"Zeynel Balcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Zeynel Balcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Zeynel Balcı

Zeynel Balcı

Karar haftası

9 Aralık 2018

PİYASALARDA mevcut trendler korunuyor. Borsada destek ve direnç seviyeleri arasında gidip gelen bir bant hareketi, döviz kurlarında güç kazanamayan yükseliş denemeleri ve gösterge faiz oranlarında düşüşün yerini yatay harekete bıraktığı bir görünüm hakim. Önümüzdeki hafta yoğun olarak Türkiye’nin önemli ekonomik verileri açıklanacak. Pazartesi 3. çeyrek ekonomik büyüme (GSYH), salı, ödemeler dengesi-cari denge, perşembe Merkez Bankası toplantısı ve faiz kararı açıklanacak. Cuma günü ise Fitch’in, Türkiye’nin kredi notu değerlendirmesi var. Piyasa beklentileri, 3.çeyrek büyümesinin yüzde 1.5-2.0 seviyelerine gerilmesi, cari dengede art arda üçüncü ayda da artış göstererek 2.5 milyar dolar civarı fazla, Merkez Bankası’ndan faiz değişikliği beklenmezken Fitch’in Türkiye’nin kredi notu ve görünümünü koruması yönünde. Beklentilerden sapma halinde daha dalgalı bir piyasa görmek mümkün.

KÜRESEL DURGUNLUK

Geçen hafta, iç ekonomik gündemde yüzde 1.44 düşüş gösteren enflasyon öne çıkmıştı. Merkez bankası enflasyon düşüşünü ‘vergi indirimleri, TL’deki değer kazancı ve petrol fiyatlarındaki düşüşün etkilerinin yanı sıra talepteki zayıflama’ olarak özetledi. Enflasyonun olumlu etkileri dış piyasalardaki gerginlik nedeniyle çok kısa sürdü. Dış piyasalarda ise işler biraz karışık. ABD-Çin ticaret savaşında G-20 Arjantin zirvesinde 90 günlük geçici de olsa bir anlaşma sağlandığı haberi piyasaları olumlu etkilemiş, borsalar ve emtia fiyatları yükselmişti. Ancak ertesi gün piyasaların öngörülemeyen parametresi ABD başkanı Trump’ın anlaşmanın olmayabileceğini ima etmesi olumlu algıyı tersine çevirdi. Bu gelişme küresel durgunluk beklentilerini tekrar gündeme alevlendirdi. Zaten küresel ekonomideki yavaşlama gerekçesiyle Fed başkanı Powell faiz artırımlarına ara verileceği sinyalini vermişti. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verileri beklentilerin altında kaldı. ABD, Avrupa ve Çin ekonomilerinde yavaşlama emareleri gelmeye devam ediyor. Bu gelişmeler ABD kısa vadeli faiz oranlarını yükseltirken önümüzdeki yıllara ilişkin durgunluk ve düşük enflasyon beklentileriyle uzun dönem bono faiz oranları düştü. Bu gelişme ABD dolarında zayıflama, altın fiyatlarında yükseliş olarak kendini gösterdi. Ardından Çin’li teknoloji şirketi Huawei’nin sahibinin kızının Kanada’da tutuklanması işin tuzu biberi oldu ve ticaret savaşına devam hamlesi olarak görüldü. Bu defa dış piyasalar bu gelişmeyi ayrıca olumsuz yönde fiyatlamaya başladı. Doğal olarak son günlerde denge bulmaya çalışan iç piyasalar da bu olanlardan payını aldı.

YABANCI ALIMI

Borsada yabancı alımları artarken döviz ve faiz daha sakin. Reel sektörde ise temel sıkıntılar korunmakla birlikte son aylarda daralan konut ve otomobil satışlarındaki biraz toparlanma var. Faiz ve kur düşüşü, son vergi indirimleri, ertelenen siparişler bir parça talep getirmiş görülüyor. Devamının gelip gelemeyeceği önemli olacak. Artan konkordatolar, takipteki kredilerdeki artış ve azalan kârlılık gibi reel sektördeki sıkıntıların bankacılık sektörüne yansımaları bedelli sermaye artışı olarak kendini göstermeye başladı . Bunun devam edeceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Dış gündeme duyarlılığın arttığı piyasalarda temkinli görünüm sürüyor.

BORSADA ZAYIF GÖRÜNÜM SÜRÜYOR

BORSADA yatay bantta dalgalanma devam ediyor. İlk destekler 92.500 ve 91.300 seviyelerinde. 91.300 daha önemli. Bu seviye geri çekilmelerde tepki alımları görülebilir. Aksi takdirde düşüşün devamıyla sonraki destek 88.500 seviyesinde bulunuyor. İlk dirençler ise 96.300-96.800 seviyelerinde. Çıkışın devamı için ise 96.800 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Geri çekilmelerde tepki alımlarının görüldüğü ancak direnç seviyelerinin geçilmekte zorlanıldığı görünüm korunabilir.

Yazının devamı...

Piyasalar enflasyonu bekliyor

2 Aralık 2018

PİYASALARDA daha iyimser bir görünüm hakim. Ancak iyimserlik daha çok para piyasalarında yani faiz ve döviz tarafında görüldü. Borsada ise yükseliş denemeleri zayıf. Para girişi ve hacim yetersizliği borsadaki çıkış denemelerini sınırlıyor. Türkiye-ABD ilişkilerindeki yumuşama ile başlayan döviz kurlarındaki düşüş, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell’in “Faiz artırım süreci uzayabilir” açıklamalarıyla ivme kazanmıştı. Powell’ın açıklamaları ile dolar dış piyasalarda değer kaybedip, ABD borsaları yükselmişti. Son açıklanan Fed tutanaklarında üyelerin faiz artırımına destek vermesi olumlu etkiyi biraz azalttı. ABD Başkanı Trump’ın da sürekli Fed’in faiz artırımlarını eleştirdiği biliniyor. Powell’in bu açıklamayı politik mi yoksa ekonomik gerekçelerle mi yaptığı ayrı bir tartışma konusu oldu. Powell, geçtiğimiz günlerde Trump’ın açıklamalarına rağmen Fed’in faiz politikasının değişmeyeceğini vurgulamıştı. Ama ekonomik gerekçe daha yüksek olsa gerek. Bilindiği gibi Fed politika değişikliğine gitmeden önce piyasalara gardını alması için önceden mesaj verir. Bu açıklamadan hareketle küresel durgunluğun olasılık olarak daha belirginleştiği gibi bir sonuç çıkarmak yanlış olmayacaktır.

ABD-Çin ticaret savaşının küresel ekonomi üzerinde etkilerinin hissedildiğine dair değerlendirmeler bir süredir geliyordu. Bu çerçevede Avrupa Merkez Bankası kaynaklı açıklamalarda “Genişlemeci para politikasına devam” vurgusu sıkça yapılıyor. Dış piyasalarda parasal sıkılaştırmanın zayıflaması Türkiye gibi dış finansman ihtiyacındaki ülkeler için olumlu. Olumsuz tarafı ise Fed’in bilanço küçültmeye devam edecek olması. Kasım ayında TUİK’in açıkladığı güven endekslerindeki yükseliş, içerideki havanın biraz yumuşadığını gösteriyor. Ancak dış bakışı gösteren CDS oranlarındaki yükseliş içerideki hava ile uyumsuz. Döviz kurlarındaki düşüş, vergi indirimleri, akaryakıt fiyatlarında birbiri ardına gelen indirimleri üst üste koyarsak pazartesi günü açıklanacak kasım enflasyonu da muhtemelen eksi gelecek. Piyasanın beklentisi 0.5-1 puanlık eksi geleceği yönünde. Bunun faiz ve döviz kurları üzerinde olumlu ancak kısa süreli etkilerini görebiliriz.

PETROL VE ALTIN SAKİN

Ekonomideki daralmaya bağlı olarak cari fazla veriyoruz. 12 Aralık’ta üçüncü çeyrek büyüme rakamının da zayıf geleceği aşikar. Ağustos’ta yaşanan kur ve faiz şokunun reel ekonomi üzerindeki etkileri henüz kalkmış değil. Ağırlaşan ekonomi çarkına yeniden ivme kazandırmak için ekonomi yönetiminin hamleleri devam ediyor. Ayrıca Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası aracılığı ile VDMK ihracının başlaması özellikle konut sektörünün bankacılık üzerindeki yükünü azaltmaya ve kredi için yeni finansman imkanı sağlamaya yönelik bir adım. Bununla birlikte ileriye dönük olası riskleri de telaffuz edilmiyor değil. Geçen aylarda 2.7 trilyon olan banka kredileri son verilere göre 2.3 trilyon TL’ye kadar çekildi. Dış dünyada ise AB’nin İtalya bütçe sorunu, Rusya-Ukrayna gerginliği, G-20 toplantısı ve ABD-Çin ticaret savaşı öne çıkan gündem konuları. Piyasalar G-20 toplantısına biraz da ABD-Çin ticaret savaşında bir anlaşma olabilir mi gözü ile baktı. Petrol ve altın fiyatları sakin. Para piyasalarına göre daha temkinli görülse de borsada toparlanma çabaları sürüyor.

DOLAR/TL KURU DÜŞÜŞ TRENDİNDE

DOLAR/TL kurunda düşüş trendi devam ediyor. Ancak son günlerdeki sıkışmanın sonuna yaklaşılıyor. İlk destekler 5.13 ve 5.00 seviyelerinde. Sonraki destek 4.85 olarak görülürken ilk direnç 5.25 seviyesinde. Olası tepki alımlarının devamı için bu seviyenin üzerinde kalınması gerekecek. Sonraki dirençler 5.30 ve 5.44-5.54 seviyelerinde. Yön tayini için 5.13-5.25 bandının kırılacağı yöne önem taşıyor. Tepki alımları görülebilir. 

Yazının devamı...

Piyasa canlanabilir

25 Kasım 2018

DÖVİZ kurları ve piyasa faiz oranlarındaki düşüşe karşılık borsada da düşüş eğilimi hakim. Fakat sermaye piyasaları (borsa) ve para piyasaları (faiz, döviz) birbirine alternatif piyasalar ve aralarında negatif korelasyon olması yani piyasa işleyişi gereği farklı yönde hareket etmesi beklenirdi. Bazen kısa dönemli bu gibi uyumsuzluklar olabiliyor. Ancak bu aşamada soru şu, faiz ve dövizdeki düşüş borsaya yükseliş olarak mı yansıyacak? Yoksa faiz ve döviz tekrar yükselecek buna karşılık borsada düşüş devam edecek mi? Kararsızlık hakim. Mevcut koşullarda borsanın yükselmesi beklenirdi. Piyasaların yaklaşan yıl sonu hareketliliği, yine yaklaşan yerel seçim öncesi piyasalar canlı olabilir mi gibi varsayımlara hisselerin de ucuzluğu dikkate alınınca borsada daha güçlü tepkiler görülebilirdi. Ama şu ana kadar olmadı. Talep yetersizliği en büyük eksiklik. Dışarıdan ciddi alıcı gelmiyor. Son dönemde onlar da daha çok kısa dönemli trade (al-sat) tarafındalar. Bir hafta alıp sonraki birkaç haftada satıyorlar. İç talep de zayıf.

ÖNEMLİ SİNYAL OLACAK
Tasarruf gelirin türevidir, gelir azalıyorsa tasarruflar da azalıyor. Ayrıca işsizlik, ekonomide daralma, özel sektör ve hane halkında yüksek borçluluk gibi sorunlar mevcut. Yeterli talep gelmedikçe bu aşamada borsanın tepki verecek pek hali yok görünüyor. Ayrıca olumlu fiyatlamaya konu olacak piyasaları taşıyacak beklenti henüz oluşmuş değil. Ancak yüksek faiz ve ucuz borsaya yeterli talep gelirse daha canlı bir piyasa görmek mümkün olur. Bu açıdan son günlerde iyice zayıflayan borsada işlem hacminde bir artış görülürse bu önemli bir sinyal olacak. Yatırımcıların bu dönem tercihi defansif ve korumacı düşünce ile daha çok para piyasalarında. Bankalardaki yabancı para mevduatları TL mevduatlar ile neredeyse yarı yarıya. (TL mevduat 1.044, yabancı para mevduat 1.031 milyar TL) Diğer yandan güven sorununun henüz aşıldığını söylemek için erken. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, ekimde cari fazlada tüm zamanların rekoru ile enflasyonda düşüş yönlü trend beklediklerini söyledi. Vergi indirimleri, döviz kurları ve petrol fiyatındaki düşüş, ekonomideki daralma ile ithalattaki gerilemeyi dikkate aldığımızda bu beklentilerde olasılık artıyor. Son iki aydır gelen cari fazla Merkez Bankası rezervlerindeki toparlanmaya (brüt rezerv 71 milyar dolara yükseldi) yardım ederken özel sektörün dış borç ödemeleri cari fazlanın döviz kurları üzerinde düşüş yönlü etkisini azaltacak bir durum. Ayrıca bir miktar da kurlardaki geri çekilme ile banka döviz hesaplarında artış söz konusu. Makro ekonomik verilerde gerçekleşmeler görüldükçe piyasalarda farklı tepkiler görebiliriz. Ancak dış borsalarda zayıflama söz konusu. Dow Jones ve Dax gibi ABD ile Almanya borsa endekslerinde düşüş eğilimi var. Avrupa’nın İtalya’nın bütçe ve İngiltere’nin Brexit sorunu henüz aşılmış değil. İtalya için AB’nin yaptırım söylemleri ve Brexit euroya baskı yapmaya başladı. Bunun yanında küresel ekonomideki durgunluk beklentisiyle ABD Merkez Bankası (Fed) faiz artırım politikasında değişikliğe gidebilir, ara verebilir yönünde değerlendirmeler geliyor. Bu durum dolardaki değerlenmeye ivme kaybettirse de zayıflayan Euro tekrar toparlanmasına neden oldu. Faiz ertelemesi gerçekleşirse piyasalar ve Türkiye gibi dış finansman ihtiyacındaki ülkeler için olumlu olur. Faiz ve döviz tarafındaki düşüş hareketine karşılık borsada yön arayışı sürebilir.

DOLAR/TL KURU DESTEK BÖLGESİNDE

Yazının devamı...

Faiz düşüşünde hazine etkisi

18 Kasım 2018

Geçtiğimiz günlere kıyasla daha sakin bir piyasa görünümü var. Döviz kurları ve gösterge faiz oranlarında gerilemeye karşılık borsa belirli bir bantta hisse bazlı hareketlerle dalgalandı. Gösterge faiz düşüşünde Hazine’nin itfasının çok altında borçlanması, döviz kurlarındaki düşüşte ise ABD ile ilişkilerde iyileşme, devam eden dış borçlanma, ağustostan sonra eylülde de cari fazla verilmesi gibi bazı etkenleri saymak mümkün. Faiz düşüşüne rağmen döviz kurlarında yukarı yönlü bir tepki hareketi olsa da güç kazanamadı. Kasım ve aralık ayında ekonomi yönetimi enflasyonda gerileme bekliyor. Fakat düşüş henüz görülmedi. Gerek gösterge gerekse Merkez Bankası faizi enflasyonun altında. Kasım ayında itfa-ödeme 21, borçlanma 3, borçlanma hedefi ise 22 milyar TL idi. Hazine piyasada likidite bırakarak faiz oranlarının düşüşüne yol verdi. Ancak enflasyonu düşürmeden faizi düşürmek geçmişte denenen bir yöntem. Sonuçları ise malum, beklendiği gibi olmadı. Dileriz bu defa farklı olur. 

Son düzenlemeler parasal gevşeme sinyali. Hatırlanırsa geçen ay beyaz eşya, otomotiv ve mobilya sektöründe vergi indirimleri gelmişti. Hatta geçtiğimiz günlerde yine lokomotif sektörlerden inşaat sektörüne de destek sağlanacağı konusunda basında haberler yer aldı. Hatırlanırsa geçen haftaki yazımızda bu durumu Merkez Bankası’nın sıkı para politikasıyla temel maliye politikası arasındaki uyumsuzluk başlangıcı olarak görmüştük. Şimdi para politikası da uyum sağlamış oluyor. Ekonomideki canlandırma tedbirleri yavaşlayan ekonomi çarklarını tekrar hareketlendirmek, artan işsizlik, borç yapılandırmaları ve konkordatoları azaltmak için bir tedbir olarak görülebilir. Bununla birlikte yaklaşan yerel seçimler ile ilişkilendiren değerlendirmeler de var. Ancak 20 Eylül’de açıklanan Yeni Ekonomik Programda (YEP) ise büyüme hedeflerinin aşağıya çekilmesiyle ekonomide yavaşlama yönünde farklı bir vurgu vardı. Ayrıca önemli büyük projelerin erteleneceği ve durdurulacağı açıklanmıştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Turhan, Kanal İstanbul ile ilgili hazırlıkların devam ettiğini açıkladı. Gösterge faizindeki düşüşün mevduat ve kredi faizlerine yansıması beklenen bir sonuç. Bu durum ekonomideki işleyişe ivme kazandırabilir. Fakat buna bağlı olarak cari açıktaki gerilemenin tekrar yerini yükselişe bırakması olasıdır. Enflasyonla birlikte tabi ki. Faiz ve enflasyonun paralel hareket etmesi de bilinen bir ekonomik gerçeklik. Anlaşılacağı üzere kolay çözüm yok. Ekonomide bir hamlenin başka dengelere farklı yansımaları olabiliyor. Ayrıca zorlaşan dış piyasa koşullarını da dikkate almak gerekecek. Dışarıda ticaret savaşı, küresel ekonomide durgunluk beklentisi, ABD ayağında ise parasal sıkılaştırma var.

BREXIT VE İTALYA

Dış gündemde ise AB’nin İtalya ve Brexit sorunu devam ediyor. İtalya’nın bütçe sorunu için 21 Kasım’da karar verilecek, Brexit anlaşması ise 25 Kasım’da. Petroldeki düşüşe hafif tepki vardı. Arzın kısılacağı spekülasyonlarının etkisi oldu. Düşük petrol fiyatı bizim için cari açık ve enflasyon düşüşüne katkı demek. Avrupa Merkez Bankası’ndan “2019’da faiz artırımı zor mesajı” gelirken başkan Draghi, “Genişlemenin önümüzdeki yıllarda sürmesini bekliyoruz” dedi. Yani Avrupa’da mevcut gevşek para politikasına devam. Avrupa’nın en fazla dış kaynak kullandığımız piyasalardan biri olması açısından olumlu bir gelişme. Para piyasalarında (faiz, döviz) daha iyimser, buna karşılık borsada zayıf görünüm korunuyor.

DOLAR/TL’DE 5.30 ÖNEMLİ

Yazının devamı...

Gözler yabancı yatırımcıda

11 Kasım 2018

 

Piyasalardaki olumlu havanın etkisi zayıflarken borsada düşüş döviz kurlarında ise yükseliş denemeleri görüldü. Olumlu gelişmeler belli ölçüde fiyatlanması dışında dış borsalarda görülen tepki çıkışlarının ivme kaybetmesi, yüksek gelen ekim enflasyonu, konut sektörüne destek haberleriyle birlikte yeniden tartışılmaya açılan Merkez Bankası parasal sıkılaştırma politikası ile maliye politikası arasındaki uyumsuzluk konusu, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’den gelen “Türkiye ekonomisi muhtemelen resesyona girdi. Türk ekonomisinin 2019 ortasına kadar her çeyrekte daralmasını bekliyoruz” yönündeki değerlendirmeler iyimserliği azaltan bazı gelişmeler.

KASIM AYI UMUDU

Beyaz eşya, otomobil ve mobilyadan sonra lokomotif sektörlerden sonra konut sektörüne destek olunacağı haberleri, yeni ekonomik program (YEP) çerçevesinde ekonomideki yavaşlama vurgusu ve uygulanan sıkı Merkez Bankası politikalarıyla uyum konusunda tereddüte neden oldu. Temel dört sektöre destek, yeniden ekonomide canlanma hamlesi olarak yorumlandı. Beyaz eşya, otomobil ve mobilya sektöründeki vergi indirim kısa bir süreyi kapsayacağı için piyasalar biraz duyarsız kalmıştı. Ancak henüz teyit olmasa da konut stokunun bir kısmının kamu bünyesine alınacağı haberlerinin gelmesi farklı algılanmaya başlandı. Moody’s bu gelişmeleri makroekonomik dengelenmeye zarar verecek, TL ve kredi notu açısından da negatif bir durum olarak görüyor. Diğer yandan 21 milyar TL’lik iç borç ödemesi nedeniyle kasım ayı iç borç ödemeleri açısından kritik görülüyordu. Tasarruf tedbirleri sayesinde Hazine’nin finansman ihtiyacının azaldığı gerekçesiyle 12-13 Kasım’daki üç borçlanma ihalesi iptal edildi. Bu durum gösterge faiz oranlarına düşüş, döviz kurlarına da yükseliş olarak yansıdı. Ayrıca geçen hafta 1.5 milyar Euro tutarındaki dış tahvil borçlanmasıyla bu yılki dış borçlanma hedefinin geçildiği açıklandı. Özetle maliyetler yükselse de borçlanma sürüyor. Geçen haftanın önemli bir başka konusu enflasyondu. Ekim enflasyonu yüzde 10’luk indirim kampanyaları, zabıta kontrolü ve döviz kurlarındaki düşüşlere rağmen beklentilerin üzerinde geldi. Düşüş ile umutlar kasım ayına kalmış görülüyor. Ekonomi yönetimi alınan tedbirlerin etkisinin kasımda belirginleşmesini bekliyor.

PETROL VE CARİ AÇIK

Dış gündemde ise bu sıralar yine yoğun. ABD Merkez Bankası(Fed) beklendiği üzere 8 Kasım toplantısında faiz konusunu pas geçti. Fakat 19 Aralık toplantısında faiz artışına kesin gözüyle bakılıyor. Yani politika değişikliği yok. Ayrıca büyüme, istihdam yönünden ABD ekonomisinin güçlü görünümü sürüyor. 6 Kasım ara seçiminden Trump biraz yaralı çıksa da ABD dolarındaki Fed etkisi hissediliyor. Avrupa’nın İtalya sorunu ve gevşek para politikasının sürecek olması Euro’daki aşınma ile dolardaki değerlenmeye katkı yapıyor. Bu durum petrol ile altının ons fiyatına düşüş yönlü etki ediyor. Petrolde küresel ekonomideki durgunluk beklentisi, arz ve stok artışının yanısıra Trump’ın İran’a ambargoda sekiz ülkeye tanınan istisnayı kastederek “petrol fiyatlarını aşağıya çekiyorum” açıklamasının katkısı da var. Petrol fiyatındaki düşüş aynı zamanda bizdeki cari açığı azaltacak bir gelişme. Piyasalarda yön konusunda döviz kurları belirleyici olmaya devam ediyor. Borsada destek al, dirençte sat stratejisiyle bant hareketi korunuyor. Döviz kurlarındaki geri çekilmelerde döviz tevdiat hesaplarında hafif de olsa artışlar var. Ancak yabancı yatırımcının tavrı daha önemli. Son dönemde bir miktar satış tarafında olsalar da yabancıda bu aşamada kayda değer önemli bir pozisyon değişikliği görülmüyor. Piyasalarda olumlu hava yerini daha temkinli bir görünme bırakmış durumda. 

BORSADA DÜŞÜŞ TRENDİ DEVAM

Yazının devamı...

Piyasalarda bahar havası

4 Kasım 2018

Piyasalarda gerginlik veri ve haber akışına bağlı olarak yerini daha olumlu bir havaya bırakmaya başladı. Kalıcı bir iyimserlikten söz etmek için erken ama döviz kurlarındaki düşüş geç de olsa borsaya tepki alımları olarak yansıdı. Borsada banka hisselerinin lokomotif işlevi sürüyor. Gündemin ilk sırasında yarın açıklanacak enflasyon var. Enflasyon ile mücadele planı çerçevesinde yüzde 10’luk fiyat indirimleri, döviz kuralarındaki düşüşün ardından beyaz eşya, otomobil, mobilya, gayrimenkul sektörüne ilişkin vergi indirimleri gelince enflasyon beklentileri aşağıya çekildi. Fakat İTO’nun İstanbul için açıkladığı ekim ayı perakende fiyatlardaki yüzde 3.47 artış bu yöndeki beklentileri biraz zayıflattı. Eylülde İstanbul’da aynı oran yüzde 4.04 seviyesinde idi. İstanbul, Türkiye geneli için ne kadar ölçü olacak onu pazartesi sabahı göreceğiz.

BEDELLİ VE İMAR BARIŞI

Enflasyonda önemli bir gerileme yaşanırsa bu durum doğal olarak döviz kurları başta olmak üzere piyasalara olumlu yansıyacaktır. Diğer yandan Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 2018 yılı enflasyon hedefin bir kez daha yukarı yönlü revize etti. Yeni hedef yüzde 23.5 oldu. Yıla yüzde 5 hedefiyle başlandı, 20 Eylül’de açıklanan Yeni Ekonomik Program’da (YEP) yüzde 20.8’e çekilmişti. Kısa sayılacak aralıklarla temel makro ekonomi hedeflerinin değişmesi inandırıcılığı zayıflatıyor. Beyaz eşya, otomobil ve mobilya sektörüne gelen vergi indirimlerinin bu yıl için 72 milyar TL beklenen bütçe açığı üzerine olumsuz etkileri olabileceği endişeleri çok da geçerli olmazsa gerek. İki aylık süreyi kapsaması dışında imar barışı ve bedelli askerlikten sağlanan katkı bu durumu tolere edecektir.

Ayrıca piyasalardaki durgunluğu aşmak için böyle bir hamle gerekirdi görüşünde olanlar az değil. Zira ekimde otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 76.5 daraldı. Bir hamle yapmak belki gerekliydi ama bu defa da Merkez Bankası’nın ‘parasal sıkılaştırmaya devam’ açıklamasından birkaç saat sonrasında vergi indirimlerinin gelmesi, Merkez Bankası para politikası ile maliye politikasının uyumsuzluğunu çağrıştırdı. Hatırlanırsa geçmişte bu uyumsuzluk enflasyon ile mücadelede önemli bir zafiyet olarak görülmüştü. Bu tür gevşemeye yönelik tedbirlerin devamı gelmezse parasal sıkı duruşa çok da helal gelmez. Geçen haftanın veri bazında bir diğer dikkat çeken gelişmesi her ne kadar durgunluk işareti olarak görülse de ekim ayı dış ticaret açığında yaşanan yüzde 77’lik küçülme oldu. Bu durum cari açıkta azaltıcı yönde etkisi olacak elbette. Bu da döviz kurları üzerinde baskı yapabilir. Yine Hazine’nin 2019 finansman programında iç borç çevirme oranın yüzde 93 seviyesinde kalması olumlu yorumlandı. Ama yerel seçimi de dikkate alırsak yine anahtar kalem bütçe açığı olacak.

Yazının devamı...

Dış piyasalar gergin

28 Ekim 2018

Para piyasaları (faiz, döviz) daha sakin görülürken borsada düşüş devam etti. Para piyasalarında Merkez Bankası kararları ve ekonomi yönetiminin son aldığı tedbirlerin etkisi gözlenirken borsa ise dış piyasaların çekim alanına girdi. Geçtiğimiz aylarda dış borsalar yükselirken iç gündem nedeniyle Borsa İstanbul çıkışa uyum sağlayamamış ve düşmüştü. Şimdi ise dış borsalarla birlikte düşüyor. Son iki üç haftadır dikkat çektiğimiz Dow Jones (ABD) ve Dax (Almanya) gibi öncü borsalardaki olası düşüşün iç piyasalara yansıyabileceği öngörümüz gerçeklik kazandı. ABD Merkez Bankası (Fed) faiz artırım ve parasal sıkılaştırma politikası, yükselen tahvil bono faiz oranları, son aylardaki ciddi primlere bağlı kâr satışları, ABD-Çin arasında süren ve diğer ülkelere de bulaşan ticaret savaşları, emtia fiyatlarındaki düşüş, ABD başta olmak üzere küresel ekonomilerdeki büyümenin önümüzdeki yıllarda yerini durgunluğa bırakabileceği yönündeki değerlendirmeler dış borsalara olumsuz etki eden gelişmeler. 

EURO AŞINIYOR

JPMorgan’ın “ABD ekonomisinin önümüzdeki iki yılda resesyona girme olasılığı yüzde 50’nin üzerinde” açıklaması dışında diğer tahminlerde önümüzdeki 2-3 yıl için bu yüzdeler 60-80 gibi rakamlara ulaşıyor. Çin’in son ekonomik büyümesi ise yüzde 6.5 ile 2009 yılından bu yana en düşük seviyelere geriledi. Bu bağlamda bir kısmı hariç genelde maden, enerji, tarım, sanayi emtia fiyatlarında düşüş var. Piyasaların olası gelişmeleri önceden satma ve satın alma gibi huyları vardır. Oysa ABD ekonomisi bu dönem güçlü bir büyüme gösteriyor. Petrol fiyatındaki düşüşte 4 Kasım’da İran’a başlayacak ambargodan doğacak boşluğu S. Arabistan ve Rusya’nın doldurmak üzere uzlaşması ve bir parça da ABD dolarının değer kazanmasının etkisi de var. Bu arada İran Rusya’dan müttefik golü de yemiş oluyor. Altın fiyatlarındaki yükselişte ise ‘güvenli liman’ özelliğinin öne çıkmasının önemli payı var. Euro Bölgesi’nde İtalya’nın bütçe sorunu devam ediyor. Avrupa Birliği Komisyonu İtalya bütçesini kabul etmedi. İtalya’nın bilinen yüksek borçluluk ve bankacılık sorunlarının üzerine şimdi de bütçe konusu eklendi. Euro Bölgesi’nde başka sorunlu ülkeler de var elbette. Geçen haftaki Avrupa Merkez Bankası toplantısında faiz ve politika değişikliği yok. Başkan Draghi, faizler 2019 yaz sonuna kadar düşük kalacak, dedi. Buna karşılık ABD’de faizlerin yükseliyor ve yükselecek olması doğal dolara değer kazandırırken Euro’da aşınmaya neden oldu. Çok daha detaya kaçmadan özetleyecek olursak geçtiğimiz aylardaki dış piyasalardaki iyimserlik yerini gergin bir görünüme bırakmış durumda.

İç gündemde ise siyasi gelişmeler, beklendiği üzere faizi sabit tutan Merkez Bankası’nın sonuçları, 2019 bütçesi, yayınlanmaya başlayan 2018 yılı üçüncü çeyrek bilançoları gibi konu başlıkları var. İlk gelen bilançolar genelde iyi sayılır. Ancak faiz ve döviz kurlarındaki sert yükselişin ağustos ayında gerçekleştiğini ve bu aydan itibaren ekonomide yavaşlamanın belirginleşmeye başladığını dikkate alırsak, bilançoların sonraki dönemlerde aynı performansı koruması zor. Otomotiv ve inşaat sektörlerinde açıklanan veriler ekonomideki yavaşlamanın devamını teyit eder görünümde. 31 Ekim’de açıklanacak eylül dış ticaret verileri önemli. Hatırlanırsa ağustosta ihracat yüzde 6.5, ithalat ise yüzde 22.7 azalmıştı. Piyasalarda zayıf görünümle yeni denge arayışı sürebilir.

Yazının devamı...

Kaynak yabancıdan

21 Ekim 2018

Piyasalarda uzun süredir yaşanan olumsuz seyir son birkaç aydır yerini daha ılıman bir havaya bıraktı. Bu durum yalancı bahar mı yoksa dip görüldü toparlanıyoruz mu ikilemlerini de beraberinde getirdi. Görünen ışığın nereye evrileceğini yorumlamak için daha fazla veriye ihtiyaç olacak. Net cevaplar için henüz erken. Ama Türk varlıklarında TL’nin değer kaybıyla ucuzlama olduğu bir gerçek. Hisse senetleri, tahvil bono, şirket değerleri, gayrimenkul dış piyasa değerlemelerine göre oldukça ucuz. Faiz yüksek, borsada fiyatlar ve değerler düşük. Gayrimenkuldeki ucuzlamaya ilk tepki birkaç aydır geliyor. Yabancılara yapılan konut satışları eylülde bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 151.1 artarak 5 bin 615 oldu. Ağustostaki artış yüzde 129.6 idi. Gerçi Türk vatandaşlığına geçişte yatırım tutarının aşağıya çekilmesinin de bir parça payı olabilir. Ne diyelim darısı hisse senetleri ve tahvillerinin başına artık. 

RAHİP İŞARET FİŞEĞİ OLDU
Bir diğer gelişme Hazine’nin geçen hafta içinde dış piyasalarda gerçekleştirdiği 2 milyar dolarlık tahvil ihracı. Deutsche Bank, Goldman Sachs gibi yabancı yatırım bankalarının aracılık ettiği tahvil satışının yüzde 60’ını ABD’li, yüzde 23’ünü İngiliz yatırımcılar aldı. Dış borçlanmalar yine yabancılardan sağlanan kaynaklarla çözülecek haliyle. Ayrıca Akbank’tan sonra İş Bankası’nın da sendikasyon kredi yenilemesi (rollover) önemliydi. Bardağın dolu tarafına bakacak olursak dış borçlanmalarda vade biraz daha kısalıp faiz oranı artsa da kaynak girişinin gerçekleşiyor olması önemli. Döviz kurları üzerinde diğer etkenlerin yanında bu gelişmenin de bir ölçüde katkısı olabilir. Piyasalardaki toparlanma çabalarının güç kazanmasında ABD’li rahibin serbest bırakılması işaret fişeği oldu sanki. Ancak Türkiye-ABD ilişkilerinde başka satır başlıkları var. İki bakanımızla ilgili yaptırım kararı, karşılıklı olarak demir çeliğe getirilen ek gümrük vergileri, 4 Kasım’da başlayacak İran ambargosu ve Rusya’dan alınan S-400 füze sistemleri konusu sayılabilir. Diğer yandan piyasalarda rahip Brunson olayının fiyatlanmasının önemli ölçüde tamamlandığı ve etkisinin azaldığı söylenebilir. İç ekonomik gündemde ise 25 Ekim Perşembe günkü Merkez Bankası toplantısı önemli. Faiz artışı beklenmiyor. Döviz kurlarındaki düşüşün yanında enflasyonda geri çekilme beklentisi mevcut. Enflasyon ekim ayında çift yönlü darbe ile karşı karşıya. Kur geçişkenliği ve yıl sonuna kadar etkili olacak enflasyon ile mücadele planını çerçevesinde yüzde 10’luk indirimlerin yansımaları olacaktır. Bu avantajların devamlılığı konusunda tereddüt olsa da kısa süreli bir duraksama mümkün. Hali hazırda mevcut enflasyon yüzde 24.52 iken merkez bankası gösterge faizi yüzde 24 seviyesinde. Enflasyonda önemli geri çekilmeler olmazsa bu görünüm çok sürdürülebilir görülmüyor.

Son haftalarda vurguladığımız dış borsalardaki zayıflama devam ediyor. ABD ekonomisindeki güçlü görünüme bağlı olarak Fed’in faiz artırımının sürecek olması dış borsalar üzerinde baskıya neden oluyor. Son aylardaki primlere bağlı olarak kâr satışlarının etkisini de saymak gerekecek. Ticaret savaşları ve bununla ilişkilendirecek olursak Çin’in yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 6.5 ile 2009 yılından bu yana en zayıf büyüme verisi de dikkate değer. Avrupa ayağında ise İtalya’da bütçe ve borç sorunu sürüyor. İçeride hava yumuşamaya yüz tutmuşken dışarısının bozulması ve risk iştahının azalması talihsiz bir zamanlama. Dış piyasalardaki gelişmelere duyarlılık artışıyla birlikte temkinli bir piyasa görünümü ile karşılaşabiliriz.



Yazının devamı...
Zeynel Balcı Kimdir?

Zeynel Balcı