GeriBahar AKINCI Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut

Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut

Hayatı boyunca hiç uyumamış bir şehir düşünün. Kimi zaman göz kamaştıran eğlencenin ışıklarından, kimi zaman acının göz yaşartan nöbetlerinden. Bazen de savaşın ortasında bile yaşamaya devam etmek için çalan sazların ve darbukanın sesinden. Orta Doğu’nun nazlı dilberi Beyrut, geçmişteki sükseli günlerine her geçen yıl biraz daha kavuşuyor.

İsminde bile tuhaf bir aura olduğunu düşündüğüm Beyrut’un arka mahallelerinden birinde, sarı-eski bir apartmanın üzerinde gördüğüm ¨the food dealer¨ tabelasının peşine düşmüş yürüyorum. Daha önce defalarca geldiğim Beyrut, her seferinde bir kaç tasarım dükkanı, restore edilmiş tarihi bir konak, stilize restoranlar, kütüphane – tasarımhane karışımı 3. nesil kahvehaneler, yeni açılan küçük ve tematik bir müze ile şaşırtmaya devam ediyor beni.

Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut

İşte yine aynı şey. Yine bu şehirdeki tuhaf büyünün peşinde, bu kez Eşrefiye mahallesindeki yokuşlardan birini tırmanıyorum. İstanbul’dan Güney Doğu’ya doğru indikçe değişen kokular, tatlar, renkler, dokular ve o şahane mistisizm, Beyrut’ta doruğa ulaşıyor. Üstelik şehrin kendi doğasında var olan tasarım gustosuna karışarak...

Küllerinden doğan şehir

Lübnan tarihinin en yıkıcı trajedisi 1975 ile 1990 arasında yaşanan iç savaş.

1975 yılında başlayan, 1990'a dek tam 15 yıl süren, 230 bin insanın ölümüne, 350 bin insanın yaralanmasına, 1 milyondan fazla insanın da ülkesini terk etmesine neden olan iç savaşın izlerini halen Beyrut'un tüm sokaklarında görüyorsun.

Duvarlar bu acıları resmeden grafitlilerle dolu. Yeniden yaratılıyor Beyrut. Her taraf inşaat. Eski ile yeninin birleşimi o kadar uyumlu ki, küllerinden doğan nefis bir kent var gözlerimin karşısında… Ve Beyrut şehir merkezinde itina ile bırakılmış 1 bina, (Holiday Inn Oteli) üzerindeki tüm şarapnel parçaları, kurşun izleri ve acılar ile orada öyle dikiliyor. Yürek burkan bir iç savaş anıtı gibi. Lübnanlılar baktıkça birbirlerine neler yaptıklarını hatırlasınlar diye.

Ateşkes yapıldıktan sonra Refik Hariri isminde multi-milyarder bir vatansever ortaya çıkıyor. 1992’de başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra, Lübnan’ı bir şirket gibi halka açıyor ve topladığı fonlarla şehri ve ülkeyi adeta baştan yaratıyor. Hatta yapılan imar çalışmalarından sonra Beyrut kimilerince Haririgrad olarak anılmaya başlıyor. Gerek dünyanın en zengin adamlarından biri olması nedeniyle, gerek ailevi ilişkileri nedeniyle Lübnan’a çok büyük yabancı yatırımlar da çekiyor. Ancak başbakanlığı bıraktıktan sonra 1 yıl sonra, 2005 yılında, tam da favori olduğu genel seçimlerden önce Beyrut’ta 1 Ton TNT ile aşırı sağcı milislerce, trajik bir suikaste kurban gidiyor.

Taksiyle her yere!

Bu kez Dowton’a yakın bir otel tercih ediyorum ama Beyrut’ta hangi semtte kaldığınızın ulaşım açısından pek bir önemi yok. Çünkü Beyrut’taki tek toplu ulaşım taksi! Hiç bir taksi de taksimetre bulunmadığı gibi sıkı pazarlık yaparsan, kentin hemen her yerine 10 Dolar ya da 15 Lübnan Lira’sına kolaylıkla gidebiliyorsun.

Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut

Eğer Beyrut’la ilk karşılaşmansa, ilk izlenimin ¨bir şehir küllerinden nasıl bu kadar güzel doğar?¨ olacak sakın şaşırma. Eski nasıl bu kadar titizlikle röneve edilirken, yeni nasıl olur da bu kadar eskiye uyumlu inşa edilir? Şehir tasarımcılığı diye bir şey varsa eğer Beyrut bu tanımdan fazlası ile faydalanmış.  Öyle bir sentezi var ki, “ne kadar sakin bir meydan, nerede bu insanlar” diye düşündüğün bir sırada, köşeyi döndüğün anda kendinizi çılgın bir kalabalığın ortasında bulabiliyorsun. Ya da kulağındaki kilise çanının heybeti henüz dinmeden, bir adım atmanla Ezan sesinin müthiş huzuru içini kaplıyor.

Yeni başlayanlar için Beyrut kaça ayrılır?

Ben bir şehri sadece yürüyerek ya da bisikletle keşfedenlerdenim. Beyrut’ta taksi ucuz olduğundan ve yokuş çok olduğundan mütevellit, bisiklet olayı pek yaygın değil. O nedenle hava da ılıksa, her yere yürüyerek gitmen önerilir. Başlangıç noktamızı Downtown olarak alırsak Beyrut’u 3 bölüme ayırabiliriz.

Bölüm 1 Korniş:

Downtown’dan çıkıp denize doğru inen 5 kilometrelik ¨Korniş¨ (Kordon),

ünlü Güvercin Kayalıkları ve hemen üzerindeki oteller bölgesi Rauche semti.

Bölüm 2 Gemmeyzeh:

Downtown’ın da merkezi olan Martyrs’ Square’den başyarak kuzeye doğru uzanan, tasarımcıların ve tasarım kafelerinin kalbi, hipster semti Gemmeyzeh,

hemen devamındaki Mar Mikael Caddesi ve bu iki caddeden denizin tam aksi yönünde yokuş yukarı tırmanılarak ulaşılan esnaf lokantaları ve tarihi konaklarıyla ünlü Eşrefiye mahallesi.

Bölüm 3 Hamra:

Downtown’ın doğusunda yer alan bir zamanların en lüks ve havalı semti Hamra.

Şehrin en popüler mahallesi neresi?

Beyrut’un son iki yıldır en hip mahallesini keşfetmek için, Downtown’dan dalalım, Mar Mikael’den çıkalım. Madem bu yazı Hürriyet Seyahat'te yayınlanıyor o zaman gel, bu yazıda Beyrut’ta tasarımın kalbi nerede atıyor, hipster’lar nerede yaşıyor ona bakalım. Yani ikinci maddeye. Martyrs Square’deki ünlü Le Grey Hotel’i arkamıza alıp Gemmeyzeh’ye doğru yürümeye başlayalım.

Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut

İlk durak; URBANİSTA

Beyrut geceleri yaşayan bir şehir olduğu için erken saatte açılan sabahçı kahveleri az sayıda. En sevdiğim mahallelerden biri olan Jemmeyzeh’deki Wear Urvbanista onlardan biri. Fonda Ella Fitzgerald, fincanımda sıkı bir bademli moca, duvarda bir sürü dilden Beyrut kitapları ile dolu bir kütüphane. Arkadaki küçük, yeşil bahçesiyle de hem okumak, hem çalışmak için ideal.  -  Adres: Yanni building, Gouraud Street – Gemayzeh.

Açık ara Beyrut’un en iyi pizzacısı; Margherita

1959 yılında Napoli’de açılan Pizzeria Margherita, Temmuz 2008’de Beyrut Gemmeyzeh’deki Graound Street’e  taşınıyor ve olay budara başluyor.. O tarihten bu yana, Beyrutlular minicik kapısında kuyruk. Taş-ahşap fırında pişen napoliten çıtır pizzalar, ahşap servislerde sunuluyor. Sadece pizzacı değil aynı zamanda mahallenin sıkı İtalyan lokantası Gün geceye dönerken, mönüye yerel şaraplar ve çeşit çeşit margarita eşlik ediyor. – Adres: Gouraud street, Beirut, Lebanon

Tel. 00961 1 560 480

Lisa Restaurant. İkinci şubesini Paris’te açtı:

Beyrut’taki eski Fransız karakolu, son zamanların en ünlü restoranı LİZA. Eşrefiye Mahallesi’ndeki bu görkemli konakta, Orient Express trenine ait yemek takımları eşliğinde, şef Lisa Asseily’nin ahrika Lübnan yemekleri sunuluyor. Adres: Doumani Cadesi, Trabaud, Achrafieh, Beirut.

Beyrut’ta bir Meksikalı: Frida Cusine.

Mar Mikhael’den Eşrefiye Mahallesi’ne doğru tırmanırken ansızın karşınıza çıkan, 2 katlı bir Meksika restoranı. İlhamını Frida Kahlo hayranı olan ve bu uğurda defalarca Meksika seyahati yapan Beyrutlu çiftten almış. Adres: Achrafieh, Al Hayek Sector, Shukri Al Asli Sokak, Massabni Binası, Beyrut.

Tasarım ödüllü Enab:

Şehrin en hip mahallesi Mar Mikhael’deki Enab, hem atmosferi hem yemekleriyle çok başarılı. Beyrut mezelerini modern dokunuşlarla sunuyor . Adres: Geara Building, Armenia Street, Mar Mikhael, Beyrut.

Dünyadaki son gecemiz gibi partileyen mekanlar:

Yemek üstü drink: Mother Shucker

Beyrutlular en çok bu adreslere gidiyor:

Beyrut’un en iyi İstiridye ve Cin barı. Saat 22.00 itibariyle bar, sanatçılar, şairler, ressamlar, mimarlar ve şehrin popüler müdavimleriyle dolmaya başlıyor. Tabii ki Mar Mikhael mahallesinde. Adres: Nicolas Turk Caddesi, Mar Mikhael, Beyrut.

Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut

Kara tünelli MYU

8 yıl Montreal’de yaşayıp memleketine dönen şef Mourany Youssef, hayalini çok enteresan bir tasarımla gerçekleştirmiş: MYU. Bar siyah bir tünelle yemek bölümünden ayrılıyor, yemek yediğin bölüm ise tavana kadar aynalarla ve uzun şamdanlarla kaplı. Her gece farklı bir tarzda DJ performansı var. – Adres: St. Antoine Street; 961-03-33-44-76

Haydi, yer altı sığınağına; B-O18

B 018’e uğramadan Beyrut’tan dönmek olmaz. B O18, aslında iç savaş yıllarında kullanılan dev bir sığınak. İçinde 20 bin mültecinin barındığı bir karantina.  İç savaştan sonra mimar Bernard Khoury B 018'in tasarımını savaşın yaralarını kapatmak yerine, yansıtacak şekilde tasarlamış ve ortaya çok anlamlı bir bar ve gece kulübü çıkmış. Şehrin tam kalbindeki Quarantaine Meydanı’nda yer alan otoparkın içinde. Ettrafı bomboş olduğu için mekanın nerede olduğunu kestirmek önce güç. Sonra ansızın karşına çıkan merdivenlerden aşağıya indiğinde, seni yerin altında bir çift dev kapak bekliyor. Mekan açılacağı zaman mekanın tavanını oluşturan dev kapaklar açılıyor ve dev bir ayna yavaş yavaş ortaya çıkıyor. 50 derece açıyı yakaladığı zaman duruyor ve içerideki insanların dış dünyayı görmelerini sağlıyor. – Adres: Le Quarantina, +961 3 810 618

Bonus:

Sabaha karşı kayıntısı, BARBAR

Ne dürümler, ne falafeller, ne kebaplar, ne tabuleleler... Karnınız aç kulüpten mi çıktınız, şehirdeki 3 şubesiyle Barbar, sabah kadar sizi bekliyor.

Uykusunda bile uyumayan şehir: Beyrut

Fotoğraflar: GQ.com, lonelyplanet.com


Yorumları Göster
Yorumları Gizle