"Bülent Katarcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bülent Katarcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bülent Katarcı

Bülent Katarcı

Kalbimiz bizim için atıyor

16 Eylül 2018

Bu, her 3 kişiden birinin kalp - damar hastası olduğu anlamına geliyor. Kalp atımlarının sıklaşması ya da kalbin doğal ritminin bozulması sık görülen sağlık sorunlarından biri. Arka planda bir sağlık probleminin olduğunu düşünerek kalp çarpıntısının her türlüsünü ciddiye almak gerekiyor. Özellikle de tansiyon yüksekliği, kolesterol, trigliserid dengesizliği, kalp yetmezliği, nefes darlığı, şeker hastalığı gibi bir problem varsa dikkatimizi daha da yoğunlaştıralım.
Aile Hekimliği Uzmanı ve Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Dr. Ülkümen Rodoplu, “Türkiye’de yapılan sağlık araştırmalarında her 3 kişiden birinde hipertansiyon hastalığı olduğu ortaya çıktı. Bunun yanında hipertansiyon hastası her 3 kişiden ikisi hastalığının farkında değil. Bu durum hastalık kontrol altında tutulmadığı için büyük ölüm riskidir. ABD’de nüfusun yüzde 29’u, Avrupa’da yüzde 44’ü, Türkiye’de ise yüzde 31.8’i hipertansiyon hastası. Tansiyon hastaları mutlaka düzenli olarak kontrol altında olmalıdır. Ancak her 5 hastadan dördünde kan basıncı kontrolü yeterli değil. Her 3 tansiyon hastasından birinde ise geç tanı ve yetersiz tedavi söz konusudur” diyor.

BELİRTİLERİ NELER
Göğüste sıkıştırıcı veya baskı tarzında ağrı, dolgunluk hissi en sık rastlanan yakınma. Bu, başlangıçta gelip geçici olabilir. Bu ağrı eğer 15 dakikadan uzun sürüyorsa kalp krizi akla gelmelidir. Kısa süren ağrılar spazm ile ilgili olabilir. Kalp krizinin öncüsü niteliğindedir ve “nasıl olsa geçer” diye vakit geçirilmemelidir. Göğüs ağrısı omuza, kollara, sırta, çeneye, mideye yayılabilir. Sersemlik hissi, terleme, bulantı-kusma, nefes darlığı, çarpıntı, soğuk terleme veya baş dönmesi de göğüs ağrısına eşlik edebilir veya tek başına ilk belirti olabilir.

İLK YARDIMDA YAPILACAKLAR
* 112 Acil ambulansı arayın. Mecbur kalmadıkça böyle bir hastayı kendi aracınızla Acil Servis’e götürmeyi düşünmeyin.
* Kanın damar içinde pıhtılaşmasını geciktirmek için 300 mg midede çözünen aspirinlerden 1 adet çiğneyin, bütün olarak içmeyin.

Yazının devamı...

Kalbimiz bizim için atıyor

10 Eylül 2018

Bu, her 3 kişiden birinin kalp - damar hastası olduğu anlamına geliyor. Kalp atımlarının sıklaşması ya da kalbin doğal ritminin bozulması sık görülen sağlık sorunlarından biri. Arka planda bir sağlık probleminin olduğunu düşünerek kalp çarpıntısının her türlüsünü ciddiye almak gerekiyor. Özellikle de tansiyon yüksekliği, kolesterol, trigliserid dengesizliği, kalp yetmezliği, nefes darlığı, şeker hastalığı gibi bir problem varsa dikkatimizi daha da yoğunlaştıralım.
Aile Hekimliği Uzmanı ve Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Dr. Ülkümen Rodoplu, “Türkiye’de yapılan sağlık araştırmalarında her 3 kişiden birinde hipertansiyon hastalığı olduğu ortaya çıktı. Bunun yanında hipertansiyon hastası her 3 kişiden ikisi hastalığının farkında değil. Bu durum hastalık kontrol altında tutulmadığı için büyük ölüm riskidir. ABD’de nüfusun yüzde 29’u, Avrupa’da yüzde 44’ü, Türkiye’de ise yüzde 31.8’i hipertansiyon hastası. Tansiyon hastaları mutlaka düzenli olarak kontrol altında olmalıdır. Ancak her 5 hastadan dördünde kan basıncı kontrolü yeterli değil. Her 3 tansiyon hastasından birinde ise geç tanı ve yetersiz tedavi söz konusudur” diyor.

BELİRTİLERİ NELER
Göğüste sıkıştırıcı veya baskı tarzında ağrı, dolgunluk hissi en sık rastlanan yakınma. Bu, başlangıçta gelip geçici olabilir. Bu ağrı eğer 15 dakikadan uzun sürüyorsa kalp krizi akla gelmelidir. Kısa süren ağrılar spazm ile ilgili olabilir. Kalp krizinin öncüsü niteliğindedir ve “nasıl olsa geçer” diye vakit geçirilmemelidir. Göğüs ağrısı omuza, kollara, sırta, çeneye, mideye yayılabilir. Sersemlik hissi, terleme, bulantı-kusma, nefes darlığı, çarpıntı, soğuk terleme veya baş dönmesi de göğüs ağrısına eşlik edebilir veya tek başına ilk belirti olabilir.

İLK YARDIMDA YAPILACAKLAR
* 112 Acil ambulansı arayın. Mecbur kalmadıkça böyle bir hastayı kendi aracınızla Acil Servis’e götürmeyi düşünmeyin.
* Kanın damar içinde pıhtılaşmasını geciktirmek için 300 mg midede çözünen aspirinlerden 1 adet çiğneyin, bütün olarak içmeyin.

Yazının devamı...

Tip 2 Diyabet hızla yayılıyor

2 Eylül 2018


‘Tip 2 şeker hastalığının ameliyatla çözümü’ konusunda bilgi veren Özel Tınaztepe Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Deniz, bu konuda sorularımızı yanıtladı;
* Bu ameliyat için kimler uygun aday?
Vücudunda insülin rezervi henüz tükenmemiş ve yeterli seviyede olan hastalar, uygun tedaviye rağmen kan şekeri kontrol altına alınamamış olanlar, göz, kalp, damar sistemi, böbrek, sinir ve ayak gibi organ hasarı başlamış, obezite nedenli tip 2 diyabete yakalanmış hastalar metabolik cerrahiden fayda görür.
* Ameliyata uygun olduğunuzu nasıl anlarsınız?
Metabolik cerrahiden fayda görüp göremeyeceğinizi anlamak için başvuru sonrasında birçok test yapılır. Bu testlerin amacı; vücut insülin rezervinizi anlamak, altta yatan hormonal bozukluğunuz varsa saptamak, şeker hastalığının kalıtsal seyreden ara formları ile tip 2 diyabetli hastaları ayırmak, karaciğer, böbrek, göz gibi organlara varsa yaptığı tahribat düzeyini belirlemek, ameliyat öncesi düzeltilmesi gereken vitamin mineral hormon eksikliği gibi tedavi edilebilir durumları belirlemek, kan şekeriniz ileri derecede yüksek ya da düzensiz ise öncelikle tedavi ile normale yakın düzeylere getirmek. Ameliyat olmaya engel bir hastalığınız olup olmadığını saptamak, karın içi organları ve özellikle sindirim sistemini kontrol etmek. Eğer bu ayrıntılı test aşaması sonucu metabolik cerrahiye uygun olduğunuz düşünülürse ameliyat planı yapılır.
* Peki ameliyat nasıl yapılıyor?

Yazının devamı...

Triaj’ı hekimle uygulayan tek hastane

19 Ağustos 2018


Ülkenin her yerinden hasta sevki aldıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Acil servisimiz 2005’ten bu yana alanında Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri haline geldi. Hastanemizin öncelikli bölümlerinden birisi olarak görüyoruz” diye konuştu.

3’LÜ TRİAJ SİSTEMİ
Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selahattin Kıyan hastaların acil servis içine ortalama alınma sürelerinin 5 dakikanın altında olduğunu ifade ederek “Kalabalık saatlerde hayatı tehdit edici yakınması olmayan hastalar için bu süre uzayabiliyor. Acil Servis’e başvuran hastalarımızı bir hekim, hemşire ve hasta taşıma personelinden oluşan triaj ekibi tarafından karşılanıyor. Servisimizde Sağlık Bakanlığı’nın uyguladığı 3’lü triaj sistemi geçerli. Hastalarımız triaj sonucu belirlenen kodlara göre tedavi alıyorlar” dedi.
Yoğun bakım gerektiren kırmızı triaj kodlu hastalar ve 112 vasıtası gelen hastaların hızla resüsitasyon odasına alındığını belirten Prof. Dr. Kıyan, “Bu hastalarımız öğretim üyesi veya acil tıp uzmanı gözetiminde acil tıp asistanları tarafından değerlendirilip tedavileri yapılıyor. Yakın takip ve tedavi gerektirenler ile kalp hastalığı, solunum sıkıntısı, çoklu travma, inme, beyin kanaması gibi yakınmaları olanlar monitörlü alanda değerlendirilirken, yakın takip gerektirmeyen hastalar ise bakı ve hızlı bakı alanlarında tedavi ediliyor” diye konuştu.

KLİNİK KADAR AKADEMİK
Anabilim Dalı bünyesinde düzenli olarak eğitimsel programlar gerçekleştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Kıyan, “Akademisyenlerimiz klinik çalışmalarının yanında yılda yaklaşık 5 uzmanlık tezi hazırlıyorlar. Tıbbi dergilerde yayınlanmak üzere araştırma projeleri ve makaleler yazıyorlar. Çeşitli yurt içi ve yurt dışı sempozyum ve kongrelerde sözel ve poster bildiriler düzenli olarak sunuluyor” dedi.

Yazının devamı...

Göbeğiniz değil bebeğiniz olsun

12 Ağustos 2018

Gün geçmiyor ki şişmanlık bir hastalıkla ilişkilenmesin. Genişleyen göbek çevremiz sadece diyabeti ve kalp damar hastalıklarını davet etmiyor, kemik erimesinden kansere, depresyondan bunamaya kadar binbir derdin sorumlusu sayılıyor.
Şişmanlık yalnız etkilenen kişinin sorunu değil. Dolaylı olarak toplum sağlığını da bozuyor. Bir özel durum var ki, şişman bir kişi başka bir kişinin tüm yaşamı boyunca sağlığını doğrudan etkiliyor. Hamilelikte anne fazla kilolu veya şişmansa, rahminde büyüyen bebeğinin on yıllar sonraki sağlığı olumsuz etkileniyor. Özel Park Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kadir Fatih Uçar, özellikle gebelere kilo uyarısında bulundu, “Göbeğiniz olmasın, bebeğiniz olsun” diyerek şunları anlattı.

* FAZLA KİLO ALMAYIN
“Büyük bir keyifle kebapları, börekleri ve baklavaları afiyetle yiyeceğiz doktor bey, oldu mu şimdi?”
Hamilelik süresince istediğiniz kadar yersiniz kimse size karışmaz, hatta fazla fazla yemeniz öğütlenir. Şerbetler içilir, türlü meyveler bulunur getirilir, börekler açılır, etler haşlanır, sofralar donatılır. Babaanneler ve nineler sevinir, evde bir bayram havası eser. Fazla heveslenmeyin, doktorunuz planlarınıza engel olacak. Ama kendince geçerli sebepleri var. Kadınların çoğundan duyduğunuz bir hikaye vardır. “Ben evlenmeden önce 48 kiloydum” cümlesi ile başlar. Bebek sayısı arttıkça kantarın topuzu kaçar ve o ince belli kadın gider yerine kilolu biri gelir.
Gebelik söz konusu olduğunda hep bebek ön planda olur ama doktorlar için anne sağlığı önce gelir. Bir poğaça yerine beş tane yemek, bir dilim baklava ile yetinmeyip yarım kiloyu mideye indirmek, ekmeğe nutella sürüp yemek varken koca kavanozu kaşıklayıp bitirmek sık karşılaştığımız acayiplikler. 9 ayda 45 kilo alan gebeler gördük. Ne şekeri vardı ne tansiyonu. Bu örnekler o kadar çok ki. Gerçekten bunun sonu yok. Baştan kemer sıkmamız bu gidişe son vermemiz lazım . Bir kase yoğurt, biraz kuruyemiş, biraz meyve yetiyor aslında.

* DÜZENLİ YÜRÜYÜŞ YAPIN

Yazının devamı...

Kalp ve damarda altın standart

5 Ağustos 2018


“Günümüzde koroner arter hastalığının kesin tanısında en geçerli olan ve tıpta ‘Altın Standart’ olarak kabul edilen bir yöntem koroner anjiyografi. Koroner arterlerin damar sertliği sonucu daralması veya tıkanması göğüs ağrısına sebep olabileceği gibi, acil müdahaleyi gerektiren klinik olaylara yol açabiliyor. Yüksek tansiyonlu, diyabetik, yüksek kolesterol değerlerine sahip kişilerde, kilolu olan, sigara içen, genetiğinde kalp hastalığı bulunanlarda koroner arter hastalığı çok sık görülüyor. Bu hastalığın tedavisinde ilk olarak kasık atardamarı daha sonra da bilek damarı giriş yeri olarak kullanılıyor.”

BİRİNCİLİK GETİRDİ
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı üyeleri Prof. Dr. Mustafa Akın ve Uz. Dr. Elton Soydan tarafından Türkiye’de ilk kez halk arasında ‘enfiye çukuru’ olarak bilinen yerden girilerek geliştirilen koroner anjiyografi tekniği güvenli, komplikasyonsuz bir koroner anjiografi yapılmasını sağlanıyor. İşlem sonrasında hasta yatağa bağlı kalmadan kısa sürede günlük hayatına devam edebiliyor.
Türkiyede ilk kez Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’nda uygulanan anjiyografi tekniği 14. Uluslararası Kardiyoloji ve Kardiyovasküler Cerrahide Yenilikler Kongresi’nde birincilik ödülüne layık görüldü. İlk kez uygulanan teknik hastanelerde yatak işgal oranının azalması sonucunda ciddi bir tasarrufu da beraberinde getirecek. Bu yöntem hastalara ağrıda azalma, işlem sonrası hasta konforu ve erken taburculuk gibi avantajlar sağlıyor.

 

Çeşme Devlet

Yazının devamı...

Yaz acilleri ve ilk yardım

22 Temmuz 2018

Hepimizin özlediği, yapmak istediği şeyler var. Tatile çıkmak, denize, havuza girmek veya kenarında güneşlenmek gibi. Belki tatil süremiz kısa olduğu için, süratle, birkaç gün içinde güneşlenirken bronzlaşmak veya yaylalara, dağlara çıkıp kamp kurmak gibi hayallerimiz olabilir. Ama bu beklentilerimizi gerçekleştirirken, bizi bekleyen bazı tehlikelerin de olduğunu unutmayalım. Peki, bizi bekleyen olası tehlikeler, hastalıklar nelerdir? Dokuz Eylül Hastanesi, Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi “Herkes İçin Acil Sağlık Derneği” Genel Sekreteri Prof. Dr. Gürkan Ersoy ile konuştuk: 

SICAK ÇARPMASI

Artan çevre ısısı nedeniyle vücut ısımızı ayarlayan ısı merkezinin devre dışı kalması sonucu ateşimizin yükselmesi, 40-42 derecenin üzerine çıkması, cildimizin sıcak ve kuru olması, terleyememe hali, bilinç bulanıklığı ve arkasından gelen ölüm şeklinde özetlenebilir. Bu konu gündeme geldiğinde hemen aklıma gelen en çarpıcı örnek, Türk sinemasının taçsız kralı Ayhan Işık’tır. Korunmak için güneş ışınlarının çok dik geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarıya çıkmayalım, denize havuza girmeyelim. Unutmayalım ki, güneş ışınlarının cilt kanseri yapıcı etkisi de vardır. Mutlaka çıkmamız gerekiyorsa şapka takalım, şemsiye kullanalım, açık renkli hafif giysiler giyelim, gölgede yürüyelim, açıkta olan yerlerimize güneş kremi sürelim. Hamileler, yaşlılar, çocuklar ve polis, asker, sporcu gibi bazı meslek sahipleri risk grubunu oluşturur. Sıcak, yani güneş çarpmasının belirtileri ise uyku hali, bitkinlik, sıcak ve kırmızı cilt, terleyememe. Daha sonraki dönemlerde de bilinç bulanıklığı, şuur kaybı, koma ve ölüm olarak sıralanabilir.

NE YAPMALI

· Kişiyi hemen sıcak ortamdan
uzaklaştırıp, serin/soğuk
ortama taşıyalım,

Yazının devamı...

Yardımcı uzuv yapımı platformu Robotel, Emot Hastanesi’nde

15 Temmuz 2018

EMOT doktorlarından ve Robotel gönüllüsü Dr. İnan Aysel, sosyal sorumluluk ve sosyal farkındalık hareketi olan Robotel Türkiye Platformu’nun dünyadaki Enabling The Future platformunun ülkemizdeki yansıması olduğunu ifade ederek, çalışmalarını bu harekete bağlı olarak sürdürdüğünü söyledi. Hareketin özünün gönüllülerle, özellikle çocuklar olmak üzere uzuv kaybına uğramış kişileri bir araya getirmek olduğunu dile getiren Aysel, üç boyutlu yazıcılarda basılmış yardımcı protezlerin, ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı amaçladıklarını söyledi.

ÜCRETSİZ HİZMET VERİLİYOR

Hareketin Türkiye ve İzmir’de kocaman bir aile haline geldiğini de kaydeden Aysel, “Robotel Platformu, ülkemizin her köşesindeki ihtiyaç sahiplerine, özellikle el ve parmak kaybı olan çocuklara ulaşabilmeyi hedefliyor. Mevcut protez fiyatları, tipleri, malzemeleri, patent uygulamaları ve imalat–dağıtım-perakende satış zinciri dezavantajlarından dolayı birçok ailenin karşılayabileceğinin üzerinde. Özellikle çocuklar, gelişimleriyle birlikte protez değişikliklerinin kaçınılmaz olması (erişkinliğe kadar 10-12 kez) nedeniyle ihtiyaç duydukları protezlerden yoksun kalabiliyor. Gönüllüler, hizmeti topluma yayarak, uygun olgularda üç boyutlu yazıcılarla, açık kullanımda olan yardımcı protez modellerini hiçbir aşamasında ücret almaksızın basıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor” dedi.

HEDEFİMİZ SAYIYI ARTIRMAK

İzmirli gönüllülerin açık kullanımda olan yardımcı protezleri yapabilen gönüllü sayısını ve yeterliliğini artırmak istediğini ifade eden Aysel, 2. atölyenin düzenlenme amacının da İzmir’deki takım sayısını artırmak olduğunu ve bu konuda ciddi mesafe kaydedildiğini açıkladı. Atölyenin iki gün süreyle 60 katılımcı, 7 üç boyutlu yazıcı ve eğitmenle gerçekleştirildiğini bildiren Aysel, şunları söyledi: “Atölyeye katılan üç uzuv kayıplı çocuktan birisine basımı tamamlanan protez teslim edildi. Hugo Boss firması, Bahçeşehir Kolejleri, Rock Robotics, kaya3d.com, İsa Yiğit, Cahit Salcı gibi gönüllüler, 3D yazıcılarını kullanıma sunarak, İzmir’in genç gönüllülerinin eğitimine katkı sağladı. İzmir’de ilk atölyemizdeki kayıtlı gönüllü sayımız 42 kişiyken, 2. atölyede gönüllü sayımız 156’ya ulaştı.”
Son olarak, Robotel hareketine herkesin gönüllü olabildiğini de kaydeden Aysel, bunun için tasarım veya üç boyutlu yazıcı kullanmayı bilmenin şart olmadığını vurguladı. Aysel, “Aramıza katılmak isteyenler www.robotel.org veya izmir@robotel.org sitemizi ziyaret ederek, yapılanlar hakkında fikir edinebilir ve gönüllü formu doldurabilir” diye konuştu.

 ATÖLYENİN SONUÇLARI

- Gönüllülerin birbirlerini tanımaları ve grup kavramını olumlu yönde etkiledi.

Yazının devamı...