"Zeynel Balcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Zeynel Balcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Zeynel Balcı

Zeynel Balcı

İyimserlik zayıflıyor

17 Şubat 2019

PİYASALARDA son aylarda görülen iyimserlik korunuyor. Ancak biraz zayıflama söz konusu. Borsada yaşanan düşüşte ocak ayındaki sert çıkışın hazmedilme ve kâr satışlarının yanı sıra dış borsalardaki çıkış hareketlerindeki ivme kaybının etkisi var. Döviz kurları ise daha sakin. Küresel ekonomide başlayan durgunluk emarelerine karşılık son bazı veriler zayıf gelse de (perakende satışlar) ABD ekonomisinde güçlü görünüm korunuyor. 2019 sonu veya 2020 yılında ABD ekonomisinin resesyona girebileceğine dair tahminler var. Ancak ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri resesyon olasılığının yüksek olmadığını düşünüyor. Durum böyle olunca piyasalarda son dönemde iyimserliğe neden olan Fed’in faiz arttırım ve bilanço küçültme operasyonlarına ara verme konusu tekrar sorgulanmaya başladı. Doların dış piyasalarda tekrar değer kazanmaya başlamasında bu durumun etkisi olabilir. ABD’li Citigroup’un, “Fed’in faiz arttırma riski indirme ihtimalinden fazla gelişmekte olan piyasalara yatırımcı akışı negatife döndü” açıklaması önemli. Buna benzer değerlendirmeler borsalardaki coşkuyu bir parça aldı.

YAVAŞLAMAYA İŞARET

Bu durum Türk mali piyasalarını da etkilemedi değil. 8 Şubat haftasında yabancı yatırımcılar dört haftalık alımlarının ardından ilk defa 105 milyon dolarlık hisse satışı yaptılar. Tahvil bonoda ise 205 milyon dolar satıştalar. Çin, Euro Bölgesi ve Türkiye ekonomileri için gelen veriler bir süredir yavaşlamaya işaret ediyordu zaten. Perşembe günü açıklanan aralık ayına ait sanayi üretimindeki geçen yılın aynı ayına göre -9.8 düşüşü, aynı şekilde cari açığın 2018 yılında 27.6 milyar dolara çekilmesi önemli. 2017 yılında 47.3 milyar dolardı. Cari açıkta yıllık bazda fazla bekleyenler de yok değil. Türkiye’nin yumuşak karnı olarak bilinen cari açığın milli gelire oranının yüzde 3.2 seviyesine çekilmesi ilk bakışta olumlu görülse de gerekçesi ekonomik aktivitedeki yavaşlama olunca iyimser yaklaşma imkanı da pek kalmıyor. Diğer yandan biraz detay bakınca net hata noksan ve Merkez Bankası’nın rezervleri kullanılması, portföy yatırımlarındaki (sıcak para) girişlerin oldukça azalması cari açığın finansman kalitesindeki zayıflığı gösteriyor. İşsizlik oranı kasımda yüzde 12.3 oldu. Birbirini teyit eden bu verilere bakıldığında Türkiye’de sorunun biraz daha derinlik kazandığı görülüyor. 11 Mart’ta açıklanacak olan 2018 son çeyrek büyümesi eksi gelirse sürpriz olmaz. Sıcak para girişleriyle faiz ve dövizdeki geri çekilmelerin reel ekonomiye bir nefes aldırması beklenebilirdi. Ancak bu durum henüz gerçekleşmedi. Şu ayrıntıyı da gözden kaçırmamakta yarar var. Açıklanan veriler geçmiş aylara ait. Piyasalardaki dengelenme sürecinin devamı açısından 31 Mart seçim sonrası önemli olacak. Bu çerçevede faiz ve döviz kurlarında stabil durumun korunması gerekecek. Hatırlanırsa ekonomideki yavaşlama ve stagflasyon söylemeleri geçen ağustosta yaşanan kur ve faiz şoku sonrası gelmişti. S&P beklendiği üzere Türkiye’nin kredi notunu ve görünümünü değiştirmedi. Bu açıdan etkileri çok sınırlı kalabilir. Moody’s Rusya’nın kredi notunu yeniden ‘yatırım yapılabilir’ ülke konumuna yükseltirken ABD’li yatırım bankası Morgan Stanley’in Rus hisselerine yönelik tavsiyesini underweight (ağırlığını azalt) seviyesine çekmesi, mevcut algıya biraz da aykırı bir durum. S&P’nin Türkiye değerlendirmelerine biraz da bu açıdan bakmak gerekir. Piyasalardaki olumlu hava yerini daha temkinli bir görünüme bırakmış durumda. 

BORSADA 100.600 ÖNEMLİ

BORSADA kâr satışları sürüyor. 100.600 ilk önemli destek olarak görülürken bu seviyenin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyacak. Aksi takdirde düşüşün devamıyla birlikte 99.000 ve 97.000-95.000 sonraki destek seviyeleri. İlk dirençler ise 104.000 ve 106.000 seviyelerinde. Çıkışın devamı için 106.000 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Destek seviyelerinde tepki alımları görülebilir. Ancak direnç seviyelerini geçmekte zorlanabilir.

DOLAR/TL KURU DESTEK SEVİYELERİNDE

Yazının devamı...

Yabancı olumlu havayı gördü

10 Şubat 2019

BORSADA ocak ayındaki sert yükselişin ardından kâr satışlarına bağlı düşüş, döviz kurlarında geri çekilmelerde tepki alımları görüldü. Gerekçeler ağırlıklı olarak kısa sürede oluşan kârın realize isteği ve dış borsalardaki çıkışın zayıflaması olarak gösterilebilir. Ocak ayında yaşanan iyimserlikte güçlü beklentilerden çok ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasındaki değişikliklerin fiyatlanması önemli rol oynadı. Gelişen ülkelere fon akışının ivme kazandığı haberleri artan risk iştahıyla birlikte bu görünümü destekledi. Fakat Fed para politikasında değişikliğe neden olan gelişmenin küresel ekonomilerdeki durgunluk beklentileri olması piyasaları biraz daha temkinli hale getirdi. Borsaları taşıyan büyüyen ekonomiler, kârlı şirketlerdir. Bu açıdan Almanya’nın aralıkta sanayi üretiminin 3.9, yıllık sanayi siparişlerinin 7.0 gerilemesi önemli görüldü. Ayrıca bir önceki hafta İtalya’nın üç dönem küçülerek resesyona girmesi Euro bölgesi ekonomileri hakkında bir bilgi veriyor. Avrupa merkez bankası zaten geçtiğimiz günlerde reel ekonomiye destek vermek amacıyla düşük faiz politikası ve parasal genişlemeye devam edecek.

KÜRESEL BÜYÜME

ABD’deki durumun ise eski Fed Başkanı Yellen kısaca özetledi. Yellen, ABD Merkez Bankası’nın bir sonraki hamlesinin, dünyadaki büyümenin zayıflamasının ABD ekonomisini etkilemeye başlaması halinde faiz indirimi olabileceğini söyledi. Çin ve Avrupa’daki zayıflayan ekonomiler güçlü bir ABD ekonomisine tehlike oluşturuyor, dedi. Yellen “yavaşlayan küresel büyümeyi” ekonomiye en büyük tehdit olarak gösterdi. Faiz indiriminden söz eden bu açıklama, U dönüşü yaptığı söylenen şimdiki Fed Başkanı Powell’i de geri bıraktı bir bakıma. Bu tabloda Trump’ın başlattığı ABD-Çin ticaret savaşının payı var elbette. Trump, 1 Mart’tan önce Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmeyeceğini söyledi. Pek geri adım da atmıyor. Türkiye ekonomisinde görünüm çok farklı değil. Yavaşlama ve yüksek enflasyon sorunu sürüyor. Ocak’ta otomobil satışları yüzde 59 azaldı. Ocakta yılık enflasyon yüzde 20.35 ile beklentilere yakın gerçekleşti. Dikkat çeken nokta aylık bazda 6.43 artış ile gıda fiyatları oldu. Döviz kurları ve faiz oranlarındaki (piyasa, mevduat, kredi) düşüşe rağmen bankaların kullandırdığı kredilerde daralma devam ediyor. (1 Şubat haftasında 2.2 trilyon TL, aralık sonu 2.4 trilyon TL) Buna etken olarak yavaşlama dışında güven kaybı, belirsizlik ve özel kesimin yüksek borç yapısı eklenebilir. Ekonomik aktivitede bir hareketlenme olursa ilk görülecek yerlerden biri de banka kredileri olacaktır. Ancak takipteki kredi artışları sürüyor.

Türkiye’ye sıcak para girişi devam ediyor. Ocak ayında borsada yabancı yatırımcılar 798 milyon dolarlık net alım yaptılar. TCMB brüt rezervlerinde artış gözlenirken benzer artış döviz tevdiat hesapları için de söz konusu. Son dört haftalık artış 4.8 milyar dolara ulaştı. Cari açık ve dış ticaret açığı gerilemesi kurlar üzerindeki baskıyı artırsa da kurlarındaki düşüş alım fırsatı olarak görülmüş. Not ve görünüm değişimi beklenmeyen 15 Şubat Cuma akşamki S&P Türkiye değerlendirmeleri, İş Bankası’nın Hazine’ye devri konusunun tekrar gündeme gelmesi, henüz fiyatlama konusu olmayan seçim, IMF ile ‘anlaşma yok’ vurgusunun tekrarlanması, 2018 bilançoları diğer önemli konu başlıkları. Henüz az sayıda gelen bilançolar üçüncü çeyreklere göre daha iyi. Kur ve faiz düşüşü olumlu yansımış görülüyor. Reel ekonomilerdeki durgunluk emareleri para ve sermaye piyasalarındaki iyimserliği törpülese de olumlu hava korunuyor.

DOLAR/TL’DE DESTEKLER GÜÇLENİYOR

DOLAR/TL kurunda yatay seyir devam ediyor. Destek seviyelerinde tepki alımları görülse de henüz güç kazanmış değil. Ancak 5.20-5.14 bandında geri çekilmelerin tepki alımlarıyla karşılaşması destek seviyelerinin önem kazanması ve taban oluşumu görünümü veriyor. Tepki alımlarının devamı için ilk aşamada 5.30 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Çıkışın ivme kazanması ve yatay hareketin tamamlanması için ise 5.54 seviyesinin geçilmesi önemli olacak. Geri çekilmeler tepki alımlarıyla karşılaşabilir. 

Yazının devamı...

Dolara Merkez’den müdahale

3 Şubat 2019

BORSADA sert çıkış sonrası kâr satışları, döviz kurlarında ise düşüşün ardından hafif tepki alımları görülmesine rağmen piyasalarda iyimserlik korunuyor. Borsa yüzde 14 prim ile son yılların en parlak ocak ayını geçirdi. Bu açıdan çıkışın hazmedilmesi ve biraz kâr satışlarıyla yorgunluk normaldir. Döviz kurlarına ve özellikle dolar/TL kuruna darbe ise merkez bankalarından geldi. Hatırlanacağı üzere Türkiye Merkez Bankası son toplantısında faiz değişimine gitmemişti. Geçen hafta da Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın “Enflasyonda ikna edici bir düşüş görülene kadar sıkı para politikasında sıkı duruş sürecek. Gerekirse ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecek” açıklaması döviz kurlarında düşüşe ivme kazandırdı. Ardından ABD Merkez Bankası (Fed) son toplantısında ‘kademeli faiz artışı’ ifadesinin metinden çıkarılması ile faiz artırımlarına ara verileceği açıkça dillendirirken biraz da sürpriz sayılabilecek şekilde bilanço küçültme operasyona da ara vermekten söz etti. Bilanço daraltma toplantı öncesi bir olasılık olarak görülüyordu. Ancak Fed Başkanı Powell’in ifade etmesi resmiyet kazandırdı.

ÇİFT YÖNLÜ BASKI

Bilindiği üzere Fed olası politika değişikliklerini önceden gardını alması açısından piyasalara mesaj olarak verir. Gerçi son Fed kararlarını ‘geri vites’, ‘U dönüşü’ ve ABD Başkanı Trump’ın isteklerine uyum olarak görenler de var. Haklılık payları da yok değil. Fed kararları sonrası borsalarda yükseliş, ABD dolarında değer kaybı, petrol ve altın ile emtia fiyatlarında yükseliş görüldü. ABD tahvil faiz oranlarında ise düşüş vardı. Türkiye Merkez Bankası’nın ‘şahin’, Fed’in ‘güvercin’ tavrı Dolar/TL kuruna iç ve dış olmak üzere çift yönlü baskı yaptı ve TL değer kazandı. Ancak dış piyasalarda ABD dolarının değer kaybı fazla sürmedi. İtalya’nın -0.2 büyüme verisiyle üçüncü defa küçülerek resesyona girmesi, Euro Bölgesi ekonomilerinin zayıf seyrinin sürüyor olması ve diğer yandan Avrupa Merkez Bankası’nın düşük faiz ve parasal genişlemeye devam ediyor olması Euro’nun değer kazanımını engelledi. Euro/dolar paritesi tekrar 1.15 seviyesinin altına gerileyince iç piyasalarda dolar/TL kurunda tepki yükselişi görüldü. Fed’in politika değişikliğini piyasalar olumlu karşılasa da bu değişikliğe neden olan temel gelişmenin küresel ekonomideki durgunluk beklentileri olması bu yöndeki iyimserliği zayıflattı. ABD ekonomisi için durgunluk şu an çok geçerli değil belki. Ama Çin, Avrupa ve Türkiye ekonomisi için bu sorun kapıya dayandı.

Türkiye’nin 2018 yılı dış ticaret açığı ve ithalattaki daralma bunu gösterdi zaten. Dış ticaret ve cari açıktaki gerileme döviz kurlarına baskı yapan bir başka gelişme. Yüksek enflasyon sorunu devam ediyor. Çetinkaya, 15.2 olan 2019 enflasyon tahminini yüzde 14.6’ye çekti. Ancak Merkez Bankası 2019 enflasyon hedefi ise yüzde 5 olarak duruyor. Pazartesi ocak enflasyonu açıklanacak. Beklentiler aylık bazda 1-1.2, yıllıkta 20.50. 25 Ocak haftasında yabancı yatırımcılar 321 milyon dolarlık alım ile borsada hisse alımlarını sürdürdüler. Diğer yandan benzer ilgi artan risk iştahı ile gelişen piyasalar için de söz konusu. Bank of America Merrill Lynch, yatırımcıların ABD ve Avrupa hisse senetlerinden milyarlarca dolar çekerek tahvillere ve gelişmekte olan piyasalar ile Japonya hisse senetlerine yöneldikleri yönünde açıklama yaptı. Ağırlıklı olarak yabancı girişleri ve dış borsalardaki yükselişe bağlı devam eden iyimserlik korunuyor. Ancak borsada sert yükseliş sonrası görülen kâr satışlarıyla daha temkinli bir görünüm öne çıkabilir.

BORSADA YORGUNLUK SİNYALLERİ

Yazının devamı...

Piyasalara yabancı morali... Yabancılar 18 Ocak haftasında 711 milyon dolarlık hisse senedi alımı yaptı

27 Ocak 2019

YABANCI yatırımcı desteğiyle piyasalarda iyimserlik devam ediyor. Borsada ralli, gösterge faiz ve döviz kurlarında ise düşüş eğilimi sürüyor. Merkez Bankası’nın açıkladığı haftalık verilere göre 18 Ocak haftasında yabancı yatırımcılar borsada 711 milyon dolarlık hisse senedi alımı yaparken tahvil bonoda ise 121 milyon dolar satışta görüldüler. Hisse senetlerinde haftalık bazda 2013’ten bu yana en yüksek alım tutarı. Son iki haftada hisse senetlerinde yabancı alımları 826 milyon doları buldu. Bu rakamda 3-17 Ocak’ta gerçekleşen Akbank’ın bedelli sermaye artırımının da katkısı var. Para girişleri son günlerdeki iyimserliğin izahı. Yabancı yatırımcının bu tavrı devam ettiği sürece borsadaki parti sürebilir. Muhtemelen geçen hafta da yabancı yatırımcının alım tarafında olduğunu tahmin etmek zor değil. Bunu takas saklamada yabancı payının artmasından görmek mümkün. Borsada kısa sürede oluşan ciddi bir prim söz konusu.

AĞIRLIK KAZANDI

BIST100 Endeksi’nde doksan dereceye yakın bir çıkış açısı var. Yorgunluk emarelerinin görülmesi olağandır. Her zaman geçerli değil belki ama ‘borsada kısa sürede oluşan primi cebe atın’ diye eski bir söz var. Bu açıdan borsada direnç seviyelerinde kâr satışları ve teknik düzeltme olasılıkları dikkate alınmalı. Şunu da vurgulamakta yarar var. Borsa İstanbul’un 2018’de dünyada en çok değer kaybeden borsalar arasında yer aldığını dikkate alırsak son yükselişle orta ve uzun dönemli ölçekte primli olduğunu söylemek zor. Fiyat kazanç oranına bakıldığında BIST birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin hala altında. Yani fiyat kazanç oranını baz alırsak iskontolu. Ayrıca öncü bankaların fiyat kazanç oranları BIST ortalamalarına göre düşük seviyelerde işlem görüyor. Bu bakımdan kâr satışı ve teknik düzeltme olasılıklarına karşılık olağan dışı bir haber akışı olmazsa mevcut görünümün biraz daha devamı mümkün görülüyor. İyimserliğin kaynaklarına bakacak olursak, dış borsalarda ara düzeltmelerle kısa dönemli yükseliş sürüyor. Risk iştahı tekrar artmaya başladı. Küresel durgunluk söylem ve beklentileri devam etmekle birlikte yerini daha yumuşak ifadelere bıraktı. Resesyondan çok ekonomilerde yavaşlama ve yumuşak iniş beklentileri ağırlık kazandı.

Belki de Türkiye gibi gelişen ülkeleri en fazla sevindirecek gelişme öncü merkez bankalarının para politikaları oldu. Fed faiz artırımına ara vereceğini en üst düzeyde dillendirirken Avrupa Merkez Bankası faiz değişimine gitmedi. Ayrıca düşük faize bir süre daha devam vurgusu yaptı. Düşük faiz, borsalar ve gelişen ülke piyasaları için bir avantaj. ABD’li fon yöneticisi Mark Mobius, şimdi gelişen ülke varlıklarında alım için uygun zaman olduğunu söylerken Hindistan, Brezilya ve Türkiye varlıkları alım için uygun dedi. Bu tür söylemleri sıkça duyar olduk. Tahminler ve söylemler çok çabuk iyimserleşti. Piyasadaki hareketlenmelerin temel gerekçeleri önemli. Sorunlar ve veriler olduğu yerde duruyor, değişen beklentiler ve para akışı. Piyasalarda yönü para akışı belirliyor. Dip not olarak sıcak paranın doğası gereği çok çabuk yön değiştirebilme karakterine sahip olduğu hatırlatmasını yapalım. Piyasada olumlu hava etkisini sürdürüyor.

5.33 DESTEĞİ KIRILDI

Yazının devamı...

Borsada 'banka' yükselişi

20 Ocak 2019

Piyasalara iyimserlik hakim. Döviz kurlarında da düşüş var fakat borsada banka hisseleri öncülüğündeki yükseliş dikkat çekici. Döviz kurları ve piyasa faiz oranlarındaki düşüş alternatifi olan hisse senetlerine olumlu yansıdı. Sermaye piyasalarındaki yükselişe para piyasaları destek veriyor. Banka hisseleri 2018 yılını düşüşle geçirirken endeks üzerindeki ağırlığı ve lokomotif olması nedeniyle borsayı da aşağıya çekmişti. 2018 borsalar için kayıp bir yıldı. Banka hisselerinin primsiz ve ucuz olduğu konusu bilinen bir durum. Aynı şeyleri diğer birçok hisse için de söylemek mümkün. Aslında Türk mali varlıklarının ucuz olduğu görüşü hakimdi. Hatırlanırsa biz de geçen yazılarımızda bunu birkaç kez dillendirmiştik. Ancak talep gelmeyince borsacı tabiriyle “ucuz etin yahnisi yavan olur” anlayışı öne çıkmıştı. Fiyatı belirleyen taleptir. Talep gelince fiyat da yükselmeye başladı. Takas saklama oranlarında yabancı payının yükselişine baktığımızda talebin yabancı ağırlıklı olduğu görülüyor. Borsada çıkış hareketi geçen haftanın son günlerinde banka dışı diğer sektör ve hisselere de yaygınlık göstermeye başladı. Çıkışın sağlıklı hale gelmesi için genele yaygınlık göstermesi önemli.

AMERİKA VE ÇİN MESAJI

Borsa İstanbul bir süredir dış borsalarda süren yükselişe uyum sağlıyor desek yanlış olmaz. Hatta son günleri baz alacak olursak dış borsalardan da pozitif ayrıştı demek daha doğru. Güçlü beklentiler henüz oluşmasa da olumsuz gündem konularının belli ölçüde fiyatlanması ve haber akışında bu sıralar yeni bir piyasa bozucu gelişmenin olmaması borsalardaki yükselişe katkı yapıyor. Suriye sorunu sürüyor olsa da Erdoğan-Trump görüşmesi sonrası tansiyonun düşmesi, ABD-Çin ticari görüşmelerinde henüz anlaşma olmamasına rağmen olumlu mesajların verilmesi ve ABD basınında Çin’e uygulanan gümrük vergilerinin düşürüleceği yönündeki haberler, Merkez Bankası’nın piyasa beklentilerine uygun olarak faiz oranlarını sabit tutması olumlu havaya katkı yapan gelişmeler. Yani bir bakıma piyasanın bardağın dolu tarafını görme eğilimi ağır bastı. Merkez bankasının faiz oranlarında değişikliğe gitmemesi ve sıkı para politikasına devam açıklaması piyasa tarafından kredibilite adına olumlu algıya neden oldu ve TL’ye sahip çıkma olarak görüldü. Bununla birlikte gerek içeride gerekse küresel ekonomilerde durgunluk beklentisi sürerken bu yönde sinyaller gelmeye devam ediyor. Kasımda Türkiye sanayi üretimi yüzde 6.5 azaldı.

SON FAİZ ARTIŞI

Fitch Çin büyümesinin 6.1’e gerilemesinden ve Euro Bölgesi için ciddi ölçüde zayıflamadan söz etti. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi, “Euro bölgesi resesyonla karşı karşıya değil, ancak yavaşlama tahmin edilenden uzun sürebilir” derken Merkez Bankası’nın desteğine ihtiyaç duyacağını söyledi. Almanya yüzde 1.5 ile son 5 yılın en düşük seviyesini açıkladı. Bu açıdan iç ve dış borsalardaki son günlerdeki iyimserliğe karşılık borsaları taşıyan büyüyen, canlı ekonomi ve şirketlerdir gerçeğini de unutmamakta yarar var. Bir diğer not, Türkiye 31 Mart seçim sürecine girmiş durumda. Türkiye ve gelişen ülkeler için iyi haber ise eski ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Janet Yellen’den geldi. Yelen, Fed’in bu dönemin son faiz artışını gerçekleştirdiğini düşünüyor. Bir bakıma son günlerde Fed faiz arttırımına ara vereceği yönündeki beklentileri kuvvetlendirmiş oldu. Piyasalarda hacim artışı ve para girişine bağlı borsa ağırlıklı olumlu hava sürüyor.

BORSADA DÜŞÜŞ TRENDİ KIRILDI

Yazının devamı...

Altın yine parlıyor

13 Ocak 2019

DÖVİZ kurları ve borsada yükseliş, gösterge faizde düşüş görülüyor. Beklentilerin oldukça üzerinde gelen ABD tarım dışı istihdam verilerinin ABD ekonomisinde durgunluk beklentilerini hafifletmesi, ABD-Çin ticari görüşmelerinden henüz net bir açıklama yapılmasa da anlaşma konusundaki iyi niyet beyanları, ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı açıklamalarda faiz arttırımının yavaşlayacağı vurgusunun dış ve iç piyasalara olumlu fiyatlaması sürüyor. Fed faiz arttırımlarına ara verirse bu duruma en fazla Türkiye’nin de bulunduğu gelişen piyasalar sevinecektir. Ancak piyasaları taşıyacak güçlü beklentiler olmayınca borsalarda görülen yükseliş denemeleri daha çok tepki boyunda kalıyor. Fed faiz arttırım beklentilerinin azalmasına bağlı olarak ABD dolarında görülen zayıflama altına yükseliş olarak yansıdı. Altının güvenli liman özelliği korunuyor. Diğer yandan ABD-Çin ticaret görüşmeleriyle ilgili olumlu beklentiler petrol ve emtia fiyatlarındaki yükselişi destekledi. Bir yandan ekonomik durgunluk beklentisiyle Fed faiz arttırımlarına ara vermeden söz ederken diğer yandan açıklanan veriler ABD ekonomisinin güçlü görünümün koruduğunu gösteriyor gibi de bir durum söz konusu.

NEFES ALDIRIR

İç piyasalarda ise geçen hafta hemen her gün birbiri ardına gelen teşvik paketleri gündemde. Futbol kulüplerinin borç yapılandırmasıyla başlayıp kredi kartı ve KOBİ’leri hatta 2.5 milyona yakın ailenin elektrik faturalarına uzanan geniş bir yelpazeyi kapsayan teşviklerde esas oyuncu kamu bankaları oldu. Bütçe ve diğer özel bankalara da biraz yük gelse de ağırlıklı olarak teşvikler Ziraat Bankası ve Halkbank üzerinden yürütülüyor. Ancak her ne kadar bütçe dışı görülse de oluşacak görev zararının daha sonra Hazine’den karşılanması bilinen bir uygulama. Teşviklerin yaklaşan yerel seçim öncesi olması seçim ekonomisi gibi söylemleri de beraberinde getiriyor haliyle. Her ne sebeple olursa olsun yavaşlayan ekonomiyle birlikte işsizlik ve gelir kayıplarıyla kur ve faiz artışına bağlı olarak borçlarını döndürmekte zorlananlara ve reel sektöre biraz nefes aldıracağı bir gerçek. Ancak sermaye ve para piyasalarına etkileri sınırlı kalabilir. Bunda bütçe disiplini ve Merkez Bankası parasal sıkılaştırmaya devam ederken tekrar genişlemeci mali bir politikaya mı yöneliyor kaygısı da etkili olabilir. Bu açıdan teşviklerin devamının gelip gelmeyeceği konusu önemli olacak.

OLUMLU GELİŞME

İç gündemin diğer konu başlıkları, 16 Ocak Merkez Bankası faiz kararı, Hazine’nin dış tahvil borçlanması, Suriye konusu ve cari denge verileri var. Büyük bir sürpriz olmazsa piyasalar Merkez Bankası’ndan faiz değişimi beklemiyor. Suriye konusunda Türkiye-ABD arasında bazı görüş ayrılıklarının daha belirgin bir hal alması durumunda piyasa duyarlılığı olumsuz yönde artabilir. Ekonomideki yavaşlama ithalatta daralmaya neden oldu. Ancak özellikle ihracat artışına bağlı olarak kasımda da cari fazlanın sürmesi olumlu bir gelişme. Hazine Nisan 2029 vadeli tahvil ihracıyla 2 milyar dolar borçlanırken faiz yüzde 7.68 oldu. Faiz yine yüksek görüldü. Hazinenin şubat ve mart aylarında yoğunlaşacak borç ödemelerine bağlı olarak Merkez Bankası ve kamu kuruşlarının kârının Hazine’ye devrinin öne çekilmesi önemli bir hamle. Bunun borçlanma tutarını azaltacak olmasının faiz oranları üzerindeki olası etkileri yakından izlenecek. Şubat-martta Hazine itfanın altında borçlanacak. Dövizdeki temkinli görünüme karşılık borsada toparlanma çabaları sürüyor. 

BORSADA TEPKİ ÇIKIŞI SÜRÜYOR

BORSADA tepki yükseliş devam ediyor. 92.500 ve 94.000 ilk direnç seviyeleri olarak görülürken tepki çıkışının devamı ve kısa dönem düşüş trendinin kırılması için 94.000 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Bu seviyelerde satışlar görülebilir. Sonraki direnç 96.800 seviyesinde. Destekler ise 90.000-89.300 ve 87.500 seviyelerinde bulunuyor. 94.000 seviyesinin geçemeyen çıkış denemeleri satışla karşılaşabilir.

Yazının devamı...

Merkez’in kritik kararı

6 Ocak 2019

PİYASALAR yeni yıla dalgalı başladı. Dış kaynaklı gelişmeler iç piyasaları da etkisine aldı. Aralık enflasyonu beklentilere paralel gelirken 2018 hedefi yakalandı. Yeni Ekonomik Programda yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 20.80 olarak konulmuştu, yüzde 20.30 olarak gerçekleşti. Aralık ayında enflasyondaki yüzde -0.40’lık düşüşü, Merkez Bankası enerji ve petrol fiyatları, dövizdeki olumlu gelişmelerle zayıf talep koşullarına bağladı. Şimdi Merkez Bankası faiz indirir mi tartışmaları başladı. Malum Merkez Bankası gösterge faizi yüzde 24. Para piyasaları (döviz) istikrar kazanmadan bir faiz indirimi erken olabilir. Faiz inerse muhtemelen döviz kurlarını tutmak zorlaşacaktır. Acaba seçim öncesi soğumaya yüz tutmuş ekonomiye bir can suyu vermek adına indirim gelebilir mi, bunu 16 Ocak’taki Merkez Bankası toplantısında göreceğiz. Bu çerçevede Merkez Bankası’nın genel kurulunun öne çekilmesi Hazine’ye daha erken kâr aktarma olarak görüldü.

PİYASA GÖZLEYECEK

İç gündemin diğer konu başlığı da Suriye’ye Fırat’ın doğusuna operasyon hazırlığı. Piyasa bu operasyonda Türkiye-ABD arasındaki uyumu gözlemeye devam edecek. Ama asıl iç piyasaları rahatsız eden dalga dışarıdan gelmişti. Küresel ekonomideki durgunluk beklentilerine bağlı olarak borsalarda sert düşüş görüldü. Piyasaların yakından izlediği PMI verilerinin düşmesi, ABD’li Apple’nin ciro beklentisini düşürmesi, Çin Merkez Bankası zorunlu karşılıkları düşürmesi durgunluk beklentilerinin göstergeleri. Bu gelişmelere karşı ABD Merkez Bankası’nın faiz artırım sürecinin yavaşlaması konusu daha da güç kazanmıştı. Fakat cuma günü gelen ABD tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin oldukça üzerinde gelmesi ekonomideki durgunluk endişelerini biraz hafifletirken, Fed faiz artırım politikasını destekledi. Bu defa borsalar bu yönde fiyatlama yapmaya başladı. Borsalarda tepki yükselişleri, ABD dolarında değer kazanımı, emtia ve petrol fiyatlarında yükseliş, altın fiyatında güvenli liman özelliği zayıflayınca düşüş görüldü. Her ne kadar çok önemli bir veri olsa da bir verinin tek başına küresel ekonomiyle ilgili beklentileri değiştirmesi zor. Aynı şekilde Fed faiz politikasını da. Ancak devamlılık arz eder güçlü ekonomik görünüm korunursa o zaman tekrar değerlendirmek gerekecek.

TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ

Borsaların sert tepki yükselişini biraz da bir süredir düşüşte olmaları ve zirvelerinden oldukça uzaklaşmış olmalarına vermek gerekecek. Fed faiz politikası Türkiye gibi dış finansman ihtiyacındaki ülkeler için önemli. Türkiye önümüzdeki bir yıl içinde 173 milyar dolar dış borç ödeyecek. Üzerine tahmini 30 milyar dolar cari açığı eklersek 200-210 milyar dolar gibi bir dış finansman ihtiyacı olacak. Düşük faiz daha ucuz kaynak maliyeti demek. Ancak son dönemlerde gerek sıcak para gerekse doğrudan yatırım olarak Türkiye girişler zayıf. Aksine çıkışlarda bir artış görülüyor. Önümüzdeki hafta ABD ile Çin heyetleri arasında 7-8 Ocak’ta Pekin’de yapılması beklenen görüşme ticaret savaşları konusunda bir umut olabilir mi?

Bunu toplantı sonrası görebileceğiz. Ticaret savaşını Trump’ın Çin’den ithal edilen çeliğe ek vergi kararı tetiklemişti. Sonra diğer ekonomilere de bulaştı. Şimdi de nasıl kurtuluruz onun çareleri aranıyor. Çünkü tetiklediği kurşunun ABD’yi de vurması riski baş gösterdi. Türkiye varlıklarının ucuzluğu konusunda genel bir fikir var. Ancak son düşüşlerle birlikte dış borsalar da ucuzlamaya başladı. Azalan risk iştahı ile birlikte bu durum dikkate değer. İç ve dış piyasalarda olumsuz gelişmeler belli ölçüde fiyatlanıp tepki hareketleri görülse de temkinli görünüm henüz dağılmış değil.  

Yazının devamı...

Piyasalarda Trump belirsizliği

30 Aralık 2018

NOEL tatili nedeniyle geçen hafta dış piyasalarda bazı günlerin kapalı olması, iç piyasalarda durgun ve hacimsiz bir görünümü beraberinde getirdi. Dış gündemde ABD Başkanı Donald Trump yine başrol alırken Fed (ABD Merkez Bankası) faiz politikası ve başkan Powell ile ilgili söylemlerini sürdürdü. Faiz artırımına karşı olduğunu her fırsatta dile getirirken borsadaki düşüşlerin hisse senetleri için alım fırsatı olduğunu söyledi. Fed başkanını kovmayı dahi düşündüğü yönünde haberler çıktı. Meksika duvarı ödeneğine bağlı bütçe krizi nedeniyle hükümet kapandı. Bu gelişmeler doğal olarak başta ABD olmak üzere dış borsalara olumsuz yansıdı. Daha sonra Beyaz Saray’dan Fed Başkanı Powell’in yerinin yüzde yüz güvencede olduğu açıklamasını ABD heyetinin ticaret savaşı konusunda ocak ayında Çin’i ziyaret edeceği haberleri izleyince dış piyasalar biraz rahat nefes aldı. Özetle ABD Başkanı Trump, piyasaların öngörülemeyen riski olmaya devam ediyor. Oysa 2019 yılında ticaret savaşları, küresel ekonomide durgunluk ve buna bağlı olarak Fed’in faiz artırım politikasında frene basacağı gibi beklentiler mevcut. VIX (korku) endeksindeki yükseliş piyasalardaki belirsizlik ve tedirginlikleri yansıtırken son günlerde güvenli liman özelliği tekrar hatırlanan altının fiyatını yukarı çekmeye devam ediyor.

YARA SARMA

Trump’ın borsaları canlı tutmak gibi bir isteği olduğu göreve geldiği ilk günden beri bilinen bir durum. Bunu da ABD halkının hisse senetlerinde sahiplik oranının yüksek olması ve hisse senetlerindeki düşüşte gelir kaybına uğrayacak olması gibi bir anlayışa oturtmak mümkün. Sonuçta siyasetçi. Trump’ı dışarıda bırakıp içeride neler oluyor dersek, yüzde 26 zamlanan asgari ücret, doğalgaz ve akaryakıtta yüzde 10’luk indirimler, çarşamba günü açıklanacak aralık enflasyon verileri var. Döviz kurlarının stabil ve düşük seyretmesi ve akaryakıt fiyat indirimleri gibi gerekçelerle aralık enflasyonunun sıfır veya çok az artı eksi, yıllığın ise 20-21 seviyelerinde çıkması beklenti dahilinde. Asgari ücretin enflasyonun üzerinde zamlanmasını yaklaşan yerel seçim hazırlığı gibi görenler bir hayli fazla. Ocak ayında memur ve emekli zamları için de benzer beklentiler oluşmaya başlamadı değil. Asgari ücrete enflasyon üzerinde zam, maliyet enflasyonu açısından yukarı yönlü baskıya neden olabilir. Ancak yaşanan yüksek enflasyona karşı yara sarma hamlesi olarak da görmek mümkün.

2019 UMUDU

Bir diğer dikkat çeken gündem BDDK’nın bankalar ile ilgili değerlendirmeleri. BDDK, 2019 yılında bankaların takipteki kredi oranının yüzde 6’ya yükselmesi, sermaye yeterlilik rasyosunun da yüzde 15.5 seviyesine düşebileceği öngörüsünde bulundu. Bu açıklama sürpriz değil. Malumun ilanı desek yeridir. Reel sektördeki sıkıntının bankalara yansıdığı biliniyor zaten. Yüksek kur ve faize bağlı artan finansman giderlerinin yanı sıra yavaşlayan bir ekonomide borç ödeme kapasitesinin düşmesi beklenen bir durumdur. Türkiye son yıllarda özel sektör ağırlıklı yüksek oranda borçlandı. Ağustostaki kur ve faiz şoku sonrası yavaşlayan ekonomiyle birlikte sorunlar su üzerine çıkmaya başladı. Veya halı altına süpürülen sorunlarla yüzleşildi desek yanlış olmaz. Suriye konusunda ABD ile uzlaşı özellikle Halkbank ve ABD ile ek gümrük vergilerinin kalkması konusunda umutları artırdı. Piyasalar olumsuz bir seyir izlese de 2018 yılı acısıyla tatlısıyla gelip geçti. 2018’den devreden bakiye pek iç açıcı olmasa da umutlar 2019 yılına kaldı.

SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR

Yazının devamı...
Zeynel Balcı Kimdir?

Zeynel Balcı