"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

7 Aralık Yay burcunda Yeniay gerçekleşiyor. Doğruları korumaktan korkmayınız

7 Aralık 2018

Türkiye saati ile öğlen 10:20’de Yay burcunda gerçekleşecek bu yeniay yaşantınızda elbet ki önemli dokunuşlar yapmaya iddialı görünüyor. Bu yeniay ile istediğimiz hayatı oluşturma ve seçme özgürlüğümüz ile yolumuzdaki en büyük sevinçlerimizi bulmakla ilgili olacak.

Birçoğunuz yaşantınızdan şikayetçi bir şekildeyken bu yazıyı okuyup içinizden “aman ya hep aynı, hep güzel olacak, hep şöyle olacak işte diye yazıyorlar ama bende her şey aynı bir şey olduğu yok” diye söylendiğinizi de az çok tahmin edebiliyorum.

Böyle bir bakış açısı içerisinde okuyacağınız bu yazı size büyük katkılar vermez bu yüzden bu şekilde düşünüyorsanız şu noktadan sonra yollarımızı ayıralım ve sizde Astrolojiye olan güveninizi kaybetmeyin. Âmâ yok ben bundan çıkmak istiyorum ve bunu tamamen değiştirmek istiyorum diyorsanız ufkunuzu genişletin ve kendinize yeni bir bakış açısı kazandırarak benimle yazıyı okumaya devam edin.

Bu arada biliyorum ki hepiniz kişisel gelişimsel cümleler duymaktan da çok sıkıldınız. Güçlü ol, devam et vs. gibi cümleler sizlere antipatik gelmeye başladı. Çünkü ne yazık ki tahammül git gide azalıyor. Bu yüzden bu yazı içeriğinde tavsiyeler vermek veya duymak istediğiniz şeyleri söylemekten öte daha farkındalık kazandıracak bir yazı olmasına özen gösterdim. Bu yazıyı okumayı bitirdiğiniz de farkındalık kazanmalı ve gelen olayları nasıl karşılayacağınızı anlıyor olmanız gerekmektedir.

Öncelikle gökyüzünün de bir kararı olduğunu ve bu karara nasıl saygı duymamız gerektiğinden bahsedeyim.

Bu yeniay gerçekleşirken Oğlak burcu yükseliyor. 7 Aralık tarihinde Merkür gerileme hareketini de tamamlayacak.

Tabi yeniay esnasında yükselen, Satürn doğasında burç olduğu için aklınızda hemen olumsuz yargılar tezahür etmeye başlamış olabilir. Bu büyük bir yanılgı aslında. Hiçbir şey bizi kötü veya negatif olarak etkilemez. Aklımızı kullanarak olumsuz yanılgılardan hızlı bir şekilde kurtulabiliriz. Bu Yeniay’da yeni bir şeylere başlayacaksanız kesinlikle bir istikrar içinde olmanız gerektiğine dair bir mesaj veriyor. Farkındayız diyorsanız yeni başlangıçlar için kolları sıvayabilirsiniz. Mars’ın Neptün ile aynı zamanda kavuşum içinde olması bize ilham veren konulardan feyz alarak harekete kolay geçebileceğimizin ipucunu da veriyor. Kesinlikle empati kurmamızın gerekli olduğunu ve bazı şeyleri inşa etme, geliştirme ve yenilenme gücünü tekrar içimize verebileceğini söylüyor.

Neptün ve Mars gezegenlerinin bu yeniay fazına meydan okuyor olması bizlerin kör noktalarımızın ve kırılganlıklarımızın neler olduğunu çok net bir şekilde tespit edebileceğimize işaret ediyor. Zayıflıklar çoğu zaman bilincimizin eksikliğinden veya daha incelikli olmamızdan kaynaklanıyor. Yaşamlarımızın ve bizi çevreleyen gerçekliklerin bilincinin farkına varılması da diyebiliriz.

Yazının devamı...

İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar

6 Aralık 2018

Bugün gökyüzünün durumuna bakacak olursak;

 Ay akrep burcunda ilerliyor ve Merkür ile bir kavuşuma doğru gidiyor. Bugün kendinizi duygusal anlamda hüsrana uğramış, ümitsiz bir öfke hali ile içsel engelleriniz içinde kalmış bir durum içinde huzursuz hissedebilirsiniz. Kendinizi daha fazla üzerek ve mutsuz ederek güne devam etmeyin. Özel İlişkilerinizde, ailenizle akşam saatlerinde güzel ve hoş saatler geçirebilmeniz için güzel etkiler var. Bunu pozitif yöne çekebilmek sizin elinizdedir. Kendi kendinizi manipüle etmeniz sadece sizi huzursuz yapar.

Gizli kalmış olan olayları öğrenmeye başladığınızda sabırlı olmalı, olayları bütünüyle görmelisiniz. Şimdi içinizden belki diyorsunuz ki “Aygül Hanım aldatıldığımı öğrendim siz hangi olayı bütünüyle görmekten bahsediyorsunuz?”

 İşte tam da bu nokta çok heyecan verici olacak. Görmeniz gereken ve yaşamınızı tamamen değiştirecek gizem burada yatıyor. Bunu siz biliyorsunuz. Farklı bir alandan bakınız ve anlamanız gereken şeyi lütfen bulunuz…Mutlu günler dilerim….

Gelelim günün Tavsiyeli Hikayesine;

 1962 yılında Frane Selak isimli, Hırvat bir müzik öğretmeni; Saraybosna'dan Dubrovnik'e giden bir trene bindi. Bu yolcuğun, onu tüm dünyaya tanıtacak olaylar zincirinin ilk halkası olduğundan habersizdi. Selak'ı taşıyan tren raydan çıktı ve donmuş nehre devrildi. Kazada 17 yolcu hayatını kaybederken, Selak kıyıya kadar yüzerek kurtuldu. Selak kazayı sadece kırık bir kol ve çiziklerle atlatmıştı.

Olaydan bir yıl sonra, Selak uçakla Zagreb'den Rijeka'ya yolculuk etmek için uçağa bindi. Gökyüzünde bir anda uçağın kapısı açıldı. Hava sirkülasyonu bazı yolcuları dışarı çekti. Uçaktan fırlayanlar arasında Selak da vardı.

Uçak birkaç dakika sonra yere çakıldı ve 19 kişiye mezar oldu. Ancak Selak gözlerini açtığında hastanedeydi. Şansı yaver gitmiş bir saman yığınının üzerine düşmüştü. Onu orada bulup hastaneye kaldırmışlardı. Bu kazayı da sadece ufak sıyrıklarla atlattı.

Yazının devamı...

Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.

6 Aralık 2018

Planladığımız bazı konular üzerinde hevesimizin birden kırılması duygusunu hissedebiliriz. Arkanızdan yapılan bazı konuşmalar önünüze gelebilir.

Duygularımıza yenilmemeye özen göstermelisiniz. Bir gün gelir kalp kıranların kalbi aynı yerden kırılır ve yarı yolda bırakanlar mutlaka bunun ne demek olduğunu anlar. Sizler bunu anlatmak için şu an zaman kaybetmeyin.

Yolunuzu desteklemeyen durumlara, insanlara ve fırsatlara hayır demeyi öğrenmelisiniz. Bir şeyleri suçluluktan veya pişmanlıktan yapmak etik değil. Bu sadece başkalarına ve kendimize karşı kızgınlık yaratır. Yaşam yolculuğunuzu onurlandırmak için yapacağınız vazgeçişler sizi üzmesin. Mutlu günler dilerim…

Gelelim günün tavsiyeli hikayesine;

Hüseyin isminde, köyünde "Deli Hüseyin" olarak da bilinen bir delikanlı evlenir. Düğününde Kur’an, ilahi ve mevlitler okuyan, vaaz ve nasihatlerde bulunan hoca efendilerin hâli, aralarında konuştukları konular pek bir ilgisini çeker.

Hüseyin "Ben de o hocalar gibi olacağım. İlim tahsil edeceğim." deyip daha iki üç aylık evliyken gurbetin yollarına düşer.

Tam 21 sene ilim tahsil eder Hüseyin. Bu sürede de köyüne hiç dönmez. Sonunda hoca olur Hüseyin. Deli Hüseyin gitmiş Molla Hüseyin gelmiştir. "Artık ben oldum" deyip köyüne doğru yola çıkar. Yol üstündeki köylere şehirlere uğraya uğraya yol alır.

Bir köyde bir ihtiyar Molla Hüseyin'i evinde misafir eder.

Yazının devamı...

Sessiz değilsin. Büyük bir gürültünün içindesin, duymuyorlar...

4 Aralık 2018

Öğlen saatlerinde bazı duygusal çıkışlar yapma ihtiyacı içinde olursanız bunu bugün tercih etmemenizi önerebiliriz. Şu an bir şeyler çok net değil. Siz, duygularınız sömürülüyor veya bazı fedakarlıklarınız anlaşılmıyormuş gibi gelebilir. Bu noktaya gereğinden fazla takılmayın ve yaşamı bu nedenle sorgulamayın. Bu düşüncelerinizi aksi bir yöne çevirin. Mesela yaşam adına size neler anlam katar ya da yaşama bağlayan nedenleriniz nelerdir gibi sorularla bu süreci güzelleştirebilirsiniz.

Ayrıca Mars-Neptün gezegenlerinin birbirine yaklaşımı kendinizi engellenmiş hissettiğinizi, engelleri aşmak için hırçınlaşıp, kırıcı olabileceğinizi de gösteriyor. Bu hislerin aksine kendinize duyduğunuz güvensizlik veya karamsarlıklarla mücadele ederek daha çok çalışarak ve inancınızı kaybetmeden ilerlemelisiniz. Bu size çok boş ve uzaktan demesi kolay cümlesi gibi geliyor olabilir. Ruhunuzu sağlıklı bir düzeyde tutmaya gayret gösterin. Kendi karakterinizin problemli yönlerinizden etkilenmemeyi başarırsanız ruhunuza şifa katarsanız. Yoksa hepimizin problemli yönleri vardır ve hepimiz bazı konularda bunlardan etkileniriz. Önemli olan bunu fark edip kendi ruhsal sağlığımızı koruyabilmektir. Bu bir zincirdir. Koruduğun ruhun daha sonra çevrene yansır ve insanlarla olan ilişkin başarı kazanır. İnsanın en çokta kendini kendisinden koruması gerekir. Güzel günler dilerim.

Gelelim günün tavsiyeli hikayesine;

(Her seferinden okuduğum ve her seferinde kafamda bir aydınlanma yaratan bu aşağıdaki hikaye bugüne yakışacağı için yine paylaşıyorum.)

Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: "Bunda da bir hayır var!" Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu.

Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: "Bunda da bir hayır var!" Kral acı ve öfkeyle bağırdı: "Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?"

Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar.

Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Yazının devamı...

Hepimiz bir bataklıkta yaşıyoruz, ama bazılarımız yıldızlara bakıyor

4 Aralık 2018

 

Âmâ bugün gelişen olaylar öncelikle sizin için negatif gibi görünüyor olsa da aslında ilerleyen zamanlarda ne kadar hayrınıza işlediğine şahitlik edebilirsiniz. Sabırlı olmalı, olayları bütünüyle görmelisiniz.

Bir sosyoloji bölümü öğrencisi olmamdan ötürü aynı zamanda dünden veri vize notlarıma çalışıyorum. Bu alanda harika bir ifadeye tanıklık ettim. Bu da tam olarak bugünün konusunu bana verdi. “Sosyal sermaye” diye bir tanımlama ile karşılaştım ve bu benim çok hoşuma gitti.

Anlamı ise: Toplum içinde bireylerin kendi aralarında dayanışma ve güven temelinde geliştirdikleri ilişkiler olarak adlandırılmaktadır.

Aslında incelikler içerisine süzüldüğümüzde ne kadar anlamlı konular ve durumlar bulunmaktadır. Düşünsenize sosyal medyada biri bir şey paylaşıyor ve siz tüm ön yargılarınızla “Aaaa sen dün hastaydın ne oldu şimdi dışarda eğleniyorsun diyorsunuz” ve o an yıllarca kazanmaya çalıştığınız sermayenizi kaybediyorsunuz. Ya da şüphe duyuyorsunuz bazı konulardan. Sürekli şüpheci ve kaygılı davranmanız size bazı şeyleri kaybetmeniz noktasında kaçınılmaz bir son yaratıyor. Sürekli bir şeylerden kaygılanarak, şüphe duyarak veya haddini bildirerek yaşayamayız. Bu tür hususlar bugünlerde önünüze gereğinden fazla gelirse kendi duygularınızı lütfen bastırın. Her şeyden şüphe duyamayız. Bazı şeylerden şüphe duymama hakkımız olmayabilir… Mutlu günler dilerim… 

Gelelim günün Tavsiyeli hikayesine;

Erkek kardeşlerin ikisi de babalarından kalma çiftlikte çalışırlardı. Kardeşlerden biri evliydi ve çok çocuğu vardı. Diğeri ise bekardı. Her günün sonunda iki erkek kardeş ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi. Günün birinde bekar kardeş kendi kendine: "Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de hakça değil" dedi,

 "Ben yalnızım ve pek fazla ihtiyacım yok." Böylelikle, her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye başladı. Bu arada evli olan kardeş, kendi kendine: "Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de hakça değil, üstelik ben evliyim, bir eşim ve çocuklarım var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler.

Yazının devamı...

Akıllı insan, muhatapları ile geçinebilendir.

30 Kasım 2018

Ay başak burcunda ilerliyor. Bazı gerginlikleriniz bugün su yüzüne daha net bir şekilde çıkabilir. Bu, duygusal kalıplarınızı koruyabilmek için kendinizi yeni yollarla ifade ederseniz bununla başa çıkabilirsiniz. Akıl ve kalp arasında denge sağlamak için doğru bir zamandasınız.

 

Bir şeylerin sizin dengenizi bozmasına izin vermeyin. İlişkilerde ani başlangıçlar ve ani kararlar bugün gündemde olabilir. Hayatınızla ilgili kararları alırken yeni bir bakış açısı sergileyin. Sürekli hayatının copy-paste tarzda gittiğinden şikâyet eden kişiler için bir şeyleri planlayarak geliştirmek adına oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Yaşamınızın kurgusunu yeniden yapın.

 

 

Gelelim günün hikayesine;

 

İki arı havada uçarken karşı karşıya gelip burun buruna vuruşmaya başlarlar. O sırada oradan geçmekte olan bir arıbeyi, neden burun buruna vuruştuklarını sorunca biri der ki:

Yazının devamı...

Bir şeyi küçültmek istiyorsanız, önce genişlemesine izin vermelisiniz

29 Kasım 2018

Kariyeriniz ya da sorumluluklarınız ile ilgili konularda bazı kararlar almak isterken değişim fikri sizi korkutuyor da olabilir. Üzerinize taşıyamayacağınızdan fazla yük alıyorsanız bu sizi sadece yıpratır. Kendinizin görev ve sorumluluklarını bugün düzenlemeyi seçin. Plan içinde kalın. Dışardan gelen ani sorun ve problemlere karşı daha nazik bir yaklaşım belirleyin. Krizin çözümün yanı başında olabileceğini hatırlayın.

 Çevrenizdekilerin kendini bilmez halleri gözünüze gereğinden fazla batabilir hemen eleştirme ve yargılama noktasında olmayın. Aslında hiç dert edilmeyecek ya da hiç umursanmayacak olaylara karşı bunları çok büyütüyorsanız ya da birileri çok büyütüyorsa buna hemen karşılık vermeyin ve hemen bundan endişelenmeyin. Bazı şeyleri yok etmek istiyorsak önce kabul etmemiz gerekir. Unutmayın öyle ya da böyle hoşgörülü, naif ve sakin insanlar kazanacak.

 Gelelim günün hikayesine;

 Mozart'ın yaşadığı günlerde, besteci olma hayaliyle yaşayan bir genç varmış. Arkadaşları gence;

- Git, Mozart'la konuş. O sana tavsiyede bulunur, demişler.

Yazının devamı...

Ait olmadığınız bir yere zorla giremezsiniz.

28 Kasım 2018

Ay aslan burcunda ilerliyor. İlişkilerimizi yoluna koymak isterken bazı çekişmeler tekrar gündem yaratabilir. İçinizde sizi üzen bir konuyu tekrar konuşmak isteyebilir ya da bunu egolaştırabilirsiniz.

Bu konuda daha sakin kalmalısınız. Duygularınızı gözden geçirmek yerine biraz daha geri adım atarak karşınızdaki insanlardan gelen tekliflere göre kendinize yön vermelisiniz. Her şeyi yönetemeyebiliriz. Bazen akış içinde olmak daha doğru olabilir.

Kendinize zaman vermelisiniz. Bazı durumlara karşı ani fevri çıkışlar yapmak yerine daha sevgi dolu bir yaklaşım içinde olmanız önemli olacaktır. Bir düşünün bakalım kimin hayatını güzelleştirdiniz ya da kimin hayatını özgürleştirdiniz. Bunları düşünün.Ama çok düşünün… Görülmeyen yasaların hükmettiği bir dönem içindeyiz. Evren, bunun üzerine kurulu zaten. Ne ekerseniz onu biçiyorsunuz. Bir yerlerde kırık bıraktığınız kalbi siz unutabilirsiniz ama evren fil hafızalıdır, unutmaz.

Daha hoşgörülü ve nazik olmaya özen gösterin. Biliyorum insanın insana pek tahammülü kalmadı ama ne yazık ki bu yönümüzü geliştirmemiz gerekmektedir. Bir iş olmuyorsa olmuyordur. Ya da biri sizi sizin onu sevdiğiniz kadar sevmiyorsa sevmiyordur. Demek oraya veya ona ait değilsiniz. Bunu kabul etmek çok kolay olmasa da, bunun bir imtihan olduğunu unutmamalısınız. Anlam yüklediğiniz şeyler belki o kadar anlamlı değildir. Ne dersiniz? Bunu bugün bir düşünün derim…

Gelelim günün Tavsiyeli hikayesine;

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi.

Garson kız hemen koştu. Çocuk sordu: "Çikolatalı pasta kaç para?.." "50 cent!.."

Çocuk cebin den çıkardığı bozukları saydı.

Yazının devamı...