"Serhat Tezcan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Serhat Tezcan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Serhat Tezcan

Ar-Ge ile dünyaya açıldı

2 Aralık 2018

Feka Otomotiv Ar-Ge Müdürü İrfan Kamaş ve müdür yardımcısı Erol Kocabıyık

Bursa OSB’de faaliyet gösteren Feka Otomotiv, geri, sis, refleks reflektör, plaka lambası, iç tavan lambası üretimleri gerçekleştiriyor. Teknolojilerini geliştirmek, üretim modellerini ileri taşımak hedefiyle Ar-Ge merkezini kuran işletme, önce öz kaynakları ile faaliyetini sürdürdü ardından TÜBİTAK destekli Teknolojik ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı’nın proje desteklerinden yararlandı. Bu süreçte aldıkları destekleri teknolojilerini geliştirmek ya da yurt içinde olmayan teknolojileri yurt içinde geliştirmeye yönelik çalışmalar olarak değerlendirdiklerini söyleyen Feka Otomotiv Ar-Ge Müdürü İrfan Kamaş, bölümde çalışan kişiler, yapılacak yatırımlar, ekipmanlar, test laboratuvarı için gerekliliklere yönelik desteklerin de bu program içinden karşılandığını kaydetti.

72 KİŞİ ÇALIŞIYOR

Ar-Ge merkezinin 2012’de 57 kişi ile kurulduğunu ve şu an 72 kişiye ulaştığını belirten Kamaş, “Ağırlıklı olarak mühendis kökenli araştırmacı arkadaşlarımız var. İlk sene bir yüksek lisans öğrencimiz vardı. Şimdi 6 yüksek lisans öğrencimiz, 5 yüksek lisanslı çalışanımız, 1 doktora öğrencimiz var. Çalışanlarımız ağırlıklı olarak makine ve endüstri mühendislerinden oluşuyor. Ar-Ge merkezinde öncelikli olarak geliştirme projeleri yapıyoruz. Müşteri projelerinin yönetiminin idaresini gerçekleştiriyoruz. Müşteriden gelen stil dataya göre üç boyutlu tasarımlar, iki boyutlu çizimler yapıyoruz. Fizik mühendisleri ile aydınlatma ürünlerinin optik tasarımlarını hayata geçiriyoruz. Elektronik mühendisleri ile elektronik dizaynları gerçekleştiriyoruz” dedi.

AR-GE ÇALIŞANI

Bünyelerinde çalışanların araştırmaya yatkın olmasına dikkat ettiklerini ifade eden Kamaş, “Gelen arkadaşımızın, yeniliklere ne kadar açık olduğunu, meraklı olup olmadığına bakıyoruz. Ar-Ge’de çalışanın, kalıpların dışına çıkıp, zaman zaman daha yaratıcı olması lazım. Dolayısıyla orada gördüğü veya duyduğunu algılama yeteneğine bakmamız lazım. Özellikle otomotivde tüm literatürler yabancı dilde olduğu için yabancı dilinin iyi seviyede olması lazım. Birinci olarak İngilizce’yi seçiyoruz. Bunun yanında Almanca olduğu zaman bizim için artılardan birisi oluyor” diye konuştu.

ÖDÜL PRİM SİSTEMİ

Belirli periyotlarda beyin fırtınası yaptıklarını da dile getiren Kamaş, diğer bölümlerdeki çalışanların da fikirlerini değerlendirdiklerini açıkladı. Bunlar arasından güzel fikirler çıktığını söyleyen Kamaş, “Firmamızda yıllardır devam eden öneri ve Kaizen Sistemi var. Herkesten fikir gelebiliyor. O arkadaşlardan alınan fikirler değerlendiriliyor. Uygulamaya değer görüldüğünde hayata geçiriliyor ve karşılığında puan kazanıyorlar. Belirli aralıklarla puan karşılığında maddi hediyelerini alıyorlar. Ödül prim sistemi var” dedi.

Yazının devamı...

Ar-Ge teşviklerinin amacı, yerli ve milli üretim

24 Kasım 2018

Türkiye’nin ekonomide hedeflerini yakalayabilmesi için bir dizi çalışma yapılıyor. Bunlar arasında yer alan önemli alanlardan birisi Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nin kurulması… Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesindeki Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürlüğü verilerine göre ülkemizde faaliyette bulunan Ar-Ge Merkezi sayısı bin 26. Burada çalışan toplam personel sayısı ise 54 bin 471. Bunların yüzde 56’lık kısmını oluşturan 29 bin 363 personel lisans düzeyinde yer alırken, yüzde 20’lik kısmı olan 9 bin 320’sini yüksek lisans, yüzde 2’lik kısmını oluşturan 927’si ise doktora ve üstü seviyeye sahip.

32 BİN PROJE

Yine Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürlüğü verilerine göre burada tamamlanan ve devam eden 32 bin 992 proje ve 9 bin 522 patent sayısı bulunuyor. Ar-Ge Merkezi olan yabancı ve yabancı ortaklı firma sayısı ise 141 olarak dikkat çekiyor.

OTOMOTİV İLK SIRADA

Ülkemizde Ar-Ge merkezlerinin sektörel dağılımına baktığımızda ise 145 ile makine ve teçhizat imalatı ilk sırada yer alıyor. Bu sektörü 102 ile otomotiv yan sanayi, 96 yazılım, 75 bilgisayar ve iletişim teknolojileri, 67 tekstil sektörü takip ediyor.

BURSA ÜÇÜNCÜ

Ar-Ge Merkezleri’nin il bazında sıralamasına baktığımızda İstanbul ilk sırada yer alıyor. 371 Ar-Ge Merkezi’ne sahip İstanbul’u, 110 merkez ile Kocaeli, 103 merkez ile Bursa, 93 merkez ile Ankara, 74 merkez ile İzmir izliyor.

Yazının devamı...

Bir dönüşümün öyküsü: Utangaç pazarcıdan, organik çiftlik sahibine

22 Eylül 2018

Karacabey ilçesine bağlı Kıranlar Köyü’nde doğdu. Babası nakliyeciydi. Ekonomik zorluklarla büyüdü. Bu nedenle eğitimini lisenin ardından sürdüremedi. Dönem dönem de çalıştı ancak onlar da harçlığını çıkarabilecek küçük çapta işlerdi.
Vatani görevini yerine getirdikten sonra Karacabey’e döndü. Çalışmaya başladı. İlk iş deneyimi pazarda oldu. Bir yakını onu teşvik etmek amacıyla tarlada kalan kapya biberlerini bedelsiz verdi. Topladığı ürünleri sırtında taşıyarak, pazara götürdü. Pazara gelenlere ürünlerini satmak ve gelenlerin ilgisini çekmek için diğer tezgahtakiler bağırıyorlardı. Şaban ise utanıyordu. ‘Biber, biber’ diyordu fakat sesini ancak kendisi işitebiliyordu. Ürünleri sattı ancak onun için zor bir gün olmuştu. İlk birkaç hafta bu şekilde gitti. 3’üncü haftadan itibaren yanındaki çığırtkanlar kadar olmasa da onun da sesi çıkıyor, pazarı gezenlerin dikkatini çekiyordu. İlerleyen zamanda para kazanmaya başladı. Kazanç elde etmenin tadını gördü. Ticaretin tohumları bu zamanda atıldı.

PEREKANDECİLİKTEN TOPTANCILIĞA

Evlendi. Eşinin bileziklerinin bozdurarak, yaklaşık 50 çuval pirinç aldı. Bununla ticari yaşamını genişletti. Yaklaşık 6 ay sonra eski de olsa bir araba satın aldı. Farklı yerlerde satışlar yaparak, işini büyüttü. Perakendecilikten toptancılığa adım attı. Bursa, Yalova, Bandırma, Susurluk’a ürün veriyordu. Ancak yaşanan ekonomik krizlerde ödemelerini alamıyordu. Tahsilat yapamaz konuma gelmişti. Eksiye dönmeye başladı. Küçük bir yer alıp, üretime karar verdi. Tanıdıklarından birisi küçük bir bahçenin bulunduğu Adaburnu’na götürdü. İlk başta burayı alarak, kendisi ve çocuklarına yönelik üretim yapabileceği bir yatırım olarak düşündü. Öncelikle kendi tüketimini karşılayacaktı.

TARIM YAPAMAMIŞLARDI

Zamanla tarlanın etrafındakiler de yerlerini satmak istedi. Satmak istemelerinin nedeni ise dedelerinin kazmanın ucuyla açtığı bu topraklarda tarım yapamıyor olmalarıydı. Sulama için kaynak sıkıntısı da vardı. Uygun gelen fiyatı ödeyerek, satın aldı. Atıl olan yerleri alarak, alanı 150 dönüme kadar genişletti.

Yazının devamı...

ORGANİK ÜRETİMLE DÜNYAYI HEDEFLİYOR

3 Eylül 2018

Yaz aylarını değerlendirmesi için babası, ağabeyi ile birlikte onu çalışması için esnaf olan eniştesinin dükkanına gönderiyordu. Hem çalışma hayatını görmesi, hem de insanlarla diyalogunu geliştirmesi açısından bu etkili oldu. İlk dönemlerde biraz zorlanmıştı. İlerleyen yılların yaz tatillerinde bu işi severek yaptı. Eniştesi iyi bir esnaftı. Bir eğitimci gibi yaklaşarak, onlara esnaflığı öğretti.
Babası devlet memuruydu. Ondan esinlenerek, üniversite sınavına hazırlandığı dönemlerde o da iyi bir bürokrat olmayı hedefliyordu. Girdiği sınavda Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü kazandı.

AĞABEY KARDEŞ ÇALIŞTI

Ağabeyi Tanju, tekstil mühendisliğinden 1986’da mezun olmuştu. Ardından da bir boyahanede şef olarak işe başladı. Çevresi onun ticarete atılabilecek kapasitesinin bulunduğunu her fırsatta dile getiriyordu. Bu sözlerden güç alarak, kendi işini kurdu. O dönemde kardeşini de yanına yardımcı olarak aldı. Kamu yönetimi ikinci sınıf öğrencisi olan ve ilerde önemli bir bürokrat olmayı hayal eden Taner’in hayatı böylece farklı bir noktaya yöneldi. Ağabey, kardeş tekstil üzerine bir şirket kurdu. Fason olarak dışarıda kumaş ürettirip, Altıparmak’taki iki katlı 160 metrekarelik dükkanda ürünleri satıyorlardı.

KRİZDE YOLLAR AYRILDI

Yaklaşık 2 yıl işler normal seyrinde gitti. Ancak 90’da ciddi bir mali kriz yaşadılar. İş sıkıntıya girdi. Böyle olunca Taner, işten ayrılma kararı aldı. Tekstil sektörüne girdiği için bu sektörde devam etmeyi uygun gördü. İşini profesyonel çalışma hayatında sürdürdü. Başka bir firmada üretim ve pazarlama yaptı.

FİNANSAL BÜYÜKLÜK SAĞLADI

Yazının devamı...

Önce Türkiye’de sonra Avrupa’da lider olacak

29 Ağustos 2018

Girişimcilik ışığını Erdoğan Bilenser’den aldı. Lisede okurken, yazları onun yanında çalışıyordu. İş dünyasına çok özendi. Sayesinde çok fazla kişi ile tanıştı. Bilenser çok aktifti. Sivil toplum kuruluşlarına üyeydi. Duvarında devlet büyükleri ile fotoğrafları vardı. Bu ona ulaşılmaz geliyordu. ‘Acaba ben de ilerde bunları yapabilecek miyim?’ diye düşünüyordu. Üniversite boyunca, stajı olmadığı dönemlerde de yanında çalıştı.

HEDEFİ BELLİYDİ

Marmara Üniversitesi Metalurji Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra proses mühendisliği konusunda eğitim aldı. Yüksek lisans ve askerlik sonrası Bursa’ya döndü. Tofaş’a iş başvurusunda bulundu. Fabrika Üretim Direktörü Osman Soyoğul, ‘Hedefin ne?’ diye sordu. ’35 yaşına kadar burada çalışıp, sonra kendi işimi kurmak istiyorum’ diye cevap verdi. 24 yaşındaydı. Böyle bir hedef müdüre ilginç gelmişti. İşe alındı.

DEĞİŞİMİN PARÇASI OLDU

1994’te Tofaş’ta işe başladı. İşe girdiğinde kuş serisi üretiliyordu. O dönemlerde üretilen modeller konusunda dönüşüm başlamıştı. O süreç içinde Tempra hattı kuruldu. Zamanla Palio, Albea, Doblo, Fiorino ihracat serisi oluşturuldu. 60 bin araç yapan firma, 450 bin araç üreten yapıya ulaşmıştı. Bu değişim serüveninin parçası oldu.

1 YIL RÖTARLI AYRILDI

Birçok görevde çalıtı. Çalıştığı iş artık tekrara girmeye başlamıştı. O güne kadar 8 yeni araç modeline ait üretim tesisi devreye almıştı. Tam da 35 yaşında ayrılma kararı aldı ve bunu fabrika yönetimine bildirdi. Ancak yürütmekte olduğu Fiorino Projesi’nin önemli bir bölümünde oldukları ve projenin İtalya ayağının da olması nedeniyle ‘Bir yıl daha kal’ teklifini geri çeviremedi. Gerek Tofaş’ın iş yaşamındaki önemi sebebiyle, gerekse başından beri yönettiği projeyi tamamlamak adına bu teklifi kabul etti. Tofaş onun için ciddi bir okul olmuştu.

Yazının devamı...

Hedefi yöresini kalkındırmak

20 Ağustos 2018


İznik Elbeyli’ye bağlı Candarlı Mahallesi’nde doğdu. Burada yetişti. Lisenin ardından çalışma hayatına atıldı. O zamanın şartlarında Orman İşletmeleri bünyesinde memur kadrosu açılmıştı. 5 yıl burada çalıştı.
İnsanlarla diyalog kurmaktan mutlu oluyordu. Köyünde faydalı işler yapmak adına muhtar olmaya karar verdi. Genç yaşına rağmen istediği çalışmaları hayata geçirdi.
Çocukları büyüdüğü için köydeki yaşamını ilçe merkezine taşıma kararı aldı. Çocukları burada eğitimlerini sürdürecek, kendisi de ticari yaşamına devam edecekti. Mahrukatçılık yapmaya başladı. Farklı iş alanlarına da girdi. Kamyonları vardı. Zamanla araç sayısını artırdı ve lojistik işleri de yürüttü.
Meraklı bir yapısı vardı. İnsanların ‘Yapılamaz’ dedikleri işler ilgisini çekiyordu. Bu anlamda küçük de olsa birçok alanda iş kurdu. Bakkal esnaflığı, atölye işletmesi, oto yıkama-yağlama gibi birçok alanda girişimde bulundu. Tabi bu dönemlerde sıkıntılar da yaşadı. Bazı işleri battı.
İşlerini büyütmek için bir arkadaşı ile Orman İşletmesi bünyesindeki bir yerden metrekaresi 16 bin liraya yer aldı. Yaşanan devalüasyon onu zora soktu. Bankadan kredi desteği almıştı. Bu dönemde yüzde 300’lük faiz uygulamaları vardı. Zorlandı. Elinde ve avucunda ne varsa sattı.
Yaşadığı olumsuzluklardan dolayı büyük hayal kırıklığı yaşadı. 3 ay köyünden İznik’e gitmedi. Bu dönem boyunca yaşadıklarını düşündü. Durmakla bu işin çözülemeyeceği kararına vardı. Yılmadı ve tekrar çalışmaya başladı.

İTİBARINI YİTİRMEDİ

Yazının devamı...

Kapı kapı dolaştı, başarıya ulaştı

5 Ağustos 2018


Kız meslek lisesinde eğitim aldı. Mezun olduğu dönemde ailesi ekonomik anlamda iyi durumda olmadığı için hayata erken atıldı. Çok istediği üniversite tahsilini de bu nedenle gerçekleştiremedi.
Yengesi bir parke fabrikasında aşçılık yapıyordu. Fabrikada ön muhasebede çalışacak elemana ihtiyaç vardı. Yengesinin referansı ile işe başladı. Şirketin giriş-çıkışları ve sayımlarını yapacaktı. Burada çalışırken aynı zamanda ağaç çeşitlerini de öğrendi.
Yaklaşık 3 yıl burada çalıştı. Bir süre yerel Tuna Gazetesi’nde çalıştı. Daha sonra evlendi. Eşi çalıştığı parke fabrikasının ortağıydı. Diğer ortağı ise eşinin dayısıydı. Aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle fabrika kapanmış, boş bir arazi kalmıştı.
Zor bir dönem yaşıyordu. Hamileydi ve babası kanserdi. Oğlu Arda dünyaya geldi. Doğumundan sonra bir gün kapıları çaldı. Gelenler boş fabrika alanını kiralamak istiyordu. Seda, kiralanmasına taraftar değildi. Burada üretim yapabileceklerine inanıyordu. Bu anlamda bir ahşap firmasında çalışan eşi ile işlerini kurabileceği konusunda ikna etti.

BAŞARISIZ DENEME

Fırça sapı üretimi ile işe başladılar. Ürettiklerini Seda, arabaya doldurup, hırdavatçılara satmak için kapı kapı dolaştı. Ancak başarısız oldular. O dönem yaklaşık 600 bin lira zarar ettiler. Ancak umutsuzluğa kapılmadılar. Bu defa Orhangazi’de ‘Ne eksik?’ diye araştırdılar. Ellerinde atölye imkanı vardı. İlçede çok fazla ihracat yapan firma olduğunu ve bu anlamda palete ihtiyaçları olduğunu gözlemleyerek, üretime başladılar.

ISIL İŞLEM OPERATÖRLÜĞÜ

Yazının devamı...

Kosgeb desteğiyle hayallerine koşuyor

23 Temmuz 2018

Lise mezunuydu ancak çizim yeteneği vardı. Denizli’de büyük bir fabrikada desen bölümüne çalışan aranıyordu. Başvurdu ve burada çalışmaya başladı. Yaklaşık 5 yıl burada işi öğrendi. Acemiydi, zorlu bir süreç yaşadı. Ustalar rakip çıkacak düşüncesiyle, işin inceliklerini pek paylaşmıyorlardı. Azmi ile ilerledi. İlk yıllarda elle yapılan desen çalışmaları, zamanla bilgisayar ortamına taşındı. Yaptığı iş ve üretim hakimiyetine göre sorumlulukları arttı. Mesleği eline aldı.
Daha sonra ailesi ile Bursa’ya taşındı. Kentte sektörü çok fazla bilmiyordu. Çalışmak zorunda olduğu için bir kauçuk firmasında çalışmaya başladı. Ön muhasebe ile başladı ve burada da muhasebeyi öğrendi. Ancak gönlünde hep tekstil sektörü vardı.

ALTIN REHBER’DEN FİRMA BULDU

O zamanlar kişi ve firma bilgilerinin bulunduğu ‘Altın Rehber’den yararlanarak, kendine iş aradı. İsimler belirleyip, sırayla arıyordu. Bir firma ile görüştü, anlaşıp; çalışmaya başladı. Türkiye’nin iyi firmalarına hizmet veriyordu. Gülşah’ın yeteneğini gördüler. Zamanla sorumluluğunu arttırdılar ve pazarlama bölümüne çektiler. Denizli’deki büyük ev tekstili gruplarına tasarım satmaya başladı. Sezonluk koleksiyonlar hazırladı. Daha sonra bu işler İstanbul’a da sıçradı. En keyif aldığı işlerden birisi de Zorlu’nun ev tekstili grubunda bir sezon koleksiyonunun hazırlayıp, sunduğu proje olmuştu. Onun için onur verici bir gelişme olarak yer aldı. Yaklaşık 6 yıl çalıştıktan sonra bu firmadan ayrıldı.

FİRMALARIN İHTİYACI

Harput Tekstil’de desen bölüm şefi olarak çalıştı. Bir süre sonra bebe-çocuk giyim sektörüne adım attı. Burada çalışırken ortağı Murat Ali Sefahi ile tanıştı. Çalıştıkları firmada maaşlarını alamadıkları için memnun değillerdi. Teklif üzerine başka bir firmaya geçtiler. Firma geçiş süreçlerinde Bursa’daki firmaların en büyük ihtiyaçlarından birisinin tasarım olduğunu görüyordu. Firmalar, sezonluk ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra genel olarak onları yük olarak gördükleri kanaatine vardı. ‘Eğer bir tasarım ofisi açarsak, firmalara hizmet verebiliriz’ diye düşünmeye başladı. Fakat maddi olanakları buna çok elverişli değildi.

YAPABİLECEĞİME İNANIYORUM


Yazının devamı...
Serhat TEZCAN Kimdir?

.