"Erdem Cürgen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdem Cürgen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdem Cürgen

Formula 1’de yeni sezon Melbourne’de başlıyor

22 Mart 2018

Antrenman turları, sıralama turları sonrası büyük yarış Pazar sabahı 8:10’da S Sport’ta canlı yayınlanacak. Şimdiye kadar Melbourne Grand Prix’ini 2 şer kez kazanan Hamilton, Vettel ve Raikkonen’den birisi dengeyi kendi lehine bozabilecek mi, hep beraber göreceğiz.

Son 4 sezonun 3ünde şampiyon olan Lewis Hamilton sürücüler klasmanında yine sezonun favorisi, O’nu en zorlayacak isim olarak ise 4 sezonun öncesindeki 4 sezonun tamamında Dünya Şampiyonu olan Sebastian Vettel gözüküyor. Max Verstappen ve Daniel Ricciardo ise sürpriz yapabileceği düşünülen isimler olacak.



Markalar klasmanında ise Red Bull hakimiyetine son veren ve son 4 sezon şampiyonluğu kazanan Mercedes yine çok büyük favori, yeniden Formula 1’i domine etmeye çalışan Red Bull ve belki de en büyük taraftar grubuna sahip olan Ferrari takımları da “imkansız görev” olarak görülebilecek olan Mercedes’i tahtından etmenin peşinden koşacak.

Bu yıl yine S Sport’un yayın haklarına sahip olduğu şampiyonada özellikle Avrupa yarışlarının İngiltere Premier Ligi ile çakışması durumunda bu sezon da bazı yarışların, Smart Spor ve Bein Sports kanallarında yayınlanması bekleniyor.


Yazının devamı...

Mart çılgınlığı

15 Mart 2018

Üniversite ve spor beraberliğinin Dünya üzerindeki en başarılı örneği olan NCAA ligleri sadece basketbol ile sınırlı değil, bir çok spor dalında bu inanılmaz alt yapı havuzunu ve onların dişe diş mücadelelerini görmek mümkün.

Okul takımlarının maçlarının bu kadar ilgi görmesi, salonların bu kadar dolu olması ve bu kadar büyük bir ekonomiye ulaşması, Koç Festleri hatır, gönül ve sponsorluk ya da medya ortaklığıyla yayınlatıp, üniversiteler arası maçları sadece o okulun öğrencilerine izletebildiğimiz için, bize hayal gibi gelse de gerçeğin ta kendisi.

On binlerce kilometre uzaklarda, evlerimizde dijital platformlara ücret ödeyerek, Duke ile North Carolina Üniversiteleri arasındaki maçı bize seyrettiren sistemin DNA’sını çözebilirsek, bu kültürün nasıl yaratıldığını görebilirsek belki biz de bir gün bir spor ülkesi olabiliriz.

Geçen sezon Arizona, Phoenix’te yapılan ve iki Carolina takımının da Final Four yapmayı başardığı şampiyonada, Michael Jordan’ın da 1982’de 23 numaralı formasıyla şampiyonluğa ulaştığı North Carolina, finalde daha önce hiç şampiyonluğu olmayan Gonzaga’yı yenerek, 6.şampiyonluğuna ulaşmış; UCLA ve Kentucky’nin ardından bu şampiyonluğu en çok kazanan takım olmuştu.

Bu yıl San Antonio’da yapılacak; ülkemizde de Tivibu Spor ve Fox Sports tarafından yayınlanacak March Madness’da bakalım bu sezon sürpriz yaşanacak mı?

HAYALLERİNİN PEŞİNDEN KOŞAN BİR TÜRK GENCİ: BOĞAÇ KARATEPE

Yazının devamı...

Medya’da dinlediğini anlayan hiç kimse kalmadı mı?

8 Mart 2018

Görünen o ki Aykut Kocaman’ın “taç hırsızlığı” üzerine yaptığı konuşma ya bilinçli olarak ya da gerçekten ne söylendiğini anlayan neredeyse hiç kimse olmaması nedeniyle yanlış aksettirildi, yazılarında bu konulara neredeyse hiç girmeyen benim üzerime de bu konuda birkaç cümle yazmak kaldı.

Öncelikle konunun başlangıcı ya da konu başlığı “taç” değil; Aykut Hoca’nın; Vodafone Park’ta maç kazanmanın çok zor olduğuna dair Perşembe akşamı yaptığı açıklamaya atıfta bulunan bir muhabir sorusuydu. Buna cevaben de Aykut Kocaman şu eklemeyi yaptı “Burada maç kazanmak da bir o kadar kolay” ve bunu örneklerle açıklamaya başladı; Arda Kardeşler’in Fenerbahçe – Akhisar maçındaki yönetimiyle, son 1 hafta içerisinde oynanan 2 Beşiktaş maçının hakemleri olan Cüneyt Çakır ve Fırat Aydınus’un yönetimlerinin karşılaştırmasını yaptı. Cüneyt Çakır ile ilgili eleştirisi fauller konusundaydı, Fırat Aydınus’la ilgili örnek de açıklamasının sonunda söylediği “hakikaten şaka ama öte yandan da gerçek” cümlesiyle anlattığı taç atışınaydı, hakemin taç atışını doğru görmesine rağmen, Beşiktaşlı futbolcunun hemen topu alıp tacı atması karşısında, tribündeki uğultuya karşı gelemeyerek, taç gibi kolay bir kararda bile eğilip, büküldüğünü anlatmaya çalıştı Fırat Aydınus’un.

Aslında televizyonlarda konuşulanın aksine anlatmak istediği; taç atışının önemi değil, taç atışı gibi belki de futboldaki en kolay karar da bile böyle bir tavır sergilenmesiydi. Kaldı ki o hatalı taç da Volkan Demirel’in çileden çıkıp, yaptığı itirazların artmasına, 2.sarı karttan kırmızı kart görmesine sebep oldu.

Anlatılmak istenen çok net bir şekilde tribünlerin boş kalması; takıma yeterli desteğin, rakibi ve hakemleri baskı altında bırakacak ortamın bir türlü Ülker Stadyumunda oluşturulamamasıydı. O akşam Fenercell’in davetlisi olarak maçı stadyumda seyreden biri olarak, bunu ben de çok net bir şekilde gözlemledim. Zaten bunu gözlemlemek, bilmek için stada gitmeye de gerek yok, maçları televizyondan seyreden, sosyal medyayı biraz takip eden herkes bunu çok iyi biliiyor. Ülker Stadı’nda sadece Başkan, yönetim kurulu, teknik direktör ve Fenerbahçe’li futbolcular üzerinde baskı oluşturacak bir ortam var; bunun sebebini de, çözümünü de herkes biliyor.

Burada konuşulması gereken konu, ya da sorulması gereken soru; o akşam Fernandao’nun düşürülmesi net penaltı, Soldado’nun attığı gol çok ufak bir farkla ofsayt ama yardımcı hakemin durduğu yer yanlış. Aynı pozisyonlar Türk Telekom Stadı ya da Vodafone Park’da yaşansaydı, hakem kararları yine aynı olur muydu? bu sorunun cevabı bende çok açık, sizi de kendi cevaplarınız ve vicdanınızla baş başa bırakıyorum.

EUROCUP PLAY-OFF’LARI SÜRPRİZSİZ BAŞLADI

Yazının devamı...

Bundesliga'da pazartesi sendromu

1 Mart 2018

Yıllarca dolup taşan, hatta derbi maçlarında, 1 gün önceden gelinip stadyum kapılarında yatılan yıllardan sonra bu tablo bir hayli düşündürücü, 1990’ların başında da benzer bir dönem yaşanmıştı. 1992-93 sezonunda örneğin yanılmıyorsam 14-19 saatleri arasında maçların canlı yayınlanması yasaklanmıştı. CINE5 henüz yayın hayatına başlamamış, şifreli yayınlar, dekoderler hayatımıza girmemişti. TFF’nin 3 büyüklerin iç saha maçlarını naklen yayınlanmasın diye 14’e 15:30’a koyduğu günler hala aklımda, naklen yayının yasak olduğu saatte oynanan karşılaşmaları yayın haklarını alan SHOW TV maç bittikten sonra banttan yayınlardı. Hatta 1992-93 sezonunda son haftaya ve averaja kalan şampiyonluk mücadelesinde Akaragücü – Galatasaray, Beşiktaş – Gençlerbirliği maçları bile televizyondan canlı yayınlanmamıştı.

Aradan yıllar geçti bugün televizyon gelirleri çok daha yukarılara çıktı, artık yayıncı kuruluşlar neredeyse maç saatlerinde söz sahibi olan bir konuma geçtiler, bunun karşılığı olarak da daha fazla maç, daha fazla reklam, daha fazla abone gerekliliği ortaya çıktı. Daha fazla maçın yayınlanması, yeni yayın saatleri oluşturulması için eskiden Cumartesi ve Pazar günleri ile sınırlı olan lig günlerine önce Cuma eklendi, sonra Pazartesi.

Aynı saatte birden fazla maçın olması hem seyirciyi, hem yayıncı kuruluşu ciddi anlamda zorluyor; örneğin cumartesi günü 15:30-16 gibi Süper Lig ve 1.Ligde en az 3-4 tane maç aynı anda oynanıyor ve bu maçları aynı platform yayınlıyor.

Avrupa’nın en büyük 5 liginde, taraftarlar alışkanlıklarına, kendi takımlarına ve tribün kültürüne çok bağlılar; bu kapitalist düzende bile hala Cumartesi 15:00 İngiltere, 15:30 Almanya, 21:00 Fransa ve Pazar 16:00 İtalya Liglerinde maçların ağırlıklı olarak başladığı saat. İspanya ise bu 5 büyük lig içerisinde, maçları en çok saat dilimine bölen ülke.

Almanya Futbol Federasyonu da bu sezon, Avrupa Ligi maçlarını da bahane ederek, Pazartesi maçlarını başlattı ve beklenenden çok daha büyük bir tepkiyle karşılaştı.


Yazının devamı...

Mardin'e çok yakıştı

22 Şubat 2018

Bu hafta sıra kadınlara geldi, neyse ki Kadınlar Türkiye Kupası çok yerinde bir kararla İstanbul, Ankara dışına çıkabildi, maçlar Mardin’de Artuklu Yeni Spor Salonunda oynanıyor.

Erkeklerde olduğu gibi Kadınlarda da bir sürpriz yaşanır mı derseniz, açıkçası ben pek zannetmiyorum. Erkeklerde ligi domine eden ve hatta Euroleague şampiyonluğu ile bu başarısını pekiştiren Fenerbahçe takımının son 2 Türkiye Kupasında çeyrek finalde Anadolu Efes’e elenmesi tesadüf müdür, tercih midir, kader midir pek karar veremiyorum, ama Mardin’de ilk günün ardından görüldüğü kadarıyla Yakın Doğu Üniversitesi pek sürprize izin verecek gibi durmuyor.




Kadınlar Türkiye Kupası statüsü de Erkeklerin statüsüyle aynı. Normal sezonda devreyi ilk 8de bitiren takımların; 1-8,4-5; 2-7,3-6 şeklinde eşleşmesiyle, devreyi ilk 2 sırada bitiren Yakın Doğu Üniversitesi ve Fenerbahçe finale kadar karşılaşamıyor, Fenerbahçe’nin şu an ligde son kaybettiği Beşiktaş maçıyla Hatay Büyükşehir Belediye takımının altına düşerek 3.lüğe gerilediğini hatırlatalım. Fenerbahçe çeyrek finalde Mersin Büyükşehir Belediye’yi geçebilirse, yarı finalde Hatay Büyükşehir Belediye ya da Beşiktaş’la karşılaşacak. Zaman zaman eleştirdiğim Fırat Okul’un Euroleague şampiyonluğunu da geçtim, bu takımı Türkiye Kupası şampiyonluğuna ulaştıracağına dair bile pek umudum yok, zaten Fenerbahçe yıllar sonra Euroleague normal sezonu sonunda, son 8’de saha avantajını ele alamamıştı. Her ne kadar Sopron’dan daha iyi bir takım olsak da, Sopron’a elenip Final-Four’dan olmak da mevcut form durumuyla çok büyük sürpriz olmaz.

Erkekler de olduğu gibi Kadınlar Türkiye Kupasın’a da PTT’nin sponsor olduğunu ve tüm maçların yiine Tivibu Spor’un şifresiz kanalından yayınlanacağını hatırlatalım.


Yazının devamı...

Basketbol Türkiye Kupası başladı

15 Şubat 2018

Basketbol Süper Liginde 1.yarıyı ilk 8 sırada bitiren takımların; 1-8, 4-5; 2-7,3-6 şeklinde eşleştiği ve tek maç eleme sistemi üzerinden oynanan kupa maçları sonunda Pazar günü final karşılaşmasıyla şampiyon belli olacak.

Türkiye Kupası 8’li Final’i öncesi basın toplantılarında ilk gün karşılaşacak Fenerbahçe ve Anadolu Efes coachları Obradovic ile Ergin Ataman’ın atışmalarının, kupanın bir adım önüne geçmesi ise kupanın ateşini bir tık olsun yükseltti. Belki de bu yanan ateştendir bilinmez ama daha kupanın ilk gününde final gibi bir maç seyrettik. Anadolu Efes’in 83-80 kazandığı maçta, son hücumda Fenerbahçe 2 tane 3 sayılık atış kaçırdı, Ergin Ataman daha önce de A Milli Takımın başındayken, İtalya maçında 3 sayı öndeyken son hücumda faul yapmayarak risk almış ve yine kazanmıştı. Şunu da hatırlatmadan geçmeyelim, geçen sezon da Türkiye Kupası çeyrek finalinde Fenerbahçe, Anadolu Efes’e elenmişti.



Bu iki takımı çeyrek final yerine final ya da en azından yarı finalde seyretmek daha keyifli bir hale gelebilirdi.

Euroleague’de maç olmayan hafta içini değerlendiren tek ülke biz değiliz şüphesiz; İspanya’da da bizim Türkiye kupası formatımızla aynı formata sahip Kral Kupası maçları da bugün başlayacak. (15 Şubat Perşembe)

Böylece bu hafta Euroleague’de maçı olmayan 4 İspanyol ve 2 Türk takımı yerel kupalarında mücadele edecekler.

1.Basketbol Liginde mücadele eden takımlar için ayrı bir Türkiye Kupası olmasına rağmen, Süper Ligde mücadele eden ve ilk yarıyı 9 ve 16.sıra arasında bitiren 8 takım için herhangi bir Türkiye Kupası mücadelesi bulunmuyor.

Yazının devamı...

Kış olimpiyatları başlıyor ( Aslı Nemutlu anısına)

8 Şubat 2018

Pyeonchang, Erzurum’un Palandöken’i, Kocaeli’nin Kartepe’si gibi kış sporları için bir merkez konumunda olan Taebaek Dağların’ın da içinde olduğu Gangwon şehrinde bulunuyor.




Bu yıl rekor katılımla, 92 ülkeden 2952 sporcunun katılacağı kış olimpiyatlarında, ülkemizi 8 sporcu temsil edecek. Rusya’nın doping skandalı nedeniyle men edildiği olimpiyatlarda 169 Rus sporcu, 5 halkalı olimpiyat bayrağı altında mücadele edecek. Buz Hokeyi gibi takım sporlarında da olimpiyat bayrağını taşıyacak, Rus sporcularının bu ilginç durumu kadar önemli başka bir detay da Kuzey Kore’li 12 kadın buz hokeycinin, Güney Kore’deki kadın buz hokeycilerle bir araya gelerek oluşturacağı Kore takımı olacak. İki ülkenin bayrağından ayrı olarak farklı bir Kore bayrağı ve formasıyla mücadele edecek Kore takımı, B Grubunda Japonya, İsveç ve İsviçre ile mücadele edecek. Kuzey Kore ve Güney Kore’li Buz hokeyciler açılış ve kapanış töreninde de bu bayrak altında yürüyecekler. Erkekler Buz Hokeyi kategorisinde ise Güney Kore takımı kendi sporcularıyla mücadele edecek.

Ülkemizde TRT ve Eurosport ekranlarından yayınlanacak organizasyonda, Eurosport’un logosunda bulunan ve yaklaşık 100 gündür devam eden geri sayımda da sona gelinmiş oldu.


Yazının devamı...

Abdi İpekçi'ye veda

1 Şubat 2018

Harbiye’den sonra Zeytinburnu’na burun kıvıran basketbol severler, bu salona devamlı olarak üvey evlat muamelesi yaptılar.


Spor ve Sergi Sarayı kadar hürmet görmese de, hizmete girdikten sonra tuhaf bir şekilde değişti ülkede basketbolun kaderi, örneğin 1981 finallerini takip eden 5 Avrupa Basketbol Şampiyonasını kaçırmamız sonrası, 1993 Avrupa Basketbol Şampiyonası elemelerini geçtik, o günden bugüne kadar da hiçbir Avrupa Basketbol şampiyonasını kaçırmadık. 1993 elemelerinde; 14 Kasım 1992 tarihindeki Belçika maçı hala hafızalarda, salonda 20 Bin’e yakın seyirci varken, benim gibi binlercesi salonun kapısına bile ulaşamadan eve dönmüş, maçı Tv2’den seyretmişlerdi.




Yugoslav, Sovyet, İtalyan, İspanyol ve Yunan kulüplerinin domine ettiği Avrupa kupalarında o güne kadar yaşanmamış, hayal bile edilemeyen başarılar arka arkaya geldi. İlk göz ağrımız 1993’te İtalya’nın Torino şehrinde oynanan Efes Pilsen - Aris Avrupa Kupası finaliydi, ülke basketbolunun kaderini değiştiren en önemli oyunculardan Petar Naumoski son topu kötü kullandı 50-48 kaybettik. 3 yıl sonra Abdi İpekçi’de kazanılan Koraç Kupası finalinin ilk maçının rövanşında Milano’da Stefanel’e kaybetsek de, takım sporlarında ülke tarihinin ilk kulüpler bazında Avrupa şampiyonluğu geldi. Efes Pilsen artık Euroleague’in de en önemli takımlarından birisi haline gelmişti. Semt pazarındaki esnaf da, ondan limon alan emekli teyze de Efes Pilsen diye bir takımın varlığından, çok iyi takım olduğundan haberdardı. Abdi İpekçi lig maçlarının da merkezi olmuştu. Efes Pilsen, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Ülkerspor, Mavi Jeans Ortaköy hepsi Abdi İpekçi’de oynuyordu iç saha maçlarını, tribünlerde numara düzeni yoktu. 1 Milyon Liraya 4 maç seyrettiğim, istediğim yerde oturduğum, oyuncularla, koçlarla, Murat Murathanoğlu, İsmet Badem ile tanışıp, sohbet ettiğim güzel Cumartesiler hala hafızamda.


Yazının devamı...