"İlker Yasin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "İlker Yasin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
İlker Yasin

İlker Yasin

Tatilden dönen kim?

23 Şubat 2017

Aradan geçen bir asır sonra şimdilerde her evin, her ekibin elinde var ve de yanında sayısız desteklerle. Pele, Platini, Keegen, Maradona, Ronoldo, Messi, Lefter, Metin Oktay, Sergen Yalçın... Ve bugünlerde Van Persie. Hepsi birer silahtı. İki ayaklı maçlar sabır ister. Tahammül, dikkat, konsantrasyon şarttır. Hele hele ilk maçı 1-0 kaybetmişseniz, yani deplasmanda gol atamamışsanız. Neydi o başlangıç? Saldıran F.Bahçe; Alper, İsmail ve Sow ile ilk beş dakikada rakibe korku veren...

Heyecan çabuk bitti. Daha yedinci dakikada Smolov, orta alanda kaybedilen bir topta Skrtel ve Kjaer arasından rüzgâr gibi geçti ve F.Bahçe’nin kupadaki kaderini belirleyen golü attı. Yukarıda, “Hepsi bir silahtı” dedim. Futbol tarihinin büyük silahlarından bazılarını yazarken, Van Persie’yi de aralarına koydum. Advocaat’ın, aylardır fizik yetersizliği nedeniyle oynatmadığı Van Persie’yi bu maçın kadrosuna koyması, tetiği pas tutmuş silahtan ateş beklemesi gibi bir şeydi.

Oysa F.Bahçe, Manchester, Feyenoord ve Lokomotiv gibi takımlara iki ayaklı maçlarda seyirci desteğini aldığı zaman bu stadı dar ve ziyan eden bir takım. Geçen yıl Leros’taki dostum Dimitri’nin söyledikleri hep gerçekleşti ve Pereira gitti. Yerine gelen Advocaat’ın kariyerine laf söyleyecek halimiz yok. Ama doymuş ve olmuş, egoları da şişik insanlar ne olursa olsun, çabuk pes ediyor, sıkılıyor. “Ve isterseniz giderim” diyor, Advocaat gibi...

SEZONU TAMAMLAMALI

 Sorum şu:

Tatilden dönen, ligi henüz başlamamış takım Krasnodar mı yoksa Fenerbahçe mi?

 Rakibin fizik gücü ve takım oyunu Shalimov’un bu maça tatildeyken bile Advocaat’tan daha iyi hazırlandığını göstermiyor mu?

Orta sahası ve golcüleri her hafta tartışılan F.Bahçe’nin sizce defansı iyi mi? Kjaer ve Skrtel birbirlerini tamamlayan mı yoksa kopyalayan stoperler mi?

19 yıldır F.Bahçe için herşeyi yapan Aziz Başkan, bu kadar yoğun “Yönetim istifa” sözlerine duçar olmalı mıydı? Advocaat, sezon sonuna kadar kalmalı. Ya Türkiye Kupası’nı alır gider ya da kupasız... Ama giderken takıma veremediklerini belki büyük tecrübesi ve genel birikimleriyle F.Bahçe’nin yönetimine verir..

Yazının devamı...

TUDOR iŞTE BUDUR!

19 Şubat 2017

Neyine vuruldu G.Saray bu Tudor’un, var mı bilen? Bozmak, kurmaktan kolaydır. Karabük hocasıyken G.Saray’ı ve Beşiktaş’ı bozmak, G.Saray hocasıyken Rize defansını aşmaktan kolaydır. Kim var bu Tudor’un arkasında, merak ediyorum.

G.SARAY’I YÖNETEMEZ

Riekerink’in G.Saray’ı yönetemeyeceğini, geldiği gün burada yazdım. Tudor’un da, G.Saray’ı hedefe taşıyacak büyük takım birikimi olmadığını ve başarılı olamayacağını ilk maçı sonrasında yazıyorum. Gerçi Tudor, en büyük tecrübesini kazanacak. Ama, tecrübeden sonraki idrak pahalıdır ve G.Saray bunun için nasıl bir bedel ödeyecek?

Sneijder, Bruma, Balta, Eren olsaydı, daha mı farklı olurdu? Bence olmazdı. Rize, Kweuke ve Orhan’la başlasa, Oğulcan da ilk 11’de olsaydı ne değişirdi? Bence hiçbir şey. Chedjou’nun G.Saray’ın ilk stoperi olduğunu, Yasin’le Rodrigues’in ortasına onlar gibi oynayan Bruma yerine, top tutup kullanan Josue’nin oynaması gerektiğini her G.Saraylı bilir.

İYİLERİ NEDEN ALDI?

İyi pas yapan, topu ayağında çok tutan G.Saray’ın gol pozisyonuna girememesinin sebebi ne? Tudor’a soruyorum; bir hoca maçta takım formatıyla neden bu kadar çok oynar? Sahanın iyilerinden Linnes, Josue ve Selçuk neden oyundan çıkar? Neden 1-0’ı korumak için defans ağırlıklı bir formasyona dönülür?

İlk yarı oyuna hükmetmek isteyen ama G.Saray’a mahkum olmayı kabul eden bir Rize vardı. İkinci yarı Rize kendine geldi, pozisyon yarattı. Kweuke dışında ligin sıradan yabancılarının takımı Rize, gollük pozisyon üretemedi. Ta ki 75’te Özgür frikikten kapadığı köşeden gol yiyen Muslera’yı avlayıncaya dek.

Geçen haftadan ne değişti? Ağzı her daim aralık, melankolik Riekerink gitmiş, yerinde duramayan, el-kol hareketleriyle takımı değil, kendini yoran Tudor gelmişti. Tudor, dilerim Riekerink’i aratmaz.

Yazının devamı...

Benim ‘Umut’um vardı!

12 Şubat 2017

 Doğrusuyla, yanlışıyla... Fenerbahçe’ye verdiği penaltıda Sivok’un kolu ne kadar vücuduna yapışıksa, Bursa lehine verdiği penaltı Kjaer’in kolu da aynı biçimde vücuduna yapışıktı. İki penaltı kararını tartışmıyorum.

Zorlama konsantrasyon olmaz, olamaz. Konsantrasyon futbolcunun psikolojik açıdan rahat ve huzurlu olmasının ürünüdür. Dün maç başladığında gördük ki, Bursasporlu futbolcuların ve de tribünlerin bu maçı kazanma yönünde müthiş bir konsantrasyonu ve motivasyonu vardı. Ligde puan sıralamasında geri kalmış Fenerbahçe’nin rakip seçmesinin ve alt sıradaki takımlara karşı puanlar kaybetmesinin etkisi büyüktü. Ama bilinen bir şey daha vardı; Fenerbahçe büyük maçları oynamanın formülünü biliyordu. Dün de 88. dakikada Kjaer’in eline çarpan top penaltı ile cezalandırılmasa, Fenerbahçe şampiyonluk potasından yine çıkmamış olacaktı.

Advocaat kontrollü oynayan, önde basarak topa daha çok sahip olmaktansa az pas, seri ve derin kontra toplarla skora oynayan bir takımın hocası.

Mutlu Topçu maç öncesinde “Rakip alanda pres yapacağız, topa daha çok sahip olup kendi oyunumuzu oynayacağız” deyince, Advocaat, “Thank you” demiştir.

İKİ KIRILMA ANI

KIRILMA noktası; önce Meler’in Türkiye’de 100 hakemin 90’ının göstermeyeceği sarı kartı sağ bek Jovic’e gösterip, 1-0 gerideki Bursaspor’u 10 kişi bıraktığı andı. Dakika 43...

Fenerbahçe ikinci yarı biraz daha kontrolü eline aldı.  Bursa yüksek motivasyonla direndi. Ve ikinci kırılma anı 87. dakikadaki Meler’in Bursa lehine verdiği penaltı idi. Fenerbahçe’de Alper ve Lens’in etkili oyunlarıyla rakibi ikinci yarıda tehdit ederken, Bursaspor bu ataklarda daha fazla alan kapatma, gelen tehlikelere karşı pozisyon almada bir kişi eksik olmanın sıkıntısını yaşadı.

Dün sahanın en iyileri Alper ve kaleci Harun’du. Fenerbahçe’nin en kötüsü Aatıf’tı. Bursa’da tüm futbolcular yüksek beklentilerin stresi içinde maç boyunca kora kor mücadele etme başarısını gösterdi.

Yazının devamı...

Bu zaferin mimarı Abdullah Avcı'dır

5 Şubat 2017

Abdullah Avcı’nın altı yedekli kadrosu ve motivasyondaki varlığı, 

Sneijder’in maçın başında sakatlanıp çıkması,

Selçuk’un 90 dakika içindeki yokluğu...

Liderlik, vizyon oluşturma ve ilham verme sürecidir. Lider, heyecan yaratacak kişidir. Bu işi Türkiye’de en iyi yapan kişi Abdullah Avcı’dır. Lig yarışında da ‘futbolcularını maç maç değil, amaç için, şampiyonluk için oynadıklarını empoze ederse Başakşehir hedefe gider’ demiştim. Aynı yerdeyim.

Aylardır ideal 11’le sahaya çıkan ve başarılı olan takımın ilk 11’indeki altı oyuncuyu birden rotasyonla dışarıda bırakmaya, bırakın ülkemizdeki, dünyadaki çok az antrenörün yüreği yeter.

BU MAÇ BÖYLE Mİ OYNANIR?

Riekerink’e sormak lazım; ‘Bu maç böyle mi oynanır?’

Tamam, 45. saniyede Podolski’nin topunun direkten dönmesi ve Sneijder’in 5. dakikada sakatlanıp oyundan çıkması bir handikap, ama ‘kupa beyi’ cakasındaki Galatasaray’ın oynadığı futbola ne demeli? Savunmada oturmuş Hakan Balta tecrübesini Ahmet Çalık gençliğine feda etmek yanlış bir karardı.

Sneijder çıktıktan sonra Selçuk da takımın liderliğini alamayınca Galatasaray sıradan bir takıma dönüştü.Hem savunma hem hücum organizasyonlarında Galatasaray çok kötü bir performans gösterdi.

Yalçın, Eren, Mahmut, Mossoro, Cengiz ve Mehmet Batdal... Altı ilk 11 oyuncusunu sahaya sürmeyip, altı yedekle maça başlayan Abdullah Avcı bence dün geceki galibiyetin mimarı.

- Yardımcı hakem Ceyhun Sesigüzel’in sesi değil de gözü güzel olsaydı keşke. Başakşehir’in ilk golünde Visca ofsayttı.

- Emre ve Josue’nin sarı kart gördüğü pozisyonda Emre’nin dirseği kırmızı kartlıktı ve yine Sesigüzel’in tam gözünün önündeydi.

- Mehmet Batdal’a alternatif alınan Adebayor’a alternatif de herhalde Mustafa Pektemek. Umarım Adebayor’un gelişi, kafa olarak Mehmet Batdal ve Mustafa Pektemek’in gidişi olmaz.

- Riekerink, belki iyi bir teknisyen ama asla iyi bir lider değil. 

Yazının devamı...

Fener zor maçları sever

23 Ocak 2017

Gerek ligde gerekse Avrupa Ligi’nde önemli ve zor maçları kazanmış ve iyi skorlar almış Fenerbahçe’nin dün ligde 26 maçtır yenilmeyen lider Başakşehir karşısında şampiyonluk potasında kalma yolundaki bu hayati maçının çok kolay olmayacağını düşünüyordum. Ama doğrusu umduğundan güç olmadı. Fenerbahçe zor maçların takımı olduğunu dün de gösterdi.

Kenar oyuncu değil dediği Alper’i yine sol kenara koymak, fizik kapasitesi takım standardının altındaki Salih’i santrafor arkasına almak ve ikinci yarıya Ozan’sız çıkmak Dirk Advocaat’ın büyük riskiydi diyenler, bu planın tecrübeli hocanın bir taktik organizasyonu olduğunu maç bittiğinde anladılar. Kısır, gol pozisyonu üretilmeyen, mücadele gücü yüksek ve çok kaliteli olmayan bir maçtı.

BİR VİRTÜOZ YOK

 Başakşehir’in Galatasaray ve Beşiktaş maçlarındaki pres yapan baskın oyununu dün Fenerbahçe oynadı. İlk yarı Başakşehir şaşırdı, top bulamadı, Emre pas yapamadı. İlk yarıda kaleyi bulan tek şut vardı o da gol oldu. Ozan’ın şutunda topun Emre’ye çarparak Babacan’ı kontrpiyede bırakması Fenerbahçe için bir şans anıydı.

İkinci yarıya Başakşehir daha iyi başladı; top tutmayı, pas yapmayı hatırladı. Ozan’ın ve Karavaiev’in orta sahaya destek vermemesi bunda etkendi. İkinci yarıda kaleyi bulan Visca-Cengiz şutlarında Demirel, Lens’in vuruşunda Babacan başarılıydı. Fernandao kendisine yapılan penaltıyı gole çevirebilse maç 72’de bitecekti. 90’da Lens’in pasında Karavaiev’in topu müsait durumda göklere vurması futbolcunun kalitesi hakkında şüphe yarattı. Bu takımın iki bölge hariç her şeyi tamam ama ben halen ısrarlıyım. Alex sonrası gerçek bir virtüöz bulamayan Fenerbahçe’nin, Diego’dan daha iyi bir 10 numaraya ve geçen yılın gol kralı Gomez gibi bir santrfora ihtiyacı var.

Yazının devamı...

Oyun Menemen’in 3 puan Fener’in

23 Aralık 2016

Bütün Türkiye’nin tüm renklerinin bir olduğu, dayanışma duygusunun tavan yaptığı ortamda, Cumhurbaşkanı himayesinde Vodafone Arena’daki beraberlik gösterisi bu milletin asla bölünemeyeceğinin en net ifadesidir.

 

İkinci Lig temsilcisi Menemen karşısında bu kadar ruhsuz oynayan Fenerbahçe, Advocaat’ın kendi oyuncuları için çizdiği negatif tablonun da fevkindeydi. Kenarları koridor olmuş, orta alanda sürekli top kaptıran, rakip alana geçemeyen ve kalecisi Fabiano’nun maçın yıldızı olduğu Fenerbahçe için, tehlike çanları Gençlerbirliği’ni 3-0 yendikleri lig maçında çalmaya başlamıştı.

 

Kendilerini ilk 11 oyuncusu olmaya inandırmış Köybaşı, Ozan, Aatıf, Stoch ve Fernandao’dan bu tür maçlarda ve bu tip rakipler karşısında verim alamazsınız, onları motive edemezsiniz.

 

Ama Savaş ve Abdurrahman gibi gençler oyuna çok daha iyi konsantre olur, ve takmına katkı sağlar.

 

MENTAL DURGUNLUK

 

Menemen önünde bile rakibi karşılayan bir anlayışla oynayan, risk alıp üstüne gelen Menemen’e karşı kontraya bile çıkamayan Fenerbahçe ne takım ne de bireysel oyun becerisi gösterebildi.

 

Maçı domine eden, her bölümde Fenerbahçe’den çok daha iyi olan ve 5 net gol pozisyonunu kaçıran Menemen bu skoru razı olmak zorundaydı. Advocaat devre arasında futbolcularına Fenerbahçe kimliği taşımanın ne olduğunu hatırlatmalı ve mental durgunluğun nasıl aşılacağı konusunda çok çalışmalı. 

Yazının devamı...

ADVOCAAT’IN TAKIMI...

9 Aralık 2016

Dün Feyenoord kazanmak zorundaydı. Her zaman inandığım ve sürekli yazdığım şudur: Bir takımı başarıya götüren strateji sürekli yenilenmedir. Dün maça orta sahayı kontrol ederek, topu ayağında çok tutarak ve rakibe pozisyon vermeden başlayan F.Bahçe, oyun içerisinde farklı formasyonlara da geçti. Doğrusu da buydu. ‘Maçı zihninde prova et.’ Her teknik adam bunu kendine söyler. Advocaat bu işi yapmış, bir gün önce basın toplantısında “Gruptan Fenerbahçe ile Feyenoord çıkar” demişti.

 

VAN PERSIE ÇOK ETKiSiZ OYNADI

 

 Belli ki bu bir kandırmacaydı. O da biliyordu United’ın kazanacağını. Maça iyi başladı F.Bahçe. Top ayakta, orta saha kontrollü pas oyunu ve ani hızlı defans arkasına sızma... Son iki ayda F.Bahçe bunu zaten hep yapıyordu. Sow’un attığı klasik röveşata golünde Alper’in kafa pasındaki güzellik kadar savunmanın büyük hatası da vardı. F.Bahçe’yi 4 alanda analiz edelim...

 

1- Advocaat: Takımı fizik ve mental açıdan çok iyi yere getirdi.

 

2- Alper: Kenarda mı ortada mı oynar? Advocaat cevabı verdi: “Yeri burasıdır. Terim artık Advocaat’a teşekkür etmek durumundadır.

 

3- Sow: Attığı röveşata gollerindeki özgüveninin yarısını rakip ceza alanında gol vuruşunda veya pas servisinde gösterebilse muhteşem olacak.

 

4- Van Persie: Feyenoord’da 35’lik Kuyt ne kadar etkiliyse F.Bahçe’de 33’lük Van Persie daha az etkiliydi. Yani ikisi de etkisizdi. Advocaat’ın yerinde olsam Van Persie’de vatandaş kontenjanını az tutarım.

Yazının devamı...

Kaleye şut atmadan gelen 1'er puan!

4 Aralık 2016

Advocaat’ın, M. United ve G.Saray maçlarının ikinci yarısında topu rakibe verip kontra oynaması ve yeri geldiğinde de dün olduğu gibi paslı, atak bir futbolu düşünmesi çok normal.

Aynı şekilde Güneş’in, topu tutan ve sürekli paslı oynayan bir takımdan, kendi sahasında kalan, beraberliğe yatan bir oyun anlayışı geliştirmesi de çok olağan...

BERABERLiK HESABI

Ünlü futbol adamı Rinus Michels, “En iyi netice, en iyi futbola tercih edilir” der. Gerçek şu ki, sonuç her zaman şekilden önemlidir. Dün iyi futbol yoktu. Gol pozisyonları yoktu. Ama, “Beşiktaş gecenin kârlı takımıydı” demek doğru olur.

Fenerbahçe, maça müthiş agresif başladı. Sıralamadaki yeri nedeniyle her maçı kazanmak isteyen Fenerbahçe karşısında Beşiktaş, topu sadece orta alanda ayağında tutabildi.

Beşiktaş, maçın başından son ana kadar beraberlik hesabındaydı. Her daim oynadığı futboldan eser yoktu. İlk yarı sonunda bu sezon en düşük pas yüzdesiyle oynarken, değil gol pozisyonu yaratmak, ceza sahasına bile giremedi, rakip kaleye şut atamadı Beşiktaş...

Bu Beşiktaş resmini 2 yıldır görmüyorduk. Fenerbahçe, arzulu, araştıran fakat pozisyon üretemeyen bir takımdı. Zaten Robin van Persie’in varsa, o takım 10 kişi gibi oynar.

Gezgin olmayan ve topu ayağına bekleyen Van Persie’ye, soldan Hasan Ali, sağdan Şener top indiremezdi. Van Persie, frikik toplarına vurmak ve direk üstünden dışarı çıkan birkaç şut atmaktan başka hiçbir şey yapamadı.

CENK NASIL GOL ATSIN?

F.BAHÇE’de Alper, Van Persie’nin yanına daha çok gelmeli. Şener ve Hasan Ali öne çıktığında Sow ile Aatif (Volkan Şen), içeri kat etmeliydi.
Aynı şeyi, Beşiktaş için de söylemeliyiz. Beraberlik hesabı yapmış siyah beyazlı ekipte, Gökhan Gönül ve Adriano hiç öne çıkmazken, Kerim Frei ve Quaresma, Cenk’e yaklaşmazken, Oğuzhan ile Tolgay defansif anlayışta pozisyon alırken, Cenk Tosun nasıl gol atacaktı?

ÇOK TERLERLER

Mourinho, “Tek santrforla oynamayı severim. Ama kenarlardan içeri girecek oyuncularım varsa” der. Dün gece o tip oyuncu, iki takımda da yoktu.
Beşiktaş maç boyu, kuvvetli amacı olan atak geliştiremedi. Fenerbahçe kazanmayı istedi, gitti geldi. Ama bunlar da, gerçekçi ataklar değildi.
Sonuçta Beşiktaş dünkü futboluyla Dinamo Kiev önünde çok terler.
F.Bahçe, son haftalardaki Advocaat’ın vermiş olduğu mental güçle şampiyonluk yarışına devam eder.

GÜVEN VE STRES
Güven duygusu yüksek ekipler granit, düşük ekipler kum tepeleri gibidir. Güven, moleküller arası çekim kuvvetidir.

F.bahçe, 2005’ten beri 39 maçtır büyüklere yenilmemenin...

9 maçtır ligde kaybetmemenin yarattığı güvenle...

Beşiktaş ise, 3 gün sonra Şampiyonlar Ligi’ndeki Dinamo Kiev maçının...

Şenol Güneş’in Kadıköy’de hiç kazanamamasının ve Kadıköy’de 40 bin seyirci önünde oynamanın stresi içerisindeydi dün akşam...

Yazının devamı...