"Erdem Özcan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdem Özcan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdem Özcan

KARARLI OLAMADIK

23 Ekim 2018

3 maçta deplasmanda 1, evimizde 2 mağlubiyetimiz var. Banvit geçen yıl da evinde Anadolu Efes’e yenildi ama 5-6 yıl geriye baktığımızda Banvit rakiplerine parkeyi dar ediyordu. Bu yıl çok genç bir takımımız var. En iyisini yapmaya çalıştıklarına eminim. Ancak tabi Anadolu Efes’in gücü malum. Tecrübeli ve oturmuş bir kadrosu var. Bunu Efes’in tecrübeli koçu Ergin Ataman da açık açık söyledi.
**
“Kadro olarak bizim tecrübemizde değilsiniz” dedi. Bana göre Banvit daha iyisini yapabilirdi eğer panik yapılmasaydı. Genç ve heyecanlı oyuncularımız özellikle pota altında inanılmaz bir panik ve aceleci oyunlarıyla hem daha çabuk yoruluyorlar, hem ribaunt üstünlüğünü rakibine kaptırıyorlar. Biraz daha soğukkanlı olmakta fayda var. Başantrenör Ahmet Gürgen’in teşhisi ise kararlı değildik doğrultusunda görüşlerine katılıyorum. Mesela geçen Antep deplasmanında 4 sayı farkla (73-69) kaybetmesinin nedeni panik havası ve kararlı olunmamasıydı. Salı günü Banvit yine Avrupa yollarında. Letonya’da alınacak bir galibiyet Banvit’e büyük moral kaynağı olacak. Haydi Banvit ...

Yazının devamı...

İDO bir kamu hizmeti ama…

14 Ekim 2018

Asıl gerekçe yolcu azlığı olabilir ama geçen yıl da yolcu azlığı yok muydu? Asıl gerekçeyi öğrenebilir miyim diye 3 hafta önce İDO Medya Direktörü Cenk Erdem’e sormuştum. Pazartesiye kadar döneceğini söylemişti ama arayan soran olmadı. O zaman sosyal medyada değişik yorumlar yapılmaya başlandı. Neydi onlar... “Yolcu azlığı” veya “ Anormal yükselen dolar kuru” gibi veya bilmediğimiz bir konu... Ama Yalova’da hergün 8 kez feribot seferi var. Bizde ise günde bir feribot seferi, diğer günler deniz otobüsü seferleri... Konuyla ilgili her yazımda yazdığım gibi; deniz otobüsleri seferlerinin sert hava şartlarında sık sık iptaller yaşandığı için yolculara eziyete dönüşen büyük sıkıntılar yaşattığını belirtmiştim. Marmara’nın hava şartları malum... Deniz otobüslerinde haftanın bazen 3 gün süren iptal seferleri oldu. Yani özetle hemen her hafta mutlaka birkaç gün deniz otobüsü seferlerinde iptaller yaşandığına göre kış tarifesinde hiç olmazsa haftada en azından 3 gün de olsa mutlaka feribot seferlerinin yapılması gerekiyor.

***

İDO kurulduğundan beri hiç bir yıl feribot seferleri haftada 1 sefere düşürülmemişti,ki araç sayısı hızla artıyor ,bu da günde en az 200 motorlu aracın karayoluna yönelmesi demektir. Sadece Bandırma’yı düşünmeyelim. Bandırma, İstanbul’u çevre ilçeleriyle birlikte Ege’yi hatta Akdeniz’i bağlayan çok önemli bir ulaşım güzergâhı konumundadır. 28 Eylül’de “İDO Sınıfta Kaldı” başlıklı yazımda; özellikle sivil toplum kuruluşları, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi yanında Bandırma Belediyesi’yle birlikte Bandırma, Gönen Erdek Ticaret Odaları da konuyla yakından ilgilenmeleri gerektiğine işaret etmiştim. Konuyla ilgili görüşlerini öğrendiğimiz Kaymakam Günhan Yazar seferlerin artırılması konusunda girişimlerin olduğunu söylemesi yanında Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın da Bandırma Belediyesi’nin, feribot alabileceğini söylemesi ümitleri artırdı.
Zaten başka de çare kalmadı. Çünkü son anda Ticaret Odası’ndan aldığım bilgiye göre gelişmeler olumsuz... İDO Bandırma Ticaret Odası’na verdiği cevabı yazısında özetle: “Artan yakıt maliyetleri, döviz kuru, enflasyon artışı gibi dış etkenler doğrultusunda filomuzda bulunan gemilerimiz optimum çalışmalarını göz önünde bulundurarak Sonbahar tarifemiz bu doğrultuda yeniden düzenlenmiştir” deniliyor. Ancak Yalova-İstanbul tarifesine bakacak olursak ki, günde her gün 8 kez feribot seferi var, bu gerekçelerin o hat için neden geçerli olmadığını anlamak zor...

***

İDO özel bir şirket; şirketler için kâr amacı önde gelir ama yapılan işin bir “kamu hizmeti” olduğunu unutmamak lazım. Yaz aylarında olan 10-15 dolu dolu feribot seferleri kâr getirirken iyi de kâr olmayınca neden bazı gerekçeler sıralanıyor. Yolcu memnuniyetinden de bahsediliyor. Marmara Denizi’nin hava şartlarında yetersiz kalan deniz otobüsleri seferlerinde çok sık iptallerin yaşanması nedeniyle yolculuk eziyete dönüşünce yolcu memnuniyetinden bahsetmek mümkün mü?
Hiç seferler olmasa yolcu programını buna göre yapar ve özellikle yaya yolcular eziyet çekmez.

Yazının devamı...

İDO sınıfta kaldı

28 Eylül 2018

Zaman zaman feribotlar da; hani o okyanusu aşıp gelen ama Marmara’yı bazen aşamayan feribot seferlerinde de iptaller oluyor ama deniz otobüsleri gibi değil. Mesela biraz rüzgâr olsa deniz otobüsü iptal olurken feribotlar çalışıyor. Onun için o günkü yazımın ana konusu; ‘olmadık havalarda iptal olan deniz otobüsleri yerine yaz aylarında olduğu gibi feribot seferlerinin konulması gerekiyor’ idi. Hiç olmazsa sabah Bandırma-İstanbul arası saat 10.00 seferi kış ayları için haftada 1-2 kez feribot olarak düzenlene bilinir. Önceki yıl kış tarifelerinde Bandırma-İstanbul arası haftada her gün saat 18.30 seferi varken şimdi ne oldu da haftada sadece bir sefere düştü?

İPTALLER BIKTIRDI

Şimdi bugüne bakacak olursak biz böyle dememişiz, sabah saatlerinde de hiç olmazsa haftada 1-2 kez feribot seferi konulmasını beklerken Pazar saat 18.30 hariç tüm feribot seferleri sonbahar-kış tarifesinde yer almadı. Yani her yıl alıştığımız sonbahar-kış tarifesinde, her gün yapılan İstanbul-Bandırma sabah saat 07.00 feribot seferleri ile Bandırma-İstanbul saat 18.30 feribot seferleri iptal edilmiş oldu. Feribot seferi sadece haftanın bir günü yapılacak. Yıl sonuna kadar bütün seferler deniz otobüsü olarak yapılacak. Bu da demektir ki, deniz otobüsüyle gidecekler hep dua edecek, rüzgâr biraz fazla esmesin. İşte iptaller başladı bile...
Şimdi bu hafta hava muhalefeti nedeniyle saat 07.45 ve 13.30 seferi iptal edilen deniz otobüsü 4 günden beri iskelede yorgunluk çıkarıyor!... Geçen hafta da yine deniz otobüsü 2 gün iptal edilmişti. Önceki gün yani Salı günü yine iptal. Yalova-İstanbul tarifesine bakacak olursak; her gün 8 feribot seferi var. Hiç deniz otobüsü seferi yok. Neden? İşin içinde siyaset mi var, yolcu azlığı mı, kriz mi var? Adeta 40 yıl önceye döndük...
Ama hepsi de jilet olan efsane gemilerimiz; Kadeş, Tırhan, Etrüsk, Sus, Marakaz, Ayvalık, Gemlik, Bandırma ve Tekirdağ gemilerimiz... Geç ve güç gidiyorlardı ama hiçbir zaman günlerce iptal edildikleri olmadı.

BANDIRMA ÇOK ÖNEMLİ

Bandırma’yı Balıkesir’in bir iskelesi kabul edecek olursak; Balıkesir merkez, Susurluk, Ayvalık, Edremit, Gönen, Erdek; yetmedi başta İzmir olmak üzere Ege’nin önemli merkezleri, Çanakkale’nin Biga İlçesi, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerini de sayarsak Bandırma, İstanbul’a gidip gelecek yaya yolcular olsun motorlu araçlar için olsun çok önemli bir ulaşım merkezi konumundadır. Bunu herkes gibi İDO A.Ş. de biliyor.

Yazının devamı...

Azmin Zaferi

19 Ağustos 2018

Ziraat Bahçesi Bandırmalıların tatil günlerinde çoluk çocuk gidip piknik yaptıkları koşup oynadıkları bir yerdi. Çay bahçesi bile yoktu. Yıl 1979... Belediye Başkanı Niyazi Gürer bahçeyi hareketlendirmek ve yeşil alan içinde rahat çay içilecek bir yer kazandırmak için bir çay bahçesi kurdu. İçinde havuzu, ördekleriyle nezih bir çay bahçesi olmuştu. 3 yıl kadar çay bahçesini işleten müteşebbis Recep Durmaz, çay bahçesi yakınına bir restoran yapmak istediği zaman yakın çevresi olsun, tanıdık tanımadık olsun; restoran işletmenin zor olduğunu, şehire uzak olduğunu ve bu işten anlamadığı için başarısız olacağını iddia ederek kararından vazgeçirmek istediler.

***

Durmaz kararlıydı. Bandırma’da şehir içinde, sessiz ve sakin bir yer olan Ziraat Bahçesi gibi çam ağaçları içinde yaz aylarında açık alanda yemek yenilecek bir yer yoktu. Gözünü karartan müteşebbis Durmaz, soyadı gibi gerçekten durmadı. Kısa zamanda çam ağaçları arasında kapalı ve açık alanı olan bir restoran kurdu. Merdivenleri yavaş yavaş çıkan Recep Durmaz’ın restoran işi tutmuştu. Bandırmalılar için değişik bir yer olan işletme kente uzak olmasına rağmen araçlarıyla gelenler olsun, toplu yemek verecek olan kuruluşların olsun tercih ettikleri bir işyeri olmuştu. Ve tam 35 yıl sürdü bu restoran işletmesi... Sonra köye dönme zamanı geldi. 35 yılın yorgunluğunu köyünde doğada çalışarak çıkarmak için köyüne geri döndü.

***

Tabi burada yan gelip yatacak değildi. Hem çalışacak, hem üretecek ve kazanacaktı. Çok hırslı biriyim, girdiğim işi başarırım diyordu. Doğduğu köy, Yeni Ziraatli köyünde az sayıda meyve ağaçlarının bulunduğu bahçesinde üzüm bağı kurmak istedi. 40 yıl öncesine kadar Bandırma’ya 10 kilometre mesafedeki Edincik beldesi üzüm bağlarıyla ünlüydü. Ancak ardı ardına açılan tavukhaneler Edincik’te bağcılığın sonunu getirmişti. Bandırma ve çevresinde önemli bir üzüm bağı da yoktu. Onun için üzüm bağı kurmak diğer ürünlere göre avantajlı olabilirdi. İşe önce 7 dönüm bir bağ oluşturarak başladı.
Burada önce amatörce ama sonra 5 yıl içinde çok şey öğrenerek profesyonelce sürdürdü işini. Dile kolay hiç anlamadığı bir işe girmişti ve 3 dönüm 5 dönüm derken tam 40 dönümde, 5 bin omca (bağ kütüğü asma) bağda 5 cins üzüm yetiştirmeyi başardı. Azmin zaferiydi bu başarı... Yıllık üretimini de yaklaşık 100 tona çıkaran “üzüm ağası” Recep Durmaz’ın üzümleri meyvecilerde “Recebin üzümleri” diye satılıyor. Sahibine, köyüne, çalışanlarına ve piyasaya hatırı sayılır bir ekonomik katkı sağlandığını da unutmamak lazım.

Yazının devamı...

Hoyratça yapılan kazılar!

3 Ağustos 2018

Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın kazılarla başı dertte. Çoğu vatandaş kazılan yerlerin kapatılmasını çukuru açan firmanın değil, Bandırma Belediyesi’nin yapacağını sanarak; “nerde belediye!” diye sesleniyor, hem de yüksek sesle sesleniyor, Başkan Mirza da ne yapacağını şaşırıyor. Sık sık yaptığı açıklamalarda, belediyeye haber verilmeden “hoyratça” yapılan kazıları mesela son olarak Sunullah Mahallesi ve 600 Evler Mahallesi’nde yapılan kazıları TELEKOM’un yaptığını ama kapatmadığını vatandaşa şikâyet ediyor.
Aslında belediyenin haberi var ve alınan izinle yapılıyor bu işler ama izin alınan makam Bandırma Belediyesi değil Balıkesir Büyükşehir Belediyesi. Ancak açılan çukurları kapatmak da Bandırma Belediyesi’ne düşüyor. Bu şekilde “hoyratça” kazılarak açılan yerleri vatandaş mağdur olmasın diye Bandırma Belediyesi’nin Fen ekiplerince tamir edildiğini söyleyen Başkan Mirza aynı sokakların 2, hatta 3 kez açıldığını belirterek bir yerde “ yeter yahu!” demek mecburiyetinde kalıyor.
E, hakikaten yeter yahu!... Büyükşehir Belediyesi Bandırma’ya hizmet edecekse böyle hizmet olmaz... Açılması için izin veren Büyükşehir Belediyesi bu izni kapatması şartıyla ve Bandırma Belediyesi’nin de bilgisi dahilinde vermesi gerek mez mi?
Bir başka kazı da BASKİ’yi ilgilendiriyor. Tekel Sokak 2 ay önce BASKİ tarafından 2 yerde açıldı. Hala kapatılacak... Bandırma Fen Dairesi kazılan sokakları yenilemeye yetişemiyor. Hatta öyle “hoyratça “ açılıyor ki ayni yerler 2. kez de açılabiliyor. Bandırma’yı kazan kazana... Hangi sokağa hangi caddeye girseniz mutlaka kazılan ama geçen zamana rağmen hala kapatılmayan çukurları görürsünüz.. Bazı öyle yerler var ki, yine Telekom kazdığı Hal Caddesi’ndeki kaldırımın kapatılmadığını gören esnaf iş yeri önündeki açılan yeri kendi kapatmak mecburiyetinde kalıyor.
Tabi bir yerde Büyükşehir Yasası nedeniyle Bandırma Belediyesi’nin eli-kolu bazen işte böyle bağlı kalıyor. Büyükşehir Belediyesi yetkisinde olsun olmasın kazı yapacak firma Bandırma Belediyesi’nden izin almadan rahatça istediği gibi kazıyor ve arkasına bakmadan çekip gidiyor.

Yazının devamı...

Engelliye mühür

27 Temmuz 2018

Sıcağa rağmen Bandırma ile birlikte Erdek gündemini de takip ettim. Bandırma’da engelli Çadır Kafe’nin mühürlenmesi, Erdek’te de çok başarılı geçen şenliklerin yanında kitlenen araç trafiği ve giderek sorun olmaya başlayan park yeri konusu önemliydi.
“Engelliye mühür” konusuna geçmeden önce 4 gün önce geldiğim Ayvalık’ta otopark konusu nasıldı bir bakalım...
Erdek gibi adeta insan ve araç kaynayan Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda Ada’sında park edilecek küçük alanların yanında çok geniş alanlar nedeniyle hangi saatte giderseniz gidin park edecek yer bulunuyor. Hele Cunda; küçücük Cunda’da park sorunu diye bir şey yok. Eskiler bugünleri görmüşler, bugünküler rahat ediyor. Darısı Erdek’e...

ENGELLİYE MÜHÜR

Geçen haftanın önemli haberi sahilde bulunan Engelli ve Engelli Aileler Derneği’nin işlettiği Çadır Cafe’nin mühürlenmesiydi. Haberin çok yönlü tarafları var. Önce dernek başkanı Hüseyin Uçar’ın iddiasına göre; kendi dernekleri ruhsatsız gerekçesiyle kapatılıyordu ama ayni sahilde çoğu işletmenin de ruhsatı yokmuş, hem de Büyükşehir Belediyesi’ne kiraları ödemiyorlarmış. Bu iddialar ciddi... Gerçekten doğruysa diğer işletmelere de ayni işlemlerin yapılması gerekmez mi? Dahası var... Çadır Kafe, Büyükşehir Belediyesi’ne, Vergi Dairesine ve SGK’na hiç borçları yokmuş. Bana göre haber içindeki önemli haber neydi? Bir tanesi işte bu anlattığım “benim ruhsatım yoksa onların da yok...”

ACELE ENGELLİ EVİ

Kaymakam Günhan Yazar’ın belirttiğine göre Bandırma’da faal 6 tane engelli derneği var. Kaymakam Bey’in diğer bir açıklamasından öğrendiğimize göre de kapatılan Çadır Kafe’nin incelenen kayıtlarında ciddi hiçbir gelir temin edilmediği görülmüş. Aynı iddia AK Parti İlçe Başkanı Alp Bostancı da dile getirdi. Hâlbuki Çadır Kafe’nin çok yoğun bir müşteri potansiyeli olduğu söyleniyordu. Bana göre yapılacak ilk iş, mademki sadece tek dernek engellilerin değil tüm 6 dernek engellilerin vakit geçirebilecekleri kaliteli bir ortama ihtiyaç var; Kaymakam Bey’de bunu söylüyor, vakit kaybetmeden çok çabuk böyle bir tesisi hayata geçirilmesinde büyük fayda olacağına inanıyorum. Nasıl sağlamların, “Şehir Kulübü,” askerin “Ordu Evi”, öğretmenlerin “Öğretmen Evi” varsa müsaade edin de engellilerin de bir “EVİ” olsun. Engelli çocuklar var, yaşlılar var... Onun için lütfen biraz acele edelim..

Yazının devamı...

Bandırma-İzmir Demiryolu’na dikkat!

13 Temmuz 2018

Çorlu’da meydana gelen kaza bana; Bandırma-İzmir arasındaki demiryolunda 3 yıldan beri yapılan yenileme çalışmalarını akla getirdi. Çünkü 115 yıllık Bandırma-İzmir demiryolu hattında da tıpkı kazanın meydana geldiği yüz yıllık İstanbul-Edirne demiryolu hattı gibi yenileme çalışmaları yapılıyor. Ne gariptir ki yüz yıllık demiryollarında belki ne yağmurlar yağdı ne seller aktı, ne karlar yağdı ama böyle üzücü bir facia yaşanmadı. Tüm hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin. Yaralılara da acil şifalar diliyorum. Benim gibi çok kişi de, demiryolunu en emniyetli yol bilir... Demek ki yenilenmeden önce çok iyi denetimler yapılıyormuş. Müteahhitler işlerinin çabuk bitmesi için bazı konularda boş verebilirler; geçecek başka bir geçit bırakmadan bir hemzemin geçidi kapatarak bir ulaşım yolunu saatlerce kapatabilirler!... Nitekim aynen öyle oldu 10 gün önceydi...

BANDIRMA’DA NE OLDU

İzmir- Bandırma arası demiryolu hattı da tıpkı Edirne-Sirkeci hattında olduğu gibi yenilendi. Bu yenileme sırasında bir haber için kırsal Kuşcenneti Mahallesi’ne gittiğim sırada hemzemin geçidin müteahhit tarafından kapatıldığını gördüm. Başka alternatif yol da yapılmayınca ne köyden dışarıya, ne de köye gitmek mümkün olmadı. Bu tam bir sorumsuzluk ve laubalilik örneğiydi.
Mahallenin dışarısıyla irtibatının kesilmesi öyle 5-10 veya en çok 30 dakika değil saatler sürdü. Bu iş için kaymakamlığın veya jandarmanın bilgisi ve izni var mıydı? Sanmıyorum... Çünkü başka bir alternatif geçit yapılmadan hemzemin geçidi ulaşıma kapatmak mümkün değildi. Ben mecburen işimi göremeden geri döndüm. Çalışanların bir bölümü bir kamyonun gölgesinde çaylarını yudumlarken o sırada bebeğiyle gelen bir aile sıcak güneş altında 2 kilometre ötedeki köye gitmek için yaya yola koyuldu. Milli Parka gelenler geri döndüler eziyetten kurtuldular ama köy sakinleri sıcak altında saatlerce yolun açılmasını beklediler. En yakın Bandırma 17 kilometre; o sırada mahallede bir yangın veya acil bir hastalık veya hayati bir başla konu olsa itfaiye veya ambulanslar nereden geçecekler, diye sorduğum ekibin kâhyası bana 1 kilometre ötede bir yol gösterdi ancak oraya da gittik orası da kapalıydı. Sanki köyde “karantina” vardı!

AMAN DİKKAT!

İşte demiryolu müteahhidinin yaptığı işler demek ki hep böyle oluyormuş. Onun için İzmir-Balıkesir-Bandırma demiryolu hattı da 110 yıllık bir hat. Fransızlar yapmış. Bu hat da yenilendi. Yenilendi ama acaba eskisi gibi sağlam yapıldı mı? Bu hat üzerinde de köprü ve menfezler var. Bugüne kadar en küçük bir kazaya rastlamadık. Sadece 2 yıl önce Aksakal yakınlarında hat yenilenmesi sırasında müteahhidin vinci devrilmişti ve tren içindeki yolcularla saatlerce yolun açılmasını beklemişlerdi. Yani demem o ki, müteahhit tarafından yenilenen Bandırma- Balıkesir-İzmir tren yolu menfez ve köprü gibi kritik noktalar çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor. Bu yetmez, yol güzergâhı eskiden olduğu gibi yol bekçilerince kontrol edilmeli. Bugün sağlam görülen bir su geçidi yoğun yağışlardan sonra bir bakmışsınız dolgu maddesini almış götürmüş...

Yazının devamı...

Yüzme havuzu

6 Temmuz 2018

Şişme havuz denize hemen 100 metre mesafede. Tesadüf bu ya havuzun bulunduğu yer daha önce denizdi. Yani bir yerde daha önce çocukların yüzme öğrendikleri Demirlitaş denizi karada kaldı!.. Deniz doldurulduktan sonra gezinti yolu, yolun yanına da küçük bir anfi tiyatro yapıldı. Amfitiyatro şimdi başka işe de yarıyor. Burada şimdi çocukların yüzme öğrenmeler için belediye tarafından portatif bir şişme havuz yapıldı. İster istemez yıllar öncesine gidiyorum; denizin tertemiz olduğu yıllarda Bandırmalı çocuklar sahilin her yerinde denize giriyordu. Önce yüzme öğrendikleri yerler de buralarıydı.
Demirlitaş bunlardan biriydi. Diğerleri ise liman arkası, martı kayaları, Livatya, sıcak su ve aşağı istasyon ve ünlü “Göbek taşı...” 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı yağlı direğin de olduğu çeşitli etkinliklerle çay bahçelerinin önünde kutlanıyordu. Şimdi bugünkü çay bahçelerinin önünde deniz yüzeyini kaplayan plastik atıklar yanında ne ararsan var!..

BANDIRMA’NIN PLAJI

Bandırma’nın plajı vardı... Tertemiz kumuyla ve deniziyle Livatya Plajı da diğerleri gibi denizin kirlenmesi sahilin de atıklarla dolması sebebiyle kapatıldı. Diğer birçok yer gibi daha önce çocukların hem yüzmeyi öğrendikleri daha sonra da yüzmek için geldikleri her yer şimdi artık “DENİZE GİRİLMESİ YASAK” yerler olarak ilan edildi. Evet doğru okudunuz, deniz memleketi Bandırma’da tüm sahilde DENİZE GİRİLMESİ YASAK... Bandırma sahilleri plastik şişeler, odun parçaları, naylon poşetler, yağ atıkları gibi denize atılıp ta yüzen, gezen bütün atıklar sahillerimizi kaplarken bunun neresinde yüzme öğrenecek veya denize gireceksin.

YÜZME KURSU

Yüzme öğrenmek isteyenler için şimdi bu sezon Bandırma Belediyesi 700 çocuğa yüzme kursu verecek; ama denizde değil tabi şişme havuzda. Yoksa denize girmek için ya Erdek’e ya da Kapıdağ’ın Tatlısu köyü sahillerine gidilmesi gerekiyor ama daha önce yüzmeyi öğrenmeleri şart... Bunun için kurs ilk 2015 yılında açılmış ve ücretsiz olan bu kurslarda 2 bin 400 çocuk yüzme öğrenmiş. Çok iyi bir hizmet. Yüzme öğrenmek isteyenler bundan böyle denizi olan Bandırma’da denizde değil de havuzda öğrenmeleri biraz ters de gelse yapacak bir şey yok. Denizdeki atıklar gökten yağmadı; hepsi insan eseri!..

Yazının devamı...
Erdem ÖZCAN Kimdir?

.