"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Osman Müftüoğlu

Hipotiroidi kısırlık nedeni mi?

14 Aralık 2018

Kısırlık giderek yaygınlaşan bir problem. Sık olmasa da çocuk özlemi çeken çiftlerden bazılarında gizli bir tiroit hastalığının olduğu kesin. 
Özellikle tiroidin yetersiz çalıştığı hallerde, yani gizli hipotiroidide kısırlık görülebiliyor. Bu, kadınlarda hipofiz-tiroit- yumurtalık ekseni olarak adlandırılan ilişkinin, erkeklerde de hipofiz-tiroit-testis ekseninin sağlıklı olmamasından kaynaklanabiliyor.
Bu durum somut olarak, tiroit hormon yetersizliği olan erkeklerde sperm sayısı, kalite ve hareketliliğinde, kadınlardaysa yumurtalık fonksiyonlarında bozulma olarak kendini gösteriyor.
Bu nedenle çocuk sahibi olmakta zorlanan çiftlerin tiroit hastalığı yönünden, özellikle de hiportiroidi bakımından dikkatle araştırılması gerekir. Kanaatime göre yumurtlama bozukluğu olan infertil hastalarda tiroit fonksiyon testi taraması mutlaka yapılmalıdır. Tedaviyle tiroit hormon düzeyleri normale getirilen hastalarda üreme fonksiyonları normale döner.

Saç dökülmesinde 10 mühim başlık

1- GENETİK FAKTÖRLER: Saç dökülmesinin başlıca nedenlerinden biri genetiktir ve özellikle erkeklerde çok etkilidir.
2- HORMONAL NEDENLER: Hormonal bozukluklar kadınlarda daha yaygın olan bir saç dökülmesi nedenidir.

Yazının devamı...

Grip miyim Nezle mi?

13 Aralık 2018

Önce şu basit ama önemli ayrıntının altını kalınca bir şekilde çizelim: Nezle ve grip farklı virüslerin oluşturduğu farklı sağlık sorunları. Soğuk algınlığı yani nezleye yol açan virüsler daha ziyade rinovirüsler.
Grip ise influenza virüsleri olarak bilinen, her yıl bukalemunlar gibi başka bir kılığa giren virüslerin eseri. Peki bu ikiliden en az birini bir veya birkaç defa her kış misafir etmek zorunda mıyız? Tabii ki hayır.
Birazcık dikkat, azıcık önlem almanız bile ikisinde de işe yarıyor. Eğer halsizlik, kırıklık, kas ve eklem ağrıları gibi şikâyetler, yoğun hapşırma, burun tıkanıklığı, boğazda, burunda, gözde sulanma gibi belirtilerle birlikteyse aklınıza öncelikle “nezle” yani “soğuk algınlığı” gelsin.
Eğer o sorunlara yüksek ateş –özellikle titremelerle yükselen ateş atakları- şiddetli baş ağrısı, ağır bir bitkinlik ve tükenmişlik hali –paçavraya dönme durumu- öksürük hatta göğüs ağrısı gibi yakınmalar eklenmişse problemin soğuk algınlığı (nezle) değil de, bir influenza enfeksiyonu, yani grip olduğunu düşünün.

Şeker cildi neden yaşlandırır?

Cilt yaşlanması, cildin kuruyup kırışmayı özellikle kadınların hiç hoşlanmadığı bir sorun. Farklı sebepleri olsa da ilk 3’de sigara, güneş ve şeker var. Ciltteki kolajen üçünden de, ama özellikle şekerin fazlasından fena halde etkileniyor. Cildin esneklik ve gücünün esası olan kolajen proteini glikasyona yani “şekerlenmeye” maruz kaldığında cilt daha hızlı yaşlanıyor. Kırışıklıklar daha hızlı derinleşiyor.
Kan şekeri yüksek seyreden diyabetlilerin damarlarının beklenenden daha hızlı yaşlanması glikasyon sürecine bağlanıyor. Glikasyon, kandaki fazla şekerin, protein esaslı dokusal yapıları karamelize etmesi, sakızlaştırmasıdır. Şeker hangi protein molekülü ile reaksiyona girerse o molekülün bozulmasına neden oluyor. Kanımızda fazla şeker dolaştığında bütün doku ve organlarınızın erken yaşlanacağı kesindir.Bu nedenle, glikasyon yaşlanma üzerindeki etkisi anlaşıldığından beri, anti-aging çalışmalarınında en önemli hedeflerinden biri. 

Ruhsal detoks neden önemli

Yazının devamı...

Nezle-grip için 15 maddelik anayasa

12 Aralık 2018

Basit ama etkili

İLK 5

1- BAĞIŞIKLIĞINIZI GÜÇLENDİRİN: Prensip olarak bağışıklık sistemi her daim özellikle de kışa girerken güçlendirilmeli. Bunun için de özellikle “beslenme” meselesine önem verilmeli. C vitamininden zengin sebze ve meyveler (özellikle de turunçgiller) sık ve bol tüketilmeli. Nar ihmal edilmemeli. Zencefil, zerdeçal pas geçilmemeli. Turşular daha sık tüketilip, özellikle lahana turşusu sık yenmeli. İmkanlar ölçüsünde kaliteli ve güçlü proteinlere, özellikle de yumurta ve yoğurt ikilisine ağırlık verilmeli. Bol bol taze ve renkli sebze tüketilmeli.
2- EKSİKLERİ TAMAMLAYIN: Daha güçlü bir bağışıklık sisteminin B12, D ve C vitaminlerine, probiyotiklere ve omega-3 yağ asitlerine ihtiyacı var. Bunların eksikliklerinin de yerine konması gerekiyor.
3- BAHARATLARI ARTIRIN: Bağışıklığı güçlendiren pek çok “baharat” var.
Kırmızıbiber, karabiber, tarçın, özellikle de zencefil ve zerdeçal bağışıklık dostu baharatlar. Bu nedenle listenizde mutlaka zencefil de yer almalı.
4- SÜLFÜR ZENGİNİ GIDALARI ÇOĞALTIN: Güçlü bir bağışıklığın yolu daha fazla glutatyona sahip olmakla doğrudan ilişkili. Zira glutatyon antioksidanların orkestra şefi.

Yazının devamı...

Soru: Ne zaman yaşlıyız? Yanıt: 80’den sonra

10 Aralık 2018

Ne ki bu güzel haberin tatsız yanları da var. Kazandığımız “ilave ömür” yani “uzatma dakikaları”nın önemli bir bölümünü, yani yaşadığımız yılların sayısındaki artışın bedelini bu yılların kalitesinde azalma ve daha çok hastalanmak kısacası kötü yaşlanmak olarak ödeyip, kazandığımız ilave süreyi kalp, beyin damar hastalıkları, Alzheimer, diyabet, hipertansiyon, romatizmal sorunlar, obezite ya da kanserlerle boğuşarak geçiriyoruz. Kısacası ellili yaşlara kadar sağlığımızı ikinci planda bırakarak ekonomik güç kazanmaya çalışıyor, sonraki ömrümüzde de bu birikimi  kaybettiğimiz sağlık hazinesini geri kazanmak için harcıyoruz. Orta yaşlar sonrasında doktor ofislerini daha sık ziyaret etmemizin, hastane kapılarında daha çok vakit tüketmemizin  nedeni de bu zaten. “Peki ne yapmalıyız?” diyorsanız, buyurun.

YAŞ KAYMASINA DİKKAT EDİN

- ZİNDE ve formda yaşlanmanın ciddi bir zorluğu yok. Genetik mirasınız kötü değilse, üç beş konuya dikkat etmeniz durumunda 70’li 80’li yaşlarınızı 50’li 60’lı yaşlar gibi formda ve zinde yaşayabilirsiniz. Bunun için, sigara içmemek, alkole dikkat etmek, doğru beslenip düzenli aktivite yapmak, güzel uyuyup huzurlu bir hayata odaklanmak, kilo sorunundan uzak kalmak gibi sıradan önlemler yeterli. Bu önlemlerin bile bizi kronik hastalıkların yüzde 70’inden uzak tuttuğu kesin. Kısacası YAŞ KAYMASI ŞANSI’nı isteyen herkes yakalayabilir. İyi haber şu: Bu şansı elde edenlerin sayısı  artıyor. Son 20 yılda “NE ZAMAN YAŞLISINIZ?” sorusunun yanıtı “75-80’den sonra!” oldu. İyi bir haber geçenlerde İtalya’dan geldi. İstersiniz gelin önce 2 yıl evveline bir gidip, o habere sonra girelim...

BİR GÖRÜŞ: 70 YAŞ ORTA YAŞ

- HİKÂYE 2017 yazında Bodrum’da Niki Beach Otel’de Ertuğrul Özkök ile yaptığımız sohbetle başladı. Hürriyet’de yayınlanan o pazar sohbetinin nedeni bir dosttan gelen (asılsız olduğunu sonradan öğrendiğim ama dikkatsiz davranıp kaynağını teyit etmeden yayınladığım) kısa not idi bu. O bilgi notunda “Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşlılık dönemlerini değiştirdiği”, yaşlı tanımını “70 yaşlar sonrasına” kaydırdığı yazıyordu. İşte o notu baz alarak Özkök ile YAŞ KAYMASI meselesini gündeme getirip samimi bir sohbet yaptık. YAŞ KAYMASI hikâyesinin benim için daha eski bir geçmişi var. Bana göre YAŞ KAYMASI  90’lı yılların sonunda zaten başlamıştı. Bu nedenle 1999’da “iyi yaşlanma” üzerine yaptığım bir röportajda, ilk kez “70 YAŞ ORTA YAŞ”  deyimini kullandım. Bu düşüncem o röportajın başlığı olarak Milliyet gazetesinde yayınlandı. Çok da ilgi çekti. O röportajı  Milliyet’te okuyan dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel bir sabah kahvaltısında  bana şu cümleyi de not ettirmişti: “Ne zaman yaşlıyız sorusunun yanıtı nüfus kâğıdınızdaki rakamlar değildir. Doğru yanıt tek cümleden ibarettir: Yapacak bir işiniz kalmadığı zaman yaşlısınız demektir!” Kısacası  “kronolojik değil psikolojik ve biyolojik yaşın daha önemli olduğuna” rahmetli Demirel de inanıyordu. Benim iddiam şu: Kendine iyi bakmayı başarabilenler için 70 yaş hâlâ orta yaştır. Yaşlılık 75’den sonrasıdır.

İTALYA ‘75’ DİYOR!

- HÜRRİYET’teki o sohbet yayınlandıktan sonra ben de Özkök de epey eleştiri aldık. Ne ben ne de Özkök, “yaş kayması” meselesine bazılarını inandıramadık. Bizi doğrulayan ilk çıkış iki yıllık gecikme ile de olsa geçtiğimiz günlerde İtalya’dan geldi. Kasım sonunda İtalyan Ulusal Yaşlılık Cemiyeti’nin önde gelen hocalarından Prof. Dr. NİCCOLO MARCHİONNİ kongrede yaptığı açıklamada yaşlılık sınırının 75 yaş ile başlaması gerektiği ifade etti. Dr. Marchionni’nin açıklamalarının bir özeti BBC Türkiye sayfasında ve Euronews’da özetlendi. Haberin özeti şu: Floransa Üniversitesi’nden kalp-damar hastalıkları profesörü Niccolo Marchionni, “Bugün 65 yaşındaki bir kişinin fiziksel ve bilişsel formu, 30 yıl önce 40-45 yaşlarında olan bir insanınkine eşdeğer. Bugün 75 yaşındaki biri, 1980’de 55 yaşındaki birinin formuna sahip” dedi. Marchionni’nin açıklamalarına göre, İtalya’da ortalama ömür beklentisi 1900’lerin başlarına kıyasla 20 yıl kadar arttı. Haberi İtalyan basınında “Yaş devrimi: 75’ten sonra ihtiyarlanıyor” gibi başlıklarla yer aldı.

Yazının devamı...

Kolajen içilebilir botoks mu?

8 Aralık 2018

Kolajen takviyeleri, özellikle de bunların içilebilir kolajen peptidlerini içerenleri son yılların en gözde “anti-aging” cilt takviyeleri.
Kaliteli olanları bilinçli kullanıldıklarında cildin doğal kolajen ve elastin üreticileri olan “fibroblast”ları aktive edip daha çok “taze ve güçlü” kolajen üretimini teşvik ediyorlar.
Bunu da içeriklerindeki bol prolin, glisin, arjinin gibi “kolajen ham maddesi” amino asitler sayesinde başarıyorlar.
Bilimsel çalışmalarda da 3-6 aylık düzenli “Tip 1” veya “Tip 1-Tip 3” karışımı kolajen takviyesi kullanmanın ciltte ciddi kırışıklık azalması ve nem artışı sağladığı görüldü. Önemli olan kullanılan ürünün kalitesi ve kullanım süresi.
Tabii ki bu program, C vitamini, çinko ve alfa lipoik asit ile zenginleştirilir ve birlikte damar yolu ile “glutatyon” ve “coenzym Q 10 / Ubiquinol” takviyeleri de uygulanabilirse mükemmel sonuçlar alınıyor.
Zaten bu nedenle de kaliteli kolajen takviyeleri “içilebilir botoks” diye tanımlanıyor, hatta botoksa altenatif gibi gösteriliyor.
Peptid yapıda kolajen takviyelerinin ne gibi yararları olduğunu aşağıdaki kutuda özetlemeye çalıştım.

KOLAJEN TAKVİYESİ NELER YAPIYOR?

Yazının devamı...

Baş ağrısına magnezyum takviyesi yapın

7 Aralık 2018

Baş ağrısı yaygın bir problem. Onunla tanışmayan pek az insan var. Hafifi, şiddetlisi fark etmez, her türlüsü can sıkar, keyif kaçırır.
Hele bir de uzun sürdü mü mutsuzluğa zirve yaptırır. Çoğu baş ağrısının stres, kontrolsüz ruhsal gerginlik ya da uzamış kaygı ve endişelerle bağlantısı vardır.
Bu tür baş ağrıları daha ziyade kaslardan kaynaklanır. Kas ve sinir sistemi fonksiyonlarının vazgeçilmezi magnezyum ise tam da bu noktada devreye giriyor.
Stresi yatıştırıp kasları gevşetiyor. Kısacası kronik baş ağrısı olanların magnezyum desteğinden istifade edebilecekleri belirtiliyor.
Peki hangi magnezyum? Öncelik magnezyum glisinat’ta. Onu magnezyum sitrat izliyor. Ardından da magnezyum taurat ve oratat geliyor. Magnezyum takviyelerini akşam almanız daha iyi. Çünkü bu tavsiyeler uykunuzu da derinleştirebiliyor.

Akupunktur zayıflatır mı?

Fazla kilolardan kurtulmak her zaman, her yaşta mümkün. Ama marifet kilo vermekte değil, verilen kiloları geri almamakta. Zor olanı da bu zaten. Peki kolay yoldan nasıl kilo verebiliriz? Doğru besinleri, doğru zamanlarda ve biraz kısıtlayarak yediğimiz, ilave olarak da bedensel aktivitemizi artırdığımızda kilo kaybı kolaydır.

Yazının devamı...

Karaciğere dikkat

6 Aralık 2018

Geçtiğimiz haftanın en mühim sağlık haberi Türk Gastroenteroloji Derneği’nin yayınladığı bir araştırma raporuydu. Ne var ki sağlıkla ilgili pek çok konu gibi o da hak ettiği ilgiyi görmedi. Habere göre Ulusal Gastroenteroloji Derneği’nin yaptığı bir araştırmanın sonuçları ülkemizde her 10 erişkinden birinin karaciğerinin yağlı olduğunu gösteriyor. Teknoloji bazlı geniş bir incelemeye dayanan bu raporun sonuçları çok ama çok mühimdir. Toplumumuzu yakın bir gelecekte daha fazla safra kesesi taşı daha çok karaciğer iltihabı, daha yoğun siroz tehdidi yanında, karaciğer yetmezliği ve kanserinin tehdit edeceğinin habercisidir. Peki sebep ne? Ne oldu da rakam bu boyutlara ulaştı? Merak ediyorsanız yandaki kutuya daha bir dikkatle göz atıp karaciğer yağlanması tehdidine karşı lütfen uyanık olun.

Karaciğerlerimizi yağlandıran 10 mühim faktör

Karaciğeri yağlandıran farklı nedenler var ama bana göre sıralamada şunlar ön plandadır:
◊ Yanlış besleniyor; şekere ve nişasta bazlı besinlere (ekmek, fırın-pastane ürünleri, cipsler, bisküvi, gofret ve benzerleri, eve servis pizzalar, şekerli gazlı kolalı içecekler) fazla yükleniyoruz.
◊ Fast food besinleri aşırı tüketmeye başladık.
◊ Sağlıklı besinleri bile aşırı tüketiyor, sağlıklı beslenmek yerine sağlıklı besileniyoruz.
◊ Alkol tüketimindeki artış da önemli bir neden.

Yazının devamı...

Yüzüstü mü sırtüstü mü uyumalı?

5 Aralık 2018

Uykusuzluk yeni bin yılın en mühim problemlerinden biri. Uzmanlara göre, en az kötü beslenme, hareketsizlik stres kadar da önemli.
Sadece hayat kalitemizi düşürmüyor, pek çok hastalığı davet de edebiliyor. Kronik uykusuzlarda hipertansiyona, şeker hastalığına, kalp-damar hastalıklarına, bağışıklık zayıflamalarına hatta kanserlere daha sık rastlanıyor.
Bitmedi! Uykusuzluğun depresyonla ve bunamayla da bağlantılı olabileceği biliniyor. Kısacası uykusuzluk önemli bir mesele.
Mühim bir bilgi de şu: Uykusuz kalan beyin o gün biriktirdiği çöplerini (toksinleri) temizleyemiyor. Zira beynin temizleme yani filtrasyon sistemi olan glenfatik sistem, uyku iyi değilse yeterince çalışamıyor.
Bu sistemin bir özelliği daha var: Glenfatik sistemin daha verimli iş görmesi için yüzükoyun değil de sağ-sol yan yatarak, eğer bu olmaz ise sırtüstü uyumanız öneriliyor.
Özetle, sorun uykusuzluk ise çözüm aramakta fayda var. Ama hangi pozisyonda uyuduğunuz da mühim bir ayrıntı olabilir.

Hareket berekettir

İşleyen demir ışıldar. Nerede hareket orada bereket var. Durmayalım düşeriz.

Yazının devamı...