"Rüştü Reçber" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rüştü Reçber" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rüştü Reçber

Rüştü Reçber

Biz dünya üçüncüsüyüz farkında mısınız?

25 Mart 2017

O dönemde İstanbul’a fark yememek için gelinirdi. Tıpkı dün akşamki Finlandiya gibi. Gerçi biz sahaya çok ofansif bir kadro ile çıkmamızın karşılığını rakibe korku vererek sağladık. Erken gelen 2 gol aslına bakarsak maçı da noktaladı. Sonrasında tek yapmamız gereken oyunu kontrol altında tutmak ve farkı artırmaktı.

ARDA SiSTEMDE KALDI

Oyunu kontrol ederken zaman zaman topu da rakibe bıraktık. Finlandiya’nın üzerimize gelmeye çalıştığı dakikalarda eğer hızlı çıkabilseydik, doğru çıkabilseydik belki de ilk yarıda farka giden bir netice alabilirdik. Ama olmadı, olmadığı gibi az daha da gol yiyorduk. Fakat bu golü direğin engellemesi bizim şansımızdı.

Finlandiya takımının İzlanda’ya nasıl 2 gol attığına ve Kosova’dan nasıl puan aldığına dün akşamki futboluna baktığımız zaman şaşırmamak elde değil.

Gerçi kadro olarak gruptaki belki de en zayıf takım ama bu bizim galibiyetimizi gölgelememeli. Dün göze batan tek oyuncumuz Cenk’ti, o da 2 gol attığı için...

Onun dışında disiplinli oynayan, kişisel değil takım halinde hareket eden bir görüntümüz vardı. Olması gereken de buydu.

Beklentilerimizi en yüksek tuttuğumuz oyuncumuz olan Arda da sistem içinde yapması verilen görevin dışına çıkmadı.

ÖNEMLi BiR AVANTAJ

Grupta her şey bizim elimizde mi? Evet. Kazandığımız sürece ikinci olmamız mümkün.

Bizden bu kadar çekinen rakipleri görünce, daha önceki maçlarda kaybedilen 7 puana da üzülüyor insan. Bizim omuzlarımızda dünya üçüncülüğü ve Avrupa üçüncülüğü gibi apoletler var. Bizler bunu farkında değiliz. Ama inanın ki rakiplerimiz bunun farkında ve sahaya hep bu düşünce ile çıkıyorlar. Aslında bu bizim için avantaj olmalı. Ama bunu görebiliyorsak.

Yazının devamı...

Tarih bu maçı not etti

17 Mart 2017

Fakat Şenol Güneş demiş ki: “Çıkın, ilk 30 dakikada bu işi bitirin.”

Gerçekten de sezon başından bu yana gördüğüm en iyi Beşiktaş sahadaydı. İlk yarım saatte bulduğu iki gol sahada oynadığı futbolun karşılığı idi. Önde basan, rakibi bunaltan, pas yapan, yerinde duramayan futbolcular topluluğu ile hem gözümüze hitap ettiler hem de ruhumuza.

İki golü orta alanda presle kazandıkları topla, kanatlardan getirdikleri ortalardan buldular. Talisca’nın ortasını Aboubakar, Quaresma’nın ortasını da Ryan Babel gole çevirdi.


ZAYIF HALKA LEALİ
Rakip Olympiakos’un hem kalite olarak hem yetenek olarak Beşiktaş’ın gerisinde olduğunu ilk maçta da görmüştük. Yunan ekibinin en zayıf halkası ise İtalyan kalecileri Leali idi.

Beşiktaş defansının arkasının attığı toplarla pozisyon bulmaya çalışan Olympiakos, golü ise tıpkı bizim attığımız gibi kanattan buldu. Ne olduysa yenen golden sonra oldu. Her şey değişti.

Beşiktaşlı futbolcuların bir anda paniklemesi ve strese girmesi ve neticesinde bunun kurbanı olan Aboubakar, takımını 10 kişi bıraktı.


KONTROLLÜ VE SAKİN
Devreye 2-1 önde girmek avantajdı. Bu avantajı soyunma odasında da iyi değerlendiren bir Beşiktaş takımını ikinci yarı sahada gördük.

Top rakibe geçtiği zaman herkes topun arkasındaydı. Üstelik sakin, kontrollü, rakibe değil topa agresif bir şekilde mücadele ettiler.

Olympiakos’un zayıf halkası Leali’nin Babel’den yediği üçüncü gol Olympiakos’un ümitlerini söndürürken, Beşiktaş’ın direncine güç kattı.

Ve Cenk Tosun, 14 yıllık çeyrek final özlemini bitiren golü atarak Beşiktaş’ı hedefine taşıdı.


İKİ ÖZEL TEŞEKKÜR
İki tane de özel teşekkürüm var; 10 kişi kalan Beşiktaşlı futbolculara...

Sahada eksik olduklarını belli etmemek adına, başta Quaresma olmak üzere herkes kendilerinden ne istendiğini bilerek sahada dik durdu.

Ve bunun karşılığında bize alkışlamak düşer.

Bir teşekkür de kaleci Leali’ye...

Hem Yunanistan’daki performansı hem İstanbul’daki performansı bizler için son derece mutlu ediciydi.


HAKEM OLIVER'E HEPİMİZ ŞAPKA ÇIKARTTIK
HAKEM Michael Oliver’in, genç yaşına rağmen ilerleyen dönemde UEFA’nın beklentilerini karşılayabilecek bir potansiyele geleceğini hep beraber göreceğiz.

Tıpkı Chelsea-Manchester United karşılaşmasında olduğu gibi dün de muazzam bir maç yönetti. Verdiği kararlarla oyunun sahada oynanması adına gösterdiği çabayla, Aboubakar’ı oyundan atmış olmasına rağmen ben dahil herkes dünkü yönetimine şapka çıkardık.

Şenol hocanın maç öncesinde zor durumlara düşebiliriz, burada taraftarın devreye girmesi gerekir isteğini taraftar dün öyle güzel uyguladı ki, ilk düdükten son düdüğe kadar muhteşem bir atmosfer vardı.

Ve eminimki bu taraftar desteğiyle Beşiktaş, Vodafone Arena’da çok büyük işler yapmaya devam edecek.


ABOUBAKAR SANA ÇOK KIZGINIM
Futbol zevkimizi böldüğün için...

Sezonun en iyisi Oğuzhan’ı oyundan aldırdığın için...

Gerek sahada gerekse ekran başındaki milyonlarca taraftarı strese soktuğun için...

Arkadaşlarına yapmış olduğun saygısızlık için...

Ümit ediyorum ki, maç sonrası bütün arkadaşlarına ve teknik direktörün Şenol Güneş’e tek tek teşekkür eder ve onlardan özür dilersin.

Genç bir futbolcusun, şu ana kadar muazzam gidiyorsun, fakat dün akşam Olympiakos karşısında yaptığının faturası çok ağır olabilirdi.

Yazının devamı...

BiR NEFESTE BAŞLADI VE BiTTi

13 Mart 2017

Beşiktaş’ın hafta içinde Avrupa maçı oynamış olması temposuna olumsuz yansımış olabilir fakat Kayseri’nin özellikle ilk 30 dakikada ortaya koyduğu etkili futbol, “Kayseri maçı Olympiakos’tan zor olacak” diyen Şenol Güneş’i haklı çıkardı. Beşiktaş, top ayağında iken geniş alanda oynamayı seven ve kaleye hızlı gitmeye çalışan bir takım. İlk yarının son 15 dakikasında oyunun kontrolünü elen alan bir Beşiktaş vardı. Tempo olarak daha da yükseldiler fakat iyi kapanan Kayseri karşısında pozisyon bulamadılar. Tosic’li karambol ve Aboubakar’ın şutu dışında rakip kaleye yaklaşamadılar.

SON 30’DA DEĞiŞTiLER

İKiNCi yarıya Babel-Tolgay değişikliğiyle başlayan Beşiktaş, ilk yarının son 15 dakikasında sergilediği tempolu futbolu ikinci devrenin ilk 15’inde de sürdürdü ve aradığı golü buldu. Aboubakar’ın attığı gol tribünlere coşku getirdi. Fakat ne olduysa 60. dakikadan sonra oldu; Beşiktaş bir anda oyundan düştü. Quaresma ve Gökhan’ın yokluğu Beşiktaş’ın kanat oyunlarında yeterince etkili olamamasına yol açtı. Kayseri, geriye düştükten sonra direncinin kırılacağını düşünenleri yanılttı. Öyle bir mücadele ortaya koydular ki, hem Beck’in olduğu kanattan hem de Adriano’nun tarafından yaptıkları ortalar ve akıl dolu taç atışlarından buldukları iki golle Vodafone Arena’da şok etkisi yarattılar. 2-1 geriye düşen Beşiktaş’ın imdadına yine Oğuzhan’ın müthiş pasıyla Aboubakar yetişti.

Vodafone Arena’ya ilk kez teknik direktör olarak sahayı çıkan Sergen Yalçın, oluşturduğu takımla müthiş bir iz bıraktı.

 

Yazının devamı...

30’DAN SONRA UYANDI

11 Mart 2017

Tabii Fenerbahçe’de Kjaer’ın yokluğu, defans dengesini tamamen bozmuştu. Neustadter’in oradaki duruşu defans için yeterli olmadı. F.Bahçe girdiği şoktan, Omeruo’nun kendi kalesine attığı golle çıktı. Lens’in ortasında Topal’ın indirdiği topa Omeruo’nun istemeden dokunması, F.Bahçe’nin ayağa kalkmasına yol açtı.

OYUNDAN DÜŞTÜLER

FARKI 1’e indiren golden sonra ilk yarı bitene kadar hem topa sahip olan hem de pozisyon üstünlüğünü sağlayan bir F.Bahçe izledik. Özellikle Lens’in ortaya koyduğu performans, F.Bahçe’nin Fernandao ile ikinci golü bulmasındaki en büyük faktördü. Soyunma odasına giderken F.Bahçe geri dönüşü gerçekleştireceğinin sinyallerini verdi.

İkinci yarıda uzun zamandır alışık olmadığımız, topa sahip olan, oyunu kontrol eden ve bununla beraber rakibi kalesine yaklaştırmayan bir F.Bahçe sahadaydı. Alanyaspor ilk yarım saatteki yüksek tempolu futbolunun olumsuz etkilerini, ikinci yarıda oyundan düşerek gördük.

REAKSİYON MESELESİ

ZAMAN zaman cılız atakları olsa da Alanyaspor, F.Bahçe’yi zorlayıcı şekilde gelemedi. F.Bahçe 58’de gelen Aatıf’ın golüyle, 2017’de ligdeki ilk deplasman galibiyetini aldı ve geri dönüşü gerçekleştirerek 3 puanın sahibi oldu. Büyük takımlar, büyük olduklarını sahada verdikleri reaksiyonlarla gösterirler. Dün F.Bahçe de bunu yaptı.

Hakem Ali Palabıyık, çok tartışılacak bir penaltı pozisyonundaki kararı dışında bence çok iyi bir maç yönetti. Lens, belki bonservisiyle alınamayabilir ama şunu gördük ki, seneye F.Bahçe’nin olmazsa olmazlarından biri olacak. Dolayısıyla, F.Bahçe yönetimi mutlaka Lens’le ilgili adımları (belki de çoktan atmıştır) atmalı.

 

 

Yazının devamı...

OLMADI SEVGiLi MEHMET

6 Mart 2017

Karşılıklı yakalanan pozisyonlar iki takımdaki futbolcuların da isteğini gösteriyordu.

Ligimizin orta alandan hücum bölgesine geçerken en hızlı olan takımı Osmanlıspor’u, Advocaat orta sahadaki kalabalık oyuncu topluluğu ile ilk yarıda durdurmayı başardı.

KARCEMARSKAS KALESiNDE DEVLEŞTİ

Osmanlı’nın atakları sadece olgun atak şeklinde gelişebildi. Fenerbahçe’de babasının acısını içinde yaşayan Jeremain Lens 90 dakikadaki pozisyonların hepsinin içinde vardı. Ya başlattı ya da sonlandırdı.

Dick Advocaat ikinci yarı başlarken Ozan Tufan-Volkan Şen değişikliği ile daha ofansif düşünceye geçti. Bu düşünce bize her iki takım adına da daha keyifli bir ikinci yarı izlettirdi.

Kontratakla etkili olan Osmanlı’yı ikinci yarıda çok gördük. Fenerbahçe’de ise yukarıda da söylediğimiz gibi her taşın altında Lens vardı. Nitekim gelişen pozisyonlarda Karcemarskas’ı geçemediler. Taa ki 91. dakikadaki gole kadar.

Yine Lens’in kullandığı korner atışında Mehmet Topal’ın attığı gol Fenerbahçe’ye 3 puanı kazandırdı.

‘EFENDi’ OLURDUN MEHMET TOPAL

Maç her iki takıma da gitti geldi. Ama hakemin verdiği yanlış kararla 3 puanı Fenerbahçe aldı. Çünkü o golde ben dahil herkes tarafından görülen bir gariplik vardı. O da özellikle saha içindeki karakteri gönüllerimize taht kuran Mehmet Topal’ın attığı goldeki sessizliğiydi.

Gelen topu elle düzeltip ağlara gittikten sonra sergilediği tutumu kabul etmiyorum. Çünkü Mehmet bize dışarıda olduğu gibi sahada da karakterli ve ahlaklı olunması gerektiğini gösteren ender futbolculardandı.

Keşke hakeme dönüp de, ikinci sarıdan kırmızıyı yiyeceğini bile bile gölü iptal ettirseydi... Böylece taraflı tarafsız herkesçe gönüllerin efendisi olurdu. Ama sevgili Mehmet maalesef bunu kaçırdı.

Yazının devamı...

MESAJ YERiNi BULDU

3 Mart 2017

Buna karşın Kayserispor her ne kadar Türkiye Kupası’nda iyi gitse de, öncelikli hedefi Süper Lig’di. Dün bu durumun etkisini sahada fazlasıyla hissettirdiler. Sarı kırmızılılar, Sergen Yalçın’ın gelişinden sonra alışık olduğumuz mücadelede, istek ve coşkudan uzaktı.

Fenerbahçe için bu turun iki ayaklı oluşu ve ilk maçın Kayseri’de oynanması bir başka avantajdı. Kontratak futbolunu ön plana çıkaran sarı lacivertliler, son iki golü bu anlayış sonucunda buldu. İlk gol ise tamamen Lens’in futbol aklının uygulamaya döküldüğü andı. Oyunu erken başlatıp attığı müthiş pasla Fernandao’nun golü bulması ve bu golün de ilk yarının son dakikasında gelmesi farklı skorun en büyük nedeniydi.

KAYSERİ’DEN TEK ATAK

Fenerbahçe çok iyi oynamadı ama bir süredir unuttuğu, rakibi sahasına sokmayan futbol anlayışıyla oynadı. Kayserispor’un koca 90 dakikada en etkili atağı, belki de Güray’ın attığı ve direkten auta giden şutuydu.

Fernandao son maçlarda hep kulübedeydi. Dün sahada kurtarıcı rolünü iyi oynadı. Tabii bunda en önemli etken hızlı çıkılan ataklarda topların Fernandao’nun olduğu bölgeye ulaştırılması idi. Bunların ikisini gole çeviren Fernandao da, Advocaat’a, “Neden ben oynatılmıyorum” mesajını iletmiş oldu. Fenerbahçe buradan aldığı 3-0’lık skorla Nisan’daki rövanşa hiçbir iş bırakmadı. Artık, sarı lacivertliler bu süre zarfında oynayacakları lig maçlarına odaklanıp, hedefi olan ikinciliğe daha rahat şartlarda ulaşabilir.

Kötü giden sezonda bu maç öncesi oluşturulan kenetlenme dün Kayseri çıkarmasıyla meyvesini verdi. Yönetimin ve bütün futbolcuların bir arada olması ‘şartlar ne olursa olsun her daim birlik ve beraberlik içindeyiz’ mesajının en güzel göstergesi oldu. Ve bu mesaj dün Kayseri’de amacına ulaştı.

Yazının devamı...

Bana yaptıklarını şimdi Volkan'a yapıyorlar

24 Şubat 2017

DÜN gibi hatırlıyorum, Kartalspor maçını... Zayıf uzun boylu bıçkın bir delikanlı. İzledim, izledik ve sağolsun Fenerbahçe’deki yöneticilerimiz de bizlerin ve Nurettin Yıldız hocamın görüşleri doğrultusunda onu aldılar. Kendisiyle uzun yıllar geçirdim. Deli dolu, gözü kara, ama bir o kadar da uysal ve pamuk gibi kalbe sahip...

Tribünlerden gelmiş; içine ve ruhuna F.Bahçelilik işlemiş biriydi Volkan Demirel. Hâlâ da öyle...

Yaklaşık 15 yıldır F.Bahçe’de olma ve oymama başarısı göstermiş; bir efsane olarak anılması gereken Kadıköy kalesindeki savaşçı Volkan Demirel...

30 YILDA ANCAK YETİŞİR

Üzülerek yazılanları, söylenenleri okudum ve dinledim. Asıl üzüldüğüm konu da bir yöneticinin de çıkıp yazılana, çizilene ve konuşulana tepki vermemesi oldu.

3 Temmuz’da sayın Ali Koç ve Aykut Kocaman ile beraber dik duran o değil miydi?

Fenerbahçelilere “Biz bize yeteriz” sözünü benimseten Volkan Demirel değil miydi? Şampiyonluklarınızda, başarılarınızda övdüğünüz bu kişi değil miydi?

Sevilla’da penaltıları kurtardığında yere göğe sığdıramadığınız adam bu Volkan değil miydi?

Peki şimdi ne oldu?

Sözüm, Fenerbahçe yöneticilerine!

Sözüm, F.Bahçe taraftarına!

Sözüm F.Bahçe camiasına!

Bir Volkan Demirel’i yetiştirmek 30 yılınızı alacak, bunun farkında değil misiniz?

HiÇ SAHiP ÇIKMADINIZ

Milli Takım’dan aforoz edildi, sesinizi çıkarmadınız?

Her türlü hakarete maruz kaldı, sesinizi çıkarmadınız!

“Bu bizim kaptanımız, evladımız” deyip, sahip çıkmadınız!

Fakat en ufak bir yanlışta herkes onun tepesine bindi. Savunanlar da çoğunluğun altında ezilip kaldı.

Bizler yaptığı yanlışları yüzüne söyledik.

Çoğu zaman taraftarlık duygusuyla hareket etti, saygı gösterdik. Aşırıya kaçmadı mı bazen, evet kaçtı. Ancak her zaman doğru düşündüğünü yaptı.

Şimdi bedeni ve ruhuyla bağlanıp hizmet ettiği camiasından koparılma noktasına getiriliyor. Hatta getirilmiyor, o hale bizzat sokuluyor. Tıpkı yıllar evvel benim başıma geldiği gibi!

Volkan Demirel, Fenerbahçe Kulübü’nde futbolu bırakmaya karar verdiği güne kadar oynama hakkına sahiptir. F.Bahçe Kulübü’de son jübile maçını Rıdvan Dilmen’e yapılmıştır. Ondan sonra kimseye bugünkü bu zihniyet izin vermemiştir. Ne bana ne benden öncekilere ne de benden sonrakilere. Fakat bugün jübileyi hak eden tek isim Volkan Demirel’dir.

HiÇ SAHiP ÇIKMADINIZ

Başarı daim değildir, başarısızlık da. Bu sene takımın başarısızlığından sorumlu tutulacak en son adam Volkan Demirel’dir. Gerek performansıyla gerekse da adamlığıyla...

Ve eğer maçta adalesinden sakatlanmışsa, bunun da tek nedeni yazılanların ve söylenenlerin vücuduna verdiği zarardır. Ki futbol hayatında kas sakatlığı çekmemiş bir Volkan Demirel’den bahsediyorum!

GÜNDEM ALİ KOÇ

F.Bahçe’nin Krasnodar ile 1-1 berabere kalıp UEFA Avrupa Ligi’nden elendiği karşılaşmanın son dakikalarında taraftarların, 

“Ali Koç başkan Fenerbahçe şampiyon” ve “Yönetim istifa” tezahüratları yapması, dünün de gündemindeydi. Sosyal medyada bu durum gün boyu çeşitli dedikodular ile gündeme gelirken Fenerbahçe yönetimi ise sessiz kalmayı tercih etti. Sarı lacivertli futbol severler, başkan Aziz Yıldırım’ın tepkisini merak ederken, Yıldırım’ın eşi Gonca Yıldırım’ın anneannesinin cenazesinde bir araya gelen yöneticiler konuyu gündemlerine almadılar.

PAPAZIN ÇAYIRI’NIN SON RUHU

Artık kulüplerde 10 yıllarca oynayan futbolcu olmayacak. O, son futbolcudur.“Fenerliyim” diyenden daha ‘Fenerli’, efsane olan, ahde vefayı hak eden ve sonuna kadar kapıların açık tutulması gereken birinden bahsediyorum. Papazın Çayırı’ndaki son ruhtan; yani Volkan Demirel’den bahsediyorum. Siz futbolu yönetenler! Yapmayın!, Bir gün olsun değerlerinize sahip çıktığınızı görelim.Bize de utanmak kalsın!

Yazının devamı...

Kaliteyi güç ortaya çıkarır

23 Şubat 2017

 Şutlar, karamboller derken futbol heyecanımız yerine gelmişken, bir hata ile gelen gol hem Kadıköy’deki hem de ekran başındaki Fenerbahçelileri şok etti. Kolay değil, yenilen golden sonra yemeden üç gol atmak için çok daha kararlı, çok daha agresif bir futbol oynayabilmen lazım. Bunları başarabilmek için de takımın güçlü olması gerekli. Fakat Fenerbahçe’deki en büyük eksik, gücün azlığıydı. Güçlü olursan koşarsın, geri gelirsin, ileri gidersin, mücadele edersin, ayakta kalırsın, önde basarsın ve rakibi boğarsın. Güçlü olmayınca bu saydıklarımızın çok azını yapabilirsin.

ANLAMLI KURTARIŞ

Her şeye rağmen 41’de gelen gol herkesi umutlandırdı. Ondan önce Volkan’ın kurtarışını da atlamamak gerekir. O kurtarış, gelen golden sonra çok daha anlam kazandı aslında. Umutla başlanılan ikinci yarıda Advocaat beklemediğimiz bir tarzda -ama olumlu- oyuncu değişiklikleri ile bir hamle yaptı. Lakin bu hamlenin dakikası 70’ti. Sahada diri olan iki isim vardı: Bir Alper, iki İsmail. Lens, Sow, Van Persie maalesef beklenenin altındaydılar. Hele Lens bu takım için çok önemli bir güç aslında fakat onda da yaşanan fiziksel düşüşü dün akşam gördük.

EĞER HIZLI OLMAZSAN

Fenerbahçe Kadıköy’de yakın zamanda çok önemli rakipleri yenmeyi başardı ama dün yine tekrar etmiş gibi olacağız ama kazanmak için gerekenleri, özellikle de ikinci devre ortaya koyamadı. Rakibin kapalı savunma anlayışını çözmek için üçlü sisteme de geçsen beşli forvet de oynasan şayet hareketli olmazsan topu hızlı çevirmezsen rakibin dengesini bozmazsan hele hele bir de fizik olarak eksik isen maalesef dün akşam olduğu gibi sahadan boynu bükük ayrılırsın.

Fenerbahçe’nin Avrupa defteri kapandı. Şimdiyse, yine Avrupa defterini açmak için lige dönmesi gerekiyor. Ama bu moralsizlik ile, bu oynanan kötü futbol ile ne kadar başarılı olurlar, bu da soru işareti.

Yazının devamı...