"Ece Sükan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ece Sükan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ece Sükan

Modanın kutsal ayından geriye kalanlar

8 Ekim 2017

New York Moda Haftası’nda öne çıkan renk, Pantone’nin de öngördüğü gibi sarıydı.

 Rihanna, Kim Kardashian ve Kendall Jenner’ın bel çantalarını bu yaz herkeste göreceğiz.

 Şortlu takımlar bu yaz oldukça revaçta olacak.

 Tunikler, spagetti askılı transparan veya şifon kuyruklu elbiseler, özellikle de pantolonların üzerine katlı giyim stili yaz için iyi birer alternatif olacak.

 Son birkaç sezondur gözlemlediğimiz 90’lar modasının dönüşü, bele gömlek, kazak, ceket bağlama fenomeni, tasarımlarda kendisine yer buldu. Bel bölgesinde hareketli ve düğümlü tasarımlar her yerde.

 Püskül ve kuş tüyleri büyük bir geri dönüş yapıyor.

 Bermuda şortlar asla “asla” demeyenler için dönüyor.

 Rugan ve parlak deriler yazın ışıldıyor.

Yazının devamı...

Zaten hayatta en sade şeyler en karmaşıktır

7 Ekim 2017

◊ Dirimart’taki serginde neler göreceğiz?
-Her şey birbirine bağlı. Siyah-beyaz, renkli resimler, rölyefler. Eskizlerim var, geçirgen, nefes alan. Uçan bir halı gibi, ağırlığını inkâr eden bazı yerlerde daha ağır olmasına rağmen hafif görünen, tıpkı bir balerin. Çünkü dans bana en liberal, en uluslararası ifade gibi geliyor. Belki babam klasik bir balet olduğu için böyle bir şey yapmaya karar verdim ve çalışmaya başladım. “Bütün dengelerin yok olduğu, yerçekiminin ifade biçimlerimize yeni bir mana getirme şansı bulduğu bir evren yaratabilir miyim” diye düşündüm sergiyi hazırlarken. New York Drawing Center’daki ilk sergimde gösterdiğim karakalem çizimler var. Karakalem çizimlerimi daha önce Avrupa’da göstermediğim için bu benim ilk şansım. Siyah maskeli figürler var. Rüyaların gerçek dünyayla bağlantısı, astral seyahatle ilgili merakım da burada ortaya çıkıyor biraz.

◊ Astral seyahatin gerçek olduğunu mu düşünüyorsun?
-Evet inanıyorum ve astral seyahatle ilgili deneyimlerim de var. Rüyalarımda gerçek olduğunu düşündüğüm dünyalara gidebildim. Farklı boyutları tekrar tekrar ziyaret edebildim.

◊ Gittiğin yerleri uyandıktan sonra hatırlıyor musun peki?
-Müthiş şeyler deneyimledim, rüyalarımı kontrol edebiliyorum. Kendimi hazırlıyorum, sıkça gittiğim yerler var, gittiğim zaman hangi çekmecede ne olduğunu bildiğim yerler. Rüyalarımda şekil bile değiştirebiliyorum. Hatırlamayı öğrendim. Bazen bir şeyi görüyorum ve onu hatırlıyorum. Şu anda sahip olduğumuz, ‘idrak’ denen farkına varış, anlayış ve kapsama yerleştirme dürtülerinin çok dışında bizi çevreleyen ilişkiler var. "Ankaralıyım, orada doğdum, büyüdüm" gibi detaylardan çok öte bir bütünlük var ve bu farklı boyutlarda. Bu boyutlarda ilerledikçe belirli frekansları tanımayı fark etmeyi öğreniyoruz.

◊ Einstein’ın bu konuyla ilgili ünlü bir sözü var. “Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur. O gerçeklik size ait olur.” Sence, aynı frekansta olduğumuz her şeye sahip olabilir miyiz?

Yazının devamı...

İstanbul’un geri gelen enerjisini görmek istediler

17 Eylül 2017

◊ Bu yıl etkinliğin marka elçiliğini üstlendim. Uluslararası basından bir gruba eşlik ettim. Achtung Magazine Genel Yayın Yönetmeni Markus Ebner, A Magazine Genel Yayın Yönetmeni Daniel James Thawley, tasarımcı Esteban Cortazar, Hercules Magazine Genel Yayın Yönetmeni Francesco Sourigues, Solar Magazine Genel Yayın Yönetmeni Igor Ramirez, moda danışmanı, editörü Elisa Nalin ve uluslararası moda endüstrisinin en etkin isimlerinden Leaf Greener sıkışık programlarına rağmen etkinliğimize gelmekte tereddüt etmedi. Hepsi İstanbul’un enerjisinin geri geldiğini görmek istiyordu sanki.

◊ Bu yıl İstanbul Moda Haftası, New York Moda Haftası’nın son günleriyle çakıştı. Öte yandan İstanbul’un; bienal ve Contemporary Istanbul başta olmak üzere büyük bir sanat hareketliliği içinde olması moda haftasına dinamizm kattı. İstanbul’u tekrar ayağa kaldırmak için kültür sanat, moda, tasarım gibi yaratıcı endüstrilerin bir araya gelip bu sinerjiyi yaratması önemli.

◊ Konuklar seyahatlerinden de moda haftasından da çok memnun kaldılar. İstanbul Moda Akademisi’nin defilesinde birkaç genç yeteneğin adını not ettiler.

◊ Etkinlik kapsamında ‘Fashion Without Borders’ (Sınır Tanımayan Moda) başlıklı bir panel düzenledik. Bu panelle, ilgililerin uluslararası moda arenasında işlerin nasıl yürüdüğüyle ilgili bilgi ve ilham almasını hedefledik.

23: Bu yılki Moda Haftası’nda koleksiyon sergileyen marka ve tasarımcı sayısı


Yazının devamı...

Obama’lara komşu Bali tatili

9 Temmuz 2017

Bir yola çıkalım dedik. Hiç gitmediğimiz bir yer olsun. Yeni ve yeniden bir enerji istedik. Deniz, güneş, kum da mutlaka... Pek de araştırma yapmadık gitmeden önce;  yeni gidip gelmiş olan arkadaşlarımız Emre ve Liana ile ayaküstü sohbet ettik, yaptıkları yol rotasını almak üzere sözleştik, ama onu bile almadan kafamızdaki klasik, palmiyeli, tapınaklı imajla yollara koyulduk. Ha bir de, benim birkaç ay önce çok sevdiğim müzik grubu ‘Allahlas’ ve ‘Reverbration Radio’nun Instagram hesaplarından, onların gidip çaldıkları mekânlardan biri olan Canggu bölgesindeki ‘The Slow’ da aklımızın bir köşesine not alınmıştı sadece, o kadar.

Hatta o kadar bakmamışız ki hiçbir şeye, gitmeye iki gün kala, bir arkadaşımız sayesinde kalacağımız tüm 10 gün boyunca hava durumunun fırtınalı yağmur gösterdiğini gördük. Birkaç farklı kanaldan da sağlamasını yaptığımız sağanak yağışlı tatilimiz için beklentilerin aksine çok da panik yapmadık; biz sadece ‘gitmek’ istiyorduk galiba, yeni bir yere, yeni bir enerjiye...  En son bavullarımızı yaparken konuştuğumuzda “Naapalım, bol bol masaj yaptırır, kitap okur, tapınakları filan gezer, yağmurlarda arınırız işte” diyerek konuyu bir daha açmamak üzere kapattık.

MICHELLE İLE BİRAZ DERTLEŞSEK?

İlk durağımız Nusa Dua bölgesindeki Amanusa Hotel’e 16 saatlik yolculuğumuzdan sonra vardığımızda bize göz kırpan güneş, tüm seyahatimiz boyunca başımızdan eksik olmadı. Evet, tüm hava durumu raporları acil çöpe! Yüksek bir bölge olan Ubud’da bir ‘gece yağmuru’ dışında güneş hep bizimleydi...

İlk üç gün deniz-güneş hasretimizi gidermek, etrafımızdaki plajları görmek üzere yakınımızdaki birkaç yere gidip geldik. İlk günlerde motivasyon yüksekliğinden pek farkına varmadığımız bu gidip gelmelerdeki yapılan yolun ve trafiğin fazlalığı son günlerde hayatımızı tamamen bu faktöre göre planlamamıza neden oldu...

Yazının devamı...

Güzellik gelip geçer mi?

23 Nisan 2017

Moda endüstrisinin tüketiciye dayattığı, algı yönetimini yaptığı ve dönemlere göre değiştirdiği güzellik anlayışı, moda markalarının iletişim mecralarında da bu anlayışa paralel söylemlere zemin hazırlıyor. Ve modanın artık ‘dahil edici’ olma tavrı, markaların iletişim alanlarında da kendini gösteriyor.


Geçen yıl markanın yüzü 20 yaşındaki ‘kusursuz güzel’ Bella Hadid’di. Onun yerini 73’lük Lauren Hutton’ın alması markanın değişimini de gösteriyor.  

Özellikle iç çamaşırı reklamları kadınların meta olarak kullanılmasına oldukça açık riskli hattın üzerinde seyreder. Mükemmel kadınlar, kusursuz vücutlar, ideal arzu nesneleri olarak kanatlarıyla podyumda yürüyen Victoria’s Secret modelleri gibi... Geçen sene, Calvin Klein da aktris Klara Kristin’le çektiği reklam karesiyle tartışma yaratmıştı. Eteğin altından çekilmiş bir iç çamaşırı karesi de bu sebeple tepkilere maruz kalmıştı.


Klara Kristin

Calvin Klein, 1980’lerden beri reklam kampanyalarıyla dikkatleri, yer yer şimşekleri üzerine çeken bir marka. Aynı zamanda 90’lardaki ilk Kate Moss’lu reklamlarıyla dönemin güzellik anlayışını sarsan vizyonu getiren marka. O dönemin ideal vücut tipi ve güzellik standardının kenarından bile geçmeyen, çelimsiz, genç, androjen görünümlü bir modelin seçilmesi oldukça cesur bir vizyondu. Kate Moss efsanesi böyle başladı.

Artık sırt dönmek yok!

Yazının devamı...

İyisiyle kötüsüyle bir moda maratonunun daha sonuna geldik

19 Mart 2017

 Dünya moda sisteminin ve trend’lerinin merkezi olarak kabul edilen Paris, ironik biçimde ‘trend’lerin artık sona erdiğini gösteren koleksiyonlara sahne oldu. Tasarımcılar birkaç tema etrafında kümelenmek yerine özgün tasarım anlayışlarını ortaya koydu.

New York tasarımcılarından farklı olarak Paris Moda Haftası’nda tasarımcılar; politik söylemler, kadın hakları konusunda slogan tişörtlerle direkt mesajlar vermek yerine kadının kimliğini yüceltecek tasarımlara kafa yormuşlardı. Örneğin; moda tasarımcılığına en kavramsal yaklaşan, artık sanatçı statüsünde kabul edilen ve önümüzdeki yıl New York Metropolitan Müzesi’nde sergisi başlayacak olan Commes Des Garçons markasının yaratıcısı Rei Kawabuko’nun güzellik anlayışı ve beden formları üzerine hazırladığı koleksiyon çok konuşuldu.


Valentino - Galliano - Giambattista Valli

Modellere ‘kötü muamele’ iddiası
En iyi koleksiyonlar ve şovlar arasındaysa Balenciaga, Chanel, Valentino, Sacai ve Miu Miu yer aldı.

Paris Moda Haftası; bir model ajansının, Balenciaga defilesinde görev alacak modellere kötü muamele yapıldığı iddiasıyla başladı. Ajans iddiaları reddetti. Ancak bu sırada ünlü modaevi, bahsi geçen ajansın işine son verdi. Konu sonra podyumlardaki ‘etnik çeşitlilik’ eksikliği mevzuuna bağlandı. New York Moda Haftası’nda, Trump şoku sonrası kendini gösteren ayrımcılık karşıtı duruş, Paris’te pek hissedilmedi.

H&M Studio defilesini, modayı podyumdan ‘doğrudan satın alma’ yani ‘see now, buy now’ konseptinde gerçekleştirdi, şovdan sonra kıyafetler pop-up mağazada satışa sunuldu. Koleksiyonla küresel bir sevgi mesajı iletmek istediklerini belirten H&M ekibi, hayatlarımızda pozitif duygu ve düşüncelere şu an her zamankinden de fazla ihtiyaç duyulduğuna değinmek istemiş. Defile finalinde son dönemde müzik listelerinin zirvesindeki şarkıcı The Weeknd sahnedeydi...

Yazının devamı...

Arabistan çöllerinde moda rüzgârı esiyor

11 Mart 2017

Vogue Paris, ilk kez bir ‘trans’ modeli kapağına taşıyarak önemli bir söylemde bulunurken, dergicilik dünyasına yepyeni bir heyecan dalgası getiren Vogue Arabia’nın (Arabistan) çıkışı da sektörde oldukça önemli bir adım olarak görülüyor.

Dergi, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Umman’da satışta.

Evet, Arap dünyasının Vogue’u ve aslında Ortadoğu bölgesinin de temsilci Vogue’u, uzun süredir merakla beklenmekteydi. Vogue Türkiye’nin çıkışı, bölgeye ilk adım atış olmuştu aslında... Ancak Vogue Arabia’nın çıkışı, küresel perakende sektörünün ticari anlamda umutlarını bağladığı, son 2-3 yılı ekonomik krizle geçiren birçok mağazanın Arap turistler ve bölgedeki satışları sayesinde ayakta kaldığı göz önüne alınınca son dönemdeki en heyecanlı proje haline geldi.  Eh, ne de olsa 250 milyonluk bir kadın nüfusundan ve 21 ülkeden bahsediyoruz..

Prenses Deena Abdülazziz

CESUR BİR YAYIN YÖNETMENİ

Tabii ki projenin bu denli heyecanlı hale gelmesinde, genel yayın yönetmeni olarak göreve başlayan Prenses Deena Abdülaziz’in rolü de büyük. Başka herhangi biri bu projeyi merakla beklenir hale getiremezdi açıkçası. Çünkü Abdülaziz bölgeden çıkan ve hem kendi bölgesini en modern şekilde temsil eden hem de Avrupa ve Amerika moda sahalarında uzun süredir varlık gösteren yegâne kişi... Bu bölgeden çıkan, Arap kadınını klişe imajı haricinde yansıtabilecek, kültür zenginliği, moda bilgisi ve tutkusuyla bölgesindeki kadınlara her daim ilham olmuş biri. Bölgenin kadınını, önyargılara rağmen dünya moda arenasında uzun süredir kendi personası ve vizyonuyla temsil etmekteydi zaten.

Yazının devamı...

Modanın birleştirici gücü

5 Mart 2017

- Köklü ve güçlü markalarıyla endüstrinin en önemli çarklarından biri olan Milano Moda Haftası, dünyadaki genel atmosferi yansıtan defilelere ev sahipliği yaptı bu sezon. Bir yandan Gucci, Missoni ve Dolce&Gabbana markaları koleksiyonlarında ve defilelerinde New York Moda Haftası’nın da genel konsepti olan ‘inclusion’ yani ‘farklılıkları dahil etme’ temasını vurgulamakta, bir diğer yandan da, global olarak perakende dünyasında yaşanan ekonomik kriz kulislerde konuşulurken, bazı markaların kadın ve erkek koleksiyon defilelerini birleştirmeleri Milano’da görülen bir trenddi.

- Bu yeni eğilimde hem süper yüksek defile bütçelerinin bir şekilde tek şovda birleştirilmesi hem de dünyanın ‘genderless’ yani ‘cinsiyetsizlik’ kavramını son yıllarda yüksek sesle seslendirmesi etkili olmakta . Daha doğrusu ‘cinsiyetler ötesi’ kavramı.. Yani artık yıl 2017’de ‘cinsiyet’ konu olmamalı... Bu, 10 yıl önceki ‘androjen’ tanımından çok farklı bir tanım. Yani ‘kadın gibi erkek’, ‘erkek gibi kadın’ olayı hiç değil.. Bu konunun defacto olarak artık mevzuu edilmediği bir seviyeden bahsediliyor.

- Milano Moda Haftası genel olarak yüksek kalite ve standarttaki koleksiyonları ve şovları ile bilinmesine rağmen, İtalya moda sektörünün genel olarak gençlere fazla yol açmaması, tutucu moda ve tasarım anlayışı, kurumların ve markaların yıllardır hep aynı belirli isimlerle yola devam etmesi, Milano’da ‘yaratıcılık’, ve ‘vizyon’ eksikliğini genelde hissettirmekte... Tüm bu genel havaya rağmen, Prada, Gucci, Fendi gibi markalar dünya trendlerini yöneten markaların arasında önemli yerdeler. Artık koleksiyonlar ve şovlar, halihazırdaki trendlerin yeniden yorumlanması şeklinde dönüp durmaktaysa da, bu döngüye hiç ama hiç girmeyen, ticari başarısını kendi dünyası ve kitlesiyle mutlu mesut sürdüren bir Dolce&Gabbana var mesela. Dijital ünlülük devrine teatral bir şovla selam çakan markanın defilesinde kıyafetlerden ve koleksiyondan çok, defileye çıkan internet ünlüleri konuşuldu; zaten ‘zamanın ruhu’ da bu değil mi?

- Geleneği gelecek ile birleştirebilme yetisi/vizyonu, moda sektöründeki en aranılan özelliklerden biri son yıllarda. İtalya’nın köklü markalarından Hogan, genç jenerasyonu yakalamanın öneminin bilincinde olarak bunu koleksiyonuna yansıtan ve markanın miras değerlerini bu doğrultuda yenileyebilme cesaretini gösteren markalardan biriydi Milano Moda Haftasında.

- Missoni, Angela Missoni önderliğinde defile bitiminde tüm izleyenleri geçen ay Amerika’da başlayan ayrımcılığa karşı protesto yürüyüşleri olan ‘Women’s March’a davet ederek, moda dünyasının apolitik olmadığını, cesaretle ellerindeki platformu dünyada son dönemde yükselişe geçen ayrımcılığa karşı kullanacaklarını vurguladı.

- Versace koleksiyonu için Donatella Versace de, markanın kreatif direktörlüğünü Givenchy’den ayrılan Riccardo Tisci’ye bırakmadan önceki son koleksiyonunda eşitlik, birlik, güç, cesaret ve toplum sloganlarını koleksiyonunda podyuma taşımış ve Milano Moda Haftası’ndaki genel havaya mesajlarıyla destek vermiş oldu.

Yazının devamı...