"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Sayın savcı, bu istismarcıyı neden tutuklatmıyorsunuz?

24 Nisan 2017

Çaresizlikten doğan bir güç.

Adalete sığınmış, tek seçeneği.

Lakin adaletten ses yok.

*

Ankara Saray’da yaşayan bu kadının iki kızı 2002’de babalarının cinsel istismarına uğradıklarını söyleyerek şikâyetçi oluyor. Ancak dava takipsizlikle sonuçlanıyor. Sonradan küçük kız annesine ablasının baskısıyla yalan söylediğini, babasının ona hiçbir şey yapmadığını söylüyor. Ama çok sonradan öğreniliyor ki, küçük kız aslında yalan söylememiş, babanın gerçekten de cinsel istismarına maruz kalmış ama “Annene söylersen seni de anneni de öldürürüm” tehditleri yüzünden geri adım atmış. Meğer her ikisi de 6-7 yaşlarından beri babanın cinsel istismarına uğruyorlarmış.

Ve bu iki çocuk da biri 2002’de, diğeri 2012’de olmak üzere, intihara teşebbüs ediyor.

Anne gerçeği 2017 yılında öğreniyor. Geçen süre zarfında, babalarının bu iki kız çocuğu dışında diğer kızlarını da istismar ettiğinin farkına varıyor. Çocuklarını istismar ederken bağıramasınlar diye ağızlarına koli bandı yapıştıran bir ‘baba’dan söz ediyoruz.

Ve son olarak, şu anda 14 yaşında olan en küçük kızları bir gün ağlayarak annesine açılıyor. Babasının evde çıplak gezdiğini, mastürbasyon yaptığını, başka kadınlarla telefonda görüntülü ve müstehcen konuştuğunu anlatıyor.

Yazının devamı...

Büyük kentler neden ‘hayır’ dedi?

22 Nisan 2017

Tek bir semte bakalım: Beyoğlu.

Bir tarafta Kasımpaşa, Hasköy...

Diğer yanda Gümüşsuyu, Cihangir.

Bir tarafta Akdeniz’e has yaşamaya alışık insanlar, diğer tarafta muhafazakâr ve geleneksel bir yaşam tarzını benimsemiş olanlar.

Yerel seçimlerde  Beyoğlu Belediyesi’ni hep iktidar partisi alsa da, bu referandumda ilçenin ancak yüzde 50’sinin ‘evet’e bastığını görüyoruz.

Demek ki, muhafazakâr semtlerde yaşayanlar ile kültürel açıdan kent yaşamıyla birebir örtüşen semtlerde yaşayanlar birbirine yaklaşmış.

*

İnsanın geliri arttıkça, refah düzeyi yükseldikçe, temel ihtiyaçları dışında başka gereksinimleri de ortaya çıkıyor. İktidar partisi 2002-2009 arası yıllarda bir orta sınıf yarattı.

Yazının devamı...

Yeni ormanlar için desteğe var mısınız?

20 Nisan 2017

Bizim toplumda maalesef bu bilinç pek yok ama bu bilinci topluma kazandırmak için çalışanlar var.
2003’te akademisyen, sanatçı, arkeolog, mimar, sanat tarihçileri ile iş insanlarının bir araya gelerek kurdukları Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı mesela.
Ben bu vakıfla üç yıl önce “Bir Sütun da Sen Dik” kampanyaları vesilesiyle tanışmıştım.
Düzenledikleri bağış kampanyasıyla Perge antik kentindeki sütunların ayağa kaldırılmasını sağlamışlardı.
Birlikte Anadolu kültür mirasının en güzel örneklerinden Kastabala antik kentine gitmiş, sütunlarının restorasyonu için başlatacakları yeni kampanyayı konuşmuştuk.
Üzüntüyle öğrendim ki bazı bürokratik engeller nedeniyle bu kampanya bir türlü başlayamamış. Dilerim bu engeller bir an önce ortadan kalkar ve bu antik kent de Perge gibi eski görkemine kavuşturulur.
Neyse ki Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın 2012’de FEST Travel ile ortaklaşa başlattığı “Karbon Ayak İzi Ormanları Projesi” hız kesmeden sürüyor.

Yazının devamı...

Kömürle toprağa can veren Türkler

17 Nisan 2017

Kitlesel turizmin olmadığı, Türkiye’de otel bulunamayan yıllar. İlk kez ev turizmini başlatıyorlar; Almanya’daki işçilerin evlerini kiralıyorlar. Nazar Holiday 7 yılda Almanya’nın 5’inci büyük tur firması oluyor. Turizmi, Türkiye’de bombaların patladığı en zor yıllarda yapıyorlar ve pazarın yolunu onlar açıyor. Her hafta Antalya’ya 22 bin kişi indiriyorlar. Ama geceleri gündüzleri kalmıyor. Kızı Tarhan’a “Amca” demeye başlıyor, Cengiz şeker hastası oluyor. Yine de böylesine zor bir sektörde kriz yönetimini iyi beceriyorlar ve değerlenen şirketlerini 1997’de satıyorlar.

*

Türkiye’ye en fazla döviz getirenlerden olması nedeniyle 1990’ların ortalarında Tarhan’a Hizmet Madalyası almak için Ankara’ya gidip gidemeyeceği soruluyor. Ama ismi hâlâ ‘ülkeye girmesi sakıncalı kişiler’ listesinde olduğundan gidemiyor. İlticacı bir solcunun ülkeye en çok döviz getirenlerden olması ziyadesiyle esprilere konu oluyor.

*

Cengiz ve Tarhan, tur firmasını sattıktan sonra, daha az rizikolu bir iş olan seyahat bürosu zinciri Holiday Express’i kuruyorlar. Bu şirket de 90 milyon Euro ciroyla 6 yılda Almanya’nın ilk 10’una giriyor; Almanya’nın En İyi Franchising Ödülü’nü alıyor. 60 şubeye ulaştıktan sonra bu şirketi de satıyorlar.

*

Bu sefer Anadolu’da Hititlerden beri süregelen şarap kültüründen ilhamla üzüm bağları yetiştirme işine dalıyorlar.

O dönem Almanya’da üç bakanlığı birden idare eden ve

Yazının devamı...

Devasa çöldeki vaha

15 Nisan 2017

Ben bu vahalardan birini bulduğum ve yılda bir hafta da olsa o vahada yaşayabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

Benim şu devasa çöldeki vaham Uluslararası Gazeteciler Kayak Kulübü (SCIJ).

Her yıl dünyanın 30’dan fazla ülkesinden yüzlerce gazeteci bir haftalığına dünya üzerindeki kayak merkezlerinden birinde buluşuyoruz. Bir hafta boyunca birlikte kayak yapıyor, yarışlara katılıyor ve toplantılar düzenliyoruz. Ana toplantımızın konusu o yıl gündemi meşgul eden meselelerden biri oluyor; iki yıl önce Charlie Hebdo saldırısını, geçtiğimiz yıl ise mültecileri konuştuk örneğin. Bu yıl Val Cenis’deki buluşmamızda, toplantının Fransa’da olması hasebiyle Paris Olimpiyatları hakkında bilgilendirildik. Ana toplantımızın konusu ise Brexit idi.

Kimine göre buluşmalarımızda ‘Kayak bahane, aslolan muhabbet’.

Kayak işin bahanesi dahi olsa, omurgası. Öyle ki, scij’de siyaset yok, spor var, fikir alışverişi var, dostluk var. Siyaset belki en çok konuşulan şeylerden biri ama ülkeler arası gerginlikler buraya yansımıyor. Siyasetçiler araya girmediğinde toplumlar nasıl anlaşabiliyorsa, burada da aynı hesap. İdeolojiler yok, siyasi çatışmalar yok, kavga yok, gürültü yok. Bir nevi ‘United Colors of Journalists’, yani gazetecilerin birleşik renkleri. Hepimiz günahları sevaplarıyla ülkemizi temsil ediyoruz ama özgürce fikirlerimizi de ortaya koyabiliyoruz.

*

Aslında bu kulübün atası olarak İngiliz ve İsviçreli siyasetçilerin bir araya gelerek kurduğu İngiliz-İsviçreli Parlamenterler Kayak Kulübü’nü gösterebiliriz. Bu kulübün şartı birlikte kayak yapmak ve siyasi tartışmaların ögle yemeği zamanıyla kısıtlı olmasıydı. Yılda bir hafta buluşan 10’ar milletvekili birlikte kayak yapıyor, haftanın sonunda da yarışıyorlardı.

SCIJ fikri ise ilk olarak

Yazının devamı...

500 yıl önce insana verilen değer

13 Nisan 2017


Geçtiğimiz günlerde Hürriyet’in Edirne’yi Keşfet gezisine katıldığımda bu tarih ve kültür kentine ilk kez uğradığım için utandım.
Kentte etkileyici pek çok tarihi yapı var. Ama ben galiba temsil ettiklerinden dolayı en çok Darüşşifa’dan etkilendim.
Edirne’nin Osmanlı devletinin payitahtı olmasından sonra inşa edilen ve yıllarca tıp öğrencisi yetiştiren II. Bayezid Külliyesi’nin bir bölümünde, 600 yıl önce çok yönlü bir hastane kurmuş insanlar.
İdari ve tıbbi personeli olan, tüm personelde aranan mesleki beceriler ve ahlaki özellikler ile aldıkları ücretlerin, mutfağına giren tek bir buğday tanesinin bile vakfiyesinde kayıt altına alındığı bir yapı bu.
Hatta Evliya Çelebi buraya geldiğinde, bir de vakıf duası etmiş. Demiş ki “Kim ki ihtiyacından bir dirhem dahi fazla alırsa, karun gibi, firavun gibi laneti üstünde olsun, iki yakası bir araya gelmesin.”
Hasta odalarının ortadaki avlunun çevresinde yer aldığı, az sayıda bakıcının tüm hastalara bakabildiği bu hastane modeli Batı’ya ancak 400 yıl sonra, 19’uncu yüzyılın ikinci yarısında yayılmış.

Yazının devamı...

Çocuğun beyanı neden yetmiyor?

27 Mart 2017

Hangi çocuk babasını yok yere böyle bir şeyle suçlar? Eksiktir, fazladır ama bir çocuk böyle bir şey söylüyorsa bu gerçektir.

Bu adam da tutuklandı, ‘zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 18 yıla kadar hapsi istendi.

Ama hepi topu 25 gün tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı.

*

DHA’dan Felat Bozarslan’ın haberinden öğrendik ki, cumhuriyet savcısı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile mağdur avukatının Diyarbakır’da 16 yaşındaki kızını istismar eden babanın tutuklanması yönünde talepleri mahkemece reddedildi.

Baba, kızının kız kardeşi ve annesiyle birlikte yaşadığı eve yaklaşamıyor, uzaklaştırma kararı var. Ama bu çocuklar dışarı çıkıyor, okula gidiyor.

Nitekim, baba da tahliye olur olmaz soluğu küçük kızının okulunda aldı ve hem kızı hem de arkadaşlarını darp etti.

Böyle bir adamı serbest bırakıyor mahkeme.

Yazının devamı...

Çöpümüzü evde ayrıştırsak cari açığın yüzde 10’u kapanır

25 Mart 2017

Çözüm tek: Geridönüşüm.

Almanya, çöplerini ayrıştırıp değerlendirmede yüzde 65’lik oranla dünya birincisi. Türkiye’de ise çöplerin yüzde 99’u depolama sahalarına gömülüyor. Hanelerden ambalaj atığı toplanması yasal bir zorunluluk ama herhangi bir yaptırıma tabi olmadığı için evlerde ayrıştırılarak toplanan atık miktarı çok düşük. Kaynağından karışık toplanan çöpler maliyet yüzünden sonradan da ayrıştırılmıyor.

Yani mevzubahis çöp olduğunda epey ilkeliz.

*

Doğal kaynakları ve çevreyi korumak istiyorsak, bu ancak her birimizin çöpleri evde ayrıştırmasıyla mümkün.

Belediyelerin bu konuda çok hevesli olduğunu söylemek zor.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

Yazının devamı...