"Alper Beyaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Alper Beyaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Alper Beyaz

Dalgın müteahhit!

20 Mart 2017

Engelli vatandaşlar için yapılan sarı kabartmalı kaldırım taşı hastane kapısına kadar gelmiş. Sonrası yok. Yani hastaneye gelen engelli kapıda kalacak öylece. Yoksa engellileri kapıda karşılayıp onları doktora ya da danışmaya götürecek bir görevli mi atandı? Eğer öyleyse ne güzel değil mi; AB standartlarının üzerinde hizmet veriyoruz! Yok değilse; ki bence değil bunun geçerli bir açıklaması olmalı. Hadi tahmin edelim; bu iş ve hak ediş ihale şartnamesinde var mıdır? Ama hastanede yok!.. 

**

Park polisi istiyoruz

Mobil Park Polisi, hiç duydunuz mu? İstanbul’da, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından son bir yıldır başlatılan bu pilot uygulama parklarda yaşanan asayiş olaylarını önemli ölçüde düşürdü. Belki hatırlarsanız; bu polisler, DEAŞ’lı bir canlı bombanın ve palyaço kılığındaki uyuşturucu satıcısının yakalanmasında önemli rol oynadı.Antalya’da da parkların güvenliğini sağlamak için bu ‘Mobil Park Polis’ projesinin bir ayağını da kentimizde uygulamaya var mısınız? Böylece Falezlerde yaşanan birçok intihar vakası, asayiş olayları ve uyuşturucu satışı ile kullanımının önüne geçmiş oluruz. Bu çağrım, başta Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ve tüm belediye başkanlarınadır. Hiç bir şey için geç kalmış sayılmayız.
**

Cezaevine inceleme 

Yazının devamı...

Tabelanın anlamı gerçekten yokmuş!

12 Mart 2017

Tabelada ‘Düdene atık boşaltanlara ceza uygulanır’ denilirken, ASAT cezaevini sadece uyarmış. Sanırım cezaevine bu kirli davranışı için ‘bir can’ hakkı verdi; ASAT!.. 

**
ASAT Genel Müdürü Faruk Karaçay ile görüşerek, bu konuda çözüm için ne yapılacağını öğrenmek istedim. Bakın aldığım yanıt; “Biliyorum, yazınız üzerine oraya arkadaşları gönderdim. Kendilerini ikaz ettik. Uyardık. Oranın kanalizasyon hattının yapılması lazım. Yine de akıtılıyorsa o zaman ciddi bir şekilde yazalım. Oradaki atık su direk içme suyuna karışmıyor. Alt tabakalarda karışıyor. Hafta başı yeniden bir heyeti oraya göndereceğim.”
Bu açıklama bir genel müdürün; ‘O direk içme suyuna karışmıyor’ demesi bile tüyler ürpertiyor.
Sanırım ASAT genel müdürü ya çok iyi niyetli ya da...
Bu açıklamaya bakılırsa konu ASAT Genel Müdürü’nü aşıyor. Evet, o tabelanın anlamı gerçekten yokmuş! Teşekkürler Faruk bey!...
Şimdi tekrar soruyorum; cezaevinin atık deşarjını kim durduracak? Nerede şu Antalya’ya gönül verenler... Nerede Sağlık İl Müdürlüğü yetkilileri; nerede Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri? Bu işin sorumlusu kim?

 

Yazının devamı...

Cezaevinde çirkin kaçak!

5 Mart 2017

Bakın öyle bir tabela var ki; bu iki işleve de cevap vermiyor. Nerede mi? Döşemealtı İlçesi, Kömürcüler Köyü yakınındaki Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi İnfaz Kurumu’nun tel örgüsünün yanı başında. Peki kime mi ait? Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü’ne, kısa adıyla altyapı çalışmaları için milyonlar harcayan ASAT’a.Üzerinde ne mi yazıyor?

‘DİKKAT!.. DÜDEN MUTLAK KORUMA ALANIDIR’ Sadece tabelanın koruduğu düdene cezaevinin içerisinden 2 adet siyah plastik boru ile 3-5 dakika aralığıyla atık su deşarjı gerçekleştiriliyor. Tabelanın çevresinden gelen pis koku ise ister istemez zihinlerde bu neyin atığı sorusunun cevabını arattırıyor. Malum koruma altındaki Kırkgöz ile bağlantısı olan düdene atık su deşarjının arıtma sisteminden geçirilse bile yapılmaması gerekiyor ki; bu da tabelada kural ihlali yapanlara ceza uygulanacağı şeklinde ifade edilmiş!..

Peki bu kadar açık-seçik düdene atık su boşaltılmasına cezaevi yöneticileri nasıl izin verebilir? Yoksa bu düden değildi de; sorumsuzun biri mi o tabelayı oraya koydu?  Hadi cezaevindeki yöneticiler böyle yaptı; (bu da kabul edilir gibi değil) peki; ASAT yetkilileri de mi bu deşarj borularını ve bölgedeki kötü kokunun farkına varamadı? Sağlığımızla hiçbir kişinin/kurumun oynama lüksü olamaz; acil olarak bu deşarj durdurulmalı ve cezaevine tabelada belirtildiği gibi ceza kesilmeli. Bu konuda yetkilileri göreve davet ediyorum. 

 

ASAT’ın tabelesinde şöyle yazıyor...

DİKKAT!.. ANTALYA KENTİ DÜDEN MUTLAK KORUMA ALANIDIR.Düdene yaklaşmak-yüzmek tehlikeli ve yasaktır. Bu alana çöp atanlar, atık su deşarj edenlere ve benzeri şekilde kirletenler 2872 sayılı  yasa gereği cezalandırılır!

 

Yazının devamı...

Pes dedirten fotoğraf

26 Şubat 2017

Nerede mi çekildi? Saç-baş yolduran bu çalışma Muratpaşa İlçesi sınırlarından...

 

Kaldırıma engellilerin yön bulması için gelişi-güzel yapılan sarı bantlı kabartmalı işin bir kısmı parke taşlı, bir kısmı ise asfaltla kaplanan kaldırıma baskı yöntemiyle yerleştirilmeye çalışılmış!  Burada cevaplanmayı bekleyen iki soru öne çıkar:

 

1- Belediyelerin kendi ilçe sınırları içerisinde kent estetiğini öne çıkaran çok sayıdaki çalışmaların neden bir bütünlüğü, standardı olmaz? 

2- Bu altyapı çalışmalarını bu kadar özensiz, adeta döke-saça yaparak ihaleyi alan firma adının toplum yararı için açıklanması gerekmez mi?   


Yazının devamı...

Kirli çelişki

15 Ocak 2017

2014 yılında hava kirliliği birinci sıradayken, 2015 yılında gürültü kirliliği öne çıkmış!.. Yani demek oluyor ki; havamız temiz ama çok gürültüymüşüz!.. Peki havayı en çok kim kirletiyormuş; bakın hala aramızda bilmeyenler varmış gibi bir yetkilinin talimatıyla bu ilgili kurum rapor hazırlamış!.. İyi ki hazırlamış, yoksa bizi kimin kirlettiğini bilemeyecektik!..


Alın size o rapordaki sıralama:
1- Evsel ısınma
2- Karayolu-trafik
3- Maden işletmeleri
4- İmalat sanayi işletmeleri

Yazının devamı...

Suç ve ceza

11 Ocak 2017

YAŞAM ince bir çizgi... Ama hiç kimse sağlığımıza kastedecek kadar cesur olmamalı; diye düşünüyorum. Bakın sağlığımız için jandarma dahil olmak üzere zabıta ekipleri, Tarım İl Müdürlüğü ekipleri o kadar hummalı çalışırken, neden sağlığımızla oynayan istismarcılar, küçük cezalarla adliye kapısından kolayca çıkar?



**
İşte bu kilit sorunun bir cevabı olmalı. Ortada bir suç var. Üstelik bu suçun sonunda sağlığımızı alt-üst edecek ve tamamen yaşam kalitemizi etkileyecek kadar büyük. Peki yasa önünde neden bu kişi/kişiler küçük para cezalarıyla savuşturulur ki!.. Adeta bu kişi/kişiler yeniden aynı suçu işlemeye teşvik ediliyor. Ehh burada ters giden birşeyler var sanki!.. Yapan yaptığıyla, sağlığını kaybeden kaybettiğiyle kalıyor. Yıllar önce Uğur Dündar’ın ekiplerle bu tarz üretim yerlerine yaptığı baskınları hepimiz hatırlarız. Yazık ki o yıllarda bu güne değişen birşey yok!
O dönemlerde kırmızı bibere tuğla tozu atanlar şimdilerde elmanın daha parlak olması için kimyasallar kullanıyor.


Yazının devamı...

Çakma kasaplar aramızda!..

8 Ocak 2017

Ama her nedense ne jandarmanın ne de polisin dikkatini çekiyor. Neyseki sağlığımızı düşünen bir vatandaşın ihbarı üzerine jandarma ekipleri çiftliğe baskın yapıyor. Çiftliğe girince bir de ne görsünler; ortalıkta at etleri, sakatatlar ve kamyonette kesimi bekleyen diğer canlı atlar... Şimdi sıkı durun; bu çiftlikte 240 adet at kesilmiş. Bu jandarmanın bildiği ama açıklamadan çekindiği kısmı.
Açıklasa ne olur ki!.. Baksanıza 7 atı kesim için hazırlayan şüpheliler, adliyeden o kadar kolay çıkıyor ki...
**
Çamaşır makinesinde midye dolma üretimi yapanlardan,
Simidin dökülen susamını tekrar yeni simitlerde kullananlara kadar...
Beyaz peyniri, küflenen kaşarların ne olduğunu sormayın bile...
Sağlığımız bu kadar ucuz mu?


Yazının devamı...

Bir yılın değerini anlamak!...

1 Ocak 2017

Bu kelimenin altında hep bir düş, hayaller vardır... Derken cümle şöyle başlar: “Bir düş kurdum...” Sonra mı? O düşü yaşamak veya
yaşatmakla devam ederiz...
2017 ve yeni yılın ilk günündeyiz; işte!.. Bugün elimize verilen boş ve beyaz bir kağıt gibidir. Kimi onu bir çocuk gibi kullanır ve sonra çöpe fırlatır. Kimi ise onun üzerine bir sanat icra eder; bir şiir yazar; mükemmel bir hayat kompozisyonu inşa eder; hayatı nakış gibi örer.
Sahip olduğun her dakikanın ardından her gün bir başka koca gün daha... Bu ölünceye kadar böyle devam
eder; gider... Buradan bakınca bir gün, bir ay, bir yıl ve bir ömür hepsi aynı şey değil mi?
Diğerinden pek farkı yoktur! Fransız filozof Jean de La Bruyere; “Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, en çok, zamanın
kısalığından şikayet edenlerdir” diyor.

Yazının devamı...