"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Eleştirmek çok kolay ama o işi yapmak çok zordur.

25 Aralık 2018

Dün kitapçıda bir bayanla karşılaştım. Tüm sinir ve gerginlikle kitapları kurcalıyor ve herkesin yazar olduğuna kızıyordu. Sonrasında eline aldığı kitapları yüzeysel karıştırdıktan sonra aldığı yere tüm kızgınlığı ile fırlatıp atıyordu. Başka bir meslektaşımın kitabını aldı eline ve dedi ki bu ne böyle garip garip şeyler çıkartıyorlar. Merakla sıranın bana gelmesini bekledim. Yıllarımı verdiğim bu işe, hatta gecelerimi uykusuz geçirdiğim gözümün nuru olan kitabımı acaba ne diyecekti diye gizlice izlemeye başladım. Beğenmeyeceği kesindi ama yere atacak mıydı ya da neye kızgındı bu kadar en azından atarsa sorma şansım olacaktı diye bekledim. Gerçekten sıra o an bana gelmişti. Eline aldı bir sağ yaptı bir sol yaptı. 

“Bu ne biçim ajanda dedi neyden para kazanacaklarını şaşırıyorlar. Sonra göz ucuyla kendi doğum tarihini açtı ve oradaki günün motivasyon sorusunu okudu içinden mırıldandı. Kafasını karıştırdı tekrar kitabı yerine koydu, atmadı.”

Tam yanına gidiyordum ki döndü eline ajandayı geri aldı. Bir şeye daha baktı. Sonra ben omzuna dokundum. Biliyor musunuz o kötü ajandayı ben yazdım dedim.2019 yılının 365 gününü tek tek inceledim ve oraya gökyüzü konumlarına göre belirttim dedim. Hatta birçok şeyden fedakârlık etmek zorunda kaldığımı söyledim. Yazmanın gerçekten çok yorucu olduğunu ve tek yazmakla kalmayıp defalarca bunu kontrol ettiğimi anlattım. Şöylece yüzüme baktı sizin bu kitapla ilginiz neki anlamadım dedi. Ben yazarıyım dedim. Büyük gözlerle baktı bana “aaaa nasıl yani Aygül Hanım siz misiniz dedi. Evet dedim.

Sonra konuya girdim. Sizi uzun bir süredir izliyorum ve bu kızgınlığınızı anlamaya çalışıyorum dedim. Bu sefer diğer meslektaşımı bana eleştirmeye çalıştı. Aslında beni değil onu eleştirdiğini söylemeye çalışıp durumu kurtarmak istedi bende kendimce hatalı olduğunu ve ben ya da başka bir meslektaşım olsun böyle sert bir eleştiriyi hak etmediğini düşündüğümü söyledim, çünkü kitap yazmanın ne denli zor ve yorucu olduğunu biliyordum.

Sonrasında bazı şeyleri eleştirmeye hakkımızın olmayacağını dile getirdim. Beğenmiyorsak beğenmiyoruzdur, sevmiyorsak sevmiyoruzdur. Neden bu kızgınlık diye düşündüm. Saygı duymak kavramı neden bu kadar zayıf. Kendisiyle belli ki bir kavgası var ama benim bunu o an ona sormaya ya da bu eleştiride bulunmaya hakkım olmayabilir diye bunu yüzüne karşı iletmedim. Baktım surat düşük ve her an üzerime doğru sert bir söz gelebilir. Direk burcunuzu biliyor musunuz diye nazikçe bir havayı yumuşatmak istedim. Evet dedi biliyorum. Âmâ siz tahmin edin. Ben orda bir kahkaha attım bilemezsem ne olacak diye sordum. İşinizde iyi olmadığınızı düşünücüm dedi. Gene sert ve egosu yüksek bir duvarla karşılaştım ama çok o savaşa girmeden son kullandığı cümleyi düşünerek Güneş’in kadını olabilir mi dedim ve hemen Aslan burcu olma ihtimalini sundum. Hatta azcık şansım olsun diye başak olma ihtimalini de eklerken bana güneşinin aslan yükselenin başak olduğunu söyledi. Biraz olsun gözleri ışıldamaya başladı. Sonra yaşamındaki zorlukları konuştuk. 2017 Temmuz ayında hayatının değiştiğini ve çok olumsuz şeyler yaşadığını anlattı. Sonra koluma girdi dedi ki görüyor musunuz Aygül hanım bendeki şanssızlığı sinirimi tam buradan alıyordum ki onda da kitabın yazarına denk geldik dedi. Milyonda bir olur o da beni buldu dedi. Gülüştük ama aslında benim gördüğüm tablo o değildi. Âmâ şanssızlığa o kadar inandırmıştı ki kendini hayallerini yıkmak istemedim. Benim onu gördüğüm yönünden göremiyordu.

Bu yaşadığım olayda anlamaya çalıştığım tek bir şey vardı. Neden bu kadar sert, duvarlı ve insanları yok sayan bir yönümüz var? Neden insanları haksız eleştiriyoruz. Neden bu kadar önyargılıyız? Bunu neden aşamıyoruz?  Neden kırıyoruz. Yaptığımız söylediğimiz sözler ve ifadeleri kimse görmez ya da kimse duymaz edasıyla kendi enerji yapımızı kirletiyoruz. Bence daha çok yol almamız gerekli hem de çok… Sonrasında ne olduğunu da anlatayım. Özür diledi o tatlı aslan kadını benim ve meslektaşımın kitabını aldı, bana imzalattı. Köşede bunu paylaşacağımı söyledim. Paylaşın Aygül Hanım dedi. Benim yaptığımı kimse yapmasın dedi. Yaşam onada banada birşeyler orda öğretti ve yollarımızı ayırdık. Eminim ki güzel sıcak yürekli aslan kadını şu an bu yazıyı okuyordur. Herkes üzerine düşeni alsın. Ben hepinize sevgilerimi gönderiyorum…

Gökyüzü neler diyor?

Arzularınızı belirleyin.

Yazının devamı...

2018 YILIN SON HAFTASINDAN GÜNAYDIN!

24 Aralık 2018

Şimdi size azıcık hafta sonumdan bahsedeceğim. Cumartesi bursa, Pazar Ankara’daydım. Muhteşem bir imza günü geçirdim. Bursa tam imza günüydü. Ama Ankara’daki kalabalığı görünce imza günü ötesinde bir durumla karşı karşıya olduğumu gördüm ve Avm yetkilileri bir mikrofon ayarladı ben 2019 yılı söyleşisi yapma kararı aldım. Böyle bir kalabalık ihtimalini çok beklemiyordum. Çünkü Ankaralılara göre uzak bir avm olduğu bilgisini öncesinden almıştım.

Yaklaşık 2 saat muhteşem bir sohbet ettik.

Neler mi kaldı aklımda ?

Beni yeni tanıyıp Google da aratanları ,koş koş astrolog gelmiş 2019 soralım diyenleri , 4 yıldır çılgınlar gibi beni takip edeni , kız arkadaşıyla küs olduğu için barışma hediyesi olsun diye uçağa binip gelip bana kitap imzalatıp gideni, yanındaki kardeşine “Sarıl Aygül hanıma” diye talimat vereni, en heyecanlı yerinde oğlaklar şöyle olacak derken arkada sandalyeden düşen miniği, ön sıralarda oturan 3 tane çılgın yay kızını, MetroMall AVM D&R ekibinin bana ikram ettiği harika filtre kahvesini de uzunca bir süre unutmayı düşünmüyorum.

Kısaca Ankara çok güzeldin… Hepinize sonsuz teşekkürler.

Şunu gördüm eğer siz işinizi samimi ve kalpten yapıyorsanız onun yansımasını görüyorsunuz. Bu yüzden bana emeklerimin karşılığını verdiğiniz değerle gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Bir daha geleceğim söz.

Allah hiç kimseye sevildiğini unutturmasın…

Yazının devamı...

Yılın son dolunayı Yengeç burcunda gerçekleşiyor

22 Aralık 2018

Yaşamanızda bir şeyleri artık tamamen bitirip ya da tamamlayıp yeni bir yön kazandığınız bu dolunay size oldukça iyi gelecek nitelikte olacaktır. Özellikle iyi haber ilk kez bir dolunay fazında belki yengeçler kendilerini negatif, huzursuz hissetmeyecekler. Genel olarak kime ve neye ihtiyacınız olduğunuzu ya da bugüne kadar neden bu kadar gereksiz negatif duygular içinde olduğunuzu göreceksiniz.

Şunu unutmayın yepyeni bir yıla başlarken böyle güzel bir dolunay ile başlıyor olmak muhteşem bir gökyüzü şölenidir. Hayata yeni baştan başlamak mümkün olmasa da hayata yeni baştan bakmak mümkündür. Ama öyle boş boş bakmak değil. Biraz daha dikkatli bakıldığında görülecektir ki insan kendini keşfeder.  Bu dolunay ile birlikte bazı şeylere karar vermelisiniz. Mesela; çekingen bir kişiliğiniz varsa artık bunu geliştirmeniz gerektiğinin kararını almalısınız. Ya da sinirlendiğinizde bir şeyleri kırıp döküyorsanız artık bunu yapmama noktasında olmalısınız. Bu dolunay bu tür kararlarınız için muhteşem aydınlıklar sergiliyor olacak.

Tabi bu duygularınızı törpülemek için en iyi yapacağınız çözümün hayatınıza yeni baştan bakmakla mümkün olduğunu hatırlatırım. 2018 yılı içinde yaşadıklarınız, edindiğiniz deneyimler ve bilgileriniz ışığında hayatı başka bir gözle görmek için gayret gösterin. Bu sayede hayatınızda çok şey değiştirebilirsiniz. Hayata yeni baştan bakabilmek için hareket halinde olmalısınız. Bir şekilde bir şeylerin değişmesini beklemek ya da geçici bir heves gibi istemek yeterli değildir. Etkin olmayı, istemeyi, isteğinin takipçisi olmayı, azimli ve sabırlı olmayı gerektirir.

Şimdi bakıldığında bu yazdıklarım bir yengeç dolunayı yaşıyor olmamızdan da kaynaklı sizleri biraz korkutuyor olabilir. Belki diyeceksiniz ki ama gerçekten etkin bir şekilde harekete geçersem hayatım ya birden değişirse? İşte aslında bu dolunayda şunu fark edeceksiniz. Değişsin istiyorsunuz ama acı çekmek istemiyorsunuz.

Yani kalede kaleci var diye gol atmayacak mısınız?

Birde bu açıdan düşünmenizi tavsiye ederim. Artık top sizin ayağınızda ve gol atma zamanı geldi. Özellikle bu tutulmanın yankıları 21 Ocak 2019 tarihine kadar sürebilecek. Bu tarihlerde bugünlerde yaşadıklarınızın meyvelerini alıyor olabilirsiniz.

Kısaca yaşamınızla ilgili yeni bir bakış açısıyla hareket etmelisiniz. Yok ben edemem değişmem diyorsanız bulunduğunuz şartları ve koşulları sindirerek kabullenmek de bir çözümdür. Kabullenme, edilgin bir razı oluş değildir. Bunu hemen bu şekilde düşünmeyin. Olup bitenleri doğru değerlendirmeniz, üzerinize düşen sorumluluğu ne eksik ne fazla görebilmeyi ve sorumluluğu bütünüyle başkalarına ya da kendinize yüklememeyi gerektirir. Her zaman söylüyorum. Gökyüzü fazlarında akıl sağlığınızı korumayı ve ruh sağlığınızı dengelemeyi ve olup biteni anlamayı seçin. Yok eski sevgilim döner mi? Ya da eltim benle konuşur mu? Yay burcuyum hayatım ne zaman düzene girer? Bu adama eve döner mi? gibi soruların altında aslında bu yukarıda yazdıklarım vardır. Kendinizi vererek okuyun, okuyun, okuyun!

İslâm’ın ilk emrinin “Oku!” olması ne kadar düşündürücüdür değil mi?

Yazının devamı...

Işıklar sönmüşse eğer, ay ışığını seyret

21 Aralık 2018

Dün sosyal medyada bir okuyucum yazmış “Aygül Hanım yazıların şekli değişmiş inşallah hep böyle yazarsınız diye” çok hoşuma gitti. Aslında canlı ve interaktif yazım şekli ne hoş değil mi? Bende 2019 yılı içerisinde Allah ömür verirse bu şekilde günü bazı örneklerle değerlendirerek ve sizlere yeni bakış açısı katabilecek tarzda ilerlemeyi düşünüyorum. Tabi fikriniz olursa ya da şöylede olsun dediğiniz şeyler olursa mutlaka paylaşın. Bana instagram ve twitterdan her zaman ulaşabilirsiniz (@astromatik)

2019 Yıllık Burç yorumlarını nerden okuyacağım?

Öncelikle sizin sorduğunuz sorulara da buradan cevap vermek isterim. 2019 yılı yıllık burç yorumlarını nerden okuyabiliriz diyorsunuz.

Öncelikle Hürriyet kelebek ekinde her gün bir tane burç yayınlanıyor. Gazete alabilirsiniz. Hatta sizler için kutu kutu hazırlandı. Kesip dolabınızın üzerine yapıştırabilirsiniz. Yıl hedef tablolarınız var içerisinde. Bugün Aslan burcu yayınlandı. Geçtiğimiz 4tane burcu hala okumadıysanız mahmure.com sitesinden ya da linkini benim sosyal medyadam üzerinden bulabilirsiniz. Öncelikle yükselen burcunuza göre okumanız daha isabetli sonuçlar verebilir. Âmâ yükselen bilmiyorsanız kendi burcunuza göre de değerlendirebilirsiniz.

Bugün Gökyüzü neler diyor?

Önemli görüşmeler yapabilirsiniz.

Ay bugün ikizler burcunda ilerliyor ve Jüpiter-Merkür yay burcunda bir kavuşum gerçekleştiriyor. İlerleyen saatlerde Ay buraya karşıtlık yapacak. Bu demek oluyor ki yaşamınızın yönünü değiştirecek bazı konuşmalar sizlerle yapılabilir ya da siz bazı konuşmalar yapmak isteyebilirsiniz. Eski kadim astrologlar bu tarz iyicil kavuşumlara “kaderin sözü” diye isim verirlermiş. Bu eski Osmanlı kitaplarında bu şekilde yazılır. Çok güzel bir zaman olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ama bu zaman diliminde aksine olumsuz bir şeyler yaşıyorsanız hiç panik yapmayın. Demek oluyor ki muhteşem bir şeyin hazırlığı var size doğru çok güzel bir şekilde geliyor ama almanız gereken bir ders var. Olaya bakış açınızı sığ bir şekilde tutmayın. Özellikle şu şekilde söylenmeyin “Ya yine herkes Merkür-Jüpiter kavuşuyor, yok şu iyi olacak yok bu iyi olacak diyorlar ben işten çıkartıldım” ya da “sevgilim terk etti” gibi gelişen olumsuzluklarda da gökyüzüne olan inancınızı kaybetmeyin. Bu durumları bu pozitif açılarda yaşıyorsanız ilerleyen süreci izlemenizi ve sabırlı olmanızı tavsiye ederim. Bu açılarda yaşanan olumsuzluklara tek söyleyeceğiniz söz, sonunda iyi ki de böyle olmuş olacaktır. Tecrübeyle sabit olup tarafımdan denemiştir J

HAFTASONU İMZA GÜNLERİ PLANIMIZ NASIL?

Yazının devamı...

Unutmayın, hayatta gölge geçer, ışık kalır.

20 Aralık 2018

Dün akşam saatlerinde yolda yürürken şunu düşündüm. Neden her yeni yıla geçeceğimiz zaman sürekli bu yıl daha iyi olsun veya aman bu yıl bitsin de yeni yıla hemen geçelim der. Ya da aman ya ne bekliyorsun bu yıldan da hepsi aynı zaten diye kendi kendine homurdanır.

Astroloji sanatıyla uğraşmam sebebiyle bu konuda insanların görüşlerine oldukça hâkim olduğumu düşünüyorum. Gözlemlerime göre pek azımız pozitif beklentiler içerisinde olurken daha büyük bir kesim insan umutsuz ve hayatından şikayetçi halde.

Kiminin sevgilisi ya da eşi aldatıyor, kiminin hayatında hiç sevgilisi yok diye yalnız kalma korkusuyla agresif, kimimiz parasızlıktan şikayetçi, kimi kariyerinde mutsuz. Genel olarak hepimizin sorunlarını bir başlık altında toplayabiliriz. Hatta bu umutsuzluklarımızı birilerine ya da yaşadığımız şehir, koşullar ya da ülkenin durumuna yükleyebiliriz. Yani kısaca umutsuzluğumuzun suçlusunu da bulabiliriz.

Bu umutsuz, çaresiz düşüncelere karşı ne yapılabilirdi ya da daha fazla nasıl umut yüklenebilirdi insanlara bunu düşünürken gürültülü bir motor sesi yanımda durdu. Genç çocuğun yarım parmaklı eldivenleri, incecik yırtık bir üst ve kafasında bir yün şapkası vardı. Çöp kutusunun kenarında durdu. Şöyle arabasına döndüm baktım. Bu ne kalabalık böyle diye incelediğimde motorun en boş yerine 2019 yılı yazdığını gördüm. Sizler için resmini çektim. O çöp toplarken onu rahatsız etmeden hemen o 2019 görüntüsünü aldım.

Sonra böyle o soğukta burnumun ucu sızladı. Dedim ki umut etmek ya da birine nasıl umut edeceğini öğretmek senin yapabileceğin bir şey değildi. Ben bir şey yapamam. Nasıl bu koşullarda biri 2019 yılından böyle içten bir beklentiye girebiliyorsa ve umudunu her zamankinden daha fazla yükseltiyorsa her şeyi var olan şükretmek yerine mızmızlanan bizlere bu fotoğrafın yeterli olacağını düşündüm.

Bu araba bana herkesin umudunun kendine olduğunu gösterdi. Ne koşulda olursa olsun ne şartta olursa olsun. İnsanın içinde mutlu olması ve umutlu olması çok başka bir olay. Şu an sıcacık bir ortamda önünüzde bir fincan çayla bu yazıyı okuma şansınızın olması bile büyük bir ışık aslında. Âmâ bizi ilgilendiren dönmeyen sevgili, acı veren patron, ödenmeyen borçlar veya ailemizin bize fazla baskı yapması gibi bir sürü konu. Bunu buraya paylaşma sebebim bundan sonra yaşayacağınız umutsuzluk halinizden şikâyet etmenin nasıl bir bencillik olduğunu fark etmenizdir. Ben size bu saatten sonra umut edin diyemem, bu ben size söyleyince olabilecek bir şey değil ama ben dün geceden sonra 2019 yılından çok daha fazla umutluyum ve 2018 yılına da çok teşekkür ederim. Kısaca bu resimden sonra gördüm ki umutsuzluk bir şuursuzluk haliymiş…

Cem Adria’nın dediği gibi;

Yazının devamı...

Isırmayacak bir çıngıraklı yılan size hiçbir şey öğretmiyor

19 Aralık 2018

Bazı insanların içlerindeki hırçınlıkları ve agresiflikleri hiçbir zaman anlayamayacağız. Dün şunu düşündüm o gariban papağanın haykırışlarını ve sesini duyan Allah onu nasıl bir zalimin elinden kurtardı. Nasıl bir yakarıştı, nasıl bir acıydı demek ki. Bir papağanın hakkını bırakmayan Allah, yine kendi yarattığı, kendi katında en sevdiği insanı başkasının elinde ziyan eder miydi?

Asla..!

Yaşanılan bu olaydan çıkartılacak en görkemli derstir. Bu işareti okumaya bilen zaten anlamıştır. Yoksa nerden haberimiz olacaktı o papağanın çektiği acı ve keder. Allah biliyor çünkü. Yanına bırakmadı.

Hepimizin hayatında yoluna çomak sokmaya çalışan, kıskançlık duyan, bazı şeyleri hazmedemeyen her şeyden önce insan olma vasfını beceremeyen kişilerden dolu var. Düşünürseniz en çokta papağana onlar üzülmüştür ve onlar mücadele vermiştir değil mi?

Bir de bu açıdan bakın. O kişi hayatında ailesine ya da çevresindeki insanların hayatında terör yaratıyordur ama söz konusu papağana zulmeden kişiye karşı sosyal medyasında en çok savaşı o veriyordur.

Hiç düşündünüz mü? Acaba ben hayatımda kimin boğazını sıktım ya da o papağana zulmeden adam gibiydim diye düşündünüz mü?

İşte aslında çok düşünmemiz lazım değerli dostlar, çok düşünmemiz lazım…

Her şey ayna her yer ayna. Siz birini çekiştirip ya da birine iftira atarken ya da dedikodusunu yaparken bir papağana üzülmenizin faydası asla yoktur. Bu sizi iyi biri yapmaz. Ya da yaşlı bir teyzeye yer vermiyorsanız, soğukta titreyen çocuğa montunuzu vermiyorsanız, herhangi bir kötülüğe sessiz kalıyorsanız bu papağana üzülmeniz sizi iyi yapmaz. Saatlerce size verilen zaman ve hizmetin bedelini saygısızca gidip bir doktordan bir avukattan geri istiyorsanız ya da aldığınız hizmetleri kötüleyerek arka planda haksız tutumlar sergiliyorsanız bu sizi iyi biri yapmaz. Bu yüzden buradan alacağımız dersleri almamız gereklidir. Kendinize bir bakın. Evrende verdiğiniz her şeyi geri alırsınız. Bir papağanın hakkını bırakmayan Allah kimsenin yanına bir şey bırakmaz…Bunu bir kere daha hatırlayalım.

Yazının devamı...

Kаhrаmаnlık, ruhun bedene karşı kazandığı zaferdir

18 Aralık 2018

Astroloji düşünsel bir yolculuktur. İnsanın modern dünyanın zorlukları ile başa çıkması için neler yapılması gerekli olduğuna dair fikirler verir. Bu tabi asıl sizin doğum harita planınıza göre daha isabetli sonuçlar verir.

Ay koç burcunda ilerliyor. Güne hızlı ve enerjik başlarken Plüton gezegeni ile kurduğu stresli açı sanki bugüne kadar değişmeyen bir şeyleri değiştirme dürtüsü sizlere verebilir. Kahramanlık yapmak isterken hayatınızla ilgili bazı konularda ilişkilerinizi zedelememeye dikkat etmelisiniz. Ruhunuzun ve aklınızın kabul etmediği bazı konularda uygun bir ifade tarzı ile haklı olduğunuzu bugün gösterebilirsiniz.

 Gelelim günün tavsiyeli hikayesine;

Harry  93 yaşındaydı. Karısı, daha yeni lösemiden ölmüştü ve Harry hayata nasıl devam edebileceğini bilmiyordu; çünkü öncesinde amacı karısına bakmak, onunla olmak ve onun mutluluğunu sağlamaktı. Bu yüzden birdenbire, 93 yaşında amacı ayaklarının altından kayıp gitti. Uyandığında, artık yaşamak için enerjisi kalmamıştı.

 Bu depresyondur. Harry depresyondaydı, “Aman neye yarar? Niye zahmet edeyim? Niye devam edeyim ki?” diye kendine sorardı, depresyonun bütün anlamı budur : Yapacak bir şeyim yok. Heyecan duyacağım ya da beni şevke getirecek hiçbir şey yok. Bu yüzden bütün dikkatim tekrar kişiliğimde… Bende… Duygularımda… Ne hissettiğim ne düşündüğümde ve üzüntümde. Tüm düşüncelerim üzüntüm, vicdan azabım ve pişmanlığımda, dikkatim tamamen kendime yönelmiş durumdadır.

Ancak, Harry Bernstein bu dünyanın içinde uzun süre sıkışıp kalmadı. Zihni, kişiliğinden amaca yöneldiği anda bedeni depresyondan çıktı.

Sıra dışı bir şey yaptı; ama ona neyin esin kaynağı olduğunu pek bilmiyoruz. Zihin değiştiğinde ruh içeri girecek bir yol bulur. Leonard Cohen’in şarkısında söylediği gibi, her şeyde bir çatlak vardır, ışık oradan girer. Böylece Harry Bernstein mantık dışı bir şey yapmaya karar verdi.

 

Yazının devamı...

Eğer ortasında vazgeçerseniz, sonunu asla göremezsiniz.

18 Aralık 2018

Daha özenli ve düşünceli ilerlemelisiniz. Dün sizi yoran bazı yaklaşımlar bugün artık yerine biraz daha sakinliğe bırakıyor olacaktır. Çözemediğiniz zorlayıcı bazı problemlerinize şaşırtıcı fikirler ile yeni yollar bulabilirsiniz.

 Gelelim günün tavsiyeli hikayesine;

Bir zamanlar gökyüzünde birbirlerini çok seven bir bulutla bir yıldız varmış. Bulut gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu; yıldız ise en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıymış...

Gökyüzündeki her varlık onların sevgisini kıskanırmış...Ama biri varmış ki; bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyormuş. Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına rağmen...

Bulut biraz safmış, kimseyi kıramazmış. Yıldızsa bulut için elinden gelen her şeyi yapabilir, herkese meydan okuyabilirmiş. Zaten onun için bir bulut, bir de çok sevdiği dostu peri varmış. Bir derdi olduğunda gider, periye anlatırmış. Âmâ nereden bilebilirmiş ki perinin bir gün bunların hepsini bulutla yıldızın ayrılmaları için koz olarak kullanacağını?

Bir gün nazar değmiş bulutla yıldıza. Hiç yoktan bir sebepten tartışmışlar. Bulut çekip gitmiş hatalı olmasına rağmen. Yıldızsa nasılsa bulutum beni sever. Dönecektir!? diye düşünüp hiçbir şey yapmamış. Döner geri diye düşünmüş...

Fakat hiçbir şey beklendiği gibi gitmemiş. Bulut dönmemiş. Kim bilir, belki de cesaret edememiş dönmeye. Her şeyin bitmesini göze alamam, diye düşünmüş.

Ancak ortada tek bir gerçek varmış ki, o da ikisinin de çok üzgün olduklarıymış. Gökyüzündeki melekler bile ağlamışlar onların durumlarına ama ne fayda?

Yazının devamı...