"Bülent Katarcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bülent Katarcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bülent Katarcı

Bülent Katarcı

‘Göz’de gözde oldular

27 Mart 2017

İZMİR’in ilk özel göz hastanesi olan Kaşkaloğlu’nun kurucusu Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu, 10-15 yıl öncesine kadar bazı göz rahatsızlıkları için yurt dışına zorunlu olarak hasta gönderdiklerini, ancak ileri teknoloji sayesinde bugün tedavilerin çoğunun Türkiye’de başarıyla yapılabildiğini vurguladı.

Meslekte 40 yılı geride bırakan Prof. Kaşkaloğlu, yaşamını eşi Op. Dr. Selma Kaşkaloğlu’yla birlikte ‘göz’e adamış. İhtisasını Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yaptıktan sonra, İngiltere’de retina hastalıkları konusunda uzmanlık eğitimi almış. 1985’te eşiyle ilk muayenehanesini açan Prof. Kaşkaloğlu, hep daha iyisini hedeflemiş.
Lazer ameliyatı için o yıllarda İzmir’den İstanbul ve Ankara’ya gidildiğine dikkat çeken Kaşkaloğlu, “Biz de 1990 yılında lazer merkezi açtık. O dönemde hiçbir muayenehanede hatta hastanede olmayan lazer ve anjiyo tedavilerini yapmaya başladık. Diğer doktorların da kullanımına sunduk. Excimer lazer cihazıyla birçok başarılı operasyon yaptık” diyor.

Işığa kavuşturuyoruz

Gönlünde sürekli daha büyük bir tesis kurma fikri olduğunu belirten Prof. Kaşkaloğlu, bu hayalini 1997’de Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nin temelini atarak gerçeğe dönüştürdüğünü vurguluyor. 2000 yılında İzmir’in ilk, Türkiye’nin de 2. özel göz hastanesini kurduklarını kaydeden Kaşkaloğlu, “İşimizi yaparken, her zaman tıbbı ve hasta mutluluğunu ön planda tuttuk. Binlerce hastayı ışığa kavuşturduk” diye konuşuyor.

Türk hekimlerinin başarısı

Yazının devamı...

Hizmette Avrupa ile yarışıyor

20 Mart 2017

Ege’deki hizmet ağlarını her geçen gün artırdıklarına dikkat çeken Dr. Bektur, “Kardiyolojide, kalp damar cerrahisinde, ortopedi ve kadın doğum hastalıkları, göz, tüp bebek, onkoloji ve laparoskopik cerrahide büyük bir açığı kapatıyoruz” diye konuştu.


Takım çalışması

Sağlığın bir ekip işi olduğuna vurgu yapan Yönetim Kurulu Başkanı Bektur, “Hastanemizde, doktordan hemşireye bütün personel, takım çalışması yapıyoruz. Büyümemizdeki en büyük etki, pozitif enerjinin vatandaşa yansıması” diyor.

Kalitesi tescilli

Sağlıkta uluslararası altın standartları belirleyen, Joint Commission International (JCI) belgesini almaya hak kazanan Özel Tınaztepe Hastanesi, kapsamlı denetleme sonucu tam not aldı. Hasta odaklı değerlendirmede, hastaların kuruma kabulü, bakımı, hasta ve ailesinin eğitimi, hakları, bina tesis güvenliği ve ilaç yönetim sistemi incelendi. Organizasyon odaklı değerlendirmede ise, hastanenin güvenliği, enfeksiyon kontrolü, acil durum önlemleri, çalışanların yetkinliği, bilgi yönetimi, kalite iyileştirme ve hasta mahremiyeti gözden geçirildi. Denetim boyunca birçok alanda yapılan uygulama ve iyileştirme süreçleri denetim ekibinden tam not aldı
JCI Akreditasyon Belgesi’nin, uluslararası sağlık standartlarının uygulandığının, hasta ve çalışan güvenliğinin en üst seviyede tutularak kaliteli hizmet verildiğinin bir göstergesi olduğunu söyleyen Dr. Bektur, “Bu zamana kadar verdiğimiz sağlık hizmetiyle hastalarımızda güven duygusunu yarattık. Sağlık hizmetlerinde dünyanın en önemli kalite yönetim sistemi olan ve ‘altın standart’ olarak kabul edilen JCI Akreditasyon Belgesi’ne sahip olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz” diye konuştu.

İzmir’in teknolojisi iyi

Yazının devamı...

Ayağınızın altındaki sağlık sigortaları

12 Mart 2017

Tedavide, ayaklar ‘vücudun aynası’ olarak düşünülüyor ve ayaklarda bulunan, vücuttaki her bir organa karşılık gelen belirli noktalar, özel bası teknikleriyle uyarılarak iyileşme sağlanıyor.

Refleksterapi Merkezi kurucusu, Klinik Refleksoloji Uzmanı Elif Topaloğlu, vücudumuzun gün içinde aldığı tüm hasarları kendi kendine tedavi etmek üzerine programlanmış, çok gelişmiş bir sistem olduğunu ve çeşitli nedenlerle bu kendini tedavi etme mekanizmasında aksaklıklar meydana gelebileceğini belirtiyor. Refleksolojiyle dolaşım ve sinir sisteminin uyarılarak bu mekanizmaların harekete geçirildiğini kaydeden Topaloğlu, “Sistem yeniden dengeleniyor, bağışıklık sistemi uyarılıyor, toksin atılım mekanizmaları çalıştırılıyor ve böylece hastalıklar vücut tarafından onarılmaya başlanıyor” vurgusunu yapıyor.

HANGİ ALANLARDA
Refleksoloji tedavisinin en etkili doğal tedavi yöntemi olduğunu, herhangi bir yan etkisi olmadığını, bebeklerde dahi güvenle uygulanabileceğini belirten Topaloğlu, şunları söylüyor:
“Refleksoloji en çok bel - boyun fıtığı, stres, panik atak, depresyon, migren ve diğer baş ağrılarında, uyku bozukluklarında, çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivitede, otizm, konuşma bozuklukları, serebral palsi spina bifida gibi beyin kaynaklı felç durumlarında, kabızlık, hazımsızlık, reflü, gastrit, kolit gibi sindirim problemlerinde, menopoz, regl sorunları, yumurtalık kistleri gibi hormonal problemlerde, solunum problemlerinde ve sinüzitte, kas-eklem ağrılarında ve romatizmada etkili oluyor.”

REFLEKSOLOJİ

Yazının devamı...

Böbrek damarı darlığı ve dirençli hipertansiyon

5 Mart 2017

GENELDE, biri diüretik denilen, idrar söktürücü/tuz atıcı ilaç olmak üzere tolere edilebilir en fazla dozda, en az 3 çeşit ilaç kullanılmasına karşın tansiyon normal düzeyine gelmiyorsa, buna ‘dirençli hipertansiyon’ deniyor.

Çok sayıda ilaç kullanılmasına karşın tansiyonun düşmediği durumların da olduğunu belirten, dahiliye uzmanı, nefrolog Prof. Dr. Ali Başçı, günümüzde böyle hastaların az olduğunu, çok etkili ilaçların olduğunu söyledi. Prof. Dr. Başçı, “Burada önemli olan, hastanın ilacı doğru ve düzenli alıp almadığıdır. Birçok hasta, ‘Artık benim tansiyonum yükselmiyor, yakınmam yok’ gibi gerekçelerle ilaçlarını aksatabiliyor” dedi.
Tuz kısıtlı diyetin ihmalinin de sorunlara yol açabildiğini vurgulayan Prof. Başçı, “Hastalar çoğu kez yemeğe tuz ekmemekle tuzsuz yediğini sanıyor. Oysa ekmek dahil birçok yiyecekte, özellikle de tuzda hazırlanan zeytin, peynir, turşu ve ev salçası gibi yiyeceklerden uzuk durmalı. Hastanın ev dışında yemek yeme zorunluluğu veya alışkanlığında da yine tuzsuz yeme şansı yoktur” diye konuştu.


İLAÇLAR ETKİSİZ KALABİLİR
Bu durumda tansiyon ilaçlarının etkisiz kalabileceğini de dile getiren Prof. Dr. Ali Başçı, şunları söyledi: “Özellikle steroid hormonlar (kortizon, doğum kontrol hapları) gibi, tuz tutucu ilaçlar, atardamarlarda büzülmeye neden olan romatizma ilaçları tansiyon ilaçlarının etkisini azaltabilir. Bütün bu koşullar gerektiği şekilde sağlandığı halde tansiyon yine düşmüyorsa, o zaman da hekimler bir nedene bağlı hipertansiyon yani sekonder (ikincil) hipertansiyon araştırması yapar.”


Yazının devamı...

Göz dibi muayenesiyle şeker ve tiroid teşhisi

26 Şubat 2017

Özel Retina Göz Hastalıkları Dal Merkezi’nin kurucusu Prof. Dr. Süleyman Kaynak, gözün yoğun damar ve sinir dokusu içerdiği için birçok sistemik hastalıkta bulgu verdiğini vurguladı. Özellikle sistemik damarsal olayların, retinada en çok tutuluma neden olan hastalıklar olduğuna dikkat çekti.

Şeker hastalığının ince damarları tutan bir hastalık olduğunu belirten Dr. Tülin Kaynak da, bu nedenle retina damarlarında erken dönemde bozulmalar olabileceğini söyledi.

Diyabetin habercisi
Dr. Kaynak, tedavi edilmeyen hastalarda ya da tedavi edildiği halde kan şekeri düzeninin yetersiz olduğu olgularda tekrarlayan göz içi kanamaları ve retina dekolmanı ile görme fonksiyonunun ileri derecede bozulacağını kaydetti. Kaynak, geçici bulanık görme, gözde kayma, çift görme ve sık arpacık çıkmasının da bazen şeker hastalığının habercisi olabileceğine dikkat çekti.
Graves hastalığının tiroid hormonlarının aşırı salınmasıyla belirgin ve göz bulgularına neden olan bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Olguların yüzde 10-25’inde herhangi bir tiroid bozukluğu oluşmadan gelişebilir. Göz muayenesi sırasında böyle bir hastalık olduğu saptanabilir” diyerek, şöyle devam etti:

Tiroid belirtisi mi?
“Göz kapaklarında çekinti, gözün öne doğru çıkıntı yapması ve bu nedenle göz kapaklarının kapanmaması, buna bağlı olarak göz yüzeyinde kuruma ve ülserlerin olması, görme sinirinde kuruma (optik atrofi) gibi belirtiler bir tiroid hastalığının belirtisi olabilir. İyi bir muayene sırasında, hastalık erken dönemde fark edilerek bir endokrinoloğa sevk edilirse hasarsız veya minimal hasarla tedavi imkanı doğabilir.”

Tümörde erken tanı

Yazının devamı...

Yaşam dolu ve enerjik olmaya var mısınız?

19 Şubat 2017

Homeopatide beden, zihin ve ruhun bir bütün olarak ele alındığını belirten Eczacı - Homeopat Sebati Bilgiç, “Homeopatide hastalık demek, organlarda meydana gelen bozukluk demek değildir. Bütün olarak bedenin yaşam enerjisinin ve gücünün dengesindeki bozukluk demektir. Bu yüzden homeopatik tedavi, insanın bütün olarak bozukluğunu, dengesizliğini ve insanın tamamını kapsayan bir tedavidir” diyor.

Bu tedavide amacın, hastaya zarar vermeden, nazik, güvenilir ve sürekli bir iyileşme sağlamak olduğuna dikkat çeken Bilgiç, “Bu prensipten hareketle, iyileştirme gücü için kullanılan ilaçlar en küçük dozda verilir” vurgusunu yapıyor.

 

Kişiye özgü tedavi
Homeopati uzmanının) verdiği ilaç hakkında kapsamlı bilgiye sahip olması gerektiğinin altını çizen Bilgiç, “Homeopatide tedavi, kişilere özgüdür. Kişinin belirtileri, homeopat tarafından bir sanatçı titizliğinde doğadaki bu doğal ilaçlarla benzerleştirilir. Doğadaki her madde ilaç olarak kullanılır. Bitkiler, hayvanlar, periyodik cetveldeki bütün elementler vs. homeopatik ilaç olarak kullanılır. Bitkisel homeopatik ilaçlar, bu grubun önemli bir bölümünü oluşturur” dedi.

 

Anne karnında başlar

Yazının devamı...

Korneal dövme ile mutlu bir yaşam

12 Şubat 2017


Toplumlarda estetik kaygılar hep var oldu, güzel görünmek ve kusurları düzeltmek hep öncelikler arasında yer aldı. Estetik düzeltmeler, tıpta fazlasıyla yer aldı. Bunun bir bilim olarak gelişmesi ve teknolojinin ilerlemesiyle de çok farklı bir noktaya taşındı.
M.S. 2’nci yüzyılda Bergamalı Galen, yaralanmalar veya iltihaplar sonucu gözlerinde beyaz leke olanlarda korneayı, yani gözün camsı tabakasını boyayarak estetik düzeltme sağladı. Bu, eskiden bu yana bilinmesine karşın bugün yaygın olarak kullanılmayan bir yöntem.


Lekeler boyanıyor
Günümüzde ‘keratopigmentasyon’ yani ‘kornea dövme uygulaması’ yine aynı nedenlerle yapılıyor. Yaralanmalar ve iltihaplar iyileştikten sonra kalan beyaz lekeler, hoş olmayan bir görüntüye neden oluyor ve kişilerin yaşamlarını olumsuz şekilde etkiliyor. Bu lekelere özel yöntemlerle göz doktorları tarafından yapılan boyama işlemi, hastalarda estetik yönden düzelme sağlıyor ve kişi kendisini daha mutlu hissediyor.


Yazının devamı...

Aşı yaptırın, gripli ile temastan kaçının

6 Şubat 2017

 

EGE Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çağrı Büke,
gribin, sonbahar ve kış aylarında görülen, ciddi sonuçlara yol açabilen bir solunum yolu viral enfeksiyon hastalığı olduğunu belirtti. Söz konusu aylarda bir kişide başlangıçta boğaz ağrısı ve öksürük görülebileceğini kaydeden Prof. Dr. Büke, “Buna yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ile kas ve eklem ağrısı yakınmaları eklenirse, grip akla getirilmelidir” dedi.


3-4 GÜNDE BAŞLAR
Gripli bir kişinin ağzındaki solunum damlacıklarının çeşitli yollardan sağlıklı kişiye, göz, burun ya da ağzından bulaşmasının ardından 3-4 gün içinde hastalığın başlayacağını vurgulayan Büke, “Risk grubu dışındaki kişilerde en geç 5 ile 7 gün içinde hastalık geçer. Hastalığa yakalanan kişilerin diğer kişilere bulaştırmaları ortalama 5 gün sürer” diye konuştu.
Hastalığın toplumda gelişme sıklığının, erişkin yaş grubunda yüzde 5-10, çocuklarda da yüzde 20-30 olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Büke, şöyle devam etti:


Yazının devamı...