"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Her düzeyde şiddet vakasının ardında erkek olma halinin bulunması tesadüf değil!

20 Ocak 2018

Petekkaya’nın sözleri, tavırları Yeşilçay’ın sabrını taşırmıştı: “‘Öpüşmeye amma da meraklısın!’ laflarını yemiyorum. Kimsenin kimseye böyle şeyler söylemeye hakkı yok. Bu ne cüret!”

Sahiden, bu ne cüretti?

Röportajın ardından olaylar, tam da ataerkil düzenden bekleneceği üzere gelişti.

Dizinin yapımcısı Yeşilçay’la sözleşmelerini yenilemeyeceklerini açıkladı; sözlerini ‘gerçekdışı cümleler’ diye niteledi.

Set arkadaşı Yeşilçay’ın diziden ayrılmasının ardından “Kimse karalar bağlamadı” diyerek safını belli etti.

Petekkaya ise gazeteci Rahşan Gülşan’a açıklamasında erkek dilinin en ‘güzide’ kalıplarını kullandı.

“Benim de annem, kız kardeşim var” diye söze girdi; “Kadınlar sorunlu” diye devam etti ve “Issız adada kalsam Nurgül’e bakmam. Neyini taciz edeceğim? Beyonce mi o?” diyerek küçümseyici bir tonda sözlerini tamamladı.

Ama esas dedi ki:

Yazının devamı...

Kırsalı kadınlar kalkındıracak

18 Ocak 2018

Oysa “kırmızı altın” diye de anılan safran, dünyanın en değerli baharatı ve tüm dünyada çok pahalı. Bu yüzden normalde “kiloyla” sözü edilen bitkilerin aksine safrandan “gramla” bahsedilir. İşlenip baharat haline getirilen safranın gram fiyatı yaklaşık 40 TL.
Böylesine değerli bir bitkiyi yetiştirmek haliyle emek istiyor.
1 kilogram safran baharatı elde edebilmek için 150 bin adet safran çiçeğine ihtiyaç var. Dikenleri yüzünden iç köklerin toplanması ise çok kolay değil.
Ama bu emek karşılığını sadece mutfakta değil, ilaç ve boya sanayisinde de veriyor. Safran kendi ağırlığının yüzbinlerce katı ağırlıktaki suyu boyayabildiği için boya üretiminde çok kullanılır. İlaç sektöründeki yerini ise sağlığa faydalı özelliklerine borçlu.
Türkiye’de ağırlıklı olarak Safranbolu’da yetişen bitki, ABC Deterjan’ın 2017’nin mart ayında başlattığı “Yerli Yerinde” projesiyle Çukurova’nın uzantısı olan topraklarda da ekilmeye başlandı.

ÜLKE EKONOMİSİ İÇİN KATMA DEĞER SAĞLAYAN KADINLAR

Yazının devamı...

9 yıl süren cinsel istismarı aile ve öğretmenler örttü

13 Ocak 2018

Ortaokulda istismar sürdü.

A. bu kez babaannesine anlattı. Babaannesi “Kızdım ona, bir daha yapmayacak” dedi.

Okulda öğretmenlere ve müdüre anlattı. Okul müdürü A.’ya, isterse birkaç adam tutup babasını dövdürtebileceğini söyleyip ‘Ama’sını da ekledi: “Babanla aynı evde yaşamaya devam edeceksin. Senden bunun acısını çıkarır.”

Artık sülalede duymayan kalmamıştı. Babaannesi amcasına anlatmış, halası duymuş, öz teyzesi öğrenmişti.

Kimse bir şey yapmıyordu. A. babasından korkan bir çocuktu; kimse destek olmayınca polise gidemedi. Babası sokak köpeklerini tüfekle vuran, eve giren kediyi kapıya sıkıştırıp öldüren bir adamdı. Annesi aldatıldığını akrabalarına anlattı diye, 9 aylık hamile kadını darp etmişti.

Lisede istismar sürdü ve A. yine öğretmenlerine, babaannesine anlattı. Ama yine kimse kılını kıpırdatmadı. Rehber öğretmeni, “Gerçekten böyle bir şey varsa olay anında bağırmalısın. Yastığın altına bıçak koy veya yanına bir cam şişe al” dedi.

Çocukları korumakla görevli öğretmenleri görüyorsunuz!

ANNESİ: ‘GEBE Mİ KALDIN SANKİ? NE VAR BU KADAR BÜYÜTECEK?’

Yazının devamı...

Esas iyi insan olmak gayret istiyor

11 Ocak 2018

Yarın vizyona girecek olan, Onur Saylak’ın yönettiği, Hakan Günday’ın romanından uyarlanan filmi ‘Daha’yı izlerken fark ettim ki...
Aslında insanları kötü yapmaya dair düzenin ve diğerlerinin bir ‘gayreti’ var.
Dünya insanı kötü olmaya zorluyor, iyi olmayı epey zorlaştırıyor.
Yine de bu baskılara rağmen iyi insan olabilmek, iyi insan kalabilmek... İşte bu gerçekten gayret istiyor.
‘Daha’ insan ticareti yapan bir baba ile oğlunun hikayesini anlatıyor. Ahad ve Gaza’nın hikayesi bu.
Ahad (Ahmet Mümtaz Taylan) kimlerin ne gibi gayretleri sonucu kötü oldu bilinmez ama oğlu Gaza’nın (Hayat Van Eck) masumiyetini yitirip kötüler arasına katılması, insan ticareti işini sahiplenmesi için epey bir gayret sarf ediyor.
Gaza’nın mabedi, her tarafı dökülen bir evde, uzay posterleriyle duvarlarını süslediği, rafına birkaç macera kitabı kondurduğu odası.

Yazının devamı...

Kadınlar ve çocuklar ölürken boşanmaları dert edinemeyiz

6 Ocak 2018

Türkiye’nin cinsiyet temelli ayrımcılıkla yaşam hakkı ihlalinden mahkûmiyeti uluslararası çapta yankı bulmuştu.

Aynı dönemde, şiddetle başlayıp kadın cinayetiyle sonuçlanan olayların sıklığı da, görünürlüğü de artmıştı.

Mevcut yasa ise erkek şiddeti ile mücadelede artık yetersiz kalıyordu.

AKP hükümeti eldekilerle kadın cinayetlerinin önüne geçemeyeceğini ve bu meselenin hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda başa çıkılmaz bir hal alacağını öngörmüştü.

Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, her sorumlu siyasetçi gibi, tüm paydaşları yeni sürece dahil etmek için büyük çaba gösterdi. Tüm Türkiye’deki kadın örgütlerinin bu çalışma için bir araya geldiği Şiddete Son Platformu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bu süreçte muhatabı oldu, yeni bir yasanın yazımına katılım gösterdi.

Bazen bir konu günlerce, haftalarca tartışıldı, müzakere edildi; uluslararası alanda da uygulanan ilkeler, teknikler, yöntemler konuşuldu.

6284 sayılı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa bu toplu gayretle ortaya çıktı ve 8 Mart 2012’de, Dünya Kadınlar Günü’nde Meclis’ten geçti. 

Türkiye aynı zamanda Avrupa Konseyi’nin kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin

Yazının devamı...

Bir çocuğun dahi yüzünü güldürebilmek çok önemli

4 Ocak 2018

Kahramanım Sensin, iki kardeşin başlattığı böyle bir proje.
Deniz ve Gökçe Cantürk kardeşler, sanatçıların, şarkıların ve gönüllülerin çocukların kahramanı olduğu bir iyilik masalı yaratmak üzere harekete geçti.
2015’te hayata geçen projenin ilk ayağı, zevkle dinlediğimiz, her sözü ayrı bir hikayemize dokunmuş şarkılardan gündelik hayatımızda her an yanımızda taşıyabileceğimiz tasarımlar yaratmaktı.
Sonrasında buradan elde edilen gelir çocukların yararına kullanılacaktı.

MÜZİSYENLERİN GÖNÜLLÜ DESTEĞİ

Cantürk kardeşler ilk olarak Göksel, Moğollar, Yeni Türkü ve Vega’ya projelerini anlattılar ve birlikte seçtikleri şarkılardan küçük notlar ile tasarımlar yaptılar. Göksel’in “Denize Bıraksam”, Moğollar’ın “Bir Şey Yapmalı”, Yeni Türkü’nün “Deliler”, Vega’nın “Sokaklar Tekin Değil” şarkılarından yaptıkları tasarımları tişört, çanta, defter gibi ürünlere uyarlayarak internet siteleri kahramanımsensin.com üzerinden satışa çıkardılar. İlaveten, Göksel de albümlerini imzalayarak onlara hediye etti ve bu albümleri site üzerinden bir set haline getirip satışa sundular. Elde ettikleri gelirle, geçtiğimiz iki yılda Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na (Koruncuk) destek oldular. Bolluca Çocuk Köyü’nde çocukların hayatlarını kolaylaştıracak yenilikler yaptırdılar. Önümüzdeki süreçte çocuklarla ilgili diğer vakıfları ve ihtiyaç sahiplerini tespit edip daha çok çocuğa ulaşmak istiyorlar.

Yazının devamı...

Suçlulara ‘Sapkın’ deyip geçmek işin en kolayına kaçmak

30 Aralık 2017

Harmancı’nın sözleri sosyal medyada sarf etmiş olması ve ısrarla arkasında durması şaşırtıcı değil. Yalnız olmadığını biliyor.

Tam da bu nedenle bu adam, hemen herkesin yaptığı gibi ‘sapkın’ veya ‘hasta’ diye nitelenemez. Zira bu adamınki, bu toplumda var olan bir zihniyetin yansıması.

Çocuklarla evlenilebileceğini savunan sözde din âlimlerinin, ülkenin dört bir yanında öğrencileri istismar eden kimi öğretmenin, okul müdürünün, yurt çalışanının zihniyeti bu.

Bunları ‘Sapkın’ diyerek dışsallaştıramayız. Maalesef onlar da toplumun bir parçası ve haberlerden takip ettiğimiz kadarıyla sayıları öyle çok az da değil.

Bizim sormamız gereken şu: “Nasıl oluyor da bu insanlar eğitim sistemi içerisinde yer alıyor?”

Hümanist Büro kurucusu avukat Seda Akço, gelişmiş ülkelerde eğitimcilerin çocuk istismarıyla ilgili konularda nasıl davranması gerektiğine dair kurallar olduğundan, bu kuralları içeren formların okul çalışanlarına imzalatıldığından söz ediyor: “Öğretmenlerin çocuklara yönelik bakış açıları, tutumları vs kural haline getirilir. Bunlar yazılı olmalı ve önüne konmalı ki, öğretmen böyle bakamayacağını, açıklama yapamayacağını bilsin.”

DELİL ZAFİYETİMİZİ CEZA ZAFİYETİ SANIYORUZ

Hadi bu felsefe öğretmeni kendi kendini ifşa etmiş...

Yazının devamı...

Çöpünüze sahip çıkın

28 Aralık 2017

Sadece İstanbul’da yılda ürettiğimiz çöp miktarı 6 milyon ton.
Ve 2016’da belediyelerin temizlik işleri için harcadığı para 9 milyar TL’den fazla.
Türkiye’de çöpün yalnızca yüzde 11’i ayrıştırılabiliyor. 2023’te hedef, bu oranı yüzde 35’e çıkarmak.
Ayrıştıramadığımız atıkların yıllık değerinin 2 milyar doları bulduğunu düşünürsek, atıkların ülkemiz ekonomisi için önemi ortada.
Çöpüne Sahip Çık Vakfı genç bir sivil toplum kuruluşu. 2015’te, Murat Vargı liderliğinde çöp üretiminin en aza indirilmesi için kuruldu.
Bunun yolu, çöpün doğru yere atılması yönünde toplumda davranış dönüşümü sağlamak.
Vakıf, çöpten arınmış bir çevre için çevre bilincini artıran kampanyalar düzenliyor, eğitici ve teşvik edici projeler hayata geçiriyor, çevre politikalarını iyileştirmek için katkı sağlıyor ve bunların tüm Türkiye’de yaygınlaşması için çalışıyor.

Yazının devamı...