"Gonca Vuslateri" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gonca Vuslateri" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gonca Vuslateri

Gonca Vuslateri

Sevgili günlük

21 Mayıs 2018

Tek başına içime ait şeyler değil çünkü.

İçtenlikle ve birbirimizle alakalı olan şeyler!

Güneş çıkınca, gündeme getirilecek “baharlı ricalarım” filizleniyor.

Tutamıyorum bu duygumu. Çünkü çok güzeller!

Söylersem dilim ağrıyor, susarsam da kalbim...

Bir yolu olmalı elbet.

◊ 19 Mayıs sabahında gençleri ellerinde bayraklarla, parklarda, stadyumlarda görmek ve bandolar eşliğinde güne uyanmak istiyorum..

◊ Sadeleşmiş, güzele meyil etmiş bir motivasyonla o eski iftar sofralarında sohbet istiyorum.

Yazının devamı...

Tımarhanemizi konuşmayalım mı?

12 Mayıs 2018


Bugün bir ağaç, bize rağmen büyüyorsa doğanın bir parçasıdır.
Bir hayvan bize rağmen yolda rahat yürüyorsa doğanın eşsiz bir parçası olarak yaşıyordur.
Bugün evde çocuklarınız atın, eşeğin, kuşun, tavşanın, kedinin hikayesini değil de ejderhayı merak ediyor ise size rağmen hayatta kalıyordur.
Yaşayan ve canlı olan şeylerin zarar görebileceğini, bilinçaltlarında nasıl taşıdıklarını konuşuyoruz çocukların.
En çok kedi-köpek cinayeti çocuklar tarafından işleniyor son yapılan araştırmalara göre.
Özellikle sosyal medyada gördükleri korkunç görüntülerin etkisinden ve şiddete dair genel anlamda erişime izinli oldukları bu ezbere dayalı gözlemlerinden kaynaklı.

Yazının devamı...

Bahar geldi

5 Mayıs 2018


Hani diyoruz ya “Ne yazılıyorsa onu yaşıyoruz” diye.
Baharın böyle bir öngörüyle alakası yok!
Bahar bütün duyguların kudurukluğudur.
Kimse yazılan kaderi değil mümkünse inadını gösterir.
İki doz bahar aşımının sonucu, deliliktir.
Aha söyledim gitti.

Yazının devamı...

Gerçek katilimiz kim?

26 Nisan 2018

Ne şekilde olursa olsun insan bayağılaşmak ve yalnız kalmak arasında bir seçim yapmak isterken yaratıyor bu KARAKTER dediğimiz tuhaf başlığı.
Herkeste bir biyografi telaşı var.
Bizi nasıl bilsinler?
Hep iyi bilsinler!
Doğru. İyi olmak başlı başına olumlu bir motivasyon bir kere.
Ama öldükten sonra kim ne derse desin halbuki değil mi?
Orada da güvenmiyoruz kimseye. Bu “başkaları için yaşamak” organizasyonunun öbür tarafını düşüneceksem niye öleyim ki ben?

Yazının devamı...

Bir kadının parmak izi: Şebnem Ferah

20 Nisan 2018

Gecenin karanlığında yolda yürüyen kadınların, pır pır ederek yanan ışıklara, dar sokaklara ve muhtemelen yabancı bakan yüzlere karşı en büyük direnişi oldu sesi.
En çok sesi çıkanın daima haklı bulunduğu kaotik dünya gündeminde, sohbetlerinde mütevazılığıyla, şarkılarında attığı haklı çığlıklarıyla anlattı ortak dertlerimizi.

¡¡¡

Elleri kıymetli bir yazarın kitabında okumuştum hayat hikayesini.
Doldurttuğu karışık kasetleri, Yalova’da bisikletini verip karşılığında aldığı gitarını, İngilizce şarkılar yazdığını, 80’lerin sonunda ODTÜ Ekonomi’den İstanbul’a uçarak kendini müziğe adamasını, kemancı yıllarını, Sezen Aksu ile kesişen yollarını ve daha birçok şeyi...

Yazının devamı...

Bir hazin veda İsmail’e

13 Nisan 2018


Bu içler acısı olay kısa bir süre sonra sosyal medyada yayılmaya başladığından beri hâlâ etkisi sürmekte.
Suçlular yakalandı.
Geriye, kalanlara sabır dilediğimiz bir dua kaldı...
Müzikle hayatını kazanmaya çalışan 25 yaşında bir genç.
Sabaha kadar parmaklarını, kollarını bu ülkenin gülümseyişine feda etmeye hazır.
Sanat da bir ülkenin en büyük silahlarından biri.

Yazının devamı...

Ne vakit girecek evimize bahar

5 Nisan 2018

Baharı hatırlamak istiyorum.
Kelime anlamıyla hatırlasam yeter.
Güneşi, gülmeyi, pikniği, fuarları, festivalleri, televizyonda beraber, düellosuz izlenilen şeylerin çeşitliliğinin tadını çıkardığımız ortak sohbetleri, ılımlılığı, güzelliği, birlik bilincini, bozacıları, konserleri, Hıdırellez kutlamalarını, ramazan eğlencelerini, sokaklara taşırdığımız geleneksel olan her şeyi...
Meydanlardaki tiyatro oyunlarını, Zülfü Livaneli’nin şarkı söyleyip tüm caddenin el ele tutuştuğu 29 Ekim kutlamalarını...
Çocukların stadyumları doldurduğu, bale ve operaların şehrin her yerini kapladığı, turistlerin ülkemize gelip bir türlü dönmek istemediği o kutlamaları...
Ülkemi...
Çok özledim.

Yazının devamı...

Yaşamaya açılan bir perde var mı

29 Mart 2018

Paulo Coelho’nun Simyacı romanını oyuna uyarlamışlardı. Sanırım 10 yaşlarındaydım. Oyundan çıktıktan sonra kendimi kahraman gibi hissetmiştim.
Şimdilerde çocuklarımıza çok az sunabiliyoruz bu duyguyu, öyle değil mi? Onları oyunlardan çok ikazlarla şekillendiriyoruz. Ruhlarındaki maceraperest, meraklı cini yasaklarla çevreleyerek onları ormanın içindeki doğaüstü güçten uzak tutuyoruz.
Oysa Heidi’nin böylesine koşma arzusu olmasaydı...
Evi dinlemeden, saati beklemeden, hayvanlarla ve yalnızlığıyla dost, doğayla iç içe o muhteşem çocukluk cesareti olmasaydı ne yapardık?
Simyacı kitabında yazıyordu cevabı:
“Neden yüreğimi dinlemek zorundayım?”
“Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın...”

Yazının devamı...