"Rüştü Reçber" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rüştü Reçber" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rüştü Reçber

Rüştü Reçber

Bana yaptıklarını şimdi Volkan'a yapıyorlar

24 Şubat 2017

DÜN gibi hatırlıyorum, Kartalspor maçını... Zayıf uzun boylu bıçkın bir delikanlı. İzledim, izledik ve sağolsun Fenerbahçe’deki yöneticilerimiz de bizlerin ve Nurettin Yıldız hocamın görüşleri doğrultusunda onu aldılar. Kendisiyle uzun yıllar geçirdim. Deli dolu, gözü kara, ama bir o kadar da uysal ve pamuk gibi kalbe sahip...

Tribünlerden gelmiş; içine ve ruhuna F.Bahçelilik işlemiş biriydi Volkan Demirel. Hâlâ da öyle...

Yaklaşık 15 yıldır F.Bahçe’de olma ve oymama başarısı göstermiş; bir efsane olarak anılması gereken Kadıköy kalesindeki savaşçı Volkan Demirel...

30 YILDA ANCAK YETİŞİR

Üzülerek yazılanları, söylenenleri okudum ve dinledim. Asıl üzüldüğüm konu da bir yöneticinin de çıkıp yazılana, çizilene ve konuşulana tepki vermemesi oldu.

3 Temmuz’da sayın Ali Koç ve Aykut Kocaman ile beraber dik duran o değil miydi?

Fenerbahçelilere “Biz bize yeteriz” sözünü benimseten Volkan Demirel değil miydi? Şampiyonluklarınızda, başarılarınızda övdüğünüz bu kişi değil miydi?

Sevilla’da penaltıları kurtardığında yere göğe sığdıramadığınız adam bu Volkan değil miydi?

Peki şimdi ne oldu?

Sözüm, Fenerbahçe yöneticilerine!

Sözüm, F.Bahçe taraftarına!

Sözüm F.Bahçe camiasına!

Bir Volkan Demirel’i yetiştirmek 30 yılınızı alacak, bunun farkında değil misiniz?

HiÇ SAHiP ÇIKMADINIZ

Milli Takım’dan aforoz edildi, sesinizi çıkarmadınız?

Her türlü hakarete maruz kaldı, sesinizi çıkarmadınız!

“Bu bizim kaptanımız, evladımız” deyip, sahip çıkmadınız!

Fakat en ufak bir yanlışta herkes onun tepesine bindi. Savunanlar da çoğunluğun altında ezilip kaldı.

Bizler yaptığı yanlışları yüzüne söyledik.

Çoğu zaman taraftarlık duygusuyla hareket etti, saygı gösterdik. Aşırıya kaçmadı mı bazen, evet kaçtı. Ancak her zaman doğru düşündüğünü yaptı.

Şimdi bedeni ve ruhuyla bağlanıp hizmet ettiği camiasından koparılma noktasına getiriliyor. Hatta getirilmiyor, o hale bizzat sokuluyor. Tıpkı yıllar evvel benim başıma geldiği gibi!

Volkan Demirel, Fenerbahçe Kulübü’nde futbolu bırakmaya karar verdiği güne kadar oynama hakkına sahiptir. F.Bahçe Kulübü’de son jübile maçını Rıdvan Dilmen’e yapılmıştır. Ondan sonra kimseye bugünkü bu zihniyet izin vermemiştir. Ne bana ne benden öncekilere ne de benden sonrakilere. Fakat bugün jübileyi hak eden tek isim Volkan Demirel’dir.

HiÇ SAHiP ÇIKMADINIZ

Başarı daim değildir, başarısızlık da. Bu sene takımın başarısızlığından sorumlu tutulacak en son adam Volkan Demirel’dir. Gerek performansıyla gerekse da adamlığıyla...

Ve eğer maçta adalesinden sakatlanmışsa, bunun da tek nedeni yazılanların ve söylenenlerin vücuduna verdiği zarardır. Ki futbol hayatında kas sakatlığı çekmemiş bir Volkan Demirel’den bahsediyorum!

GÜNDEM ALİ KOÇ

F.Bahçe’nin Krasnodar ile 1-1 berabere kalıp UEFA Avrupa Ligi’nden elendiği karşılaşmanın son dakikalarında taraftarların, 

“Ali Koç başkan Fenerbahçe şampiyon” ve “Yönetim istifa” tezahüratları yapması, dünün de gündemindeydi. Sosyal medyada bu durum gün boyu çeşitli dedikodular ile gündeme gelirken Fenerbahçe yönetimi ise sessiz kalmayı tercih etti. Sarı lacivertli futbol severler, başkan Aziz Yıldırım’ın tepkisini merak ederken, Yıldırım’ın eşi Gonca Yıldırım’ın anneannesinin cenazesinde bir araya gelen yöneticiler konuyu gündemlerine almadılar.

PAPAZIN ÇAYIRI’NIN SON RUHU

Artık kulüplerde 10 yıllarca oynayan futbolcu olmayacak. O, son futbolcudur.“Fenerliyim” diyenden daha ‘Fenerli’, efsane olan, ahde vefayı hak eden ve sonuna kadar kapıların açık tutulması gereken birinden bahsediyorum. Papazın Çayırı’ndaki son ruhtan; yani Volkan Demirel’den bahsediyorum. Siz futbolu yönetenler! Yapmayın!, Bir gün olsun değerlerinize sahip çıktığınızı görelim.Bize de utanmak kalsın!

Yazının devamı...

Kaliteyi güç ortaya çıkarır

23 Şubat 2017

 Şutlar, karamboller derken futbol heyecanımız yerine gelmişken, bir hata ile gelen gol hem Kadıköy’deki hem de ekran başındaki Fenerbahçelileri şok etti. Kolay değil, yenilen golden sonra yemeden üç gol atmak için çok daha kararlı, çok daha agresif bir futbol oynayabilmen lazım. Bunları başarabilmek için de takımın güçlü olması gerekli. Fakat Fenerbahçe’deki en büyük eksik, gücün azlığıydı. Güçlü olursan koşarsın, geri gelirsin, ileri gidersin, mücadele edersin, ayakta kalırsın, önde basarsın ve rakibi boğarsın. Güçlü olmayınca bu saydıklarımızın çok azını yapabilirsin.

ANLAMLI KURTARIŞ

Her şeye rağmen 41’de gelen gol herkesi umutlandırdı. Ondan önce Volkan’ın kurtarışını da atlamamak gerekir. O kurtarış, gelen golden sonra çok daha anlam kazandı aslında. Umutla başlanılan ikinci yarıda Advocaat beklemediğimiz bir tarzda -ama olumlu- oyuncu değişiklikleri ile bir hamle yaptı. Lakin bu hamlenin dakikası 70’ti. Sahada diri olan iki isim vardı: Bir Alper, iki İsmail. Lens, Sow, Van Persie maalesef beklenenin altındaydılar. Hele Lens bu takım için çok önemli bir güç aslında fakat onda da yaşanan fiziksel düşüşü dün akşam gördük.

EĞER HIZLI OLMAZSAN

Fenerbahçe Kadıköy’de yakın zamanda çok önemli rakipleri yenmeyi başardı ama dün yine tekrar etmiş gibi olacağız ama kazanmak için gerekenleri, özellikle de ikinci devre ortaya koyamadı. Rakibin kapalı savunma anlayışını çözmek için üçlü sisteme de geçsen beşli forvet de oynasan şayet hareketli olmazsan topu hızlı çevirmezsen rakibin dengesini bozmazsan hele hele bir de fizik olarak eksik isen maalesef dün akşam olduğu gibi sahadan boynu bükük ayrılırsın.

Fenerbahçe’nin Avrupa defteri kapandı. Şimdiyse, yine Avrupa defterini açmak için lige dönmesi gerekiyor. Ama bu moralsizlik ile, bu oynanan kötü futbol ile ne kadar başarılı olurlar, bu da soru işareti.

Yazının devamı...

NEDEN BÖYLE OLDU?

20 Şubat 2017

Advocaat’ın teknik adamlık kariyerine ben dahil hiç kimse laf edemez ama Fenerbahçe’de geldiğinden bu yana yaptıklarını masaya yatırdığımda kendisi ile ilgili birkaç tespitimi paylaşmak bence en doğrusu. Haklı olduğu noktalar var: Sezon başı bu takımı kendisi kurmadı, devre arasında belki istediği transferler yapılmadı ama Fenerbahçe yönetimi ve camiası gerçekleşmeyen bazı şeylere rağmen Advocaat’tan da bir takım iyi şeyler görmeyi bekledi.

Advocaat lig başlar başlamaz Salih’i, “Benim kapasiteme uygun değil” diyerek sildi. İlerleyen haftalarda Van der Wiel, Emenike, Aatif ve Stoch’u da (Ki Stoch sezona, Avrupa maçları dahil, iyi başlangıç yapmıştı) düşünmediğini bildirdi. Sonra bakıyoruz bu oyunculara bel bağladı. Advocaat diyor ki, “Türk futbolcusu çok duygusal...” Duygusallığın olmadığı hiçbir işte de başarı olmaz sayın Advocaat!

Bu bel bağladığın oyuncularla bir duygusal bağın olsaydı inan ki sahadaki performansları çok daha farklı olurdu. Tamam, profesyonellikte ayrışmalar olacaktır ama bunu yaparken futbolcuları taraftarın önüne atmayacaksın. Korkak futbol anlayışı da cabası.

FiZiK SORUNU VAR

F.bahçe, Kasımpaşa maçında tüm bunlarla boğuşurken fizik sorununun bir kez daha gün ışığına çıktığını gördük. Avrupa maçı sonrası dinlenmek için yeterli zamanı olmasına karşın F.Bahçe’nin dayanıklılık ve kondisyon yönünden çok geride olduğunu bir kez daha izledik. Belki hedeften kopulmuş olabilir ama F.Bahçe takımındaki futbolculara da giydikleri formanın ne kadar önemli olduğunu birinin hatırlatması gerekiyor!

 

Yazının devamı...

ADVOCAAT’I ANLAYABiLMEK BAŞARI!

17 Şubat 2017

Dün Fenerbahçe ne avantaj sağlayabilecek skoru elde edebildi ne de ikinci maç için bana umut verdi. 90 dakika boyunca oturduğum koltukta iki kere heyecanlandım. Bu heyecanlandığım dakikaların biri 63 diğeri 89’du. Bu da Fenerbahçe’nin oyun kalitesinin ne kadar düşük olduğunu ortaya koyuyor.

VOLKAN’A BORÇLU

Rakibi küçümsemek adına konuşmuyorum, sonuçta buraya kadar hak ederek gelmişler. Ancak futbol anlayışları çok basitti: Topun arkasına 11 kişiyle geçmek, rakibi orta alanda karşılamak, kazanılan toplarla kanatları kullanarak pozisyona girmek.. Dün Fenerbahçe’ye karşı attıkları gol, Volkan’ın kurtardıkları ve değerlendiremedikleri diğer pozisyonlar dahil tüm girişimleri bu şekildeydi. Advocaat ise tüm bunları kenardan izledi. Maç 1-0 bittiyse ve F.Bahçe tur şansını halen devam ettiriyorsa Advocaat bunu Volkan’a borçlu! Kaptan, her iki yarıda birer önemli kurtarış yapıp skoru bu şekilde tutmayı başardı.

Dick Advocaat’ın ligde oynattığı sistemi ve oyuncu tercihlerini zaman zaman hep eleştirdim, bununla beraber ligdeki defansif futbol anlayışının Avrupa’da daha çok iş yapacağı tezini savundum. Önceki Avrupa maçlarında da son derece basit ve akıllıca taktiklerini hep birlikte gördük.

Dün 2 aydır oynatmadığı futbolcuyu sahaya sürmesi, Fernandao’yu yedek oturtması, Van Persie’yi kadroya almaması, çok eleştirdiğimiz ancak bu maçta oynatılması gereken Ozan-Josef-Topal üçlüsünün bozulması ve Advocaat’ın oyunu kenardan iyi izleyememesi beni en çok hayal kırıklığına uğratan noktalardı. Sanki bu skora razıymış gibi bir görüntü çizmesi, yaptığı değişikliklerde bile bir üretkenlik içerisinde olamaması bende, Hollandalı’nın kafasında F.Bahçe’nin bittiği izlenimi uyandırdı.

HÂLÂ UMUT VAR

F.bahçe yenilse de Kadıköy’de bu rakibe gol yemeden iki gol atabilecek seviyede olduğunu biliyordur ama bunun için önce Advocaat’ın sonra da futbolcuların iyi hazırlanması gerekir. Yani şartları hazırlayabilirse tur F.Bahçe’nin olacaktır.

Content Video - Krasnodar 1-0 Fenerbahçe
Spor Videoları için tıklayınız
Yazının devamı...

Kartal’ın aklı kupada kalmış...

11 Şubat 2017

 Dün hem bozulan moralini kazanmak için hem de bir ‘geri dönüş’ gerçekleştirmek için Kardemir Karabükspor karşısında sahaya çıktılar.

- Fakat Beşiktaş oyunun kontrolünü maç boyunca elinde bulundursa da, etkili futbolcularının performansının düşük olması ve saha içerisinde farklı türde oyunları sergileyememelerinden dolayı mağlup oldular.

KANATLARA KALDI...

- Bireysel olarak Oğuzhan’ın, Talisca’nın, Ryan Babel’in ve Cenk Tosun’un performansları yetersizdi. Beşiktaş takımı sadece kanatları kullanmak zorunda bırakıldı. Gökhan Gönül-Quaresma ikilisi, Karabük’ü zorlayan tek etkendi. Oyun olarak yapılması gerekenler yapılmayınca, pozisyon üretme bakımından da Beşiktaş kötü bir sınav verdi.

- Fakat belirtmem gereken bir şey var; o da Karabükspor Teknik Direktörü Igor Tudor’a dair... Muazzam bir savunma anlayışını sahaya yansıttı, Beşiktaş’ın da zaaflarını çözen ve bunu sahada uygulayan bir anlayışı bulması takdire şayandı.

- Beşiktaş’ın önde baskı yaparak değil de, savunma yaparak yenilebileceğini de dün bize gösterdi Tudor... Tabii herkes, “Fenerbahçe maçında da, Fenerbahçe savunma yapıp kazandı” diyebilir. Ama kupadaki derbi maçı farklı. Bu bir Anadolu takımının başarısıdır.

PENALTIYI VERSEYDİ

- Maçta Beşiktaş’ın lehine olabilecek kırılma anı Cenk’in vuruşunda Dany’nin elinden dönen toptu. Eğer hakem penaltı kararı verseydi, Beşiktaş’ın maçtaki durumu da çok farklı olacaktı. Hakemlerimiz sezon boyunca birçok maçta bariz hatalar yaptılar ve yapmaya da devam ediyorlar. Ve inanın ki, ligde bu şekilde devam ederlerse Türk futbolunun en büyük sorunuyla karşı karşıyayız.

- Karabük takımı, iç sahada ligde en iyi puan toplayan ikinci takım. 27 puanın 23’ünü, dünkü maç itibariyle iç sahada aldılar. Bu demektir ki, iç sahada çok tehlikeli bir takımlar...

- Acaba Beşiktaş, Karabük deplasmanına gelirken bunun farkında mıydı? Dünkü gördüğüm Beşiktaş’ın hem futbol hem de mental olarak kafası kupadaki derbideydi.

Yazının devamı...

Şifreyi iyi uygulayan taraf kazandı

6 Şubat 2017

Vodafeno Arena’da müthiş bir atmosfer vardı. Beşiktaş taraftarı takımının 12. futbolcusu gibiydi. Bir taraftar grubu, 10 kişi kalmış takımına ancak bu kadar olumlu etki yapabilirdi. Dün Beşiktaş’ta maç boyunca en iyi görevini yapan kesinlikle, taraftardı.

Fenerbahçe alışılagelmiş oyun düzenini, yani rakibi sahasında bir bütün olarak karşılamayı dün iyi bir şekilde uyguladı. Bununla beraber eğer Beşiktaş Tosiç atılana kadar yakalamış olduğu fırsatlardan birini değerlendirmiş olsa (Özellikle Talisca’nın kafası) her şey kendileri açısından farklı olacaktı. Dakikalar 41’i gösterdiğinde Tosiç mi kırmızı kart gördü yoksa Van Persie mi attırdı bilemeyiz ancak profesyonellik burada kendini gösterdi, o kesin. Van Persie gibi kurt bir futbolcu, Tosiç gibi hırslı bir futbolcuyu tuzağına düşürüp oyundan attırdı. Burada profesyonellik gereği Van Persie’ye birşey demek doğru değil ama Tosiç’in yapmış olduğu tam bir acemilikti. İşin ilginç yanı Fenerbahçe kaleye gidemezken, oyun üstünlüğü Beşiktaş’tayken, siyah beyazlı futbolcular sinirli ve gergindi. Oysa Fenerbahçe’de her şey tam tersiydi. Gayet sakindiler, agresiflikleri sadece topaydı. Soğukkanlı oluşları bu derbide kilit noktaydı.

Beşiktaş ise özellikle Aboubakar’ı çok aradı. Cenk, takımı 10 kişi kaldıktan sonra ileri uçta etki gösteremedi. Şenol Güneş hamle yapabilecek bir ismi kulübede bulamadığı için tek taraflı bir oyun planıyla maçı bitirdi.

Böyle eleme usulü maçlarda oyun planı her daim öncelikle gol yememe üzerine kurulur. Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin oyun kurgusunu değiştirecek tek şey gelecek bir goldü. O gol de, hakemin avantaj kuralını uyguladığı bir pozisyonun ardından geldi. Bu gol, ikinci yarıda oyundan düşen Beşiktaş için maçın sonlandığı an oldu. İyice oyundan düşen Beşiktaş  kontrolü de Fenerbahçe’ye bıraktı.

Hakemin çok konuşulacağı bir derbi olacak. Bununla beraber, futbolcular bir derbide nasıl davranmalı, bunu iyi göstererek kazanan takım dün Fenerbahçe’ydi.

Yazının devamı...

SOYUNMA ODASI

30 Ocak 2017

Kayserispor’un ilk 11’inde altı yeni transfer vardı. Fakat Sergen hoca sanki uzun zamandır bir arada oynayan bir takım kurmuş...  Ama can derdindeler...

Rakibe elbette ki saygı duyacaksın... Ama bu saygı korkuya dönüşürse sahada sorun yaşarsın. Bu korku futbolcuların bireysel korkusu değildir. Bu korku, düşünce korkaklığıdır. Sen Fenerbahçe isen cesaretinle ve etkinliğinle ön planda olmak zorundasın.

Lens, Alper veya başka biri bir şey yapsın maçı kazanalım’ diye düşünürsen olmaz.  Böyle bir sistem yok.

Soyunma odasındaki düşüncedir sana gereken cesareti ve o güveni aşılayan.

FİNALLERİN ADAMI

Fenerbahçe bu maçı kazansaydı yarışın içinde kalacaktı. Belki de rakiplerin alacağı sonuçlarla yine yarışta kalacak, fakat bu düşünce bir noktadan sonra Fenerbahçe’yi şampiyonluktan uzaklaştıracaktır.

Maçta yediği gollerden sonra tepki vermeye çalışan bir Fenerbahçe takımı vardı sahada. O da rakibin skoru koruma adına düştüğü ürkeklikten kaynaklanıyor olabilir.

Haftalardır Fenerbahçe’nin oyunu tıpkı taraftarı gibi beni de tatmin etmiyor ve etmedi de...

Sergen Yalçın bu kısacık sürede aslında çok bahanesi olmasına rağmen takım üzerinde önemli gelişmeler sağladığını dün bize gösterdi. Bulundukları konum belki her maça final niteliği katıyor olabilir, fakat finallerin ismi Sergen Yalçın takımından bu baskıyı alacaktır.

Kayserispor’u tebrik ediyorum. Üç puan için değil,  cesur oyun anlayışı, ortaya koydukları karakter ve etkili futbollarından dolayı...

Bir paragraf da Kayserisporlu Varela’ya açmak istiyorum. Gerçekten muhteşem oynadı.

Tebrikler...

Yazının devamı...

Osmanlı, atamadığı ikinci golün faturasını ağır ödedi

23 Ocak 2017

HAKEMİN ŞANSSIZLIĞI

Dün Antalyaspor da saha içerisindeki oyun anlayışını buna göre kurmuştu. Kırmızı beyazlı ekip 2-1 kazandı ama yenilmiş olsaydı bile oynayabileceği en iyi formatla oynadığını yine de belirtmemiz gerekirdi. Orta alan ve defansı kalabalık tutup Osmanlıspor’a fazla gol şansı vermedikleri gibi ellerinden geldiğince hücumda pozisyonlar bulmaya çalıştılar, bunda başarılı da oldular. Oyunun kontrolü Osmanlı’da olsa bile ilk yarıda 35-40 arasında iki kez gole çok yaklaştılar. İki tehlikeli kafa vuruşunun birini Karcemarskas kurtardı diğerini Mbilla auta attı.

Osmanlıspor’un devre biterken attığı gol hakem Özgür Yankaya için şanssızlıktı. Umar’a yapılan faul, sonrasında Umar’ın yaptığı faulde Yankaya oyunun durmaması ve topun oyunda kalması için ‘devam’ dedi. Fakat arkasından hemen gelen gol Özgür hocayı zor durumda bıraktı.

RIZA ÇALIMBAY FAKTÖRÜ

İkinci yarı yine oyunun hakimi Osmanlı gözükse de ikinci golü bulamayışlarının faturasını ağır ödediler. Rıza Çalımbay’ın yapmış olduğu değişiklikler takımına olumlu katkı sağladığı gibi dengelerin de değişmesine neden oldu. Son dakikada gelen beraberlik maçın 1-1 biteceğini hissettirse de oyunun durduğu anda hızlı başlatılan atak sonunda Eto’o skoru belirledi.

Osmanlı için acı bir mağlubiyet oldu. Hep etkili oynamaya çalıştılar ama futbolun gerçekleri içerisinde bu tür yenilgiler de var.

Yazının devamı...