"Gonca Vuslateri" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gonca Vuslateri" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gonca Vuslateri

Kuyudan kaçan gerçeğim

Her şeyin kabullenilir ve dayanılır gibi gözüktüğü, her şeyin fısıltıya dönüşüp parmaklarının ucunda gezindiği, zevkin ve acının doruklara çıkmadığı böyle günlerde acıdan uzak ve huzurlu olmak ne kadar iyi.


Hermann Hesse’in “Bozkırkurdu” kitabının ilk cümlesine dalıp gitmiştim. İzmir’de hava yumuşacık. Daha kalın giyinmediğim için üşüdüğüm, havanın da suyun da bunda gram suçunun olmadığı şahane saatleri yaşıyorum. Kendine bakma saatleri...
Bir şehrin kaldırımları ne kadar genişse gerçeği görmek o kadar kolaydır.
Bir restorana gidersiniz. Muhtemelen kırık bir kalbiniz, sorulmamış birkaç soru, az sonra masayı keyiflendirecek hiç bilmediğiniz bir gürültünün içinden kendini öyle zor kurtaracaktır ki üzülmek için bahane aramayacaksınızdır.
Tanışmadığınız şehirlerde sürprizleriniz olur daima. Kapı gıcırtısı oynamaya ama bazen de sınırlarını doğru konumlandıramayan suretler karşısında kafayı oynatmanıza sebep olabilir. Böyle sakin ve edebi saatlerde değişik insanlar dolar yan masanıza. Hikayeleri ile ilişip bir anı olarak ayrılırlar yanınızdan.
O hüzünlü yüzünüzü “Bir fotoğraf çektirebilir miyiz birlikte?” sorusuyla tarumar ederler, tek kelime diyemezsiniz. Çünkü onların kalbini kırar diye o kelimeyi esirgersiniz.
Şairlere, onların oğullarına kapı açan mekanlarda kalp kırmanın cezası ağır ödetilir. Elinizde hükmünü yitirmiş bir hüzünle özünüze oturacak yer kalmamıştır, “Aman keyifler kaçmasın”larınızdan bu derde içemezsiniz de.
“Ben sana daha ucuz malzemeden bunun aynısını yaparım” diyen bir mobilyacı bulup içinizde, kendinize taht oydurursunuz. Oraya oturup, oturduğunuz yerden konuşma hakkınızı yaşamak için.
Soyutlaşırsınız. Anlatamazsınız. İnsanların sizi anlayacağı değil, insanların sizi anlamlandıracağı bir dilin özlemiyle o ayın en ünlü şarkısını mırıldanırsınız. Fakat nafile tabii. Bitmeyen taht oyunu, muhtemelen tek bir gazete açmamış bir adamın sesiyle irkildiğimiz boşluk, kalbimizin artık aşkların imkanıyla hiç ilgilenmiyor oluşu birbirlerini bulur bu kanlı pazarlığın içinde.
Kim seni daha çok öldürmek ister? Konuşup durursunuz kendinizle. Hani demiş ya yazar öyküde “Herkesin vicdanı bu kadar rahatsa, bu kadar kalbi kim kırdı?” diye... Böyle şeylerle kalabalıklaşır masa.
Bütün gece masayı duyarsınız. “Ben buradayım, benim dertlerimi dinle” diyen her mağdur, bunu ağlayarak dile getirmez. Bazen duvarları kendi kafasını vura vura yıkar. Neyse...
İzmir’de hava kararır. Dilek balonları kendi kuzeyine giderken tutuşur ve renkli parçaları kaldırımların üstüne yağar. O sırada gözünüz “Bozkırkurdu”nun şu cümlelerine gider: “Soğuktan elim ayağım buz kesmişti. Kafamda düşlerimin yolu, içimde de delilere göre olan tılsımlı tiyatronun özlemi, yürümeye koyuldum.”

Hesabı rica edebilir miyim?

GÜZEL ANI: İzmir’de yemek yediğim restoranın şef garsonu yanıma gelip 8 yaşındaki kızından bahsetti. Tam bir yetenek abidesi. Resim yapıyor, piyano çalıyor, drama dersi alıyor. Bana dedi ki “Fazıl Say geliyor İzmir’e. Kızımı götürmek istiyorum ama anında bitti biletler. Sizden bilet rica etmiyorum. Yer bulmamız mümkün mü eşimle kızımı göndermem için?” dedi. Neler hissettiğimi anlarsınız. Ne güzel babalar var. Ne tatlı, sıcacık bir his verdiniz bana.
GÜZEL ŞARKI: Belki gizli kapaklı kalmıştır bir köşede diye yazıyorum. Bazı şarkılar kendi sezonunu yeniden ve yeniden yaratmayı başarıyor. Redd’in “Mükemmel Boşluk” albümündeki “Hâlâ Seni Özlüyorum” şarkısı. Dinlediğim en sinematografik şarkılardan biri sanırım. Redd’in albümünde çok sık rastlıyorsunuz buna. Konserlerini kaçırmayın derim. Bu yıl Babylon ve Zorlu’nun yüzümüzü güldüreceğinden eminim zaten konserler anlamında.
GÜZEL KİTAP: Elime yeni geçen ve henüz yeni incelemeye başladığım kitaplardan biri Caner Alper’in “Temiz Aile Çocuğu”... Caner “Zenne” ve “Çekmeceler” filmleriyle Türkiye’yi kendine âşık etmiş bir senarist ve yönetmen. Kendisi olabilmek ve kendince yaşayabilmek adına verdiği mücadeleyi anlattığı bu hoş kitabın yayınevi HepKitap. Bir öneri olarak değerlendirebileceğinizi düşünüyorum. İyi okumalar!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI