"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Nil Karaibrahimgil

Tek fenerim, değerlerim

25 Mart 2019


Bu bazen övmek, bazen de yermek için oluyor.
Seni rafın en tepesine koymak ya da buruşturup atmak istiyorlar.
İkisinin de mertebe açısından bir farkı yok gözümde.
Raf ve çöp. Uydurulmuş yükseltiler.
Tek boyutlu bakış açıları.
Hayatta bir şeyler yapıp, omzuna rütbeler asmış herkes çok iyi bilir ki, en sevilen şey cart diye onu koparıp geri alıvermektir.

Yazının devamı...

Bugünler, eski güzel günler

18 Mart 2019

Sürekli ‘yapılacaklar’ listesi yazan biri olduğum için.
Yaptıklarımın üstünü çiziyorum diye.
Ne yani, üstünü çizmek için mi bu kadar uğraştım?
Sonra yeni şeyler.
Güzel olan hep yeni olanmış gibi.
Olup bitenleri, bazen bir sineği savar gibi elimle uzaklaştırarak, olacakları düşleyerek geçen günler.
Bekleyiş hayatı o. Ve işin acayibi, inmek istediğin durak hep bir sonraki oluyor.

Yazının devamı...

Kahramanım Sümeyye Balcı

11 Mart 2019


Her gün kolayca cevap veremiyorum. Bazı günlerse Sümeyye Balcı gibi müthiş biri çıkageliyor.
Sümeyye’nin doğuştan kolları yok ve hem engellilerde hem de normallerde dünya şampiyonu milli yüzücümüz.
Hemen insanın aklına ‘nasıl oluyor’ sorusu geliyor.
Açın dinleyin TED konuşmasında, anlatmış hikayesini.
Nasıl evde destek gördüğünü, okulda nasıl ayrık otu gibi dışlandığını.
Karanlıkta uyanıp, daha iyi yüzmek için, kendini attığı buz gibi havuz sularını...

Yazının devamı...

Kendini dışarıdan seyretmek

4 Mart 2019

Kitapları okurken notlar alma alışkanlığım üniversitede başladı.
Hani insanlar çeşit çeşit öğrenirmiş ya, ben yazarak öğreniyorum.
Ve bu kağıt kalemle olmalı.
Yazdıklarım, defter defter kaybolup gidiyorlar ama olsun, yazdığım an sanki onları bir ütüyle sabitliyorum içimdeki kumaşa.
Çıkmıyor kolay kolay.
Bu hafta deftere aldığım nota geleyim o zaman.
Biz ‘her çocuk bir evren’ yuvasını kurarken, Rudolf Steiner’ın waldorf felsefesinden ilham almıştık.

Yazının devamı...

Kar

25 Şubat 2019

İşe, okula, sağa sola gidemesek. Evde kalakalsak. Gelen giden olmasa.

Biz bize ya da ben bene olsak.

Ne varsa onu pişirsek. Çay demlesek. Pencereden baksak.

Çocuklar neşe içinde dışarı fırlasa.

Kardan top yapıp, birbirlerine atsa.

Arabaların üstü öyle bir kaplansa ki, kıpırdayamasalar, bir dursalar.

Trafik, korna, ışıklar olmadan bir pazartesi olsa.

Rüzgarı hatırlasak, bulutu. Üşümeyi.

Yazının devamı...

Geleceği için endişe duyana

18 Şubat 2019

Çok fakirmiş ama çok da erdem sahibiymiş.

Tarlasını sürmek için sadece bir oğlu ve bir atı varmış.

Bir gün atı kaçmış.

Çiftçinin komşusu gelmiş, demiş ki: Zavallı adam, zaten çok fakirdin. Şimdi atını da kaybettin.

“O hiç belli olmaz. Belki kazandım, belki kaybettim. Onu zaman gösterir” demiş çiftçi.

Ertesi hafta, çiftçiyle oğlu, atları olmadan zar zor biçmişler tarlayı

Canları çıkmış.

Ertesi hafta, at geri gelmiş, yanında da iki yabani at getirmiş.

Yazının devamı...

Alice’in harikalar diyarında ben

11 Şubat 2019


Serenay. Müzikal. “Alice’in şarkısını yazar mısın” dediklerinde, Beşiktaş çarşıda Aziz Arif’e “Hayır sokak simidi yiyemezsin” diyordum aslında tam olarak.
Tek kulağımda harikalar diyarına çağrılıyordum, öbüründe gerçek eteklerimden çekiştiriyordu.
Hani bazen bir sorunun cevabı hemen geliverir ya bekletmeden, “Tabii ki yaparım” deyiverdim uzatmadan. Alice’in bir şarkısı varsa, ben yazardım onu.
Serenay stüdyoya geldiğinde, sanki içeriye güzel bir kuş girdi.
Heyecanla kanat çırpan alaycı kuşlar gibiydi.
A mockingbird. Alice’in harikalar diyarına atlayıp, büyüye küçüle yaptığı o acayip yolculuğu bugüne taşımak istiyordu.

Yazının devamı...

Burası İstanbul

28 Ocak 2019

Yalansız kul mu var?

Girdiğin yol mu dar?

İçin neden üşür,

Çıktığın dağ mı kar?

 

Dönüp mü gitmeli?

Tövbe mi etmeli?

Bu sazan sarmalı

Yazının devamı...