"Necdet Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Necdet Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Necdet Doğan

Necdet Doğan

Üniversiteler kök hücre nakli yapıyor, çay demliyor, çocuk kitabı yazıyor

4 Ocak 2017

Malatya’da hedefimiz 100 kök hücre naklinin üzerine çıkmak



Malatya’daki İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ali Erkurt, Turgut Özal Tıp Merkezi’nde kurulan yıllık 75-80 civarında kök hücre nakli yapılan merkezin 2017’deki hedefinin 100 naklin üzerine çıkmak olduğunu söylemiş.

AA muhabiri Emrah Gökmen’in haberine göre, Türkiye'de kemik iliği nakli bekleyen hastalara bağışçılardan kök hücre elde etmek amacıyla TÜRKKÖK Projesi başlatıldığını anımsatan, ilik naklinde Türkiye'yi dışa bağımlılıktan kurtarmak istediklerini söyleyen Erkurt şöyle devam etmiş:

ÜÇ TÜP KAN ALIYORLAR

"Bu projeyle, kök hücre bağışçısı olmak isteyen insanımızla buluşarak onlardan ilik elde etmeyi amaçlıyoruz. Bağışçılarımız Kızılay’ın her şehirde bulunan kan merkezlerine giderek 3 tüp kan veriyorlar. Bu kan, Ankara'ya gönderilerek Sağlık Bakanlığı ve Kızılay’ın laboratuvarında işlenerek bilgisayara kaydediyor. Sonrasında bir kök hücre nakli bekleyen hasta olursa ona nakil ediliyor.

Malatya’da 2010 yılından itibaren 300'den fazla nakil gerçekleştirdik. En zor nakillerin yapılabildiği bir merkez konumundayız. Malatya dışından hasta kabul ediyoruz. Hatta sağlık turizmi bünyesinde Irak'ın kuzeyinden ve Suriye gibi diğer komşu ülkelerden de hastaları buraya çekip kök hücre nakli yapmayı planlıyoruz."

Erkurt’un verdiği bilgiye göre, kemik iliği için 18-55 yaş aralığında herhangi bir hastalığı olmayan herkes kök hücre bağışçısı olabiliyormuş.

***
Bu merkezlerin çoğalması dileğiyle…

Daha kaliteli çay üretmek için kurutma sistemi yaptılar



Trabzon’daki Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri Mehmet Ali Arıcan ve Burhan Mert Yıldız, Prof. Dr. İsmail Hakkı Altaş danışmanlığında çayı daha verimli ve lezzetli kılacak çay kurutma projesi geliştirilmiş.

AA muhabiri Atilla Kurtoğlu’nun görüştüğü Prof. Altaş, projeyle çay fabrikalarında uygulanan çay kurutma işleminin daha kaliteli ve verimli hale getirilmesi ve çayın kalitesinin artırılmasının hedeflendiğini söylemiş. Altaş şöyle devam etmiş:

“İki öğrencimiz uluslararası bir çay firmasının talebi doğrultusunda yaş çayı en verimli şekilde kurutacak çay kurutucuları için ‘dinamik nem giderici’ tasarlamayı amaçladı.

Geliştirilecek sistemle çay kurutma işlemi en verimli şekilde yapılacak. Çaylardaki nem değerinin doğru şekilde belirlenip motorun hızının kontrolü, bu verilere göre doğru şekilde uygulanacak. Anlık olarak doğru okunan değerler, motor hız kontrolünde büyük rol oynuyor. Doğru şekilde okunamayan değerler kurutma fırınının çok yüksek derecelere çıkmasına ya da ısınması gerekirken çok düşük bir sıcaklık değerinde kalmasına sebep olur. Proje çay kurutma işleminin daha denetlenebilir hale getirilmesini sağlayacak.

***
Daha kalitelisi için projenin hayata geçmesini istiyorum ama çay içmeye devam edeceğim.

Üniversite çocuklara sağlığı çizgi karakterle öğretecek


Çocukların çizgi karakterlere ilgisi büyük. Büyükler alarak bizler de onlarla birlikte saatlerce ekran karşısında çizgi film izleyebiliyor veya çizgi romanları okuyabiliyoruz.

Bu yolu eğitimde kullanmak da epeydir moda. Ama çocuk kitapları konusunda güvenli ve sorumlu yayın bulmak her zaman mümkün değil.

Bu açığı gören Malatya’daki İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı güzel bir çalışma yapmış.

Bölümünün öncülüğünde akademisyen, doktor ve öğretmenlerden oluşturulan bir ekip okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara sağlık alanında temel bilgileri öğretmek için çizgi karakter ‘Kuka’yı yaratmış.

Daha önce sağlık konusunda birçok kitaba imza atan bölümünde görevli Prof. Dr. Cengiz Yakıncı, AA muhabiri Emrah Gökmen’e yaptığı açıklamada, sağlık eğitimini özellikle ilkokul ve anaokulu çağındaki çocuklara vermenin daha önemli olduğunu anlatarak şöyle devam etmiş:

“Çocuklara sağlık eğitimi verince erişkinlere göre daha çok verim alınıyor. Bu nedenle özellikle ilkokul 2'nci ve 3'üncü sınıf öğrencilerine yönelik sağlık eğitimi kitap serisi çıkarmak için çalışma yaptık. ’Kuka’ diye bir kız çocuğu karakteri oluşturduk. Kuka üzerinden sağlık konularını öyküleştirmeye başladık.

Türkiye'de bu konular ilk kez hikâye şeklinde işlendi ve resmedildi. Çalışmanın bir ekip tarafından hazırlanması önemli. Kitapları çocuk uzmanı, hikâye uzmanı, resim uzmanı kişilerle birlikte yaptık.

Mesela Kuka'nın diş düşmesi konulu kitabında bir diş hekiminden de yardım aldık.

Piyasada çocuklara yönelik sağlıkla ilgili kitap sayısı çok sınırlı. Bunların önemli kısmı da çeviri kitaplar.

Serinin ilk kitabı ‘Kuka Çişini Tutuyor’ piyasada satılmaya başlandı.

Kitabı okuyan öğrencilerden çok güzel geri dönüşümler aldık. Malatya'da tüm okullarda sınıf öğretmenleri bu kitapları okuyacak, eğitimde kullanacak.

Kuka'nın belli bir süre sonra sembol haline geleceğine inanıyorum. Onu görenler doğrudan sağlığı hatırlayacak.

Çizgi karakter Kuka, değişik sağlık konularıyla öğrencilerle buluşmayı sürdürecek.”

***

Aramıza hoş geldin ‘Kuka.’

Küçük çocukları olanların ‘Kuka’dan haberleri olsun istedim.

***
Herkesin, her zaman iyi haberler alması dileğiyle…

 

Yazının devamı...

Birinden yeni yıl hediyesi almak sizi mutlu eder mi?

1 Ocak 2017

Cevap olarak herkes “Evet” diyecektir. Çünkü hediyenin bir anlamı, verenin bir özelliği vardır. Geçen hafta gelen iyi haberlerden bazılarını bu gözle okudum.

Kepez Belediye Başkanı, köy okuluna bilgisayar sınıfı kurdu


Antalya Kepez’de Belediye Başkanı Hakan Tütüncü bilişim sınıfları kurmaya devam ediyor. Şimdi de ilçenin en uzak yerleşim yerlerinden Kızıllı Ortaokulu’na hediye etme sözü verdiği sınıfı açmış.


Törene katılan Başkan Tütüncü, eğitime olan desteğinin devam edeceğini söylemiş.


Açılışa belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları ve bürokratları ile Kepez Milli Eğitim Müdürü Hüdai Vural da katılmış. Kızıllı Mahalle Muhtarı Arif Uğurlu, Kepez Belediyesi ekibine teşekkür etmiş.


Okul müdürü İsmail İşbilirler, Tütüncü'nün kendilerine verdiği sözü hemen yerine getirmesiyle mutlu olduklarını söylemiş.

 
EN BÜYÜK DESTEK EĞİTİME


Göreve geldiklerinden bu yana geçen 8 yıllık sürede en büyük yatırımı çocuklara ve gençlere yaptıklarını belirten Başkan Tütüncü, en büyük desteği okumaya ve öğrenmeye, bilime ve bilişime verdiklerini söylüyor.

 

Bir toplumun eğitimle kalkınacağının altını çizen Tütüncü, "Bir toplum bilimle fenle ileriye gider. Eğitilen nesilleri vatana ve millete faydalı birer birey haline getirebilmek amacımız. Tüm çocukları kendi çocuklarımız gibi görerek, onlara gereken desteği sağlama arayışında olmalıyız" demiş.

 
Teşekkürler başkan.

Varto Kaymakamı 5 öğrenciye dizüstü bilgisayar hediye etti


Muş’tan DHA muhabiri Fatih Çelik’in haberine göre, Varto Kaymakamı Mehmet Nuri Çetin, ilçedeki Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde katıldığı kariyer günleri programında başarılarından dolayı 5 öğrenciye diz üstü bilgisayar hediye etmiş.

 
Çetin törende şunları söylemiş:

"Kurada isimleri çıkan LYS'ye hazırlanan Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nden Muhammed Özen, Cansu Doğan, Deniz Bozkurt, Mazlum Yüksel ile Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Zuhal Bal adlı öğrencilerimize bilgisayarlarını teslim ettik.

 
Onların başarılarının daha da artması için bilgisayarların kendilerine iyi geleceğini düşünüyorum. Onlardan tek isteğimiz çalışıp üniversite sınavlarını kazanıp ülkemize faydalı birer fert olmalardır."


Gençlere başarılar diliyorum. Kaymakam Bey’i de kutluyorum.


Biga Belediye Başkanı’na öğrencilerden sürpriz hediye


Çanakkale’nin Biga ilçesindeki Osmangazi İlkokulu’nun bahçesi ve çevre düzenlemesi Biga Belediyesi tarafından yapılmış.

 
DHA muhabirin Safiye Tarı Güner’in haberine göre okul müdürü İsmail Atasoy, müdür yardımcısı Sinan Danişman ve bir grup öğrenci Biga Belediye Başkanı İsmail Işık'a teşekkür ziyaretine giderek sürpriz hediye sunmuş.

 
Okul müdürü Atasoy, öğrencilerin hazırladığı teşekkür videosunu ve Başkan’a hitaben yazdıkları teşekkür mektuplarını teslim etmiş.

 
Başkan Işık şöyle konuşmuş:

“Öğrencilerimizin hazırladıkları videoyu izledim. Mektuplarını da tek tek okudum. O minik kalplerdeki samimiyetin bozulmaması için çalışıyoruz, daha çok çalışmalıyız. Küçük adam ve kadınların büyük fikirlerle süslü cümleleri bizi geleceğe taşıyacaktır. Onların yüzlerindeki gülücükler için çalışıyoruz. Onlar için mücadele etmeye devam edeceğiz. Geleceğimizi sağlam temeller üzerine inşa edecek olanlar, umutlu ve çalışkan gençlerdir. Onları tek tek öpüyorum."

 
Sayın Başkan aldığınız bu anlamlı hediyeleri artık hiç unutmazsınız.

 
O çocuklar da size unutmayacaktır. Sağolun…

Türkiye birincisi olan Sena Nur, Didim'in gururu oldu


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde, 'Enerji Verimliliği Haftası' etkinlikleri kapsamında düzenlenen resim yarışmasında Türkiye birincisi olan Didim Gazi İlkokulu 4'üncü sınıf öğrencisi Sena Nur Elik büyük gurur duyuyor.


Aydın’dan DHA muhabiri Ediz Verdioğlu’nun haberine göre, Didim Kaymakamı İskender Yönden, Sena Nur Elik, sınıf öğretmeni Yasemin Önal ve Okul Müdürü Birol Kurt'u makamında konuk ederek kutlamış.

 
Sena Nur Elik ile danışman öğretmeni ödülleri verilmek üzere, bu ay İstanbul'da düzenlenecek olan 8. Enerji Verimliliği Forumu'na davet edilmiş.


Sena Nur’a şimdilik en büyük hediye ilçede herkesin sevgisini kazanması.

 
Küçük kardeşimi ve öğretmenlerini kutluyorum, alkışlıyorum.

 
Bugünkü iyi haberler bu kadar.

 
Yeni yılda herkese önce sağlıklı günler diliyorum. Bol hediye almanızı-vermenizi istiyorum. İyi haberleriniz çok olsun diyorum.

 

Yazının devamı...

İzmir'de navigasyon yardımıyla beyin ameliyatı 

28 Aralık 2016

Niğde BİLSEM Okulu, İstanbul’daki yarışmada İnovasyon şampiyonu oldu… Her taraf kar altında Datçalılar dağ çileği topluyor.

İzmir'de navigasyon yardımıyla yapılan  ameliyatla beyin tümörü çıkarıldı


Sağlık alanında yapılan her iyi şey hastalar için umut oluyor. 
İzmir’den gelen haberdeki yöntem de böyle olacak.

AA muhabiri Meriç Ürer’in geçtiği haber şöyle: “İzmir'de özel bir hastanede yapılan operasyonda beyin içindeki tümör, navigasyon yardımıyla yeri tespit edilerek çıkarıldı. Hasta felç olmaktan kurtuldu.” 

Bekir Burhan (27) isimli hasta, çocukluğunda yakalandığı lenf kanserini yenmiş. 
6 yıl önce de konuşma merkezinde çıkan beyin tümörü sonrası operasyonla sağlığına kavuşan Burhan'ın rahatsızlığı kısa süre sonra nüksetmiş.

Burhan, Ege Bölgesi'nin ilk "görüntülü ve kılavuzlu beyin cerrahisi ameliyathane sistemini" kuran hastanede uyanık cerrahi yöntemi ve navigasyon yardımıyla Prof. Dr. Sertaç İşlekel başkanlığındaki ekip tarafından ameliyat edilmiş.     Tümörün tamamen temizlendiği operasyonla ilgili bilgi veren Prof. Dr. İşlekel, navigasyon yönteminin arabalarda kullanılan sisteme benzediğini, cerrahın üçüncü gözü olarak tanımlanan bu yöntem sayesinde risklerin en aza indiğini söylemiş.

Prof. İşlekel, şöyle devam etmiş:

"Navigasyon cihazı bize hastanın ameliyat öncesi çekilen görüntülerini ameliyat esnasında kullanmamızı sağlıyor. 

Yani ameliyat öncesinde çektiğimiz MR görüntülerini navigasyon bilgisayarına yüklüyoruz, bize hastayı riske atmadan tümörün yerini gösteriyor. 
Diğer yöntemlere göre çok daha küçük kesiler ile kafa kemiğinden küçük bir kapak kaldırılarak beyine ulaşılıyor. Tümörün sınırları net olarak belirlenip tümörün tam olarak çıkarılması sağlanıyor. 

Navigasyon bize sıfır hatayla ameliyat yapma olanağını, tümörün en az riskle ve tamamen çıkarılması imkânını veriyor.      

Hastayı uyutmadan, onunla ameliyat sırasında konuşarak ameliyat yapılması da hastanın fizyolojik merkezlerinin zarar görmesine karşı önlem sağlıyor.
Navigasyon yöntemiyle uyanık olarak yapılan beyin tümörü ameliyatının Türkiye için ilk olduğunu tahmin ediyorum.”

***

Sayın hocamızı ve ekibini kutluyorum.
Sağlıklı günler dileklerimi iletmek istediğim hastalar için büyük umut.

İstanbul’daki yarışmada inovasyon şampiyonu Niğde, BİLSEM oldu


 Niğde’den gelen başarı haberi mutlu edici. 

Ekonomi Bakanlığı’nın da desteklediği, Arçelik A.Ş., Sabancı Holding, Türk Ekonomi Bankası (TEB) ve Türk Hava Yolları (THY) stratejik ortaklığında,  Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Başakşehir Belediyesi, Başakşehir İnovasyon ve Teknoloji Merkezi ( Başakşehir Living Lab) ve İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) tarafından düzenlenen ve Hollanda’nın ortak ülke olduğu Türkiye İnovasyon Haftası, adeta geleceğin insanlarını 4-6 Aralık’ta İstanbul’da buluşturmuş.

İstanbul’da bu yıl üçüncüsü düzenlenen yarışmaya, 4 ayrı kategoride toplam 250 proje katılmış.

Türkiye İnovasyon liderlerinin belirlendiği proje yarışmasında, ortaokul kategorisinde birincilik, ikincilik, mansiyon ödülünü ve öğretmen kategorisinde de birincilik ödülünü Niğde, Bilsem (Akşemseddin Bilim ve Sanat Merkezi) almış.

Kaçak akaryakıtın kullanımını ve satışını engellemek amacıyla hazırlanan, Danışmanlığını Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni Ertuğrul Özar’ın yaptığı  “Güvenli motor” projesi, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası’nda görücüye çıkmış. 

Proje, ortaöğretim kategorisinde Türkiye birinciliğini alırken, başarılı öğrenci Abdullah Oğul da ödülünü İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen muhteşem törende almış. Niğde Akşemseddin Bilim ve Sanat Merkezi’nin birinci olduğu yarışmada, ikinciliği İstanbul Ulus Özel Musevi Lisesi, üçüncülüğü İstanbul Özel Coşkun Koleji, dördüncülüğü ise Trabzon Mesleki ve Teknik Lisesi almış.  

Akşemseddin Bilim ve Sanat Merkezi, Türkiye Ulusal İnovasyon yarışmasında çok önemli bir başarıya imza atmış.
Ortaokul kategorisinde aynı okuldan 'Aşı dolabı' isimli projesiyle Hüseyin Ömer Demirci ikinciliği elde etti. 'Cezalı Işıklı Yaya Geçidi' isimli projesiyle Kerem Karamürsel mansiyon ödülüne layık görülürken ‘Öğretmen’ kategorisinde ise Teknoloji Tasarım öğretmeni Ertuğrul Özar "Robosandalye" isimli projesi ile birinci olmuş.

DHA muhabiri Uğur Mart’ın haberine göre BİLSEM Müdürü İsa Aliç bu büyük başarıdan çok memnun olduğunu söylemiş ve şöyle devam etmiş:
"Çalışmalarından ve desteklerinden dolayı başta öğretmenimiz Ertuğrul Özar'a, öğrencilerimize ve velilerimize teşekkür ederim. Gençlerimizin üretilen bilgileri okuyan bireyler değil, bilgi ve teknoloji üreten bireyler olmalarını istiyoruz. 

Ayrıca öğrencileri ne kadar üretmeye ve düşünmeye sevk edebilirsek başkasının ürettikleri yerine kendi ürettiklerimizi kullanabiliriz. BİLSEM ailesi olarak kaldığımız yerden üretmeye devam." 

***

Bu başarıda imzası olanları kayda geçirdim. Ben de kutluyorum.

Türkiye’nin büyük bölümü kar altında Datçalılar dağlarda çilek topluyor


“Türkiye'nin pek çok bölgesinde ağır kış koşulları hüküm sürerken, aralık ayının son günlerinde güneşli havayı fırsat bilen Datçalılar, dağlara çıkıp mis kokulu dağ çileklerinden topladı.” 

Haberi DHA muhabiri Mehmet Çil göndermiş. Fotoğrafı olmasa “Bu mevsimde ne çileği” diye sormak geliyor insanın aklına.

Yılın her mevsiminde farklı meyvelerin yetiştiği Datça'da, yenidünya, domates, badem, zeytin, karadut, hünnap, keçiboynuzu, incir, hurma, böğürtlen, portakal ve mandalina derken; doğa bu kez yılın son meyvesi olan dağ çilekleri ile renklenmiş. 

Dağlarda ve yüksek vadilerde doğal ortamlarda yetişen ve her yıl aralık ayı ile birlikte meyve veren dağ çileği ağaçları bu yıl yağışların az olmasına rağmen yine de meyvesiz kalmamış.

İlçe merkezine 5 kilometre uzaklıkta Reşadiye ve Kızlan mevkiindeki vadilerde tamamen doğal ortamda kendi kendine yetişen dağ çileği, vitamin deposu olarak biliniyormuş.

Datça'da ilk kez bir kış mevsimi geçirdiğini söyleyen Suzan Bayraktar, "Dağ çilekleri beni şaşırttı. Adını duyardım ama bugüne kadar ilk kez tadına baktım. Dalından koparıp yemek gerçekten insana mutluluk veriyor" diyor.

***

Kıskanmamak, imrenmemek mümkün değil.

***

Bugünlük iyi haberlerimiz bu kadar. 

***

Herkesin, her zaman iyi haberler alması dileğiyle…

Yazının devamı...

Karabüklü robot Japonya’daki yarışmada dünya birincisi oldu

25 Aralık 2016

İstanbul Orman Fakültesi’ndeki Türkiye'nin kurutulmuş bitki arşivinde 37 bin çeşit var... Türkiye’de en fazla bal üretilen Ordu ilinde gıda güvenliği için laboratuvar kuruluyor.

Karabük’ün robotu  dünya birincisi oldu




Haberi bu köşede 29 Nisan 2016 günü vermiştim: “Karabük'te 217 robot yarıştı… Bu yarışma ilk de değil. Bu yıl üçüncüsü düzenlenmiş. Karabük Üniversitesi Proje Geliştirme ve Tasarım Öğrenci Kulübü tarafından düzenlenen 3. Saf-Run Robot Yarışması'nda 217 robot mücadele etmiş.”

Haber şöyle devam ediyordu: “Mini Sumo kategorisinde Barbaros 1’inci, Karahan 2’nci ve Alfa Bravo adlı robot da 3’üncü olmuş ve başarılı öğrenciler ödüllerini Rektör Refik Polat’ın elinden almışlar.

Törende konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yaşar şöyle demiş:
‘20 yıl sonra Türkiye'yi nerede görmek istiyorsanız ona göre çalışmalarınızı yapmanızı istiyoruz. Elimizde bulunan teknoloji ile yetinmemeliyiz. Sizler bugün yapılmış olanların on kat daha iyisini yapmalısınız.

Dünyanın en büyük sektörü savunma sanayiidir, savunma sektörünün en büyük etkinliği de robotlardır.

Bir milisaniyede patlayan bir silah dünyanın şeklini değiştirir. Bunun için sizlerin de daha hızlı, daha görsel ve teknolojik işler yapmanızı bekliyoruz.’

Yarışmada 1'inciye 2 bin, 2'nciye bin, 3'üncüye ise 750 lira para ödülü verilmiş.

* * *
Burada alınan para ödüllerinin öğrenciler için pek önemli olmadığını sanıyorum.

Onlar, başka bir heyecan için yarıştılar ve başardılar.

Bu kardeşlerimizi kutluyorum.

Anadolu’dan, üniversitelerimizden böyle haberler gelmesi ne güzel.”

* * *
Bu haberi tekrar yayınlamamın nedeni üç gün önce gelen yeni haber…
“Japonya'da düzenlenen ‘Japon Sumo Robot Turnuvası’nda dünya birinciliği ve ikinciliği kazanan Karabük Üniversitesi Robot Kulübü kente döndü.”

AA muhabiri Ahmet Özler’in haberine göre, Rektör Prof. Dr. Refik Polat, Tokyo'da 17-18 Aralık'ta 28'incisi düzenlenen turnuvaya, Hırçın, Sakin, Avcı ve Neşter isimli robotlarla katılan KBÜ Robot Kulübü üyelerini makamında kabul etmiş.

Polat, kulüplerinin Japonya'da çok güzel ve önemli bir başarıya imza atarak ülkeyi ve üniversiteyi en iyi şekilde temsil ettiğini söylemiş.

Aynı turnuvada geçen yıl da ‘Sakin’ isimli robotlarının dünya birinciliği elde ettiğini, bu yıl hem bu unvanı koruduklarını hem de ikincilik unvanını da aldıklarını belirten Polat, şöyle devam etmiş:

"Ekibimiz geçen sene de tüm rakipleri eleyerek dünya birincisi olurken 'Yokozuna' (Başpehlivanlık) unvanıyla ülkemize dönmüştü. Bu sene ise 21 ülkeden 48 robotun yer aldığı yarışmada birinciliği ve ikinciliği elde ettiler. Ben haberi aldığımda çok duygulandım. Araştırma geliştirme adına bizden ne isteniyorsa kapımız sonuna kadar açıktır."

Robot Kulübü Akademik Danışmanı ve Robot Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Raif Bayır da konuşmasında, kulübün çalışmalarıyla Japonya'daki yarışmada elde edilen başarı hakkında bilgi vermiş.
Rektör Polat'ın katkısıyla merkezin kurulduğunu vurgulayan Bayır şöyle devam etmiş:

"Bu alanda sadece yarışma amaçlı değil, sanayiye dönük robotlar üretilmesi konusunda çalışmalara başladık. Bu bilgi birikimini daha yaygın bir şekilde kullanacağız."


* * *
Öğrenci Süleyman Ceven de, Japonya’da iki robotla yarışmaya katıldıklarını, dünya birinciliği elde ederek Türk bayrağını orada dalgalandırdıklarını söylüyor ve ekliyor: “Japonya’da bu yarışmalar 27 yıldır yapılıyor. Biz 3 yıldır katılıyoruz. Japonya gibi teknolojisi ileri olan bir ülkeyi alt etmek bizim için büyük bir gurur. Zaten ülkelerin prestijlerinin yarıştığı bir ortam. En üstte olduğumuz için gururluyuz ve bu istikrarı sürdürmek istiyoruz.”

* * *
Bu başarılı çalışmaya imza atan gençleri yeniden kutluyorum.

Gençlerin bu güzel çalışmasını çok önceden duyurduğum için de mutluyum.

* * *
Sayın Rektör, “Ben haberi aldığımda çok duygulandım” diyor ya, merak ediyorum, bakalım siz haberi okuyunca ne diyeceksiniz?

İstanbul Orman Fakültesi’ndeki Türkiye'nin kurutulmuş bitki arşivinde 37 bin çeşit var


Üniversitelerimizin ülkemize kattıkları çok fazla şey var. Türkiye'nin doğal ağaç, çalı ve toprak florasını saptamak amacıyla 1950'de kurulan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Herbaryumu, ulaşılması güç olan değişik yörelerden toplanan ve biyolojik çeşitliliğin sergilendiği yaklaşık 37 bin kurutulmuş nebat örneğiyle Türkiye'nin bitki haritasını barındırıyormuş.

Botanik bahçelerinin yalnız ağaç, çalı ve odunsu bitki örneklerini içeren bölümüne arboretum (Ağaç parkı), kurutulmuş otsu bitki koleksiyonlarına da herbaryum (Kurutulmuş ağaç müzesi) deniyormuş.

Yukarıda başlığın altındaki fotoğrafı, ‘renkli’ olsun diye bir herbaryumdan değil, arboretumdan seçtim.

ISTO Orman Botaniği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ünal Akkemik, AA muhabiri Hanife Sevinç’e yaptığı açıklamada, 1950'de Prof. Dr. Hayrettin Kayacı tarafından kurulan fakültedeki herbaryumda, kurutulmuş bitkilerin sergilendiğini anlatmış.

Akkemik, bilimsel bir şekilde değişik yörelerden toplanan, özelliklerini kaybetmeyecek şekilde kurutulmuş ve sınıflandırılmış bitki koleksiyonunun yer aldığı herbaryumda, Türkiye'nin doğal ağaç, çalı ve otsu bitki örnekleri ile diğer ülkelerden karşılaştırma amacıyla alınan egzotik türlerin görülebildiğini söylemiş.

Kurutulmuş bitkilerle bilimsel çalışmalar yapıldığını belirten Akkemik, şöyle devam etmiş:

"Türkiye'deki bitkilerin büyük bir kısmına ait örneklerin yer aldığı bu herbaryum, kurutulmuş bitki müzesidir. Aslında doğal tarihi müze kapsamında ele alınabilecek bir yer. Burada doğamızda bulunan bitkiler sergilenerek depolanıyor. Hem günümüzde yetişmiş olanlar hem de geçmişte olan bitkilerin bulunduğu bir mekan. Hem milyon yıllar önce ülkemizde hangi bitkilerin olduğunu ve bunların örneklerini görebiliyoruz hem de günümüzde hangi bitkiler olduğunu bulabiliyoruz. Buraya kuruluşundan bugüne yaklaşık 37 bin bitki getirilmiş ve şu an 37 bin bitki depolanmakta. Burada 1950'li yıllara ait bitkilerimiz var, son yıllarda toplanmış bitkiler de var. Böylece geçmişte hangi bitkiler vardı, acaba bu bitkiler doğada hala var mı, yok mu oldu, onları anlayabilmek için de doğal tarih anlamında bize bir arşiv oluşturuyor.

Herbaryum, Türkiye florasının ilginç ve zor bulunan zengin bitki örnekleriyle yerli ve yabancı bilim adamlarının dikkatini çekiyor. Herbaryumda, çok sayıda nadir, nesli tehlike altında olan endemik bitki yer alıyor. Örneklerin bir kısmı Türkiye'nin ulaşılması güç yörelerinden toplanmış. Bu örneklerin tahrip olması durumunda yeniden bir araya getirilmesi mümkün değil. Bu nedenle her yıl düzenli olarak bitki örneklerine şoklama veya ilaçlama yapılıyor.

Bitki türlerini incelediğimizde bazılarının artık günümüzde tamamen yok olduğunu görüyoruz. 1900'lü yılların başında İstanbul'un Adalar ilçesinde görülen bazı türler, yapılaşmadan dolayı artık yok olmuş. Yine Kadıköy çiğdemi de artık o bölgede görülmüyor. Ancak Elmalı havzası civarında az sayıda rastlanıyor. Yapılaşmayla orada da tamamen yok olacak.

Birçok bilim insanının emeğiyle bugünkü düzeye gelen ve geçmişten geleceğe önemli bir miras olan ISTO Herbaryumu Türkiye'deki diğer herbaryumlar arasında özellikle odunsu bitkiler bakımından özel bir yere sahip.

Burası, birçok odunsu bitki için yapılmış revizyon çalışmalarına ait örnekleri barındırması sebebiyle Ulusal Ormancılık Herbaryumu olmaya aday.”

"ELEKTRONİK ORTAMA TAŞIYACAĞIZ"

Prof. Dr. Ünal Akkemik, bitki sayısı fazla görünmese de çeşitliliğin zengin olduğunu vurgulayarak, "Özellikle de İngiltere'de 10 ciltlik Türkiye florası yazılırken toplanan bitkilerin yaklaşık 6 bini burada bulunmaktadır. Bunlar 1950-60'lı yıllarda toplanan bitkiler. O bitkileri bugün toplamak mümkün değil. Dağlık Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çalışmak sıkıntılı" diyor.

Herbaryumun elektronik ortama aktarılacağını söyleyen Akkemik, "Tüm bitkilerin fotoğrafları çekiliyor. Araştırma yapmak isteyenler önce elektronik ortamda inceleyerek ön bilgi sahibi olabilecek" demiş.

Akkemik, bitkilerin gelecek yıllara aktarımını sağladıklarını belirterek, sözlerini şöyle tamamlamış:

"Bazıları geçmişte vardı, belki yok olacak. Bunların kayıtlarını bize sunuyor. Yaşam alanları yok olan bitkileri tespit edebiliyoruz. Örneğin kara çam ağacının örneklerini incelediğimiz zaman bunların Türkiye'nin hangi bölgelerinde yayıldığını, ne zaman toplandığını görüyoruz. Bitkilerin yapılarındaki farklılıkların hangi bölgelerde gözlendiğini, hangi bölgelerde yapraklarında, kozalaklarında ne gibi bir farklılık olduğunu, yetişme ortamındaki koşullardan nasıl etkilendiklerini belirleyebiliyoruz. Türkiye'nin bitki haritasını çıkarıyoruz."

* * *
Apartmanlarda büyüyen çocuklar ve plazalarda çalışan yetişkinler dönemine de tanık olduk.

Umarım torunlarımız, sadece bitkilerin kurutulmuşunu görmez.

Türkiye’de en fazla bal  Ordu ilinde üretiliyor


Güvenle yenecek bal ve arı ürünlerini bulmak kolay olmuyor. Bunu vaat eden bir çalışmanın haberi Ordu’dan geldi.

Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu, "Arım Balım Peteğim" projesi kapsamında kurulan tesislerdeki laboratuvar sayesinde bal ve bal ürünlerinin tahlil edilip, güvenilir damgasıyla tüketiciyle buluşacağını söylemiş.

Balkanlıoğlu, Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünü ziyaret ederek proje kapsamında yapılan tesislerde incelemelerde bulunmuş.

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kemal Yılmaz ile Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Feyzullah Konak'tan bilgi alan Vali Balkanlıoğlu, arıcılığın Türkiye için son derece önemli bir ticari kazanç olduğunu vurgulamış, "Ordu için anlamı daha da büyük çünkü Ordu, Türkiye'de en fazla bal üreten il" demiş.

AA muhabiri Hayati Akçay’ın haberine göre, kaliteli balların yanı sıra piyasaya sahte bal da sürülebildiğine dikkati çeken Balkanlıoğlu şöyle devam etmiş:

"Bu tesisin Türkiye arıcılığı için büyük fonksiyonu olacak. Bina bitti, makine siparişleri verildi. Dürüst üreticileri koruyan bir sistem. Tesisteki laboratuvar sayesinde bal ve arı ürünleri tahlil edilip, güvenilir damgasıyla tüketici ile buluşacak.

Proje iki ana faaliyet üzerine tasarlandı. Birinci faaliyet laboratuvar ve ürün sertifikalandırılmasını içeren kalite bölümü, diğeri ise ürün paketleme işletmeciliği ve pazarlama birimi. Tesis aynı zamanda fabrika gibi işleyecek, makine ekipmanları olacak. Üreticilerimiz burada kendi ürünlerini işleyebilecek ve malını dünya pazarlarına sunabilecek.

Arı denilince akla sadece bal gelmesin. Polen, propolis, bal peteği üretimi, arı zehiri, arı sütü de var.

45 gün yaşama şansı olan arının ömrü, arı sütü ile 7 seneye çıkartılabiliyor.

İnsanlar da arı sütünü tükettiklerinde bağışıklık sistemleri güçleniyor.

Hepsi burada üretilecek. Ordu'daki bu tesis, ülkemizin gururu olacak. Kalite biriminin içinde yer alan laboratuvarın çalışabilmesi için yetkilendirilmenin gerçekleştirilmesi ile ülkemizde, arı ürünleri konusunda taklit ve tağşiş sorunlarına kesin çözüm getirecektir."

Türkiye'de ilk kez uygulanan ve KOBİ'lerin rekabet edebilirliğini artırmayı hedefleyen proje yaklaşık 10 milyon Euro’ya mal olacakmış.

* * *
Bu güzel çalışmadan da haberiniz olsun.

Bal ve arı ürünlerini tüketmek için Ordu’daki tesisin bitmesini beklemeyin.

Sağlığınız için güvendiğiniz marka ve üreticileri tercih etmeye devam edin.

* * *
Herkesin, her zaman iyi haberler alması dileğiyle…

 

Yazının devamı...

Adıyaman'da Bill Gates'ler yetişecek

23 Aralık 2016

Adıyaman’da kodlama dersi alan

öğrenciler Bill Gates olmak istiyor

Bizim kuşak, bilgisayarla geç tanıştı. Şimdiki çocukların elinden cep telefonları ve tabletler düşmüyor.

Kimi oyun oynamak kimi film seyretmek için kullanıyor.

Şimdilerde bir de ‘kodlama’ çıktı. Giderek daha çok duyar olduğumuz ‘kodlama’ yeni bir program geliştirme, bilgisayar yazılımı geliştirme sürecinin en önemli bölümünü oluşturuyormuş.

Bunu yazılımcılar yapıyor. Yazılımcı olmak için bilgisayara hâkim olmak, iyi bir eğitim almak şart.

Geçen haziran ayında bu köşede Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından açılan kodlama kursuna 45 öğrencinin katıldığını yazmıştım.

Yazılımcı Gamze Oruç Altınok verdiği kodlama dersleriyle algoritmik düşünce sistemini öğrenmiş bir nesil yetiştirmeyi ve öğrencilere problem çözme odaklı düşünmeyi öğretmeyi amaçladıklarını söylüyordu.

Kursa katılan öğrencilerden Leyla Nilay Karaca, kodlama dersleri almaya başladıktan sonra bilgisayar hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını düşünmeye başladığını dile getirmişti. Karaca, "Bu yüzden Code.org'u öğrenci arkadaşlarımın mutlaka öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu eğitimler matematiksel olarak hızlı olmamı sağlıyor. Sayısal zekamı geliştirecek. Böylelikle düşündüğüm her şeyi kolay tasarlayacağım" diyordu.

O gün yazıyı bu kursların yayılması dileğiyle bitirmiştim. Dileğim tutmuş!

İHA muhabiri Ahmet Arslantaş’ın Adıyaman Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından başlatılan ‘Adıyaman Kodluyor’ adlı proje ile öğrenciler bilgisayar ve cep telefonu yazılımını öğrenecekhaberini okuyunca sevindim.

Mevlana Ortaokulu ile Yeşilyurt Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde pilot olarak uygulanan proje, 2016-2017 eğitim öğretim döneminin ikinci yarısında Adıyaman’daki tüm okullarda uygulanacakmış.

Yeşilyurt Mesleki Teknik Anadolu Lisesi Bilişim Öğretmeni Orhan Güneş, projeye katılan öğrencilere ilk dersi vermiş. İlk derse Milli Eğitim Müdürü Mete Kızılkaya da katılmış.

Öğretmen Güneş, ders sonrası yaptığı sunumda proje ile ilgili şu bilgiyi vermiş:

“Analiz sınıfları ve yazılım merkezleri oluşturulacak. Analiz sınıflarında çapraz öğrenme modeline uygun beceriler kazandırma, analitik düşünme becerisi kazandırma, problemleri basamaklandırabilme, çözüme götürecek alternatif yollar geliştirme, pratik işlem becerisini geliştirmesi amaçlanıyor.

Yazılım merkezlerinin amacı kentin ihtiyacı olan, ortaokul ve lise seviyesinde yazılım eğitimi vermek, temel ve ileri yazılım konusunda altyapı oluşturmak, öğrencileri meslek seçimlerinde bugüne kadar farkında olmadıkları alternatif alanlara yönlendirmek, öğrencilere proje eksenli çalışma ve ürün ortaya koyma fırsatı tanımaktır. Temel yazılım eğitiminin yanı sıra ileri yazılım eğitiminde web programcılığı, görsel programlama (Masaüstü programcılığı), mobil yazılım programcılığı öğrenilecek.”

Milli Eğitim Müdürü Mete Kızılkaya, Adıyaman’da teknolojiye yakın gençler yetiştirmeyi amaçladıklarını belirterek şöyle devam etmiş:

“Kodlama eğitimine başlıyoruz. Çocuklarımız bilgisayar yazılım programcılığının ilk aşaması olan algoritmayı öğrenecekler. Algoritma arkasında da temel yazılım işlemlerini öğrenecekler. Bunu daha sonra bu pilot okullar dışındaki tüm okullara yayacağız. Projeye katılan çocuklar Adıyaman’a büyük katkı sağlayacak. Bu çocuklar tabletlerine, bilgisayarlarına, telefonlarına yazılım yapabilecekler.”

Eğitim olan öğrenciler de sanırım sadece onun ismini duydukları için dünyaca ünlü ABD’li yazılımcı Bill Gates gibi ünlü olmak istediklerini söylemiş.

* * *

“Bizim aklımız ermez” demeyelim. Yeter ki çocuklarımız için böyle güzel şeyler yapılsın.

Yapanları alkışlayalım yeter.

Akıllı tahta 432 bin 288 sınıfta

var, 205 bin sınıfa daha konacak

Teklonojiye bizim aklımız ermeyebilir ama, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni teknolojileri takip etmek için “Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürlüğü” varmış.

Geçen hafta PISA sonuçları geldi. Türk öğrencilerin eğitim durumlarının pek iyi olmadığını görüp üzüldük. Ancak, YEĞİTEK Genel Müdürü Bilal Tırnakçı iyi haberler veriyor:

“Milli Eğitim Bakanlığı teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için çalışmalarını sürdürüyor. Şu an Türkiye genelinde okullarımızda 432 bin 288 etkileşim (akıllı) tahtamız var. Önümüzdeki yıl 205 bin etkileşim tahtasını daha monte etmeyi planlıyoruz. Bu bir devrim. Artık sınıflarımızda bilgisayarlar var. Okullarda akıllı tahtalar var. Kodlama eğitimi müfredata giriyor. Daha çok şeyler olacak.

Teknolojik anlamda çocuklarımıza daha neler verebiliriz diye çok çalışıyoruz. İşimiz ve görevimiz bu.Teknolojik bir eğitim camiası oluşturmak için bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla iletişim halindeyiz."

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu da dijital devrim olarak nitelediği teknolojik gelişmelerin, eğitim için çok büyük fırsatlar oluşturduğunu söylemiş ve eklemiş:

"Hayatımızın birçok alanında kullandığımız akıllı teknolojiler, okullarda farklı uygulamalarla karşımıza çıkıyor. Akıllı tahtalar, tabletler, bilgisayarlar ve Skype gibi uygulamalar hayatımızın bir parçası artık. Burada önemli olan güvenilir bilgiye en kısa zamanda ulaşmaktır. Eğitim artık, dört duvarla sınırlı, sınıflar ve okullarla sınırlı değil. Dünyanın herhangi bir noktasındaki öğretmen, bugün rahatlıkla Skype sayesinde başka bir noktadaki öğrencilere ulaşıp ders verebiliyor. Hatta o ülkenin dilini bile bilmesine gerek yok. Skype ile otomatik olarak konuştuğunu başka dillere bile çevirebilir. Cep telefonlarının bile bir öğrenme aracına dönüştüğü günlerdeyiz. Birçok bilgiye oradan ulaşabiliyoruz. Artık bilgi özgürce paylaşılıyor."

* * *

Özellikle eğitim alanındaki dünyadaki yeniliklerin farkında olmak, onları uygulamak ne güzel.

* * *

Çocuklarımız için yapılan her iyi şey alkışlanır.

Altınordu Belediyesi geri dönüşümü

çocuklara tiyatro oyunuyla anlatıyor

Amacım eğitimin önemini anlatmak değil. Yapılan iyi şeyleri duyurmak.

Ordu'da çocuklarda çevre bilincinin artması ve çevre konusunda daha duyarlı bir neslin yetiştirilmesi amacıyla hazırlanan tiyatro oyunu sahnelenmiş.

Altınordu Belediyesi’nin katkılarıyla hazırlanan, Ordu Oksijen Kültür Sanat Atölyesi (OKSAD) oyuncularının rol aldığı "Çınar tatilde çöpten kale" oyununun galası, Ordu Kültür Sanat Merkezi'nde yapılmış.

Belediye Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen tiyatro oyununda, ilçedeki ilkokul öğrencilerine ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasının önemi anlatılıyormuş.

AA muhabiri Hayati Akçay’ın haberine göre oyunda kısa bir rol de alan Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş şunları söylemiş:

“Belediye olarak geri dönüşüm bilincini evlatlarımıza sunabilmeyi hedefliyoruz. Bu sahnede de ifade edildiği üzere mavi geri dönüşüm kutularına cam ve kâğıt gibi malzemeleri atıyoruz. Burada toplanan ürünlerin geri dönüşü sağlanıyor. Bunu başarmamız gerekiyor. Sanayi değeri olmayan, çürüyebilen diğer çöpleri de sarı kutularda topluyoruz.

Şu anda bir mahallemizde tam anlamıyla çöpleri ayrıştırmayı sürdürüyoruz. Sizlerden isteğimiz, okullarınızda, sokakta, sahilde, parklarda oyun oynarken yediğiniz, içtiğiniz ambalaj atıklarını muhakkak çöp kutularına atmanız.

Diğer konu, evsel atık yağları biriktirmenizi ve okullarınıza koyduğumuz kutulara atmanızı istiyoruz. Siz çocuklarımızdan, büyükleriniz eğeryere çöp atıyorsa onları uyarmanızı istiyoruz. Çevremizi temiz tutmalıyız."

Tiyatro oyununu belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri, okul müdürleri, OKSAD Başkanı Nurgül Çoluk, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci izlemiş.

Oyun, Altınordu ilçesindeki 21 okulda öğrenciler için sahnelenecekmiş.

* * *

Sayın Başkan, keşke köydeki okullara da götürseniz bu oyunu…

* * *

Bugünlük iyi haberler bu kadar…

* * *

Herkesin, her zaman iyi haberler alması dileğiyle…

Yazının devamı...

Kış geldi, okullar ve kamu binalarında salgın hastalıklara önlem olarak dezenfekte işlemi yapılıyor

20 Aralık 2016

Kış geldi okullar ve kamu binalarını salgın ve bulaşıcı hastalıkları önlemek için dezenfekte yapılıyor

2009’da bu tür haberleri okumuştuk. Domuz gribi salgını nedeniyle yurdun çeşitli yerlerinde önlemler alınmış, okullar, okul servisleri, öğrencilerin toplu olarak kullandığı kapı kolları, merdiven tutacakları, tuvaletler ve lavabolar temizlenmişti. Camiler de ilaçlanmıştı.

Bu yıl kar yağışının etkili olmaya başladığı şu günlerde grip ve benzeri hastalıkların önüne geçmek amacıyla yine bazı bölgelerde belediyeler okullarda ve kamu binalarında temizlik çalışmalarına başlamış.

DHA muhabirinin geçtiği habere göre, Afyonkarahisar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri ilk çalışmayı Kasımpaşa İlkokulu'nda yapmış.

İl Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın ve Temizlik İşleri Müdürü Serhat Düzağaç ile uygulamanın tanıtımını yapan Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, özellikle kış aylarında virüs ve bakterilerden kaynaklı grip ve benzeri hastalıkların önüne geçmek amacıyla bu yıl ilk kez okulların da dezenfekte yapılacağın söylemiş ve eklemiş:

"Özel kimyasallar ve cihazlar kullanılarak yapılan bu dezenfekteyle okullardaki virüs ve bakteri gibi bulaşıcı tüm etkenler ortadan kaldıracak. İl merkezindeki tüm ilk, orta ve lise dengi okulları dezenfekte etmeyi amaçlıyoruz. İnşallah insandan insana bulaşan hastalıklar bu sayede önlenmiş olacak. Emeği geçen herkesi tebrik ediyor ve bu çalışmanın tüm il ve ilçelere örnek olmasını diliyorum."

Temizlik İşleri Müdürü Serhat Düzağaç da kullandıkları ilacın bakteri, virüs, mantar ve benzeri mikroorganizmalara karşı etkili olduğunu anlatarak, bu sayede kış aylarında yaygın olarak görülen gribal enfeksiyonların önüne geçmeyi hedeflediklerini söylemiş.

Düzağaç, bu yıl 120 cami ile birlikte 9'u anaokulu, 48'i ilkokul, 34'ü ortaokul, 32'si lise ve 7'si bilgi evi olmak üzere toplam 130 eğitim kurumunda dezenfekte işlemi yapacaklarını bildirmiş.

LÜLEBURGAZ’DA 55 KAMU BİNASI

DHA muhabiri Vahit İşbaşaran salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele amacıyla, dezenfekte işleminin Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesindeki 55 kamu binasında yapıldığını haber verdi.

Lüleburgaz Belediyesi dezenfekte ekipleri, ilçe merkezinde bulunan okulların, kaymakamlık binasının, belediye hizmet binalarının, ilçedeki camilerin dezenfeksiyonunu yapmış.

* * *

Bu haberleri diğer belediyelere de örnek olmasını istediğim için buradan duyuruyorum. Siz de belediyenizden aynı şeyi yapmasını isteyin.

Traktörlere takılan kar küreme bıçakları

yolların kapanmasını önledi

Kar yolları kapatıyor ya… Kocaeli Büyükşehir Belediyesi 5 yıldır geliştirdiği strateji ile köy yollarının kapanmasını önlüyormuş.

Belediye, 2011 yılından itibaren köy muhtarlıklarına traktörlere takılabilen kar küreme bıçakları dağıtmış.

Aniden bastıran kar yağışının etkili olduğu köylerde kapanan yollar, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin ekipleri gelene kadar ulaşımın aksamaması için traktörlere takılabilen kar bıçaklarıyla temizleniyormuş.

Bu yıl da bu yöntem işe yaramış.

28 köyde bulunan kar bıçaklı traktörler, yüksek kesimlere kar düşmesiyle işbaşı yapmış.

Kar bıçaklı traktörler belediye ekipleri ile birlikte yolların açılmasını sağlamış.

Sorun varsa pratik zeka da devreye giriyor

Şimdi cuma günü ajanstan gelen haberi okuyalım:

“Doğu Anadolu Bölgesi'nde 889 köy ve mahalle yolu kardan kapalı.”

Tabii doğuda yağan kar miktarı ile batıdaki kıyaslanamaz ama aklıma nedense hemen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin dağıttığı kar bıçakları geldi.

Neden iyi bir çalışma başka yerlere de örnek olmaz diye düşündüm.

* * *

Dilerim bunu koordine edecek bir birim kurulur, örnek proje diye belediyelere veya kaymakamlıklara bilgi olarak verilir.

Meteorolojik tahminlerde "yerli radar" kullanılmaya başlandı

Kar kış dedik, bir de meteorolojiye bakalım.

Ankara’dan AA muhabiri Zehra Aydın, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün bu yıl üretilen Türkiye’nin ilk milli radarı olma özelliği X-Band Doppler Polarimetrik Meteoroloji Radarı’nın (METRAD), meteorolojik gözlemlerde kullanacağını haber veriyor.

Açıklamayı Meteoroloji Genel Müdürü İsmail Güneş yapmış.

Meteorolojik gözlemlerde S-Band, C-Band ve X-Band radarları kullanılıyormuş.

X-Band radarlardan diğer türlere göre daha hassas ve yüksek çözünürlüklü bilgiler sağlanıyormuş.

Güneş, bu radarların diğer radar tiplerine göre daha ucuz, kolay kurulabilir, taşınabilir ve düşük işletme maliyeti gibi avantajlara sahip olduğunu vurgulamış.

Meteorolojik olaylar sonucu ortaya çıkan afetlerin önlenmesi veya zararlarının azaltılması için kurulan erken uyarı sistemlerinde de X-Band radar kullanımı yaygınlaşmış.

Güneş şöyle diyor:

"Büyük yerleşim alanlarında afet yönetimine katkı sağlamak için X-Band radarlardan oluşan ağlar kurulmakta ve etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

Özellikle yerleşim yerlerinde yağış, taşkın, fırtına gibi şiddetli meteorolojik olayların tespiti ve takibi konusunda da X-Band radarların oldukça yüksek doğrulukta bilgi sağladığı görüldü."

Türkiye'de 2002 yılında 1 meteoroloji radarı varmış. Şu anda 20 radar kullanılıyormuş.

Bunların 17'si C-Band radarmış.

Türkiye'deki tek X-Band radarı iki yıl önce dövizle yurt dışından satın alınmış ve Atatürk Havalimanı'nda kullanılmaya başlanmış.

Türkiye'de daha çok X-Band radara ihtiyaç bulunuyormuş.

Güneş, X-Band radarların yerli imkân ve kaynaklarla, Türkiye'deki bilim adamları ve mühendisler tarafından üretilmesi ve bu alanda dışa bağımlılığın azalması için üniversiteler ve yerli üreticiler ile görüşmeler yaparak milli radar üretimini teşvik ettiklerini anlatmış.

Genel Müdür Güneş şöyle devam etmiş:

"Genel müdürlük olarak teknik bilgi ve tecrübelerimizi paylaşarak destek olduğumuz ve Ar-Ge çalışmaları 2012 yılından bu yana devam eden, TÜBİTAK tarafından desteklenen bir proje RST firması tarafından gerçekleştirildi.

Bu çalışmalar sonucunda bu yıl üretilen X-Band Doppler Polarimetrik Meteoroloji Radarı, ilk milli radar oldu.

Bu kapsamda, sivil ihtiyaçlarda öne çıkan rekabetçi fiyat, düşük bakım maliyeti ve kullanıcı ihtiyaçlarına göre kolaylıkla ayarlanabilir yazılım özellikleriyle yurt dışındaki muadillerinin önüne geçebilecek bir ürün olarak tasarlanmış ve üretilmiştir."

Bu yıl 10-14 Ekim'de Türkiye'de 9. Avrupa Radar Konferansı yapıldığını anımsatan Güneş şöyle demiş:

"Dünyadaki radar uzmanları, firmalar bu konferansa katıldı, ürünlerini sergiledi. Bu konferansta ilk defa yerli bir Türk firması meteoroloji radarını yaparak bu sergiye koydu. Bu bizim açımızdan çok önemli çünkü bundan sonra X-Band radarlar için dışarıya döviz ödemeyeceğiz. Yerli bir ürünümüz oldu.

İşbirliği yaptığımız ülkelere de bu radarları satın almalarını tavsiye edebileceğiz. Hem Türkiye'nin ihtiyacı karşılanacak hem de işbirliği içinde olduğumuz ülkelere bu radarlarımızı, ürettiğimiz teknolojiyi aktarabileceğiz. Hem döviz ödemekten kurtulacağız hem de döviz kazanma şansımız olacak. Bu konuda firmaları destekliyoruz ve cesaretlendiriyoruz."

Güneş, taşınabilir özelliğiyle METRAD'ın, afetler, spor karşılaşmaları ve havacılık faaliyetleri gibi meteorolojik olayların kritik önem taşıdığı bölgelere sevk edilip, dakikalar içerisinde kurulabileceğini ve ilgili bölgeye özel meteorolojik verilerin elde edilmesinde kullanılabileceğini söylemiş.

Güneş ayrıca ASELSAN tarafından da milli bir X-Band radar üretimi için çalışmaların başlatıldığını aktarmış.

* * *

Meteoroloji’nin yaptığı hava tahminlerinin tutmasının perde arkasında bu güzel çalışmalar var.

* * *

Herkesin, her zaman iyi haberler alması dileğiyle…

Yazının devamı...

Konya'da bazı hastalar için 'özel un' üretildi

16 Aralık 2016

Obezite, şeker ve kalp hastaları için

Konya’da özel un üretildi

‘Ekmek yemeyin’ uyarıları yapılırken, “Konya'daki bir işletme, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nca (TÜBİTAK) geliştirilen bir ürünün kullanımıyla, obezite, şeker ve kalp hastalarının tüketebileceği özel içerikli un üretti” haberi bu hastalar için ilaç gibi gelecektir.

Kentte 1964'den bu yana başta mısır, buğday, arpa ve soya olmak üzere hububat üzerine çalışan ve insan sağlığını koruyucu fonksiyonel gıdalar üreten bir şirket, 3.5 yıl önce "şeker, obezite ve kalp hastaları için ne yapabiliriz?" düşüncesiyle harekete geçmiş.

Aynı dönemde TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi de, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin klinik çalışmalar sonrasında kriterlerini belirlediği bir ürünün geliştirilmesi konusunda bir proje başlatmış.

Firma ve TÜBİTAK'ı aynı amaç üzerinde buluşturan çalışmanın ardından, Türk mühendisleri tarafından, gündelik yaşamda kullanılan beyaz unun şeker, kalp hastalıkları ve obeziteyi tetikleyen özellikleri minimuma indirilerek, özel içerikli un üretilmiş.

2017'de piyasaya sürülecek ürün, ilk etapta internet üzerinden eczaneler kanalıyla, sonraki süreçte ise marketlerden temin edilebilecekmiş.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Gıda Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. İncinur Hasbay, AA muhabiri Muhammed Boztepe’ye yaptığı açıklamada, çağın hastalıkları arasında yer alan obezite, kalp ve şeker rahatsızlığı için TÜBİTAK olarak 3.5 yıl önce ciddi bir araştırma sürecine girdiklerini anlatmış.

Geliştirdikleri ürünün faydasından bahseden Hasbay, şöyle devam etmiş:

"Üretilen bu fonksiyonel ürün, gıdaların enerjisini ve glisemik indeksini azaltarak obezite, kalp ve şeker hastalıklarıyla mücadeleye yardımcı olacak.

Ürünün kalın bağırsakta sindirilebilmeyi sağlayan özelliği sayesinde, kullanıldığı alanlarda sağlık üzerine etkileri bakımından diyet lif özelliği gösterecek ve kalın bağırsakta diyet liflere göre daha kolay fermente edilebilecek.

Probiyotik olma özelliklerinin yanında bu ürün, vücutta enerji tüketimini ve hücre içinde mitokondri hızını da artırarak kilo almayı önleyen bütirat ve bol miktarda kısa zincirli yağ asitleri üretmesi nedeniyle bağırsak sağlığı, özellikle kolon kanserinin önlenmesi açısından da yararlı olacak."

ŞEKER HASTALARINA BEYAZ EKMEK

İşletmenin yönetim kurulu başkanı Nurettin Demirpolat ise Türkiye'nin her alanda olduğu gibi gıda sektöründe de büyük gelişme gösterdiğini anlatmış.

Son 50 yılın hastalığı olarak sıklıkla gündeme gelen obezite, şeker, kalp ve bağırsak hastalıklarının önlenmesi konusunda "ne yapabiliriz?" diye düşündüklerini ve bu doğrultuda bir şeyler yapmayı istediklerini vurgulayan Demirpolat şöyle devam etmiş:

"Yılların verdiği tecrübeyle unun olumlu olan yapısının geliştirilmesi üzerinde durduk. Bu alanda ciddi çalışmalar gerçekleştiren TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin uzmanlarıyla görüştük. Obezite, kalp ve şeker hastalarının da rahatlıkla beslenmelerini sağlayacak bir ürünün üretimini sağladık. Piyasada kalp, şeker ve obezite hastalıklarının tedavisine yönelik bilgi kirliliği var. Klinik çalışmalar yapılmadan ve bilimsel zemine dayanmayan pek çok ürün deva olarak sunuluyor. Ne var ki biz bu konuda Türkiye'deki en yetkin otorite olan TÜBİTAK'a kendimizi teslim ederek, Anadolu'nun bilim insanlarının geliştirdiği yerli ürünü ürettik. Özel içerikli un sayesinde artık bu hastalar da rahatlıkla beyaz ekmek yiyebilecek. Probiyotik özelliği sayesinde bağırsak florasının korunmasına yardımcı olan ürün, kolon kanserine kadar giden pek çok hastalığın önlenmesine de yardımcı olacak."

* * *

Amacım un reklamı yapmak değil, bu çalışmayı duyurmak.

Sanıyorum, iddialı un, ilgili kuruluşlardan izin alınmadan piyasaya çıkmaz.

Hastalar da doktorlarına danışmadan bu unu kullanmaz.

* * *

Bir şey yasak olunca kıymetli olur dedikleri bu.

Dilerim, yasak nedenleri kalkar da isteyen istediğini yiyebilir.

Manisa’daki iki hastanede hastalara ve hasta

yakınlarına ücretsiz internet hizmeti veriliyor

Teknoloji geliştikçe ihtiyaçlar da çeşitleniyor. İnternet hayatımıza girdiğinden bu yana her şey farklı oldu.

20 katlı binaya asansör yerine merdivenle çıkmak artık nasıl zor geliyorsa, belirli mesleği yapanlar için internetsiz de bir şey olmuyor.

Cep telefonlarını bir an bile yanından ayıramayanlar için iyi haber Manisa’dan geldi.

Yunusemre Belediyesi daha önce ilçe sınırları içerisinde beş ayrı noktada halkın hizmetine sunduğu ücretsiz internet erişimi alanlarına Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi'ni de dahil etmiş.

Belediye Başkanı Mehmet Çerçi, vatandaşların gündelik internet ihtiyacını karşılamak için projeyi hayata geçirdiklerini ve önemli bir eksikliği giderdiklerini belirterek DHA muhabiri Ersan Erdoğan’a şunları söylemiş:

"Geçtiğimiz yıl wifi hizmetimizi Barbaros Mahallesi, Kaynak Mahallesi, Hacı Yahya Camii önünde, Çınarlı Kahve'de ve Şehzadeler Parkı'nda olmak üzere beş ayrı noktada vermeye başladık. Verdiğimiz internet hizmetini 120 bin kişinin kullandığını tespit ettik. İnternetin insanlarımızın artık günlük bir ihtiyaç haline geldiğini görmekteyiz.

Gelen yoğun talep üzerine iki hastanemizde de wifi hizmeti vermeye başladık. Artık hasta ve hastalarımızı bekleyen yakınları da ücretsiz internet erişiminden faydalanabilecek.

Bu noktaların sayısını her geçen artırarak, vatandaşlarımızın yoğun olarak bulundukları bölgelerde daha sonra ise tüm ilçe genelinde bu hizmeti faaliyete geçireceğiz."

AYNI ZAMANDA ŞARJ İSTASYONU

Wifi hizmetinden, T.C. kimlik numarası, ad soyad ve doğum tarihi ile giriş yapan tüm vatandaşlar faydalanabiliyormuş.

Wifi cihazları, ücretsiz internet hizmetinin yanı sıra vatandaşlarımızın elektronik cihazlarını şarj edebilecekleri birer şarj istasyonu görevini de görüyormuş.

Vatandaşlar, güvenli internet denen sistem üzerinden en son hızda hizmet alarak istedikleri bilgiye anında ulaşabiliyorlaşmış.

* * *

Bu hizmetin belediyeye maliyeti ne kadardır bilmiyorum.

Haberde böyle bir bilgi yok.

Benim sormak istediğim şu.

Belediyeler madem böyle bir hizmet sunabiliyor, o zaman diğer belediyeler neden yapmıyor?

Siz de belediyenizden bedava internet isteyin.

Isı yalıtımı yaptıranlar vergi

indiriminden yararlanabilecek

Bu haber gelince, “Tamam ısı tasarrufu şimdi yapılır” dedim. Çünkü işin içinde para var.

Enerji tasarrufunu teşvik etmek için atılan adımlara ısı yalıtımı için yapılan harcamalar da dahil edilmiş.

İzmir’den DHA muhabiri Timur Tarlığ’ın haberine göre, işletmeler bir defaya mahsus olmak üzere, binalarında yaptıracakları yalıtımları, amortisman yöntemiyle yıllara yayarak değil, tek seferde gider gösterebilecekmiş.

Kira geliri elde edenler de aynı yöntemi uygulayabilecekmiş.

Ayrıca ısı yalıtımı ve enerji tasarrufunu sağlama amacıyla düzenlenen sözleşme, taahhütname gibi belgeler damga vergisine tabi olmayacakmış.

Gelirler İdaresi Strateji Geliştirme Eski Daire Başkanı Nazmi Karyağdı, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nin çıkardığı dergide ısı yalıtımı ve enerji tasarrufunu anlatmış.

“Enerji kaynağının en çok ısınma amacıyla tüketildiği düşünüldüğünde binaların ısı yalıtımı öne çıkıyor, kışın başladığı bu günlerde de gözler ısı yalıtımına çevriliyor.

Yapılan bazı çalışmalarda yalıtımsız binalarda ısı kaybı yüzde 7 oranında çatıdan, yüzde 30 pencere, yüzde 17 kapı, yüzde 6 zemin ve yüzde 40 oranında dış duvarlardan kaynaklanıyor. Enerji tasarrufunu teşvik etmek için uygulanan politikalar arasında en dikkat çekeni ısı yalıtımı giderlerinin tek seferde gider olarak yazılmasının önünü açan yasalar.

Yeni yasalarla sağlanan avantajlar var.

Eğer ticari işletmenize ait bir gayrimenkulün ısı yalıtımı ve enerji tasarrufuna yönelik harcamaları varsa bunu, tutarı ne olursa olsun 9 Ağustos 2016 tarihinden itibaren tek seferde doğrudan gider olarak yazabilirsiniz.

Eğer kira geliri elde ettiğiniz bir gayrimenkulde ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu harcamanız varsa bunu da 7 Eylül 2016 tarihinden itibaren bir defada gider gösterebilirsiniz. Ancak bunun için götürü gider usulünü değil gerçek gider usulünü seçmiş olmanız gerekiyor. Konuyla ilgili yürürlükte 6728 ve 6745 sayılı iki yasa var.

Vergi mükellefleri ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu için yaptıkları 900 lirayı aşan harcamaları amortisman yolu yerine tek seferde gider gösterebiliyor. Ayrıca 9 Ağustos 2016 tarihinden bu yana sözleşme, taahhütname gibi vergiye tabi kâğıtlardan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufunu sağlama konusunda düzenlenenler damga vergisinden muaf tutuluyor.”

* * *

Ey vatandaş… Bu bilgileri unutma…

Havayı ısıtıp daha fazla para ödememek için ısı yalıtımı yaptır.

Vergi avantajından da yararlan.

* * *

Havanın soğuduğu bugünlerde Sayın Karyağdı, içimizi ve cebimizi ısıtan haberi vermiş.

* * *

Herkesin, her zaman iyi haberler alması dileğiyle…

Yazının devamı...

Bitkilerin sağlığını Türk malı "biyo-kontrol ajanı" koruyacak

13 Aralık 2016

Bitkilerin sağlığını Türk malı

‘biyo-kontrol ajanı’ koruyacak

Tarımda çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek ilaçlama yöntemi için çalışan Türk bilim insanları, bitkide hastalık yapan mikroorganizmaları bulup yok eden, bu sırada topraktaki kimyasal kalıntıları temizleyen ve besinlerin gelişimini olumlu etkileyen yerli “biyo-kontrol ajanı” elde etmiş.

Yıllardır, sebze ve meyvede zirai ilaç kalıntılarının verdiği zarar haberlerini okuduğumuz için bulunan şey çok önemli olmalı.

Ege Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rengin Eltem, ne ‘buldukları’nı AA muhabiri Halil Şahin’e anlatmış.

Bitkilerdeki hastalıkların verimi düşürdüğünü, bu hastalıklarla mücadele edilmesi amacıyla çalışmalar yaptıklarını söyleyen Prof. Eltem şöyle devam etmiş:

“Tarımsal üretimde bitkiyi korumak için yapılan kimyasal mücadele hastalık yapıcı etmenleri öldürdüğü gibi toprağa ve suya karışıp birikir. Ürünlerde de kimyasal kalıntılara rastlanır. Sürdürülebilir tarım için biyolojik mücadeleye ilgi arttı.

Projemizde topraktan keresteye geçmiş küf örneklerinden faydalandık.

Örneklerden biyolojik mücadelede kullanılma potansiyeli olan ‘tricoderma’ adlı mikroorganizmalar laboratuvar ortamında izole edildi.

Saf hale getirilen bu mikroorganizmalar üzerinde moleküler analiz yaptık. Bitkilerde hastalık yapan mantarlara olan etkileri inceledik.

3 yıl süren çalışmalar sonunda yerli kaynakları kullanarak hastalıkları yok edecek biyo-kontrol ajanı elde ettik.

HEM KORUYOR, HEM BESLİYOR

Elde edilen biyo-kontrol ajanının en önemli özelliklerden biri de biyogübre niteliği taşıması.

Bu ajan, hem bitkilerde hastalık yapan patojenleri öldürüyor hem de topraktaki çözünmeyen bir çok besin elementini çözerek bitkinin ve toprağın elementler bakımından zenginleşmesini teşvik ediyor. Ayrıca toprakta var olan kimyasal ilaç kalıntılarını temizliyor. Hem toprağa hem bitkiye besin elementlerini kazandırabiliyor. Büyümeyi teşvik edici bazı hormonlar salgılıyor.”

“PATENT İÇİN ARAYIŞTAYIZ”

Prof. Eltem, biyolojik kontrol ajanlarının hastalık yapan organizmaya göre çeşitli uygulama şekilleriyle toprağa, fideye ya da büyümüş bitkiye verildiğini belirterek, “Saf mikroorganizmaların maliyet açısından en ekonomik ve etkin üreme formunda üretimini sağlayacak bir yöntemi belirledik. Her türlü çalışmayı tamamladık ve ticarileşme için patentimizi lisanslayacak firma arayışındayız” diyor.

Prof. Dr. Rengin Eltem, elde ettikleri bilimsel verilerin hayata geçirilmesinde üretim ve yatırım maliyetinin çok düşük olduğunu vurgulamış ve eklemiş:

“Kullanılan biyolojik kontrol etmeni ve üretim prosesi yerli. Ucuz, kolay uygulanabilir bir yöntem. Bundan dolayı ülkemize çok şey kazandıracağını düşünüyorum.”

* * *

Sayın hocamızın anlattıkları çok teknik konular.

İlgilileri önemini anlayacaktır.

Bize düşen görev, bunları duyurmak, emeği geçenleri kutlamak.

Okulların acil kapılarını yangında

otomatik açacak sistem geliştirdiler

Adana’nın Aladağ ilçesinde özel öğrenci yurdunda çıkan 11 öğrenci ile bir eğitmenin öldüğü yangın yüreğimizi de yaktı.

Bu facia okullarda acil durumlarda kullanılan yangın merdivenlerini, açılmayan acil çıkış kapılarını yeniden gündeme getirdi.

İstanbul Gaziosmanpaşa Milli Eğitim Müdürlüğü’nde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak okullarda denetim yapan Yasemin Küçük, incelemeleri sırasında gördüğü eksikliklerden yola çıkarak hazırladığı projeyle acil çıkış kapılarının yangın anında otomatik açılmasını sağlayan bir sistem geliştirmiş.

Küçük son yangın olayından sonra Makine Mühendisi Taner Sezgin ve Hüseyin Sezgin, elektrik teknisyeni Ergin Güler ile birlikte üzerinde çalıştıkları projeyi hızlandırmış.

“Hayata açık, tehlikeye kapalı” adı verilen sistemde dedektörler herhangi bir duman algıladığında bütün kapılar otomatik olarak açılıyormuş.

Elektrikler kesildiğinde bile devreye girebilen sistem, 15-20 kapısı olan bir okula 3 bin 500 TL’ye kurulabiliyormuş.

AA muhabiri Murat Paksoy’un haberine göre, Gaziosmanpaşa Kaymakamı Yaşar Karadeniz ve Milli Eğitim Müdürü Bekir Servet Bakırcı, ilçedeki Cemal Gürsel İlkokuluna sistemin kurulmasını sağlamış.

Küçük, projenin daha da geliştirilmesi için bakanlıklar veya belediyelerden destek beklediklerini söylemiş.

* * *

Böyle bir sistemin varlığını duyurmuş olayım.

Çocuklarımızın güvenliği her şeyden önemli…

Boğaziçi Üniversitesi siber

saldırılara kalkan olacak

Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Siber Güvenlik Çalışmaları Merkezi talepte bulunacak belediye, devlet hastanesi ve üniversitelerin siber saldırılara karşı güçlendirilmesini sağlayacakmış.

Haberi okuyunca ABD Başkanlık seçiminde gündeme gelen siber saldırı iddiası aklıma geldi.

Önce Amerika’dan gelen habere bakalım.

“Amerikan basınına yansıyan ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’in raporuna göre Rusya, Cumhuriyetçi Partili aday Donald Trump’ın ABD Başkanlık seçimini kazanmasına yardımcı olmak için internet üzerinden siber saldırılarda bulunup bilgi çaldı.

Washington Post ve New York Times gazeteleri, raporda, Rusya’nın ABD seçimleri öncesi Demokrat Parti’nin adayı Hillary Clinton’ı itibarsızlaştırmak ve Trump’ın şansını artırmak için hack faaliyetlerinde bulunduğunun ifade edildiğini yazdı.

Buna göre Rus hacker’lar, Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti’nin bilgisayarlarına sızdı. Ancak Cumhuriyetçi Parti’den aldıkları bilgileri yayınlamadılar. Demokrat Parti’nin ve Clinton’ın kampanya başkanı John Podesta’nın e-postaları ise ifşa edildi. Washington Post’a konuşan üst düzey bir Amerikalı yetkili, ‘İstihbaratın değerlendirmesi, Rusya’nın amacının bir adayı diğerine karşı desteklemek, Trump’ın seçilmesini sağlamak olduğu yönünde. Bu ortak görüş’ dedi. Rapora CIA dışında 17 istihbarat kuruluşu da katkı sağladı. Raporda Rusya Devlet Başkanlığı Kremlin’deki yetkililerin doğrudan hack’leme emri verdiğine dair bir bilgi yer almadı ancak Moskova geçmişte bu tip hassas istihbarat operasyonlarında aracı kullanmıştı.

OBAMA’DAN TALİMAT: ARAŞTIRIN

Beyaz Saray İç Güvenlik ve Terörle Mücadele Danışmanı Lisa Monaco ise gazetecilerle yaptığı kahvaltıda Obama’nın 2016 Başkanlık seçimlerine yönelik siber saldırı ve dış müdahale iddialarının araştırılması için talimat verdiğini açıkladı.

Monaco, söz konusu araştırmanın Obama’nın görevi bırakacağı 20 Ocak 2017’den önce tamamlanacağını ve raporun Kongre ile paylaşılacağını kaydetti. Araştırmanın Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper tarafından yürütüldüğünü ifade eden Beyaz Saray yetkilisi, CIA’in raporuyla ilgili haberlere ise değinmedi. Seçim öncesi Amerikan iç istihbarat servisi FBI, Hillary Clinton’la ilgili e-mail soruşturmasının yeniden açılmasına karar vermişti. FBI, bunu daha sonra kapatsa da Clinton, seçim yenilgisinde bunun payı olduğunu savunmuştu.

TRUMP’IN EKİBİNDEN İDDİAYA YANIT

İddialara ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump’ın ekibinden yazılı açıklamayla cevap geldi. Açıklamada, CIA’in 2’nci Körfez Savaşı öncesi verdiği ve yanlış çıkan istihbarata atıfla ‘Bunlar, ‘Saddam Hüseyin’in kitle imha silahları var’ diyen kişiler’ denildi. Trump kanadı, ‘seçimlerin uzun süre önce tarihteki en başarılı sonuçlardan biriyle sona erdiği’ vurgusunda da bulundu.”

Gündemdeki son tartışma bu…

Bizimle ilgilisine gelince…

Türk kurum ve kuruluşların başına da bir siber saldırı gelirse ne yapacağız.

Devlet katında Yüksek Seçim Kurulu gibi kuruluşlar için mutlaka gerekli önlemler alınmıştır.

Belediye, devlet hastanesi ve üniversiteler ne yapacak?

Onlar hacker saldırısına karşı önlem almış mı?

Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan siber güvenlik merkezi bu gibi kurumların siber zafiyetlerini tespit ederek, olası saldırılara karşı güvenliklerini sağlayacakmış.

Projeyi geliştiren Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilgin Metin, AA muhabiri Elif Özlem Çelikler’e konuşmuş.

İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen, İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde projeye dahil olmak üzere başvuru yapan ilgili kurumlardan ilk 45’i bir defaya mahsus hizmetlerden ücretsiz yararlanacakmış.

Diğer başvuranlardan makul bir ücret alınacakmış.

Doç. Metin, ilgisi olan öğrencilere siber güvenlik kampları düzenlemek istediklerini belirterek, bu kapsamda ilk kampı 2017’nin ocak ayında gerçekleştirileceklerini söylemiş. Doç. Dr. Metin şöyle devam ediyor:

“Siz, kurum bünyenizde en yetenekli ve en yetkin siber güvenlik elemanlarını barındırsanız bile günümüzdeki gelişmiş saldırılar karşısında yetersiz kalabilirsiniz. Bu yüzden dünyadaki siber istihbarat merkezleri ile temasta olmak bir zorunluluktur.

Bu amaçla Londra, Japonya, Kanada ve Hindistan’da merkezleri olan bir firma, siber istihbarat ve sızma testleri konularında projede iştirakçi olarak yer alıyor.

Türk Standartları Enstitüsü de bilgi güvenliği yönetimi ve iş sürekliliği yönetimi konularında iştirakçi olarak yine projemizde yer alıyor. Projede iştirakçi olmasa da ücretsiz siber güvenlik kampı çerçevesinde sızma testleri konusunda bir firma da bizimle işbirliği içinde. Bu bağlamda proje vesilesiyle üniversite-sanayi işbirliği gerçekleştirmeye çalıştığımızı söyleyebiliriz.”

* * *

Elimizdeki akıllı cep telefonlarının yeteneklerini keşfederken bilgimiz yetersiz kalıyor.

ABD’de bile seçim güvenliği tartışılıyorsa bizim bazı kurumlardaki bilgilerimizin ele geçmemesinden emin olmamız gerek.

* * *

Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirilen bu projeyi onun için çok önemsedim.

Vatandaşlarla ilgili özel bilgileri elinde tutan kuruluşların üniversite ile işbirliği yapmalarını, onlara danışmalarını istiyorum.

“Haberiniz olsun, böyle bir çalışma var” diyorum.

* * *

Herkesin, her zaman iyi haberler alması dileğiyle…

Yazının devamı...