"Dilek Dayınlarlı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dilek Dayınlarlı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dilek Dayınlarlı

Dilek Dayınlarlı

İspanya girişimcilik ekosisteminden dersler

14 Ekim 2018

Geçtiğimiz hafta South Summit’te derin teknoloji ve ölçeklenebilirlik (scalability) üzerine konuşmak, değerli girişimcilerle tanışmak için Madrid’deydim. 650’den fazla yatırımcı 3500’den fazla girişimin katıldığı South Summit, ekosistem içinde büyük ve etkili bir etkinlik. 3 yıl önce gittiğim Madrid, girişimcilik anlamında İstanbul’dan çok da farklı değildi ancak sanırım makas biraz açılmış.

İspanya pazarına dikkatle bakarsak, geçtiğimiz yıl girişim sermayesi yatırım miktarı yaklaşık 800 milyon avro, Türkiye’de bu rakam geçtiğimiz yıl yaklaşık 150 milyon avroydu. Gayri safi milli hasılası bizden sadece yüzde kırk fazla olan İspanya’nın yatırım miktarı bizden yüzde dört yüz daha fazla. Çok acil bunu çözmemiz gerekiyor. 2013 krizinde İspanya’da finansal krizden sonra birçok girişimin kurulmasıyla ivmelenmeye başlıyor. Özellikle yaşam masrafları ve yüksek kalitede mühendis maliyetleri çok düşüyor. Örneğin iyi bir mühendis İspanya’da 30 bin avro, Londra’da 63 bin avro ve Türkiye’de 20-25 bin avro ile işe alınabiliyor. İspanya maliyet avantajını ve yetenek havuzunu kullanarak geçtiğimiz dönemde önemli ilerleme kaydetmiş ve Londra, Berlin, Stockholm ve Paris ardından en önemli merkezlerden biri olmuş. Ancak henüz gelişmekte olan birçok girişimcilik ekosistemi gibi İspanya’nın da problemi global bir marka çıkarma konusunda yaşadığı sıkıntısı.

Peki neden çoğu girişimler başarı yakalasa bile ölçeklenmede sıkıntı yaşıyorKonuştuğum iki panelden birinin konusu tamamen ölçekleme üzerineydi -hatta en çok ilgi gören konuşma diyebilirim. İlk aşamada başarılı olmuş girişimcinin şirketini büyütme sancıları en büyük dert. Sattığımız ürünün pazarda başarılı olduğunu ve müşterilerden ilgi gördüğünü kabul edelim. Bu noktada genelde inanış; daha fazla insan, daha fazla kaynağım olursa uçar ve çok başarılı olurum deniyor, ancak işler aslında gittikçe çok daha zorlaşıyor.

Şöyle bir örnek ile açıklamaya çalışacağım; ilk başta ufak bir sandalda yan yana ve az kişisiniz. Gitmek istediğiniz yer, kürek çekişiniz, birbiriniz ile konuşup aksiyon almanız çok hızlı ve basit. Hepiniz birlikte kürek çekiyorsunuz. Şimdi bunu büyütelim, kocaman geminiz olsun (eski gemileri düşünün) bu sefer, işleri büyüttük. Daha büyük gemi daha çok insan demek. Şimdi, kürekçiler, yelkenciler, dürbünle gözlemleyen, güverte mürettebatı var ve en önemlisi iyi bir kaptan gerekiyor. Hepsinin yan yana olmasa da birbirleri ile senkronize olması ve birlikte yol alması çok daha zorlaşıyor. Özellikle kurucuların en büyük zorluğu kendileri kürek çeker konumundan güvertede insanları yöneten insana dönüşmesi gerekiyor. Bu çok farklı konuları aynı anda değerlendirip basitleştirmesi şart. Tam olarak da bu noktada asıl zorluklar başlıyor.

Yazının devamı...

Üniversitelilere girişimcilik tavsiyeleri

23 Eylül 2018

Girişimciliğin hiç olmadığı kadar trend olduğu şu günlerde, özellikle üniversiteli gençlerin girişimcilik yolcuğuna çıkmaya çok hevesli olduğunu görüyorum. Son zamanlarda Türkiye girişimcilik ekosisteminden de sevindirici haberler gelmesinin; iyzico, opsgenie gibi hikayelerin daha çok duyulmasının, üniversitelerde yaygınlaşan girişimcilik etkinliklerinin ve yine o üniversitelerdeki teknokentlerin, kuluçka merkezlerinin aktif olmasının üniversiteli gençler arasında girişimcilik trendinin yükselmesinde büyük bir etkisi var.

Peki gençler bu yolda gerçekten nelerle karşılaşacaklarını, hangi adımlardan geçeceklerini, işi kurma, büyütme, yatırım alma ve başarıya ulaştırmaya kadar neler yapmaları gerektiğini ne ölçüde biliyorlar?

İlk önce neden girişimci olmak istedikleri sorusuna verilen cevaplara bakmalıyız. Eğer yanıtlar arasında “Çalışma saatlerimi kendim belirlerim, istediğim zaman çalışırım, istemediğimde mola veririm” varsa şimdiden girişimci olma hayallerine veda etmekte yarar var. Çünkü girişimci olduğunuzda, kurumsal hayatta 9-6 çalıştığınız zamanlardan çok daha fazla çalışacaksınız.

Bu durumu kabullendikten sonra geçilmesi gereken adımlara bakalım:

Etkinliklere dahil olun!

Yazının devamı...

Teknoloji şirketleri neden daha değerlidir?

27 Ağustos 2018

2018 yılında sürekli değerleri yükselişte olan halka açık teknoloji şirketleri Temmuz’un son haftasında borsada ciddi bir düşüş yaşadı. Borsa, girişimlerin değerlemelerini etkileyen ana lokomotiftir. Girişimci için hem borsa hem de özel piyasada değerlemelerin nasıl çalıştığını ve trendin nerede olduğunu anlamak büyük önem taşır.

Teknoloji şirketlerinin değerleri neden artıyor veya düşüyorTrump’ın ek tarifeler getirmesi ve ticaret savaşlarına yol açmasına; Facebook, Google, Twitter gibi şirketlerin skandallar, ürün hataları ve regülasyonlar ile sallanmasına rağmen teknoloji şirketlerinin değerleri yükselmeye devam ediyordu. Peki neden;

Sürekli yeni dalgayı yakalama: Geleneksel şirketler mevcut pazarlarını korumaya çalışırken, teknoloji şirketleri yeni özellikler ve üstünlükler yaratmak için çalışıyor.

Örneğin, Amazon çok yakın zamana kadar kârlı olmaması yüzünden ciddi eleştiriler alıyordu. Şimdi ise Walmart gibi geleneksel perakende şirketleri pazardan baskı görüyor. Amazon, bulut çözümleri, ürün çeşit seçimi algoritmaları gibi birçok alanda çok sayıda yeni üstünlük elde etti. Türkiye’den bir örnek ise; Trendyol hem pazarlama hem de ürün çeşitliliğini teknolojik olarak çok iyi yapmaya başlayınca aynı ciroyu yapan diğer perakende şirketlerinden çok daha değerli hale geldi.

Makroekonomik durum: Teknoloji şirketlerinin hem borsada hem de özel piyasada artışına katkıda bulunan başka bir faktör, son yılların makroekonomik durumudur. Düşük faiz ve bol likidite dönemi, başka yerde yatırımcıları daha yüksek risk aramaya itti. Kısacası, geleneksel yatırım araçlarında elde edilen kazanç azalmaya başlayınca risk alma iştahı arttı. Tabii, eğer durum buysa, faiz artırımlarının bu süreci tersine çevirmesi beklenebilir.

Büyüme:

Yazının devamı...

İlk Türk “Unicorn”u Trendyol mu?

1 Temmuz 2018

Bu yatırım çok önemli bir mihenk taşı çünkü Türkiye’nin ilk 1 milyar dolar değerleme üzerine çıkan internet şirketi yani unicorn’u ortaya çıkartmış olabilir.Bu yatırım ile Trendyol hem kaynaklarını arttıracak hem de dünyanın en büyük e-ticaret şirketlerinden biri olan Alibaba ile globalleşecektir. Hem yatırımcı hem de müşteri şapkası ile Trendyol’un globalde çok büyük potansiyeli olduğuna inanıyorum.

Türk kadın girişimci ve CEO’nun yarattığı başarıBundan tam 8 yıl önce Demet Mutlu tarafından kurulan Trendyol, ilk önce Evren Üçok ardindan da Emre Kurttepeli’den melek yatırımını aldıktan sonra, Tiger Global, Silikon Vadisi’nin en önemli yatırımcılarından olan Kleiner Perkins Caufield Byers (KPCB) ve EBRD’den yatırım aldı. Bu yatırım ile tüm yatırımcılar hisselerini satarken hepsi önemli kâr ettiler. Bu melek yatırımcıları ve girişim sermayesini ayrıca çok olumlu etkileyecektir. Kurulduğu günden bugüne diğer birçok e-ticaret şirketleri zorluk yaşarken Demet, ürünleri, organizasyonu ve özellikle hem kendi hem de takımının adanmışlığı ile büyük fark yarattı.

Alibaba Neden Yatırım Yaptı?Bilmeyenler için Alibaba Amazon’dan son gelir bazında dünyanın en büyük ikinci e-ticaret grubu. Çin’de 1999’da kurulan ve dünya devi olan Alibaba Trendyol’a niye yatırım yapmış olabilir:

1- Trendyol iyi bir şirket. Hem metrikler hem ürün gücü, 16 milyon müşterisi ve tedarik gücü ile Trendyol Türkiye ve bu bölge için çok önemli potansiyele sahip. 80 milyon nüfusumuzun yüzde 50’si 30 yaş altında ve bu Avrupa’nın en genç pazarı. Sadece yüzde 3,5’u online yapılan perakende satışların çok önemli büyüme potansiyeli var. Avrupa’da online satışların oranı yüzde 15’leri bulmuş durumda yani 5 kat büyüme potansiyelimiz mevcut. Benim ise en çok hoşuma gidenlerden biri Trendyol’un bu kadar güçlü olabilmesinin sebeplerinden biri olan lokal üreticilerimizin bu yatırım ile globale açılma şansları. Daha önce tekstilde yakaladığımız güçlü pozisyonu belki tekrar yakalayabilmemizi sağlayacak kritik bir adım.

Yazının devamı...

Türk oyun sektörü başarılara devam ediyor

17 Haziran 2018

Tüm Dünya’da 170 milyon kişiye oyunlarını oynatan Türk oyun şirketi, Gram Games $250 milyona satılarak ekosisteme ismini altın harflerle yazdı.

2012 yılında bir yemek masasının etrafında kurulmaya karar verilen ve güçlü kurucu ekip ile yola çıkan Gram Games sadece 1,6 milyon dolar yatırım alarak birkaç yılda 100 milyon kullanıcıyı geçti. Düşünün ki, yatırımcı olarak bu şirkete 6 yıl önce 1 milyon dolar yatırsaydınız bugün 50 milyon dolarınız olacaktı. Bu hikâyeden öğrenilecek çok önemli şeyler var.

İlk önce Gram Games ne yapar?Daha önce Sanalika ile bilinen Mehmet Ecevit, kurucu yatırımcılar Kaan Karamancı ve Alpay Koraltürk tarafından kurulan Gram Games, kalite ve yüksek bağlılık yaratan mobil oyun şirketi. İlk ünlü oyunları 1010! ile 100 milyon üzerinde kullanıcıya ulaşan şirket, daha sonra Six! ve Merged Gragons! gibi oyunları ile 170 milyon kişiye oyunlarını oynatmış durumda. Özellikle Merged Dragons! iPhone’da dünyanın top 50 oyunu arasına girmeyi başardı. Yatırımcısı olan Hummingbird’ün paylaştığı blog yazısından alınacak en önemli dersler var. Örneğin;

- Büyüme potansiyeli yüksek girişimcilere yatırım yapmak: Mehmet, Gram Games’e başladığında, Sanalika kötüye gidiyor ve yatırım almak da zorlanıyor. Kendi kendine kodlamayı öğrenen, müzisyen ve daha önce bahçıvanlık yapmış olan Mehmet’in aslında o güne kadar çok önemli bir ticari başarısı yok. Özellikle Fırat İleri, Mehmet’in ham zekâsı, öğrenme açlığına ve hatalarından ders çıkarmasından etkilenip yatırım yapıyor. Bugün ise yetenekli yazılımcı olarak yola çıkan Mehmet, başarılı bir lidere dönüşmüş durumda.

Yazının devamı...

Kötü ekonomide girişimci nasıl ayakta kalır?

3 Haziran 2018

Son dönemde ülkemizdeki ekonomik durum, özellikle de paramızın değer kaybı tüm sektörleri zorluyor. TL’nin yılbaşından bugüne kadar değer kaybı yüzde 22’nin üzerine çıktı ki bu, son yıllarda bu kadar kısa sürede yaşanmış en büyük değer kaybı olarak kayıtlara geçti.

Yine de umutsuzluğa kapılmaya gerek olmayabilir. Hatırlayın, Google, Facebook ve Yemek Sepeti gibi şirketler ne zaman kuruldu?

Bazı örneklerin gösterdiği gibi, ekonominin kötüye gittiği zamanlar belki de yeni bir startup kurmak veya büyütmek için çok da kötü zamanlar olmayabilir. Elbette bu zamanların iyi olduğunu da iddia ettiğim anlaşılmasın ama örnekler çok başarılı örnekler çıkabildiğini gösteriyor.

Türkiye’nin bugüne kadar en başarılı değerlemelerinden biri olan Yemek Sepeti fikri 2000 yılında NASDAQ çöktüğünde ve Türkiye’de internetin yeni büyümeye başladığı zamanda ortaya çıktı. 2001 yılında TL kurunun yüzde 300 değer kaybettiği dönemden birkaç ay önce şirket kuruldu. Binlerce insanın işlerini kaybettiği bir dönemdi. Şirketin kurucu ortağı olan Melih Ödemiş’e göre kriz az kaynaklar ile iyi iş yapmaya odaklanmalarına ve inatla devam ederken olası rakiplerin ortaya çıkmamasını neden olmuştu.

Yazının devamı...

Girişim dünyasının ekseni değişiyor

13 Mayıs 2018

Küresel girişim ​​devrimi başta ekonomi, sermaye akışı dahil olmak üzere hayatımızın her yanını değiştirmeye devam ediyor. Küresel risk sermayesi yatırımları 2017 yılında son on yılın en yükseğine ulaşarak 140 milyar doların üzerine çıktı. 2015'ten 2017'ye kadar küresel girişim ​​ekonomisinin toplam değer yaratımı, 2014'ten 2016'ya yüzde 25,6'lık bir artışla 2,3 trilyon dolara ulaştı.

Kısa süre önce girişimcilik ekosistemini analiz eden Startup Genome, önemli bir rapor yayınladı. İstanbul bu sene raporda söz edilen önemli girişimcilik merkezlerinden birisi olmayı başardı.

Büyümenin büyük bir kısmı bildiğimiz ekosistemlerden geliyor. Silikon Vadisi, Londra, New York gibi ekosistemler hala en çok aktivitenin (girişim, yatırım, şirket satışı) olduğu yerler. Ancak yeni teknolojiler yeni ekosistemlerin doğmasına yol açıyor. Örneğin son dönemde yükselişte olan teknolojiler siber güvenlik, blok zinciri ve yapay zekâ yeni girişimcilik ekosistemlerinin doğmasına yol açtı. Çok büyük bir siber güvenlik ekosistemine sahip olan Tel Aviv ve sosyal oyun akımı ile yükselmiş olan Stokholm en güzel örnekler.

Ülke olarak girişimcilik ve teknoloji ile alakalı bir strateji belirlemek istiyorsak, hangi trenlerin kalktığını, hangilerinin kalkacağını iyi anlamamız gerekli. Bahsi geçen rapora göre, Türkiye yapay zekâ, reklam teknolojileri ve finansal teknolojiler alanlarında güçlü. Peki, dünyada hangi teknoloji trendleri yükselişte ve hangileri düşüşte? Gerçekten nereye yatırım yapmalıyız?

Yazının devamı...

Trump ve Brexit’in sonucunu belirleyen teknoloji

8 Nisan 2018

Çok uzun zamandır verinin yeni petrol ve yeni güç olduğuyla ilgili yazılar yazıyorum. Son çıkan Facebook Cambridge Analytica ve Hindistan Başkanı Narendra Modi’nin uygulaması Clever Tap skandalı da bu durumu artık iyice gün yüzüne çıkarıyor. Bugün size aslında Facebook ve Cambridge Analytica ile yaşananların neden çok önemli olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Büyük veri ne kadar tehlikeli?Son beş yılı başka bir gezegende yaşamamış olan herkes, Big Data (Büyük Veri) terimine aşinadır. Büyük Veri, aslında hem çevrimiçi hem de çevrimdışı yaptığımız her şeyin dijital izler bırakması ve bu izlerin toplanmasıyla elde edilen verileri ifade ediyor. Kartlarımızla yaptığımız her satın alma, Google'a yazdığımız her arama, cep telefonumuz cebimizde olduğunda yaptığımız her hareket, her "Beğeni-like" depolanır. Özellikle her "Beğeni-Like." Uzun zamandır, bu verilerin ne işe yaradığını tam olarak açıklayamamıştık. Tek açıklayabildiğimiz nokta, belki de Google’da kan basıncını düşürme ile ilgili araştırma yaptıktan sonra bu konuda her yerden reklam bombardımanına tutulmamızdı.

Aslında hem geçtiğimiz Kasım’da “Fake news” ve Mart ayında Facebook olayı ile çok daha fazla şeyin mümkün olduğu ortaya çıktı. Trump'ın çevrimiçi kampanyasının arkasındaki şirket, “Brexit” kampanyasının ilk aşamalarında Leave.EU için çalışmış olan aynı Big Data firmasıydı: Cambridge Analytica.

Bilmeyenler için, bu konu neden bu kadar ses getirdi?Cambridge Analytica Trump’ın 2016 seçim kampanyası için tutulan bir siyasi veri şirketi ve Amerikalı seçmenlerin kişiliklerini tanımlamak ve davranışlarını etkilemek için 50 milyon (hatta son haberlere göre 87 milyon) Facebook kullanıcısı hakkında bilgi topladı.

Ne tür bilgiler toplandı ve bu bilgiler nasıl elde edildi?
Bir kısmı görüntülenen veriler, kullanıcıların kimlikleri, arkadaş ağları ve “beğenileri” ile ilgili ayrıntıları içeriyor. Fikir, kişilerin Facebook'ta neleri beğendiklerini temel alarak kişilik özelliklerini haritalamak ve daha sonra bu bilgileri kullanmaktı. Daha sonra ise, dijital reklamlarla kitleleri hedeflemekti.

Yazının devamı...