"Rüştü Reçber" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rüştü Reçber" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rüştü Reçber

Rüştü Reçber

Bunun adı başarıdır

20 Mayıs 2018

Sezonun geneline baktığımızda Fenerbahçe tıpkı geçen yılki gibi oyunuyla favori olmayan ama ismiyle şampiyon adayı bir takımdı.

Kimi zaman yaşadığı sorunlar ve sıkıntılar, kimi zaman oynadığı futbolun sonuçları, kimi zaman gel-gitlerin yaşandığı bir sezonda ve üstüne üstlük bugüne dek pek görülmemiş bir seçim atmosferi yaşayan Fenerbahçe’nin şu an geldiği nokta için ‘başarısızdır’ demek doğru olmaz. Ben her şeyi masaya yatırdığımda Fenerbahçe’nin başarılı olduğunu görüyorum. Uzun süre sonra yani 10 yıl sonra Şampiyonlar Ligi’ne katılabilme bileti alıyorsun.

Ligin en iyi futbol oynayan üç takımından ikisini geride bırakıyorsun.

SİHİR BİTTİOynadığı maçlara bakıyorum ve acı gerçek bana şunu söylüyor; deplasman puanıyla Kadıköy’deki puan bu kadar yakınsa, hatta son maç öncesi deplasman puanın fazla ise o zaman Kadıköy’deki sihirin ortadan kalkmıştır. Gelecek sezon ne olur bilemem, onu da yaşayıp göreceğiz.

Bu sezon taraftar sadece 2-3 maçta takımla bütün olmayı başarabildi. Geri kalan maçlarda ise takımlarına gereken desteği vermediler. Ve bu belki de bu sezonun şampiyonluğuna mal oldu. Dün Kadıköy’de işler Fenerbahçe için istediği gibi  başladı ve devam ett. Ne zamanki olayın ciddiyetinden uzaklaşınca ve de İzmir’den gol haberi gelince stresli dakikalar yaşamaya başladı..

Fenerbahçe, ligi en azından hedeflediği yerde bitirdi. Haftalar önce hatırlarsanız şampiyonluktan bile bahsedilmezken son haftalardaki sonuçlar Fenerbahçe’yi potaya sokmuştu.

Peki bugün gelinen nokta her şeye rağmen başarı değil de nedir?

Yazının devamı...

Beklendiği gibi...

15 Mayıs 2018

Karabük takımı ligden düşmüş olabilir, bir hedefi olmayabilir ama sonuçta Fenerbahçe maçı onlar için ‘vitrin’ niteliğindeydi. Bu bağlamda belki kalite olarak değil ama mücadele açısından sahada var olmak isteyeceklerdi. Maçta Fenerbahçe’nin istediği erken golü bulmaktı. Çünkü rakibinin direncini kırabilmek adına bu çok önemliydi. Ve öyle de oldu... Karşılaşma golle başladı. İkinci ve üçüncü gol de gelince işler tamamen Fenerbahçe’nin istediği yöne doğru ilerledi.

DiRENCi KIRDILAR

- Topa sahip olmak bu işin temeliydi ve Fenerbahçe bunu başaran taraftı. Sürekli rakip ceza sahasındaydılar, yakaladıklarını attılar. Daha ilk devre bittiğinde skor 4-0’a gelmişti bile... Ne istediğini iyi bilen bir takım olarak sahada olan sarı lacivertliler, bu düşüncelerini ikinci devre başlar başlamaz da devam ettirmeyi bildi.

Direnci tamamen kırılan Karabük, sadece topu 18’in dışında tutmaya çalıştı. Baskıyı artıran Fenerbahçe’de ise hedeflenen tek şey Karabük’ten istediğini alarak dönmekti.

Fenerbahçe’de adam eksilten ve hızlı oynayan isimlerin sayısı fazla olsaydı, sarı lacivertliler her hücumda tehlike yaratıp daha fazla gol de atabilirdi.

VALBUENA GiRSE...

- Dünkü kadro, disiplin içerisinde ve iş ciddiyeti altında elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı ve 7 golle bunu yaptı da... Fenerbahçe’nin en büyük dezavantajı ise, herkesin yakalanan pozisyonların içinde olmaya çalışmak istemesiydi.

Karabük

Yazının devamı...

Beşiktaş’ın istediği oldu

14 Mayıs 2018

Beşiktaş’ta dün o kadar fazla eksik vardı ki takımın balansı da zaten maç öncesi bozuktu. Her ne kadar Ümraniye’de beraber vakit geçirseler de sahada birlik olmak bambaşkadır. Yetmedi, bir de Osmanlıspor’un can derdinde olması, bunun tuzu biberi oldu.

Rakibin belki de son hamlesiydi bu maç. Öyle ki maça da golle başladılar zaten. Beşiktaş savunmasının arkasına iyi sarkan Serdar’ın attığı gol takımına hem direnç gücü hem de moral sağladı. Ayrıca bu gol belki maç öncesi kafalarındaki ‘Acaba kazanabilir miyiz’ düşüncesini gerçekliğe dönüştürdü. Evet, golü erken de yese, eksikleri de olsa Beşiktaş bir kalitesinin olduğunu kalan dakikalarda sahada hissettirdi. Tabii ileride topla oynarken geride de kontrolü elden bırakmamaları gerekiyordu. Aslında işin zor tarafı da buydu çünkü Osmanlıspor’un oyun şekli hızlı hücum üzerineydi. Beşiktaş topa sahip oldu ama pozisyon üretmede sorun yaşadılar ve sert Osmanlı defansını aşmakta çok zorlandılar.

TEMPOLU MAÇ

- İkinci yarı bu sefer golle başlayan takım Beşiktaş’tı. Bu gol maçın temposuna ve heyecanına katkı yaptı. Seyir zevki yüksek dakikaları beklemeye başladık derken Mustafa bizi haklı çıkardı.

Beş dakika içerisinde gelen goller Osmanlı için işleri tam tersine döndürdü. Fakat Serdar’ın ikinci golü şoktan çıkmalarını sağladı. Maç ikinci yarı orta sahaların rahat geçildiği bir hâl aldı. Bunun sebebi de iki takımın da kazanmak için sahada olmasıydı. İzleyenlerin ve oynayanları zevk aldığı oyunda sonuç Beşiktaş’ın istediği gibi oldu.

MAÇIN ADAMI: SERDAR GÜRLER

- Saha içerisinde tüm gücünü veren, sonucu kabul etmeyen ve bunu da oyunuyla ve attığı gollerle ispatlayan bir futbolu vardı. Ancak çabası mağlubiyetin önüne geçemedi.

 

Yazının devamı...

Çok çok çok büyük iş yaptılar

11 Mayıs 2018

İstekli ama ciddi, sakin ve sabırlı oynamak finallerin temel özelliğidir. Akhisar ve F.Bahçe arasında güç farkı olsa sahadaki futbolları bunu dengeledi.
F.Bahçe hızlı ve etkili başlayarak pozisyonlar da buldu. Özellikle sağı Şener’le iyi kullandı ama  fırsatları gole dönüştüremediler. Kaleci Fatih de buna engel oldu. Akhisar, duran toplarda iyi savunan ve gol de bulan bir ekip. Oyunu dengeledikten  sonra etkili olurken, belirttiğim gibi duran top devamında da golü buldu. 

Yenilen gol F.Bahçe açısından futbolun acımaz yüzüydü. Topa sahip olması, pozisyonlara girmesi oyunu kontrol etmesi, hucum ve defansta çoğunluğu sağlaması artılarıydı ama rakibe önlem almadaki zaafları da eksileriydi. Özellikle duran toplarda  ve hızlı hücumlarda  bunu sık gördük.

İlk yarıda etkili ortaların boşa gittiğini gören Kocaman, 2. yarıya Fernandao ile başladı. Şener’e destek verecek 2. isim de Valbuena’ydı ama onu çok sonra gördük.  Ama Soldado’nun yerine girmesi soru işaretiydi.

FENERBAHÇE’NİN KÂBUSU OLDU

- Şener, sezonun en  etkili futbolunu oynadı. Kanat hücumlarında bir tek o vardı ve Fernandao da hakkını ödedi ve skoru eşitledi.  2. yarı hakimiyet tamamen F.Bahçe’deydi ama öne geçmek isterken bir anlık dalgınlıkta geriye düştü. Takım şoke olurken Fernandao’nun önemli toplarının çerçeveyi bulmaması da şansızlıktı. Kupa dün Akhisar’a adeta yazılmıştı. Bunu değiştirecek bir güç yoktu!

İki takımı da kutlamalı ama Okan Hoca’yı ayrıca kutlamalı. O ve takımı Türk futbol tarihine geçti. Kısıtlı bütçesiyle böyle bir başarı hayalden de öteydi. Bu sezon F.Bahçe’nin de kâbusu oldular. 3 maçta da yendiler çünkü ve kaçarsa şampiyonluktan da ettiler.

MAÇIN ADAMI: OKAN BURUK

Yazının devamı...

Bu işte bir yanlış var

7 Mayıs 2018

Bu maça kadar şampiyonluğa oynayan bir takım deplasmanda daha fazla puan topluyorsa bu işte bir yanlış var demektir. Tabii ki Kadıköy’e gelen rakipler kapanacaklar ve senin hücum organizasyonlarına karşı önlem alacaklar.

Fenerbahçe’de bu sezon çok sık yaşanan iç sahada oyunu çözme problemi dün de vardı. Evet, bazı maçlarda etkili başlayıp sonuca gitti ama bazılarında da beklentilerin altında kaldı. Dün akşam da boşa geçen bir ilk yarı izledik.

Oyun olarak, hafta içinde sıkıntılar yaşamış, ligde kalma adına rahatlamış bir durumda olan Bursaspor’a karşı bile etkili olamamak başlı başına düşünülmesi gereken bir noktadır.

Dirençli olmak, agresif olmak ve rakibin oyununu bozmak Bursa’nın maçtaki en büyük stratejisiydi ve bunda ilk yarı çok başarılı oldular.

VALBUENA GİRİNCEFenerbahçe ikinci yarıya, alışkanlık haline gelen Valbuena değişikliği ile başladı ve beklendiği üzere tempo arttı. Sarı lacivertliler baskı kurup oyunun kontrolünü ele geçirdi. ‘Fenerbahçe golü attı, atacak’ derken, Bursasporlu Furkan’ın harika golü geldi. Arkasından Aykut hoca ikili santrfora döndü. Bu arada orta sahalar çabuk geçilir oldu. Maç öyle bir hale geldi ki, iki ekip de gol atabilecek durumdaydı.

Fenerbahçe açısından 10 yıldır katılamadığı Şampiyonlar Ligi için ipleri eline alabileceği bir maçtı. Bunun için ikinci yarı ellerinden geleni yaptılar. Gol pozisyonları da yakaladılar. Bunların birçoğunda Bursaspor defansı ve kaleci Harun gole izin vermese de, Fernandao ile aradıkları gole ulaştılar.

Fenerbahçe’nin iç sahadaki futbolu dün ikinci yarıda olduğu gibi heyecan verici olmalı. Tabii bu düşüncem artık yeni sezona kaldı dersem de yanlış olmaz.

MAÇIN ADAMI: FURKAN

Yazının devamı...

Özlemişiz haberimiz yokmuş hatırlattılar

30 Nisan 2018

İki takımın da kalitesini tartışmaya gerek yok. Sadece bireysel performanslarının durumu ve taktiksel anlamda takımınlarına yaptıkları katkıların derecesi belirleyici olur.

Galatasaray klasik iç saha oyununda beklediğimiz gibiydi. Agresif, sert, rakibi çıkarmayan pres yapan ve hareketli oyun şekliyle başladılar. Öyle ki, daha 1. dakikada Rodrigues’le gol pozisyonu yakaladılar.

Topa sahip olmanın derbilerde önemi büyüktür. Bu, rakibini moral olarak bozmada temel noktadır.

Beşiktaş, Galatasaray’ın baskısını 15. dakikada kırmayı başardı ve oyuna ortak oldu. Hatta Negredo ile net bir pozisyondan da yararlanamadı. Tam iyi oynayamaya başlamışlardı ki, golü yediler. Golde, hava toplarında etkili olan Gomis’in katkısının yanında, orta sahadan desteğe gelen Fernando’nun takip edilmeyişi Beşiktaş takım savunmasındaki zaafın ürünüydü.

G.SARAY iÇ SAHADA BAMBAŞKA

- Maçın ikinci yarısı bu kez Beşiktaş’ın ilk dakikada bulduğu gol pozisyonuyla başladı ve arkasından heyecanlı anlar yaşadık. Beşiktaş her türlü riski alıp gol atmak için pozisyonlar yakalasa da golü bulamadı. Eksik kaldılar ama bu düşünceden vazgeçmediler. Galatasaray da ikinci gol için çabaladı. Bir penaltı kaçırsalar da, aradıkları golü ‘maçın adamı’ Rodrigues’le buldular.

Her iki takım da bize ‘sezonun maçı bu maç’ dedirtecek şekilde hareket etti. Tempo, pres, istek, coşku, agresiflik ve en güzeli de ‘birbirlerine olan saygılı oyunları’ ile centilmence bir maç izletti. Bu ortamı özlemiştik. Muhteşem bir taraftar eşliğinde unutulmayacak bir futbol gecesi yaşattılar. Bunun için kendilerine bir sporsever olarak teşekkür etmek görevimdir.

Galatasaray iç sahada bambaşka bir takım. Bunu dün akşam bir kez daha gördük ve sezonun 7. haftasında dediğim gibi futbolun azizliği olmazsa Galatasaray burada kolay kolay yenilmeyecektir.

Yazının devamı...

Talisca gerçeği

23 Nisan 2018

Siyah beyazlıların golden sonra topa daha çok sahip olmasını ve oyunu rakip sahaya yığmasını bekliyorduk. Ancak, 20. dakikadan sonra topa sahip olsalar da, hız ve agresiflik yönünden duraksadılar.

Malatyaspor, her ne kadar geriye düşmüş olsa da oyunu dengelemeye çalıştı. Hızlı ataklarla pozisyon üretmeye çalıştılar ve bunların ikincisinde Pereira golü buldular. Yenilen golde Beşiktaş defansının hatası büyüktü. Bir savunma oyuncusu tehlikeli bölgede 2 şeye dikkat etmelidir; 1-) Gözü sürekli topta olmalı. 2-) Rakibine yakın durup şut atma imkanı vermemeli. Defans oyuncularının hatasının yanı sıra, kaleci Fabri’nin yere erken yatamamasının da etkisi vardı.

QUARESMA EN SONUNDA ATTI!

İkinci yarıda Beşiktaş’ı bekleyen en büyük tehlike, baskıyla gelecek olan panik ve telaştı. Nitekim ilk 10 dakika bunu gözlemledik. Sonrasında Talisca’nın kafa vuruşuyla gelen pozisyon, takımı da taraftarı da ateşledi. Beşiktaş topu hızlı çevirmeye ve hareketli oynamaya çalışsa da, alan ve adam savunmasını iyi yapan Malatya defansını açmakta çok zorlandılar. Şenol hocanın oyuncu değişiklikleri de fazla etki yapmadı. Malatyasporlular, ilk yarıda olduğu gibi kontrataklarla etkili olmaya çalıştı, pozisyon da yakaladı ama final vuruşunu yapamadılar.

‘Beşiktaş’ta oyunu değiştirecek futbolcular vasatın altında’ derken Talisca gerçeği ortaya çıktı. Şık bir kafa golüyle Malatya’nın direncini kırdı. Bu sezon ısrarla bütün frikikleri kullanan Quaresma da, attığı golle muradına ermiş oldu.

MAÇIN ADAMI:TALISCA

- MALATYA, Beşiktaş karşısında iyi direndi. Bir hayli pozisyon da buldu, ama Talisca’ları yoktu. Talisca yine güzel bir kafa golü atarak rakibi bitiren oyuncu oldu.

 

Yazının devamı...

Yazık, çok yazık...

20 Nisan 2018

- Bu tür maçlarda ilk maçın nasıl bittiğinin bir önemi yoktur, mühim olan o an ne yapacağındır. Ne istediğini bilmelisin ve bunu iştahın ve oyununla göstermelisin. Dün de, ilk maçta evinde 2-2 berabere kalan Beşiktaş, pas hataları ve top kayıplarının çok olduğu ilk bölümde topun kontrolünü aldı. Özellikle Quaresma’nın kanadını sık sık kullandılar. F.Bahçe ise rakibini geride karşılamayı mı tercih etti etti Beşiktaş mı onları zorları soruları eşliğinde 1-2 pozisyon üretmeyi başardı. Bu bölümde Beşiktaş’a pozisyon vermeyişleri kendileri için bir artıydı.

PEPE’NİN KARTI DOĞRU

- Her iki ekip de rakibini sindirme adına biraz sertliğe ve agresifliğe öncelik vermiş göründü. Hakem Mete Kalkavan bu pozisyonlardaki sertliğe ise bir yere kadar prim tanıdı, sonrasında cebinden kartları çıkarmasını bildi. Pepe için de çıkardığı kart, maç içindeki doğrularından biriydi. Bu kart ile 10 kişi kalan Beşiktaş için de karşılaşma zorlaşmaya başladı. Takım içerisinde denge ve ritm bozukluğuyla beraber, güvensiz bir durum oluşmaya başladı. Bundan faydalanmaya çalışan Fenerbahçe rakip kaleye gidişte sorun yaşamadı, bununla beraber o bölgedeki top tercihlerinde sıkıntıları vardı. Bir de bazı taraftarların gereksiz hareketleri ritm yakalamaya çalışan Fenerbahçe’nin önüne kesti.

- Hal böyleyken sarı lacivertli ekip, rakibine eksik kaldığını ilk yarı boyunca hissettiremedi. Bunu başaracak tek kişi de kulübedeydi ve o da zaten ikinci yarı oyuna dahil oldu! Beşiktaş’ta ise Şenol Hoca iki hamle ile hem defansı hem de hücum hattını oluşturdu.

HAKEM TUZAĞA DÜŞMEDi

- İkinci devre başladığında ‘bu değişikliklerin etkilerini nasıl göreceğiz’ derken birbirlerini nasıl attıracaklarının yarışında olan futbolcu kardeşlerimizi gördük. Bu tuzağa düşmeyen tek isimse maçın hakemiydi. Gerilimi çabuk atlatan futbolcular nihayet görevlerini hatırladılar ve tempolu maçı izlemeye başladık. Lakin baştan beri anlamakta zorluk çektiğim taraftarların tavrı nedeniyle hakemler de soyunma odasına girdi.

SUÇLU YÖNETİCİLER

-

Yazının devamı...