"Bahar Ekinci Akçaoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bahar Ekinci Akçaoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bahar Ekinci Akçaoğlu

Bahar Ekinci Akçaoğlu

Hiç acımadan evine yolladı

26 Nisan 2017

Seriden önce teknik olarak iyi durumda ve formda olan Panathinaikos'u hiç acımadan 3-0 ile evine yolladı dün akşam Fenerbahçe. Kapalı gişe çıktığı maçta, tüm seyircisinin önünde bir kez daha Final Four'a uzandı.

Maçtan önce soyunma odasında Pascual " Öncelikle takım olarak oynayalım, takım olarak farkı yaratalım, her top için savaşalım" mesajını verirken kendisi bile bu dediğine inanmıyordu. Ne de olsa teknik olarak zaafları en iyi analiz eden Obradoviç'e karşı, çok değil sadece 1 hafta önce, kendi evinde, 20.000 kişinin şahitliğinde, 2 travmatik yenilgi almıştı. OAKA'da eline gelen şansı değerlendirememiş Pascual, Fenerbahçe'yi Ülker Arena'da mı yenecekti? Atina'da oynanan 1.maçın ilk 20 dakikası hariç taktik üstünlüğü hiçbir zaman eline geçiremedi Panathinaikos, zira bu üstünlüğü de bugüne kadar eline geçiren olmamıştı.
2015'de 3-0 ile Maccabi, 2016'da 3-0 ile Real Madrid ve son olarak 2017'de 0-3 ile Panathinaikos, Avrupa'nın en iyi savunmasına sahip, yükselen yıldızına boyun eğmekten başka şansları yoktu Yeşil Beyazlıların.

Giannakopoulos, takımı İstanbul'a gelmeden hemen önce ekstra motivasyon sağlamak için antrenmanlarını ziyarete gitmiş, kısa bir konuşma yapmıştı. " Ölümüne oynayın, biz Pana'yız, Ülker Arena'da ölümüne oynamalıyız."
Maça bu parola ile çıkmış olduğu kesindi Yoncaların. Bogdanoviç'i oynatmamak üzerine kurulu oyun yapısını ilk çeyrekte kusursuz uyguladılar. Ama Bogdanoviç'siz tıkanan Fenerbahçe'de kilidi çözmeye niyetli, sorumluluk almaya hevesli birden fazla oyuncu vardı. Datome ile perdeyi açan Fenerbahçe, Kaliniç ile devam etti. Kim onlara Kalinç'i riske edebilirsiniz demişti ki? Real Madrid serisini sanırım izlememişlerdi.

İlk çeyrek 18-17 ile geçilirken, Fenerbahçe top kayıplarının önüne geçememiş, Panathinaikos 4 sayı fark ile öne geçmişti. Bogdanoviç'e yapılan baskıya cevap pota altından gelmiş, takım Udoh ile oynamaya başlayınca Fenerbahçe biraz olsun rahatlamıştı. Savunmada kaymaları müthiş yapan Fenerbahçe'de kötü giden tek şey top kayıplarıydı. Ancak savunmadaki çaba o kadar muazzamdı ki Panathinaikos 2. çeyrekte sadece 13 sayı bulabilmişti. 37-30 biten ilk yarının ardından, uzatılan mikrofona "Defansımızdan memnunum" diyen Pascual'a karşılık koç Obradoviç "Savunmamızın dozunu arttırmalıyız" demişti. Fenerbahçe'nin başarısının altında yatan en önemli faktör işte tam da buydu.
Pascual Bogdanoviç'i savunmaya o kadar çok konsantre olmuştu ki, takım olarak kötü savunma yaptıklarının farkına bile varamamıştı.

3.çeyrekte ritmini iyice kaybeden Panathinaikos karşısında Fenerbahçe takım olarak saldırdı. Vesely ve Udoh'un inanılmaz uyumu, Kaliniç ve Datome'nin hücumdaki iştahı, Sloukas'ın hırsı derken maç bir anda Real Madrid serisine benzemeye başlamış, fark çift hanelere kadar çıkmıştı. Fenerbahçe tam da Obradoviç'in dediği gibi savunmasının dozunu arttırmış bu sefer sadece 12 sayıya izin vermişti.

Yazının devamı...

Obra diyor ki...

21 Nisan 2017

1. maçtan sonra Giannakopoulos serinin başlangıcı için şöyle diyordu; "Sanırım fazla umutlanmıştık ve kolay olacağını düşündük ama durumu düzeltebilecek kapasitemiz var". Belki de vardı ama o kapasite Fenerbahçe'yi takım halinde oynarken yenmek için ne yazık ki yeterli değildi. O kapasite belki vardı ama ne yazık ki playoff'ların kralı Obradoviç'i yenmek için hiç mi hiç yeterli değildi.

Aslında Giannakopoulos yalnız değildi bu düşüncesinde. Euroleague'in resmi sitesinde yayınlanan ve oyuncuların katıldığı ankette, içlerinden sadece 1 oyuncu Fenerbahçe'yi favori olarak göstermişti. Günün sonunda ev sahibi avantajı o kadar değerliydi.
Tahminleri bırakıp biraz da istatistiksel olarak yaklaşalım duruma. Euroleague'de 5 maçlık playoff serilerinin başladığı yıl olan 2009'dan beri, 32 tane açılış maçı oynanmış, 28'ini ev sahibi kazanmış. Evet yanlış duymadınız %87,5! Kazananların 27'si ise Final Four'a uzanmış, yani %84,3. Ve en güzel istatistik şimdi geliyor, hiçbir deplasman takımı 2 maçı birden kazanamamış.

O CEVAPTA SAKLI HER ŞEY
Obradoviç'e Socrates dergisine verdiği bir röportajında, Fenerbahçe'deki gelişimi nasıl değerlendirdiğini soruyorlar. Verdiği cevap Fenerbahçe'nin nereden nereye geldiğini, istatistikleri nasıl alt üst ettiğini açıklıyor.

".... Şimdi yapılması gereken, biraz sabretmek. Sakin olmalı ve gelişim kaydedildiğine inanmalıyız. Ben gelmeden önce Fenerbahçe'nin Euroleague derecesi neydi? İlk grupta 5-5'le Top 16. Orada? 2-12. Toplamda 25 maçta 7 galibiyet, 18 mağlubiyet. Bu takım, bu kulüp için her şeyin ilacı zaman. Biraz beklemek lazım. Fenerbahçe artık Avrupa'da çok saygın bir basketbol kulübu...."

Özetle, söz konusu Fenerbahçe ise favorilerden, ev sahibi avantajlarından veya istatistiklerden artık bahsedemezsiniz. Fenerbahçe dün akşam aldığı 2. deplasman galibiyetiyle seride 2-0 öne geçti ve yeni bir playoff rekoru daha kırmak için İstanbul'a yola çıktı.

Kameralar maçtan önce soyunma odasına döndüğünde tamamen iki farklı teknik adam iki farklı mesaj ile karşılaştık. Bir yanda Pascual "İlk maçta çok fazla hata yaptık, bu hataları gördük , aynı hataları yapmamaya çalışacağız" derken diğer tarafta Obradoviç öğrencilerine "Herşeyi unutun, ilk maçı unutun şimdi bugün çıkıp bu maçı alın" diyordu.

Yazının devamı...

Mvp Obradoviç!

19 Nisan 2017

"Burası OAKA" yazılı t-shirt'ler tüm koltukların üstünde seyirciyi beklerken, bu maçtan tek bir sonuç çıkacağından emindi Yunanlılar. Neydi onları bu kadar emin ve güvenli olmaya iten? Sadece ev sahibi avantajı olamazdı, belki de 11 yıldır hiçbir Türk takımının bu salonda galibiyetinin olmayışı, belki de Fenerbahçe'nin hep mağlup olması mıydı Atina'da? Veya sağlıklı bir Fenerbahçe'nin neler yapabileceğini unutmaları mıydı? Ben hepsi diyorum.

 

Yunanlı gazeteciler Obradoviç'i maçtan önce kızdırmışlardı. Sorulan soruların hepsine ters cevaplar veren başarılı teknik adamın verdiği cevaplardan biri bu maçı özetliyordu aslında. "Panathinaikos duygusallığı" veya "OAKA şanssızlığı" ile ilgili sorulara kızan Obradoviç'e, Fenerbahçe bu bütçe ile Final Four'a kalamaz ise ne olur? Başarısız görülür müsünüz? diye soruluyor. Verdiği cevap bence neden O'nun gelmiş geçmiş en iyi teknik adamlardan biri olduğunu kanıtlıyor.

 

"Dostum bu çok eski bir hikaye ben bunları önemsemiyorum. İnsanlar istediği hükmü vermekte serbestler. Benim için en önemlisi takımı yönetmek. Son olarak Gaziantepspor maçımız vardı ve ilk yarıyı 24 sayı geride bitirdik. Soyunma odasına giderken tüm seyirciler bizi alkışlıyor ve tezahürat yapıyordu. Bunun ne demek olduğunu biliyor musun? Onlar bize inanıyor ve bu takımın ne anlama geldiğini biliyor" 

Hiçbir Fenerbahçe taraftarının ilk yarı 42-28 Panathinaikos lehine sonuçlandığı o 20. dakikada farklı bir şey hissettiğini düşünmüyorum. Fenrerbahçe'yi diğer takımlardan farklı yapan da, 21.000 kişiye karşı bu kadar soğukkanlı oynamasını sağlayan da arkasındaki bu inanç işte.

 

Sahada beklenmediği kadar iyi başlayan bir Fenerbahçe vardı ilk çeyrekte. Sadece Calathes ile çözüm arayan Pana'ya karşı herşeyi doğru yaptı Obradoviç'in öğrencileri. Arkasına aldığı rüzgar ile birlikte farkı 8 sayıya kadar çıkardılar ne de olsa burada kazanmanın ilk kuralı kulakları tüm seyirciye tıkamaktı, bunu unutmadan başladı maça Fenerbahçe. 

Yazının devamı...

Pana-Fenerbahçe maç öncesi...

14 Nisan 2017

Geçmişte kazanılan şampiyonlukları, katıldıkları Final Four'ları analiz ederek bugün, burada, bu serinin sonucunu tahmin etmemiz neredeyse imkansız. Obradoviç gittiğinden beri playoff kazanamamış bir Panathinakos mu yoksa Obradoviç ile OAKA'da hiç kazanamamış Fenerbahçe mi? Veya soruya bir de başka taraftan bakalım isterseniz.

Yıl 2010-2011, ev sahibi avantajı ile Xavi Pascual, Obradoviç'i misafir ediyor sahasında. Hatta o yılın Barcelona'sı Top 16'da 6 galibiyet 0 mağlubiyet ile gelmiş playoff'a. Seri sonunda Pascual, Obradoviç'i 3-1 ile Final Four'a uğurlamış, sezon sonunda Panathinaikos son Euroleague şampiyonluğunu kazanmıştı.

Tekrar soralım, Pascual ev sahibi avantajı olmasına rağmen seriyi yeniden Obradoviç'e verir mi? Yoksa Obradoviç 10-11 sezonunda olduğu gibi "Ev sahibi avantajı çok da önemli değil" dedirtir mi?

İŞTE EUROLEAGUE VE BASKETBOL BU KADAR GÜZEL, KEYİFLİ VE TAHMİN EDİLEMEZ!

18 Nisan 2017, haftaya Salı, herhangi bir maçtan daha fazlası için parkeye çıkacak Obradoviç, 5 tane şampiyonluk kazandığı salonda bu kez silahlarını Fenerbahçe için kullanacak. Tarihte ilk kez playoff'ta karşı karşıya gelecek iki takım. Bir tarafta DNA'sında sadece kazanmak olan Panathinaikos diğer yanda 2013'den beri inanılmaz yol katetmiş olan sarı lacivertliler olacak. 

Benzer savunma karakteristiklerine sahip iki takımda, Fenerbahçe için galibiyetin parolası normal sezonun ikinci maçında saklı aslında. İlk önce, "Final Four için ekstra motivasyona ihtiyacınız yok, hiç seyirciniz olmadan da motive olabilirsiniz" diyen Bogdanoviç gibi kulakları 20.000 kişiye tıkamak, sonrasında oyun kuruculara 40 dakika kesintisiz baskı yaparak, kendi sahalarında havaya girmelerini engellemek olacak. Aynı, normal sezonun 2. maçında Calathes'in sezonun en kötü maçını oynamasına neden olduğumuz gibi. Aynı, 5 oyuncumuzun çift haneli sayılara ulaştığı maçta, Fenerbahçe, seyircisine ilk ve son defa bu kadar rahat ve keyifli bir maç izletiği gibi oynamak gerekecek. 

Udoh'un eksikliğinde tüm takım bir bütün halinde oynamış, gerçek karakterine dönmüştü adeta Fenerbahçe. Pota altında Ahmet ve Vesely ile etkili olurken, Datome, Sloukas ve Nunnaly yayın gerisinden takıma katkıda bulunmuştu. Bogdanoviç ve Dixon skor anlamında beklenilen sayılara ulaşamamış ancak asistleri ile etkili olmuşlardı. Fenerbahçe daha ilk çeyrekte Panathinaikos'un fişini çekmiş, bir arada keyifle oynayan, geçen yılın Fenerbahçesine en yakın takımı izletmişti bize. Nasıl kazandığını hatırlayan sağlıklı bir Fenerbahçe serinin kilidini açmış demektir aslında.

Her yemeğin farklı şefler elinden çıkmış hali nasıl farklı sonuçlar, tatlar veriyor ise, Euroleague'de playoff'ların bileşenleri, malzemeleri, normal sezondan farklıdır hep. Panathinaikos'u eski görkemli günlerine döndürmek isteyen Pascual'in sosu mu yoksa son 2 sezonun playoff kralı Fenerbahçe'nin efsane koçu Obradoviç'in mi lezzetli olacak? 

Yazının devamı...

Atina yolları!..

7 Nisan 2017

Normal sezonun son maçında Barcelona dün deplasmanda Fenerbahçe'ye konuk oldu. İmajını ve gururunu kurtarmak haricinde bu maçtan hiçbir beklentisi yoktu Katalanların. Diğer tarafta Fenerbahçe 33 olasılık içerisinden sadece 4 tanesi ile ev sahibi avantajını elinde tutabilecek ve bu maç saat 22:45'de sona erdiğinde skor tabelası Fenerbahçe'yi işaret edecekti. Bu maçın başka sonu olamazdı. Sezona başlarken 1.lik için yola çıkmış Fenerbahçe'nin bugün olduğu noktada maçı kazanmaktan başka çaresi yoktu. İpleri çoktan başka takımlara vermiş, kaderini onlara bırakmıştı bile.

Kadrolar açıklandığında herkesin gözü Sloukas ve Datome'yi aradı ilk, iyi haber, ikisi de kadrodaydı. Sanki tabelada bir eksik vardı, peki Dixon neredeydi? Sırtındaki hafif rahatsızlıktan dolayı forma giyemeyecekti Amerikalı guard. Sezon boyu süregelen sakatlıkları düşününce bu normal bile sayılabilirdi Fenerbahçe için.

TAHMİN EDİLEMEYEN 5
Obradoviç tahmin edilemeyen bir beşle başlarken 4 numarada Bennet'ı sürdü parkeye. Ne yazık ki Barcelona'nın maça iyi başlamasında Obradoviç'in bu kararı epey etkili oldu ve ilk 10 dakika sona erdiğinde skor 11-15 Barcelona lehineydi. Ha bir de unutmadan Benn et'ın kullanamadığı top sayısı, kayıpları derken bir de savunduğu Claver'i havaya sokmuş sahanın en skoreri yapmıştı. Fenerbahçe lehine gözüken tek şey Sloukas'ın sakatlıktan sonra maça hızlı ve iyi başlamasıydı. Maça 6 top kaybı ile başlayan Fenerbahçe ya toparlanacaktı ya da Euroleague normal sezonun son maçında ona inanmış tüm seyircisi önünde hiçbir iddiası kalmamış Barcelona'ya yenilecekti.

2.çeyrekte benchten getirdiği enerji ile takımı ayakta tutan Kalıniç'in katları ve orta mesafa şutları Fenerbahçe'yi oyunda tuttu. Ribaund'larda aslanlar gibi savaşmasına rağmen ofensif anlamda sıkıntısını aşamadı Fenerbahçe. Hatta Bogdanoviç, Datome ve Sloukas'ın uzun süre yanyana oynamasına rağmen topu pota altına indirmeyi başaramadı.Neredeyse içeriye atılan tüm paslar top kayıpları ile sonuçlandı. Neyse ki Bartzokas'da Fener'e çalıştı ve verimliliği en yüksek oyuncusu Victor Claver'i 2. çeyrekte kenarda unuttu.

Son haftaların aksine oyuna tutuk başlayan Bogdanoviç ve takıma yeni dönen Datome ile uyanmaya çalıştı sarı lacivertliler. Her gaza bastığında Barcelona mutlaka cevap verdi. Savunmada koyduğu tüm agresifliği hücumda gözünü kırpmadan bir bir harcadı Fenerbahçe. Ekpe Udoh'un son dakikalardaki gayreti ile maçı 58-58 ile uzatmaya taşıdılar. Uzatma periyodunda Bogdanoviç bildiğimiz Bogdanoviç olunca tıkır tıkır işledi herşey ve 68-65 Barcelona'yı yenmeyi başardı Fenerbahçe. Panathinakos'un Maccabi'yi yenmesi ve Zalgiris'in Baskonia'yı mağlup etmesi ile playoff'larda Fenerbahçe'ye Atina yolları gözüktü.

AKILDA KALANLAR

Yazının devamı...

Nefret emekli olunca ne olacak?

5 Nisan 2017

Real Madrid maçlarını Ülker Arena'da izlemiş her seyirci, Andres Nocioni'nin taraftar tarafından nasıl karşılandığını tecrübe etmiştir mutlaka.

Peki Nocioni ne yaptı da bu kadar tepki topladı?

Bu soruyu cevaplamak için 2015 Mayıs ayına gitmemiz gerek aslında zira öncesinde Baskonia formasıyla sayısız kere Ataşehir'i ziyaret etmiş olmasına rağmen taraftarın dikkatini bu denli çekememişti Nocioni.

Fenerbahçe tarihindeki ilk Final Four'una kalıyor. Tarih tam olarak 15 Mayıs 2015, yer muhteşem Madrid, metrosu, meydanı, sokakları Fenerbahçe taraftarının tezahüratları ile inliyor adeta. Herkes öylesine motive ki, maç öncesi anons sırasında kim ev sahibi anlaşılmıyor bile.

Diğer tarafta Euroleague'in en başarılı kulübü, Real Madrid var ama durun bir dakika Andres Nocioni için durum çok farklı aslında. Sıradan bir yarı finale çıkmıyor 36 yaşındaki başarılı forvet. 36 yaşında ilk Final Four'u için parkeye adım atmak üzere. Bir de üstüne üstlük çocukluk hayali Avrupa'da oynamak olan Arjantinli bir oyuncudan bahsediyoruz, Avrupa ligi, NBA değil. 

Parkeye ayak bastığında hazırdan öte Nocioni bu fırsat için "Bu benim son şansım" diyordu kendi kendine.

Bu konsantrasyon ile bench'ten tüm enerjisini ve tecrübesini beraberinde getirdi. Fenerbahçeli oyuncu ve taraftarın aksine çok sakindi. Özellikle de seyircinin gözbebeği normal sezonun MVP'si Bjelica'yı sahadan sildiğinde çok soğunkkanlıydı. Sahadaki duruşu çok güçlüydü, sanki galibiyet ile Fenerbahçe'nin arasındaki tek şey Nocioni'nin özgüveniydi.

Yazının devamı...

Fenerbahçe parolayı unuttu mu?

2 Nisan 2017

Fenerbahçe en son Real Madrid'e yenildiğinde takvim 2015 Aralık ayını gösteriyordu. O tarihten sonra 4 kere daha karşılaştı iki ekip, her maçın sonunda skor tabelası hep Fenerbahçe lehineydi. Hatta Nocioni Euroleague'e verdiği röportajlardan birinde 2 sezondur oynarken en sıkıntı çektikleri takımın Fenerbahçe olduğunu itiraf etmekten çekinmiyordu. 

Galibiyetlerin parolası, koç Obradoviç'in 15-16 sezonundaki playoff serisinde soyunma odasında yaptığı konuşmada gizliydi. "Ne yaparsanız 5 kişi yapacaksınız, 5 kişi ribaund alacak, 5 kişi box out yapacaksınız, seride önde olduğunuzu bir dakika olsun aklınıza getirmeyeceksiniz"

Fenerbahçe bu gece bu parolayı unuttu mu? Hayır unutmadı ama gücü 40 dakika aynı şekilde oynamaya yetmedi maalesef. Neden mi? Sezon başından beri sakatlıklar ile boğuşan Obradoviç, Udoh, Bogdanoviç ve Sloukas'ın birlikte oynadığı sadece 5 maç geçirebilmişti. Bogdanoviç 13, Sloukas 5, Udoh 4 ve Datome 3 maçı kaçırmıştı bile. 

Bunu çok iyi çalışmış olan Pablo Laso maçtan önce, erken ama acele olmayan hücumlar üzerinden oyun kuruculara baskı yaparak tempoyu kontrol etmeyi öğütlüyordu öğrencilerine. Diğer yanda Obradoviç'in mesajı kısa ve netti. "Herşey bizim elimizde iyi basketbol oynayalım bunun ötesi yok" dedikten sonra dün akşam ev sahibi avantajının farkındalığı ile çıktı sahaya sarı lacivertliler. Ev sahibi avantajı demek %78 Final Four demekti çünkü. 

Ama maç tam da Real Madrid'in istediği gibi başladı aslında, Llull bildiğimiz gibi Madrid'in baş döndürücü temposunun mimarı, son haftaların sıcak eli hiç çekinmedi potaya giderken. Fenerbahçe ise Bogdanoviç ile soğukkanlı, panik yapmadan ve akıllı oynamaya başladığında tüm sakatlıklara rağmen bu maç bizim diyordu. İlk yarı sona erdiğinde skor tabelası Real Madrid için 29'u 2. çeyrek için sadece 9'u gösteriyordu, evet yanlış duymadınız ilk çeyrek 20 sayı ile hızlı başlayan Madrid 2. çeyrekte sadece 9 sayı bulabilmişti. Madrid'de moraller düşmüş, maçın başındaki enerjinin yerini "Yine mi yeniliyoruz?" sorusuna bırakmıştı soyunma odasına giderken.

Fenerbahçe agresif savunma hırsı, minimumda yaptığı top kayıpları ve Bogdanoviç'in saha içi liderliği sayesinde 3. çeyrekte farkı açsa da benchten gelerek ben de hala bu takımdayım diyen Rudy Fernandez'in 3'er 3'er yaklaşmasına engel olamadı. 7 sayı geriye düşmüş Real, Fenerbahçe ne olduğunu anlamadan 5 sayı öne geçmişti bile, mesajı gönderdi Fenerbahçe'ye, "Öyle her canın istediğinde beni kendi evimde yenemezsin" 

Sağlıklı bir Fenerbahçe bu mesaja tüm oyuncuları ile çok net cevap verirdi ancak kaçan serbest atışlar, yorulan bedenler, üst üste yapılan top kayıpları derken tıkanmış ve ritmini kaybetmiş bir takım izledik son çeyrekte. Kazanmak için sadece durdurmak yetmiyordu bir de atmak gerekiyordu ama 4 oyuncusu 30 dakikanın üzerinde dakika almış bir takımın bu seviyede başarmasını beklemek biraz haksızlıktı aslında.Tüm maç boyunca alıştığımız Real gibi değildi Real ama Fenerbahçe'den daha akıllı oynadı, rotasyon derinliği ile diri kalmayı başardı. Aynı son maçlarda olduğu gibi maçın bitmesine 1 dakika kala skor 59-56'yı gösterirken ayağına gelen maçı 2 kere Real Madrid'in ellerine teslim etti Fenerbahçe. İşler bu mağlubiyet ile daha da karışırken elindeki ipleri başka takımlara vermenin huzursuzluğu ile uçağa binecek ve evine dönecek Obradoviç'in öğrencileri. Bizler de haftaya tüm maçların Fenerbahçe lehine sonlanmasını bekleyeceğiz.

Akıldaki sorular:

Yazının devamı...

Final Four yolunda en kritik maclardan biri...

25 Mart 2017

Maçtan önce herkesin aklındaki 2 soru suydu elbette ki;

2 gün önce son saniye basketiyle hem maçı hem de Datome'yi kaybetmiş Fenerbahçe ev sahibi avantajını elinde tutabilecek mi? Anadolu Efes galibiyet serisini sürdürüp playoff biletini alabilecek mi? 

Ortada inkar edilmez bir gerçek vardı; hangi takım diğer takımın karakterini bozabilirse maçı o alacaktı. Nitekim Perasovic oyuncularına tempoyu forse ederek açık sahada Fenerbahce'yi durdurmayı öğütlemişti maçtan sadece bir kaç dakika önce. Dersini iyi çalışmış Anadolu Efes neredeyse 3 çeyreğin tamamında bu prensip ile Fenerbahçe'nin adeta başını döndürdü.



Yaptığı agresif savunma ile dar rotasyonu yüzünden sıkıntı yasayan Fenerbahçe'yi düzeninden çıkartarak, 3 sayı çizgisinden pota altına yaklaşmasına izin vermedi.

Sloukas'ın yokluğunda tek guard olan Dixon'ı yıpratma planı karşısında Obradovic Nunnaly ile cevap vermeye çalıştı. Belki de yaptığı en kritik hatalardan biriydi tecrübeli teknik adamın. Nunnaly'nin iyiden uzak performansı maç boyunca başını ağrıttı sarı lacivertlilerin.

Yazının devamı...
Bahar Ekinci Akçaoğlu Kimdir?

Bahar Ekinci Akçaoğlu