"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Amerika, “keşfedilemediği” gibi...

20 Nisan 2018

 

“Üzerinde insan yaşayan bir kıta, keşfedilmiş olabilir mi, sence?
Ancak seni yeni ayak basmış ve yeni fark etmiş olabilirsin...
‘Amerika’nın keşfi’ ifadesi, büyük bir aldatmacadır !”

“Türk Beşleri”nden, Ulvi Cemal Bey’in “Köçekçe Dans Süiti” de bütün görkemi ve müzikal kalitesine rağmen, anlatım ve tanıtımındaki “özensizlik” sebebiyle, hep “aldatmaca” olarak yer etmiştir benim zihnimde...

Çarşamba gecesi, AASSM’de sahne alan OLTEN Filarmoni’yi kutluyorum!
Bu yaşıma geldim, “ilk kez” bir program kitapçığında,

Yazının devamı...

Artık Maçlar ve Tribünler, Sürprizlere Gebe...

16 Nisan 2018

 

Bakın spor arşivleri (bile) ne diyor ?

 

“...Yer Bolu Şehir Stadı.

Tarih 13 Mayıs 1981. Boluspor ile Ankaragücü,

Türkiye Kupası finali, rövanş maçında çıkıyorlar.

Boluspor (o zamanki adlarıyla...) Birinci Lig, Ankaragücü ise İkinci Lig’de oynuyor.

İlk maçı 2-1 kazanan başkent ekibi, avantajını korumak için geriye yaslanmış durumda.

Yazının devamı...

İzmir taksilerinde papatya falı...

13 Nisan 2018

Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener...

Haziran 2015’te yazdığım bir yazıya, “Siyaset bir ‘Papatya Falı’dır...” diye başlık atmışım. Her ne kadar siyasetle “uzaktan yakından bir alâkası yokmuş” gibi gözükse de son günlerde bindiğim bütün taksilerdeki, “papatya falı”nın konusu “İzmir Ticaret Odası” seçimleri...

Üyeler, pazartesi günü, meslek komitesi ve meclis üyelerini belirlemek için sandık başına gitti.
Şimdi de, seçimi kazanan 175 meclis üyesi, (cumartesi günü) İTO Meclis Salonu’nda toplanarak, oylarıyla, yönetim kurulu başkanı ve meclis başkanını belirleyecek...

Dönelim, yukarıda bahsettiğim yazının can alıcı paragrafına:

“...Türlü kurmaca ve vesileleri kullanıp anlam çıkartma ve gelecekte olacakları öğrenmek merakıyla; aslında ‘istediğim çıksın’ diye niyet tutulan, bakılan, içilen, açılan, saçılan ‘fal’lar arasında, en romantik ve zararsızlarından biri gibi görülen ‘papatya falı’nın; gözlerden kaçırılan asıl vahim sonucu nedir, biliyorsunuz değil mi? Gerçeği ‘öğrendiğinizi sanmak’ için, en az 1 papatya öldürmek zorundasınız! Üstelik, son yaprağı koparttığınızda, ânın heyecanıyla... Sonuç ne çıkmış olursa olsun, ‘elinizde sadece yolunmuş bir sap kaldığını’ fark etmezsiniz bile...”

Ben bu işlerden anlamam! Ama sanmayınız ki, İzmir taksilerinde, sadece, “Ekrem Demirtaş yine kazanır” veya “bu sefer kaybedecek abi, değişim kazanacak, ben ‘Özgener’ diyorum” yollu konuşmalar üzerinden bakılıyor “papatya falı”na... Sarf edilenler arasında, hayli dikkati çeken ve “tereddütle tütsülenmiş” bir cümleyi de paylaşmak isterim: “Ekrem Demirtaş gitmeliydi, ama gelecek Mahmut Özgener mi olmalıydı?”

Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener... Demirtaş... Özgener...

Yazının devamı...

“ALTAY” için...

9 Nisan 2018

 

Kasvet terazisi hep ağır tartarken, kimse de kimseyi, bu yüzden ayıplamıyor zaten.
Sükûnete hasretiz; huzurdan kuşku duyar olduk! Dostluklara mesafeli, gerginliğe aboneyiz. Bağışlamak ve unutmaktan, neredeyse vazgeçmiş gibiyiz. Telaşlıyız, dingin ve yavaş değil!
İnsanları yargılamak ve haklarında hüküm vermekten, onları sevmeye zaman bulamaz haldeyiz. Dünyada herkesin bir öyküsü olduğunu unutmuşluğumuzla, sevmediğimiz halde sever gibi yapmacıklığını körüklüyoruz. Kaybetmeyi, ahlâksız bir kazanca tercih edemiyoruz. Sabırlı, sevecen ve erdemli olmayı, yaşama sebebimiz yapamadık bir türlü...
Bu koşullar altında bile, umut tazeleyen bir şehir İzmir!
Geçen hafta, İzmir’de dünyaya gelen oğullarına, “Altay” adını verdi anne ve babası.
“3 bin yıl önce yazılan bir yazı” ile “Hoş geldin...” diyelim bebeğe...

Yazının devamı...

Gazetem İle Farklı Düşünüyorum...

6 Nisan 2018

 

Ben Pazartesi günkü köşe yazımda, “Basmane Meydanı, 1 Nisan Şakası mı ?

Dünyadaki ünlü meydanları görmüş olsalar,

İzmir’in göbeğine böyle bir ‘tuhaflık’ yerleştirmezler.

Ben size, daha ne diyeyim ?” diye sorarken;

 

Aynı gün gazetem, (DHA referansıyla...)

“9 Eylül Meydanı yeniden yaratıldı...” diye haber yapıyordu.

Yazının devamı...

Basmane Meydanı, “1 Nisan Şakası” mı ?

2 Nisan 2018

 

Kızıl Meydan,

Tiananmen Meydanı,

Times Meydanı,

Concorde Meydanı,

Potsdam Meydanı,

Aziz Peter Meydanı,

San Marco Meydanı,

Yazının devamı...

Özgener söyleyince, “Proje” olan öneri...

30 Mart 2018


İzmir Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanlığı’na aday olan Mahmut Özgener, “Hazırladıkları 12 projeyle hem İzmir’i hem de Oda’yı uluslararası marka haline getireceklerini” söyledi. Özgener, “İnovasyon üssünden gurme köylerine, atölye kentlerden veri bankalarının kurulmasına, festivaller kenti olmaya kadar bir çok konuda, İzmir ve İTO için projemiz hazır” dedi.
(12 denilmiş ama) medyaya yansıyan bu 14 proje başlığı şöyleydi;
“...İnovasyon Üssü, Yerel Lezzetler İçin Gurme Köyü, Kobilere Atölye Kent, Veri Bankaları Kurulacak, Spora Stratejik Plan, Hedef AB Fonları,
Çin’den Silikon Vadisi’ne, Dünya İle Entegre Olunacak, Finans, İhracat Ve Eğitim Desteği, Sinerji Artacak, Gençlere Girişimcilik Desteği, Alanındaki En İyiler Gelecek, Yepyeni Bir Kurum Ortaya Çıkacak ve Festivaller Kenti İzmir...”
Beni özellikle ilgilendiren, elbette ki, “Festivaller Kenti İzmir...” fikri, niyeti ve dokunuşu.
İzmir medyasında, bu öneriyi gündeme getiren ve ısrarla gündemde tutmaya çalışan “tek kalem”, benim çünkü...

Yazının devamı...

Çiçek, böcek, su, sabun, etli, sütlü...

26 Mart 2018

 

 

“..Sanat Yazılarının, Siyaset ve Bok Böceği İle Olan İlişkisi”ni sorgulayan yazıma,

içeriğine farklı noktalardan, yaklaşan çeşitli geri-bildirimler aldım...

 

Açıkcası, “Osmanlı hicivinin, şâheserleri”nden biri üstüne,

daha “şapka çıkartan” yorumlar bekliyordum. 

“Bok böceği”

Yazının devamı...