"Rüştü Reçber" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rüştü Reçber" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rüştü Reçber

Rüştü Reçber

İnanılmaz derbi Barcelona'nın

24 Nisan 2017

REAL Madrid için dün önemli olan Barça’ya yenilmemekti. Barça’nın ise tek şansı vardı, o da kazanmak... Ki böylece şampiyonluk yarışına tekrar ortak olabilecekti. Son yılların en zevkli, en çekişmeli, belki de en mükemmel El Clasico’larından birini izledik. Heyecanın, gerilimin, stresin ama en önemlisi futbolun tavan yaptığı bir maçtı. Neymar’dan yoksun olan Barcelona beklentileri karşılaması beklenen isimler Messi ve Suarez’di. Dün Suarez gol atamadı ama gollerdeki etkili pozisyon alışları ile öne çıktı. Fakat Messi hem başladı hem devamını getirdi hem de son dakikada maçın skorunu belirledi.

REAL YiNE DE AVANTAJLI

Real Madrid 10 kişi kalmışken bile beraberliği yakaladı fakat kalan 3-4 dakikada yorgunluğun vermiş olduğu etki ile gelen Barça’nın üçüncü golüne engel olamadı. Avantajı halen devam eden Real Madrid kalan haftalarda galip geldiği müddetçe şampiyon olacaktır. Barcelona ise alınan bu galibiyetle Juventus yenilgisinin acısını unutturup kalan haftalarda hem kazanacak hem de Real’in puan kaybını bekleyecek ki mutlu sona ulaşsın.

Zidane takımını çok iyi yönetti, hamleleri çok yerindeydi, tek önüne geçemediği ise takımının yorgunluğuydu. Luis Enrique kulübesi zayıf olsa bile sahadaki futbolcularının karakterli oyunuyla 3 puanı alarak El Clasico tarihine geçti.

GOLLER

Dk.12 Casemiro 1-0
Dk. 33 Messi 1-1

Yazının devamı...

TRİBÜN BOŞ ONU ANLADIM DA...

10 Nisan 2017

Karşılaşmanın başlamasına dakikalar kala şöyle bir etrafıma baktım ve boş tribünleri içim cızladı. Halen hedefi olan F.Bahçe’nin böylesine yalnız kalmasına üzüldüm. Bir zamanlar Dereağzı’nda, durumlar kötü de iyi de olsa maç günü stattan gelen tezahürat sesleriyle uyanırdım. Ama maalesef dün sadece müzik sesi vardı. ‘Acaba neden böyle’ diye kendi kendime sordum. Son yıllardaki futbola olan ilgisizlik mi yoksa F.Bahçe’nin başarısızlığı mı?

POZİSYONSUZ DEVRE

Maçın ilk yarısına baktığımız zaman Akhisar’ın 1 puan için geldiğini ama bir taraftan da F.Bahçe’yi yenebilme umudu taşıdığını olduğunu gördük. Fenerbahçe ne hızlı bir şekilde rakip kaleye gidebiliyor ne de organize bir atak geliştirebiliyordu. Bizi heyecanlandıracak tek pozisyon yoktu. Lopes’in kornerden gelen topa müdahalesiyle gelen F.Bahçe golü ilk yarıyı sarı lacivertlilerin önde kapatmasını sağladı. Volkan kendisine her top gelişinde oyunu hızlı başlatmak için arkadaşlarına pas veriyor ama her pası bir şekilde tekrar kendisine geliyor ise o zaman F.Bahçe’de yanlış giden çok şeyler var demektir!

Volkan sağa sola pas vermektense direkt meşin yuvarlağı uzun göndersin ki bari F.Bahçe topu ileri taşımış olsun. Şunu da belirtmek gerek: sorumluluk almayan futbolcular takımda ne kadar fazla olursa Volkan’ın çabaları da hep boşa çıkar!

ORTAKLAŞA HATA

İkinci yarının başlarında Kjaer-Volkan ortaklaşa hatasından gelen Akhisar sayısı bizleri “F.Bahçe acaba nasıl gol atacak?” sorusunu sormaya itti. Oluşan bir karambol sonrası Souza’dan gelen gol ve son dakikada Lens’in sayısı F.Bahçe’ye 3 puan kazandırdı. “Önemli olan 3 puan mı yoksa oynanan oyun mu?” diye soracak olursak Advocaat elbette “3 puan” der. Çünkü bir hedefi var: Şampiyonlar Ligi’ne katılabilmek. Ancak spor sever olarak 90 dakika boyunca tribünde hiç heyecanlanmamışsam o zaman maçın başlangıcında düşünüp düşünüp bulamadığım cevabı bulurum!

 

Yazının devamı...

Kazanan da kaybeden de mutlu

9 Nisan 2017

 Biri ikinci yarının puan lideri, diğeri oynadığı futbol ile ligin lideri. İki takım da rakiplere korku veren yönleri ile maç öncesi birbirlerinde tedirginlik yaratmıştı. Maç başladığında şunu gördük: Trabzonspor ister istemez Beşiktaş’ın oyundaki hakimiyetini kabul etmiş ve oyunu geride kurmuştu. Maça adeta golle başlayan Beşiktaş’ın oyunu kontrolü Atiba-Tosic hatasıyla oluşan pozisyonda Okay’ın golüyle son buldu. O dakikadan sonra Trabzonspor’da bir değişim oldu, sanki ‘Bari oynayarak kaybedeyim’ dediler. Ve hakikaten oynayarak kaybettiler. 2-1 geriden gelip 3-2 öne geçtiler ama karşılarında iç saha-dış saha bilmeyen ve hep aynı oyunu oynamaya çalışan, bununla da rakipleri ürküten Beşiktaş vardı. Sonrası: Onur’un hatasıyla gelen Talisca golü ve arkasından gelen son dakikadaki Atiba sayısı... Bu sezon dört büyükler arasında oynanan maçların en zevklisini izledik. Sonuçta gülen taraf Beşiktaş oldu.

SAVUNMADA ZAAFİYET

Beşiktaş’taki en büyük sorun şu: Deplasmanda dört gol atıyorsunuz ama üç gol yiyorsunuz! Bu yenen gollerdeki pozisyon hatalarının dikkatle incelenmesi ve önlem alınması gerekir. ‘En kuvvetli yanı orta alanı’ dediğimiz Beşiktaş özellikle son yarım saatte büyük zaaflar verdi.

Trabzon, öne de geçtiği bir maçta kaybetmenin üzüntüsünü yaşadı, ama bordo mavili taraftarların mutlu ayrıldığını gördük. Zaten Trabzon camiası yense de yenilse de sahada böyle bir takım görmek istiyordu. Dün bu noktaya gelindiği çin maç sonu alkış tufanı vardı. Büyük avantaj yakalayan Beşiktaş, Başakşehir’in G.Saray’la oynayacağı maçı bekleyecek. Bu maçı unutup Avrupa’ya kilitlenecek çünkü tüm Türkiye’nin beklediği bir Lyon maçı var. Beşiktaş’ın bu maçta dikkat etmesi gereken tek şey dünkü defansif zaafiyetleri tekrar etmemek olacak. Eğer bu yanlışlardan kurtulmazsa Lyon’daki ilk maçta hüsran yaşayabilir.

Yazının devamı...

YENİDEN DOĞUŞ

2 Nisan 2017

Biri Türkiye Kupası, diğeri ise Başakşehir yenilince tekrardan yeşeren Şampiyonlar Ligi. Sarı lacivertlilede en büyük soru; ligin bitimine10 hafta kala Fenerbahçe’de seneye olmayacağını açıklayan Advocaat’ın bu kararının takım üzerinde nasıl bir etki bırakacağı idi. Ya umursamadan ligin bitiminin gelmesi için sahaya çıkacaklardı ya da gelecek hocaya seneye bu takımda kalabileceklerini ispatlamak için karakter ortaya koyacaklardı. Bütün bunlara bir de Karabük’ün kendi evindeki performansını eklemek lazım. 4 büyüklerden 3’ünü yenen Karabükspor, iç saha performansı olarak ligin flaş takımlarından biri. Her ne kadar Tudor gitse de, yeni teknik adamları Barisic ile beraber aynı çizgide devam eden ve hatta daha cesur futbol oynayan bir görünüme sahip oldular.

İlk yarıda hakikaten tatsız tuzsuz bir maç izledik. Birkaç karambolün dışında birbirlerini zorlamayan, yenilmekten çekinen iki takım vardı sahada.

FABIANO FAKTÖRÜ

Fenerbahçe’de, özellikle ikinci yarıda buradan puan almaya inanan birkaç oyuncudan biri kaleci Fabiano idi. Ceyhun ve Serdar’ın kafa toplarında yaptığı kurtarışlar Fenerbahçe’yi oyunda tuttuğu gibi aynı zamanda arkadaşlarına da güç verdi. Ve Fabiano’nun kurtarışlarını Van Persie boşa çıkarmadı. Hollandalı, uzun bir aradan sonra attığı golle 3 puanın kazanılmasında başrol oynadı. Fenerbahçe kalan 8 haftada yukarıda belirtmiş olduğumuz iki hedefe de ulaşabilir. Burada iş yönetime, sorumluluk alan futbolculara ve ne yaptığını bilen bir Advocaat’a iş düşüyor.

Advocaat demişken, belki teknik olarak Volkan Şen’i 10 dakikada oyundan çıkarması kendine göre doğru olabilir ama bu şekilde çıkarmak, futbolcuyu kaybetmenin en kolay yoludur. Yani Advocaat da kendini biraz verirse, Fenerbahçe şampiyonluğun gittiği sezonda kalan hedeflerine ulaşılabilir.

Yazının devamı...

Biz dünya üçüncüsüyüz farkında mısınız?

25 Mart 2017

O dönemde İstanbul’a fark yememek için gelinirdi. Tıpkı dün akşamki Finlandiya gibi. Gerçi biz sahaya çok ofansif bir kadro ile çıkmamızın karşılığını rakibe korku vererek sağladık. Erken gelen 2 gol aslına bakarsak maçı da noktaladı. Sonrasında tek yapmamız gereken oyunu kontrol altında tutmak ve farkı artırmaktı.

ARDA SiSTEMDE KALDI

Oyunu kontrol ederken zaman zaman topu da rakibe bıraktık. Finlandiya’nın üzerimize gelmeye çalıştığı dakikalarda eğer hızlı çıkabilseydik, doğru çıkabilseydik belki de ilk yarıda farka giden bir netice alabilirdik. Ama olmadı, olmadığı gibi az daha da gol yiyorduk. Fakat bu golü direğin engellemesi bizim şansımızdı.

Finlandiya takımının İzlanda’ya nasıl 2 gol attığına ve Kosova’dan nasıl puan aldığına dün akşamki futboluna baktığımız zaman şaşırmamak elde değil.

Gerçi kadro olarak gruptaki belki de en zayıf takım ama bu bizim galibiyetimizi gölgelememeli. Dün göze batan tek oyuncumuz Cenk’ti, o da 2 gol attığı için...

Onun dışında disiplinli oynayan, kişisel değil takım halinde hareket eden bir görüntümüz vardı. Olması gereken de buydu.

Beklentilerimizi en yüksek tuttuğumuz oyuncumuz olan Arda da sistem içinde yapması verilen görevin dışına çıkmadı.

ÖNEMLi BiR AVANTAJ

Yazının devamı...

Tarih bu maçı not etti

17 Mart 2017

Fakat Şenol Güneş demiş ki: “Çıkın, ilk 30 dakikada bu işi bitirin.”

Gerçekten de sezon başından bu yana gördüğüm en iyi Beşiktaş sahadaydı. İlk yarım saatte bulduğu iki gol sahada oynadığı futbolun karşılığı idi. Önde basan, rakibi bunaltan, pas yapan, yerinde duramayan futbolcular topluluğu ile hem gözümüze hitap ettiler hem de ruhumuza.

İki golü orta alanda presle kazandıkları topla, kanatlardan getirdikleri ortalardan buldular. Talisca’nın ortasını Aboubakar, Quaresma’nın ortasını da Ryan Babel gole çevirdi.


Yazının devamı...

BiR NEFESTE BAŞLADI VE BiTTi

13 Mart 2017

Beşiktaş’ın hafta içinde Avrupa maçı oynamış olması temposuna olumsuz yansımış olabilir fakat Kayseri’nin özellikle ilk 30 dakikada ortaya koyduğu etkili futbol, “Kayseri maçı Olympiakos’tan zor olacak” diyen Şenol Güneş’i haklı çıkardı. Beşiktaş, top ayağında iken geniş alanda oynamayı seven ve kaleye hızlı gitmeye çalışan bir takım. İlk yarının son 15 dakikasında oyunun kontrolünü elen alan bir Beşiktaş vardı. Tempo olarak daha da yükseldiler fakat iyi kapanan Kayseri karşısında pozisyon bulamadılar. Tosic’li karambol ve Aboubakar’ın şutu dışında rakip kaleye yaklaşamadılar.

SON 30’DA DEĞiŞTiLER

İKiNCi yarıya Babel-Tolgay değişikliğiyle başlayan Beşiktaş, ilk yarının son 15 dakikasında sergilediği tempolu futbolu ikinci devrenin ilk 15’inde de sürdürdü ve aradığı golü buldu. Aboubakar’ın attığı gol tribünlere coşku getirdi. Fakat ne olduysa 60. dakikadan sonra oldu; Beşiktaş bir anda oyundan düştü. Quaresma ve Gökhan’ın yokluğu Beşiktaş’ın kanat oyunlarında yeterince etkili olamamasına yol açtı. Kayseri, geriye düştükten sonra direncinin kırılacağını düşünenleri yanılttı. Öyle bir mücadele ortaya koydular ki, hem Beck’in olduğu kanattan hem de Adriano’nun tarafından yaptıkları ortalar ve akıl dolu taç atışlarından buldukları iki golle Vodafone Arena’da şok etkisi yarattılar. 2-1 geriye düşen Beşiktaş’ın imdadına yine Oğuzhan’ın müthiş pasıyla Aboubakar yetişti.

Vodafone Arena’ya ilk kez teknik direktör olarak sahayı çıkan Sergen Yalçın, oluşturduğu takımla müthiş bir iz bıraktı.

 

Yazının devamı...

30’DAN SONRA UYANDI

11 Mart 2017

Tabii Fenerbahçe’de Kjaer’ın yokluğu, defans dengesini tamamen bozmuştu. Neustadter’in oradaki duruşu defans için yeterli olmadı. F.Bahçe girdiği şoktan, Omeruo’nun kendi kalesine attığı golle çıktı. Lens’in ortasında Topal’ın indirdiği topa Omeruo’nun istemeden dokunması, F.Bahçe’nin ayağa kalkmasına yol açtı.

OYUNDAN DÜŞTÜLER

FARKI 1’e indiren golden sonra ilk yarı bitene kadar hem topa sahip olan hem de pozisyon üstünlüğünü sağlayan bir F.Bahçe izledik. Özellikle Lens’in ortaya koyduğu performans, F.Bahçe’nin Fernandao ile ikinci golü bulmasındaki en büyük faktördü. Soyunma odasına giderken F.Bahçe geri dönüşü gerçekleştireceğinin sinyallerini verdi.

İkinci yarıda uzun zamandır alışık olmadığımız, topa sahip olan, oyunu kontrol eden ve bununla beraber rakibi kalesine yaklaştırmayan bir F.Bahçe sahadaydı. Alanyaspor ilk yarım saatteki yüksek tempolu futbolunun olumsuz etkilerini, ikinci yarıda oyundan düşerek gördük.

REAKSİYON MESELESİ

ZAMAN zaman cılız atakları olsa da Alanyaspor, F.Bahçe’yi zorlayıcı şekilde gelemedi. F.Bahçe 58’de gelen Aatıf’ın golüyle, 2017’de ligdeki ilk deplasman galibiyetini aldı ve geri dönüşü gerçekleştirerek 3 puanın sahibi oldu. Büyük takımlar, büyük olduklarını sahada verdikleri reaksiyonlarla gösterirler. Dün F.Bahçe de bunu yaptı.

Hakem Ali Palabıyık, çok tartışılacak bir penaltı pozisyonundaki kararı dışında bence çok iyi bir maç yönetti. Lens, belki bonservisiyle alınamayabilir ama şunu gördük ki, seneye F.Bahçe’nin olmazsa olmazlarından biri olacak. Dolayısıyla, F.Bahçe yönetimi mutlaka Lens’le ilgili adımları (belki de çoktan atmıştır) atmalı.

 

Yazının devamı...