"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Osman Müftüoğlu

Düşmeyin!

24 Mayıs 2018

Düşmeler her yaşta tehlikeli ama ileri yaşlarda yol açtıkları kalça, ayak ya da el bileği kırıkları nedeniyle çok mühim sorunlara neden olabiliyorlar.
Her şeyden önce düşmeleri takiben gelişen kırıklar sizi yatağa bağımlı hale getirebiliyor.
Uzun süre yatmak da yaşlı bedende beyin ve akciğere pıhtı atmalarına, kalp ve akciğer sorunlarına yol açıyor.
Kısacası yaş ilerledikçe “düşmemek” çok daha mühim bir konu haline geliyor.
Özeti şu: 50’li yaşları tamamladığınızda bizim “durma, düşme, üşütme, üzülme” mottomuz süratle devreye alınacak, “düşme!” tavsiyesinin üzerinde ise özellikle durulacak.

Düşmeye karşı 10 mühim önlem

◊ Ev ve iş yerinde kaygan bir zemin olmasın.

Yazının devamı...

5 muhim bellek sorusu

23 Mayıs 2018

Yaşlanmak her organ gibi beynimizi de etkiliyor, yaşlanan beynin de yapısı ve organizasyonu değişiyor. Dolayısıyla hafif ölçüde unutkanlık durumu yaşlanan herkes için normal bir gelişme sayılıyor. Ama yine de yaşlanmak sürekli ve önlenemez bir bellek kaybı ile eş anlamlı sayılmamalı.
Eğer bakımını onarımını zamanında yapar, gerekli destekleri eksiksiz ve tam verir, yıpratıcı yanlışlardan uzak durursanız diğer organlarınız gibi beyniniz size ileri yaşlarda da sadakatle hizmet edebiliyor.
Kısacası beynimiz de kalbimiz kadar ilgi, alaka bekliyor. Bu nedenle sizden gelen soruları da dikkate alarak bugünün ana temasını BELLEK MESELESİNE ayırdık. Buyurun...

SORU 1: YOĞUN SİNİRSEL FAALİYET BELLEĞİ BOZAR MI?

Zihinsel etkinliklerinizi ne kadar yoğunlaştırırsanız yoğunlaştırın beyniniz bundan olumsuz yönde etkilenmez, tersine hoşlanabileceğini söylememiz bile mümkün. Daha çok ve sık okuyup yeni şeyler öğrenen, bellek deposuna sık sık farklı ve yeni bilgi ekleyenlerde bunama ihtimali azalıyor.

SORU 2: DEPRESYON BUNAMA YAPAR MI?

Bunama sürecine giren birinde hafif ya da orta derecedeki bir depresyon bile süreci hızlandırabilir. Diğer taraftan bazen bunama zannedilen sorunun aslında gözden kaçmış bir depresyon olduğu da sonradan anlaşılabiliyor. Ayrıca endişe ve korku halinin belleği etkileyebileceği bilgisi de bir ölçüde doğru. Ama burada da bir sebep olmaktan ziyade tetikleme hali var gibi görünüyor.

SORU 3: STRESİN BELLEK BOZAN BİR ETKİSİ VAR MI?

Yazının devamı...

Nasıl bir iftar menüsü?

22 Mayıs 2018

İftar menünüzü, keseniz ve damak zevkinize göre oluşturup burada da makul bir ölçüde kalmaya bakın. Ve lütfen iftarda da dengeli ve ölçülü beslenmeyi bırakmayın.
Peki nasıl bir yol izleyelim?
Ben geleneksel iftariyelikler (hurma, zeytin, peynir) yanında çorba seçeneğinin (hava ne kadar sıcak olursa olsun) her iftarda bulunması gerektiğini düşünüyorum.
Daha sonra 10-15 dakikalık bir kısa dinlenme aralığı bırakılmalı, ana yemek bu dinlenme aralığından sonra yenmelidir.
Ana yemekte sevdiğiniz her şeyi yiyebilirsiniz. İmkânlar ölçüsünde proteinli bir ana öğün (et, tavuk, balık), buna eklenmiş sebze yemeği ve salata seçenekleri en doğru seçimlerdir.
Yavaş yiyin, uzun uzun çiğneyin. Hafif şeyler yiyin. Yağlı yiyeceklerden, ağır besinlerden uzak durun.
Az yağla yapılan kızartmalardan, buharda, tencerede, düdüklüde pişmiş yemeklerden daha çok istifade edin.

Yazının devamı...

Orucun 3 dönemi

21 Mayıs 2018

Bu güzel ayda tutulan orucun bedensel etkileri ise son zamanlarda iyi anlaşılmaya, net ve açık bilimsel temellere oturtulmaya başladı. Ve zaten bu nedenle de bütün dünyada sadece kilo kontrolü için değil daha sağlıklı bir hayat amacı için de “İKİ ÖĞÜN İLE BESLENME” ye dayanan ARALIKLI ORUÇ KÜRLERİ (intermittent fasting) yaygınlaştı. Gelin bugün orucun bedensel etkilerini açıklamaya; birinci, ikinci ve sonraki iki haftada vücudumuzda nelerin olup bittiğini anlamaya çalışalım...

1. HAFTA: ANLAMA DÖNEMİ

Orucun ilk haftasında özellikle ilk 2-3 gününde işler biraz karışıyor. Metabolizmamız yeni beslenme ritmi karşısında biraz şaşkın düşüp “ne oluyor?” sorusuna yanıt arıyor. Yani ilk bir hafta daha ziyade bir tür “anlama” dönemi şeklinde seyir ediyor. Vücudun oruca ilk tepkisi gıda alımı ile karşılayamadığı enerjiyi karaciğer ve kaslardaki depo şekerden (glikojen) karşılamak oluyor. Bu rezerv tükenince de beden depo yağlara yöneliyor, enerji ihtiyacını oradan karşılama yoluna gidiyor. Yağ yakımı demek kilo kontrolü demek. İnsülin direncinin azalması, kan şekerinin düşmesi, diyabet (şeker hastalığı) riskinin azalması demek. Dahası kanda kolesterol seviyelerinin de dengelenmesi demek. Tabii bu arada azalan kan şekeri nedeniyle ilk haftada yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı gibi işaretler devreye giriyor. Hipoglisemi ile bağlantılı bu belirtilere beden çok değil daha ilk haftada intibak ediyor. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken en mühim nokta iftar ve sahur aralığında yeteri kadar su tüketmek ve sahuru asla ihmal etmeyip iftarı bir tür ziyafet haline getirmemek olmalı.

2. HAFTA: ALIŞMA DÖNEMİ

Birinci haftadan itibaren metabolizmamız oruca yeterince intibak etmiş, bedenimiz iftar-sahur ritmine yani günde iki öğün ile beslenmeye alışmış, kanda şeker ve diğer parametreler ilk şaşkınlığı üzerinden atıp belli bir dengeye ulaşmıştır. Metabolik sistemlerimiz süreçleri artık daha iyi kontrol etmektedir, yönetimi ele almıştır. Enerji kullanımı daha akılcı, toksik yük girişi daha az, dolayısıyla beden “retoks”a (yani toksin üretmeye ve yüklenmeye) değil, “detoks”a (yani toksin atmaya) hazırdır. Bu hafta da giren çıkan kalori dengesi ayarlanmış, temizlik/detoks sistemleri göreve hazır hale gelmiştir. Zaten bundan sonrası daha kolaydır, süreç bedensel bir huzur içinde kendiliğinden akıp gidecektir.

3.- 4. HAFTA: ARINMA DÖNEMİ

İkinci haftadan sonrası orucun bedensel açıdan tam bir metabolik keyif ve huzur dönemidir. Bu dönemde “detoks” yani “arınma”, yani “toksinleri dışarı atma” süreçleri başlamış, tamirat-tadilat işleri de hızlanmıştır. Beden hemen her alanda kendini daha hafif, enerjik ve güçlü hissetmektedir. Aşırı besin yükünden kurtulduğu için de tadilat ve tamirat işlerine vakit bulmuştur. Bütün bu değişimleri manevi yaşamdaki değişikliklerin sağladığı ruhsal arınma da desteklediğinden süreç tam bir detoks yani “bedeni ve ruhu toksinlerden arındırma” bayramına dönüşmüştür. Bu dönemde fazla kiloların bir bölümü atılır. Kanda insülin seviyeleri dengelenir. Şeker dengemiz normalleşir. Kan yağlarının fazlası temizlenir. Toksik atıklar uzaklaştırılıp bedene yeni bir ritim ve biçim verilir. Metabolik denge rayına oturtulur. Bağışıklık gücümüz artmış, beden kendi doğal fonksiyonlarına yeniden odaklanmıştır. Bitmedi! Bu dönemde yaşlanmayı hızlandıran “iltihabi süreçler” de baskılanmakta yani oruç aynı zamanda bir çeşit “anti iltihap fayda” da sağlamaktadır.

KANSERSEVER 10 YANLIŞ

Yazının devamı...

Ramazanda diyet olmaz

19 Mayıs 2018

Ramazan ayının anlamını ve faydasını bu kadar bozan bir yaklaşım düşünemiyor,  gazete ve dergilerde uzmanların (!) “kilo verdiren ramazan diyetleri”ni, tariflerini, açıklamalarını ve önerilerini gördükçe hayretler
içinde kalıyorum.
Bilmeliyiz ki ramazan ayı, kilo verme, diyet yapma, zayıflama için uygun bir zaman değildir.  Bu güzel ay şükredip inanmanın, huzura, sevgiye, saygıya ve paylaşmaya odaklanmanın, hayatı bize sunan güce sonsuz ve sınırsız inanmanın zamanıdır.
Eğer bu süre içerisinde bilinen bazı yanlışları tekrarlamazsanız ne kilo alırsınız, ne şişmanlarsınız.
Tersine birkaç kilo yağdan kurtulmanız bile mümkün olabilir.
Yapmanız gereken “ramazana özel diyet listeleri” gibi saçmalıklara vakit ayırmak yerine deneyimli bir beslenme uzmanıyla konuşarak iftar ve sahurda “yapacaklarınız ve yapmayacaklarınızı” öğrenmekten ibarettir.
Mühim bir nokta da şu:

Yazının devamı...

Neden sahursuz olmaz?

18 Mayıs 2018

Sağlıklı kalabilmenin vazgeçilmez bazı kuralları var ve biz o kurallara mutlaka uymak zorundayız. Kurallardan bazıları da beslenmeyle ilgili.
Mesela şu kural çok önemli:
Yetişkin biri, günde en az iki öğün beslenmek, öğünler arasındaki süreyi de en fazla
16-18 saat ile sınırlamak zorunda.
Günü tek öğünle geçiştirmek sorun yaratabilir. Bu mühim kural, ramazanda oruç tutarken de dikkate alınmak zorunda.
İşte bu nedenle sahursuz tutulan oruçlar sağlıklı olmuyor.
Sahura kalkmadan uzun süre aç kaldığınızda kan şekeri dengeniz bozuluyor, metabolizmanız arıza verebiliyor.

BİR SAHUR MENÜSÜ

Yazının devamı...

Oruç neden faydalı

17 Mayıs 2018

Özellikle 50’li yaşlardan sonra günde üç-dört değil, iki öğünle beslenip gıda tüketimini abartmazsak, bedenimiz daha rahat oluyor, metabolizmamız daha verimli, hormonal ve enzimatik sistemlerimiz daha güçlü çalışıyor.
Bu öngörü tabii ki herkes için kesin bir doğru değil. Özel durumları nedeniyle sık yemek zorunda olan, öğün atlamaları halinde sağlıkları bozulan, hatta günde iki-üç kez ara öğün almak zorunda kalanlar da var.
Ama öyle anlaşılıyor ki “imalat şartnamemiz”, başka bir deyişle “fabrika ayarlarımız” çoğumuza günde en fazla üç, mümkünse de iki öğün ile yetinmemizi tavsiye ediyor.
Açlık kürlerinin hücre sağlığını neden ve nasıl iyileştirdiğini kanıtlayan araştırmalarıyla Nobel Ödülü kazanan Japon bilim adamı Yoshinori Ohsumi’nin bulgularından daha önce de bahsetmiştim.
Nobel ödüllü ünlü araştırmacı da bize gösterdi ki beden aç kaldığı süre içinde kendini daha fazla tamir etme, eksiğini, gediğini giderme, yırtığını söküğünü onarma imkânı buluyor.
Yine açlık süresi uzadıkça toksinlerden kurtulma faaliyetleri de hızlanıyor.
Kısacası bizi 1 ay süre ile “sahur-iftar” ritmi ile iki öğün beslenmeye yöneltip 16 saat civarında gıda tüketimine dur diyen ORUÇ, bedensel sağlık açısından da faydalı. Orucun sadece ruhsal değil, bedensel katkılarının da olduğu kesin.

Yazının devamı...

İnanç ve oruç neden bir iç doktordur

16 Mayıs 2018

Nedeni bu mübarek ayın ve oruç tutmanın, beden ve ruh için iyileştirici, hastalık önleyici bir “iç doktor” olduğuna inanmam. Oruç tutmanın (eğer usulüne uygun yapılırsa) bedeni nasıl tamir ettiğini, ayrıca toksinlerden nasıl arındırdığını yarınki yazımda kısaca özetlemeye çalışacağım.
Bugün orucun ruhsal iyileşme sağlayan özelliklerinin üzerinde durmak istiyorum. Oruç ile ruhsal iyileşme ilişkisini bir sonraki kutuda özetledim. Lütfen dikkatle okuyunuz.

RAMAZAN AYI RUHA NEDEN İYİ GELİYOR?

◊ Ramazan ayı ruhsal yapılanmayı gözden geçirmek, stres ve huzur bozucu duygulardan uzaklaşıp iyiye, güzele, huzura odaklanmak için müthiş bir fırsattır. ◊ Bu ay duygusal/ruhsal yanınıza can suyu vermek için mükemmel olanaklar sunar. ◊ Bu olanakların başında şükretmek, kabullenmek, affetmek, hoş görmek, duanın gücünden istifade edip ruhu dinlendirmek, barışmak, yetinmeyi bilmek, dostluk ve aile bağlarını sıkılaştırmak geliyor.◊ Ramazan ayı boyunca korkmadan yapacağınız iç hesaplaşmalar, duygusal toksinlerden arınmanıza da yardımcı oluyor.◊ Ruhsal iyilik için çoğalmak, aile ve çevreyle sosyal ilişkileri artırmak adeta vazgeçilmez ilaçlar. Bu mübarek ayda aile büyüklerine yapılan ziyaretler, komşularla, eş dost ve akrabalarla birlikte yapılan iftarlar sosyal ve toplumsal barışa da hizmet ediyor. ◊ Ramazan ayı aynı zamanda bir olumlu düşünme ayı gibidir. Olumlu düşüncelerin artması, endişe ve korkuların azalmasını, pişmanlıkların minimuma inmesini sağlıyor.

Diyet ayı değil niyet ayı

Size iki önemli önerimi bir kez daha hatırlatmak istiyorum.◊ İftarları ifrat haline getirmeyin. Orucunuzu açarken aşırı gıda tüketme yanlışına düşmeyin. Hızlı yemeyin, lokmaları iyice çiğnemeyi ihmal etmeyin. ◊ Bu ayın bir diyet ayı değil niyet ayı olduğunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Ve “Acaba oruç tutarak nasıl zayıflayabilirim?” veya “Hangi diyeti yaparsam daha iyi sonuç alabilirim?” gibi düşüncelerden hiç olmazsa bu ay için vazgeçin. ◊ Sahurun kıymetini bilin. Sahur yapmadan oruç tutmaya teşebbüs etmeyin. Güçlü bir sahurun sadece sağlığınız için değil, tuttuğunuz orucun kabulü için de önemli olduğundan kuşku duymayın.

SAKATAT SAĞLIKLIDIR

Yazının devamı...