"Zeynel Balcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Zeynel Balcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Zeynel Balcı

Zeynel Balcı

Piyasalar dalgalandı durulmadı

18 Şubat 2018

GEREK sermaye gerekse para piyasalarında dengelerin çok hızlı değiştiği günlerden geçiyoruz. Piyasalar olumlu havayı tekrar yakalamaya çalışıyor. Son günlerde ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş sürmesine rağmen borsa ve para birimleri faizdeki hareketlenmelere duyarsızlaşmaya başladı. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) devam eden faiz artırım sürecine piyasaların da katılmasına rağmen dolar değer kaybediyor.

Oysa paranın fiyatı faizdir. Dolardaki zayıflama altın ve petrol gibi emtiaların yanı sıra borsalardaki yükselişe destek veriyor. Dolardaki zayıflamanın nedenleri hakkında ise oldukça geniş bir görüş yelpazesi var. Trump’a ve politikalarına olan güven kaybı, Avrupa ekonomilerindeki toparlanmaya bağlı olarak Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme politikasını gözden geçireceği ve ABD’nin kamu harcamaları ile bütçe ve cari açıklarında artış beklentileri, enflasyondaki yükselişe karşılık kazanç tarafının zayıf olduğundan enflasyon artışını sınırlayacağı gibi az veya çok haklılık payları da olan bir çok görüş mevcut.

KRİTİK BİR EŞİK

Geçen yazılarımızda da vurguladığımız üzere faiz ve borsaların yani birbirine alternatif sermaye ve para piyasalarının aynı yönde hareket etmesi piyasa işleyişine aykırı bir durum. Ama kısa süreli bu tür uyumsuzluklar olsa da daha sonra olağan dengeye tekrar dönülecektir.

Son günlerde her piyasa kendine göre gerekçelerle hareket ediyor. Çok detaya girmeden faiz artışı enflasyondan, borsa büyüyen ekonomiden, altın ise enflasyon artışı ve zayıf dolardan besleniyor görünümü hakim.

Yazının devamı...

Bu para nereye gidecek?

11 Şubat 2018

PİYASALARDA gerginlik hakim. Borsalarda sert düşüşlere karşılık faiz ve döviz kurları yani para piyasaları daha sakin. Son bir haftada Dow Jones Endeksindeki (ABD) düşüş zirve seviyesinden yaklaşık olarak yüzde 10’u aşarken, Borsa İstanbul’da yüzde 7 civarında. Aynı dönemde tahvil bono faiz oranları ve para birimlerindeki yükselişler daha sınırlı. Eski Fed başkanları Greenspan ve Yellen’in ABD borsaları düşüşe geçemeden hemen önce “hisse senetleri fiyatlarında balon var, hisse fiyatları yüksek” şeklinde ifadeleri olmuştu. Tetiği bir yerde onlar düşürdü veya işaret fişeğini onlar ateşledi, desek yeridir. Dow Jones endeksi son iki aydaki primini bir haftada geri aldı. Bir bakıma, kaşıkla verdi kepçe ile aldı. Daha önceleri yaşanan birçok düzeltme ve kâr satışları alım fırsatı olarak görülmüştü. Bu nedenle borsada uzun soluklu çıkış trendlerinde oluşan düşüş sinyallerinin ihmali, görmezden gelinmesi gibi duyarsızlık hali veya körlük son düşüşte de yaşandı sanırım.

ALTINDA GERİLEME

Genelde trend dönüşleri çok beklenmedik zamanlarda olur. Hatta “borsada düşüş başlayacağı zaman zil çalmaz” diye eski bir borsacı sözü de vardır. ABD borsalarındaki satışlarla eş zamanlı “güvenli liman” özelliği öne çıkarılarak tahvil bonoya ve altına alımlar geldi. Ancak daha sonraki aşamada yüksek faizle birlikte doların değer kazanmasına bağlı olarak altın fiyatlarında gerileme görüldü. Ticaret durmaz, sözünden hareketle şimdi borsalardan çıkan para nereye yönelecek, sorusuna odaklanmak zamanı. Daha düşük fiyattan tekrar borsaya mı dönecek yoksa makas değişikliğiyle faiz veya altın gibi diğer yatırım araçlarına mı? Bir yılı aşkın süren yükselişi dikkate aldığımızda son düşüşle birlikte borsaların çok ucuzladığını söylemek için henüz erken. Dow Jones endeksi öncülüğündeki düşüş Türkiye’nin de yer aldığı gelişen ülke borsalarına biraz daha zayıf yansıdı. Bu defa “Amerika hapşırsa dünya nezle olur” sözü tam karşılığını bulmadı yani. Bu olayda gelişen ülke piyasalarının daha düşük fiyat kazanç ve yüksek faiz oranları gibi faktörlerin bir parça etkili olduğunu, kalkan işlevi gördüğünü söylemek mümkün.

YÜKSEK MALİYET

Borsa İstanbul’da önemli değerleme kriterlerinden fiyat kazanç oranları 10-11 seviyelerinde seyrederken bu oranın ABD ve gelişmiş ülkelerde yaklaşık 20 ortalama ile hareket ettiği biliniyor. Ayrıca gelişen ülkelerdeki faiz oranları daha yüksek. Bu görünüm  böyle zamanlarda belki avantaj olarak görülebilir fakat faiz yükselişi Türkiye gibi dış finansman ihtiyacındaki gelişen ülkeler için yeni borçlanmalarda daha yüksek maliyet demek. Bu durumda Türkiye’nin borçları çevirmek için yıllık kabaca 200 milyar dolar civarındaki dış kaynak ihtiyacı ve bankacılık sektöründe yüzde 121 oranındaki kredi/mevduat oranıyla reel sektörün 214 milyar dolarlık döviz açığı akla geliyor. Diğer yandan devamlılığı tartışmalı ekonomik büyüme dışında Türkiye’ye özel hikaye veya beklenti bulmak da zor bu aşamada. Ayrıca piyasaların bir süredir görmezden geldiği Suriye ve Ortadoğu var. Dış piyasalardaki gelişmelere duyarlılık devam etmekle birlikte temkinli görünüm korunabilir.

Yazının devamı...

Piyasalara faiz baskısı

4 Şubat 2018

BORSADA kâr satışları görülürken döviz ve faiz tarafı daha sakin. Türkiye’nin Afrin operasyonu devam ederken piyasalar bu yöndeki gelişmelere tepki vermiyor. Etkileri hissedilmese de Suriye konusundaki gelişmeler yakından izleniyor. Doların değer kaybıyla birlikte ABD ve Almanya uzun dönemli faiz oranlarındaki yükseliş sürüyor. Son günlerde referans olarak görülen ABD ve Almanya uzun dönem tahvil faiz oranlarındaki yükseliş, çıkış trendlerini sürdüren borsalara kâr satışları olarak yansımaya başladı. Alternatif iki yatırım aracının aynı yönde hareket etmesi piyasa işleyişi bakımından çok sürdürülebilir bir durum değildi zaten. Önceki dönemlerde ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş dolara değer kazandırırken gelişen ülke para birimlerine ve tabii ki TL’ye değer kaybı olarak yansırdı. Geçen hafta sonuna kadar neredeyse faiz yükselişini pek umursayan olmadı dense yeridir. Ancak yüzde üç seviyesi geçilirse başta gelişen ülkeler olmak üzere diğer piyasalara daha derin etkileri beklenebilir.

ABD BÜTÇE AÇIĞI

ABD tahvil faiz yükselişinde ABD Merkez Bankası’nın (Fed) devam eden faiz artırım süreciyle ısınan ekonomiye bağlı olarak enflasyondaki yükseliş beklentileri, ABD bütçe açığı ve Avrupa merkez bankasının gevşek para politikasını yıl sonuna doğru değiştirebileceği öngörüsünün payı var. Ekonomideki büyüme diğer yandan borsalardaki çıkışı besleyen bir durum. Özetle faiz ve borsalar bu aşamada kendine has gerekçelerle mecralarında hareket ediyorlar.

‘Büyük para haklıdır’ diyen eski bir borsacı sözünü hatırlayacak olursak kendine yüksek getiri arayan para bu dönem borsaya daha çok teveccüh gösterip oraları coşturdu. Fakat faizlerdeki yükseliş yeni bir cazibe alanı yaratabilir. Diğer yandan 1.900 zirvesinden gelip 2011 yılından bu yana uyuyan ve son dönemde dolardaki zayıflama, yüksek enflasyon beklentileri, bir nebze de jeopolitik gelişmelerden güç alan “altın” var. Ayrıca faiz artışlarına aldırış etmeyen ve güvenli liman özelliği tekrar hatırlanmaya başlayan Eski Fed Başkanı Greenspan, ABD piyasalarını kastederek “hisse senedi ve tahvillerde balon var” uyarısında bulundu.

TEST EDECEK

Eski başkan haklı çıkarsa “ticaret durmaz” diyen eski tüccar sözüne atıfla diğer yatırım araçlarını da artık alternatif olarak daha fazla dikkate almak gerekebilir. Kısa bir genel değerlendirme sonrası iç piyasa gündemine dönersek, pazartesi günü ocak enflasyonu açıklanacak. Ekonomi yönetiminin aralık sonrası enflasyonda yükseliş durur tezinin testi açısından ayrıca önemli olacak. Döviz kurlarının nispeten durulması ve İTO enflasyon verileri bu yönde olumlu bir sinyal veriyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye pozisyonunda pozitif görünüm sürüyor. 26 Ocak haftasında hisse ve tahvilde alımdalar. Borsadaki yabancı hisse takası hafif gerilese de yüzde 65’in üzerinde. Türkiye’nin CDS oranlarındaki (risk primi) yükseliş şimdilik sınırlı. Son dönemdeki genelde başarılı halka arzlar ve yayınlanmaya başlanan 2017 yıl sonu bilançoları yakından izleniyor. Piyasalarda iyimserlik korunmakla birlikte olumlu gelişmelerin önemli ölçüde fiyatlanması ve borsada sıklaşan kâr satışları temkinli bir görünümü beraberinde getiriyor.

 

BORSADA KÂR SATIŞI ETKİSİ YAŞANIYOR

Yazının devamı...

Piyasalara banka ve zayıf dolar dopingi

28 Ocak 2018

PİYASALARDA iyimserlik devam ediyor. Borsada yükseliş, faiz ve döviz kurlarında düşüş eğilimi hakimdi. Borsada çıkışta banka hisseleri lokomotif işlevi gördü. Bir süredir hareketsiz kalan banka hisseleri borsayı yeni zirvelere taşıyor. Döviz kurlarında ise dışarıdaki parite hareketleri etkiliydi. Dolar/TL’de düşüş, Euro/TL’de ise yükseliş vardı. Türkiye’nin Afrin (Suriye) harekâtı sürüyor. Harekât öncesi görülen tedirginlik harekatın başarılı olacağı ve kısa sürede tamamlanacağı ayrıca ABD ile karşı karşıya gelinmeyeceği beklentileriyle yerini olumlu havaya bıraktı. Ancak harekâtın uzaması ve mevcut görünümün değişimi söz konusu olursa piyasalar üzerinde baskıya neden olabilir.

KAFA KARIŞTIRDI

Diğer yandan Erdoğan-Trump telefon görüşmesinden sonra yapılan açıklamalara bakılırsa Suriye konusunda çok da uyum çıkmadığı anlaşılıyor. Gerek ABD’deki Zarrab davası gerekse Suriye konusunda piyasaların verdiği tepkiler deyim yerinde ise “şüyuu vukuundan beter” görünümü. Önce olumsuz olasılıklar satılıp olayın gerçekleşmesiyle bu defa olumlu tarafı öne çıkarılıp fiyatlanıyor. Geçen hafta Suriye dışında dış piyasalardaki gelişmeler de etkili oldu. ABD Hazine Bakanı Mnuchin, zayıf dolar, başkan Trump’ın ise güçlü dolardan yana olduğunu söylemesi kafa karışıklığına neden oldu. ABD Merkez Bankası (Fed) faiz artırıp bilanço küçültürken hükümetin ekonomide büyüme ve zayıf dolar politikası uygulaması biraz tanıdık geldi. Bizde de hükümet kredi garanti fonu (KGF) gibi teşviklerle ile büyümeyi teşvik ederken merkez bankası parasal sıkılaştırmaya devam ediyor. ABD dolarındaki zayıflama kur savaşları tartışmalarını akla getirdi. Geçen haftaki Avrupa Merkez Bankası toplantısında mevcut gevşek para politikasına devam kararı çıktı. Euro güç kazanırken başka bir hamle de beklenmezdi zaten. Aksi bir söylem Euro’ya daha fazla değer kazandıracaktı. Ağırlıklı olarak Euro ile ihracat yapıp dolar ile borçlanan Türkiye için son kur hareketleri avantaj sağlıyor.

BÜTÇE YÜKÜ

Ayrıca dolardaki zayıflama carry trade uygulamaları yönünden Türkiye’nin de yer aldığı gelişen ülke piyasaları için katkı yapan bir durum. Bir diğer konu Suriye operasyonunun Türkiye bütçesine yükünün ne olacağı konusu. Hükümet kaynaklı açıklamalar bütçeye ve piyasalara olumsuz bir etkisinin olmayacağı yönünde. Hazine geçen yıl bütçe açığının ve limitlerinin üzerinde borçlanmıştı. Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek 2017 yılında fazladan borçlanma için 2018 yılı Hazine’nin ilk çeyrek yüklü ödemeleri var demişti. Ocak-Mart döneminde 57 milyar TL’lik borç ödeme var. Hatırlanırsa geçen yıl bütçe açığı 61 milyar TL beklenirken 47 milyar TL olarak gerçekleşti. Belki farklı bir amaç içindi ama bütçe ek maliyetlere hazırlıklı. Bu durum Hazine’nin yapacağı borçlanmalarda faiz üzerinde yukarı yönlü baskı olasılığını zayıflatıyor. Ayrıca dış kaynak bulma kolaylığı yönünden dış dünyada ucuz ve bol likidite ortamı korunuyor. Dış borsalardaki çıkış hareketleriyle birlikte bardağın dolu tarafını görme eğilimindeki iç piyasalarda olumlu hava sürüyor.

DOLAR/TL KURU DÜŞÜŞ TRENDİNDE

Dolar/TL kurunda kısa dönem düşüş trendi devam ediyor. İlk destekler 3.70-3.68 seviyelerinde görülürken bu seviyelerde tepki alımları görülebilir. Sonraki destek 3.62 seviyesinde. Yukarı yönlü hareketlenmelerde ise ilk direnç 3.76 seviyesinde. Bu seviyenin üzerinde sonraki ve daha önemli direnç noktaları 3.83-3.85 seviyelerinde bulunuyor. Geri çekilmelerde tepki alımları görülebilir.

Yazının devamı...

Gündem Suriye

21 Ocak 2018

AFRİN operasyonunun başlamasıyla artık gündemin ilk sırasında Suriye var. Geçen haftaiçinde Suriye’ye müdahale olasılığı bu aşamada piyasalar üzerinde dalgalanma dışında çok belirgin tahribata neden olmamıştı. Ancak operasyonun gerçekleşmesiyle daha temkinli bir görünümün öne çıkması bekleniyor. Burada piyasaları rahatlatacak unsur, kısa sürede bitecek başarılı bir operasyon olması. Buna karşılık zorluk derecesi yüksek görünen operasyonun uzaması piyasalar üzerinde baskıya neden olacaktır. Diğer gündem konuları ise bu aşamada çok da etkili olmayacak.

SINIRLI HAREKETLİLİK

Hafta içerisinde ABD’deki Zarrab davasında olduğu gibi geri çekilmeler alım fırsatı olarak görüldü. Yatırımcılar tedirgin iken teşbihte hata olmaz sanki görünmez bir el, bankalar başta olmak üzere lokomotif hisselerde alım yaptı ve 111 bini gören endeksi 117 binin üzerine taşıdı. Borsadaki yükselişte fazlaca genele yaygınlık görülmedi. Döviz kurları ise yatay seyrini sürdürdü. Ancak geçen haftanın kapanışında cuma günü borsada kâr satışları döviz kurlarında ise yukarı sınırlı bir hareketlilik görüldü.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye’nin kredi notu konusundaki değerlendirmeleri, beklendiği üzere faiz oranlarının sabit tutulduğu merkez bankası toplantısı, çıkış trendlerini sürdüren dış borsalar öne çıkan gündem konuları. Enflasyondaki artıştan güç alan ABD uzun vadeli tahvil faiz oranının kritik seviye olarak görülen yüzde 2.60 seviyesini geçerek yükselişini sürdürmesi önemli.

304 MİLYON DOLAR

Sadece Türkiye değil gelişen ülkeler açısından da yakından izlenecek bir konu. ABD tahvil faiz yükselişlerine rağmen son günlerde altın fiyatının da yükselmesi ve dolarının eş zamanlı değer kaybı, ABD hükümetinin kapanma belirsizliği (bütçenin senatoda onay almaması) ve altının “güvenli liman” özelliğinden kaynaklanan bir durum. Yabancı yatırımcıların 12 Ocak haftasındaki işlemlerine bakıldığında hisse senetlerinde 304 milyon dolarlık satışa karşılık bonoda 253 milyon dolarlık alım yapmışlar.

Yazının devamı...

Gözler Merkez’de

14 Ocak 2018

GEÇEN hafta piyasalarda dalgalı bir seyir vardı. Sonradan yalanlanan Çin’in ABD tahvillerinde alımları durduracağı veya azaltacağı haberi borsada kâr satışlarına ivme kazandırırken faiz ve döviz kurlarında yukarı yönlü hareketlenmelere sebep oldu. Yalanlama haberiyle piyasalar tekrar eski seyrine dönmeye çalıştı. Bilindiği üzere Çin 1.1 trilyon dolar ile en fazla ABD tahvili bulunduran ülke. Yine dip not olarak vermek gerekirse onu yine 1 trilyon doların üzerinde ABD tahvili taşıyan Japonya izliyor. İç piyasalardakine benzer görünüm dış piyasalar için de geçerliydi. Özellikle yükseliş eğilimindeki ABD uzun vadeli tahvil faiz oranında yüzde 2.60 sınırına yaklaşılması, iki yıllık tahvilde ise 2009’dan sonra ilk defa yüzde 2’nin üzerine çıkılması önemli görüldü.

ALTIN YÜKSELDİ

Bu çerçevede “güvenli liman” özelliğinin hatırlanması doların değer kaybıyla da birleşince altın fiyatları yükseldi. Bu durum iç piyasalarda altının gram/TL fiyatına da yansıdı. Çin ve ABD tahvilleriyle ilgili haber akışı dolarda biraz aşınmaya neden olmadı değil. Ancak dolar asıl darbeyi Euro’nun güç kazanmasından yedi. Son açıklanan Avrupa Merkez Bankası tutanaklarında 2018’de para politika değişikliğinden söz edilmesi “şahin” olarak değerlendirildi. Ayrıca Almanya’da hükümetin kısa sürede kurulma olasılığının artması ile Euro değer kazanarak Euro/dolar paritesi 1.21 seviyesini geçince iç piyasalarda Euro/TL kuru da yükseldi. Beklentilerin üzerinde gelen cari açık, petrol fiyatlarındaki yükseliş, kredi alacaklısı Türk bankalarının Telekom’un ana ortağı Otaş kredisini yakın izlemeye alması ve siyasi gelişmeler diğer gündem konuları. 18 Ocak’taki Merkez Bankası toplantısı ve faiz kararını da gündeme eklemek gerekecek. Ekonomideki büyüme ve petrol fiyatlarındaki artışın da etkisiyle cari açık yıllık bazda 40 milyar doların üzerine yerleşti. Önümüzdeki yıl da bu seviyesini koruması muhtemeldir. Yüksek enflasyon, yüksek cari açık ve bütçe açığına ABD tahvil faiz oranları başta olmak üzere dış piyasalardaki faiz yükselişi eklendi.

İLGİ DEVAM EDİYOR

ABD Merkez Bankası (Fed) zaten faiz artırım sürecinde. İçeride döviz kurlarındaki düşüşün yerini tepki yükselişine bırakmaya başladığını da dikkate alırsak 18 Ocak’ta faiz kararı konusunda Merkez Bankası’nın işi biraz daha zorlaştı. Türk bankalarının Türk Telekom’daki 4.7 milyar dolarlık krediyi takibe almaları dışında Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in ABD’deki Zarrab davası ile ilgili “Halkbank’a bir ceza gelirse bunu Halkbank öder, Halkbank için borçlanmayız” açıklaması daha önce “Bankaların yanındayız” söyleminin ardından dikkat çekti. Yabancı yatırımcılar 5 Ocak haftasında hisse senetlerinde 205 milyon dolar, tahvil bono tarafında 35 milyon dolar alımda çıktılar. Dışarıdaki olumlu hava ve risk iştahıyla birlikte yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisi devam ediyor. Çin’in ABD tahvillerinin alımını azaltacağı haberi bir yönü ile gündeme olan duyarlılığın çok yükseldiğini gösterdi. Hatırlanırsa geçen hafta, olumlu gelişmelerin önemli ölçüde fiyatlandığı, borsada yükseklik korkusuyla kâr satışları, döviz kurlarında ise tepki alım olasılığını dikkate almak gerekecek” ifadesini kullanmıştık. Bu beklenti işlerlik kazandı. Ancak piyasalar bu aşamada olumlu havayı koruma çabasıyla birlikte artık daha temkinli.

DOLAR/TL KURUNDA TEPKİ ALIMLARI GÖRÜLDÜ

DOLAR/TL kurunda tepki alım denemeleri henüz güç kazanmış değil. Düşüş trendi korunuyor. İlk dirençler 3.80-3.82 seviyelerinde. Çıkışın devamı açısında 3.82 seviyesinin üzerinde kalınması önemli olacak. Sonraki dirençler 3.84 ve 3.89 seviyelerinde. Geri çekilmelerde ise 3.73 ilk destek olarak görülüyor. Sonraki ve daha önemli destek noktaları 3.70-3.68 seviyelerinde bulunuyor. Geri çekilmelerde tepki alımları görülebilir.

Yazının devamı...

Borsa ‘yabancı’ ile yükseldi

7 Ocak 2018

GEÇEN yılı iyi kapatan piyasalar yeni yıla da iyi bir başlangıç yaptı. Geçen haftanın gündeminde ilk sırada ABD’deki Zarrab davasının yansımaları vardı. Jüri, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’yı, altı suçun beşinde suçlu buldu. Alacağı ceza ise 11 Nisan’da açıklanacak. Piyasalar dava nedeniyle adı geçen bankaya olası bir ceza için bu tarihin bekleneceği veya zaman alacağı varsayımı nedeniyle kararı sakin karşıladı, etkileri de bu aşamada çok sınırlı kaldı. Piyasalar için çok önemli bir gündemin geride kalmasının etkisi de vardı. Ancak önümüzdeki dönemde dava ile ilgili gelişmeler takip edilecek. Somut bir gelişme olana kadar  piyasalar üzerindeki etkileri zayıf kalacaktır.

Aralık ayı enflasyonu (TÜFE) beklentilere uygun geldi. Döviz kurlarındaki gevşemenin etkisi hissedilirken ekonomi yönetiminin beklentisi de Aralık’tan itibaren enflasyonun düşmeye başlayacağı yönünde idi. Fakat üretici ve çekirdek enflasyonun yüksek olması maliyet enflasyonu açısından önümüzdeki dönemlerde düşüşü zorlaştırıyor. Bu da faiz düşüşüne engel bir gelişme. İran’daki gösteriler konusunda piyasalar herhangi bir fiyatlama yapmadı. Ama İran’ın önemli petrol üreticilerinden biri olması nedeniyle petrol fiyatları etkilendi. Dış piyasalarda ise uzun soluklu iyimserlik ve risk iştahı devam ediyor. İç piyasalar son dönemde dış piyasalara daha fazla uyum gösteriyor. Altın fiyatlarındaki yükselişte ABD dolarının değer kaybıyla birlikte yine İran ve Ortadoğu etkisi var. İç piyasalarda altının gram/TL fiyatına dolar/TL kurundaki gevşeme nedeniyle dışarıdaki yükselişin etkileri daha zayıftı. Fed tutanaklarında 2018 faiz artışı konusunda üyelerin tartışması ve görüş ayrılıkları içinde olması sonrası ABD doları biraz değer kaybetti.

EN DÜŞÜK SEVİYE

Yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisi sürüyor. Aralık’ta Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcılar 180 milyon dolarlık net hisse alımı yaparken yabancı takas oranı tekrar yüzde 65’in üzerine çıktı. Türkiye’ye yabancı bakışını gösteren parametrelerden biri olan 5 yıllık CDS oranları (risk primi) 160 seviyesinin altına gerileyerek son dönemlerin en düşük seviyesine indi. Bu göstergeleri yan yana koyduğumuzda zor gündem ve güçlü beklentiler olmamasına rağmen piyasaların gösterdiği performans oldukça önemli. Ancak son dönemdeki olumlu gelişmelerin önemli ölçüde fiyatlandığı söylenebilir. Borsa yeni zirveler deneyerek önemli direnç seviyelerine yaklaşırken, döviz kurları zirve seviyelerinden uzaklaştı. Bu açıdan borsada yükseklik korkusu ve kâr satış beklentilerini, döviz kurlarında ise tepki alım olasılıklarını dikkate almak yerinde olacak. Piyasalarda iyimserlik korunuyor.

BORSADA ÇIKIŞ TRENDİ SÜRÜYOR

BORSADA yeni zirve denemeleriyle çıkış trendi devam ediyor. İlk dirençler 118.300-119.000 seviyelerinde. Bu seviyelerde kâr satışları görülebilir. 119.000 seviyesinin üzerinde çıkış hareketinin devamıyla sonraki dirençler 122.000-123.000 olarak görülüyor. 123.000 trend direnci olması açısından uzun dönem için önemli. 115.000 seviyesini bir önceki zirve olması açısından artık destek olarak görmek gerekecek. Bu seviyenin üzerinde çıkış hareketinin devamı beklenebilir. Sonraki destekler 113.000-112.500 seviyelerinde. Endekste 119.000 seviyesi geçilemezse düşüş formasyonlarından “yükselen takoz” gündeme gelebilir. Çıkış trendi sürmekle birlikte direnç seviyelerinde kâr satışları görülebilir.

Yazının devamı...

Piyasalar iyimser ama gündem zor

31 Aralık 2017

2017 piyasalar için iyi bitti. Dalgalı ve ilginç bir yıldı. Piyasa işleyişine aykırı belki ama yatırım araçlarının tamamına yakını yükseldi. Para ve sermaye piyasası yatırım araçları birbirinin alternatifi olması açısından ters korelasyon göstermesi beklenirdi. Borsa ve döviz kurları (dolar/TL, euro/TL) tarihi zirveler denerken gösterge tahvil bono faiz oranı son sekiz yılın en yükseğini gördü. Uzun dönem tahvil faiz oranı ise yeni zirve oluşturdu. 2017 yılından 2018 yılına devreden iyimser bir piyasa var ancak kolay bir gündem yok.

YILLIK ENFLASYON

Yeni yılın ilk haftasından itibaren ABD’de devam eden Zarrab davası yine gündemimizde olacak. Her ne kadar piyasaları olumlu etkileyen Türkiye-ABD arasındaki vize yasağının perşembe günü kalkmış olmasına ve hükümetin bankalara destek vereceğini açıklamasına rağmen davanın sonuçları bazı bankalar için önemli. Diğer yandan 3 Ocak’ta aralık enflasyonu var. Döviz kurlarının nispeten sakinleşmesinin yanında ekonomi yönetiminin beklentisi aralıktan itibaren enflasyonun düşeceği yönünde. Enflasyon, merkez bankası faiz kararları açısından en önemli parametrelerden biri. Sürekli olarak faizin düşmesi gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “faiz politikasını hükümetimizle oturup konuşup tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor” sözünü de bu meyanda dikkate almak gerekecek.

Cuma günü ise ABD tarım dışı istihdam verileri var ki bu da yine Fed’in faiz kararı için izlenen verilerden biri. 2018 yıl bazında bugünden görünen olası gündem konuları arasında Fed başta olmak üzere merkez bankaları faiz kararları, borsalara kâr satışları gelip gelmeyeceği konusu, daha çok Ortadoğu ve Türkiye-ABD ilişkileri ekseninde jeopolitik gelişmeleri dış gündem olarak saymak mümkün. İç gündemde ise ekonomik büyümenin ne ölçüde korunacağı, yüksek faiz, cari açık, bütçe açığı, enflasyon, işsizlik gibi temel sorunlar, merkez bankasının faiz politikası ve siyasi gelişmeler ilk akla gelenler. Özellikle gerilen siyaset ve hükümet her ne kadar bu olasılığı yalanlasa da erken seçim tartışmaları önemli gündem konuları arasında olacak gibi görünüyor.

YABANCI GİRİŞİ

Piyasaların önemli oyuncularından yabancı yatırımcıların 2017 yılında Türkiye para ve sermaye piyasalarına ilgisi oldukça yüksekti. Ocak-ekim döneminde 24 milyar dolarlık hisse senedi ve tahvil bonoya giriş yapmışlar. 21 milyar doları yüksek faiz nedeniyle tahvil bonoya olmuş. Özetle, 2018’e zirveler deneyen borsa ve yüksek kur ve faizle giriyoruz. Gelecek yılda dış konjoktürde para politikalarının sıkılaşması yanında içeride piyasayı taşıyacak güçlü beklentilere ihtiyaç olacak. Kısa süreli iyimserlik korunsa da siyaset ve jeopolitik ağırlıklı gündem nedeniyle 2018 yılında zor bir piyasa öngörüsü öne çıkıyor.

BORSA TEKRAR ZİRVEDE

Yazının devamı...
Zeynel Balcı Kimdir?

Zeynel Balcı