"Mert Gökhan Koç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mert Gökhan Koç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mert Gökhan Koç

Mert Gökhan Koç

Eşek kulaklı kralın gizem dolu mezarı

29 Mayıs 2018


Sakarya Meydan Savaşı’nın yaşandığı ve Milli Mücadele yıllarındaki önemiyle bilinen Polatlı topraklarındaki tarih, aslında antik çağlara kadar uzanıyor.
M.Ö. 1200’lü yıllardan başlayarak M.Ö. 900’lü yıllara kadar Anadolu’ya göç edip yerleşen Frigler’in kenti, Polatlı’ya 20 kilometre uzaklıkta yer alan Yassıhöyük Mahallesi, nam-ı diğer Gordion olarak biliniyor. Mitolojide, tuttuğu her şeyi altına çevirdiği söylenen ve ‘Eşek Kulaklı’ olarak anılan Frigler’in efsanevi kralı Midas’ın tümülüsü; yani mezarı da burada yer alıyor.

KAZISINI ZONGULDAKLI MADENCİLER YAPTI

Gordion ve çevresinde, Frig soylularının mezarının bulunduğu çok sayıda tümülüs yer alıyor. Bunlardan en büyüğü ve ihtişamlısı ise Kral Midas’a ait olduğu söylenen, 55 metre yüksekliğe ve 300 metre genişliğe sahip olan Midas Tümülüsü’dür. Midas Tümülüsü, Yassıhöyük’e yaklaştıkça uzaklardan bile heybetiyle büyülüyor. Gordion’un ilk keşfi, 1901’de, Gustav ve Albert Koerte kardeşler tarafından yapılıyor. Daha sonra 1951 yılında Pensilvanya Üniversitesi’nden arkeolog Rodney S. Young tarafından çalışmalar başlatılıyor. 1957 yılında Zonguldaklı madenciler tarafından kazısı yapılan tümülüs, 1960’ların başında Türk mühendislerin başarılı çalışmalarının ardından ziyarete açılmış.

MEZAR KAPATILMADAN YENEN SON YEMEK

Dünyanın en büyük 2. tümülüsü olarak bilinen Midas Tümülüsü’ne uzun ve dar bir koridordan giriliyor. Yaklaşık 100 metrelik yürüyüş sonrasında mezar bölümüne ulaşılıyor. Ancak mezar odasına girilmiyor. Demir parmaklıkların ardından binlerce yıllık dev ağaç tomruklarla korunan mezar odasına küçük bir açıklıktan bakabiliyorsunuz. Dünyanın en eski ahşaptan yapılan mezar odasındaki devasa tomrukların demir konstrüsiyonla desteklendiği de göze çarpıyor. Kazılar sırasında ortaya çıkan ahşap mezar odasında, Kral Midas’a ait olduğu düşünülen kemikler, fibulalar(çengelli iğne), bakır ve tunç kaplarla karşılaşılmış. Mezar odasından çıkan kemikler ve antik eserler Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Bilim insanlarının mezardan çıkan parçalar üzerinde yaptığı incelemelerde Kral Midas’ın mezar odasında son bir yemek yendiğine ve menünün acı et güveci, mercimek lapası ve ballı bira olduğuna kalıntılardan ulaşılmış.

Yazının devamı...

Anadolu’nun adı burada konuldu

8 Mayıs 2018

 


1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’yle beraber yerleştiğimiz Anadolu toprakları, 11. yüzyıldan beri biz Türkler tarafından yönetiliyor. Neredeyse bin yıldır hüküm sürdüğümüz bu güzel coğrafyanın isminin nereden geldiği ise halen merak konusu..
Etimolojik olarak Anadolu sözcüğünün Yunancadan türediği bilinse de, bu konuyla ilgili çok ilgi çekici bir efsane Ankara’ya 80 kilometre uzaklıkta yer alan Kızılcahamam’ın Taşlıca Mahallesi’nde yüzyıllardır anlatılmaya devam ediyor.

BİR BAKRAÇ AYRANLA ORDUYU DOYURDU

Rivayete göre Anadolu isminin, Taşlıca’daki Ayran Taşı ve Kırmızı Ebe’den geldiği söyleniyor. Anadolu Selçuklu Devleti Hükümdarı Alâeddin Keykubad, ordusuyla beraber fetihlerine devam ederken Taşlıca’dan geçer. Burada yaşayanlar ‘orduyu nasıl ağırlayacağız’ telaşına kapılmışken Kırmızı Ebe, sırtında yavrusu ve elinde bir bakraç ayranla çıkagelir. Yanaklarının ve başına bağladığı örtünün kırmızısından dolayı bu ismi alan Kırmızı Ebe, askerlere ikram etmek için getirdiği bakracındaki ayranı ağaçların arasındaki taş oluğa döker. Askerler de hem ayran içmek hem de kaplarını doldurmak için sıraya geçer. Kırmızı Ebe ile askerler ayran içip kaplarını dolduran askerlerle şöyle bir diyalog yaşanır:
-Doldurun gazilerim,

Yazının devamı...

Simidin beyefendisi

17 Nisan 2018

 

Hele ki simidiyle meşhur Ankara’da, vatandaşlar bunu çok daha iyi bilir. Başkent’te, tablada simit kültürü halen devam ediyor ancak bunu alışılmışın dışında bir şekilde yapan birisi var.
Hem de ödüllü.
48 yaşındaki İsmet Dağ, 30 yıldan fazla bir süredir simitçilik yapıyor.
Ama sokakta gördüğümüz diğer simitçilerden çok daha farklı. Zaten onu gördüğünüzde farkı hemen anlıyorsunuz.
Bordo renkli papyonu, aynı renkte yeleği ve önlüğü ile dikkat çekiyor. Sağ elinde taktığı mor renkli eldiveni ile çıkıyor yollara.
Doğma büyüme Ankaralı olan İsmet Dağ, ortaokul yıllarında yarı zamanlı olarak başlamış simitçilik kariyerine. Daha sonra lise yıllarında tam zamanlı olarak devam etmiş.

Yazının devamı...

Ankara’nın Kapadokya’sı

3 Nisan 2018

Nevheşir’in Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Avanos gibi bölgelerinde gün doğumuyla birlikte ortaya çıkan eşsiz manzaralar, balonların havadaki büyülü görüntüsü, peri bacalarına kurulmuş otellerde konaklama keyfi herkesi mest eder. Ancak, Ankara’dan yaklaşık 270 kilometre uzaktaki Kapadokya’ya, milyonlarca yılda oluşan bu doğa harikalarını görmek için giden Başkentlilerin bilmediği bir şey var:
Ankara’nın mini Kapadokyası...
Yani, Abacı Peri Bacaları.

YOL ÜSTÜNDE MUHTEŞEM MANZARALAR

“Ankara’da peri bacası mı var?” sorularını bir kenara bırakarak, burnumuzun dibinde keşfedilmeyi bekleyen bu eşsiz mekanın nerede yer aldığını inceleyelim.

Yazının devamı...

Susam Sokağı çocuklarının unutulmaz kahramanları

20 Mart 2018

Çocukluğu 1990’lı yıllarda geçen hemen hemen herkes bu nakaratla beraber ekran karşısına geçip Minik Kuş’u, Kırpık’ı, Edi ile Büdü’yü, Kurabiye Canavarı’nı, Kurbağacık’ı, Açıkgöz’ü, Tahsin Usta’yı, Zehra Teyze’yi, Nihat Amca’yı, Hakan Abi’yi, Sabiha Teyze’yi ve Zeynep Abla’yı izlemek için can atardı.
Dünyada, Sesame Street adıyla bilinen çocuk programı, Türkiye’de, Susam Sokağı olarak hayat buldu. 1989’da TRT’nin Ankara Kavaklıdere’deki Sefaretler Stüdyosu’nda çekimleri başlayan Susam Sokağı, 1990’a kadar iki sezon boyunca yaklaşık 250 bölüm olarak kaydedildi.
Çocukların büyük ilgisini toplayan program, biri sabah biri akşam olmak üzere günde iki kez yayınlanıyordu. Maalesef sadece iki sezon çekilen Susam Sokağı’nın daha sonraki yıllarda eski bölümleri yayınlandı.

Sadece bir sokak değil, çocukların hayallerinin yaşadığı bir dünyaydı Susam Sokağı. Herkesin kendinden ve çevresinden bir parça bulduğu bu sokak sayesinde bazı çocuklar okula bile başlamadan saymayı ve harfleri öğrenmişti. Çocuklara sevgiyi, paylaşmayı, hoşgörüyü, arkadaşlığı öğreten bu programda gerçek karakterlerin yanı sıra, kuklalarla canlandırılan hayali karakterler de vardı.



Yazının devamı...

Sessizliğin yerleşim yeri

6 Mart 2018



Çankaya ve Keçiören gibi ilçelerde 1 milyona dayanan nüfus, trafik kaosu ve aşırı yoğunluk gibi problemlere neden oluyor. Fakat Ankara’nın yaklaşık 100 kilometre uzağında yer alan bir mahallede tüm bu rakamlara ve istatistiklere meydan okuyan bir yer var.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2017 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Ankara’nın en az nüfusa sahip yerleşim yeri Kızılcahamam’ın Tahtalar Mahallesi.
Son istatistiklere göre mahallede sadece 13 kişi yaşıyor. Tahtalar Mahallesi muhtarı Süleyman Doğan, “Harun, Süleyman(kendisi), Hasan, Havva, Neziyet, Serkan, Yasin, Kezban, Muharrem ve Ümmühan” diyerek Tahtalar’daki nüfusu bir çırpıda sayıyor. “Kızılcahamam’ın en son mahallesi burası” diyor. İmam, eşi ve çocuğu da geçen ay köyden ayrılınca nüfus 10’a kadar düşmüş.

* Tahtalar’ın girişinde sessizlik hakim. Yukarı ve aşağı kısımlara gittiğinizde de manzara değişmiyor. Bölgede sadece rüzgâr ve kuş sesleri duyuluyor. Yollarda, bahçelerde, meydanda kimsecikler yok. Muhtarı beklediğimiz bir saat boyunca da yoldan tek bir araba dahi geçmiyor. Köyün girişinde gelenleri karşılayan bir hayrat ve onun yanında yer alan bank, her ne kadar üstünde Büyükşehir Belediyesi yazsa da yalnızlığı çağrıştırıyor.

* Tahtalar’da yaklaşık 30 hane var. Ancak çoğu boş, kullanılmıyor. Bazılarının camları kırık, kapıları da saclarla örtülmüş. Kullanılan evlerin sayısı iki elin parmağını geçmiyor.

Yazının devamı...
Mert Gökhan KOÇ Kimdir?

.