"Zeynel Balcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Zeynel Balcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Zeynel Balcı

Zeynel Balcı

Şimdi sırada dolar var

14 Ekim 2018

YOĞUN gündem ile birlikte piyasalarda toparlanma çabaları devam ediyor. Ekonomi yönetimi yeni ekonomik programdan sonra enflasyon ile mücadele planı da açıklandı. Yıl sonuna kadar doğalgaz ve elektriğe kamunun zam yapmama ve özel kesimin de en az yüzde 10 fiyat indirimlerine yönelik tedbirlerin enflasyon üzerinde olumlu yönde bir etki yapması bekleniyor. Enflasyon, eylülde 2003’ten bu yana yüzde 24.52 ile en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Dünyada enflasyon sıralamasında ön sıralarda yer alan Türkiye için enflasyonla mücadele öncelikli ve gerekliydi. Fakat alınan tedbirler kısa süreyi kapsıyor. 2019 başından itibaren ne olacak, başka tedbirler gündeme gelecek mi, bilinmiyor. Enflasyon üzerinde daha kalıcı etki için yapısal önlemlerin alınması elzem görülüyor. Enflasyon üzerindeki kur geçişkenliği malum. Ağustosta cari açığın 2.5 milyar dolar fazla vermesi ilk başta olumlu etki yapsa da bunun ekonomideki durgunluğa bağlı olarak gerçekleşmesi nedeniyle piyasa pek tepki vermedi. Bu meyanda kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin “Türk ekonomisinin 2018’in ikinci yarısında resesyona girmesini bekliyoruz” açıklaması kadar Türkiye ile Arjantin’i birlikte değerlemeye tabi tutması da ayrıca dikkate değer.

İhracat artışıyla azalacak dış ticaret açığına bağlı olarak gerçekleşecek cari açıkta daralma veya fazla döviz kurlarında daha derin etkiler bırakabilir. Yıllık bazda 51 milyar dolarlık cari açık hala yüksek. Cuma günü ABD’li tutuklu rahip serbest bırakıldı. Piyasanın son günlerdeki beklentisi ve fiyatlaması bu yöndeydi. Doğal olarak piyasalara olumlu yansırken önümüzdeki haftadan itibaren etkileri azalacaktır. Türkiye-ABD ilişkilerinde gerilim bir süreliğine düşse de tek sorun rahip konusu değil. 4 Kasım’da İran’a yaptırım başlayınca Türkiye’nin tavrı ne olacak sorusunun yanı sıra S-400 füze sistemleri gibi konu başlıkları var.  Döviz kurlarındaki gevşemenin kalıcı olması için cari açıktaki küçülmenin yanı sıra dış kaynak girişi gerekecek. Türkiye’nin özel sektör ağırlıklı olmak üzere dış borç ödemeleri ve döviz açığı için de yeni sermaye girişleri önemli. Enflasyon ile mücadele planının sonuçlarının görülmek istenmesi yanında döviz kurlarındaki düşüşün devamı gelirse 25 Ekim’deki Merkez Bankası faiz kararı nasıl olacak bekleyip göreceğiz. Belki de ‘bekle gör’ deyip pas geçilir.  Yüksek gelen eylül enflasyonu sonrası Merkez Bankası’ndan yeni faiz artırım gelebileceği yönünde beklentiler artmıştı.

İYİMSERLİK KORUNUYOR

Son dönemde iç gündeme döndüğümüzden dış kaynaklı gelişmelere duyarsız kalındı. Ancak ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş ve dış borsalardaki sert düşüş dış ekonomik gündemi öne taşıdı. Yükselen faiz borsalar için önemli bir alternatif. Piyasa işleyişi gereği ters korelasyon söz konusu. Geçen haftaki yazımızda ABD’de faiz artışına dikkat çekmiş bunun piyasalara olumsuz yansıma olasılığından bahsetmiştik. Bu beklentimiz gerçeklik kazansa da ekonomi yönetimi tarafından açıklanan programlar ve ABD’li rahip davası etkisiyle bu yönde ciddi bir fiyatlama yapılmış değil. İç piyasalarda kısa süreli rahatlama sonrası dış piyasalardaki görünüm değişmez ise baskısı hissedilebilir. Ancak bu aşamada içerideki iyimserlik korunuyor.

DOLAR/TL KURU KÂR SATIŞLARININ ETKİSİNDE

DOLAR/TL kurunda kâr satışları sürüyor. Bir süredir devam eden yatay hareketin destek seviyesinin altına salınım gerçekleşti. İlk önemli destekler 5.83-5.70 seviyelerinde görülürken sonraki destek noktası 5.50 seviyesinde. Olası tepki çıkışının devamı için ise 6.05 seviyesinin üzerinde kalınması gerekecek. Sonraki dirençler 6.23 ve 6.50 seviyelerinde. Tepki alım denemeleri görülse de kâr satışlarının etkisinde kalınabilir.

Yazının devamı...

Piyasanın gözü 25 Ekim’de

7 Ekim 2018

Yüksek enflasyon piyasalarda son günlerde yeşermeye başlayan olumlu havayı bozarken ekonomideki denge ve beklentileri de deforme etti. Borsa düştü, faiz oranı ve döviz kurları yükseldi. Yıllık tüketici fiyat enflasyonunun yüzde 24.52 ile üretici fiyatının (46.15) iki katına yaklaşması önemli. Bu durum aynı zamanda önümüzdeki dönemde talep kısıcı politikalarla enflasyon ile mücadeleyi zorlaştıracak. Maliyet enflasyonu söz konusu. Bir diğer ayrıntı 20 Eylül’de açıklanan yeni ekonomik programda yer alan 2018 yılı için yüzde 20.8 enflasyon hedefi şimdiden aşılmış oldu. Bu yıl hedefi çok muhtemeldir ki tutmayacak. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak “en kötü” geride kaldı derken önümüzdeki hafta açıklanacak “enflasyon ile mücadele planı” beklenmeye başladı.

SICAK PARA ÇEKMEK

Yüksek enflasyonda döviz kurlarındaki yükseliş (kur geçişkenliği) başta olmak üzere gıda ve enerji fiyatları büyük paya sahip. Bu açıdan döviz kurlarının baskılanması enflasyon ile mücadelede çok önemli. Kur düşüşü için de ilk akla gelen tanıdık bildik yöntem faiz artışı. Ekonomide durgunluk sinyallerinin sıklaştığı bu dönemde faiz artışı ekonomiyi daha da yavaşlatacaktır. Faizi artırmazsan kuru tutmak zorlaşıyor. Dışarıdan ciddi bir kaynak girişi olmadığı sürece yüksek kur, yüksek faiz dönemi bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Enflasyon datası sonrası gözler 25 Ekim’deki Merkez Bankası toplantısına çevrildi. Merkez Bankası’nın gösterge faiz oranı (politika faizi) son enflasyon datasıyla enflasyonun altında kaldı. Her ne kadar iç faiz oranı dışarıya göre çok yüksek olsa da yeni bir hikaye ve beklenti henüz oluşmadığına göre, Türkiye gibi dış finansman ihtiyacındaki bir ülke için negatif faiz getirisiyle sıcak para çekmek biraz zor olacak.



RAHİP ETKİSİ AZALDI

Yazının devamı...

Bankaların yükselişi

30 Eylül 2018

Döviz kurlarındaki düşüş, borsada banka hisseleri öncülüğündeki çıkış ile uzun bir aradan sonra daha olumlu bir havadan söz etmek mümkün. Deyim yerinde ise kış güneşi gibi. Henüz güçlü bir trend oluşumundan söz etmek için erken, temkinli görünümün tamamen dağıldığını söylemek bu aşamada zor tabi ki. Yatırımcılarda borsacı tabiriyle ‘kapıya yakın’ durumu hissediliyor. Türk varlıklarının ucuzluğu kadar dışarıdan ilginin biraz arttığı yönünde emareler oluşmaya başladı. Türkiye’de varlıklar uzun süredir ucuz. Ama ‘ucuz etin yahnisi yavan olur’ sözü gereği olsa gerek alıcı çekmekte zorlanılıyor. Umarız bu anlayış bundan sonra değişir. Özellikle Çin kaynaklı haberler, Türkiye ile Almanya arasında son dönemdeki yakınlaşma ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyareti bu açından yakından izlendi.

DARALMANIN GÖSTERGELERİ

Henüz teyit edilmeyen Çin’li Tatwah şirketinin Türk Telekom’daki yüzde 55 SPV hissesine talip olduğu haberi ilgili banka hisselerine (Akbank, Garanti ve İş Bankası) hareket getirdi. Haber belki de spekülasyondur, bilemiyoruz. Banka hisseleri lokomotif olduğu için piyasa geneline yansıdı. Döviz kurlarındaki gerilemeye de katkı yaptı. Döviz kurlarında daha belirgin kırılma perşembe günü Akbank’ın sendikasyon kredi yenilemesiyle geldi. Sendikasyonun faiz oranı öncekilere göre oldukça yüksek olsa da diğer bankalar için de referans oldu. İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektöründe sermaye yeterlilik rasyosunun 13’e inmesine ve “topladığımız kaynağın çok ötesinde kredi verdik” derken de yüksek kredi/mevduat oranına dikkat çekti. Bankalara reel sektördeki sıkıntı yansıyor haliyle. Sıkça vurguladığımız güven sorunu ise önemini koruyor. TÜİK’in yayınladığı ekonomik ve tüketici güven endeksleri yılın en düşük seviyesinde. Otomobil satışlarının yarı yarıya gerilemesi, ithalat ve ihracattaki düşüş, bazı önemli şirketlerde piyasa şartlarını gerekçe göstererek üretime ara verme ve kapasite düşürmeler, konkordato haberleri ekonomideki daralmanın göstergeleri.

ENFLASYON BEKLENİYOR

Bir tartışma da en kötü geri kaldı mı sorusu. Bunu söylemek için henüz erken. Merkez Bankası faiz artışı, yeni ekonomik program sonrası piyasalar şimdi de bankacılık kredilerine (kötü kredi) ilişkin düzenleme bekliyor. Önümüzdeki hafta iç gündemde çarşamba günü eylül enflasyonu var. Piyasa beklentisi aylıkta yüzde 3, yıllıkta yüzde 21’in üzerinde. Bu rakamlar gerçekleşirse enflasyona bağlı Merkez Bankası’ndan yeni bir faiz artışı gelir mi? Cuma günü ise ABD tarım dışı istihdam verisi var. Fed 26 Eylül’de 25 baz puan ile faiz artışına ve parasal sıkılaştırmaya devam mesajı verince ABD doları dışarıda değer kazandı. 12 Ekim’de ise tutuklu ABD’li rahibin duruşması var. ABD kaynaklı açıklamalarda serbest kalabileceği dillendirilse de Cumhurbaşkanı Erdoğan, rahip davasının ekonomiyle ilgisinin olmadığını ve kararı mahkemenin vereceğini söyledi. ABD’li rahip serbest bırakılırsa döviz kurlarında gevşeme devam eder öngörülerine de bir bakıma cevap vermiş oldu. Ağustosta dış ticaret açığının yüzde 59 düşmesi cari açığa olumlu yansıyacak. Ancak 66 milyar dolar ile son yılların en düşüğüne gerileyen Merkez Bankası rezervindeki erime sürüyor. Döviz yatırımcısında yukarı yönlü beklenti henüz kırılmadı. Ayrıca ekim ayındaki 11 milyar dolarlık dış borç ödemesinin döviz talebini canlı tutması muhtemeldir. Dövizdeki düşüşün kontrollü olmasını biraz da bu gerekçelerde aramak yerinde olur. Piyasalarda temkinli iyimserlik sürüyor. 

Yazının devamı...

Piyasalarda Yeni Ekonomik Program etkisi

23 Eylül 2018

DÖVİZ kurlarında daha sakin seyirle birlikte dalga boylarının kısalması ve belli bir bantta hareket etmesi yeni dengenin oluşmaya başladığını gösteriyor. Döviz kurlarının sakinleşmesi borsaya da olumlu yansıdı. Ancak gündemin sıkça değiştiği bir ortamda oluşmaya başlanan yeni dengeler ne kadar korunur onu zaman gösterecek. Piyasaların gündeminde yeni ekonomik program (YEP) var. Perşembe günü Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak tarafından açıklanan program açıklandıktan hemen sonra piyasalarda oluşan temkinli yaklaşım sonraki aşamada yerini daha olumlu bir tavra bıraktı. Programın tartışmaya açık yönleri olmakla birlikte birçok hedefin gerçekçi olduğu görülüyor. İlk göze çarpan taraf ekonomide soğuma ve yavaşlama. Geçen yılki hızlı büyüme beraberinde cari açık ve enflasyonda yükseliş gibi taşınması zor sorunları getirmişti. Bu açıdan yavaşlama gereklilikti. Bunda aynı zamanda merkez bankasının son birkaç yıldır uyguladığı parasal sıkılaştırma ile de uyum sağlama amacı var.

BÜTÇE AÇIĞINA DİKKAT

26 Kasım 2017 tarihli yazımızda merkez bankasının sıkı para politikası ile hükümetin uyguladığı büyüme odaklı ekonomi politikasının uyumsuzluğundan bahisle enflasyonla ile mücadelede başarısızlığın nedenlerinden biri olarak vermiştik. Büyümede frene basılmasıyla cari açıkta önümüzdeki yıllarda bir düşüş beklense de işsizlik ve bütçe açığı yüksek kalmaya devam edecek. Enflasyonda düşüş 2020’de görülecek. Kur geçişkenliği ve maliyet enflasyonu söz konusu. Orta vadeli ekonomik programlarda uygulama ve gerçekleşmeler önemli. Bu zamanla izlenecek. Programın piyasaların yeni bir hikaye ve yeni beklenti ihtiyacına bu aşamada cevap verdiğini söylemek fazlaca iyimserlik olacak. Tek başına bir ekonomik programa böyle bir beklenti yüklemek de doğru olmayacak haliyle. Programın başarısı için disiplin ve kararlılık kadar diğer iç ve dış koşullar da önemli olacak.

GÖZLER 26 EYLÜL’DE

Diğer gündem konularına bakılacak olunursa, 26 Eylül Çarşamba günü ABD Merkez Bankası toplantısı var. Beklenen 25 baz puanlık faiz artışı gerçekleşirse piyasalarda dalgalanmaya neden olmayabilir. Yeni hamlelerle güncellenen ABD-Çin ticaret savaşının piyasalar üzerindeki etkisi oldukça zayıfladı. Para çıkışı görülen gelişen ülke piyasalarına ilgi zayıf. Özellikle G.Afrika’nın resesyona girmesi, Arjantin’in IMF’e başvurması Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişen ülkeler için olumsuz bir görünüm veriyor. Dow Jones Endeksi (ABD) zirve kırarken gelişen ülke borsaları düşüş trendlerini koruyor. Bu aşamada geçtiğimiz dönemde dış piyasalardan olumsuz yönde ayrışan Türkiye mali piyasalarında toparlanma çabalarını tepki olarak görmek gerekir. ABD’li ünlü yatırımcı Jim Rogers’tan sonra Mobius da “Türk varlıkları şu an çok ucuz görünüyor” dedi. Ucuz olduğu konusunda tereddüt yok, yabancıya konut satışındaki yüzde 129’luk artış bunun işaretlerinden biri. Fakat Türk hisse senetleri ve tahvillerine de aynı ilginin görülmesi gerekmez mi? Eylülün ilk iki haftasında yabancı yatırımcılar Borsa İstanbul’da hisse senedi, tahvil bonoda 285 milyon dolar satıştalar. Piyasalarda temkinli görünüm korunmakla birlikte geçtiğimiz haftalara göre daha iyimser.

 

TEPKİ YÜKSELİŞİ GÜÇLENİYOR

Yazının devamı...

Gözler Merkez’de

9 Eylül 2018

Döviz kurları sakinleşince piyasalar da geçen haftayı nispeten sakin geçirdi. Döviz kurlarındaki düşüş gerekçesi 13 Eylül’de Merkez Bankası’ndan faiz artırım beklentisi. Ağustos enflasyonun ardından Merkez Bankası’ndan gereken yapılacak türünden açıklama faiz artırım beklentilerini artırdı. Tartışma daha çok kaç puan olacağı üzerinde. Piyasa beklentisi 4-5 puan gibi. Bu beklenti döviz kurlarında düşüş olarak etkisini gösterirken borsaya aynı ölçüde yükseliş olarak yansımadı. Ancak faiz artırımı olmaz veya beklentilerin altında kalırsa piyasaların bu defa 24 temmuz benzeri bir tepki vermesi olasıdır.

PARA GİRİŞİ GEREKİYOR
Dikkat çeken ayrıntı Merkez Bankası, BDDK gibi kurumların likidite kısıcı önlemleri döviz kurları üzerinde kalıcı bir etki yapmamıştı. Ama faiz silahının çekilecek beklentisi kurları dizginledi. En azından şimdilik. Diğer yandan Pazartesi Türkiye’nin ikinci çeyrek büyümesi açıklanacak. Beklenti ise yüzde 5-5.5 aralığında. Büyümede faiz ve kurların yükseldiği üçüncü çeyrek daha önemli olacak. Üçüncü dönem yavaşlama bekleniyor. İthalat ve otomobil pazarındaki daralma, banka kredilerinde artış hızındaki gerileme gibi gelişmeler durgunluk emareleri. Faiz ve kurlardaki yükseliş ile birlikte resesyon ve stagflasyon sözlerini daha çok duyar olduk. Maliyetlerdeki artış ile birlikte enflasyon yüksek kalmaya devam edecek. Buna karşılık talep gerilemesi nedeniyle ekonomide yavaşlama da çok olası görülüyor. Ağustos enflasyon verilerinde TÜFE-ÜFE arasındaki fark nerede ise yarı yarıya. Yıllık TÜFE 17.90, ÜFE ise 32.13. Ancak kurları baskı altına alacağım derken faiz artışında ölçünün kaçmasının ekonomideki durgunluğu artırması riski var. Küçülen ekonomilerde işsizlik ve son dönemde sıkça rastladığımız borç yapılandırmaları ile konkordatolara çözüm bulmak daha zor olacak. Döviz kurlarına faiz artırım baskısıyla bir geri çekilme yaşanıyor. Ama spekülasyon tarafı alınan önlemelerle azalsa da dış borç ödemeleri ve dış ticaret açığı döviz talebi yaratmaya devam ediyor. Buna bağlı olarak geri çekilmeler kontrollü. Bu açıdan Türkiye’ye yeni para girişleri gerekiyor. Katar’dan vaat edilen 15 milyar sermaye girişine ilişkin henüz bir gelişme yok. Ancak bu yöndeki bekleyiş sürüyor. Merkez bankası rezervlerindeki düşüş dikkat çekti. Ağustos sonu brüt rezerv 70 milyar dolar ile 2006’dan bu yana en düşük seviyelerine geriledi. Cari açığın finansmanı rezerv kaybında önemli paya sahip. Ayrıca Merkez Bankası’nın aldığı önemler ve zorunlu karşılıkların düşürülmesinin de biraz etkisi oldu.



Yazının devamı...

Piyasanın gözü enflasyonda

2 Eylül 2018

PİYASALARDA döviz kurları düşmeyince tansiyon da düşmüyor. Kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen değerlendirmeler ve not indirimleri gündemde önemli bir yer tutuyor. Fakat etkileri borsadan çok döviz kurlarında görüldü. ABD Başkanı Trump yeni yaptırımlardan söz ederken Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir gerginlik olmazsa da yumuşamadan söz etmek fazlaca iyimserlik olur. ABD ile gerilim Türkiye’yi Rusya, Çin ile biraz daha yaklaştırırken Almanya ve AB ile de köprülerin yeniden kurulmasına vesile oldu. Ancak Türkiye’nin ihtiyacı olan yeni sermaye girişleri konusunda somut bir gelişme yok. Katar’dan geleceği açıklanan 15 milyar dolar için beklentiler henüz karşılanmış değil. Almanya’dan sermaye girişi konusu ısıtılsa da bu yönde de bir aşama kaydedilmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eylül sonundaki Almanya ziyareti bu açıdan önemli olabilir. Yabancı sermaye girişi, tasarruf açığı olan Türkiye için her dönem önemli olmuştur. Ancak bu dönem çok daha ciddi. Çünkü önümüzdeki bir yılda özel sektör ağırlıklı yüksek tutarda borç ödemeleri söz konusu. Hatırı sayılır bir kısmı bankalara ait. Moody’s’in açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla bankaların not indirimlerinde bu görünümün de etkisi var. Cari açığı da dahil edersek 230 milyar dolar gibi bir kaynak girişi sağlamak gerekiyor. Merkez Bankası rezevlerinin karşılama gücü zayıf.

Ekonomi yönetimi spekülasyonu önleme adına yerinde tedbirler almaya devam ediyor. TL’yi özendirme ve teşvik için önlemlere geçen hafta TL mevduatlarda vergi indirimi, döviz mevduatlarında ise vergi artışını eklediler. Son önlemler döviz kurlarında köpük alıcı geçici bir etki yaptı denebilir. Ancak cari açık, dış ticaret açığı ve enflasyon gibi yapısal sorunlara parasal tedbirler bir ölçüye kadar cevap verebilir. Döviz borçları ve dış ticaret açığı dövize talep yaratıyor. İşin içinde spekülasyon da vardır elbette. Ancak sorunun temelinde döviz açığı üreten ekonomik sistem çok daha fazla paya sahip olsa gerek. Gerçi son aylarda ekonomideki durgunluk işaretleri dış ticaret açığını ve cari açığı bir miktar aşağıya çekebilir. Bu sorunu çözmez, biraz azaltır.



KARAR NE OLACAK

Yazının devamı...

Piyasa denge arıyor

19 Ağustos 2018

PİYASALAR bayramı buruk karşılıyor. Borsada düşüş devam ederken döviz kurları ve faiz oranlarında geçen günlere göre daha sakin bir seyir var. Döviz kurlarının biraz durulmasında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) aldığı swap işlemlerini kısıtlanması, yükselen faiz oranları, Katar’ın 15 milyar dolarlık doğrudan yatırım vaadi ve sert yükseliş sonrası kâr satışlarının etkisini saymak mümkün. Amaç kurları dizginlemekti, o da belli ölçüde sağlandı.

BDDK’nın aldığı önlemler sonucu TL sıkışıklığı faiz oranlarını yukarı çekerken borsaya ve döviz kurlarına satış olarak yansıdı. Faiz artışında TL sıkışıklığı yanında döviz kurlarındaki artışla birlikte enflasyon beklentisinin artması, Merkez Bankası’nın bankaları fonlama faizinin yükselmesi gibi etkenleri de saymak gerekecek. Piyasa boşluk ve belirsizlik kaldırmıyor. Merkez Bankası, BDDK ve bankaların eş zamanlı aldığı yerinde tedbirlerin olumlu etkileri görüldü. Ancak yapısal sorunlara parasal çözüm bir yere kadar etkili olabiliyor. Alınan likidite bazlı önlemlere rağmen piyasaların denge bulduğunu söylemek için erken. Sorunların temelinde cari açık, enflasyon, dış kaynak ihtiyacı gibi başlıklar var. Ayrıca zorlaşan dış ekonomik konjonktür de sayılmalı.

SOMUT HAMLELER ETKİLİ

Parasal tedbirlerin ardından temel maliye politikalarının devreye girmesi gerekecek. Bunun yol haritasını ise eylülde açıklanacak orta vadeli programda görebileceğiz. Gerçi Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, perşembe günü yatırımcılarla yaptığı telekonferansta bir ölçüde kodlarından biraz bahsetti. IMF planı yok, ılımlı büyüme, enflasyonla mücadele, mali disiplin, yapısal reformlar... Albayrak, piyasanın duymak istediği ne varsa söyledi. Ancak sözlü yönlendirme ve mesajların piyasalar üzerinde etkisi bu dönem çok zayıf. Somut hamleler daha etkili.

Türkiye Bankalar Birliği’nden cuma günü bankalar ve reel sektörü rahatlatmak amacıyla kur riskine bağlı teminat, vade, çek ve senet ödemeleri, limit aşımı gibi durumlarda esneklik getiren tavsiye kararları geldi. Bu gelişme bankaların sorumluluğunu ve yükünü biraz daha artırdı. Reel sektördeki sıkıntıların bankalara etkileri beklenen bir sonuç. Halbuki geçmişte ekonomide olası bir sorun önce finans sektöründe hissedilir, sonra reel sektöre yansırdı. Borsadaki banka hisseleri çıkışta olduğu gibi düşüşte de lokomotif işlevi görüyor. Öncü bazı banka hisselerinin dolar bazlı grafiklerine bakıldığında 2008 dip fiyatının altında işlem görüyor. BIST100 Endeks şirketlerinde 7.3 olan fiyat kazanç oranı öncü bankaların 3 civarında. Primsiz ve ucuz. Ancak düşüş trenleri ve satış baskısı henüz kırılmış değil. Bu açıdan İş Bankası’nın kendi hisselerinde geri alım programı açıklaması yerinde bir davranış. Belki diğer bankalar veya şirketler de bu yolu izleyebilir.

15 MİLYAR DOLAR ÖNEMLİ

Yazının devamı...

Piyasalarda gergin bekleyiş

12 Ağustos 2018

PİYASALAR oldukça dalgalı ve gergin günlerden geçiyor. Bir türbülans yaşanırken yön konusunda döviz kurları izleniyor. Döviz kurları bir nevi barometre işlevi görüyor. Borsada ise dolar bazında ucuzlamanın dışında gelen bilançolara bağlı olarak tepki yükselişi görülmüştü. Ancak döviz kurlarındaki agresif yükselişe direnemedi. Piyasa faiz oranlarında ise yükseliş eğilimi devam etmekle birlikte merkez bankası ile piyasa faizi oranları arasındaki makas gittikçe açılıyor. Hangisi diğerine yaklaşacak bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ama enflasyon belirleyici olacak. Döviz kurlarındaki yükselişin kur geçişkenliği nedeniyle enflasyona olası yansımalarını dikkate alırsak Merkez Bankası faizinin piyasa faiz oranına yaklaşması daha mümkün görülüyor. Kurlardaki artış enflasyon dışında yabancı para cinsinden krediler ve Türkiye’nin dış borçlarının TL karşılıklarını yukarı çekti. Finansman giderlerini artıracak bu durum faiz yükselişiyle birleşince yük ağırlaşıyor.

S&P BEKLENİYOR

Döviz kurlarının yükseliş ile ilgili cari açık, enflasyon, dış borç ödemeleri, dış finansman ihtiyacındaki ülkeler için dış ekonomik konjoktürdeki kötüleşme, daha pahalı ve zor kaynak temini, Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkelerden para çıkışları merkez bankası rezervlerinin yetersizliği gibi bir çok ekonomik gerekçe sayılabilir. Hepsinin döviz kurları üzerinde etkileri veya katkıları bulunuyor. Ancak son günlerde TL’deki değer kaybı ve kur yükselişinde Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerginlik ve ABD yaptırımlarının önemli etkisi var. Cuma günü ABD Başkanı Trump’ın “Türkiye’ye çelik ve alüminyum vergilerini iki katına çıkaran kararı imzaladım. Alüminyum vergisi yüzde 20, çelik vergisi yüzde 50 olacak. Türkiye ile ilişkilerimiz bu kez iyi değil” açıklaması piyasaları daha da gererken iki bakanla başlayan yaptırımlar ekonomiye uzanmış oldu. ABD ile bozulan ilişkiler Hakan Atilla davasına ilişkin ABD’den yeni bir hamle veya kredi not indirimi gibi spekülasyonları besliyor. Bu açıdan 17 Ağustos Cuma günü kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin açıklayacağı Türkiye’nin kredi notu konusundaki değerlendirmeler yakından izlenecek. Geçen hafta Fitch’den gelen tekrar not indirimi gibi algılanan uyarı niteliğindeki açıklamalar daha fazla önemsendi. Piyasalarda gerilimi düşürecek gelişme şimdilik zor görülse de Türkiye-ABD ilişkilerinde olası bir yumuşama olabilir.

AKLA ‘MERKEZ’ GELİYOR

Projeksiyon yapmanın zorlaştığı, belirsizlik ve öngörüsüzlüğün tavan yaptığı bir ortamda güven eksiliği çok daha fazla hissedildi. Şu sıralar anahtar kelime “güven” olsa gerek. Sözlü yönlendirmelerin ise etkisi yok veya çok az. Piyasaya sahip çıkacak, yön gösterecek bir hamle beklendi. İlk akla Merkez Bankası geliyor haliyle. Merkez Bankası 24 Temmuz’da piyasanın faiz artışı beklentilerine rağmen faizi sabit tutmuştu. Geriye Merkez Bankası’nın dövize satış yönlü müdahale kalıyor. Bu yöntem geçmiş tecrübelerle sabit, etkisi kısa sürüyor veya sonuç vermiyor. Zaten bu dönemde adımlarını dikkatli atmak ve sınırlı döviz rezervini en ideal şekilde kullanmak zorunda. Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan 100 günlük programın ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan yeni ekonomik model yakından izlendi. Orta Vadeli Program ise eylül ayında. Bu tür program ve modeller ilk aşamada güven veren, fizibilitesi olup olmadığı yönünden değerlendirilir. Piyasa inanıp bunu olumlu yönde fiyatlarsa bu ortamda çok önemli bir katkı sağlar. Program ve modellerin sonuçlarının alınması zaman alacaktır. Piyasalarda temkinli ve gergin görünüm sürüyor. 

YENİ ZİRVELER

Dolar/TL kurunda yükseliş sürüyor. 6.80-7.00 ilk direnç seviyeleri olarak görülürken bu seviyelerde kâr satışları görülebilir. 7.00’nin üzerinde sonraki direnç 7.50 seviyesinde. Geri çekilmelerde ilk destekler ise 6.25-6.000, sonraki destek ise 5.50 seviyesinde. Yükseliş hareketi gücünü korurken, direnç seviyelerinde kâr satışları görülebilir.

Yazının devamı...
Zeynel Balcı Kimdir?

Zeynel Balcı