"Bahar Akıncı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bahar Akıncı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bahar Akıncı

Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut

6 Mart 2018

İsminde bile tuhaf bir aura olduğunu düşündüğüm Beyrut’un arka mahallelerinden birinde, sarı-eski bir apartmanın üzerinde gördüğüm ¨the food dealer¨ tabelasının peşine düşmüş yürüyorum. Daha önce defalarca geldiğim Beyrut, her seferinde bir kaç tasarım dükkanı, restore edilmiş tarihi bir konak, stilize restoranlar, kütüphane – tasarımhane karışımı 3. nesil kahvehaneler, yeni açılan küçük ve tematik bir müze ile şaşırtmaya devam ediyor beni.

İşte yine aynı şey. Yine bu şehirdeki tuhaf büyünün peşinde, bu kez Eşrefiye mahallesindeki yokuşlardan birini tırmanıyorum. İstanbul’dan Güney Doğu’ya doğru indikçe değişen kokular, tatlar, renkler, dokular ve o şahane mistisizm, Beyrut’ta doruğa ulaşıyor. Üstelik şehrin kendi doğasında var olan tasarım gustosuna karışarak...

Küllerinden doğan şehir

Lübnan tarihinin en yıkıcı trajedisi 1975 ile 1990 arasında yaşanan iç savaş.

1975 yılında başlayan, 1990'a dek tam 15 yıl süren, 230 bin insanın ölümüne, 350 bin insanın yaralanmasına, 1 milyondan fazla insanın da ülkesini terk etmesine neden olan iç savaşın izlerini halen Beyrut'un tüm sokaklarında görüyorsun.

Duvarlar bu acıları resmeden grafitlilerle dolu. Yeniden yaratılıyor Beyrut. Her taraf inşaat. Eski ile yeninin birleşimi o kadar uyumlu ki, küllerinden doğan nefis bir kent var gözlerimin karşısında… Ve Beyrut şehir merkezinde itina ile bırakılmış 1 bina, (Holiday Inn Oteli) üzerindeki tüm şarapnel parçaları, kurşun izleri ve acılar ile orada öyle dikiliyor. Yürek burkan bir iç savaş anıtı gibi. Lübnanlılar baktıkça birbirlerine neler yaptıklarını hatırlasınlar diye.

Ateşkes yapıldıktan sonra Refik Hariri isminde multi-milyarder bir vatansever ortaya çıkıyor. 1992’de başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra, Lübnan’ı bir şirket gibi halka açıyor ve topladığı fonlarla şehri ve ülkeyi adeta baştan yaratıyor. Hatta yapılan imar çalışmalarından sonra Beyrut kimilerince Haririgrad olarak anılmaya başlıyor. Gerek dünyanın en zengin adamlarından biri olması nedeniyle, gerek ailevi ilişkileri nedeniyle Lübnan’a çok büyük yabancı yatırımlar da çekiyor. Ancak başbakanlığı bıraktıktan sonra 1 yıl sonra, 2005 yılında, tam da favori olduğu genel seçimlerden önce Beyrut’ta 1 Ton TNT ile aşırı sağcı milislerce, trajik bir suikaste kurban gidiyor.

Yazının devamı...

Güzel yaz havadisleri

23 Temmuz 2017

Fethiye değil, Özdere! Club Marvy
Son bir kaç yıldır beni en çok şaşırtan otel oldu Club Marvy... Mutfağı (cidden çok iyi), çocuk kabul etmeyen plajı Boho, 180 dönümlük araziye yayılmış az sayıdaki doğa ile uyumlu bungolovu, spor aktiviteleri, çocuklar için özel aktiviteler ve İstanbul’dan gelen ünlü DJ’lerle düzenlediği akşamüstü plaj perküsyon partileri ile tamamen başka bir kafada... Üç gün yalnız kalıp yoga yapıp başını da dinleyebiliyorsun, ailenle son derece eğlenceli çoluk çocuk tatili de yapabiliyorsun. Özdere’de bu yaz başı açılan Club Marvy, Ege için yepyeni bir konsept...

Hacı Memiş’te bir sushi barı; Miniq
Ben henüz gidemedim ama gidenler çok başarılı olduğunu söylüyor. İzmirli genç işletmeci Murat Alpiskender’in yeni numarası Miniq, enteresan sushi çeşitleriyle “Sushi Bar” olarak kapılarını açmış. Miniq’te, saat 11.00’den sonra tanınmış DJ’ler eşliğinde limon ağaçlarının süslediği yeşillikler arasında içkinizi yudumlarken, eğlencenin ve tatilinizin tadını çıkarabiliyorsunuz. Pazartesi akşamları da antika pazarı kuruluyormuş güzel bahçelerinde.

Ata Demirer Gazinosu bu akşam Marmaris’te
Ata Demirer, ‘tek kişilik’ gösterisi ve gazinosuyla bu akşam Marmaris Amfitiyatro sahnesinde. Nefis sesiyle gerçekten çok keyifli bir akşam geçirtiyor. Biletler Biletix’de.

Yazının devamı...

İzmir’e dünyaca ünlü bir opera yapmak ne demek?

4 Haziran 2017

Ve böylece, 2009 yılından bu yana “ha yapıldı, yapılacak, ay tamam bu sefer yapıyoruz” diye heyecan yaptığımız İzmir Opera Binası fısıltıları yine alevlendi.
Sekiz yıl önce Aziz Kocaoğlu tarafından müjdelenen bina, ne olduysa epey bir askıya alınmıştı. 2010’da tekrar gündeme gelmiş ve 2012’de yapımına başlandığı duyurulmuştu. Ocak 2017’de ise bu ihaleye başvuran beş teklifin de beğenilmemesi üzerine yeniden ihale açılacağı açıklanmıştı.
Gel zaman git zaman aradan geçen 8 yılın sonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Türkiye’nin opera sanatına özel” olacak ilk binasının ihalesini sonuçlandırdı. (Bu işler kolay değil, hele bir şehre yıllarca konuşulacak bir eser kazandırmayı hedefliyorsanız).


DÜNYADA İMZASI VAR
Avrupa’nın sayılı opera binalarından olması hedeflenen bina için konsorsiyumu kim kazandı biliyor musunuz? Aralık ayında ve bu yıl içinde yapılan iki ihaleyle projeyi kazanan isim Çağdan Mühendislik Müteahhitlik Sananayi ve Ticaret A.Ş. & Waagner-Biro Austria Stage Systems AG Konsorsiyumu...

Yazının devamı...

2017’nin en güzel yurt içi ve yurt dışı balayı rotaları

29 Mayıs 2017
Romantizmden adrenaline, sıcak kumlardan karlı zirvelere, dünyanın ve Türkiye’nin en romantik ve heyecan verici balayı rotalarını sizin için derledik. Biletlerinizi şimdiden alın, planınızı yapın, aşkınızın elinden tutun ve kendinizi bize bırakın. Çünkü hayatta hep olmak istediğiniz o yere gidiyoruz… Balayına! İşte o adresler...
Yazının devamı...

Festival gibisin, katılmak istiyorum İZMİR!

29 Mayıs 2017

Önce harçlıklarımdan sırt çantasıyla “interrail” (gençler için ucuza trenle Avrupa turu) ardından üniversiteden mezun olup çalışmaya başlayınca maaşımla ucuz uçak bileti peşinde koştum hep. Ne uçak bulduysam uçtum, ne hostel (Avrupa’da öğrencilerin ucuza konaklayabilmesi için öğrenci yurtlarına benzer bir sistemle çalışan pansiyonlar, ama şimdi artık her yaştan insan konaklayabiliyor) bulduysam kaldım.
Belki bir küçük ev ya da bir araba parası harcadım bu 20 yıl içinde seyahate. Hala bir evim yok. Ama hiç pişman olmadım. Asla olmayacağım. Tüm bunları yaparken dünyayı görmek dışında bir amacım daha vardı. “Dünyadaki festivalleri görmek”. Ya festival bulup gittim ya da gideceğim şehirlerde o ara ne festival var diye araştırdım. Torino Çikolata Festivali’nden tutun da Hong Kong Film Festivali’ne kadar pek çok etkinliği, yerinde yaşama şansı verdi bana hayat.


Sonra geçtiğimiz hafta ulusal bir seyahat dergisi röportaj yaptı benimle, temmuz sayısı için. Sorulardan biri, “dünyada en sevdiğiniz festival hangileri”ydi. Bir anda ağzımdan hem de hiç planlamadan Uluslararası İzmir Festivali çıkıverdi.
Röportajı yapan da belli ki, dünyanın çok havalı bir şehrinden cevap bekliyor olmalıydı ki şaşırdı. “Evet ya” dedim kendi kendime. Dünyadaki en sevdiğim sanat festivallerinden biri, Uluslararası İzmir Festivali benim.
Düşünsenize, dünyanın en ünlü müzisyenlerini, orkestralarını, bale temsillerini bu şehirde izledim ben İKSEV sayesinde. Omara Portuanda’yı Çeşme Kalesi’nde, New York Flormoni Orkestrası’nı Adnan Saygun’da, Paris’te parasızlıktan, New York’ta bilet bulamamaktan gidemediğim Martha Graham Dans Company’yi evimin dibindeki Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nda izledim. Hayatta daha büyük zenginlik olabilir mi?

Yazının devamı...

Bana enginarlarla gel İzmir!

16 Nisan 2017

Baha gelmiştir Kordon’una, Konak Pier’ine, Balçova’na, dağlarına, denizine, insanına şimdi... Hele Urla, hele enginar festivali. 26 Nisan’da önce Hürriyet yazarları #İzmiriKeşfet sloganı ile şehrin altını üzerine getirecek, sonra da ben soluğu Urla’nın çarşılarında ve enginar pazarlarında alacağım. Bakın festivalde bu yıl neler var...

Şifa kaynağı enginar, uluslararası Michelin Yıldızlı şeflerin elinde dünya mutfağı lezzetine dönüşecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Urla Belediyesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Reseau Delice Dünya Gurme Şehirler Birliği tarafından bu yıl 28 - 30 Nisan arasında 3’üncüsü gerçekleştirilecek Uluslararası Urla Enginar Festivali’ne dünyanın 10 farklı kentinden 25 ünlü şef, Ege’nin vazgeçilmez lezzeti enginarı yeniden yorumlayacak.
Urla Cumhuriyet ile Malgaca meydanlarında kurulacak atölyelerde, Paris, İtalya, Beyrut, Belçika, Tunus, Girit, İtalya, İsveç ve Türkiye’den ünlü şefler, vücut hücrelerini yenileyen, kolesterolü düşüren, romatizma şikâyetlerini azaltan, sindirim sistemine katkıda bulunan enginarı tariflerine katacak. Türkiye’nin En İyi Festivali ödülüne layık bulunan etkinlikte, Urla yüz binlerce kişiyi ağırlayacak.


ÜÇ GÜNLÜK FESTİVAL
İEÜ Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü Koordinatörü, Uluslararası Enginar Festivali Direktörü, Reseau Delice İzmir Temsilcisi Sırma Güven, Urla sokaklarında birbirinden lezzetli enginar yemeklerinin dünyaca ünlü eğitmen şefler tarafından yapılacağını belirterek, “Festival boyunca Urla’nın bütün sokakları atölyeler, mutfak sohbetleri, müzik dinletileri ile şenlenecek. Üç gün boyunca 65 atölye ve sanat çalışmaları olacak. Dünya Gurme Şehirler Ağı’na üye olan kentimizde festival süresince Fransa, Fas, Belçika, Tunus, Stockholm’den gelecek şeflerle Türk şeflerimiz sakız enginara kendi yorumlarını getirecek” dedi.

Yazının devamı...

Dolomit Alpleri'nde Spa macerası

21 Ocak 2017

Milano’dan araba ile yaklaşık 3.5 saat sürecek yolculuğa çıkarken hâlâ söyleniyordum, “’Ben kar görmemiş, sahil şehrinde büyümüş insanım (İzmir); ne işim var sizinle kayak tatilinde?” “Boş versene” dedi Carla, “Biz sana öğretiriz, kayağı düşünme, otelin spa’sı muhteşem” dedi diğeri... Aslında plana, Milano’ya bir son dakika bileti bulup dahil olmuştum, bacağını kırdığı için gelemeyen dördüncü kişinin yerine... Otel zaten ödenmişti ve tek yapmam gereken bir Milano bileti alıp arkadaşlarıma katılmaktı, öyle de yaptım. 



Dolomitler’in cennet vadisi
İtalya‘nın kuzeydoğusundaki bir sıradağ sistemi olan ‘The Dolomites’ (Dolomitler) adını bir nevi volkanik bir kaya oluşumu olan ‘dolomit’ taşından alıyor. İçinde enfes bir milli park ve pek çok kayak merkezi bulunduran tepeler, doğa sporlarından hoşlananların uğrak noktası. Ama bölgeyi dağ köyleri ve vadilerden ayıran en önemli özelliği, termal şifalı suya sahip, bünyede “Öldüm cennete geldim” hissi yaratan wellness otelleri... 

Yazının devamı...

Eylül’de adalı olmanın ilk adımı: Gökçeada

23 Aralık 2016

Nasıl gidelim?
Yolu sandığımdan daha kolaymış. İstanbul üzerinden gelirsen Kabatepe’ye kadar üç buçuk saatte inip oradan kalkan feribotla 1 saat 15 dakikada adadasın. İzmir üzerinden gelirsen Çanakkale’den Kilitbahir’e, oradan da kara yolu ile yine Kabatepe’den kalkan feribota geçmen gerekiyor. Ada içi ulaşımda aracınızın olması şart!

Nerede kalalım?
Nerede kalalım? Anemos: Kaleköy’de manzarası güzel, otel güzel, mimar bir çiftin tasarladığı otelde konaklamak her mevsim keyifli Kayabalı Otel: 2 yıl önce, merkeze 2 daika mesafede, tatlı bir köyün içine açılmış. Kahvaltısı güzel, temiz pak, Kuş sesleri ile uyandığınız, geceyi cırcır böceklerinin sesiyle bitirdiğiniz bir yer. Son Vapur: Eski Bademli’nin girişinde yer alan ismine vurulduğum konuk evi. Antikalar ile özene bezene döşemişler.

Nereleri görelim?
Adanın iskan köyleri malesef şekilsiz binalarla betonlaşmış. Ancak Türkiye’nin ilk Rum & Türk köyü Dereköy, Madamın dibek kahvesi ile ünlü, nefis taş evleri ile Zeytinliköy (Nassos’un krem karamelini denemeden dönmeyin), olağan üstü gün batımı ile Kaleköy ve yalnız ama güzel Tepeköy; görmeniz gereken köyler arasında.

Nerede yüzelim?

Yazının devamı...