"İlker Yasin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "İlker Yasin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
İlker Yasin

İlker Yasin

Yedekleri bile Aslan olmalıydı

9 Aralık 2018

 Savunmada Serdar, orta sahada Fernando, Donk, Ndiaye, Belhanda, Emre, hücumda Sinan Gümüş gibi takım omurgasının temel isimleri yoksa ve kenarda motivasyon ustası Terim locada oturuyorsa bu takım, hem psikolojik hem fizyolojik bakımdan eksiktir. Ama öte yandan 14 maçta tek galibiyetini Fenerbahçe önünde alan ligin dibindeki Rize’ye karşı Galatasaray, yedekleriyle bile aslan olmalıydı.

İki beki Mariano ve Nagatomo uçar giderken, önlerindeki iki kenar adam Onyekuru ve Rodrigues sürekli rakip ceza sahasına girerken, onları topla buluşturacak adam Selçuk idi. Selçuk dün korner atmaktan yoruldu, pas trafiğinde etkili oldu ama rakibi kenarlara taşıma durumunda olan Eren ve rakibi şaşırtma durumunda olan Muğdat, ilk yarı pek etkili değildi. Zaten Feghouli yeteneği müthiş veteran bir oyuncu. Hep tribünlere ve paraya oynuyor. Dün geceki performansı geldiği günden bu yana Türkiye performansının üstündeydi. Son 6 lig maçında sadece 1 galibiyet alıp zirvenin 6 puan gerisine düşmek Terim takımları için kabul edilebilir bir şey değil. Yani bu maç mutlak kazanılmalıydı. Maçın başında 2. dakikada önemli bir gol pozisyonuna Vedat Muriç bence ofsayt değildi. Rize itiraz etmedi, hakem devam dedi, VAR da devreye girmedi ve bir pozisyon böyle kayboldu.

CENGİZ VE TERİM

Mourinho, sportif direktör Valdano’yu kast ederek, “Eğer 1 numara ile konuşabiliyorsam, neden bir başkasıyla konuşayım?” derken, Galatasaray kulislerinde başkan Mustafa Cengiz’in Terim’e danıştığı ve bilgi aldığı, onu yarının başkanı olarak gördüğü konuşuluyor medyada. “Terim aldığı 10 maçlık ceza süresinde hem takımı hem kulübü yönetiyor” düşüncesi tüm Galatasaraylılar’da genel kanı.

RİZESPOR PUAN ALMAYI HAK ETTİ

İkinci yarıda Galatasaray’ın iki çabuk adamı Onyekuru ve Rodrigues’in performansları düşüşe geçince Rize oyuna asılmaya başladı. Selçuk ve Feghouli’nin de yorulmasıyla Rize tehlikeli gol atakları yapmaya başladı. Önce Aminu Umar golü buldu. Sonra Muriç’in şutu auta gitti. Ve 72’de Rize’nin bir golü kaleciye faul yapıldığı gerekçesiyle hakem tarafından iptal edildi. Son 20 dakikada sahnede Maicon’un oyuna girmesi, Mariano’nun orta sahaya gelmesi, Linnes’in sağdan bindirmeleri değil, Rize vardı. Ve son dakikalarda attığı golle Rize bu maçtan hak ettiği puanı aldı.

MAÇIN ADAMI: AMİNU

 

Yazının devamı...

VAR kararıyla Beşiktaş

3 Aralık 2018

İki kol var hakemin görmediği... Eren’in ve Onyekuru’nun kolları... Birinde Beşiktaş lehine penaltı, diğerinde G.Saray lehine verilen ve iptal edilen bir diğer penaltı kararı. Bu kararları hakem değil, VAR verdi. Ve VAR’ın kararları doğruydu. Sonuçta VAR kararıyla üç puan Beşiktaş’ın oldu.
Cuma sabahının ilk dakikaları içinde 2-0 gerideki Beşiktaş’a Norveç’te 3-2’lik galibiyeti getiren baş oyuncu Lens ve onun yanında Oğuzhan, Atiba, Love yedekti. Ankaragücü maçında vitrine çıkan Güven, Dorukhan, Pektemek sahadaydı. Böyle bir derbi maçında tanıdığımız Şenol Güneş’in alacağı türden bir risk değildi bu. Terim de cezalı ve sakat dolu eksik kadrosunun etkisiyle bir başka risk modeliyle, 3-4-3 ile oyuna başladı. G.Saray’da Ozan-Maicon-Ahmet’li üçlü savunma ile önlerindeki Selçuk-Fernando ikilisiyle bu sistem nasıl yürüyecekti? Ön libero özelliklerine sahip bu ikilide Selçuk yavaşlamış, Fernando yerini şaşıran bir görüntüdeydi.

Beşiktaş maça çok tempolu, rakip alanda presle başladı ve oyunu kontrolü altına aldı. Hem baskı hem pas oyununda G.Saray’a üstünlük sağladılar. İlk yarı G.Saray’ın Beşiktaş kalesine 3 şut denemesi yapıp kaleyi bir kez olsun bulamamasının nedeni ilk 35 dakika rakip kaleye yaklaşamamasıydı. 33’te Ozan’ın direkten dönen topu bu devrede tek pozisyonuydu.

İkinci yarı Güven’in yerine Atiba’nın girişi, Pektemek’in merkeze, Ljajic’in sol kenara gelişi Beşiktaş’ın etkisini azalttı. G.Saray oyunu domine etmeye başladı. İkinci yarı oyunun hakimi G.Saray’dı. Beşiktaş son çeyrekte Lens ve Love’ı oyuna alarak topu rakip yarı sahasında tutma niyetindeydi. G.Saray 84’te Ömer, 88’de Maicon’la değil beraberliği, galibiyeti bile bulabilirdi. Futbol bir takım oyunu... Uzatma dakikalarında iki bencil Beşiktaşlı, Caner ve Quaresma sıfıra yakın yerden kale sahasında bekleyen Love’a pas atabilseler Beşiktaş maçtan 3-0 galip de ayrılabilirdi.

İYİ OYNADI, ŞANSLA GOL ATTI

Adem Ljajic frikiklerde usta... 16. dakikada kullandığı serbest vuruşta top barajdaki Eren’in kolundan dönerken devreye giren VAR, hakemin vermediği penaltıyı verdi. Penaltıda Ljajic çok sert vurmasının ve Muslera’nın ters köşeye gitmesinin artısıyla kalenin göbeğine vurdu ve penaltıyı şansıyla gole çevirdi. Yine de dün Pektemek’le birlikte Beşiktaş’ın en etkili iki oyuncusundan biriydi.

Yazının devamı...

Hedefe inanmalı

2 Aralık 2018

Ben Başakşehir teknik adam ve futbolcularının şampiyon olabileceklerine inandıklarını sanmıyorum. İlk yarı sahada olmayan, kişiliksiz bir futbol sergileyen Başakşehir ikinci yarı âdeta Sivas ceza sahasından çıkmadı.

Yalnız ligimizin değil Avrupa’nın en yaşlı oyuncularından Emre Belözoğlu’yla bu kadar maç eksiği varken oyuna başlamak çok kişiyi şaşırttı. Sivas’ta ilk yarı Muhammet ve Robinho rakip alanda baskı yaparken Emre ve Mahmut’un etkisiz oyunlarıyla ev sahibi ekip merkezi kullanamadı. Kaleci Tolgahan da iki mutlak golü kurtarıp, maça damga vurdu. Sonuçta Başakşehir toplam 755 pas denediği, rakip  ceza alanında 60 kez topla buluştuğu maçı ilk yarıdaki kişiliksiz futboluyla kaybetti.

Yazının devamı...

Şimdi sıra Comolli'de

26 Kasım 2018

Hem var hem yok. Dünkü karşılaşmayı 5-6 farklı skorla da kazanabilirlerdi. Başta kaleci Harun direndi Trabzonspor’a... Sahadaki diğer 10 Fenerbahçeli futbolcu, sanki başka takımlardan 1 maçlığına toplanmış futbolcular grubuydu. Bu arada Trabzonspor, 2-0’a getirdiği maçı, son 10 dakikada berabere de bitirebilirdi. Karşılaşma boyu müthiş performans gösteren Trabzonspor takımının görüntüsüne yakışmadı bu son 10 dakika...

Fenerbahçe’nin UEFA Avrupa Ligi’nde Dinamo Zagreb’den 4 gol yediği mücadelenin sonrasında bu sütunlarda yazmıştım; “Damien Comolli ve Phillip Cocu hemen, birlikte yollanmalı” diye... Phillip Cocu, Damien Comolli’nin yarattığı kifayetsiz kadroyu bir yere taşıyamazdı ve gitti. Erwin Koeman’ın da sonu aynen Phillip Cocu gibi olacak. Fenerbahçe böyle mahkum oynayamaz. Fenerbahçe böyle sahada kişiliksiz dolaşan futbolcuların takımı da olamaz. Hesap, Comolli ile görülmeli ve bileti derhal kesilmeli. Evkur Yeni Malatyaspor’dan 1 maç öncesinde 5 gol yiyen ve 18 maçtır Fenerbahçe’yi yenemeyen Trabzonspor, çok tempolu ve baskılı başladığı 90 dakikayı, son 10 dakika hariç aynı biçimde sürdürdü. Yusuf Yazıcı’nın şut bombardımanları, bek Novak’ın gol bindirmeleri, kaleci Harun’un penaltı dahil büyük kurtarışları, Rodallega’nın garip penaltısına bakarak geçen maçın temel noktası; “Fenerbahçe’nin ruhsuz ve kişiliksiz futboluydu” demiyorum... Sahadaki duruşuydu.

MERAK EDİYORUM

Uğurcan, Hüseyin, Abdülkadir ve Yusuf gibi altyapıdan yetişen 4 oyuncuyla başlama cesaretini Karaman’ın; kadro dışı-cezalı-sakatların yokluğundan mı, yoksa gençlere güvenini ortaya koyma cesaretinden ötürü mü gösterdiğini bilmek isterim. 30’a yakın gol hamlesi yapan bir takımın, 10 üzerinde şut atan ekibin, bu denli konsantrasyonuna saygı duyulmalı.

TEK ÇARE YENİ BİR TEKNİK HEYET

Fenerbahçe 4-4-2 oynayamaz. Rakibinin orta saha zafiyetini görüp zengin bir madene dalan Trabzon, dün kazandıkça kazandı. Sayısız gol pozisyonu vardı ama atak bitirmedeki zafiyetleri farkın büyümemesine neden oldu. 18 maçtır yenilmediği bir takım önünde bu kadar mahkum olmak ve 18 maçta verdiği gol pozisyonuna yakın pozisyonu dün Trabzon’a vermek, ancak Comolli’nin yarattığı teknik ekip ve futbolcu grubunun marifetiyle olabilirdi. Yusuf Yazıcı ve kaleci Harun, iki takım adına gecenin en etkili isimleriydi. Trabzonlu Novak ve Jose Sosa da, iki nefis gole imza koymayı başardı. Fenerbahçe’nin Koeman ile beraber aldığı skorların camiaya umut verdiğini kabul ediyorum. Ama o karşılaşmalarda da ortaya konulan futbol, aslında bir bakıma bugünlerin habercisiydi. Ben artık sıranın sportif direktör Damien Comolli’ye geldiğini düşünüyorum. Fenerbahçeli futbolculara, yetersiz ve kifayetsiz bu kadronun başına bir dokunuş yapacak yeni bir teknik heyetin gelmesi gerektiği inancındayım.
·

Yazının devamı...

Skor kimseyi kandırmamalı

30 Ekim 2018

3. dakikada öne geçen, 85 dakika 11’e 10, 30 dakika da 11’e 9 oynayan bir takım karşısında Beşiktaş, bu performansın üstünde olmalı. Pepe, Babel, Tolgay, Ljajic ve Lens’in yokluğu da, 9 kişiye karşı bu dinginliğin, bu tükenmişliğin bahanesi olamaz. Maçı Beşiktaş mı kazandı, Rize mi kaybetti, karar veremiyorum. Şampiyonlar Ligi’nde Galtasaray-Real Madrid maçında sağdan yapılan ortaya sırtı kaleye dönük topukla ağlara yollayan Drogba’nın yaptığını Pektemek yaptı. Transferin son günü neredeyse bedavaya verilecek, Güneş’in ilk 11’de ilk kez şans verdiği Pektemek için “Drogba gibi mübarek” demek lazım. Orhan Veli şiiriyle, yolun yarısına gelmiş Q7, ayakları kadar beynini, sorumluluk duygusunu artırabilse... Yaptığı 3 nefis asist, kaçırdığı 1 penaltı sonrasında sorumsuzca gördüğü sarı kart onun gecesine gölge düşürdü.

VAR

VAR, artık Beşiktaş’a da var. Maç başında Rizesporlu Orhan’ın kırmızı kartında 59. dakikada yapılan penaltıda, kararları hakem Bülent Yıldırım vermedi, VAR verdi. Ağlamaya gerek yok. ‘VAR’ her zaman VAR.

Futbola olan inancını kaybetmeyen Pektemek, tam tersini yaşayan Oğuzhan, klası kadar egosu da yüksek olan Quaresma, oynadıkça kendine olan güveni artacak olan Love, Beşiktaş adına masaya yatırılması gereken konular. Ama Beşiktaş, Pektemekler’den genç Güvenler’den Dorukhanlar’dan daha çok faydalanmalı. Güneş, yaşlı kadroyu gençlerle takviye etmeli.

Yazının devamı...

BİR ‘VAR’MIŞ BİR ‘YOK’MUŞ

23 Ekim 2018

 Hafta içinde başkan Ahmet Ağaoğlu tüm Trabzon’un maça gelmesini isteyip “Evlerde elektrik olmayacak, tek ışık Akyazı’dan doğacak” derken, kazanırsa liderin üç puan gerisinde olacak olan Trabzonspor’un seyircisini ikna edemedi. Tribünler Trabzon için bu tarihi fırsat maçında bile dolmadı.

O tarihlerin Trabzon’u ile bu Trabzon’un arasında çok fark var. “Yapılırken heyecan duyulmayan iş başarılmaz” der Emerson. F.Bahçe’nin çektiği bu yıl takım olamama, oyuncuların birbirini anlayamama ve aynı hedefe odaklanamama sıkıntısını Trabzonspor birkaç yıldır çekiyor. Çok toplama, yıldızı olmayan ruhsuz takım görüntüsünü Ünal Hoca da toparlayamamış.

Ünlü İngiliz hoca Terry Venables, “Futbol basit oyundur. Onu karmaşık hale getiren futbolculardır” derken, bir Japon atasözü de “Bin askeri bulabilirsin ama bir generali bulamayabilirsin” der. Hubocan-Uğur-Durica’yı yollayıp Toure ve Hosseini’yi stoper yapmak, Milli Takım’da oynayan Yusuf Yazıcı’yı Olcay Şahan’ı ve de Milan’da forma giymiş Kucka’yı yedekler arasında oturtmak ne mana anlamadım.

Mehmet Özdilek’in daha yeni geldiği Erzurum’da ne yıldızı Trabzon’dan fazla ne de bütçesi ama bulduğu adamlarla yarattığı takım ruhu parmak ısırtıyor. Sunu, Emrah, Taylan ve emektar Egemen... Bravo Mehmet Özdilek’e...

İKİ KAYIP

Rodallega bu Süper Lig’de girdiği çok zor pozisyonlarda sayısız gole ulaştı. Dün akşam şanslı gününde değildi. Burak Yılmaz da futbolunu unutma dönemine girenlerden... Sabahın 6’sında dostuna şehadet iyi de dün akşamki maçın kasetini bir izlese ve nereye gittiğini görse daha iyi olur...

 

Yazının devamı...

KORKMA ŞENOL HOCAM

8 Ekim 2018

Beşiktaş yanlış yolda. Yönetimi mi teknik direktörü mü formsuz. Malmö gibi sıradan bir takımdan iki gol yiyen Beşiktaş rotasyon için geride kalan yıllarda lig ve kupa maçlarını düşünürdü. Şimdi Avrupa platformunda yapıyor bu işi. Ne oldu ki? Malmö’de varlar, Konya’da yoklar. Konya’da varlar, Malmö’de yoklar. Güneş bir takım istikrarını oluşturmak zorunda. Hiçbir şeyi riske atmamak aslında her şeyi riske atmaktır. Ben Atiba ve Medel ikilisinin önünde Ljajic’i görünce Oğuzhan ve Tolgay gibi iki yaratıcı ismi sahada göremeyince Şenol Güneş’in Konya’dan korktuğunu gördüm. Atiba veya Medel’in yanında mutlaka öteki oyuncu Oğuzhan veya Tolgay olmalı. Beşiktaş böyle oynayamaz. Rıza Çalımbay da Güneş’in bu korkusunu sezdi ve oyunu kendi istediği gibi koordine etti.
İlk yarı, her hattı değil her oyuncusu ile dökülen nasıl bu hale gelir? Bu 11’i Şenol Güneş nasıl bir araya getirir anlamak zor. 90 dakikada sadece 3 isabetli şut atabilen bir takımın hocasının Q7, Atiba, Babel, Love gibi yaşlılarla gelecek araması hocanın mı sorunudur yoksa Fikret Orman’ın mı sorunudur bilemedim.
Maça korkak başladı Beşiktaş. Rıza Hoca bunu sezdi ve Beşiktaş defansındaki büyük boşlukları gördü. Caner’in ne kadar oyundan kopuk olduğunu, Medel-Atiba ikilisinin ileriye top çıkaramadığını çok iyi okudu. Aslında maçın skorunun Konya’nın lehine olması lazımdı. Güneş Oğuzhan ve Lens’i oyuna alarak korkusunun üstüne biraz cesaret koymak istedi. Koydu da ve skoru 2-1’e getirdi. Ama savunma halen hastaydı ve Hurtado’ya mükemmel bir şans verdi. Beşiktaş 70 dakika 10 kişi oynadığı karşılaşmayı 1 puanla bitirdi.
Beşiktaş yönetimiyle teknik ekip arasında bir sorun var mı? Bir araya gelip açıklamaları lazım. Ve bu takıma ne ölçüde yansıyor? Benim gördüğü Beşiktaş takımındaki futbolcular teknik adam-yönetim sıkıntısından rahatsızlar.

Yazının devamı...

Müsaade edersen atarlar!

4 Ekim 2018

G.Saray’a yazık oldu. Bu skor maçın hakkı değil. “Biz müsaade edersek rakip bize oyun ve skor üstünlüğü sağlar” dedi, Terim maç öncesinde. Aynen öyle oldu. İkinci yarı başında Porto öyle bir gol attı ve maçın skorunu belirledi ki, o gol ancak 11 Galatasaraylı oyuncunun müsaadesiyle atılabilirdi ve öyle oldu. Futbol hatalar oyunudur ama bu seviyede, öyle bir golü hem de deplasmanda yemek yenilmek ile eşdeğer. Bir Şampiyonlar Ligi maçında çift kale idmanında bulamayacağınız altı mutlak gol pozisyonu bulacak ve atamayacaksınız, sonra yediğiniz bir büyük hata golüyle mağlup olacaksınız. Ah Gomis, ah! Ah UEFA, ah!

Harika bir ilk yarı geçti. Oyunu kontrol eden, rakibin presini kıran, ani ataklarla defans arkasına sarkan Galatasaray yüzde 100 dört gol pozisyonunu ilk yarıda kaçırdı. Sinan iki kez, Nagatomo ve Onyekuru maçı Galatasaray’a getirecek golleri atamazken Porto iki pozisyon bulabildi. Galatasaray ilk yarıyı gol atarak kapatsa rakibin alacağı risklerle ikinci ve üçüncü golü de bulacaktı. Ama ikinci yarının hemen başında Telles’in köşe vuruşunda Galatasaray’ın başta Maicon olmak üzere tüm savunma sisteminin çökmesi Marega’ya “At bu golü” izninin verilmesine neden oldu.

Skor Porto’ya daha paslı ve özgüvenli oynama imkanı tanıdı. Ama Galatasaray oyunu bırakmadı. İkinci yarı beraberliğe Rodrigues ve Sinan’la Akhisar karşılaşmasında olmadığı kadar çok yaklaştı.

Hele Rodrigues’in 76. dakikada kaçırdığı gol saç baş yoldurdu.

REFAKATÇİ MAICON

Maça damga vuran isimler kaleciler Casillas ve Muslera’ydı. Eski Porto’dan eser yoktu sahada. Aboubakar sakat dediler ama yerine oynayan Corona, Galatasaray’ın sol tarafını felç etti.

49. dakikada da bir duran topta adam paylaşımıyla Maicon’un yerini kaybedişiyle Galatasaray da maçı kaybetti.

Sonuçta; Galatasaray’ın müsaadesiyle

Yazının devamı...