"Rüştü Reçber" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rüştü Reçber" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rüştü Reçber

Rüştü Reçber

Disiplinli olan taraf kazandı

18 Şubat 2019

Bu nedenle Trabzonspor dünkü maçta dikkatli olmak zorundaydı. Alanyaspor’un topu kaptığında direkt Trabzonspor kalesine kadar gidecek sadece kanat değil aynı zamanda orta saha futbolcularına sahip olması, Akdeniz ekibi adına önemli bir silahtı. Ozan ve Efecan ile de bunu sık sık yaptılar zaten.

Trabzonspor’da Sosa’nın yanında Yusuf ve Abdulkadir Ömür gibi isimler hücum rolünü üstlendiler. Geliştirilebilen tehlikelerde hep bu isimlerin emeği vardı. İki takımın bariz özelliği, hücumu orta sahadan kurmaya çalışmalarıydı. Bu nedenle hep bu bölgelerde birbirlerine alan bıraktılar. Orta sahaların hızlı geçilmesinin nedeni buydu. Ve bu nedenle maçın büyük kısmı tempolu geçti. Trabzonspor maçta öne geçme fırsatı yakaladı ama penaltı atışını değerlendiremediler. Alanyaspor hemen bu pozisyonun arkasından yakaladığı ilk fırsatı gole çevirmesini bildi. Etkili bir hızlı hücum ve doğru paslaşmalarla gelen bir goldü. Zaten Alanyaspor’un kurguladığı da buydu. Sonrasında gelen ikinci gol de zaten maçı bitirdi.

ARDA FARKI ÖNLEDİ

Yediği ilk gole kadar etkili bir Trabzon vardı ama özellikle ikinci golden sonra oyun disiplinleri de kaybolunca Alanya’nun işi daha da kolaylaştı. Eğer dün fark olmadıysa sebebi genç kaleci Arda’dır. Sergen Yalçın’lı Alanya’nın en önemli özelliği, mücadele gücünün yüksekliği ve disiplinini bozmaması. Dün de bunun karşılığını aldılar.

Yazının devamı...

Bir tek galibiyet golü eksikti

17 Şubat 2019

Birincisi, Aykut Kocaman’ın takımı olduğu; ikincisi de kaybetmemenin yollarını öğrenmiş olduklarıdır. Evet Fenerbahçe’de eksikler var. Var da, bu eksikler ‘avantaj mı, dezavantaj mı’ derseniz, bu sorunun cevabını maç öncesi bulmak hakikaten de zor bir durumdu. Merakla beklediğim tek şey, hücum yönünden kuvvetli, bir o kadar da taraftarla coşan futbolcuların sayısının fazla olduğu bir kadronun ne yapacağı idi.

Konyaspor’un oyun anlayışı zaten belli: Takım savunması ve etkili şekilde hücuma çıkmak. Gol pozisyonlarını değerlendirebilecek önemli isimlere sahipler ama her şeyden önemlisi ilk düşünceleri gol yemeden maçı devam ettirmek. Özellikle deplasman oyunlarında bu özellikleri daha çok öne çıkıyor. Fenerbahçe maça istekli, gol bulma düşüncesini ilk dakikadan belli eden, pasla oyun kurmayı ve topa sahip olarak etkili olma felsefesiyle çıktı.

DOĞRU PAS, HIZLI OYUN

Konya takımının oyun disiplini üst seviyede. Ancak bunu da hareketli, yakın, doğru pas ve hızlı oyunla bozabilirsiniz ki bu konuda da sahadaki isimler arasında iki isme büyük iş düşüyordu. Bu futbolcular Moses ve Valbuena idi. Bu ikilinin sürekli değişim içerisindeki oyunu arkadaşlarına alan açmakla beraber, pozisyonların da oluşmasında avantaj sağladı.

İlk 20 dakikalık bölümde her şey istediği gibi gitti. Pozisyonlar üretirken aynı zamanda rakibin etkili olmasına da izin vermemeleri oyunun devamı için iyiye işaretti. Aslında gidişatı daha da iyiye götüren, kırmızı kart gelişmesiydi ki, şahsen hakemin bu kararına katılmam mümkün değil. Karar merci olduğu için sözüm olmaz ama kırmızı kart bu kadar kolay olmamalıydı.

TAM ‘İŞLER İYİYE GİDİYOR’ DERKEN...

Jahoviç’in kırmızı kart görmesiyle işler iyice Fenerbahçe lehine döndü derken 10 kişi kalan Konyaspor, ilk etkili gelişinde golü buldu. Attıkları gol herhalde yukarıda yazdıklarımı teyit etti. Yenilen basit gol moralleri bozsa da Fenerbahçeli futbolcular gol için Konyaspor kalesini zorlamaya devam ettiler ve nihayetinde DirarJailson iklisiyle golü buldular.

AYKUT HOCA İSTEDİĞİNİ ALDI

Yazının devamı...

Fenerbahçe gereken neyse onu yaptı

13 Şubat 2019

İki ayaklı maçlarda ilk maç nerede olursa olsun her zaman için gol yememek ve hatta gol yemeden kazanmak çok önemlidir ki rövanşa avantaj taşıyasın. Yine hayranlıkla izlediğim Fenerbahçe taraftarının tribünlerde yerini bir kez aldığını gördüm. İlk maçtaki strateji çok önemlidir. İç sahada oynamanızın avantajı gol atınca daha da ön plana çıkar.

Gol atana kadar da gerekli olan farklı şeyler vardır. Rakibi kalenize yaklaştırmayacaksınız. Yani tehlikeli bölgeye giriş izni vermeyeceksiniz. Topun kontrolünü elinizde tutacaksınız ki doğal olarak oyunu da etkiniz altına alacaksınız. Yardımlaşma, alan kapatma, kendini gösterme ve tabii ki istekli olduğunu da rakibe hissettirme temel noktalardı. Bununla beraber hücum olarak da rakibi zorlamanız lazım. Pozisyona girmekte zorlansanız da denemekten vazgeçmeyeceksiniz.

İKİNCİ GOLÜ İSTEDİLER AMA...

Fenerbahçe, Zenit karşısında yukarıda saydıklarımın doğrultusunda bir anlayışla sahadaydı. Güzel olan taraf ise her anlamda düşündüklerini yaparken de suskun golcüsü Slimani ile gol bulmasıydı.. Taraftarı daha da mutlu eden ise golden sonra ikinci golü arayan ve bunun içinde gereken her şeyi yapan bir takımın sahada olmasıydı. Gereken pozisyonları da yakaladılar ama düşündükleri golü bulamadılar. Eljif Elmas ve Jailson hücumlarda her zaman arkadaşlarına destek verdiler. Sürekli ön tarafta göründüler hatta arkada sigorta görevini yürüten Mehmet Topal bile hücumlara ara ara katıldı..

HARUN'UN VERDİĞİ MORAL

Maçın ilk yarısında her şey iyi giderken olmadık anda alehimize penaltı gelişti. Penaltı da rakibin akıllı hareketi neticesinde oluştu. Penaltıda Harun gole izin vermedi ve güzel giden gece de arkadaşlarının soyunma odasına moralli gitmesini sağladı. Maçın geri kalan tamamında bir tek amaç vardı o da en kötü bu skorla bitirmekti.

60. DAKİKAYA KADAR HER ŞEY MÜKEMMELDİ

İkinci yarının ilk 15 dakikası gerçekten gol aramakla geçti. Tempoyu koruyan sarı lacivertliler, aynı zamanda oyunun kontrolünü de ellerinde tuttular. İlk yarıdaki oyunun devamı vardı sahada ve bu coşkulu futbola taraftar eşlik edince her şey Fenerbahçe’nin elinde görünüyordu. 60’ıncı dakikadan sonra ise tempoda düşüş yaşayan bir takım vardı saha da. O da normaldi. Bu kadar mücadele ve eforu maçın bitimine kadar devam ettirmek zordu zaten. Ersun Yanal da buna istinaden değişiklikleri yaptı. Bu gibi durumlarda önemli olan; savunma durumunda ne bireysel ne de pozisyon hatası yapmamaktır. Bununla beraber pas yaparak düşük tempoyu ayarlamayı başarmaları lazımdı. Bunu yapamadıkları için sıkıntıları bu noktada oldu. Bu yüzden de özellikle son 15 dakikada zor anlar yaşandı. Fenerbahçe için son anlar tedirginlik içinde geçse de 1-0’ı korumak çok önemliydi ve öyle de oldu.

Yazının devamı...

Fenerbahçe'nin sorunu çok

9 Şubat 2019

 İki iç saha maçındaki performansıyla, ortaya koyduğu futbolla ve aldığı sonuçlarla bir öz güven yakalayan Fenerbahçe için bu maç, uçağın burnunu havaya kaldırıp çıkışa geçme anlamı taşıyordu. Bunu başarmak için yapacağı tek şey galip gelmekti.

Son iki maçta takımda ciddi eksiklikler göze çarpmıştı. Bunlar da gayet normaldi.

Fenerbahçe zaten sezon başından beri o kadar çok sorunla uğraştı ki şu an gelinen nokta gayet iyi karşılanmalı. Kaldı ki özellikle kazanılan fiziki güçle beraber Fenerbahçe’de işlerin daha iyi olduğu bariz şekilde görülüyor.

Kayserispor, Hikmet hocayla beraber bir çıkış yakaladı. Kendine güveni son derece yerinde olan bir takım izliyoruz.

Ve biz dün akşam yeni takımlarında mağlubiyet yüzü görmemiş iki teknik adamın maçını izledik..

SOLDADO ATILINCA...

Maç, takımların son haftalarda olduğu gibi istekli, agresif ve enerjik görüntüsüyle başladı.

Mücadeleci ve rakibe alan bırakmayan, orta sahada birbirini durdurmaya çalışan, savunma anlayışlarını topu kaptırdıkları yerde uygulayayan, iki takım vardı.. Her iki takım da ancak hızlı ataklar yakalama ve bunlarla pozisyonlar üretme çabası ile hareket etti. Bunda da başarılı olamadılar.. Aslında bu dengeyi bozacak unsur, duran toplardaki ustalık ya da yapılacak bireysel hatalardı.. Ama her iki ekip çok dikkatli hareket edince bunlar gerçekleşmedi, kısır futbol devam etti.

Yazının devamı...

Kaybolan öz güven geri geldi

2 Şubat 2019

Ne yalan söyleyeyim; Neustaedter’i, Benzia’yı ve Ayew’i ilk 11’de görünce şaşırdım. Başka isimleri bekliyordum açıkçası. Fakat empati yapıp Ersun hocanın yerine kendimi koyunca da dedim ki; ‘kazanmak kaybetmekten daha zordur düşüncesiyle hareket etmiştir.’ Çünkü başka bir açıklaması yoktu bu işin..

Fenerbahçe, tıpkı geçen hafta olduğu gibi erken bir golle başladı maça. Güzel bir gol attılar. Paslaşmalar ve hareketler golün güzelliğini ortaya çıkaran noktalardı. İlk yarıda Isla ve Dirar ile sağ tarafı yine etkili kullanan bir Fenerbahçe izledim. İlk yarıda göze batan en önemli nokta takımın orta alanda ve tehlikeli bölgede rakibe baskı yaparak kalesine yaklaştırmamalarıydı. Bu süreçte kazandıkları toplarda özellikle sağdan çok atak geliştirdiler. Bir diğeri de duran toplarda daha dikkatli olmalarıydı. Asıl önemli olan nokta da pas yaparak hücuma çıkışlardaki doğruluktu. Bu işi pas hatası yapmadan gerçekleştirmeleri, rakibi kalelerinden ızak tutan bir başka etkendi. Fenerbahçe, 1-0 öne geçtikten sonra yakaladığı iki pozisyon var; Ayew ve Soldado ile bunları değerlendiremediler. Burada da daha çok kaleci Beto’yu alkışlamak lazım.

ERSUN HOCANIN MESAJI

Maçın 50. dakikasında Jerome’un kırmızı kart görmesiyle Göztepe’nin 10 kişi kalması F.Bahçe adına avantajdı ama önemli olan bu rakibe hissettirmekti. Eksik rakibe karşı oyun olarak istedikleri baskıyı kuramadılar. Böyle olunca da Ersun hoca 2 değişiklikle müdahale etti ve takımına bir mesaj verdi. Bu mesaj da yerini buldu. İkinci golde oyuna girenler başroldeydi.

MOSES ÇOK FAYDALI, TOLGAY HEYECANLIYDI

Dün, Moses’ın ne kadar faydalı olabileceğini gördüğümüz bir maç oldu. Herhalde bundan sonra ilk 11’de başlayacaktır. Tolgay ilk maçında heyecanlıydı ama kalitesi belli olan bir oyuncu. Fenerbahçe fizik olarak maçın sonlarını getirebilen bir takım haline yavaş yavaş geliyor. Takım ayrıca uzun zamandır hasret kaldığı öz güvene kavuştu. Malatya ve Göztepe galibiyetleri oyunculara öz güven kazandırdı. Bu olguyu kaybetmek zordur ama bunu iyi oynayarak tekrar elde edebilmek, işte asıl zorluk budur. Dün Kadıköy’de bu geri alındı. Bunu perçinleyecek maç da bu haftaki Kayseri maçıdır.

MAÇIN ADAMI: ISLA

Yazının devamı...

Fenerbahçe çok istedi ve kazandı

29 Ocak 2019

Fenerbahçe’yi ise söylememe gerek yok. Taraftarı için ise ne desem az. Yine coşkulu ve büyüklüklerine yakışan bir görüntü sergilediler. Dün akşamki maçta da her şey Fenerbahçe’nin istediği gibi başladı. Erken gelen gol tribünleri de iyice morallendirdi. Oyuna hakimiyetleri bu golden sonra devam etse de bu sadece istatistiklere yansıdı. Pozisyon olarak bir zenginlik yoktu. Aksine birkaç sıkıntıyla da karşılaştılar. En önemlisi top kayıplarıydı. Geriden oyun kurarak çıkmayı bir türlü başaramadılar. Zaman zaman Benzia bu görevi üstlenmeye çalışsa da onun da diğerlerinden bir farkı olmadı, aksine kaptırdığı topun devamı Fenerbahçe’nin kalesinde gol görmesine neden oldu. Bu gol belki Malatyaspor’un ilk şutuydu ama yakaladıklarını atmada becerikli olan bir takımdan da bu beklenir.

YİNE DURAN TOPLAR VE NEUSTAEDTER

Fenerbahçe’nin duran toplarda sıkıntı yaşadığını dün akşam Mina’nın golünde bir kez daha gördük. Fizikli ve kaleden uzakta duran, hava hakimiyeti iyi olan bir oyuncuyu markaj altında tutmazsan cezayı da ödersin.Bu sözüm aslında Roman Neustaedter’e... Neyse ki golün şokunu atlattıran Mehmet Ekici oldu. Ekici, uzun zamandır bizlere izletemediği mükemmel frikik gollerinden birini attı. Bu golden sonra Soldado devreye girip yakaladığı gol pozisyonlarını değerlendirebilseydi Fenerbahçe’nin farkı artırması işten bile değildi

BİRİNCİYİ ES GEÇTİ, İKİNCİYİ VAR'LA VERDİ

Fenerbahçeli futbolcular maçı kazanmayı istediklerini fazlasıyla gösterdiler. Gol arayışları ikinci yarıda da sürekli devam etti. Yaptıkları baskının neticesinde bir penaltı kazandılar. Hakem Ali Palabıyık ‘VAR’a rağmen bir penaltıyı es geçse de ikincisini vermek zorunda kaldı. Verdiği penaltıda da galiba ‘rakibin topu alma şansı var’ diye sarı kartını göstermedi ama VAR’a gittiğinde bile bunu açıkça görebilirdi ama görmedi.

EKİCİ PENALTIYI ATSAYDI...

Fenerbahçe’nin ikinci yarıda kazandığı penaltıyı ‘gecenin adamı’ Mehmet Ekici kaçırdı. Ne yalan söyleyeyim ‘her şerde bir hayır vardır’ dedim. Çünkü Fenerbahçe skoru korumakta o kadar zorlanıyor ki, o dakikada skor 3-2 olsaydı maçın böyle bitmesi çok zordu. Ancak sonlara doğru atarsa kazanabilirdi ve nitekim öyle de oldu. Ersun Yanal ikinci yarının başında yapmasını beklediğim değişiklikleri geç de olsa sırasıyla yaptı. Önce Benzia çıkıp Moses girdi, ardından Ayew’in yerine Eljif oyuna dahil oldu. Moses ‘Bir ışık verdi mi?’ diye sorarsanız, ben aldım. Fenerbahçe’de Isla ve Dirar sağ kanadı iyi kullandı. Sol taraf ise yokları oynadı. Ayew zaten sahada etkisiz eleman olarak dolaştı. Hasan Ali zaman zaman destek verdiyse de yeterli olmadı. Neustaedter hakikaten koydu. Bereket, Sadık alınmış. F.Bahçe çok zor gol atan bir takım. Böyle bir durumda yapılması gereken belli; gol attıysan rakibine pozisyon vermeyeceksin. Kadıköy’de iki kere öne geçiyorsan bu kadar basit goller yiyip maçı zora sokmamalısın.

MAÇIN ADAMI:

Yazının devamı...

Farklı skoru Volkan engelledi

25 Ocak 2019

Evet, Fenerbahçeli futbolcuların yaşadıkları ve aldıkları sonuçlardan sonra geldikleri noktada bu duruma düşmemeleri içten bile değildi... Ve gelinen noktada dün akşam itibarıyla bu halde olduklarını gördüm... İyi de oynasalar kötü de oynasalar sonuca gidememeleri üzerlerinde öyle bir etki yaratmış ki; her şeylerini alıp götürmüş sanki...

İki maç üzerinden oynanan tur maçlarında ilk maç itibariyle istediğin bir sonucu almasan da,normal şartlarda ikinci maçta ağırlığını koyman lazım. Öyle ki; hissettirdiğin ağırlığın altında rakibin bunalması gerekir. Bir 'büyük takım' bu anlayışla sahada olmalı ve öyle de yapmalı... Ama maalesef ki Fenerbahçe'nin büyüklüğünü bir tarafa koyuyorum, sahada bunu gösterecek futbolcular topluluğundan ayakta duran tek isim olarak; Volkan vardı...

Zaten tezatlık da burada. Evet bir şeyler için çaba sarf ediyorlar ama geldikleri durum kendilerinden o kadar çok şey almış götürmüş ki sıradanlığa dönüşmüş bir haldeler. Rakipleri de zaten bu durumun farkında oldukları için sahada da nasıl hareket edeceklerini biliyorlar. Ve her türlü zorluğu çıkarırlarken, kendi futbollarını da oynayabiliyorlar. Ümraniye de bunu yaptı, galibiyeti hak ettiler. Fark olmadıysa da sebebi de Volkan'ın duruşuydu.

SERİ GELMEZSE DURUM DEVAM EDER

Evet hep yazıyoruz... Kalite yok, yetenek kısıtlı, oyuncu profili uyumlu değil. Bazen de haksızlık yapıyoruz.... Fenerbahçe'deki durum aslında basit: Sahadaki sonuçlar, futbolcuların yönlerini tam anlamıyla ortaya çıkarırlar. Fenerbahçe'de de kazanma serisi yakalamadığı sürece bu durum devam edecektir. Kupadan elenmesi iyi mi, yoksa kötü mü derseniz bence elenmemeliydi... Ne kadar maç trafiği, o kadar kendini bulma maçı demektir. Bu süreçten kurtulmak için de bu maç sıklığına ihtiyacı vardı.

Yazının devamı...

Ersun hocayı mecbur bırakan olay

22 Ocak 2019

Öyle maçlar vardır ki, sorunların bitmesi ve yeni bir dönemin başlaması adına çok önemlidir. Dün akşam Fenerbahçe için yepyeni bir sayfanın başlangıcı sayılabilecek bir maç oynandı. Bunun adını ister sportif başarısızlığa son vermek deyin, ister beyaz bir sayfa açmak deyin, ister karakter mücadelesi deyin, ister onur mücadelesi deyin; ne derseniz deyin, ne söylerseniz söyleyin, akla gelebilecek her şey dün Fenerbahçeli futbolculardan beklenenlerdi aslında. Bir diğer beklenti de aslında takımın kalitesi ne olursa olsun, klasikleşen Ersun Yanal takımlarının görüntüsü olacak mıydı. Maç kadrosuna baktığımda Ersun hocanın hazırlık kampı boyunca hedeflediği bir kadroya sahip olmadığını gördüm.

DERiNLiK YOK

Türkiye Kupası’ndaki Giresunspor maçı Ersun hocanın düşündüklerinin dışına çıkmasına neden oldu. Volkan Demirel ve Nabil Dirar dışında kafasında kurguladığı isimler kenardaydı. Peki Ersun hoca haklı mıydı? Evet haklıydı. Aslında kadro derinliğine sahip bir Fenerbahçe olsaydı, Giresunspor maçındaki kadrodan belki de 1-2 isim hariç kimseyi görmeyebilirdik. Ama şartların şu an Ersun Yanal’ı bu seçimleri yapmaya mecbur bıraktığı ortada. Şu gerçeği de atlamayalım; Fenerbahçe’nin bu durumundan faydalanmak isteyen bir Bursaspor takımı da sahada olacaktı. Nitekim maç başladığında bu yazdıklarımızın gerçekleştiğini gördük. Her iki takım da kazanmak için sahadaydı. Fenerbahçe, Bursaspor’un baskısına pasla, hızlı hücumla cevap verdi. Sonrasında da oyunda etkisini artırmaya ve oyunu kontrol etmeye başladılar. Tam da bu zamanda Soldado’nun müthiş golünü izledik. Bu gol Fenerbahçeli futbolcuların düşündüklerini gerçekleştirebilmeleri için yakaladıkları bir fırsattı. 1-0 öne geçince yapılması gerekenler basittir. Ya kontrollü futbola dönersin ya da bu şok halindeki rakibinin üzerine gidersin ki, bir gol daha bulasın. Fakat Fenerbahçe ikisinin arasında kararsız kaldı. Nitekim Bursaspor’a çok sayıda beraberlik fırsatı buldu ama yeşil beyazlı futbolcuların son vuruşlardaki beceriksizliği gole ulaşmalarını geciktirdi.

BU KADAR PANİK NEDEN?

Fenerbahçe özellikle son 30 dakika daha kontrollü oynamaya çalıştı ki, bu normaldi. Fakat bunu istedikleri şekilde yapamadılar. Bu süreçte Bursaspor dikkatli olsaydı 3 puan alması içten bile değildi. Dün Fenerbahçe’nin artıları da vardı, eksileri de... Özellikle rakibin kullandığı duran toplarda alan ve adam paylaşımında sıkıntı yaşanıyor. Kenardan gelen hücumlarla içeriye gelen toplarda da tehlike yaşadılar. Fenerbahçe’nin topsuz oyundaki sorunları da devam ediyor. Fizik olarak yeterli düzeye gelemedikleri de gerçek. Bir de bu kadar panik bir şekilde oynanmaz. Tamam, anlarım kazanmak için geride oynayabilirsiniz ama bu kadar baskı kuran rakibe karşı fizikli ve mücadelye cevap veremediler. Ayrıca rakibe karşı hızlı hücumu uygulayamamak da büyük bir eksiklikte.

AYEW’İN VERDİĞİ ZARAR

Fenerbahçe’de Andre Ayew dün çizgiden çok içeriyi kullandı. Kanadını bu kadar boşaltması doğru değildi çünkü o alanı Hasan Ali veya başka bir arkadaşı zamanında dolduramayınca yarardan çok zararı oldu. Neticesinde içeri alanda kalabalık oluştu ve top yapacak alan kalmadı. Bu da Bursaspor’un işine yaradı.

Yazının devamı...