"İsmet Orhan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "İsmet Orhan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

İsmet Orhan

Dertliler kulübü

18 Şubat 2015

-Hiçbir kulüp talimatlarımı yerine getirmiyor
-Kulüplerin Digitürk’ten alacaklarını ben ödüyorum
-Babamın “ağlama çığlıkları” hala kulaklarımda
-Beşiktaş’ı elimden aldılar…

Galatasarayımızın Başkanı dertli:
- Her gün siyasi demeç veriyorum, hala bana parti kurdurtmuyorlar
- “Cemaat FB Başkanı’ndan 50 milyon dolar istedi” dedim, inanmadılar
- Hep sporla ilgili sorular geliyor, hukukçuluğum unutuldu

Fenerbahçemizin Başkanı dertli:
- Mahkemeler dosyalarımı sonuçlandırmıyor
- Şeker hastalığı yakamı bırakmıyor
- Cemaat benimle uğraşmıyor
- Artık gündemim oluşmuyor

Beşiktaşımızın Başkanı dertli:
- Stadyumun bitiş tarihi meçhul
- Sosyal hayatı hele de çapkınlığı çok seviyorum ama dini mesajlar vermek zorunda kalıyorum

Bir kısım aydınlar dertli:
- Eyyamcı olduğumuz deşifre edildi

Bir kısım sanatçılar dertli:
- Sanatı eyyamcı aydınlarla iktidarın çıkarlarına uyarladık ve devam ediyoruz

Ana Muhalefet Lideri dertli:
- Herkesten çok yoruluyorum, arpa boyu yol alamıyorum
- İktidarın dört bakanı var
- “Benim de (Aydın Ayaydın, Sinan Aygün, Hüseyin Aygün, Mehmet Bekaroğlu) iki x iki dördüm var” diyorum, yaranamıyonum
- Belediye başkanlarıma söz geçiremiyorum
- Danışmanlarım beni hep yanıltıyor
- Halkım bana oy vermiyor

Başbakan dertli:
- Cumhurbaşkanı’ndan boş alan bulup, konuşamıyorum
- Aklım karıştı, MİT Müsteşarı önüme geçiyor
- “Müslüman-ı Turan” dedim, alem bana küstü

Cumhurbaşkanı derteli:
- Devasa saray yaptım; diklenecek Cumhuriyet halkımı göremiyorum
- Başkanlığa giden yolda dikenler göremiyorum
- Direncimi kırdılar, herkes suskun

BİR TEK MİLLET DERTSİZ:
- Bağımsızlığım elden gidiyor
- Cumhuriyetim elden gidiyor
- Ekonomi sıfırlanıyor
- Dinim parayla takas ediliyor
- Dilim Osmanlıca’ya çevriliyor

Haaa aklıma gelmişken onu da yazayım:
Osmanlıca… Osmanlıca…
İyi de…
Osmanlıyı hep devşirmeler yönetti. Türkler ise dördüncü sınıftı Osmanlı’da.
Neyse, konumuza dönecek olursak;
Ben Milletim;
ABD-İ MEMLUK (kul-köle)
MABÜN (aşağı-emir altında)
Size ne kardeşim? Ben, Milletim.
Osmanlıca’da son nedir bilmiyorum ama, ben yine de Osmanlı deyip de gizlice batı hayranlarının diliyle yazımı sonlandırıyorum: THE END

Yazının devamı...

Ak spor!

26 Mayıs 2014

Çünkü sarısının sahibi vardı…
Verdiler gazı…
Saldılar, gazetenin önüne…
Başladılar; slogana…
Aydın! kov O’nu!
Yılmaz, çık dışarı!
Yetmedi, attılar yumurtaları…
Allahtan cam çerçeve inmedi!
Zira, yumurtanın içinde sarısı yoktu.
Davulla patırtı çıkardılar ama tokmak sarıyı yiyendeydi.
Daha önce de “Ak kefen” giymişlerdi…
Allah yarattı ama canımızı sen al reis! dediler, yeri göğü inlettiler.
Beyaz kefeni giymişlerdi ama cebi, sarıyı yiyendeydi…

X X X


Son dönemlerde Başbakanın sık sık dili sürçüyor…
Varsayalım, Yılmaz’ın da Yazgülü’nün de dili sürçtü…
Kıyamet mi koptu?
Derdim; Yılmaz’la Yazgülü’nü korumak değil…
Ama bu konuda onları savunmadan geçemeyeceğim…
İnsan hakları adına…
Özgürlük adına…
Gazetecilik adına…

X X X

Anlaşılan; yumurtanın akını yiyerek…
Ak kefen diyerek…
Kamusal alanları, sokakları, TV ve gazeteleri basarak;
Epey idman vermişler bazı gençlere…
Feneri ele geçiremeyince, ampul yaktılar…
Takım, hatta kulüp kurdular…
Akspor’a hoş geldiniz!
Yumurtanın asıl sahibi tavuk uyumaya devam ederse;
Siyaset de ticaret de medya da Akspor’dan sorulacak…
Ak Spor’a hoş geldiniz!

Yazının devamı...

Skor

20 Mayıs 2014

Siyasetçiler acının tarifini yapıyor…
Rantiyeciler yattan kattan seyrediyor…
Eyyamcı aydınlar ortadan kayboluyor…
Tüm bunlara çanak tutan yetmiş altı milyona yaralı deniyor…
Hadi canım sende…
Üç yüz bir ölü…
Bazı saygısızlar da ekranlarda üç yüz küsür ölü diye sunuyorlar…
Azerbaycan milletvekilleri maaşlarını Soma’ya bağışlıyor…
TBMM de tık yok…
Küba’dan yas haberleri…
Messi’den başsağlığı mesajı…
Ortadoğu halklarından tık yok…
Başbakanımızın baş parmağı yok oldu…
Rabia işareti yapa yapa…
Müslümünlardan tık yok…
Ağzına sinek kaçtı diye tarım ilacı içen vatandaş mı çare olacak Soma’ya…
Yoksa, aynı gün tüm dizileri reyting yapan yetmiş altı milyon vatandaş mı?
Bu skor;
Emeğin, emekçinin ve alınterinin yok olduğu skordur…
Bu skor ders olsun…
Tembellik, fesatlık ve hasetlikten elleri titreyen Ortadoğu halkı mı?
Yoksa Vicdanları titreyen ve yas ilan eden Latin halklarımı?
Yoksa yoksa …
Timsah gözyaşlarıyla din iman edebiyatına sığınan aç gözlülere mi?

Yazının devamı...

İki kızgın adam

13 Mayıs 2014

Diğeri spor adamı...
Biri Başbakan....
Diğeri FB Başkanı...
İkisinin de sinirleri bozuk mu bozuk ...
Başbakan;
Kurum, kuruluş ve önüne gelen herkesi fırçalıyor...
“Sen kimsin be” diyor...
FB Başkanı;
Karşı takım taraftarları kesmemiş olacak ki....
Bu hafta da kendi taraftarlarına,
“Artık bu stada bir daha giremeyeceksiniz.” diyor...
Siyaset adamını Millet seçti...
Spor adamını kongre üyeleri seçti...
Demokrasi var...
Seçimler var...
Var da var...
Bize ne olirki...
Doğu illerimizden birinde,
İki hatun peçelere bürünmüş...
Kırmızı ışıktan karşıdan karşıya geçerken,
Polis: “hoop nereye?” diye seslenmiş...
Hatunlardan biri “biz gaynım gile gidirik,sene nolirki?”
Yukarıda dedim ya...
Demokrasi vaaar...
Seçim vaaar...
Bize ne olirki?

ALLAH İLE GÖRÜŞTÜ

Pazar günü Cemal Reşit Rey salonunda sezonun son klasik Türk musikisi konserini izledim.
Aynı zamanda anneler günüydü.
Sevgili dost ve üstad Mithat Yılmazer'den dinlediğim bu müthiş yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

DOĞACAK BEBEK DOĞUMDAN BİR GÜN ÖNCE ALLAH İLE GÖRÜŞÜR.
“ ALLAH’IM GİDECEĞİM VE ORDA NE YAPACAĞIM BİLMİYORUM”
“ BEN SENİN İÇİN BİR MELEK YARATTIM VE O SENİNLE İLGİLENECEK”
“ALLAH’IM ONLARIN DİLİNİBİLMİYORUM.ONLARLA NASIL ANLAŞACAĞIM?NASIL İLETİŞİM KURACAĞIM?
“SENİN İÇİN YARATTIĞIM MELEK, SANA ONLARIN DİLİNİ ÖĞRETECEKTİR”
“ALLAH’IM DUYDUĞUM KADARİYLA DÜNYADA ÇOK KÖTÜLÜKLER VARMIŞ,ONLARLA NASIL BAŞA ÇIKACAĞIMI BİLEMİYORUM”
“SENİN İÇİN YARATTIĞIM MELEK,SENİ CANI PAHASINA KÖTÜLÜKLERDEN KORUYACAKTIR.” MERAK ETME.
“ ALLAH’IM SANA TEKRAR NASIL DÖNECEĞİM?”
“SENİN İÇİN YARATTIĞIM MELEK, BANA NASIL DÖNECEĞİNİ SANA ANLATACAKTIR”
DERKEN; MELEKLER GELİR VE DÜNYAYA GİTME ZAMANININ GELDİĞİNİ SÖYLERLER VE ÇOCUĞU ALLAH’IN HUZURUNDAN GÖTÜRÜRLERKEN, BEBEK TEKRAR SORAR
“ ALLAH’IM BENİM İÇİN YARATTIĞIN MELEĞİN ADI NE?”
“ADININ ÖNEMİ YOK..AMA SEN ONA ANNE DİYECEKSİN.
Ben bu Anneler Gününe oldum olası karşıyım...
Her gün annelerle olmak varken...
Niye senede birgün olsun ki...

Yazının devamı...

Anayasa Mahkemesi Üyesi konuştu

5 Mayıs 2014

Bilgisine hakkaniyetine güvenir inanırım…
Aziz yıldırım ve yargı sürecini sordum…
Kısa ve net konuştu…
Umarım;
Hem FB ve Başkanı
Hem kamoyu
Hem de, lehte ve alehte karar bekleyenlere önemli bir ipucu olacaktır bu konuşma….
Çünkü;
Anlattıkları bilgiye dayalıydı
Hukuka dayalıydı …
Vicdana dayalıydı…
Diyordu ki …
Son gelinen nokta şu …
İstanbul 16.cı ağır ceza mahkemesi mahkumiyeti verdi,Yargıtay da onadı…
Ve Türkiye’de ki son durak Anayasa mahkemesine müracaat edildi…
Buradan çıkacak karar AYM’ nin taktiridir ve bende vicdanen oy kullanacağım…

Ancak ;
Son yasal düzenlemede, tapelerden medet umma kalktı…
Tapelerle örgüt suçlaması olamayacağı için,
Aziz Yıldırım’ı yargılayan mahkeme ve tape delilleri hukuka aykırı sayılıcaktır…
Dolayısıyle 5271 sayılı kanunu iyi irdelemek gerekir…
311 ci maddesi yargılamanın yenilenmesi düzenlenmesini,
312 ci maddesi de infazın durdurulmasını öngörmektedir.
Benim şahsi kanaatim ise,
Ortadoğuda ve Türkiye de değişen siyasi organizasyona direnen FB ve Başkanı günah keçisi
ilan edilmiştir…
Şayet konu” futbol ve şikeden ibaret olsaydı, Ligleri dondurup hepsini yargılamamız gerekirdi”…
Bir lafım da FB nin hukuk heyetine…
Konunun teknik kısmını hallediyorlar…
Algı yönetimini oluşturamıyorlar…
Haddinden fazla duygusal açıklamalar yapıyorlar…

Ve ekliyor…
Üyeliğim bittikten sonra adımı açıklayabilirsin…
Zira,
Vicdanamın yargıcıyım, yaradana hesap veririm.
Evet işte böyle diyor üst düzey yargıç…
Ben de diyorum ki…
Hani yukarıda “konu futbol ve şike olsaydı, ligleri dondurup tamamını yeniden yargılamak gerekir” demişti ya yargıç…
Federasyon yani TFF,
Kulüp ve yöneticileri,
Hakemler,
Futbolcular,
Hatta taraftarlar biribirine güvenmiyor.
Güvenselerdi ;
Ligin son haftalarında maçlar neden aynı anda oynansın ki?
İngiltere de, İspanya da böyle mi?
Taraftar Digitürke para ödüyor…
Kendi takımını izlemek için…
İzleme hakkı neden elinden alınıyor?
Tüm maçları aynı anda nasıl izleyebilir ki?

Yazının devamı...

Hangi Fener şampiyon?

28 Nisan 2014

Biri futbolun şampiyonu…
Diğeri Hukukun şampiyonu…

Peki gerçek şampiyon kim ?
Hukukun üstünlüğüne göre Deniz Feneri …
Siyasal İslama göre Deniz Feneri…
İleri demokrasiye göre Deniz Feneri…
Milletin yüzde yetmişine göre Deniz Feneri…
Yurtdışı işçilerimize göre Deniz Feneri…
UEFA ya göre Deniz Feneri…
Sözde imana göre Deniz Feneri…
Sözde Vicdana göre Deniz Feneri…
Paraya göre Deniz Feneri…
Deniz Feneri , Deniz Feneri, Deniz Feneri …
Edison yaşasaydı isyan ederdi …
Öndeki elektriğimi, geride fenere kiraya verdiniz diye …
Beynini kiraya veren halklara demokrasi yakışır mı hiç ?
Tıpkı öğretmeni azaltıp, polisi çoğaltan Devlete Cumhuriyetin yakışmayacağı gibi …
Az kalsın unutuyordum…
Futbolun da şampiyonu oldu …
Fenerbahçe spor kulubü…
Dünyada bir ilk…
Elli bin kadın seyirci…
Sanki TFF, UEFA, FİFA sesimizi duy dercesine…
Tebrikler, Tebrikler, Tebrikler…
Ben iki şampiyonun destekçilerini yazdım.
Karar Sizin…

* **

Bir çok gazeteci dostum aynı şeyi söyledi…
Siyasetle sporu iç içe yazıyorsun…
Siyasetle spor,
Etle tırnak gibi …
Baba ile oğul gibi…
Ana ile kız gibi…
Siz ayırabilirmisiniz ki, ben ayırayım…
Korner- Taç
Faul- Ofsayt
Penaltı- Bel altı
Oynat durdur..
Olmadı baştan..
Yazan o kadar çok ki…
Hem de nelerin karşılığında…


Yazının devamı...

Sezon sonuna doğru üç büyüklerin halleri

21 Nisan 2014

Sezon bitmek, fatura kesilmek üzere…
Fenerbahçe şampiyon, kuru kuruya müzeye…
Beşiktaş ikinci, şampiyonlar ligine
Galatasaray üçüncü elemeler ligine….
Herkesin bir şeye inandığı doğrudur…
Ama inanılanın aynı şey olmadığı da doğrudur.

ŞAMPİYON FENERBAHÇE
Kuru kuruya şampiyonluğa mı?
Şampiyonlar ligine gidemediğine mi?
Başkanı hapse uğurlayacak olmasına mı?
Sevinci hüznü bir arada yaşadıklarına mı?
Hangisine yansın?
Ama bir şey var ki hepten yansın…
Rıza Zarrap Dışarı….
Aziz Yıldırım İçeri….
Vatandaşlık nüfüs işleri, hüviyetleri yeniden gözden geçirmeli…

İKİNCİ BEŞİKTAŞ
Kolej takımı idi ….
Menejer kulübü oldu…
“ Çarşı”yı gezi parkına transfer edince, yanlışçı oldu…
Hani stat Agustosta bitecek denildi….
Şimdiden kılıf hazırlanmaya başlandı….
Başkan menejer ağzı ile çarşıyı uyuttuğunu zannediyor….
Hani Ronaldinho gelmişti….
Hani Eto bitmişti….
Seneye de Messi dersen, Çarsı devreye girer…
Sakın çarşıya karşı koymaya kalkma…
Çarşı bereketli
Çarşı radikal
Çarşı duyarlı
Çarşı örgütlü
Çarşı Türkiye.


ÜÇÜNCÜ GALATASARAY
Müzedeki UEFA kupasının kredisi bitti bitiyor…
Kupa sıkıldı
Patlamak üzere
Hatta kanatlanıp uçabilir bile….
Her gelen yönetim sana arkadaş getireceğim dedi, hikaye….
Yeni kupalar getireceğinize,
Kupayı getirenleri Galata köprüsünden aşağı attınız.
Faruk Süren, Ali Dürüst, Abdurahim Albayrak boğulmak üzere
Her kedinin hayalinde Aslan olmak yatar…
Eli maşalı paşa, hem de arenada Aslana dört çakar….
Kedi de Aslan olmak için yola çıkar…
Toplumsal duyarlılığı öteleyip;
Suskunluğu yeğlersen….
Aslanı kediye yem etmeye mecbur bırakırsın.

1903 de Beşiktaş
1905 de Galatasaray
1907 de Fenerbahçe kuruldu…
Taraftarlar alınmasın ama;
Üç büyükler “siyasetin gölgesinde” kurulmuştu….
Entrikalar dün vardı…
Bugün de var…
Yarın da var olacak…
Siz yine de futboldan anlayın ve futboldan ayrılmayın….

Yazının devamı...

Devletin acı transferi

14 Nisan 2014

Türkiye amatör ligi…
Devlet, amatör kümedeki Kars spordan iki acı transferi gerçekleştirdi…
Birini toprağa
Diğerini dört duvara.

Biri dokuz yaşındaydı…
Erkekti…
Tecavüz edilip öldürüldü…
Mezara gömüldü…

İçim acıyor, elim titriyor…
Adını yazamıyorum…

Diğeri sapıktı, katildi…
Cezaevine gömüldü…

İkisinin de ortak özelleği vardı…
Çocuktular…
Devlet övündü, katil yakalanmıştı…
XXXX
OYSA KARS
Türk-Kürt
Aleve-Azeri
Çerkez-laz
Arap-Malagan
Ermeni-Yahudi hatta Süryani…
Hepsini içinde barındırdı…
Özgürlüğe ve barışa gömüldü…
Birinci Cumhuriyeti kurdu…
Elli yıl CHP’ye
Sonra MHP’ye
Bir ara da AKP’ye oy verdi…
Siyasetçi
Sanatçı
Aydın
İş adamı yetiştirdi…
Kaderine terk edildi
Unutuldu…
Hizmet alamadı…
Yalnızlığa gömüldü…

Kaleden bakınca, sokaklar ve caddeler hep aynı yere çıkıyordu…
Mimariye gömüldü…
Cumhuriyetin ilk yıllarında onlarca sineması ve tiyatrosu vardı…
Kültüre gömüldü…


Eksi elli derecede soğuğa aldırmadı…
Pamuk üretti
Kaşar üretti
Bal üretti
Yaylalarda kekikli et üretti
Emeğe gömüldü…
Tarlalarda tahılın yarısını
Ahırda üç öküzün ikisini vergiye yolladı…
Dört yağız delikanlının dördünü de askere yolladı…
Sadakata gömüldü…
Gasp edildi, aşağılandı hizmet görmedi…
Ama isyan da etmedi…
Sabra gömüldü…
XXXX

OYSA DEVLET
Kars kalesine “Orak-Çekiç” bayrağı diktirdi…
Köyleri boşalttırdı…
Halkı göç ettirdi…
Hiçbir şey vermeden çok şey alıp götürdü…
İnsanlığı
Demokrasiyi
Adaleti
Hukuku
Kültürü
Barışı
Özgürlüğü
Güveni aldı, götürdü…
Çünkü Kars’taki güzellikler Edirne’ye uzanacaktı…
Görmedi, göremedi…
Ama bir şeyi iyi gördü ve götürdü…

Akdenizden turizmin parasını
G.Doğudan uyuşturucu parasını
İstanbul’dan da ikisinin karma parasını…
Gördü ve götürdü…

Doksan yıldır,Rusya’ya bekçilik ettirdiği Kars’ın güzellikerini ,
Görmedi göremedi…

Evet
Devlet Kars’ta iki çocuğu transfer etti…
Birisini toprağa gömdü…
Birini dört duvara gömdü…
İçim acıyor…
Elim titriyor…
Dokuz yaşındaki çocuğun adını yazamıyorum…

Yazının devamı...