"İlker Yasin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "İlker Yasin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
İlker Yasin

İlker Yasin

Deneyim düş gücünü öldürür

12 Ekim 2019

Ve Avcı’nın yeni gelişen futbol teknolojisini daha iyi kullandığı ifade ediliyordu. Ben şaşırdım. Özellikle son 4 yılı büyük başarılarla dolu Şenol Güneş’in bir anda yeni jenerasyonun uzağında bırakılmasına. Ama daha önce de Fatih Terim için yazdığım “Tecrübe hamle yaptırmaz, hayal ettirmez, tutucu ve korkak yapar” düşüncemin arkasındayım. Özellikle dünkü maçı gördükten sonra. Evinde 40 bin seyirci önünde maça başlarken orta sahada Ozan-Mahmut-Emre ile dizilmek, gol bölgesinde Cenk Tosun ve Burak Yılmaz’dan oluşan bir ikili yaratmak, bu takım için bir fren midir diye düşündüm.

ARNAVUTLAR KAZANABİLİRDİ

Deneyim insanı nereye kadar muhafazakar yapacak. “Hiçbir şeyi riske atmamak aslında her şeyi riske atmaktır” der Einstein. Peki deneyimiyle tavan yapan, felsefe yönü ağır basan Şenol Güneş, dün sıradan Arnavutluk önünde kan ter içinde kaldı ve Andorra’dan sonra 90’da kendisinin de inanamadığı bir galibiyeti kazandı. 76’da 82 ve 87. dakikalarda Arnavut futbolcu mutlak golle karşı karşıya kaldığı pozisyonları değerlendirse, Şenol Güneş’in söyleyecek fazla bir şeyi olmayacaktı. Korkuya dayalı liderlik, kaçınma ve mutlak itaat doğurduğu için yaratıcılığı harekete geçiremez. Ve sinerjiyi doğuramaz. Biz belki 2020 finallerine gideriz ama dünkü korkuya dayalı oyun anlayışıyla yerimizde saymaya devam ederiz. Anlayamadığım, Arnavutluk gibi enerjik bir takım karşısında Emre-Mahmut- Ozan üçlüsüyle oyuna başlamak, hücum bölgesinde birbirine benzer, patlama özellikleri az, fiziksel temasta etkisiz iki santrfor Burak ve Cenk ile oynamak bir hataydı. Savunmada sağ bek Zeki Çelik takımın en iyisi olarak sivrilirken, Emre, Burak, Cenk ve Hakan Çalhanoğlu takımın en etkisiz isimleriydi. Hatlar arasında geçiş bu kadar yavaş, bu kadar kayıplarla oynayan bir takımın zaten Avrupa Şampiyonası’nda işi çok daha zor olur.

ŞENOL GÜNEŞ DE ARTIK BÜYÜLÜ SAYILMALI

Herkes Fatih Terim’e bal küpü der. Son dakikalarda hep final vizesi aldığı için. Oysa Andorra maçından sonra dün akşam da artı 90’lı dakikalarda galibiyet alan ve 4 puan kazanan Milli Takım’ın hocasını da büyülü saymamız gerekir. Tecrübe hamle yaptırmaz. Tecrübe hayal ettirmez. Tecrübe tutucu, korkak yapar. Deneyim, değişimden korkmayı öğretir. Deneyim, insanları

Yazının devamı...

Yanal eskisi gibi cesur ve formda değil!

5 Ekim 2019

Beşitkaş Teknik Direktörü Abdullah Avcı, kötü sonuçlar sonrasında her defasında Fenerbahçe ve Galatasaray’ı örnek vererek “Bakın aramızda sadece bir galibiyet farkı var” dedi... Bugün Galatasaray ne yapar bilemem ama dün Fenerbahçe, Kadıköy’de Antalyaspor’a yenilerek, Avcı’nın teorisine su taşıdı. Öyle ya, şampiyonluğun en güçlü adayı olarak gösterilen Fenerbahçe de üst üste kayıplar yaşıyor. İlginç olan iki yenilgisini de iki Antalya takımından aldı. Dün Fenerbahçe, çok daha farklı bir yenilgi alabilirdi. Bu farkı önleyen en toy sarı lacivertli ; kaleci Altay Bayındır’dı. Hem açık alanda hem karambollerde verilen pozisyonlarda, kritik kurtarışlar yaptı. Ersun Yanal, bu pozisyonları nasıl açıklayacak? “Risk aldık ve pozisyon verdik” diyerek mi? Hayır, bunu kabul edemem. Yanal, risk alsaydı evindeki bir maçta orta alanı Gustavo-Emre-Ozan-Tolga gibi savunma karakteri baskın 4’lüyle çıkmazdı. Antalya’nın 1puan için bile kapanacağı aşikârken F.Bahçe’nin kanatlardan oyunu kuramaması, rakibin savunma bloğunu parçalayamaması anlaşılır değildi. İstatistiklere bakıyorsunuz, Fenerbahçe, rakibini sahadan silmiş. Rakibine topu göstermemiş. Bir çok hücum aksiyonu geliştirmiş ama 1 tek gol bile atamamış. Bu görüntüsüyle de yazının başında adını andığım Abdullah Avcı’nın Beşiktaş’ını hatırlattı.

VEDAT SİNİRLİYDİ

Demek ki mesele topa sınırsızca sahip olmak değil. Mesele, topu doğru kullanmak. Doğru paslar, doğru açılar, doğru zamanlama ve doğru pozisyon alma ve takım olarak sakin kalma... Bir an önce sonuca gitme arzusundaki Fenerbahçe, dün gece telaşlıydı da. Dakikalar ilerledikçe skorun verdiği morali de arkasına alan Antalya, direncini ve inancını artırdı. Fenerbahçe’deyse kırılganlıklar artmaya başladı. Vedat, özellikle ilk yarı çok agresifti. Atılabilirdi. max Kruse, çok çabaladı, aradı ama bazı pozisyonlarda yanlış tercihler yapması klasına yakışmadı. Büyük takımları çalıştıran teknik direktörler eski formlarında değiller. Bülent Korkmaz gibi Anadolu takımlarını çalıştıran yeni jenerasyon teknik adamlar derslerine çok daha iyi çalışıyor. O yüzden de son yıllarda büyük takımlar şampiyon olsalar da şampiyonluk puanları düşmeye başladı. Dün akşam da Ersun Yanal, taktiksel olarak Bülent Korkmaz’a kaybetti. Ve bu Yanal, eskisi gibi cesur ve formda değil...

FENERBAHÇE KAYBETTİ AMA ALTAY’I KAZANDI

Fenerbahçe’nin dün akşam pozitif olarak hanesine yazacağı tek şey kaleci Altay Bayındır. Volkan Demirel gibi bir efsanenin eldivenlerini geçen sezon Harun Tekin gibi daha tecrübeli bir isim bile taşıyamadı. 21 yaşındaki bu çocuksa her geçen gün üstüne koyarak ilerliyor. Hataları yok mu, var. Daha da yapacak. Ama yürekli ve gelişime çok açık...

 

Yazının devamı...

Terim şapkadan ne çıkardı?

2 Ekim 2019

Farkın açılmamasında Muslera’nın kurtardığı üç mutlak golü de göz önüne alarak başlarsak dün G.Saray PSG ile başa baş oynayacak ve “Ben bu noktada iyiyim” diyecek hiçbir hamle yapmadı. ‘Aksiyona dayanmayan vizyon halüsinasyondur’ der Henry Ford ve “Ben futbolcularımı kendi motivasyonumla motive ederim” diyen Jose Mourinho ve Fatih Terim... G.Saray belki de Şampiyonlar Ligi’nde evinde en silik en mahkum maçlarından birini oynadı. Muslera üç net golü önleyerek maça damga vurdu. Endüstriyel futbolun geldiği bu noktada değeri 1 milyar üstü Euro olan takımla 130 milyon Euro civarındaki bir takım arasında böylesi fark olması normal. Avrupa’nın tapon futbolcular ülkesi Türkiye 30-35 yaşlarındaki isimlere prim tanıyıp ve ‘Aynen Ortadoğu ve Çin ülkeleri gibi’ para akıtırken Katarlıların sahip olduğu PSG gibi onlarca büyük sermaye kulübü 18-20 yaşlara yatırım yapıyor. Yani biz ne futboldan, ne ticaretten, ne pazarlamadan ne ilişkiden anlıyoruz.

YİNE BEKLENMEYENİ YAPTI!

Kabul edelim ki lig ve Avrupa performansı farklı olan G.Saray’dan bu maçta da galibiyet bekleyenler az değildi. Terim yine beklenmeyeni yaptı. Üçlü stoper, beşli orta saha ile PSG gibi dinamik, hızlı oynayan, etkili, klas ama kırılgan bir ekip önünde G.Saray’a alkış tutuldu ilk yarı. Bu devre Muslera Icardi ve Di Maria’nın mutlak gollük vuruşlarını önlerken, 18. dakikada Seri hızlı ve çabuk oyunun takımı ne kadar gole yaklaştırdığının örneğini verdi. “Sürpriz peşindeyiz” diyen Terim “Real Madrid’e 3 gol atanlara 1 golden fazlasını vermedik”diyecek bir karakter değil. “Coşkulu ve tempolu oynayamadığımızın ben de farkındayım” diyen ama PSG karşısına üçlü savunma ile başlayacak cesareti gösteren de yine Terim. Kabul edelim ki 1-0’lık yenilgiye rağmen G.Saray lig performansının üstünde ve Avrupa’nın en pahalı takımlarından birine karşı cesur saha dizilişi ile seyircinin, taraftarın, medyanın gönlünü aldı. Kendini sonuçtan sorumlu hissetmek Terim’in, elden geleni değil üzerine düşeni yapmak da futbolcuların işiydi. Dün iki taraf da yapabileceklerinin maksimumunu yaptı. Unutmayalım dün akşam G.Saray PSG’ye kaybetti. Ve PSG’nin değeri G.Saray’ın 11 katı.

OYNAMAYAN NEYMAR ‘2 TON DOLAR’

100 dolarlık banknotlar halinde 1 milyon dolar, 10 kilogram geliyormuş. Dün cezalı Neymar’ın 200 milyon dolarlık değeri, parayı kantara alırsak 2 ton geliyormuş. Cavani ve Draxler’i de hesaba katarsanız oynasalardı kaç ton ederlerdi! Tabii ki paranın kağıt olarak ağırlığı bir ölçü değil. Ama futbol endüstrisinin geldiği nokta açısından önemli.

Yazının devamı...

Yine korkularına itimat ettiler

29 Eylül 2019

 Hem G.Saray hem F.Bahçe, hem Terim hem Yanal cesaretlerine değil korkularına itimat ettiler ve ismi büyük futbol kalitesi küçük bir maçı Türk seyircisine ikram ettiler. Riski az alarak, gole girecek hızlı adamlarla başlamayarak, rakip savunmaları hataya zorlamadılar çünkü iki takım da yenmeyi değil, yenilmemeyi planlamıştı. ersun Yanal’ın deplasmanda G.Saray’a yenilmemek için, 6 orta saha profilli oyuncuyla başlayıp 4-4-2 formatındaki G.Saray’ın kreatif oyuncularını etkisiz hale getirmesine Terim neden seyirci oldu? Evinde kazanmak isteyen bir takım neden emre mor, J.Durmaz gibi hızlı, çabuk adam eksilten oyuncularını sahaya atmaz, Belhanda, Lemina ve Feghouli gibi oynuyormuş gibi yapan oyuncularda ısrar eder. Anlaşılmaz.

FALCAO TOP ALAMADI 

İlk 20 dakikada F.Bahçe korkusuna korkuyla cevap veren G.Saray karşısında daha güvenli daha havalıydı ve ev sahibi G.Saray’ın taraftarıyla futbolcusuna özgüven aşılamasına engel oldu.

G.Saray’ın oyunu dengelediği anlarda 29 ila 33. dakikalar arasında kaleci Altay üç kritik topu önleyerek ev sahibine gol şansı vermedi.

Terim ikinci yarıya değişiklik yapmadan başlarken Yanal daha cesur ve kazanmaya yönelik bir hamleyle Deniz Türüç’ü oyuna aldı. Terim’in 60. dakikada Lemina’nın yerine Ömer Bayram’ı sahaya sürmesi aslında maç başında beklenen bir hamleydi. Feghouli, Lemina, Belhanda, Babel F.Bahçe ceza sahasında gol açlığı çeken Falcao’yu topla buluşturamadılar. F.Bahçeli emre 39 yaşının baharında duran toplar, kısa mesafeli paslar, sakin ve lider tavırlarla maçın başarılı isimlerinden biriydi.

G.Saray geçen yıldan farklı... N’Zonzi, Lemina ve Babel gibi yeni transferlerle maça başladı. Takımın en iyisi sezon başından bu yana Babel. Diğer gelenler arasında bir uyum ve takımdaşlık ruhu yok. Belhanda ve Feghouli’nin zaten maç seçerek oynayan veteranlar olduğunu hep söyledim. mariano ve Nagatomo geçen yılın gerisindeler. Stoperler zaten ayrı bir film.

Fatih Terim’in çok işi var. Dün kulübede olsaydı farklı bir şey olmazdı. Seri neden yok, Lemina neden var, emre mor’dan yeni bir Onyekuru yaratmak çok mu zor?

F.Bahçe ise yeni transferleri, kalecisinden başlayarak iki stoperi, iki orta sahası ve iki hücumcusuyla yepyeni bir takım ve daha iyi bir şablon oluşturmuş.

Yazının devamı...

Deneyim rotasyon yaptırır

23 Eylül 2019

GENELDE kalitesi vasat ama bölüm bölüm heyecanlı bir maçtı. G.Saray 3-4 farklı kazanabilirdi ve Yeni Malatya da son dakikalarda sahadan galip ayrılabilirdi. Brugge maçı sonrasında “Deneyim hamle yaptırmaz” diye yazmış ve Terim’in stoperler ve ön liberolar arasındaki rakibe verilen mesafeye ve geciken oyuncu değişikliklerine serzenişte bulunmuştum. Rotasyon da bir hamledir. Ve Terim F.Bahçe maçı öncesi beklenmedik isimlerle riskleri de göze alarak, Feghouli, Falcao, Mariano gibi isimleri ilk 11 dışında tutarak cesur bir hamle yaptı. Feghouli’nin İstanbul’da kalması, aylardır sahaya çıkmayan sadece İstanbul’da bir gol atan Falcao’nun da Mariano ile birlikte yedekler arasında olması gayet normal bir düşünceydi.

Birlikte oynama pratiği az Şener, N’Zonzi, Seri, Ömer Bayram ve arkadaki iki stoper arasındaki mesafe dün de kabul edilmeyecek ölçüde açıktı. Marcao ve Luyindama’nın bireysel hataları da eklenince Yeni Malatyaspor’un beraberlik golünün gelmesi beklenmedik bir olay sayılmamalı. 

İlk yarıda G.Saray’ın en iyileri Ömer Bayram ve N’Zonzi’ydi. Adem, Babel, Seri ve Ömer Bayram, arkalarındaki N’Zonzi’yi baklavanın bir köşesi yaparak rakip ceza sahasına yaklaşmaya çalıştı ama Brugge maçındaki baskının aynısını yeyince G.Saray çok top kaybediyor ve gereksiz yerlerde faul yapıyor. İkinci yarıya başlarken Nagatomo’nun yerine Lemina’nın girmesi ya rotasyonu tamamlamak ya da Nagatomo’yu F.Bahçe maçı öncesi çok yormamak içindi. Şener, Ömer Bayram, Adem, Jimmy, Lemina yeni transferler... Dün rotasyonda sahadaydılar. Bir de iki iri, riskli stopere rotasyon olacak isimler bulunsa G.Saray’da...

KAÇAN İNANILMAZ GOL 

MAçıN son çeyreğinde riskleri alıp defans güvenliğini göz ardı eden Malatya önünde 77’de G.Saray yakaladığı kontrada aklın almayacağı bir golü kaçırdı: Andone, Lemine, Babel ve Ömer Bayram önlerinde kaleci ve bir stopere 4’e 2 pozisyonda gol atamadı. Tecrübe rotasyon yaptırır. Deneyimine ve oyuncularına güvenerek birazcık da risk alarak yaptığı rotasyonun meyvesini alamadı Fatih Terim...

Bu Galatasaray lige de kupaya da hazır değil. Yenilerden N’Zonzi dışında Ömer Bayram da bugün sivrildi. G.Saray yavaş oynuyor, rakibe baskı uygulamıyor, geri dönüşleri zor ve stoperleri hatalı oynuyor. 

KALECİLERİN VE KISALARIN GECESİ!

İLK yarı Yeni Malatyaspor kalecisi Fabian Farnolle iki mutlak golü kurtararak ikinci yarıda da G.Saraylı file bekçisi Fernando Muslera Donald’ın ağlara giden topunu önleyerek maça damga vurdu. Sahanın en kısa isimleri G.Saraylı Seri ve Malatyalı Guilherme maçın gollerine imza koydular. Ligdeki F.Bahçe ve Şampiyonlar Ligi’ndeki PSG maçları için Fatih Terim’in rotasyon dışında yeni hamleler yapması gerekiyor.

Yazının devamı...

Deneyim hamle yaptırmaz

19 Eylül 2019

Kendi resimlerine, isimlerine, tarihlerine bakmaktan dünyada değişen futbol şekillenmesine seyirci kalanların hiçbir mazereti olmayacak. Başlayan Şampiyonlar Ligi’nin ilk haftasında en kötü maçı Brugge’de seyrettik.

Barcelona, Napoli, Salzburg, Ajax, Liverpool, 16-17 yaşlarındaki gençleri sahaya sürmekten çekinmezken, Avrupa’nın Tapon Toplama Merkezi (TTM) Türkiye’nin şampiyonu, Lemina, Seri, Nzonzi, Luyindama, Marcao, Feghuli, Belhanda gibi veteranlarla değişimin ve futbol düzeninin gerisinde kalmaya mahkum. Deneyim, hamle yaptırmaz. Hayal ettirmez. Statüyü koruma, elindekini kaybetmeme arzusu öne çıkar.

Terim, yıllık 3 milyon Euro ile Avrupa’nın en pahalı teknik direktörlerinden biri. Ama yeni futbol anlayışının gençlere ve atlet özellikli isimlere kapı açtığının farkında olması lazım. Şu an Şampiyonlar Ligi’nin en kötü iki stoperi Galatasaray’da. Ve bence yine tüm gruplardaki en kötü, yavaş, yorgun, güçsüz orta saha oyuncuları da Galatasaray’da. Sahi, Seri, Lemina, Nzonzi neredeydi dün?

Neredeydi Galatasaray orta sahası? Falcao’ya bu paralar rakip ceza sahasına gelmeyecek topları beklemek için mi verildi? Takımın gole odaklı, yaratıcı, kazanmaya hedefli tek oyuncusu Babel, 31. dakikadaki mutlak golü kaçırmasa skor başka olurdu demeyeceğim. Çünkü Brugge de o kadar çok kaçırdı ki...

Aslında Brugge çok abartılacak bir takım değil. Fizik, kondisyon üstünlüğü ve de atletik özellikleriyle orta sahayı hızlı geçerek Galatasaray’a baskın düzenlediler. İlk 30 dakikada 3’ü kafayla, 4 net gol pozisyonunu 1’i direkten dışarıya attı Brugge. Peki bu pozisyonlarda Luyindama ve Marcao, önlerindeki Nzonzi, Seri ne yaptı? Bilardo yavaşlığında oynadıkları futbolla tam bir seyirciydiler. Ve Terim, Brugge’e 6 net pozisyon veren takıma 60 dakika dayandı.

Ve sahada yok olan Lemina’yı çıkarıp, Emre Mor’u oyuna sokarak kenarda cılız kalan Feghouli’yi ortaya alarak takıma kişilik katmayı aklına getirdi. Brugge, Galatasaray’a pas yapma, topla oynama şansını verirken, yapılacak hataları kolluyor ve Galatasaray savunmasını arkasına hızlı adamlar kaçırarak gol pozisyonu arıyordu. 74’ye oyuna giren Diagne, Galatasaray’dan bildiğimizden farklı değildi. Marcao’nun eline çarpan top, hakem ve VAR kararıyla tespit edildi. Penaltı değil.

GALATASARAY'I REFORMA İHTİYACI VAR

Bu Galatasaray’ın bir reforma, değişime, sihirli ele ihtiyacı var. Bunu yapacak tecrübe takımın başında. Ama ne demişler: “Deneyim, hamle yaptırmaz”. Bu stoperlerle, bu yavaş, yorgun orta saha ile ve konvansiyonel futbol anlayışıyla Galatasaray istediği hiçbir yere gidemez. Takıma taç atışları için antrenör atayan Klopp’un bir bildiği olsa gerek. Futbol, değişiyor

Yazının devamı...

Falcao'yu bırak, Babel'e bak

31 Ağustos 2019

Aylardır Diagne’yi satmaya, Falcao’yu almaya çalışan G.Saray yönetiminin bu zaafiyeti Fatih Terim’i neden hala ayağa kaldırmadı, anlaşılır değil. Orta sahada Ndiaye ve Fernando’nun yerine alınan Seri ve Nzonzi için de ‘veteran’ kararı vermek çok erken değil! Bu gelenler, gidenleri aratacaklar. Terim “Herkes Falcao’yu konuşuyor. Benim bir stoper ve orta sahaya ihtiyacım var” derken yönetime bir takım mesajlar gönderdi ama anlayan kim. Varsa yoksa hep Falcao. Terim haklı. Bu takımın en zayıf yeri stoperleri, Luyindama, Marcao ve Donk. Bu üçlü ile G.Saray ne ligde ne Şampiyonlar Ligi’nde ne de hazırlık maçlarında sonuç alır. Luyindama’nın 38. dakikada çevre kontrolü yapmadan kalecisine verdiği geri pasını Henrique teşekkürlerle gole çevirdi. G.Saray çok pas yaparak bekleri öne atarak rakip kaleye gitmek istedi ama pas futbolunda Feghouli ve Balhanda vasatın altında kaldı. Hikmet Karaman’ın 19 yeni transferle zamana ihtiyacı var. Ama o da rakibi durdurmak için futbolcularına yakın temaslı, sert ve rakibi bezdirmeye yönelik bir oyun işareti verdi.

MOR İVME GETİRDİ

İkinci yarı başlarken topa değmeyen Diagne’nin çıkarılması doğruydu ama daha doğrusu onun maça başlamamasıydı. Emre Mor, hareketli, mesafe kat eden futboluyla G.Saray’a ivme kazandırdı. Aynı dakika içerisinde hem sarı hem kırmızı görmesi aşırı yüklemenin sonucuydu. Abdennour’un 66’da penaltı pozisyonunda, 72’de de Henrique’nin bir ağır kararla yine kırmızı kart görmesiyle Kayseri oyundan koptu. Belhanda’nın beraberlik golünden sonra G.Saray oyunu iyi domine etti, dokuz kişi kalan rakibi karşısında bütün riskleri alarak oynamaya başladı. İki bek, Nagatomo ve Mariano’nun çıkarılıp hücuma yönelik Linnes ve Adem’i oyun süren G.Saray 87’de Babel’le oyunu 2-1’e getirdi. Dokuz kişilik Kayserispor Umut’la 90+3’te beraberliği yakaladı. Sekiz dakikalık uzatma süresi bittiğinde 2-2’lik eşitlik vardı. Öğretmenoğlu uzattıkça uzattı ama G.Saray hakemin bu ikramını fazla uzatmadı ve 90+9’da Adem Büyük maçın skorunu belirleyen golü atarken VAR odası tartışmalarına, hakemin karar verdiği uzatma sürelerinin bitiminden sonra daha ne kadar devam edileceği konusu da eklenecek.

G.Saray’ın dün akşamki oyuncusu ve sahanın en iyisi Babel’di.

BU ATAMA NEYE GÖRE YAPILDI?

Mustafa Öğretmenoğlu’nun bu maça hangi kriterlerle atandığını merak ediyorum. Öylesine kritik maçta bu kadar kolay kartlarına başvurması ve kart değerlendirmesini adilane yapamaması, VAR odasıyla konuşma bölümlerinin çok uzaması, görüntüyü izleme kararı konusunda inisiyatif kullanamaması ve de maçın kendi tayin ettiği uzatmaları bittikten sonra maçı oynatmaya devam etmesi ve G.Saray’ın bu golü bulması... 8 kişilik ev sahibi için bu maçta kabul edilemeyecek çok noktalar var. Ama yarım asıra yaklaşan bir futbol yorumcusu olarak benim de kafamda hakemle ilgili karanlık noktalar var.

Yazının devamı...

Yanlış rotasyon tura mâl oluyordu

30 Ağustos 2019

Maçtan önce: deplasmanda 3-1 kazandığı maçın rövanşında, “Avantajımıza rağmen disiplinden kopmayacağız” diyen teknik direktör Ünal Karaman’ın resmen ipten geri geldiğini söyleyebiliriz. Teknik direktör Cardoso’nun görevine son veren, eski hocası Gustavo Poyet ile yola devam edecek olan ve dün maça yardımcı hocası Kostenoglou ile sahaya çıkan AEK’nın, Trabzon kalesine saldıracağını bahis kuponları dolduranlar da biliyordu. Gruplara kalmak, Trabzon’a belki 7-8 milyon Euro para kazandıracak. İstanbul’da F.Bahçe’ye kaybetmek, 34 maçlık maratonda sadece 3 puan. Ünal Karaman şunu bilmeli ki: futbolda sadece ‘bugün’ vardır. Bir takım desteklerle göreve gelmek tamam da orada sürekli kalmak hep performansa bağlıdır. 

TUR, ŞANSA KALMIŞTI

Böyle rotasyon olmaz. Deplasmanda 3-1 kazandığı maçın rövanşında sahasında özellikle ilk yarı bu kadar aciz, bu kadar kadro seçim hatası yapan Trabzonspor için turu geçmek tam bir şans işiydi. Ama rotasyon yapacağım diye en kreatif oyuncusu Abdülkadir Ömür’ü kaybetmek Ünal Karaman açısından bir vizyon darlığı işaretidir. İki stoper Hüseyinler’i ve santrfor Sörloth’u yedekler arasına koyarak maça başlamak ve canlı cenaze Mikel’i kaybedecek hiçbir şeyi olmayan AEK’yı karşılayacak ilk adam olarak düşünmek ne büyük hata... Bir liderin mesajı olmalıdır. Yönetmek bugüne, liderlik geleceğe aittir. Ama Ünal Karaman çok ciddi stratejik hatalara imza atmaktadır. Rotasyondan kadroya katılan iki oyuncu Ivanildo ve Mikel’in net hatalarıyla evinde 2-0 yenik duruma düşmek, hazmı zor bir şey. Ama sadece o değil, maçın genelinde rakibe teslim olmuş, inisiyatif kullanamayan Trabzon hocası, Atina’da AEK’nın hocası olsaydı, Cardoso gibi elendiğinde görevine son verilmişti.

KUTLAMADAN ÖNCE DERS

Trabzon, Avrupa futbol kültürü yüksek bir kenttir. Benim mesleğe başladığım 1975’li yıllarda Salih Erdem, Şamil Ekinci, Besim Kahraman ve isimlerini saymaya yerimin yetmeyeceği çok değerli başkanlar, Trabzon’da zaten olan futbol kültürünün yapılanmasında büyük çaba harcadılar. Trabzonspor, dün elenmemeliydi ve de elenmedi. Ama 3-1’den turu kaybetseydi, Trabzonspor kentindeki büyük dalganın nereleri vuracağını kimse kestiremezdi. Trabzon futbolu bilen bir şehirdir, heyecanı yüksektir. Her şeyin farkındadır. F.Bahçe maçı öncesinde tehlike sinyalleri verilmeye başlandı. Öyle veya böyle kutlamalıyız. Kutlamadan önce ders almamız lazım. UEFA Avrupa Ligi gruplarda çok zorlu maçlara sahne olacak. Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun dün geceki dramla bitebilecek ama buruk bir sevince vesile olan 2-0’lık dev yenilgi sonrasında duruma el koyması kaçınılmazdır.

KABUL EDiLEMEZ

AVNİ Aker’de mağlubiyetlere hiç alışmamış, Liverpool’u, Barcelona’yı Trabzon’dan ezik ve yenik göndermiş olan bir takımın, Yunan Ligi 3.’sü karşısında yenilgisi kabul edilemez. Leros’taki dostum Dimitri, maçtan sonra aradı ve “Biz kazanmadık, siz kaybettiniz” dedi. Trabzon’un bilmesi gerekir ki; inanmayanın, hedefe odaklanmayanın başarı şansı yok. 2-0’lık deplasman yenilgisi sonrasında sevinemiyorum. Abdülkadir Ömür’ün sakatlığından endişe duyuyorum. Ve Trabzon’un Mikel’den sonra bir Sturridge veteranının sıkıntısını yaşamasından korkuyorum.

Yazının devamı...