"Togay Bayatlı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Togay Bayatlı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Togay Bayatlı

Sporumuz ciddi sıkıntıda

6 Ağustos 2009
Spor federasyonlarımız bu şartlar devam ederse büyük mali sıkıntı içinde kalır. Aynı sıkıntı spor kulüplerimizin de başına gelecek.
Bir taraftan 2020 olimpiyatlarına aday olma girişimleri yaparken diğer yandan spor teşkilatının mali bunalım içinde bulunması her açıdan çelişkili bir hal almakta. Sporu ciddi bir olgu olarak değerlendirmediğimiz sürece, bu şekilde kısıtlamalar hem ülke sporuna hem de olimpiyat adaylığına ağır darbe vurur.
Büyük organizasyonlar
Önümüzde iki olimpiyat var. İlki 2010 Vancouver Kış Olimpiyatı ve diğeri ise 2012’de yapılacak Londra Yaz Olimpiyatı. 2011’de Erzurum’da Universaid Kış oyunları organize edilecektir. Ayrıca Dünya Basketbol Şampiyonası, Dünya Salon Atletizm Şampiyonası, Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası ve Dünya Golf Şampiyonası ülkemizde yapılacaktır. Bu nedenle büyük bir bütçeye, hem tesislerin yapılması ve hem de sporcuların yetiştirilmesi konusunda ihtiyaç vardır.
Aldığımız duyuma göre başbakanımız, Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız ve Maliye Bakanımız bir toplantı yaparak bu konuyu görüşeceklerdir. Bu durum spor camiasını bir hayli rahatlattı. Dileriz, sporun tüm aktif kuruluşları için yeterli ve uzun süreli olacak bir maddi kaynağın bir an önce karara bağlanmasıdır. Spor camiamız bunu heyecanla beklemektedir.
Yazının devamı...

Hedef Trabzon

1 Ağustos 2009
Başta Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Faruk Nafiz Özak olmak üzere, uluslararası organizasyonlardan sorumlu Sayın Mehmet Atalay, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Sayın Yunus Akgül ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) yönetimini hummalı bir çalışma beklemektedir.

Spor tesislerinin, spor köyünün, yönetim merkezinin biran önce bitirilmesi ve iş bölümünün projelenip uygulamaya geçilmesi en öndeki hedef olmalıdır. Oyunlar Direktörü Sayın Nihat Doker’in deneyimli bir spor adamı olması büyük bir avantaj, bir an önce görev bölümünde hazırlanıp iş gücünün planlanması gerekmektedir. Trabzon Valisi, Belediye Başkanı ve rektörün desteğine ihtiyaç vardır.

Hazırlıklar başlamalı

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Jacques Rogge ile yaptığımız sohbette, Trabzon’un 2014 Kış Oyunları’nın yapılacağı Sochi’ye çok yakın olduğunu ve hatta feribotla ulaşılabileceğini anlattığımda çok mutlu oldu.
Evet, Trabzon’daki Gençlik Spor Oyunları için tüm federasyonlarımız başta başkanları ve genel sekreterleri olmak üzere hazırlıklara başlamaları gerekir. Trabzonspor sevgisi ile dopdolu bir kenttir. Trabzonspor yarın asıra yakın tarihi ile Türk sporunda çok önemli hizmetler sunmuş bir kulüptür. Trabzon gençliği, dostluğu, heyecanı ve üniversitesi ile Karadeniz’in tartışılmaz bir incisidir. İnanıyorum ki, ilk kez organize edeceğimiz Avrupa Gençlik Oyunları dosta, düşmana parmak ısırtacak güzellikte organize edilecektir.
Yazının devamı...

Futbolda para aklanmasına karşı savaş var!

20 Temmuz 2009
Bu rapor, 2007 yılında “Sporda Beyaz Sayfa” adıyla başlatılan, para aklanması, sahtekarlık gibi konuların önlenmesi için bütün ülkelerin dikkatini çekmeyi hedef olarak aldı.
“FTAF” (Finansal Hareket Görev Gücü)  Bu konuda tam 42 sayfalık bir rapor analizi ile özellikle uluslararası futbol piyasasında büyük bir para aklamasının ve yasa dışı yatırımların yapıldığını açıkladı. Bu rapora göre en yasa dışı olaylar, transfer piyasası, futbolcu alım ve satımı, spor müsabakaları için yapılan paralı tahmin borsası, kulüp sponsor hakları, reklam hakları riskli alanlar olarak görülmektedir.
Raporun bir başka bölümünde ise futbol sektöründe, insan kaçırma, uyuşturucu kaçakçılığı, doping ilaçlarının satışı ve vergi kaçırma gibi suçların uygulandığını ifade etmektedir.
Rapora göre futbol sektöründe üç zayıf nokta bulunmaktadır.
1- Futbol sektörünün çok çeşitli faaliyetleri ve formatı nedeniyle dışarıdan futbol piyasasının içine girmek çok kolay olmaktadır. Her ülkede profesyonel kulüplerle ilgili yasaların güçlü olmaması, gerçek profesyonel oluşumunun bulunmadığından doğan yasadışı manipülasyonlar ile kulüp yöneticilerinin profesyonelce hareket etmemeleri futbolda büyük riskler meydana getirmektedir. 
2- Futbolun çok büyük hacimde finanse edilmesi gereği, para kaynağı ve akışı ciddi bir şekilde kontrol edilememektedir.
3- Futbolun kültürüne bakıldığında bazı futbolcular, özellikle genç futbolcular düşük sosyal statüleri nedeniyle yasal olmayan ödeme şekillerini mecburen kabul etmektedir.
Yedi öneri yapıldı
Futbolun kontrolsüz ve denetimsiz konumu nedeniyle para kaçakçıları, yasa dışı para kazananlar sosyal bir saygınlık kazanma amacı ile futbola yatırım yapmaktadır.
Raporun sonunda şu yedi öneri sunulmaktadır:
1-Daha dikkatli, seçici olmak.
2-Finansal açıklık ve sağlıklı bir yönetim kurmak.
3-En iyi yönetim şeklini benimsemek.
4-FIFA, UEFA, IOC gibi spor organizasyonları ile işbirliği yapmak.
5-Spor endüstrisinde genelde uygulanan kurallara uyulması (vergi kaçırımı bakımından).
6-Uluslararası  yönden birlikte hareket etmek ve bilgi paylaşımı.
7-Spor sektöründe para aklama uygulamalarına kaynak olmamak (spor bahsi müşterekleri gibi).
AB Yönetimi bu konuda daha etkili ve kontrollü denetime gideceklerini ifade etmektedir. İnanıyorum ki, AB bu konuda önümüzdeki yıl çok daha etkili tedbirler alacaktır.
Yazının devamı...

Spor ciddi bir olgudur...

17 Temmuz 2009
Yalnız kızlarda değil, erkeklerde de Universiad oyunlarında iyi servis atamamamız takımımızın mağlup olmasında başlıca rolü oynadı. Bunun sorumlusu İtalyan antrenör ve yardımcılarıdır. Şanghay’da servisten peş peşe 10 sayı veren kız takımımızın durumu acı verirken hâlâ servis atışlarında yeterli antrenmanın yapılmaması hayret edilecek bir olay.
İtalyan hocanın bazı sporcuların sürekli hata yapmalarına rağmen bu duruma suskun kalması da anlaşılacak gibi değil.

Antrenör krizi var

Beijing Olimpiyatları, Akdeniz Oyunları ve Universiad’ı incelediğimizde ülkemizde bir teknik adam sıkıntısı olduğunu görürüz. Başta yüzme ve güreş olmak üzere hemen hemen her dalda bir antrenör krizi yaşanıyor. Oysa Londra Olimpiyatları için sporculara yapılan destek kadar antrenörlerimizin daha bilinçli bir şekilde kurslar görmesi gerekmektedir. Bu konuda yurt dışından getirilecek branşının uzmanı deneyimli teknik adamlarca her federasyonun antrenör kursu açması artık zorunlu hale gelmiştir. Uluslararası federasyonlar için bu teknik adamları bulmak pek zor olmayacaktır.

Kampanyayı kim denetliyor?

Yeni Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Faruk Nafiz ÖZAK ile GSGM Genel Müdürümüz Sayın Yunus AKGÜL’ün başlattığı Londra Olimpiyatları için sporculara destek kampanyası gerçekten yerinde bir uygulamadır. Bunun uzun vadede sporumuzda büyük ses getireceğine inanıyorum.
Ancak aldığımız duyumlara göre kendi çocuğuna burs veren federasyon başkanı ve antrenörler var. Ayrıca bu sporcuların yaş durumuna dikkat edilmelidir. Sporcuların performansları ve çalışma süreleri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından kurulacak bir teknik kurul tarafından denetlenmeli ve her sporcu için Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne aylık rapor verilmelidir. Bunların yapılmadığı takdirde verilen destek boşa gitmiş olur.

Federasyon seçimleri

Spor federasyonlarının seçimlerinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Olimpiyat Komitesi’nden oluşturulacak bir ön seçim komitesinin kurulmasına büyük ihtiyaç var. Çeşitli kanallardan gelen kulislerle yapılan seçimlerin sonunda bazı federasyonlarda hiç çalışma yapılmadığı hakkında duyumlar gelmektedir. Bazı federasyon başkanları ve heyet üyelerinin seçim sonrası federasyonları ile ilgili faaliyetleri yapmadıkları ortadadır. Kendi asıl işlerini bırakamayacakları da bir gerçektir. Bu konuda federasyon başkanlarını teşvik edecek yeni bir yönetmelik hazırlanması çok faydalı olacaktır.
Amacımız Türk sporunun yapılan her türlü ciddi yatırım ile gerçekten başarılı olmasını sağlamaktır. Bunun için de sporcu ve antrenörden federasyon başkanlarına kadar tüm sporla ilgili bireylerin uyumlu ve ciddi bir şekilde Türk sporunun gelişmesinde aktif görev almalarıdır.
Yazının devamı...

Doğruları değiştirmek etik değildir

3 Mart 2009

TMOK’un bu konuda hiçbir yaptırımı yoktur. Ancak, Bakan Genel Müdür ve Federasyon Başkanları ile kurulan iyi ilişkiler içinde sporun gelişmesine TMOK destek verir.

Beijink Olimpiyatları’ndan önce TMOK’un yaptığı desteği de ifade edelim. Olimpiyat oyunlarına katılması beklenen 14 sporcuya 2 yıl Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nden alınan 196 bin dolar (196.000 USD) meblağında destek verildi. Ayrıca İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu gene olımpiyatlara katılma potansiyeli bulunan sporcuların hazırlıklarına destek olmak üzere bir milyon yüz kırk bin (1.140.000) YTL, 120 sporcuya ilki yıl boyunca burs olarak verdi.

GSGM, TMOK ve oyunlara katılacak federasyonlar birlikte her iki ayda bir olimpıyat hazırlığı toplantısı yaptı ve olımpiyata katılacak sporcuların çalışma programları görüşüldü ve bütçe tahsisi GSGM tarafından federasyonlara yapıldı.

Başarısız değiliz

Beijing Olimpiyatları’nda başarısız olduğumuzu ifade etme bence haksız bir suçlamadır. Komşumuz Yunanistan, Atina’da kendi ülkesinde 16 madalya aldı. Polonya’da 10 madalya kazandı. Şimdi gelelim bu üç ülkenin Beijing’den aldığı madalya sayısını incelemeye. Yunanistan 152 sporcuyla katıldı ve 4 madalya aldı. Polonya ise 265 sporcu ile katıldı ve sadece 10 madalya aldı. Biz ise 68 sporcu ile 8 madalya aldık. Ne Yunanistan’da ve ne Polonya’da ülkemizde yapılan ağır ve haklsız eleştiriler olmadı.Üstelik Olimpiyat Komitemiz, IOC tarafından tebrik edildik.

Ama ne yapalım 4 yılda bir medyamız olimpiyatlarla tanışıyor ve hem de hiçbir araştırma yapmadan olimpıtalarla ilgili herkesi infaz ediyor. Peki medya neden amatör sporlarda olimpıyatlarda temsil edecek sporcularla ilgilenmiyor, onları tanımıyor, motive etmiyor ?

Suçlu katılan federasyorlar mı?

İlginçtir her dört yılda bir olimpiyatlara katılan federasyonlar suçlanıyor. Haksızlık bu. Çünkü olimpiyatlara katılamayı hak eden federasyonlar aslında bir başarı gösteriyor, emek veriyor, çabalıyor ve çalışıyor. Her olimpıyata katılan sporcunun madalya alacağına dair bir garantide yok. En başarılı sporcumuz Halter’de Çinliler ağırıkları yükseltince favori haltercimiz başarısız oldu.

Yazının devamı...

Spor eğitiminde çağdaş değiliz!

1 Kasım 2008
Hemen hemen bütün Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları'nın öğrencilerinin katıldığı kongre büyük ilgi gördü.

Bilindiği gibi BESYO adı verilen Spor Yüksekokulları ülkemizde çığ gibi büyüdü ve öğrencilerin tercih ettikleri spor öğretim yuvası oldu.

Yüksekokulda var, ilk ve lise eğitiminde yok..

Ne yazık ki, yüksek eğitimde bu kadar büyük bir istek ve talep varken ilköğretimde ve lise eğitiminde hala spor eğitiminin yapılmaması ülkemiz için artık utanılacak bir durum yaratmaktadır. Çağdaş bir ülkede genç kuşaklara spor eğitiminin yaptırılmaması bizim dışımızda hiçbir Avrupa ülkesinde yoktur. Bir taraftan Avrupa Birliği üyesi olmayı isterken, Olimpiyatlardaki sonuçların başarısızlığından şikayet ederken hala ilk çağlardaki eğitim sistemi ile bu ülkeyi spor fukarası halinde tutma bir cehalet değil midir?

BESYO mezunlarına iş yok

Devlet BESYO’ların açılmasını onaylarken diğer tarafta bu yüksekokullardan mezun olan genç eğitimcilerimize iş sahası bulamamamız da başka bir dramdır. Oysa gerek federasyonlarda ve gerekse GSGM İl Müdürlükleri'nde spor eğitimi ile hiç ilgisi olmayan kişiler bulunmaktadır. Tabii ki bu insanların işlerinden atılmasını istemiyoruz. Ancak BESYO mezunu genç eğitimcilerimizin bundan böyle spor federasyonlarında GSGM’nin il ve ilçe müdürlüklerinde spor eğitimi yapan kurumlarda çalışmaları için bir yönetmelik veya kanun çıkarılmalıdır.

Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın da artık spor eğitimini her kademede müfredat programına alması gerekmektedir. Başta da belirttiğimiz gibi çağdaş bir ülkede spor eğitimi başlı başına ilköğretimden itibaren uygulanır. Bunu yapmadığımız takdirde çağdaş bir ülkede yaşadığımızı ne söyleyebiliriz, ne de iddia edebiliriz. Spor sadece üç-beş lisede oynanan oyuncak değildir.
Yazının devamı...

Pekin 2008 perdelerini açıyor

2 Ağustos 2008
IOC Başkanı, dünyanın en yoğun nüfuslu ülkesinin olimpiyatlarla tanışmasını istedi. 2001 yılında Moskova’da yapılan seçimde başta İstanbul olmak üzere, Pekin, Paris, Osaka, Toronto aday oldular. Ancak karar daha önceden verilmişti. İlk turda İstanbul, Pekin’in arkasından en çok oyu aldı. Ancak ertesi gün yapılan ikinci turda Pekin oy çokluğu ile 2008 Olimpiyat Oyunlarını ülkesine taşıdı.

Çin Hükümeti oyunların tarihi yaklaştıkça daha önce hiç düşünmedikleri sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Bir taraftan içerde basın ve insan özgürlüğü tartışılırken dışarıdan ise politik etkiler Çin’i bir hayli sıkıntıya soktu. Pekin’deki hava kirliliği ve trafik üzerinde en çok durulan konular oldu.

Şimdi sıra sporcularda

Artık bütün bu üzücü olayların sonunda 8 Ağustos’taki görkemli olduğu ifade edilen Pekin açılış töreninin ertesi gün Olimpiyat Oyunları başlıyor. Artık sporu politika ile eşleştirmeyi bırakıp bu görkemli oyunların keyfini yerinde veya TV de izleyeceğiz.

Sahnenin açılışında boksörlerimiz, haltercilerimiz, okçularımız ve yelkencilerimiz ilk sırayı alacak. Dört branşta daha ilk gün podyuma çıkıyoruz.

Genel bir değerlendirme yaparsak olimpiyatlarda en çok madalyayı atletizm ve yüzmede göreceğiz. Atletizmde altın, gümüş ve bronz olarak tam 47 madalya verilecek. Yüzmede ise tam bir rekor. Senkronize yüzme, atlama ve sutopu ile 48 madalya dağıtılacak olimpiyatlarda.

Bu tabloya baktığımızda Türkiye’nin madalya adedini arttırması için bu branşlarda daha çok çalışması ve federasyonların daha önem vermesi ortaya çıkmaktadır. Yüzmede ve atletizmde kendini ispat etmiş yerli ve yabancı antrenörlerden istifade etmeliyiz. Bu spor branşlarının maddi desteğini arttırmalıyız. Tabii Pekin’den sonra.

Kuşkusuz özellikle takım sporlarında en etkin kıta Avrupa. Takım sporlarının Avrupa’da çok güçlü olması nedeniyle futbol, voleybol, basketbol ve hentbolda bayan ve erkek takımlarımız bir türlü olimpiyat elemelerini geçemediler. Bana göre hedefimiz Olimpiyat elemelerinde 2012’de başarılı olmak. Eğer alt yapıyı zenginleştirirsek, yetenekli sporcu seçimi ve mücadeleci hocalar ile bu engelleri 2012 için aşarız. Yeter ki federasyonlarımız hedef olarak bu aşamayı seçsinler.

Medya’nın desteği gerek

Olimpiyatlarda başarı madalya ile ölçülür. Ülkelerin değerlendirilmeleri bu madalya sayısına göre yapılır. Bu nedenle sporcularımızın, antrenörlerimizin ve yöneticilerimizin ana hedefi üst düzey mücadele edecek sporcular yetiştirmektir. Pekin bizim için önemli bir dönüm noktasıdır. Her ne kadar Pekin’de bir ABD-Çin rekabeti olacaksa da bunun bizi fazla etkilememesi gerekir. Sporcularımız kendilerini madalya kazanmaya hedefleyeceklerine kesin inanıyorum.
Yazının devamı...

TRT,Spor kanalı açmalı

30 Haziran 2008
Ülkemizde amatör spor dalları gereken yayın ilgisini hiç almamaktadır. Futbol elbette popülerliği ve çok yüksek medya ilgisi ile pastanın en büyük kısmına sahiptir. Özellikle medya amatör spor branşlarına ve sporcularına muayyen bölümler dışında hiç ilgi göstermemektedir. Öyle ise bu görev TRT’nin yeni açacağı bir spor kanalıyla yerine getirmesi amatör sporlarımızın kalkınmasında büyük katkı sağlayacaktır.

Futbol yine pastanın önemli bir bölümünü alacak. Ama inanıyorum ki, futbolun yanı sıra üvey evlat muamelesi gören amatör sporlarımızın da düzeyli bir kontenjanı olacaktır. Böylece TRT kamu şemsiyesi altında bu ülkenin sporuna da büyük katkı sağlayacaktır. Özellikle Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdan TRT’nin spor kanalı açmasında desteklerini bekliyoruz.

Bugünkü durumda hiçbir medya ilgisi ve desteği görmeden amatör sporlarımızın gelişip dünya ve Avrupa podyumlarına çıkması mümkün değil. Elbirliği ile bu konuda ciddi girişimlerde bulunmalıyız. Amatör sporcu motive edilmelidir. Zaten maddi desteği çok az olduğu bu spor branşlarına adının ve simasının medyada görüntülenmesi bile sporcuya müthiş destek ve moral verecektir. Ülkemizi yönetenlerden ve TRT’den bu girişimi bekliyoruz.

TÜRK Milli Futbol Takımı tarihinde hiç görülmemiş bir başarı kazandı Avrupa Futbol Şampiyonası’nda. Sadece aldığımız sonuçlarla değil, oynadığımız futbol, tempomuz, seyirci desteğimiz ve teknik kapasitemiz ile işte biz Avrupalıyız dedirdik kendimize.

Bu bir başlangıçtır. Fatih Terim’in bu aşamada teknik patronluğa devam etmesi gerekir. Şimdi sıra Dünya Kupası elemelerinde. Artık birlik ve beraberlik içinde olalım. Televizyonlarda ve yazılı basında sırf raiting kazanacağım düşüncesi ile bilimle, mantıkla ve bilgiyle ilgisi olmayan uçuk yorumlar yapmanın kimseye faydası olmaz.

Sanki düşman gibi teknik adamlara ve futbolculara saldırıyoruz. Kimse de sorumluluk hissi yok. Üstelik bu yorumları yapanların bir de kariyerlerine bakalım. Etik ve insani değerlerden mahrum, futbol oynarken her türlü rezaleti yapanlar şimdi ulema oldu. Gerçek spor yazarlarının ve medya yöneticileri artık dünyanın hiç bir ülkesinde olmayan bu kirli görünümü bir araya getirip düzeltmeleri gerekir.
Yazının devamı...