"Esra Ezmeci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Esra Ezmeci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Esra  Ezmeci

Ekonomi ve oluşan strese çareler…

14 Ağustos 2018

Eşi Nergis hanım ise ilk okul öğretmeniydi. İkisi birlikte çalışıp çabalayıp birikim sağlamaya, çocukları için gelecek planlamaya çalışıyorlardı. İlk çocukları Emir 17 yaşında başarılı, akıllı, sınıfını hep takdirle geçmiş bir çocuktu. Emir bir gün neşe ile Boston’da Amerika’nın en iyi üniversitelerinden birinden burs kazandığını ailesine haber verdi. Ailesi bu haberi büyük bir sevinçle karşıladı. Bir tek Ali Bey’in yüzünde endişeli bir tavır vardı. Doların çok fazla yükselmesi Ali Bey’de oğlunun  nasıl geçimini sağlayacağı ile ilgili tedirginlik yaratmıştı. Burada da ekonomik durum pek iç açıcı gözükmüyordu, markete gelen müşteriler azalmış, herkes indirimli ürünler nerede diye araştırır olmuştu. Ali Bey oğlunu üzmemek ve hevesini kırmamak için hiçbir şey söylemedi. Sessizce odasına çekildi, yine kalbi sıkışmaya , nefes alıp verişi sıklaşmaya başlamıştı, kafasında binlerce soru ve yoğun stresin etkileri vardı, kendine özen göstermez, yediklerine dikkat etmez olmuştu.. Bitap düşmüş bir şekilde günlerini geçiriyordu.. Kendini yorgun ve yaşlanmış hissediyordu. Eşi birikimlerinin yeterli olduğunu, bu duruma önlemler aldıklarını anlatmaya çalışsa da Ali Bey rahatlamıyordu. Artık Ali Bey’in her günü endişeli ve keyifsiz geçiyordu..

Modern insanın her alanda görülen değişim karşısında kendini yeteneksiz ve güçsüz hissetmesi, stresin en önemli nedenleri arasında sayılabilir. Özellikle günümüzde değişen ekonomik koşullar kişinin giderek yaşamdan keyif almasından uzaklaşmasına, kendini tedirgin, mutsuz ve güvensiz hissetmesine neden olabilmektedir.

Peki stres nedir? Stres, bireylerin huzuru için tehlike işareti olan olaylara  gösterilen psikolojik ve fizyolojik tepkidir yani sıkıntılı durum anlamına gelir. Zihinsel stresle başa çıkmak zor bir durumdur. Uzun sürerse ve bununla baş edemez duruma gelirsek bir sorun haline gelir. Stres, uzun vadede kişinin psikolojik ve fizyolojik sağlığını kötü etkilemektedir. Uzun dönemli kronik stres, mide şikayetlerine, iş ve okul performansında düşmeye, neşesizlik, öfke nöbetleri,  şeker hastalığına, depresyona, kalp rahatsızlıklarına, bağışıklık sistemi rahtsızlıklarına, bağımlılıklara ve kansere sebep olabilir. Peki aniden ortaya çıkan hayat değişiklikleri, ekonomik çöküntü ya da uzun süren baskı ve hayat mücadelesinde, hayatımızda neler yaparak stresi azaltabiliriz?

- Öncelikle sizde strese neden olan durumları tespit edin.

- Düzenli egzersizler yapmak: En haftada 3 kez 1’er saat egzersiz yapmak.. Havanın soğuk ya da yağmurlu olmasına aldırmadan yapılan yürüyüşler hem fiziksel hem ruhsal olarak sizi iyi hissettirecektir

- Sağlıklı ve faydalı besinler tüketmek: Kendini seven ve kendine değer veren kişi öncelikle bedenini de sevmeli, faydalı yiyeceklerle öğününü tamamlamalı. Tek başınıza bile olsanız özenerek yemek hazırlayın. Televizyonu kapatın, güzel örtünüzle masanızı süsleyin hatta mumlarınızı yakın çünkü her anınız özel olmaya layık.

- Yaşadığınız evi temiz ve ruhsal olarak size iyi hissettirecek şekle getirin: Eviniz sizin kaleniz.. Evinizin içinin temiz, düzenli olması ve evdeki çiçeklerinize düzenli bakmanız sizi iyi hissettirecektir.

 

Yazının devamı...

Kaliteli iletişimle “sen yat ben gelirim“ tarzı ilişkiler düzelir mi?

7 Ağustos 2018

Emre, gece gece bunları konuşmak istemiyorum, sadece dırdır yapıyorsun, birlikte vakit geçirelim dediğimde de her şeyden şikayet ediyorsun, dedi. Zeynep sinirden kıpkırmızı olmuştu, ben ne konuşsam dırdır zaten, düğünüm bile benim istediğim yerde olmadı, hala her şeyine annen karar veriyor, çok bencil bir adamsın, bencil, diye ağlamaya başladı. Emre kendini kötü hissetmişti, hadi beraber yatalım dedi, eşi her zamanki klasik cevabı verdi “sen yat ben gelirim.”

İlişkiniz monoton bir hal aldığında, küçük önlemlerle aşkınızı geri kazanabilir, partnerinizin kalbini yeniden keşfedebilirsiniz. Peki bu nasıl olacak diye düşünüyor olabilirsiniz?

Uzun süren ilişkilerde ve evliliklerde aşk köreliyor ve cinsellik rutin bir şekle giriyor. İşyerinin stresi, hep bir yerlere yetişme ve bir şeyleri yetiştirme çabalarından çiftler birbirini ihmal etmeye başlıyor. Her şey oluruna bırakılıyor, ya da bireysel değerler ön plana çıkıyor ve ötekini incitmekten sakınılmayan durumlar oluşuyor. İlişkide taraflar birbirlerinden kendi istedikleri gibi bir kişilik yapısında olmasını beklemeye ve bu sayede mutlu olabileceklerini düşünmeye başlıyorlar. İşte bu durumlar evliliği ve ilişkiyi en çok yıpratan ve ellerinizden aşkı yavaş yavaş alan noktalar. Peki kaliteli bir iletişim ile bu durum düzelir mi? ne yapılmalı?

“Sen yat ben birazdan geleceğim” cümlesini unutun!

Çiftlerin uykuya geçiş saatini beraber geçirmeleri, yani yatağa beraber yatmaları oldukça önemli bir gerekliliktir. Uykuya dalmadan önceki fiziksel temas, olumlu, içten bir sohbet, birbirlerine olan sıcaklığa ve güvene katkıda bulunur, evlilikteki ve ilişkideki tatmini çok yükseltir.

Olumlu tarafı görmek

Genelde ilişkinin başlarında her iki tarafta da birbirini koşulsuz kabul etme ve karşısındakinin olumlu tarafını görme hakimdir. Karşınızdakini eleştirmek aklımıza bile gelmez, çünkü eleştirecek bir taraf aramıyorsunuzdur. Ama sonra onun olumsuz yönlerine yani ‘ne vermediğine’ bakmaya başlayınca eleştirecek o kadar fazla şey bulunuyor ki. Bir gün durun ve kağıda partnerinizin olumlu bulduğunuz yönlerini yazın ve o yönler size rehber olsun, tam onu eleştirecekken veya kızacakken aklınıza olumlu yönlerini getirin ya da gidip o kağıdı okuyun. Unutmayın nasıl bakarsanız öyle görürsünüz .

Tartışmadan tatlı tatlı konuşmak (Ben dilini kullan)

Yazının devamı...

İhanetten Sonra Tekrar Güvenmek Mümkün Mü?

31 Temmuz 2018

Kocası birlikte dizi seyretmenin eşi için işkence olduğunu anlamıştı, artık o da haftada iki gün arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçiriyordu . Ne güzeldi evde yalnız olmak, akşam işten gelince istediğini özgürce yapabilmek. Kocası için artık pek fazla yemek yapmak istemiyordu. Ne yapsa zaten beğenmiyordu. Hemen hemen bütün davranışlarını yargılardı. Saçını boyatsa fark etmez, ama ışıkları açık bırakırsa hemen fark eder ve kızardı. Arkadaşlarının yanında saçma sapan konuştuğunu düşündüğü zaman onu herkesin yanında eleştirirdi. Kocası onun her yaptığını kontrol etmek ister gibiydi. Nasıl giyindiğini, nelere para harcadığını kontrol ettiği yetmezmiş gibi devamlı bir şeylerde de kusur bulurdu. Cinsel hayatları da iyice azalmıştı. Çok monoton gidiyordu her şey. Ama en güzeli bu kadar yorgunluğun üzerine eve gelip, pijamaları giyip, yayılmaktı. Cinsellik bir uğraş gibi olmuştu artık onlar için. Cinsellik sıklıkları iki ayda bire düşmüştü. Ama bu onun için bir rahatlık olmuştu. İkisinin de bir sosyal medya hesabı vardı. Birbirlerinin özellerine çok saygılıydılar. Asla birbirlerinin sosyal medya hesaplarına girmez, mesajlarına bakmazlardı. Her zaman eşine güveni tamdı. Eşine güveniyor olmaktan mutluydu. Hatta bununla gurur duyuyordu. O gün eşi yine arkadaşlarıyla dışarı çıkmıştı. Akşam yine geç gelmişti. Telefonunu sehpanın üzerine bırakmıştı. O kadar sarhoş gelmişti ki yatakta sızıp kaldı. İlk defa gelen mesajları telefonun ekranına düşüyordu. Aslında eşine çok güveniyordu. Bakmaması gerekirdi. Bu onun kocasının özeliydi. Ama ekranda kalp emojileri görünce, mesajlara bakmaya karar verdi. Mesajda "Aşkım bu gece her şey mükemmeldi" yazıyordu. Kadının başından aşağıya kaynar sular döküldü. Koltuğa kendini yavaşça bıraktı.  Koltuğun içinde çökmeye başlamıştı. Asla böyle bir durum olamazdı. "Nasıl fark edemedim?" dedi kendi içinden. Hala şok ve şaşkınlık içindeydi.

Olayın üzerinden bir hafta geçmişti. Eşi bu evliliği kurtarmak istiyordu, tekrar onun güvenini kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Hala çok şaşkındı, daha önce sorsalar sadakatsizliği asla kabul etmezdi ama şimdi onu affetmek ve eşine ikinci şans vermek istiyordu. Kafasında bir sürü soru işareti vardı. Tekrar ilişkilerini toparlayabilirler miydi, tekrar eşine güvenebilir miydi ya da hiç güvenmemeli miydi. Bu sorularla boğuşurken kendine ve eşine yoğun kızgınlık ve öfke hissederken eşiyle birlikte çift terapisine başlamaya karar verdi.

Yeni araştırmalar kadınlar ve erkeklerin partnerlerini aynı oranda aldattığını gösteriyor. Kadınlar daha çok duygusal boşluklarını doldurmak için, erkekler ise fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak ya da çeşitli fantezi eğilimlerini gerçekleştirmek için eşlerini aldatıyor.

Araştırmalar, aldatma sonucu eşlerin çoğunun sadakatsizlikle karşılaştıkları takdirde evliliklerini sonlandıracaklarını ifade etmiştir. Gerçek yaşamda çiftlerin %75 sadakatsizliğe rağmen evliliklerine devam etmektedir. Aslında çok inandırıcı gelmese de sadakatsizlik sonrasında birlikte yaşamaya devam eden çiftlerin bazılarının ilişkileri sadakatsizlik öncesi dönemden daha da sağlıklı bir duruma gelebilmektedir. Ne yazık ki sadakatsizlik sonrası birlikte kalmayı tercih eden tüm çiftler aynı derecede şanslı olmamaktadırlar. Aldatmadan sonra kişi aynı bir kayıp yaşamış gibi yas sürecine girebilir ve çok çeşitli duygular yaşayabilir. Kişi kendisini eskisinden farklı görebilir, kendisine olan saygı ve özgüveni azalabilir, inandığı partneri için özel olma duygusu kaybolabilir, kendine yönelik suçlama ve öfke olabilir.

Sadakatsizlik nasıl geride bırakılabilir?

 

Araştırmalar ve İstatistikler, aldatma sürecinden sonraki ilişkiler için umut verici olsa da her ilişki ve her kişi kendi içinde özeldir. Önemli ve güzel olan hiç böyle negatif süreçler olmadan ilişkiyi götürebilmektir. 

Yazının devamı...
Esra Ezmeci Kimdir?

.