"Erdem Cürgen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdem Cürgen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdem Cürgen

Abdi İpekçi'ye veda

1 Şubat 2018

Harbiye’den sonra Zeytinburnu’na burun kıvıran basketbol severler, bu salona devamlı olarak üvey evlat muamelesi yaptılar.


Spor ve Sergi Sarayı kadar hürmet görmese de, hizmete girdikten sonra tuhaf bir şekilde değişti ülkede basketbolun kaderi, örneğin 1981 finallerini takip eden 5 Avrupa Basketbol Şampiyonasını kaçırmamız sonrası, 1993 Avrupa Basketbol Şampiyonası elemelerini geçtik, o günden bugüne kadar da hiçbir Avrupa Basketbol şampiyonasını kaçırmadık. 1993 elemelerinde; 14 Kasım 1992 tarihindeki Belçika maçı hala hafızalarda, salonda 20 Bin’e yakın seyirci varken, benim gibi binlercesi salonun kapısına bile ulaşamadan eve dönmüş, maçı Tv2’den seyretmişlerdi.




Yugoslav, Sovyet, İtalyan, İspanyol ve Yunan kulüplerinin domine ettiği Avrupa kupalarında o güne kadar yaşanmamış, hayal bile edilemeyen başarılar arka arkaya geldi. İlk göz ağrımız 1993’te İtalya’nın Torino şehrinde oynanan Efes Pilsen - Aris Avrupa Kupası finaliydi, ülke basketbolunun kaderini değiştiren en önemli oyunculardan Petar Naumoski son topu kötü kullandı 50-48 kaybettik. 3 yıl sonra Abdi İpekçi’de kazanılan Koraç Kupası finalinin ilk maçının rövanşında Milano’da Stefanel’e kaybetsek de, takım sporlarında ülke tarihinin ilk kulüpler bazında Avrupa şampiyonluğu geldi. Efes Pilsen artık Euroleague’in de en önemli takımlarından birisi haline gelmişti. Semt pazarındaki esnaf da, ondan limon alan emekli teyze de Efes Pilsen diye bir takımın varlığından, çok iyi takım olduğundan haberdardı. Abdi İpekçi lig maçlarının da merkezi olmuştu. Efes Pilsen, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Ülkerspor, Mavi Jeans Ortaköy hepsi Abdi İpekçi’de oynuyordu iç saha maçlarını, tribünlerde numara düzeni yoktu. 1 Milyon Liraya 4 maç seyrettiğim, istediğim yerde oturduğum, oyuncularla, koçlarla, Murat Murathanoğlu, İsmet Badem ile tanışıp, sohbet ettiğim güzel Cumartesiler hala hafızamda.


Yazının devamı...

TRT'nin Vakıfbank aşkı bir başka

18 Ocak 2018

Bu sezon; Efeler ve Sultanlar Liginin tüm yayın hakları TRT tarafından alındı. Bu sayede hem seyirci sadakatinin oluşacağı, hem TFF 1.Lig maçlarının da Digitürk tarafından alınması sonrası elinde çok kısıtlı canlı yayınlar kalan TRT Spor’un, hafta sonları bu canlı yayınlar için çok uygun zaman dilimleri yaratılabileceğini ve ülkenin en ücra köşesine kadar Voleybol Liglerinin ulaşacağını düşünerek son derece mutlu olmuştum.

Geride bıraktığımız süreçte maalesef dağ fare doğurdu. TRT özellikle Efeler Liginde bazı haftaları boş geçerken, hafta sonu uzun uzun futbolun konuşulduğu programları yayınlamayı tercih etti. Eskiden 9 TFF 1.Lig maçının 5-6 tanesinin yayınlandığı TRT Spor’a 3 voleybol canlı yayınına yer bulunamadığından, maçların bir kısmı TRT Türk, TRT Avaz gibi kanallara kaydırıldı.

Geçtiğimiz sezon maç D-Smart’ta mı, NTV Spor’da mı ikilemindeki voleybol severler, bu sezonda maç TRT Spor’da mı Avaz’da mı, Türk’te yoksa yayınlanmıyor mu çelişkisine düştü.

İlk haftalar mümkün olduğunca homojen başlayan yayınlar, Sultanlar Liginin 6.haftasından sonra, Vakıfbank için pozitif ayrımcılığa evrildi.

İlk 6 hafta sadece 3 maçı canlı yayınlanan Vakıfbank’ın, takip eden 7 haftada tüm maçları canlı yayınlandı. Önümüzdeki 2 hafta için açıklanan yayın programında da Vakıfbank’ın maçları yerlerini aldı.

13 haftayı geride bıraktığımız Sultanlar Liginde Vakıfbank’ın 10 maçı canlı yayınlanırken, şampiyonluk yolundaki en sıkı rakipleri Eczacıbaşı, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın 6’şar maçları canlı yayınlandı.

15.hafta sonunda Vakıfbank’ın canlı yayınlanan maç sayısı 12’ye ulaşacakken, Galatasaray 8, Eczacıbaşı ve Fenerbahçe ise 7 rakamında kalacak.

Ülkenin en fazla taraftarına sahip 3 takımından birisi olan Beşiktaş Kadın Voleybol Takımının 13 haftada sadece 1 maçı canlı yayınlanırken, 13 haftada Beşiktaş’tan sadece 1 maç fazla kazanan Halkbank’ın da 6 maçı canlı yayınlandı.

Yazının devamı...

Super Bowl’a doğru

11 Ocak 2018

Şampiyonluk için geriye 8 takımın kaldığı NFL’in acımasız play-off sisteminde, şu an en büyük favori New England Patriots olsa da, Pittsburg Steelers ve Minnesota Vikings takımlarının şampiyonluğu da büyük sürpriz olmaz.

Normal sezonun ardından, iki konferansta yer alan 8 grubun liderleri doğrudan play-off’a kalırken, konferans bazında en iyi dereceye sahip diğer 2şer takımın da katılımıyla 12 takım play-off yapmış oluyor. Konferansların en üst sırasında 2şer takım, doğrudan son 8 takım arasına kalırken, diğer takımlar Wild Card Weekend’de karşı karşıya geliyor. (MLS’deki play-off sistemine benzer bir şekilde)

İşte geride bıraktığımız haftasonu NHL’de Wild Card Weekend’di ve son 8 takımdan, kalan 4 tanesi de belirlenmiş oldu. Atlanta Falcons, Tennese Titans, Jacksonville Jaguars ve New Orleans Saints wild card haftasından sağ çıkmayı başarmış olsalar da, önümüzdeki hafta sonu “Divisional Round”da hayatta kalma şansları çok daha düşük olacak.

Bu hafta sonu oynanacak “Divisional Round” haftasından geriye kalan 4 takım ise önümüzdeki hafta sonu Konferans Finallerinde karşılaşacaklar, onu takip eden hafta sonu NFL’in All-Star’ı “Pro Bowl” ve nihayetinde 4 Şubat Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece Super Bowl ile Amerikan Futbolu’nun zirve dönemi taçlanmış olacak.

Amerikan Futbolu’nu takip etmek uzun zamandır aklınızda, fakat nereden başlayacağınızı ya da doğru zamanı bilemiyorsanız, işte tam sırası; NFL maçlarını D-Smart, Digitürk, Tivibu üzerinden yayın yapan Fox Sports kanalından HD olarak izleyebilirsiniz.

AVUSTRALYA AÇIK BAŞLARKEN

2018’in ilk günlerinde, yazın olanca hızıyla devam ettiği Melbourne şehri, yeni yılın ilk grand slam turnuvasına 106.kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Yazının devamı...

Kapatıyoruz

4 Ocak 2018

Bizim spor medyamızda da 2 yıldır, yılbaşı döneminde “NTV Spor kapanıyor” söylentileri çıkıyor, hatta olay söylentilerin o kadar ötesine geçiyor ki, kanalda program yapan bazı yorumcular bile bu dedikoduyu doğrular açıklamalar yapıyorlardı, fakat kanal yönetimi bu olayı doğrulamıyordu. 2 yıldır da yeni yıl geldiğinde, NTV Spor’un yayınlarına devam ettiğini görüyoruz.

Benzer bir durumu geride bıraktığımız yılın son günü yaşadık. Türk futboluna 49 yıldır çok büyük izler bırakmış Gaziantepspor kulübünün kapanmasıyla ilgili olarak, 31 Aralık 2017 günü, kulübün resmi sayfasından Başkan Hüzeyfe Durmaz, kulübün kapacağına dair bir açıklama yayınladı. Başlığı da “Gaziantespor’suz yeni yılınız kutlu olsun” şeklindeydi.

Yeni yılın ilk günlerinde Hüzeyfe Bey; önce 10 Milyon Dolar bulabilirsek kulüp kapanmaz, kulübü kapatmayı düşünmüyoruz gibi 180 derece farklı mesajlar vermeye başladı. Son olarak da Olağanüstü Kongre kararı alındığını açıkladı.

Siyasetin ve belediyenin, bütün maddi, manevi imkanları şehrin diğer takımı Gazişehir Futbol Kulübüne akıtarak, Gaziantepspor’u yok sayması biraz da Hüzeyfe Bey’den önceki başkan Levent Kızıl ile alakalıydı. Her ne kadar siyasetin, kulüpler ve spor dalları üzerinden güç savaşı yapmasına, belediyelerin çok ciddi paraları bu mecralara aktarıp, Maliye Bakanlığının neredeyse düzenli olarak kulüplerin vergi borçlarını affetmesinin tamamen karşısında dursam da, kentlerde bir takım desteklenecekse, o takım belediyenin değil, o şehrin tarihi olan, gerçek takımı olmalıdır diye düşünüyorum.

Son olarak da yılbaşına girerken, üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçmiş bir reklamı yeniden ülkenin gündemine sokan bir Instagram fenomenine atıfda bulunarak; koskoca kulüp başkanlarının ve yönetimlerinin Instagram fenomenleri gibi “Seçimli Olağanüstü Kongre” korktun mu? “Kayyum” korktun mu? “Kulübü kapatıyoruz” korktun mu? Korkmadın mı? demeye, hakları olmamalı.

7 POUND’DAN DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA

Londra’da 2 haftadır devam eden, PDC Dünya Dart Şampiyonası yeni yılın ilk günü yapılan final karşılaşmasıyla sona erdi.

Yazının devamı...

Yasadışı bahisle mücadele için 2018 yılı dönüm noktası

28 Aralık 2017

2018 yılını diğer yıllardan farklı kılan ne derseniz, daha önce 2008 yılında yapılan lisanslama ihalesinin 10 yıllık süresinin 2018 yılı Ağustos ayı itibarıyla sona erecek olması.

2018 yılında bu oyunlar için yeni bir ihale yapılacak, burada ihale şartnamesi büyük önem taşıyor, yine İnteltek gibi bir tekele bu bahisleri oynatma yetkisi verilir ve aynı vergi düzeni devam ederse, yasadışı bahislere olan eğilimi önlemek pek mümkün olmayacak.

İnteltek firmasının İddaa markasıyla gerek sanal, gerek fiziki bayiler üzerinden oynattığı oyun, gün geçtikçe oyuncu aleyhine gelişerek, oyuncuların kazanmasını neredeyse imkansız hale getirecek bir hale evriliyor.

Oyunun ilk başladığı yıllardaki kötü oranlar bile gitgide düşerken, MBS 3 kabusu bir türlü bitmek bilmiyor; oranları çok az miktarda yükselttikleri (ortalama kazançlarını %15-16lardan, %13lere indirdikleri) Altın Kupon programında ise MBS 5 yani en az 5 maç oynamanız gerekiyor, buna karşılık 10 yıldır canlı bahis açılan maç sayısı bir elin parmaklarını geçmedi, ortalaması 2 yılda bir maç bile etmiyor.

Nesine.com gibi sanal bayi olarak, bahis oynatma yetkisi verdikleri bayiler bundan 7-8 yıl önce kullanıcı çekebilmek için çeşitli promosyonlar yapıyorlardı, örneğin tutturduğunuz bir kuponun %20si kadar kupon yapmak için kullanabileceğiniz bakiye gibi, fakat fiziki bayilere zarar verdiği iddia edilerek bu promosyonlar İnteltek firması tarafından yasaklandı.

Rake diye adlandırdığımız, ortalama bir bahisten, oynatıcı firmanın kazanacağı miktarın ortalama %5 civarında olması kabul edilebilir bir miktarken, İddaa’da bu oran basketbol maçlarında %15 ile ortalamanın yaklaşık 3 katı, üstelik bazı futbol maçlarında 3.5 alt/üst oyununda iki seçeneğe 1.55-1.65 oranlar vererek rake miktarını %20 gibi kabul edilemez noktalara çıkarıyorlar.

İnteltek’in bu uzlaşmaz, kullanıcıyı yoksayan tutumunun sonucu olarak yasadışı bahis, ağır cezai müyeddiler ile çıkarılan yasalara rağmen, bir türlü önlenemiyor.

Yazının devamı...

Türk futbolu nereye gidiyor?

21 Aralık 2017

Efsane Başkan İlhan Cavcav’ın vefatından sonra Gençlerbirliğinde başkan seçilen oğlu Murat Cavcav zor günler geçiriyor. İlhan Cavcav sezonuna kötü bir başlangıç yapıp, teknik direktör değişikliğine giden ekipde; Ümit Özat’ın yerine getirilen Mesut Bakkal gönderilip, yerine yeniden Ümit Özat getirildi. Geçtiğimiz haftalarda 5 yönetim kurulu üyesinin istifa ettiği kulüpte, her an olağanüstü kongre süreci yaşanabilir.

Sezon başında Başkan Ahmet Şan’ın yaşadığı süreçten sonra istifa etmesiyle göreve gelen Konyaspor’un yeni başkanı Fatih Yılmaz’ın da olağanüstü kongre sürecini başlatması an meselesi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’in konuyla ilgili kararı bekleniyor.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ile ters düşen Ali Şafak Öztürk gözyaşlarıyla olağanüstü genel kurul kararını açıklamıştı. Geçen sezon Etoo bombasından sonra bu sezona Nasri, Menez gibi inanılmaz transferlerle başlayan Antalyaspor, ligde düşme potasında; yönetim ve teknik direktör belli olmasa da, yıldız oyuncuların devre arasında takımdan ayrılması gündemde, Antalyaspor bu sezon ligde tutunamazsa; Orduspor, Mersin İdmanyurdu, Gaziantepspor gibi takımların yaşadığının daha şiddetlisini yaşayabilir.

Sezona fırtına gibi başlayan ve ilk 8 haftada sadece 2 puan kaybederek, Türkiye Süper Liginin Manchester City’si olacak mı diye düşünülen Galatasaray’ın ilk yarının ikinci dönemindeki büyük düşüsü; devre arasına girilmeden olağanüstü kongre kararı alınmasına neden oldu, ilk 8 haftada 22 puan toplayan Igor Tudor, devre arasını bile göremedi.

TFF 1.Liginde Eskişehirspor’un yaşadığı kongre sürecini, geçtiğimiz haftalarda uzun uzadıya yazmıştım, şimdi Samsunspor’u bir olağanüstü kongre bekliyor. Gaziantepspor’da da daha 3 ay önce seçilen yönetimin, yeniden kongre kararı alabileceği konuşuluyor.

Geçtiğimiz sezonlarda Süper Lig’e yükselme yarışı veren yılların Adana Demirspor’u, geçen sezon son hafta ligde kalabilmişti. Bu sezon da tehlike hattından uzaklaşmayı başaramadılar. Son 2.5 yılda Adana Demirspor’a 10 Teknik Direktör, 30 Yardımcı Antrenör, 5 Altyapı sorumlusu, 2 Menejer getirildi. 3 kere kongreye giden kulübe bu süreçte, 60’ın üzerinde futbolcu transfer edildi. Borç 25 Milyon TL arttı.

Siyaset ve kulüplerin tehlikeli dansı, yarım asırlık tarihi olan şehir takımlarını birer, ikiser dibe çekmeye devam ediyor. Merkezi ve yerel yöneticilere el açmak, şehrin ileri gelen iş adamlarından para dilenmek dışında hiçbir yaratıcı çözüm, hiçbir proje üretemeyen onlarca yönetici hala kulüpleri yönetmeye devam ediyor.

Süper Lig’de Bora Jet ile devam eden mahkeme süreci nedeniyle Fenerbahçe’yi saymazsak; Osmanlıpor ve Kasımpaşa takımlarının hala formalarında göğüs reklamı yok. TFF 1.Ligde Boluspor, Gaziantepspor, İstanbulspor, Adanaspor takımları için de aynı durum geçerli.

Yazının devamı...

Pazarlama harikaları

14 Aralık 2017

Uluslarası anlamda hiçbir şey ifade etmeyen, Dünya sıralamasına herhangi bir puan katkısı olmayan bu maçı en ön sıralardan; Bülent Serttaş’tan, Hülya Avşar’a kadar geniş bir ünlü kitlesi de seyretmişti.

Maria Sharapova daha önce Tekstilkent Arena’da 2007 yılında yapılan İstanbul Cup’a ve 2011-13 yılları arasında 3 kere arka arkaya İstanbul’da yapılan ve sezon sonu Dünya Sıralamasında ilk 8 sırada yer alan sporcuların katıldığı Yıl Sonu şampiyonasına da 2 kere gelmişti.

10-15 yıl kadar önce Dünyanın en iyi 3 tenisçisi arasında sayabileceğimiz ama son dönemde, gerek sportif başarı, gerek aldığı doping cezası ve gerek kariyerindeki şampiyonluklar açısından baktığımızda bugün kadın tenisinin neresinde olduğu soru işaretidir.

Kadın tenisinde 70li yılların başın Christine Evert, 70lerin sonlarından 80lerin sonlarına kadarına kadar olan yılları tartışmasız Martina Navratilova domine etmiştir. 80lerin sonunda bayrağı Steffi Graf almış, Monica Seles ile rekabetine baktığımız zaman da, bu dönemin majör tenisçisi olmuştur. Doksanların sonunda, 2000 yılına kadar Martina Hingis bir yıldız gibi parlamış ve aniden sönmüş, 2000lerin başından bu yana da kadın tenisinde Grand Slamler ve Yıl Sonu turnuvaları daha homojen olarak dağılmıştır.

Bu 18 yıllık dönemin en başarılı tenisçileri olarak Williams kardeşleri en tepeye koymak hiç de yanlış olmaz. Maria Sharapova bu dönemde en iyi 5 kadın tenisçi arasına girer mi derseniz, bana göre hayır; 2004 yılı dışında kadın tenisini domine ettiği bir sezon yok; şu an çoğumuzun adını hatırlamakta zorlandığımız Kim Clijters, Justine Henin gibi 2 Belçikalıyla aynı seviyeye koymamız mümkün olabilir. Günümüze baktığımızda ise Halep, Radwanska, Wozniacki, Azarenka gibi isimlerin yanına bile yaklaşamaz.

Maria Sharapova bir nevi kadın tenisinin David Beckham’ıdır diyebilir miyiz? O bile zor! Çağla Büyükakçay ile yaptığı maçı seyredenler olduysa anımsarlar. Sharapova’ya maç esnasında evlenme teklifi geldi, kendisinin bu teklife olan reaksiyonu ise son derece sınırlıydı. Benzer bir teklif şampiyon olduğu 1996 Wimbledon Tenis Turnuvasında Steffi Graf’a yapılmıştı, Steffi Graf’ın verdiği reaksiyonla Maria Sharapova’nın reaksiyonunu karşılaştırdığımız zaman da, bir pazarlama harikası olan Maria’yı maalesef Steffi Graf’ın çok arkasında görüyorum.

Yazının devamı...

FIFA Kulüpler Dünya Kupası başlarken

7 Aralık 2017

Meksika temsilcisi Pachuca ile Fas temsilcisi Casablanca Gremio’nun rakibi olmak için karşılaşırken; Ön elemede Auckland City’i geçen ev sahibi Al-Jazira bu sefer Urawa Red Diamonds’ı geçerek yarı finalde Real Madrid’in karşısına çıkmak isteyecek.

Salı ve Çarşamba günü yarı final maçlarının yapılacağı şampiyona; 16 Aralık Pazar akşamı final maçıyla son bulacak.

Son 10 Kulüpler Dünya Kupasının 9’unda kupanın Avrupa kıtasına gittiğini düşünürsek, Real Madrid bu şampiyonanın şüphesiz favorisi konumunda, son 10 yılda kupayı Avrupa kıtasının dışına taşımayı başaran tek takım finalde Chelsea’yi 1-0 yenen Corinthians olmuş. 2012 yılındaki bu finali de Cüneyt Çakır yönetmişti.

FIFA Kulüpler Dünya Kupası olarak adlandırılan organizasyon ilk defa 1960 yılında Intercontinental yani Kıtalararası Kupa adıyla Avrupa ve Güney Amerika şampiyonlarını karşı karşıya getirmek için çift ayaklı olarak başladı. İlk Kıtalararası Kupa’yı Uruguay temsilcisi Penarol’le 0-0 kaldığı maçın rövanşında, sahasında 5-1 kazanan Real Madrid aldı. Penarol ertesi yıl Benfica ile karşılaştığı turnuvada ilk maçı Lizbon’da 1-0 kaybetmiş, sahasında 5-0 kazanmıştı, kurallar gereği iki takımın da birer galibiyeti olduğu için, yine Uruguay’da yapılan 3.maçı da 2-1 kazanarak, bu kupayı daha ikinci organizasyonda Avrupa kıtasının dışına çıkarmayı başarmıştı.

1970lerin başına kadar gayet iyi giden organizasyonda; 1971 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonu Ajax, Kıtalararası Kupa’ya katılmayı reddeder ve yerine Panathinaikos katılır, 1972de turnuvaya katılan ve kupayı kazanan Ajax  1973’de yine katılmayı reddeder ve yerine Juventus katılır. 1974’de Şampiyon Kulüpler Kupasını kazanan Bayern Münih de benzer şekilde hakkını Atletico Madrid’e devreder. 1975 yılında turnuva yapılmazken, 1976 Şampiyon Kulüpler Şampiyonunun bu formatta  katıldığı son kupa olur. Bayern Münih iki maç sonunda Cruzerio’yu geçerek şampiyon olacaktır. 1977’de şampiyon Liverpool’un yerine Borussia Mönchengladbach, 1979’da da şampiyon Nottingam Forest yerine Malmö Kıtalararası Kupa’ya katılırken 1978 yılında yine kupa yapılamaz.

Yazının devamı...