"Erdem Cürgen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdem Cürgen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdem Cürgen

UEFA gerçekten kulüpleri yaşatmak mı istiyor?

19 Nisan 2018

Gerek ülkemizde, gerek dünya genelinde spor kulüplerinin çok yüksek miktarlarda borçlanması üzerine UEFA Avrupa Kupası ve yerel lig katılımları için finansal ağırlıklı bir takım kriterler getirmişti, ilk başta hafife alınan bu durum, birkaç kulübün Avrupa’dan men cezası alması üzerine ciddiye alınmaya başladı. Her sezona başlarken Uluslararası ve Ulusal lisans alan kulüplerin isimlerini, spor bültenlerinde ilgiyle takip ediyoruz.


Ulusal lisans alamayan takımlar sezona -3 puanla başlıyor, Spor Toto 1.Ligde sanırım son 7-8 sezondur en azından bir takım sezona -3 puanla başlamış, 2.Liglerde de durum pek farklı değil, her bir oyuncunun bireysel şikayeti sonucu daha önceki alacakları ödenmediği takdirde, oyuncunun talebiyle her bir futbolcu için 6 puan ceza da buna ekleniyor. Örneğin bu sezon Manisaspor’un silinen 9 puanının 3ü ulusal kulüp lisansı alamaması, 6sı da 7-8 sezon önce transfer edilen Ariza Makakula’nın hala ödenmeyen ücretlerinden dolayıydı.


Kulüpleri öldürmek gayretinde olmadığını söyleyen UEFA’nın, FFP kapsamında Avrupa kupalarından men, Avrupa kupası listesine eksik oyuncu bildirme, Transfer yasağı gibi, her kulübün özel durumuna göre çeşitli yaptırımları var. Avrupa kupalarına katılamayan üst lig ve özellikle alt lig takımları için “Transfer yasağı” tam bir kabus, kulüplerin dış transfer yapmasını yasaklayan bu yaptırım, sözleşmesi biten oyuncularla yeniden anlaşmaya müsade ediyor.



Yazının devamı...

NBA’de Play-Off zamanı

12 Nisan 2018

NBA’de Cumartesi gecesi başlayacak olan play-off’larda sürpriz bir şekilde geçen sezonun finalistleri Golden State ve Cleveland takımları konferanslarında zirveyi kaptırdılar. Sezonun daha ilk gününden Hayward’ın sezonu kapatmasıyla başlayan can sıkıcı sakatlıklar sezonun sonlarında da devam etti. Doğu’nun iddaalı takımlarından Boston Celtics’de Kyrie Irving sezonu kapatırken, Golden State Warriors’un superstarı Stephen Curry’nin play-off’larda en azından ilk turu kaçırması bekleniyor.

Normal sezonun son maç günü öncesi Play-Off’a katılan 16 takımın 15 tanesi belli olmuş durumda, son takımı Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece TSİ 03’te oynanacak Minnesota – Denver maçı belirleyecek. 81 maçta 46şar galibiyetleri olan bu iki takımdan, kazanmayı başaran takım play-off treninin son yolcusu olacak, bu ilginç karşılaşma S Sport’tan canlı yayınlanacak.

Doğu’da Toronto’nun 1, Boston’un 2, Batı’da Houston’un 1, Golden State’in 2.sırada kapattığı normal sezonda, sezon başında beklenen Golden State – Cleveland finalinin dışına çıkılması çok büyük ihtimal olarak görülüyor.

James Harden’ın büyülü performansı ile MVP olması beklenen NBA’de, takımı Houston Rockets da en fazla galibiyeti alarak, finallere kadar çıkabilmesi halinde, tüm turlarda ev sahibi avantajına sahip olacak.

Birkaç sezondur play-off’lardan uzak kalmakla kalmayıp, en kötü performansları sergileyen Philadelphia 76ers takımı da, draftlarda üst sıralardan oyuncu seçme avantajları ve yeniden yapılanmasıyla beraber, play-off’a geri döndü. Doğu’da 3ya da 4.sırada yer alacak Philadelphia ilk turda saha avantajına sahip olacak, genç ağırlıklı kadronun; büyüklerle, çocukların ayrıldığı yer olan play-off’larda göstereceği performans da çok ilgi çekici olacak.

Batı’da ilk turda Curry’siz Golden State karşısına çıkmak için büyük çaba sarfeden ve sürpriz maçlar kaybeden Oklohama City Thunder 7.sırada kalıp bu emeline ulaşırsa, ilk turun en ilgi çekici eşleşmelerinden birisinde Kevin Durant Golden State formasıyla, eski takımına karşı parkeye çıkacak.

Yazının devamı...

Tatsız tuzsuz bir Avrupa şampiyonası

29 Mart 2018

2017 sonlarında karaciğer yetmezliği nedeniyle hayata veda eden Naim Süleymanoğlu’nun, dönemin başbakanı Turgut Özal’ın da büyük katkılarıyla ülkemize getirilmesinden sonra 1988 Seul Olimpiyatlarında rekorlar kırarak kazandığı altın madalya, 1968 Mexico City yaz olimpiyatlarıında Güreş’te kazandığımız altın madalyalardan sonra kazandığımız ilk altın madalyaydı.  Bu altın madalya ülkemizde halteri en çok ilgi çeken olimpik sporlar arasında tartışmasız olarak ilk 3’e sokuyordu.

O dönemden sonra Avrupa Şampiyonları, Dünya Şampiyonaları, Olimpiyatlar TRT’nin yayınlarıyla çok ciddi anlamda takip edilmeye başlandı.

Genelde mayıs ayına denk gelen 1-2 hafta aralıklarla yapılan ve yaz tatilini müjdeleyen Avrupa Güreş ve Halter şampiyonları çok ciddi izlenme oranlarına ulaşırdı. Halterde ilk gün Halil Mutlu çıkar altın madalya alır, ikinci gün madalya umudumuz Hafız Süleymanoğlu büyük bir mucize olmazsa sıfır çeker, üçüncü gün Naim Süleymanoğlu çıkar bir altın madalya daha alırdı. Yine düşük ve orta kilolarda Ergün Batmaz, Reyhan Arabacıoğlu, Sedat Artuç gibi isimler madalyaları toplarlardı.  Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu ile başlayan şampiyon sporcu geleneğimiz 2004 Atina Olimpiyatlarında kendini göstermiş ve inanılmaz bir performans gösteren Taner Sağır o olimpiyata damga vurmuştu.

Erkeklerle başlayan bu başarılar kadınlarda Nurcan Taylan’ın ilk olimpiyat şampiyonu kadın sporcumuz olmasıyla ivmelenmiş; Sibel Özkan, Sibel Şimşek, Aylin Dağdelen gibi başarılı sporcularımız bize onlarca madalya kazandırmıştı.

2000’lerin sonlarına doğru Naim Süleymanoğlu sonrası dönemi iyi geçirmemizi sağlayan Halil Mutlu’nun da halteri bırakmasından sonra, genç ve başarılı sporcularımızın istikrar yakalayamaması, doping skandalları ve kadın halterinde taciz skandallarıyla beraber halterde paraşütsüz bir inişe geçtik.

Halter Federasyonundaki değişimle beraber yeniden yapılanma süreci başladı. 2012 Olimpiyatlarında 13.olan Türkmen Halterci Daniyar İsmayilov Türk vatandaşlığına geçirildi, 2016 Rio’da Halterde kazandığımız tek madalya ona aitti.

Yazının devamı...

Formula 1’de yeni sezon Melbourne’de başlıyor

22 Mart 2018

Antrenman turları, sıralama turları sonrası büyük yarış Pazar sabahı 8:10’da S Sport’ta canlı yayınlanacak. Şimdiye kadar Melbourne Grand Prix’ini 2 şer kez kazanan Hamilton, Vettel ve Raikkonen’den birisi dengeyi kendi lehine bozabilecek mi, hep beraber göreceğiz.

Son 4 sezonun 3ünde şampiyon olan Lewis Hamilton sürücüler klasmanında yine sezonun favorisi, O’nu en zorlayacak isim olarak ise 4 sezonun öncesindeki 4 sezonun tamamında Dünya Şampiyonu olan Sebastian Vettel gözüküyor. Max Verstappen ve Daniel Ricciardo ise sürpriz yapabileceği düşünülen isimler olacak.



Markalar klasmanında ise Red Bull hakimiyetine son veren ve son 4 sezon şampiyonluğu kazanan Mercedes yine çok büyük favori, yeniden Formula 1’i domine etmeye çalışan Red Bull ve belki de en büyük taraftar grubuna sahip olan Ferrari takımları da “imkansız görev” olarak görülebilecek olan Mercedes’i tahtından etmenin peşinden koşacak.

Bu yıl yine S Sport’un yayın haklarına sahip olduğu şampiyonada özellikle Avrupa yarışlarının İngiltere Premier Ligi ile çakışması durumunda bu sezon da bazı yarışların, Smart Spor ve Bein Sports kanallarında yayınlanması bekleniyor.


Yazının devamı...

Mart çılgınlığı

15 Mart 2018

Üniversite ve spor beraberliğinin Dünya üzerindeki en başarılı örneği olan NCAA ligleri sadece basketbol ile sınırlı değil, bir çok spor dalında bu inanılmaz alt yapı havuzunu ve onların dişe diş mücadelelerini görmek mümkün.

Okul takımlarının maçlarının bu kadar ilgi görmesi, salonların bu kadar dolu olması ve bu kadar büyük bir ekonomiye ulaşması, Koç Festleri hatır, gönül ve sponsorluk ya da medya ortaklığıyla yayınlatıp, üniversiteler arası maçları sadece o okulun öğrencilerine izletebildiğimiz için, bize hayal gibi gelse de gerçeğin ta kendisi.

On binlerce kilometre uzaklarda, evlerimizde dijital platformlara ücret ödeyerek, Duke ile North Carolina Üniversiteleri arasındaki maçı bize seyrettiren sistemin DNA’sını çözebilirsek, bu kültürün nasıl yaratıldığını görebilirsek belki biz de bir gün bir spor ülkesi olabiliriz.

Geçen sezon Arizona, Phoenix’te yapılan ve iki Carolina takımının da Final Four yapmayı başardığı şampiyonada, Michael Jordan’ın da 1982’de 23 numaralı formasıyla şampiyonluğa ulaştığı North Carolina, finalde daha önce hiç şampiyonluğu olmayan Gonzaga’yı yenerek, 6.şampiyonluğuna ulaşmış; UCLA ve Kentucky’nin ardından bu şampiyonluğu en çok kazanan takım olmuştu.

Bu yıl San Antonio’da yapılacak; ülkemizde de Tivibu Spor ve Fox Sports tarafından yayınlanacak March Madness’da bakalım bu sezon sürpriz yaşanacak mı?

HAYALLERİNİN PEŞİNDEN KOŞAN BİR TÜRK GENCİ: BOĞAÇ KARATEPE

Yazının devamı...

Medya’da dinlediğini anlayan hiç kimse kalmadı mı?

8 Mart 2018

Görünen o ki Aykut Kocaman’ın “taç hırsızlığı” üzerine yaptığı konuşma ya bilinçli olarak ya da gerçekten ne söylendiğini anlayan neredeyse hiç kimse olmaması nedeniyle yanlış aksettirildi, yazılarında bu konulara neredeyse hiç girmeyen benim üzerime de bu konuda birkaç cümle yazmak kaldı.

Öncelikle konunun başlangıcı ya da konu başlığı “taç” değil; Aykut Hoca’nın; Vodafone Park’ta maç kazanmanın çok zor olduğuna dair Perşembe akşamı yaptığı açıklamaya atıfta bulunan bir muhabir sorusuydu. Buna cevaben de Aykut Kocaman şu eklemeyi yaptı “Burada maç kazanmak da bir o kadar kolay” ve bunu örneklerle açıklamaya başladı; Arda Kardeşler’in Fenerbahçe – Akhisar maçındaki yönetimiyle, son 1 hafta içerisinde oynanan 2 Beşiktaş maçının hakemleri olan Cüneyt Çakır ve Fırat Aydınus’un yönetimlerinin karşılaştırmasını yaptı. Cüneyt Çakır ile ilgili eleştirisi fauller konusundaydı, Fırat Aydınus’la ilgili örnek de açıklamasının sonunda söylediği “hakikaten şaka ama öte yandan da gerçek” cümlesiyle anlattığı taç atışınaydı, hakemin taç atışını doğru görmesine rağmen, Beşiktaşlı futbolcunun hemen topu alıp tacı atması karşısında, tribündeki uğultuya karşı gelemeyerek, taç gibi kolay bir kararda bile eğilip, büküldüğünü anlatmaya çalıştı Fırat Aydınus’un.

Aslında televizyonlarda konuşulanın aksine anlatmak istediği; taç atışının önemi değil, taç atışı gibi belki de futboldaki en kolay karar da bile böyle bir tavır sergilenmesiydi. Kaldı ki o hatalı taç da Volkan Demirel’in çileden çıkıp, yaptığı itirazların artmasına, 2.sarı karttan kırmızı kart görmesine sebep oldu.

Anlatılmak istenen çok net bir şekilde tribünlerin boş kalması; takıma yeterli desteğin, rakibi ve hakemleri baskı altında bırakacak ortamın bir türlü Ülker Stadyumunda oluşturulamamasıydı. O akşam Fenercell’in davetlisi olarak maçı stadyumda seyreden biri olarak, bunu ben de çok net bir şekilde gözlemledim. Zaten bunu gözlemlemek, bilmek için stada gitmeye de gerek yok, maçları televizyondan seyreden, sosyal medyayı biraz takip eden herkes bunu çok iyi biliiyor. Ülker Stadı’nda sadece Başkan, yönetim kurulu, teknik direktör ve Fenerbahçe’li futbolcular üzerinde baskı oluşturacak bir ortam var; bunun sebebini de, çözümünü de herkes biliyor.

Burada konuşulması gereken konu, ya da sorulması gereken soru; o akşam Fernandao’nun düşürülmesi net penaltı, Soldado’nun attığı gol çok ufak bir farkla ofsayt ama yardımcı hakemin durduğu yer yanlış. Aynı pozisyonlar Türk Telekom Stadı ya da Vodafone Park’da yaşansaydı, hakem kararları yine aynı olur muydu? bu sorunun cevabı bende çok açık, sizi de kendi cevaplarınız ve vicdanınızla baş başa bırakıyorum.

EUROCUP PLAY-OFF’LARI SÜRPRİZSİZ BAŞLADI

Yazının devamı...

Bundesliga'da pazartesi sendromu

1 Mart 2018

Yıllarca dolup taşan, hatta derbi maçlarında, 1 gün önceden gelinip stadyum kapılarında yatılan yıllardan sonra bu tablo bir hayli düşündürücü, 1990’ların başında da benzer bir dönem yaşanmıştı. 1992-93 sezonunda örneğin yanılmıyorsam 14-19 saatleri arasında maçların canlı yayınlanması yasaklanmıştı. CINE5 henüz yayın hayatına başlamamış, şifreli yayınlar, dekoderler hayatımıza girmemişti. TFF’nin 3 büyüklerin iç saha maçlarını naklen yayınlanmasın diye 14’e 15:30’a koyduğu günler hala aklımda, naklen yayının yasak olduğu saatte oynanan karşılaşmaları yayın haklarını alan SHOW TV maç bittikten sonra banttan yayınlardı. Hatta 1992-93 sezonunda son haftaya ve averaja kalan şampiyonluk mücadelesinde Akaragücü – Galatasaray, Beşiktaş – Gençlerbirliği maçları bile televizyondan canlı yayınlanmamıştı.

Aradan yıllar geçti bugün televizyon gelirleri çok daha yukarılara çıktı, artık yayıncı kuruluşlar neredeyse maç saatlerinde söz sahibi olan bir konuma geçtiler, bunun karşılığı olarak da daha fazla maç, daha fazla reklam, daha fazla abone gerekliliği ortaya çıktı. Daha fazla maçın yayınlanması, yeni yayın saatleri oluşturulması için eskiden Cumartesi ve Pazar günleri ile sınırlı olan lig günlerine önce Cuma eklendi, sonra Pazartesi.

Aynı saatte birden fazla maçın olması hem seyirciyi, hem yayıncı kuruluşu ciddi anlamda zorluyor; örneğin cumartesi günü 15:30-16 gibi Süper Lig ve 1.Ligde en az 3-4 tane maç aynı anda oynanıyor ve bu maçları aynı platform yayınlıyor.

Avrupa’nın en büyük 5 liginde, taraftarlar alışkanlıklarına, kendi takımlarına ve tribün kültürüne çok bağlılar; bu kapitalist düzende bile hala Cumartesi 15:00 İngiltere, 15:30 Almanya, 21:00 Fransa ve Pazar 16:00 İtalya Liglerinde maçların ağırlıklı olarak başladığı saat. İspanya ise bu 5 büyük lig içerisinde, maçları en çok saat dilimine bölen ülke.

Almanya Futbol Federasyonu da bu sezon, Avrupa Ligi maçlarını da bahane ederek, Pazartesi maçlarını başlattı ve beklenenden çok daha büyük bir tepkiyle karşılaştı.


Yazının devamı...

Mardin'e çok yakıştı

22 Şubat 2018

Bu hafta sıra kadınlara geldi, neyse ki Kadınlar Türkiye Kupası çok yerinde bir kararla İstanbul, Ankara dışına çıkabildi, maçlar Mardin’de Artuklu Yeni Spor Salonunda oynanıyor.

Erkeklerde olduğu gibi Kadınlarda da bir sürpriz yaşanır mı derseniz, açıkçası ben pek zannetmiyorum. Erkeklerde ligi domine eden ve hatta Euroleague şampiyonluğu ile bu başarısını pekiştiren Fenerbahçe takımının son 2 Türkiye Kupasında çeyrek finalde Anadolu Efes’e elenmesi tesadüf müdür, tercih midir, kader midir pek karar veremiyorum, ama Mardin’de ilk günün ardından görüldüğü kadarıyla Yakın Doğu Üniversitesi pek sürprize izin verecek gibi durmuyor.




Kadınlar Türkiye Kupası statüsü de Erkeklerin statüsüyle aynı. Normal sezonda devreyi ilk 8de bitiren takımların; 1-8,4-5; 2-7,3-6 şeklinde eşleşmesiyle, devreyi ilk 2 sırada bitiren Yakın Doğu Üniversitesi ve Fenerbahçe finale kadar karşılaşamıyor, Fenerbahçe’nin şu an ligde son kaybettiği Beşiktaş maçıyla Hatay Büyükşehir Belediye takımının altına düşerek 3.lüğe gerilediğini hatırlatalım. Fenerbahçe çeyrek finalde Mersin Büyükşehir Belediye’yi geçebilirse, yarı finalde Hatay Büyükşehir Belediye ya da Beşiktaş’la karşılaşacak. Zaman zaman eleştirdiğim Fırat Okul’un Euroleague şampiyonluğunu da geçtim, bu takımı Türkiye Kupası şampiyonluğuna ulaştıracağına dair bile pek umudum yok, zaten Fenerbahçe yıllar sonra Euroleague normal sezonu sonunda, son 8’de saha avantajını ele alamamıştı. Her ne kadar Sopron’dan daha iyi bir takım olsak da, Sopron’a elenip Final-Four’dan olmak da mevcut form durumuyla çok büyük sürpriz olmaz.

Erkekler de olduğu gibi Kadınlar Türkiye Kupasın’a da PTT’nin sponsor olduğunu ve tüm maçların yiine Tivibu Spor’un şifresiz kanalından yayınlanacağını hatırlatalım.


Yazının devamı...