"Bülent Katarcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bülent Katarcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bülent Katarcı

Bülent Katarcı

Ani kardiyak ölüm

11 Kasım 2018

 


Kalbin ani olarak durması ölüm nedenlerinin başında görülmektedir. Son günlerde futbol tribününde kaybettiğimiz genç kardeşimiz ve futbolcularda görülen ani ölümler konusunda Atakalp Hastanesi Başhekimi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Yılmaz, şu açıklamaları yaptı:

ÖNEMLİ BİR SORUN
“Daha önce bilinen bir hastalığı olmadan 1 saat içinde oluşan ölüme ani kardiak ölüm diyoruz. Ölüm çok kısa sürede hatta dakikalar içinde olmuşsa yüzde 90’ın üstünde hayatı tehdit edici aritmilere bağlıdır. Kalp pompasının gücünü yitirmesine neden olan sol ana damarın ani tıkanması da ani ölüm nedeninin başında yer alır. Ani kardiyak ölüm önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ani ölüm öncesi çoğunlukla görülen şikayetler çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi, göz kararmasıdır. Ani kardiyak ölüm koroner arter hastalığı olanlarda sıklıkla görülür. Risk faktörleri arasında aile öyküsü, diabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, sigara, obezite, sedenter yaşam sayılabilir. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin ayrıntılı bir şekilde kardiyoloji uzmanları tarafından muayeneleri yapılmalıdır. Ritim ve iletim sistemi bozuklukları olanların ve ailelerinde ani ölüm olanların ayrıntılı tetkikleri için kardiyoloji merkezlerine baş vurmaları gerekir.

AYRINTILI TARAMA
Ani ölüm için risk taşıyan kişiler dışında; otobüs-tren şoförü, pilot, sporcu gibi kişilerin ayrıntılı taranması gerekir. Şüpheli olgularda ritim bozukluğunun tanısını koymak için elektrofizyolojik çalışmalar yapılır. Gerekli kişilere kalp pili ve şok veren kalp pili takılabilir. Defibrilatör (elektirikli şok cihazları) kalabalığın olduğu hava alanı, tren-otobüs istasyonu, stadyum gibi yerlerde bulundurularak bunların sağlık personeli dışındaki kişilerce de kullanımı için eğitimler artırılarak ani kardiyak ölümün oranı azaltılabilir.

Yazının devamı...

Gözyaşı kanalına laserle tedavi

4 Kasım 2018

“Eğer tetkikler sonucunda gözyaşı kanalının tıkalı olduğu saptanırsa, bu artık lazer ile tedavi olmaktadır” diyen Kaşkaloğlu Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Mehruz Cevadzade, diode lazerle ameliyatı yurtdışı ile eş zamanlı uygulamaya başladıklarını söyledi. Op. Dr. Cevadzade, konu ile ilgili şu paylaşımlarda bulundu:

ÇOCUKLARDA DA GÖRÜLÜYOR
“Gözyaşı kanal tıkanıklığı yeni doğan çocuk dahil olmak üzere her yaşta görülebilecek bir hastalık. Belirtisi ise sürekli göz yaşarması, çapaklanma ve gözyaşı kesesinin burun kökü ile göz arasında yerleştiği bölgede şişlik. Bu şişen bölgeye basınca göz kapakların iç köşesinde yerleşen deliklerden göz içine irin (püy) ve iltihap çıkar. Kabaca lavabo borusu tıkandığında olan duruma benzetebiliriz. Tedavisi çocuk yaşlarda (2-3 yaşa kadar) yüz kemikleri gelişimini tamamlamadığı ve halen kıkırdak yapıda olduğundan daha rahattır. Ancak yüz kemikleri zaman içinde gelişimini tamamlayıp kıkırdak özelliğini kaybedince tıkalı olan gözyaşı kanalını sondalama ile açmak mümkün olmaz.

KARSIZ DİKİŞSİZ AĞRISIZ
Eskiden hastaya genel anestezi verilip cilt kesilir, burun kemiği matkap veya çekiçle kırılarak buruna gözyaşının akışı sağlayan yeni bir yol oluşturulurdu. Ancak lazer teknolojisi bu hastalığa da çare bulmuştur. Diode lazer sayesinde göz yaşı kanalı tıkanıklığı ameliyatı, hastaya genel anestezi verilmeden, cilt kesilip yüzde hiçbir kalıcı iz bırakmadan, ameliyat sonrası saatlerce kanamaya sebep olmadan, burun kemiği çekiç veya matkapla kırılmadan, günlerce ağrı olmadan, göz çevresinde morarmaya sebep olmadan, kısa bir süre içinde tamamen iyileşen bir teknik haline gelmiştir. Gözyaşı kanal tıkanıklığının lazerle olan ameliyat tekniği ise normal gözyaşı deliğinden girilerek gözyaşı kanalını lazerle açma anlamına gelen Transkanaliküler Diode lazer DSR tekniği olup Avrupa, Amerika ve Türkiye de yeni bir yöntem olarak uygulamaya girmiştir.”

Yazının devamı...

Kanser tedavisinde doğru beslenme

28 Ekim 2018

 

Bunun yanı sıra kanser tedavisi görmekte olan bir hasta için de iyi ve doğru beslenme oldukça önemli, hatta tedavinin bir parçası olarak kabul edilebilir. Kanser tedavisi sırasında yeterli ve dengeli beslenen bir hasta kendisini daha iyi hisseder ve bu sayede tedaviye daha iyi uyum gösterir. Hastada tedaviye bağlı oluşabilecek yan etkiler daha hızlı ortadan kaldırılabilir ve tedavi nedeniyle artan enfeksiyon riski azaltılabilir. Kanser hastalarında doğru ve sağlıklı beslenme, bağışıklık sistemini destekler ve bu sayede kanser hücreleriyle daha kolay savaşılabilmesini sağlar.
Özel durumlar dışında tüm kanser hastalarının sağlıklı beslenmesi için öneriler sunan Ege Özel Onkoloji Radyoterapi Merkezi doktorlarından radyasyon onkolojisi uzmanı Dr. İlker Karadoğan, kanser tedavisi ve doğru beslenme konusunda şu bilgileri verdi:

VÜCUDU GÜÇLENDİRİYOR

“Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri nedeniyle hastalarda halsizlik ve yorgunluk görülebiliyor. Bu dönemde doğru beslenme kurallarına uymak ve bazı gıdaları diyetten çıkararak bazılarına ağırlık vermek hem ilaç yan etkilerinin hem de diğer şikayetlerin azaltılmasında etkili oluyor.
Sağlıklı beslenme, hastalıklardan korunmanın yanı sıra iyileşme döneminde de vücudun savunma mekanizmalarını güçlendiriyor. Tedavisinde yan etkilerle karşılaşılan kanserle de doğru beslenme desteği sayesinde daha kolay mücadele edilebiliyor.
Kanser tedavisi sırasında hastaların beslenmesi, hastalığın yerine ve çeşidine, aynı zamanda tedaviye bağlı oluşabilecek yan etkilere göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle hasta için uygun beslenme şeklinin, tedaviyi uygulayan hekim tarafından belirlenmesi daha doğrudur.”

NELERİ NASIL YİYELİM?

Yazının devamı...

Sağlık Turizminde İzmir’in fırsatları

21 Ekim 2018

Hem yurt içi hem de yurt dışında yapılabilen sağlık turizminin pek çok çeşidi bulunuyor. Hem sağlığınız hem de tatil ihtiyacınız için oldukça tatmin edici olan sağlık turizmi, bu amaç için kurulmuş özel hastanelerde yapılıyor. Yılda ortalama 30 milyon kişinin sağlık turizminden faydalandığı hesaplanıyor. Dünyada sağlık turizmi harcamalarının ise yaklaşık 500 milyar doları bulduğu ifade ediliyor. Bu rakamın 2023’te 1 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
İşte bu kadar büyük öneme sahip bu sektörü ve İzmir’in yerini Medical Park İzmir Hastanesi Genel Müdürü Veysi Kubba’dan dinledik.


ÇOK İYİ BİR NOKTADAYIZ
“İzmir’de çok iyi hekimler var. İyi altyapı da yavaş yavaş oluşuyor. Ama bu potansiyel yeterince değerlendirilebiliyor mu? İzmir’e yurtdışından direkt uçak seferleri yapılmıyor. Bu coğrafyada Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Orta Asya’yı ele aldığımızda 1 saat uzaklıkta 1.5 milyar insan yaşıyor. Bu insanların 200 milyonu her yıl sağlıkları için çözüm arıyor, bir ülkeden diğerine gidiyor. İzmir, sağlıkta iyi bir noktada. Gelecekte daha iyi yerlere gelecek. Hekim kalitesi itibarıyla İzmir, İstanbul’dan sonra üst noktada bir kent. Verilen kaliteli hizmet İzmir’e genel fayda sağlıyor. Ama sağlık turizmi konusunda Turizm Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ayrı ayrı çalışmalar yapıyor.”


KİŞİ BAŞI 10 BİN DOLAR

Yazının devamı...

Kalbimiz ağır işçi

14 Ekim 2018

 


En çalışkan ve nazik organımız kalbimizin ‘ağır işçi’ olduğunu belirten Kent Sağlık Grubu kardiyoloji uzmanlarından Doç. Dr. Cevad Şeküri, “Ona iyi bakmamız gerek” dedi. Doç. Dr. Şeküri, kalbimizin tüm yaşam boyunca durmadan çalışmak ve temiz kanı vücudumuza pompalamak zorunda olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

KORONER DAMARLAR

“Kalbimiz günde ortalama 100 bin kez atarak yaklaşık 350 su damacanası kadar kanı pompalıyor. Gündüz ortalama 75 bin, gece ise 25 bin civarında kalp vurusu oluşuyor. Tüm hayat boyunca 3-3.5 milyar vurunun üzerinde atarak ufak bir göl kadar kan pompalıyor. Bu kadar çalışan organımıza mutlaka iyi bakmamız, onu iyi korumamız gerekiyor. Kalbimizin bu görevi sağlıklı bir şekilde yürütebilmesi için kalp kasını besleyen ve yeterli oksijeni sunan sağlıklı ve açık koroner damarlara ihtiyacı var. Ortalama 3 milimetre olan koroner damarlarımızı daraltan, tıkayan ve pıhtılaştıran en önemli risk faktörlerinin başında hipertansiyon, diyabet, aşırı kolesterol yüksekliği, hareketsiz yaşam, kilo fazlalığı, genetik yatkınlık, sigara ve tütün mamülleri tüketimi geliyor.”

KALBİNİ TANI VE KORU

Dünyada kalp damar hastalıklarının en önemli ölüm sebebi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Şeküri, bu yıl 29 Eylül Dünya Kalp Farkındalık Günü’nün temasının ‘benim kalbim, senin kalbin, hepimizin kalbi’ olarak belirlendiğini söyledi. Şeküri, “Bu günün amacı, insanlarda kalp hastalıkları ve bu hastalıklardan korunma farkındalığı yaratmak. Mesaj ‘Kalbini Tanı ve Koru’... Ani ölümlerin çoğu kalp damarının tıkanmasına bağlı gerçekleşen kalp krizleri sonucu oluşuyor. Dünyada yılda 17 milyon, ülkemizde ise 250 binin üzerinde insan kalp damar hastalığı nedeniyle kaybediliyor. Kalp damar hastalıklarından korunmanın en önemli ve kolay yolu ise ona yakalanmamaya çalışmak” dedi ve önerilerini şöyle sıraladı:

NE YİYELİM, NE YAPALIM?

Yazının devamı...

Hastalıktan değil geç kalmaktan kork

7 Ekim 2018

 

 

Meme kanserinin görülme oranı, yaşla birlikte artıyor. Bu nedenle 40 yaş sonrası kadınların düzenli muayene ve mamografi yaptırmaları çok önemli. Erken tanısı konmuş meme kanseri tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Kadınların her ay kendi kendilerine yapacağı kontrol, meme kanserinin erken teşhisine olanak tanımaktadır.

Ege Üniversitesi  Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşenur Oktay, erken tanı ve tedavi ile ilgili bilgi verdi.

 

TARAMA YÖNTEMLERİ ÖNEMLİ

Meme kanseri meme hücrelerinde başlayan kanser türüdür. Erken tanıda tarama yöntemleri büyük önem taşır.Etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış tek tarama yöntemi mamografidir. Bu yöntemle, memede oluşan bir kitle elle hissedilebilecek boyuta gelmeden ve diğer dokulara yayılmadan önce, erken evrede yakalanabilmektedir. Mamografi meme kanserinden ölümleri en az yüzde 25-30 azaltıyor. Tarama programını düzenli uygulayan İngiltere, İsveç ve Amerika gibi ülkelerin istatistiklerinde meme kanserinden ölümlerin 1990’lı yıllardan itibaren düştüğü bir gerçektir. Ülkemizde de yaygınlaşması için Sağlık Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlar çalışmaktadır. 

 

Yazının devamı...

Obezitede Avrupa şampiyonuyuz

30 Eylül 2018


Dünya Sağlık Örgütü tarafından açıklanan son verilere göre yüzde 32’lik oran ile Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sıradayız.
Peki nasıl bu hale geldik?
Birinci sebep, eskiden beslenme alışkanlığımız içinde hiç olmayan fast-food, pizza, cips, kola, hazır şekerli içecekler, abur cubur gibi gıdaların bir şekilde sıradan günlük tükettiğimiz ürünler haline gelmiş olması. Özellikle çocuk yaşta alışılan bu gıdalar, içerdikleri katkı maddeleri dolayısıyla yüksek bağımlılık yaptıklarından, geleceğimizin sağlıklı nesilleri için en büyük tehditlerin başında geliyor.
İkincisi, ekmek gibi en temel gıdadan tutun aklınıza gelecek her türlü besinde doğal olana artık ulaşamıyoruz. Doğal ürünlerin kıymeti her geçen gün daha çok anlaşılsa da alınacak çok yolumuz olduğu kesin.
Üçüncüsü ise hareket etmiyor olmamız. Sosyo-kültürel düzey ve yaş gözetmeksizin spor yapma alışkanlığımız neredeyse yok. Hızlı kent yaşamında çoğu insan zamansızlıktan yakınırken, istatistiki veriler her 10 dakikada bir cep telefonuna bakabilecek vaktimiz olduğunu gösteriyor.

 

Peki biz obezite ile mücadelenin neresindeyiz?

Yazının devamı...

Kalbimiz bizim için atıyor

16 Eylül 2018

Bu, her 3 kişiden birinin kalp - damar hastası olduğu anlamına geliyor. Kalp atımlarının sıklaşması ya da kalbin doğal ritminin bozulması sık görülen sağlık sorunlarından biri. Arka planda bir sağlık probleminin olduğunu düşünerek kalp çarpıntısının her türlüsünü ciddiye almak gerekiyor. Özellikle de tansiyon yüksekliği, kolesterol, trigliserid dengesizliği, kalp yetmezliği, nefes darlığı, şeker hastalığı gibi bir problem varsa dikkatimizi daha da yoğunlaştıralım.
Aile Hekimliği Uzmanı ve Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Dr. Ülkümen Rodoplu, “Türkiye’de yapılan sağlık araştırmalarında her 3 kişiden birinde hipertansiyon hastalığı olduğu ortaya çıktı. Bunun yanında hipertansiyon hastası her 3 kişiden ikisi hastalığının farkında değil. Bu durum hastalık kontrol altında tutulmadığı için büyük ölüm riskidir. ABD’de nüfusun yüzde 29’u, Avrupa’da yüzde 44’ü, Türkiye’de ise yüzde 31.8’i hipertansiyon hastası. Tansiyon hastaları mutlaka düzenli olarak kontrol altında olmalıdır. Ancak her 5 hastadan dördünde kan basıncı kontrolü yeterli değil. Her 3 tansiyon hastasından birinde ise geç tanı ve yetersiz tedavi söz konusudur” diyor.

BELİRTİLERİ NELER
Göğüste sıkıştırıcı veya baskı tarzında ağrı, dolgunluk hissi en sık rastlanan yakınma. Bu, başlangıçta gelip geçici olabilir. Bu ağrı eğer 15 dakikadan uzun sürüyorsa kalp krizi akla gelmelidir. Kısa süren ağrılar spazm ile ilgili olabilir. Kalp krizinin öncüsü niteliğindedir ve “nasıl olsa geçer” diye vakit geçirilmemelidir. Göğüs ağrısı omuza, kollara, sırta, çeneye, mideye yayılabilir. Sersemlik hissi, terleme, bulantı-kusma, nefes darlığı, çarpıntı, soğuk terleme veya baş dönmesi de göğüs ağrısına eşlik edebilir veya tek başına ilk belirti olabilir.

İLK YARDIMDA YAPILACAKLAR
* 112 Acil ambulansı arayın. Mecbur kalmadıkça böyle bir hastayı kendi aracınızla Acil Servis’e götürmeyi düşünmeyin.
* Kanın damar içinde pıhtılaşmasını geciktirmek için 300 mg midede çözünen aspirinlerden 1 adet çiğneyin, bütün olarak içmeyin.

Yazının devamı...