MÜEZZİNOĞLU
Doktor, elinden geleni yaptı.

Ne var ki bankalar, promosyon ödemek için değil ödememek için çok ustaca davranıyor.

Referandumun sonucunu etkiler mi bilemem ama bankalar “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmazlar” inşallah.

Emekliler ise galiba astarı yüzünden pahalı bir durumla karşı karşıyalar. Zahmeti de caba.

Kim kime jest yapıyor, belli değil.

Yazının devamı...

Yerli - Milli

20 Şubat 2017

Ön seçimler... Elemeler... Tekrar elemeler... Bir daha elemeler... Yetmiyor, başkan seçilsen bile, ancak iki buçuk ay sonra devir teslim.

Ne bu?

- Amerikan sistemi.

Kim ne karışır?

Onlar öyle istiyor.

Fransa başka türlü istiyor, Almanya başka türlü.

***

Türkiye’ye gelince...

Hiçbir ülkeyi ilgilendirmez.

Yönetim biçimine kendimiz

karar vereceğiz.

Ya Parlamenter Sistem’le devam ya da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş.

Kim ne karışır?

Kafamıza önce bunu kazıyalım.

***

Hayırcılar belli.

Hepsi birden hayır diye bağırıyor. Gizlisi kapaklısı yok.

Evetçiler ise, bir kısmı evet diye bağırıyor ama bir kısmı da sessiz... Belli ki evet demek için onlar ikna edilmeyi bekliyor.

****

Öyle veya böyle.

Sonuç ne türlü çıkarsa çıksın. Hiç bir yabancıya hesap verecek değiliz.

Nitekim Anayasa’daki ilk dört maddenin değiştirilemez olması, ne Amerikan emridir ne de Alman raconudur. Biz öyle istediğimiz için öyledir. Kimse karışamaz.

***

Hele PKK, dışardan gazel okumaya kalkıp kafaları hiç boşuna karıştırmasın.

PKK, zaten kaç kişi?

Onun büyük bölümü de zaten Türk vatandaşı değil. Nerede oy kullanacak?

Bir laftır gidiyor:

- PKK hayır diyecekmiş.

Evet dese ne yazar?

“Bir dağdan bir kuş uçup gitse, dağ ne kaybeder? Bir dağa bir kuş konsa dağ ne kazanır?”

Yazının devamı...

Yeni bir tavır

19 Şubat 2017

Tayyip Erdoğan’ın şahsına muhalefet etmek yerine, gayet uslu ve munis bir yol izlenecek.

Hatta AKP yerine, artık ona AKParti denecek, yani ismiyle hitap edilecek.

Bence doğru olan budur.

En azından medeni bir üsluptur.

Yıllardır hakaret dili kullanıldı da ne işe yaradı? İktidar oylarını kemikleştirmekten başka?

***

Ana Muhalefet geç de olsa uyandı.

Öyle ki, din ekseni üzerinden tartışmalara da galiba paydos dedi.

Yani artık tuzağa düşmek istemiyor...

Nitekim Taksim’e cami yapılıyor ama CHP’de tek çatlak ses şok.

Neden?

E çünkü adı çıkmış dokuza...

İnmez sekize.

***

Referandumun böyle bir iyiliği oldu ülkeye.

Hele bir de CHP, şu istemezükçü damgasını atarsa üzerinden...

Güzel bir seri yakalamış olur.

Ne var bunda?

Sosyal Demokratların da -pekala- icraatçı, iş bitirici, hizmet getirici olmalarına ne engel var?

Neticede Türkiye kazançlı çıkar.

***

Kimsenin evetine hayırına karışmam.

Ama CHP’nin bu yeni tavrını -eğer samimiyse- hararetle kutlarım.

Yeter ki bu tavır kalıcı olsun.

Mesela... Saldırıya uğrayan başörtülü kızın ailesini ziyaret, bir referandum yatırımı değil de bir refleks olarak kalsın.

Yazının devamı...