"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Nil Karaibrahimgil

Anneler dünü

14 Mayıs 2018

Annecim sen çok yaşa ve hiç unutma:
Anne bence sen çok güzelsin.
Yıllar, önce geçmek bilmezler, sonra geçip giderler.
Bir kadın için, yıllara meydan okumanın en büyük meydan savaşı olduğunu biliyorum.
Ve sen anne, bu savaşın botokssuz, çivisiz kahramanısın.
Hâlâ o mini minnacık etekleri giydiğin günkü kadar güzelsin.
Siyah beyaz resimlerindeki kadar.

Yazının devamı...

Hep eksik hep eksik!

7 Mayıs 2018

Okuyunca düşündüm, hak verdim ve üzüldüm.
En zengin, kusursuz sofrayı anlatırken bile ‘kuş sütü eksik!’ diyoruz.
Neden acaba her şeye eksiğinden bakıyoruz?
Eksiğinden bakarsan, ooo her şeyin eksiği gediği var.
Halbuki bir şeyleri olduranlar, ‘tamam bu’ diyenler.
Eğer bu güzel oldu demezsen, hiçbir şeyi noktalayamazsın.
Noktalayamazsan kopup gidip yaşamaya başlayamaz.

Yazının devamı...

Ana babalığa giriş

30 Nisan 2018

Bu dersten hiç geçilmeyecek. Hep ama hep ‘ana baba 101’ okunacak.
Bir dönem bitince, yeni dönemde tekrar edilecek. Hep sınıfta kalınacak.
Bu kursta, hem yirmilerindekiler hem de seksenindekiler beraber okuyacak.
Bu dersin sınavıydı, çoktan seçmelisiydi olmayacak.
O sırada kalpten doğruluğuna inandığın şeyler, cevap olacak.
Bazıları uyacak bazıları uymayacak.
Kurşun kalemle cevaplanan şeyler sürekli silinip, yeni varılan sonuçlarla değiştirilecek.

Yazının devamı...

Dans edin dans!

23 Nisan 2018

Bence her gün napıp yapıp dans etmeliyiz. Vücudumuz zamanla bizden kopup, günlük işlerimizi halleden bir makine haline geliyor.

Kafa olarak yaşıyoruz. Vücut kaidesine oturtulmuş, koca bir kafa büstü.

Düşünüp duruyor ve kararlarını köleleştirdiği bedene yaptırıyor.

Onu sağa sola işe koşuyor. Şunu getir, bunu götür, oraya uzan, şunu çek gibi.

Halbuki dans etmeye başlayınca bedeninize kanatlar takıyorsunuz.

Kimseyi dinlemeden ritme bırakıyor kendini.

Bir de sabaha ‘en kötü dansınızı yapın’ diye başlayınca, kafanın fişini çekiyorsunuz zaten.

Kumandayı alıyor. Ritimden başka da hiç kimseyi dinlemiyor.

Yazının devamı...

Makamı endişe olanlara

16 Nisan 2018

Ben kendime, üstüme başıma halime filan biraz geç baktım.
Göbeğimin pörtlekliğini, ruhumun ödlekliğini filan geç gördüm.
Ha, şunu da gördüm ama, önemli olan bunları görünce ne yaptığınmış.
Onları görür görmez kıskıvrak yakalarım.
İçimdeki türlü kaçak yapılanmayla hep savaşıyorum.
Tez bir anlaşma yolluyorum tespit ettiğim açığa.
Diyorum sizin koşullarınız nelerdir?

Yazının devamı...

Her insan kalbinde bir hasretle doğar

9 Nisan 2018

Kumaş ellerimde durduğu kadar, uçuyordu da.
Kalbime baktım. Hasretime baktım.
Şanslıyım, hasretimi hiçbir yerde unutmadım.
Onu başka bir hasretle karıştırmadım.
En önemlisi de, hasret duymayı hiç bırakmadım. Bu mutluluktan da önemli geldi bana.
Bu kalpteki hasret.
Artık neyse o.

Yazının devamı...

Hayata geri ver

2 Nisan 2018

Hayat, koparıp almak, sonra da koparıp koparıp vermek.
Diyorlar ki, ilk 50 yılda aldıklarını ikinci 50 yılında vermeliymişsin.
Neden ikinciye kadar bekleyelim?
Hayatın en başında, aldıkça dağıtmayı öğretelim.
Bugün bir arkadaşımın kızı mail attı. Henüz 17 yaşında.
Kendi gibi parlak gençlerin okuması için 10 kilometre koşacakmış.
Bizden ‘justgiving’ (sadece geri veriyorum) sitesine, kendi adına bağış yapmamızı istedi.

Yazının devamı...

Bir şey yapmanın önündeki iki şey

26 Mart 2018

En azından benim için durum bu. Eminim sizin için de.
Kararsızlık, yoluna sis basıyor.
Sahnede bazen yaparlar. Sis basıcı makine vardır kenarda. Basar sisi sahneye.
Ben hiç sevmem. Boğazıma yapışıp, beni öksürtür. Sesim kısılır.
Hep derim, “Biliyorum ışıklarla oyunu iyi oluyor ama yapmayın” diye.
İstemiyorum.
İşte kararsızlık da böyle.

Yazının devamı...