"Rüştü Reçber" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rüştü Reçber" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rüştü Reçber

Rüştü Reçber

Fenerbahçe denedi ama olmadı

15 Ağustos 2018

FUTBOLDA hiç sevmediğim skor eleme maçlarının ilkinde alınan 1-0’lık yenilgilerdir.  Neden mi? Şimdi Fenerbahçe ilk maçta bu skoru aldı. İyi mücadele etti ama rakip kalede pozisyona giremedi. Üstelik 2. yarı rakip seni kendi sahana hapsetmiş ve güç gösterisi sunmuş; attığından fazlasın da kaçırmış. Şimdi gelelim sonuca: İkinci maçı kendi sahanda oynuyorsun gol yemeden 2 gol atmanız gerekiyor. Ve kaza ile 1 gol yerseniz de 3 atmanız lazım. Hatta ilk golü kalenizde siz görürseniz sonuç hüsran da olabilir.

ÖNCE UMUTLANDIK

Stresi ve bu maçın ne kadar önemli olduğu noktalarını da bir tarafa bırakıyorum. Futbolda her şay vardır ama gerçekleri de gözardı etmemek gerekir. Fenerbahçe’nin işi zor değil, hatta çok zordu. Rakip bizden daha iyi ve daha organize durumdaydı. Bir de eksiklerimiz varken turu geçmek için maçta çok güzel gelişmeler olmalıydı ki arzulanan sonuç alınabilinsin.

Maç, beklediğimiz gibi müthiş bir ortamda başladı. Ayew’in kafası, Isla’nın ve Alper’in pozisyoları.... Bunlara futbolcuların iştahı da eklenince herkes umutlandı. Ama Benfica’nın ilk ciddi atağında golü bulması bütün güzellikleri aldı götürdü.

Yenilen golde Alper’in iyi niyetli yardımının zararı çekildi. Forvet oyuncusu yardıma gelir ama kendi defansının dengesini bozarsan yardımdan çok zararı dokunur. Fernandes’in attığı goldeki gibi. Elbet Alper, iyi niyetinin kurbanı olurken o kadar savunmacının ve orta alandaki arkadaşlarının seyretmesi ise, ayrı bir sorundu.

Fakat ilk yarının uzatma bölümünde Alper’in attığı beraberlik golü hem takım arkadaşlarını hem de taraftarıları canlandırdı.

SOLDADO 11’DE OLMALIYDI

AÇIKÇASI

Yazının devamı...

İki devrede iki farklı Beşiktaş

13 Ağustos 2018

Nitekim, maç da bu ortama uygun şekilde başladı. Akhisar oyunu kendi sahasında kabul etmemeyi düşünerek oynamaya çalıştı ama bu 5 dakika sürdü. Beşiktaş ilerleyen dakikalarda hakimiyeti tamamen eline alıp oyunu rakip sahaya yıktı.

Siyah beyazlılar, kanatlardan hücum geliştirdiler, ortadan oyun kurarak geldiler ve muazzam bir baskı kurdular... Bu esnada yardımlaşmaları çok iyiydi. Ayrıca geçen yıl göremediğimiz bir şeyi de çok iyi yaptılar. Rakibe orta sahada çok etkili pres yaparak top kazandılar.

Tüm bunların sayesinde de bol pozisyon üretip, ilk yarıda 2 de gol bulmayı başardılar.

Ayrıca önemli bir şey daha vardı ki, Beşiktaş, Akhisar’ın ani atak yapmasına da izin vermedi. Bu kadar önde oynarken, rakibi bu şekilde karşılayabilmek ciddi bir başarı.       

Beşiktaşlı futbolcuların isteği ve iştahı o kadar yüksekti ki taraftar da destek verince ilk yarı oldukça rahat ve coşkulu geçti.

NECİP’LE YEŞEREN AKHİSAR UMUDUBeşiktaş için ikinci yarıda da işler iyi giderken, Necip’in hatası her şeyi bozdu. Akhisar bu hata sonucu golü buldu ve umutlandı. Konuk ekip, başka gollerle, Beşiktaş’ı iyice sıkıntıya sokacağı pozisyonlar da yakaladı ancak sonucu alamadı.

Şenol Güneş, bu anlarda bocalayan takımını, yaptığı oyuncu değişiklikleriyle canlandırmaya çalışsa da olmadı. Beşiktaş açısından iki devre iki farklı oyun izledik. İlk yarı hemen her şeyi doğru yapan takım, ikinci yarıda yediği golle hayli bozuldu.

TOLGA ZENGİN’E SAHİP ÇIKILMALI

Yazının devamı...

Başlangıçlar zordur önemli olan 3 puandır

12 Ağustos 2018

Böylesine bir akşamda coşkusu tavan yapan ve aç olan taraftarların beklentileri basitti: Takımlarının geleceğe yönelik ışık vermesi veya en azından bunun zamanla gerçekleşecebileceğini görmek. Ve maç beklenildiği gibi müthiş bir tezahüratla başladı.

Sahada da iştahlı ve önde oynamaya çalışan rakibine üstünlüğü kabul ettirmek isteyen, diğer taraftan da top kaybedildiği yerde baskı kuran bir futbol düşüncesiyle başladı F.Bahçe. Bu süreçte üç sorun yaşadılar:

1-Pas trafiğini yavaş yaptılar.

2- Baskı yapmaya çalışırken birlikte hareket etmede sıkıntı yaşadılar.

3- Bursaspor’un hızlı çıkışlarının önüne geçemediler.

F.Bahçe tempoyu artırmaya ve ritim yakalamaya çalışırken duran toptan gol yedi ve bu yine defansif zaafın bir ürünüydü. F.Bahçe, skora reaksiyon göstermekte geç kalmadı ve penaltıyla taraftarın anlık suskunluğunu bitirdi. Sonrasında 2. golu kornerin devamında kazanılan topta Josef buldu.

Bursa, Fenerbahçe’yi karşılarken son derece doğru işler yaptı. Alan kapatmayı ve pozisyon almayı son derece güzel uyguladı. Bunların yanı sıra hücum olarak da hızlı ve etkili gitmeyi başardı konuk ekip. 

AYEW ATSA, F.BAHÇE RAHATLAYACAKTI

Yazının devamı...

Kadıköy’de güzel günler göreceğiz

9 Ağustos 2018

Sarı lacivertli takımdaki en büyük fark bütün futbolcuların taktik disipline bağlı kalmasıydı. Cocu’nun futbol felsefesi ‘birlikte oynama’ üzerine kurulu. Bu, hem defansta hem ofansta geçerli. Savunma açısından iyi bir sınav veren F.Bahçe, hücumdaki eksikliğini de doğru bir santrfor transferiyle çözebilir.

PSV Eindhoven’de son derece başarılı bir dönem geçiren Phillip Cocu’nun Fenerbahçe’de işinin hiç kolay olmayacağı belliydi. Hollandalı teknik adamın öncelikle ‘anlayış’ devrimi yapması gerekiyordu ki, Benfica maçı öncesindeki Fenerbahçe ile Lizbon’da izlediğimiz takım arasında büyük fark vardı.

En önemli fark en geridekinden en uçtakine dek bütün futbolcuların taktik disipline bağlı kalmaya gayret etmesiydi. Cocu’nun futbol felsefesi ‘birlikte oynama’ üzerine kurulu. Bu, hem defansta hem ofansta geçerli. Yeni Fenerbahçe’nin öncelikle savunma yönünden sınıfı geçtiğini belirtmeliyim. Benfica gibi güçlü bir rakibin baskılı futbolu karşısında bile doğruları yaptılar. 

FERNANDAO VE JANSSEN GİBİ...

FUTBOLUN temeli savunmayla başlar, sonrasında hücumu geliştirirsiniz. Şu an Fenerbahçe’de eksik olan bu. Peki, hücum nasıl gelişecek?

Öncelikle iyi bir santrfora, kanatları etkili kullanabilen beklere ve orta alandan ileriye destek verecek futbolculara sahip olmak gerekiyor.

Bu noktada Andre Ayew ve Josef de Souza’nın takıma katılmasının pozitif etki yapacağı düşüncesindeyim.

Santrfor konusuna Benfica rövanşına kadar çözüm bulmak lazım. Diri ve güçlü bir son adamla çok daha etkili bir Fenerbahçe izleyebiliriz. Esasında Fenerbahçe şu an Fernandao ya da Janssen gibi birini arıyor. Soldado, fiziksel özellikleri itibariyle bu beklentiyi karşılayacak tarzda bir oyuncu değil.

Yazının devamı...

Total futbol bekliyoruz... Fenerbahçe’de Ayew’in olmayışı çok önemli bir dezavantajdı

8 Ağustos 2018

DİLE kolay, 10 sezon oldu koskoca Fenerbahçe’nin, Avrupa’nın kulüpler bazındaki en büyük organizasyonuna katılamayışı... Tabii birçok süreç yaşandı; başta 3 Temmuz ve etkileri, sonrasında da tam katılacakken elde edilen sonuçlar. Ve gelinen nokta belli... Şimdi bu sanssızlığı kırmak adına atılan ilk adımın ilk maçıydı.

Şartların elverdiği kadarıyla takviye yapılarak kurulan Fenerbahçe’de fark yaratacak isimlerin başında gelen Ayew’in eksikliği tabii ki dezavantajdı. Zaten tipik bir santrforu da sahada değilken hücum olarak ortaya konacak futbolu da merakla bekliyordum.

F.Bahçe sahaya mecburen 4-6-0 şeklinde başladı ama hedef birbirine yakın, yardımlaşan ve ayağa pas üzerine kurulu bir anlayıştı. Bu düşünceyi hem topa sahipken hem de defans yaparken yapabilmek asıl noktaydı ve bu da total futbolun temelini oluşturuyordu. Total futbol öğretisinin beşiğinden gelen Philipp Cocu acaba bize bunları yansıtan bir takım oluşturabilecek mi? Tabii daha erken denebilir ama ben bariz örnekler görsem yeterli olarak da kabul ederim.

iLK YARIDA TEK POZiSYON

Fenerbahçe, baskı yiyerek başladığı maçta ayağa pas oyununu ilk dakikalarda yapamadı. Ne zaman uzun pastan kurtulup pas yaparak çıkmaya başladılar, o zaman işler değişti. İleride ara sıra baskı yapması rakibin oyun hızını kesti.

Fenerbahçe’nin zorlandığı nokta baskı altında kaldığında, topu çıkarken ara sıra kaptırmalarıydı. Fenerbahçe defansif olarak iyi işler yaptı. Hücumda da sadece kontraatağa çıktığında tehlike yaratabildi. Pas yaparak takım halinde gitmeyi tam başaramasa da  takım savunması iyiydi.

İlk 45 dakikada sadece bir tane ciddi pozisyon verdi, o da ofsayt ve faulün tartışıldığı son dakikadaki andı.

ÖYLE BiR GOL YEDiLER Ki

Yazının devamı...

Kalitemizi gösterdik

29 Mayıs 2018

Özellikle ilk 20 dakikada son derece istekli, coşkulu ve futbolun doğrularını yansıtan bir oyun ortaya koyduk. Gerek hücum gerekse defansif yönden her şey istenilen düzeydeydi. Hızlı hücumları doğru yaptık. İleride baskıyı zamanında ve yerinde yaptık.  Yusuf ve Emre Akbaba’nın oyun kurmadaki uyumları son derece başarılıydı. Cengiz’in  istekliliği üst seviyedeydi. Okay ve Mehmet Topal’ın oyuna katkısı, kanatlardan Şener ve Hasan Ali’nin desteği her şey istenildiği gibi oldu. Bu zaman diliminde pozisyonlar üretmesini başardık ve Cenk’le de erken bir gol bulduk. Daha fazla atabilir miydik? Evet, Yusuf ve Emre biraz daha dikkatli olsaydı olabilirdi.

20’nci dakikadan devre bitene kadar olan bölümde ise, kalemizde her an pozisyon görebilecek bir duruma düştük. Bu, muhtemelen iki sebepten oldu.

1- Maça o kadar iyi başladık ki ‘Rakipte bir şey yok’ düşüncesine kapılmış olma ihtimali.

2- Yüksek tempodan sonra oyundan düşmemiz.

KALECİ SERKAN FAKTÖRÜ

- Eğer ilk yarı bitene kadar skor bu şekilde kaldıysa sebebi, kaleci Serkan’ın konsantrasyonunu kaybetmemesindendir. Serkan, İran ataklarında kritik hamleler ve kurtarışlar yaparak kalitesini de göstermiş oldu.

İkinci yarıdaki oyunumuzda görülen en büyük sıkıntı, ilk devrede rakibe verdiğimiz cesareti kıramamış olmamızdı. İlk yarının başındaki baskılı ve etkili futbola dönemedik. Ama kalitemizi ortaya koyduğumuz anlar oldu. Bunların birinde Cenk, bir kez daha klasını konuşturan bir golle imza attı. ‘Bu gol bizi oyuna daha çok katar’ diye beklerken yine aynı anlayışla oyuna devam edildi. Topu rakibe bırakırken biz de kontratak futboluna  devam ettik. Şunu özellikle belirtmek lazım; galip gelmek her anlamda iyidir.

MAÇIN ADAMI: CENK TOSUN

Yazının devamı...

Bunun adı başarıdır

20 Mayıs 2018

Sezonun geneline baktığımızda Fenerbahçe tıpkı geçen yılki gibi oyunuyla favori olmayan ama ismiyle şampiyon adayı bir takımdı.

Kimi zaman yaşadığı sorunlar ve sıkıntılar, kimi zaman oynadığı futbolun sonuçları, kimi zaman gel-gitlerin yaşandığı bir sezonda ve üstüne üstlük bugüne dek pek görülmemiş bir seçim atmosferi yaşayan Fenerbahçe’nin şu an geldiği nokta için ‘başarısızdır’ demek doğru olmaz. Ben her şeyi masaya yatırdığımda Fenerbahçe’nin başarılı olduğunu görüyorum. Uzun süre sonra yani 10 yıl sonra Şampiyonlar Ligi’ne katılabilme bileti alıyorsun.

Ligin en iyi futbol oynayan üç takımından ikisini geride bırakıyorsun.

SİHİR BİTTİOynadığı maçlara bakıyorum ve acı gerçek bana şunu söylüyor; deplasman puanıyla Kadıköy’deki puan bu kadar yakınsa, hatta son maç öncesi deplasman puanın fazla ise o zaman Kadıköy’deki sihirin ortadan kalkmıştır. Gelecek sezon ne olur bilemem, onu da yaşayıp göreceğiz.

Bu sezon taraftar sadece 2-3 maçta takımla bütün olmayı başarabildi. Geri kalan maçlarda ise takımlarına gereken desteği vermediler. Ve bu belki de bu sezonun şampiyonluğuna mal oldu. Dün Kadıköy’de işler Fenerbahçe için istediği gibi  başladı ve devam ett. Ne zamanki olayın ciddiyetinden uzaklaşınca ve de İzmir’den gol haberi gelince stresli dakikalar yaşamaya başladı..

Fenerbahçe, ligi en azından hedeflediği yerde bitirdi. Haftalar önce hatırlarsanız şampiyonluktan bile bahsedilmezken son haftalardaki sonuçlar Fenerbahçe’yi potaya sokmuştu.

Peki bugün gelinen nokta her şeye rağmen başarı değil de nedir?

Yazının devamı...

Beklendiği gibi...

15 Mayıs 2018

Karabük takımı ligden düşmüş olabilir, bir hedefi olmayabilir ama sonuçta Fenerbahçe maçı onlar için ‘vitrin’ niteliğindeydi. Bu bağlamda belki kalite olarak değil ama mücadele açısından sahada var olmak isteyeceklerdi. Maçta Fenerbahçe’nin istediği erken golü bulmaktı. Çünkü rakibinin direncini kırabilmek adına bu çok önemliydi. Ve öyle de oldu... Karşılaşma golle başladı. İkinci ve üçüncü gol de gelince işler tamamen Fenerbahçe’nin istediği yöne doğru ilerledi.

DiRENCi KIRDILAR

- Topa sahip olmak bu işin temeliydi ve Fenerbahçe bunu başaran taraftı. Sürekli rakip ceza sahasındaydılar, yakaladıklarını attılar. Daha ilk devre bittiğinde skor 4-0’a gelmişti bile... Ne istediğini iyi bilen bir takım olarak sahada olan sarı lacivertliler, bu düşüncelerini ikinci devre başlar başlamaz da devam ettirmeyi bildi.

Direnci tamamen kırılan Karabük, sadece topu 18’in dışında tutmaya çalıştı. Baskıyı artıran Fenerbahçe’de ise hedeflenen tek şey Karabük’ten istediğini alarak dönmekti.

Fenerbahçe’de adam eksilten ve hızlı oynayan isimlerin sayısı fazla olsaydı, sarı lacivertliler her hücumda tehlike yaratıp daha fazla gol de atabilirdi.

VALBUENA GiRSE...

- Dünkü kadro, disiplin içerisinde ve iş ciddiyeti altında elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı ve 7 golle bunu yaptı da... Fenerbahçe’nin en büyük dezavantajı ise, herkesin yakalanan pozisyonların içinde olmaya çalışmak istemesiydi.

Karabük

Yazının devamı...