"Bahar Ekinci Akçaoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bahar Ekinci Akçaoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bahar Ekinci Akçaoğlu

Bahar Ekinci Akçaoğlu

Güvenilir olmak sevilmekten daha büyük bir övgüdür

18 Kasım 2017

İlk önce, Mayıs ayında şampiyonla finalistin arasındaki farkı çok derin çizgilerle ayırdığı, Olympiakos’u konuk etti. Sonucu sertliğin ve basit top kayıplarının belirlediği uzatmada, kaybetti. Bu uzatmayı göremeden salondan ayrılan, ayrılmayı düşünen taraftarının unuttuğu bir şey vardı.

Geçen yıl playoff’larına, dörtlü finaline hükmettiği ve sonunda da şampiyon olduğu sezonda ilk 7 haftada durum bugünden farklı değildi. Yani, 4 galibiyet, 3 mağlubiyet.

Biraz daha geri gidelim, yıl 2015, Ekpe Udoh transferi henüz bitmemiş ama dedikodular sosyal medyada almış başını gitmiş.

O yorumlardan bazıları;

“Yokluktan alınan bu oyuncudan ne bekleniyor acaba?”, “Kazma pivot”, “Obradovic’in garip tercihi”, “Ribaunt katkısı beklemeyin bile”, “Tuhaf bir tercih”, “Vesely’nin yedeği olur sadece”

Hatırladıysak dün akşamki maça gitmek daha keyifli şimdi. Salı günü Arena’da ümidin kesildiği, erken yorumlar ile eleştirilen Fenerbahçe Doğuş, oynadığı 7 maçın 6’sını kazanmış, evinde oynadığı son 14 maçı kaybetmemiş, CSKA’yı 93-95 yenmeyi başardı.
Hem de drama ile, tramva ile uzatmada herkese gücünü ve ne kadar güvenilir olduğunu bir kez daha gösterdi.

2 gün önce oynadığı maçtan dersini çok iyi almıştı Sarı Lacivertliler. Boyalı alanı ele geçirmiş, CSKA’yı çizginin dışına itmişti. Savunma en büyük silah olmalıydı, oldu da. Nunnaly ve Wanamaker, Clyburn ve De Colo’ya nefes aldırmamış, Thompson ve Vesely pota altında devleşmişti. Guduric takımın hücuma yön vermiş, takımın neredeyse bulduğu tüm basketler asist üstünden gelmişti. 2. yarıda uyanmış CSKA’nın karşısında akıllı ve hata yapmayan bir Fenerbahçe Doğuş vardı. Uzatma periyotunun son düdüğü çaldığında Udoh’un hayaletiyle boğuşmaya çalışan Thompson devamlı Bogdanovic ile kıyaslanan Guduric, bu duruma artık son vermişti. Takımın gönderdiği mesajın satır arasında; 2016/17 bitti, bu tamamen başka bir kitap, film, hikaye veya macera ne derseniz diyebilirsiniz adına, sayfayı çevirmenin vakti geldi de geçiyor diyordu.

Yazının devamı...

Kazanma Kültürü...

26 Ekim 2017

Aklında 3 önemli maç ile çıktı parkeye. İlk önce Anadolu Efes ile karşılaşacak sonra rotayı komşuya çevirip Panathinaikos'a gidecek ve hemen ardından hafta sonu ezeli rakibi Galatasaray'a konuk olacaktı. İşte böyle yoğun bir takvim ve stresli bir hafta bekliyordu Sarı Lacivertlileri. Dün akşam Fenerbahçe Doğuş, Anadolu Efes'i, Ülker Arena'da 11 sayı fark ile 81-70 yendi ve haftaya "yapılacaklar listesi"inde ilk maddesinin üstünü çizerek başladı

Perasovic, maçtan sonra yaptığı basın toplantısında "Bence elimizden geldiği kadar savaştık, mücadele ettik. Ancak maçın sonunda daha fazla enerjileri vardı ve bizim rotasyonumuz yetersiz kaldı" demişti. Aslında mağlubiyetin mimarı, yetersiz kalan rotasyonu değil, Avrupa'nın "en iyi koçu" ödülünü maçtan hemen önce alan Obradovic ve öğrencilerinin senelerdir kurduğu kazanma kültüründen başkası değildi. Takımın birbiriyle uyumunun en önemli, oyuncuların en iyi oldukları yönleri ortaya çıkarmanın en değerli olduğunu bilen Obradovic, Fenerbahçe'de, 3 yılda Final Four'a kalmasından çok öte şeyler yaptı. Maç ne kadar zora girerse girsin sonuna kadar gitme becerisi ve cesaretinin şekillendirdiği oyun anlayışı ile dün akşam 2. galibiyetini aldı Fenerbahçe Doğuş.

HAKLIYMIŞ
İlk çeyrekte direksiyonda Wanamaker vardı. Nunnaly ile birlikte Efes'in oyun kurucularına yaptıkları baskı, Melli ve Vesely'den gelen basketler ile boya alanı iyi kullanmışlardı. Fenerbahçe'yi yenmek için aslında yapılacak şey gayet netti. İçerden oynamasına izin vermeyerek, ribaundları almasını engelleyecek ve tempoyu elinde tutacaksın. Yardım savunması üzerinden hata yapmasını bekleyerek boş adamı bulacaksın. Bu parola ile yola çıkan Anadolu Efes'de çeyrek bitimine 3 dakika kala Dunston %100 saha içi isabeti ile 8 sayı atmıştı bile. Pota altında çok iyi paslaşan konuk ekipte her şey yolundaydı. Son 1 dakikada bulduğu iki 3'lük isabetiyle Simon hem Euroleague'de ilk sayılarını atmış hem de takımını 15-20 ile öne geçmesini sağlamıştı. 0-9 ile gelen serinin ötesinde ribaundlara ve pota altına hükmeden Lacivert Beyazlılara, dış atışlar eklenmiş, üstüne 1999 doğumlu Onuralp Bitim Euroleague'de ilk dakikalarını almıştı. Efes için daha iyi bir senaryo olabilir miydi?
2.çeyrekte Fenerbahçe'nin yardım savunmasında verdiği boşluklar üzerinden sayı bulmaya devam etti Anadolu Efes. Stimac'dan Dunston'a, Simon'dan Stimac'a yaptığı pas ve asistler ile boyalı alan zafiyetini sonuna kadar kullanmıştı. Fenerbahçe Doğuş ise uzun süredir parkede olan Stimac ve Dunston'ın üzerine gitmek yerine çareyi dış atışlarda bulmaya çalıştı.

34-34 ile biten devrenin sonunda Nunnaly mikrofonlara "Herkesin koşması gerek daha agresif savunma yapmalıyız" demişti. Haklıydı da.

Fenerbahçe Doğuş her ne kadar pota altında zorlansa da, takım verimliliği dengeli dağılmıştı. Anadolu Efes'e cephesinde ise, toplamda 41 olan verimlilik puanın %70'inin iki uzundan gelmiş olması 2. yarı için uyarı niteliğindeydi. En azından koç Perasovic için öyle olmalıydı! Oysa ki Perasovic devre arasından dönerken verdiği röportajda gidişattan memnun olduğunu söylemişti. Karşısında ilk yarıdan dersini çıkarmış Obradovic vardı. Takım 13 asist yapmasına rağmen hücumdan ve savunmadan memnun olmayan Obradovic.

İşte o an 40. dakika düdük çaldığında kazanacak takım belli olmuştu bile.

Yazının devamı...

Fenerbahçe Doğuş ve sorular!..

13 Ekim 2017

Karnesindeki kırığın sadece takım kimyası olduğunu 4. çeyrekte Euroleague sertliği ile yüzleştiğinde anladı Sarı Lacivertliler. Maç krize girdiğinde kim çıkartacak? Savunma direncini kim başlatacak? Son topu kim kullanacak? Söz konusu sorular geçen yıl sorulsa cevaplar basitti, krizler ve son toplar Bogdan'dan, savunma direnci Udoh ve Kalinic'den sorulurdu. Dün bu 3 isimden hiçbiri sahada değildi ve işin kötüsü cevaplar henüz hazır değildi.

Önemli eksikleri, Dixon ve Kalinic'e rağmen 3 çeyrek bildik tanıdık karakter ile oynadı Fenerbahçe Doğuş. Hatta 36-41 biten ilk yarıda Shermadini "İyi iş çıkardığımızı düşünüyorum sonuçta son şampiyona karşı oynuyoruz" demiş ve mesajı çok net vermişti. Vücut dilinde ve satır arasında "Hani o kadar da bir beklentiniz olmasın, elimizden geleni yapıyoruz" olduğu kesindi. Ne de olsa sahayı ve topu iyi paylaşan, hücumda adam eksilten, Malaga'yı potasına yaklaştırmayan eski şampiyon vardı parkede. Devre arasında yorumunda haklıydı Shermadini!

3. çeyrekte panik olmayan, hata yapmayan ve her sıkıntıya çözüm bulan Obradovic'in öğrencileri için ne olduysa sonrasında oldu. 4. çeyreğin hemen başında yaşamaya başladığı takım içi iletişim krizi sadece skoru yaklaştırmamış, Malaga seyircisini de uyandırmıştı. Tüm salon oyunun içine girmiş, Fenerbahçe sanki sihrini kaybetmişti. Sarı Lacivertliler bir anda parkedeki herkesin gözünde "yenilebilir" duruma gelmişti. McCallum takımını coşturmuş 13-0 gelen serinin önderi olmuştu. Üst üste gelen top kayıpları, kaçan boş şutların ötesinde uzun zamandır sahaya ilk defa yerleşemeyen bir Fenerbahçe izledik. Maçta son 3 dakikaya girilirken çeyrek skoru Fenerbahçe için sadece 3'tü. Datome 1:19'da 3'lüğü yolladığında tabelayı 68-65'e getirirken salonu susturmuş, Plaza'ya molayı aldırmıştı. Ancak geri dönmek için harcanan enerji, molaların erken bitmesi, alınamayan hücum ribaundları sonrası verilen ikinci şanslar ve "son topu kim kullanacak?" derken deplasmanda yenilmekten kurtulamadı son şampiyon.

Fenerbahçe yenilmesine rağmen uzun soluklu bir maratonun başında mücadeleci karakterinden vazgeçmediğini gösterdi. 19-3 seri gördükten sonra bile maçı bırakmadı. Kalinic ve Dixon dönecek, yeni oyncular sisteme bir bir entegre olacak, Thompson faul problemini çözecek, Wanameker ve Sloukas rollerini netleştirecek. Euroleague asıl ondan sonra başlayacak ve sonu mutlaka Belgrad olacak!

Akılda kalanlar:

-Bir türlü alınamayan hücum ribaundları, Malaga 16, FB sadece 4!

-Datome'nin 2.17'lik Shermadini'ye yaptıgı blok.

-Melli'nin kötü performansı PIR -5

Yazının devamı...

Sihirbaz Obradovic

5 Ekim 2017

Basketbolun efsanevi koçu Phil Jackson, doldurduğu bilgi formlarında yaptığı iş bölümüne zaman zaman basketbol koçu yerine "Sihirbaz" yazdığını söylemişti. Bu sıfatı Obradovic kadar hak eden başka biri daha olabilir mi?

Fenerbahçe Doğuş önce playoff'larına hükmederek Euroleague'de kupayı kaldırdı sonra mağlubiyet yüzü görmeden kıtanın en kuvvetli liginde, BSL'de, şampiyon oldu. Ardından takım en iyi oyuncuları, saha liderleri Udoh ve Bogdanovic'i kaybetti, Obradovic'in yıllardır kurduğu kimya neredeyse bozuldu. Beklentilerin katlanarak arttığı yeni sezonda boşlukları doldurmak için çok kısa zamanda büyük işler yapması gerekiyordu.
Tüm şanssızlıklara ve birlikte geçirilen kısa zamana rağmen "Sihirbaz Obradovic" ve öğrencileri, dün akşam Ankara'da, Banvit'i 75-64 yenerek 33. Cumhurbaşkanlığı kupasına uzandılar. Maçın başından sonuna kadar sağladığı üstünlük ile arkasına bile bakmadan, 11 sayı fark ile maçı rahat kazandı Sarı Lacivertliler. Karşısında, orkestra şefini, Jordan Theodore'u kaybetmiş, birbirini henüz anlamakta güçlük çeken, aynı dili konuşamayan bir Banvit olmasının da payı çok yüksekti.

"Pota altında artık bir Ekpe olmayabilir ama ben varım" diyen Vesely ile maça hızlı başladı Fenerbahçe Doğuş. Zadar turnuvasının iki yıldızı, Jan ve Datome ile skor kısa zamanda 8-0' a gelmişti bile. Banvit'in ilk basketi süre dolmaya yakın 7. dakikaya girilirken gelmişti. Maçın ilk dakikalarında Fenerbahçe Doğuş parkeyi sanki hiç terketmemiş gibi, gözü kapalı oynuyor, doğru adamı, doğru pas ile buluşturuyordu. Filipovski'nin aldığı moladan sonra Banvit boyalı alanı daha çok kullanmaya başlamış, maya bir anda tutmuştu. Tecrübeli teknik adam, maçı kazanmanın yolunun Fenerbahçe boyalı alanından geçtiğini çok iyi biliyordu. Özellikle de Avrupa'da ilk resmi maçına çıkmış Thompson sahada iken. Ne yazık ki henüz alışamadığı savunma sistemi ve kırılganlığı ile pota altında Banvit'in kurtarıcısı olmuştu..

Yazının devamı...

Temmuz 2017'deki o kare!

14 Temmuz 2017

 

Sene 1990, FIBA Dünya Şampiyonası oynanıyor ve ardından o talihsiz olay meydana geliyor ve başrolde, Divac. Temmuz 2017, Divac ve Bogdanovic aynı karede Las Vegas'da, Bogdanovic'in Kings ile sözleşme imzalamasının ardından aynı karedeler. Ve sonrasında beklenen ama istenmeyen haber!

Fenerbahçelilerin sevgilisi, büyük oyuncu, Bogdan Bogdanovic bugün çocukluk hayalini gerçekleştirmek için NBA yolunu tuttu. Uzun zamandır okuduğum en güzel mesaj ile veda etti Fenerbahçe Doğuş oyuncusuna.

Mesajda Bogdanovic'den bahsederken başarılarının haricinde neden önemli olduğunu çok güzel anlatmışlardı. Takıma yaptığı katkı, mücadele, onunla kazanılan başarılar bunlar hepimizin gördüğü bildiği her takımın giden oyuncusunun arkasında yazabileceği şeylerdi.

Takım ruhuna yaptığı katkı ve örnek kişiliğine yapılan vurgunun değeri bence tarifsizdi. Ne de olsa Bogdanovic basit bir oyuncu, Fenerbahçe Doğuş ise sıradan bir kulüp değildi.

ARTIK BAMBAŞKA BİR YOLDA
Fenerbahçe son yıllarda kurduğu takım düzenini, ruhunu ve karakterini korumaya devam ederken Bogdanovic hayalleri ve hedefleri için bambaşka bir yoldan gidecek.

Belki de yakın bir zamanda dediği gibi o çok sevdiği ve ayrılmak istemediği Fenerbahçe'ye geri dönüp oyunculuk hayatının son yıllarını İstanbul'da geçirecek. O zamana kadar onu NBA arenasında başarıdan başarıya koşarken izleyeceğimize eminim.

Yazının devamı...

Sabırsızlanıyorum çünkü Sinan geldi!

4 Temmuz 2017

Sinan Güler, Türk basketbol dünyasının sevgilisi, girişimci, yardımsever, disiplinli, çalışkan, Türk Milli takımının bel kemiği, 33 yaşında, Fenerbahçe Doğuş'a transfer oldu dün.

İş hayatında, çevrenizde mutlaka karşılaşmıssınızdır Sinan Güler gibi karakterler ile. Kriz zamanı veya büyüme planları farketmez, işler büyüse de küçülse hep faydası vardır, iyi ki bizimle dersiniz. Galatasaray işte öyle bir oyuncusunu kaybetti bugün, diğer yanda Fenerbahçe Doğuş ise süper kahramanlarına bir yenisini daha ekledi.

Haberleri takip etmezseniz, Google'da ismini yazmazsanız 33 yaşında olduğunu anlamınıza imkan yoktur Sinan'ın. Parkeye koyduğu enerjisi, bitmek bilmeyen gayreti ile 20'li yaşlarında birçok gencimize meydan okur. Hafif dökük saçları da olmasa kimse 30'unu geçtiğini söyleyemez bile. Hatta parkede bile son 8 yılda geçirdiği değişim, kendini geliştirme seviyesi çoğu Türk basketbolcu için mutlaka örnek olmalıdır. O yüzden bu transferi yaş ve zamanlama ile yargılamak yapılabilecek en kötü eleştiridir.

HAFIZAMIZA KAZIDIK
Hepimiz onu ilk önce savunması ile hafızamıza kazıdık. Sonrasında çok iyi bir 6. adama, arkasından geliştirdiği muazzam asistleri ile çok yönlü bir guard'a ve son olarakta yayın gerisinden bulduğu şutlar ile iyi bir nişancıya evrilmesini izledik. Her sezon kendine hayran bırakacak yeni bir özellik katmaya devam etti.

Hikaye tanıdık mı geldi yoksa? Bogdanovic, Melih, Udoh, Vesely, Datome, Dixon ve Kalinic. Yıllardır Obradovic'in ellerinde hepsinin karakterinin sağlamlaştığını ve sezgilerinin boyut değiştirdiğini izledik. Düşünsenize, Sinan Güler'i şimdi Obradovic ile en çok hakettiği Euroleague hayallerini gerçekleştirme macerasında izleyeceğiz. Dış transferde bundan daha güzel bir başlangıç olamazdı. Sinan'ı basketbolunun yıldızlaşacağı bir sezon bekliyor, bize ise sadece arkamıza yaslanıp onu izlemek kalacak.

Ben şahsen Kalinic, Vesely, Udoh (tabi Vesely ve Udoh kalır ise) ile Sinan'ın rakiplerine sahayı dar ettiği bir savunma izlemek için sabırsızlanıyorum. Hemen arkasından Udoh ve Vesely'ye yapacağı asistleri düşününce şimdiden heyecanlanıyorum.

Ekim'e kadar beklemek mi, işte en kötüsü de bu!

Yazının devamı...

Türkiye'nin süper kahramanları!

17 Haziran 2017

Facebook'un kurucusu, Mark Zuckerberg, insanın var olma amacından bahsederken bu söze atıfta bulunuyor ve ekliyor. " İnsanın var olma amacı kendinden daha büyük bir amaç olduğuna inanmaktır. Sana ihtiyaç olduğunu hissetmektir. Amaç, gerçek mutluluğu yaratandır. En büyük başarılar, başarısız olma özgürlüğünden gelir."

34 sayı farkla mağlup olunan Baskonia maçı ertesinde başkan Aziz Yıldırım Obradoviç'in yanına gelmiş ve "Size güveniyorum" mesajını vermişti. Bu mesaj kazanılan herhangi bir başarıdan öte çok önemliydi. Bu mesaj hem koça hem de tüm ekibe verilen başarısız olma özgürlüğünün ta kendisiydi. Yani onları en büyük başarılara taşıyacak olan özgürlüktü.

Fenerbahçe, 16-17 sezonunda hayal edilmesi güç başarılara imza attı. İlk önce Euroleague playoff'larında istatistikleri alt üst etti, sonra çıktığı Final Four'da, İstanbul'da, Avrupa'nın en büyük kupasını kaldırdı. Ardından Türkiye Basketbol Ligi’nde maç kaybetmeden şampiyon oldu. Saha dışında, parkede, Arena’nın koridorlarında, aynı amaç uğruna savaşan bir grup kahraman izledik sezon boyunca. Başkanından, malzemecisine, seyircisinden, oyuncusuna kadar sadece maç kazanma keyfi yaşatmadılar aynı zamanda kültür yaratmanın önemini gösterdiler. Şimdiden Belgrad’da kupa kaldırmaya hevesli seyircisi, koçu ve oyuncuları ile sıradan bir finalist ile şampiyon arasındaki farkı gösterdiler.

KIYASLANAMAYACAK GÜZELLİKLER
Kazandığı galibiyetler ve kaldırdığı kupaların ardından bütçe kıyaslamaları, Türk oyuncu polemikleri ile gölgede bırakılmaya çalışılan çok değerli başarılar elde etti Sarı Lacivertliler. Hayatımıza, değerinin para, bütçe veya pasaport ile kıyaslanamayacağı güzellikler kattılar.

Tüm ülkeyi aynı amaç etrafında kenetlediler ilk önce, sonra herkesi dev ekranlar eşliğinde sokaklarda, tv başında ve Sinan Erdem’de mutluluklarına ortak ettiler. Yurdun dört bir yanından basketbol sevdalısı çocukları, spor ruhunun en güzel hissedildiği Arena’da misafir ederek en güzel anılarının parçası oldular. Twitter’da 930.000 kez Fenerbahçe hakkında yorum yapıldı. Bütün Türk çocukları artık Udoh gibi kitap kurdu, Bogdanoviç gibi çalışkan ve disiplinli, Dixon gibi yürekli olmak istiyor. Vesely gibi tutkulu olmak, Datome gibi sanat galerileri ve müzeleri ziyaret etmek, Melih gibi hayallerine tutunarak peşinden gitmek istiyor. Bu takımın kendinden daha büyük bir amaca hizmet ettiğinin, gerçek başarısının kanıtı işte bu. Gelir-gider dengesizliğinin, bütçe büyüklüğünün veya pasaportların hiçbir önemi yok. Bu takım artık Türk çocuklarının yeni süper kahramanları, ülke gençliğinin rehberleri ve basketbol dünyasının en saygın kulüplerinden biridir.

Yazının devamı...

Basketbol dehası!

3 Haziran 2017

 

Blatt cevap veriyor. "Benim için ilk akla gelen kişi buradaki çoğu kişinin bilmediği biri. Zeljko Obradoviç, kendisi yıllarca Yunanistan'da koçluk yapmış, 8 Euroleague şampiyonluğu kazanmış. Oyuna etki etme gücü gördüğüm herkesten daha büyük olan muhteşem bir basketbol dehası."

Fenerbahçe Nisan ayından beri oynadığı tüm maçlarda kaybetmeyi unutmuş, Obradoviç ise bir kez daha ne kadar harika bir deha olduğunu kanıtlamıştı. Sırp teknik adam bu seride, 3 maç boyunca sayısız kere maça etki etmiş, David Blatt'a sadece onu izleyerek bir kez daha etkilenmek kalmıştı.

Obradoviç ve öğrencileri dün akşam, Daçka'yı 90-74 mağlup ederek Türkiye Basketbol Ligi'nde finale adını yazdırdı.

Aslında Fenerbahçe'yi durdurmanın anahtarı çok netti. 40 dakika boyunca mücadeleyi bırakmayacak, sert savunma yaparak topu paylaşmasına izin vermeyeceksin. Rahatça pick and roll oynamasını durduracak, asist üzerinden havaya girmesine engel olacaksın. Daha fazla savaşıp ribaundlarda yenilmeyeceksin. Diğer yanda zavallı uzunlarına sadece screen yaptırmaktan vazgecip gerçekten oynamalarına izin vereceksin. Bir de tabi Obradoviç'in stratejilerine sadece reaksiyon vermek yerine kendi planını yapacaksın.

PLANSIZ, PROGRAMSIZ, ÇARESİZ
Ne yazık ki, Daçka'nın herhangi bir planı olmadığı parkeye adımını atar atmaz belli olmuştu. Blatt, 11-0 ile başlayan Fenerbahçe serisinin sonunda, tv molasından önce, takımını kenara çağırmıştı bile. Mola sonrasında Anderson hamlesi ile biraz olsun nefes almış, üst üste 6 sayı ile skoru 6-13'e getirmişti. Ama her zamanki gibi, doğru yaptığı şeyleri çabuk unutan Daçka'da çareyi bireysellikte aramak an meselesiydi. Fenerbahçe en iyi pozisyonları sabırla ararken, Daçka'da durum tam tersiydi. Herhalde koç Blatt, "Kim boş kalırsa mutlaka o atsın, boşverin zamanı, savunmayı okumayı, boyalı alanı" demiş olmalıydı. Yoksa bu oyunun başka bir açıklaması olamazdı.

Yazının devamı...
Bahar Ekinci Akçaoğlu Kimdir?

Bahar Ekinci Akçaoğlu