"Ece Sükan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ece Sükan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ece Sükan

En protest moda haftası

19 Şubat 2017

Moda sektörü, tarih boyunca, politik, toplumsal ve psikolojik iklimin yansımalarının en hızlı olarak yansıdığı endüstrilerden biri olmuştur. Sıcak savaşlardan şaşaalı dönemlere, küreselleşme etkilerinden dijital devrime, her devrin mesajı kendini koleksiyonlarda bir şekilde göstermiştir. Gelelim henüz seçimlerin şokunu yeni atlatmaya başlayan Amerika’nın ve hatta dünyanın yaratıcı endüstrilerinin en önemli merkezlerinden biri olan, bir dünya başkenti kabul edilen New York’un moda haftasında yaşananlara..

ETNİK KİMLİK, YAŞ, CİNSİYET GÖZETMEDEN...

Kitapçılarından kafelerine, sokaklarından podyumlarına herkes Amerika’yı Amerika yapan, özellikle de New York şehrini, herkesin, dili, dini, ırkı ne olursa olsun hayallerini gerçekleştirebileceği bir merkez yapan özelliğine sahip çıkmaya çalışıyordu. Geçen haftalarda, Trump’ın başkanlığını protesto etmek için gerçekleşen ‘Women’s March’, 70’lerdeki ‘ Women’s Strike For Equality’ gösterilerinden sonraki ilk en büyük katılıma sahne olmuştu. Bazı Müslüman ülke vatandaşlarına vize vermeme kararı ve akabinde gerçekleşen New York Moda Haftası, elbet politik alt metinlerle dolu şovlar izleyeceğimizin habercisiydi.

Malum, Amerika göçmenler ülkesi ve ülkenin moda endüstrisi de tam olarak bunun bir yansıması. Son 10 yılda Amerikan modasını şekillendiren ve dünya platformunda ses getirmesini sağlayan tasarımcıların çoğu göçmen Amerikalılar. Hal böyleyken de tasarımcıların Trump’ın azınlıkları marjinalleştiren politikalarını protesto etmek için ellerindeki platformu kullanmamaları düşünülemezdi. Amerikalıların normalde politik doğruculuk, hatta kopukluk ve biri bin yapan pazarlama özellikleriyle bu tip mesajlar aslında çok da yüzeysel ve göstermelik kalabilirdi, en azından Avrupalıların gözünde... Ancak ilk defa, samimi ve gerçek bir beraberlik havası podyumlarda kendini gösterdi.

Aslında özellikle son beş yıldır, moda sektörü içerisinde özeleştiri yapılmakta, ‘etnik kimlik, yaş, cinsiyet ve beden ölçüleri’ normları olarak ‘çeşitlilik’ ve ‘farklılık’ söylemleri ortaya atılmaktaydı. Ancak yine de çabalar sembolik ve göstermelik olmaktan öteye geçemiyordu. Her defilede bir siyahi, bir Asyalı gibi Nuh’un gemisi tadında gerçekleşen şovları kimse ‘ yemiyordu’ açıkçası..

SAYGI GÖSTER!

‘Birleştiricilik’, ‘Dahil edicilik’, ‘umut’, ‘kabullenme’ mottolarıyla Calvin Klein’ın yeni kreatif direktörü Raf Simons’ın önderlik ettiği #tiedtogether beyaz bandana kampanyası bir yandan devam ederken, defile müziği olarak David Bowie ‘This is not America’ seçilmişti.

‘Çeşitlilik’ mesajları sadece etnik ve dini eksende değil, yıllardır vücut tipi, büyük beden, cinsiyet ve yaş üzerinden verilen tartışmaları da içine almaktaydı podyumlarda.

Yazının devamı...

Hayaller herkese iyi gelir

29 Ocak 2017

Yeni yılın ilk ayında dünyanın ruh hali belirsizlik, endişe, korku ve yer yer umutsuzluk içinde olsa da Paris Couture Haftası adeta paralel bir evrenin varlığını hatırlatmaya çalışıyordu moda endüstrisine. 2016 yılının global güvenlik, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik karamsarlığı moda sektörünü de bir hayli etkilemişti. Elbette yeni yıl ile birlikte gelen herhangi bir sihirli değnek dokunuşu yok ortada. Üstelik ‘couture’ kavramının sunmayı, yaşatmayı hedeflediği o ‘fantezi dünyası’ ütopyası da bu sezon koleksiyonlarda pek hissedilmiyordu. Günümüz gerçekliğinde; olağanüstü hızlı bir tüketim dayatması ve dijital devrimin hayatımıza getirdiği ‘sanal ve yüzeysel’ dışavurumlar, lüks kültürünün anlamının değişmesi, ‘couture’ kavramını aslında zaten toptan bir ‘ütopya’ haline sokmakta. Yüksek dikiş teknikleri ve yüksek kalite malzemeler,  kişiye özel dikim, uzun zaman ve emek isteyen el işçiliği ve elbette muazzam fiyatları ile son yıllarda gerekliliği ve bu zamandaki geçerliliği üzerine tartışmalar süregelmekte.

Ancak bir diğer açıdan bakıldığında da, günümüz şartlarının dayattığı ‘moda’ olgusunun, popülizm peşinde ve başarı kriterinin ticari başarı ile eşitlendirildiği bir eksende ‘Couture’ kavramı adeta karşıt bir duruş, içeriğe, emeğe, öz’e bir özlem ve dönüş kanadını temsil etmekte. Ve belki de en önemlisi hayal kurmayı unuttuğumuz, yaratıcılığın teşvik edilmediği şu günlerde biraz ‘couture’ hayaller, sektöre ve herkese iyi gelebilir.


Soldan sağa: Giambattista Valli - Bella Hadid moda haftasının çalışkan isimlerinden - Dior

HAFTANIN YILDIZLARI

*VALENTİNO

Uzun yıllardır tasarım ortaklığını paylaştığı Maria Grazia Chiuri’nin geçtiğimiz sezon Dior modaevinin başına geçmesiyle Valentino modaevinde tek başına devam eden İtalyan tasarımcı ve kreatif direktör Pierpaolo Piccioli, Couture haftasının en rafine, sofistike ve zarafet dolu koleksiyonunu sergiledi. Yunan mitolojisindeki karakterlerden ve Odilon Redon’un eserlerinden ilham aldığı koleksiyonda klasik formlar, düz ve dikey siluetler, olağanüstü detayların ve işçiliğin hep bir tül içerisinde adeta korunduğu tasarımlar ile gerçek ve saf bir güzellik tanımlamak istemişti adeta. Piccioli’nin defile sonrasında kuliste söylediği sözler de belki de couture haftasını dünyanın dört bir tarafından izlemeye gelen editörler için en büyük ilham kaynağı oldu: “Öz ve saf doğruluk zaman kavramının olmadığı hayallerde yuvalanır ve gerçeklik de işte bu hayal gücü ile ve onun sonucunda yaratılır. Ben de koleksiyonumda herhangi bir ‘çaba’, hissetmenizi istemedim. Çünkü bence ‘mucize’nin hissedilmesinin tek yolu bu.“


Yazının devamı...

Paris’te değişim rüzgârları

8 Ekim 2016

 İlkbahar-yaz 2017 Prêt-à-Porter/ hazırgiyim moda haftalarının sonuncusu olan Paris Moda Haftası her zamanki gibi en görkemli şekilde gerçekleşti. Haftada, önemli modaevlerindeki tasarımcı değişikliklerinden Kim Kardashian’ın silahlı soyguna uğramasına kadar birçok konu kulislerde hararetle konuşuldu.

 

 

 Paris moda haftasının en heyecanla beklenen defileleri arasında, yeni kreatif direktörleriyle ilk kez koleksiyon sunan Saint Laurent, Dior, Lanvin ve Valentino modaevleri vardı. İlk olarak Hedi Slimane’den bayrağı devralan tasarımcı Antony Vaccarello, bu riskli ve zor görevi yumuşak bir geçişle yapmayı tercih etti. Tasarımcı niteliği olarak modada devrim yaratabilecek bir profilde zaten olmayan Vaccarello, Saint Laurent adına ilk koleksiyonunda Slimane’in rock-chic tavrı ve siluetleri üzerinden devam ettirerek, satışa yönelik bir koleksiyon sundu. Sezonun en önemli trendlerinden biri olan 80’ler referanslı büyük omuzlu üstlerle kombin edilmiş mini elbiselerle garanti bir geçiş yapmış oldu. Fakat editörler arasında herhangi bir heyecan da yaratamadı.

 

 Dior modaevinin 15 yıllık John Galliano istikrar döneminden tatsız ve ani kopmasından sonra Raf Simons ile gelen geçici huzur da geçen sene sona ermişti. Arada tasarım ekibinin devam ettiği birkaç sezonun sonunda adeta ‘flaş transfer’ olarak görülen, Valentino’nun müthiş başarılı ikilisinden Maria Grazia Chiuri’nin Dior’a geçmesi sektörde müthiş heyecan yaratmıştı. İlk koleksiyonunu sunan Maria Grazia, maalesef ki beklentileri karşılayamadı. Altı haftada hazırlaması gereken koleksiyon için aldığı referansları fazla edebi kullanması genelde eleştirilerin ortak noktasıydı.

 

Yazının devamı...

Hızına yetişilemeyen moda haftaları

24 Eylül 2016

İlkbahar-Yaz 2017 Prêt-à-Porter moda haftaları tüm hızıyla devam ediyor. New York ve Londra Moda Haftası’nın ardından devam etmekte olan Milano Moda Haftası’nı Paris takip edecek ve böylelikle bir sezon daha kutsal moda ayı sona erecek.

 

Moda haftaları, markaların ve tasarımcıların sergilenen koleksiyonlarının detayları ve genel havasının yanında, kulislerde konuşulan konularıyla da her zaman öne çıkar. Ve aslında endüstrinin dinamiklerini etkileyen bu ‘ esas’ konular, her sezon trendler gibi değişir. Son birkaç sezondur ise moda endüstrisinin kafası, ‘Slayer’ trash metal grubunun tişörtünü giyen Kendall Jenner kadar karışık. Dijital çağın getirdiği tüketim hızı, sosyal medyanın hayatın her alanına yön vermesi ve küresel iklim değişiklikleri, markaları ve tasarımcıları yeni formüller denemeye sevk etmekte. Online alışveriş sektörünün de markalar için birinci derece önemli olmaya başladığı son yıllarda, halihazırdaki defile, üretim ve satış döngüsü takvimlerinin yenilenmesini, çağa ayak uydurmasını gerektirmeye başladı.

 

Mesela, şu anda sergilenen İlkbahar- yaz 2017 koleksiyonlarının satışları bir ay boyunca sürecek moda haftalarındaki defilelerden sonra yapılacak. Ardından yapılan satışlara göre üretim süreci başlayacak ve ocakta mağazalardaki yerini alacak. Bu aradaki dört ayda, sosyal medyada yüzbinlerce kere görülen kıyafetler, Zara gibi hızlı üreten markalar tarafından zaten çoktan kopyalanmış, mağazalardaki yerini almış olacak. Tasarımcı koleksiyonu satışa sunulduğu zaman ise, koleksiyon çoktan eskimiş olacak. Buna bir de iklim kaymalarının etkisi eklenince, sektörün yeni formüller geliştirmesi elbet kaçınılmazdı.

 

İşte tüm bu sebeplerle her geçen gün ‘Şimdi gör-şimdi satın al’ politikasına geçmeye başlayan marka sayısı artıyor. Tabii buna gücü yeten markalar diyebiliriz. Çünkü küçük markalar için satıştan bağımsız olarak kumaşlarını önceden hazır edip, anında üretime geçebilmek çok zor. Mesela New York Moda Haftası’nda bu sezon Ralph Lauren de bu uygulamaya geçen markalardan biri. Paris’te Vetements, Londra’da Burberry’nin uygulamaya başladığı formülü, Rebecca Minkoff, Tommy Hilfiger, Alexander Wang, Tom Ford ve Michael Kors gibi markalar da belli ürünleri kapsayan şeklinde başlattılar.

 

Yazının devamı...

Yedi 'şık'ta Paris

12 Mart 2016

İzlediğim en heyecan verici koleksiyonlar, şüphesizgeçen hafta gerçekleşen  Paris Moda Haftası’na aitti. Neden mi?

 

 

- BALENCIAGA modaevinin, Amerikalı tasarımcı Alexander Wang ile yollarını ayırmasıyla , Paris’in yeni ‘underground’ ve ‘cool’  gençliğinin gözdesi VETEMENTS in kreatif direktörü Demna Gvasali getirilmişti. Büyük heyecan yaratan bu transferin ilk defilesi bu sezon gerçekleşti. Paris’te bir gurup arkadaşın birleşerek çıkardığı marka, çok kısa sürede fenomen olmuştu. Dekonstruktif tasarımları ile sokak stilinin ve moda editörlerinin kısa sürede gözdesi haline gelen marka, 90’ların efsane markası Martin Margiela ekolünden gelmekte. Bu sebeple birçok kişinin adeta ’devrimci’ buldukları tasarımları Margiela’cılar için elbette çok tanıdık. İlk koleksiyonu ile cesur bir koleksiyona imza atan Demna Gvasalia, Balenciaga modaevinin mirası silüetleri günlük giyime ve sokağa taşıyan birleşimlerle sundu. 

- Jonathan Anderson küllerinden dogurduğu marka LOEWE için harikalar yaratmaya devam ediyor. Brutalist mimarisi ile dikkat çeken UNESCO binasinda bir Giacometti heykelinin önünde gerçekleştirdiği defileyi izlerken, koleksiyonundaki referans zenginliği ve bunları çok başarılı bir şekilde harmanlaması ile Miuccia Prada’nin yeni jenerasyon versiyonu hissini zaman zaman uyandırdı. Defile müziği olarak ise yakın zamanda sigarayı bırakmak için gittiği hipnoz seansının konuşmalarını kullanmıştı.

- Hedi Slimane durdu durdu son koleksiyonu ile bombayı patlattı desek yeridir sanırım..SAINT LAURENT modaevinden bu sezon sonunda ayrılacağı nerdeyse kesinleşen tasarımcı, iki bölümde ve iki şehirde gerçekletirdiği defileler ile adeta bir retrospektif veda yaptı. İlk bölümünü yaşadığı ve tüm ilhamını aldığı Los Angeles’da gercekleştirdiği defilenin ikinci bölümünü, Yves Saint Laurent’in yenilenen salonunda ‘Couture’ bir şovla tamamladı. Helmut Newton, Guy Bourdin ve eski salon haute couture şovları referansları ile müziksiz ve sadece kıyafetlerin numaralarının anons edildiği ve modellerin topuklu ayakkabı sesleri eşliğinde gerçekleşen defile haftanın en büyük sürpriziydi. Bu arada henüz resmi açıklamalar olmasa da Hedi Slimane’in yerine Anthony Vaccarello’nun geçeceği, Slimane’in de Karl Lagerfeld’in tek varisi olarak gördüğü kisi olarak Chanel modaevinin başına geçeceği kulislerde epeyvce konuşulmaktaydı.

- MIU MIU

Yazının devamı...

Hepimiz Balmain’in askerleriyiz

1 Kasım 2015

Son dönemin en popüler Kendall Jenner ve Gigi Hadid podyumda, doksanların fenomen grubu Backstreet Boys sahnede. İhtişamlı modaevi Balmain, mağaza zincir H&M için hazırladığı koleksiyonu New York’ta böyle tanıttı. Markanın baştasarımcısı Olivier Rousteing’le buluştuk, modada yarattığı yeni düzeni konuştuk.

 

 Mağaza zinciri H&M, moda dünyasında lüks markalar ve perakende taraflarını efektif bir şekilde buluşturmaya ve bu alanda sürdürdüğü lüks marka tasarımcılarıyla yaptığı işbirliği projeleriyle ses getirmeye devam ediyor.

Geçtiğimiz yıl Alexander Wang projesiyle10. yılını kutlayan, içlerinde Karl Lagerfeld, Stella McCartney, Versace gibi markaların da bulunduğu ‘tasarımcı işbirlikleri’ projesine, geçtiğimiz hafta ünlü ve köklü modaevi Balmain kapsül koleksiyon lansmanı- BALMAİN X H&M- ile devam etti.
1950’lerde Pierre Balmain’in kurduğu Balmain modaevi, son 5 yıldır 1985 doğumlu başarılı tasarımcı Olivier Rousteing’le genç, popüler, seksi ve dinamik bir çizgi ve dünya yarattı etrafında. Markanın en büyük mirası olan ‘couture’ işçiliği ve ışıltılı tasarımlarıyla ünlüler dünyasında da son dönemin en çok arzu edilen markalarından biri oldu. Markanın modayı sürekli takip eden, güncel, her yaştan her kesimden müşteri kitlesinin de, yüksek modanın bu gösterişli markasının işbirliği projesine açıklandığı günden itibaren gösterdiği ilgi ve heyecan oldukça büyüktü.
New York’da geçen hafta gerçekleşen lansman dünyadan davet edilen 600 kadar gazeteci, editör ve davetliyi ağırladı. Dünyadan sadece birkaç gazete ile birebir görüşen Olivier Rousteing ile , tasarım süreci, modaya bakış açısı, popüler kültür sevgisi, dijital dünyanın hızı ve sosyal medyanın samimiyeti konularında sohbet ettik. Sürekli ve aşırı hızlı tüketim karşısında gelişen yavaş moda tavrı ona göre pek değil aslında. Herkesin bu hıza bir şekilde ayak uydurmasını çok önemli buluyor. Günümüz genç jenerasyonunu tam anlamıyla temsil ettiği net bir şekilde görülen tasarımcı için bundan10 sene önce Roberto Cavalli’nin H&M için hazırladığı koleksiyonu için mağaza kapısında kuyrukta beklediği günlerden, 10 sene sonra ise kendinin bu işbirliğini gerçekleştirmesi adeta bir rüyanın gerçekleşmesi. Popüler kültürü tasarımlarına ve etrafında yarattığı dünyasına samimi bir şekilde entegre eden Olivier Rousteing’in günümüz tasarımcısı olduğu Instagramdaki 1milyon 600 bin takipçisinden ve en yakın arkadaşları 40 milyon takipçili Kendall Jenner ve 7.5 milyonluk Gigi Hadid’den de belli zaten.

Tasarımcı Rousteing, koleksiyona başlarken, kendinden yola çıkmış. Çok değil yakın bir geçmişte, yani şu andaki gibi her istediğini alamadığı günlerde, beğendiği tasarımcıların kıyafetlerinin fiyatlarının uygun olmasını istediğini hatırlayarak ve hatta Instagramdaki takipçilerinin de Balmain’in ikonik tasarımlarına sahip olmak isteyeceklerini düşünerek, kapsül koleksiyonunu bu parçalardan oluşturmuş. Ancak yine de koleksiyon sadece bir retrospektif havasında da değil, çok iyi kesimli blazerlar, paltolar ve ceketler de Balmain’in şaşaalı tarafını değil, temel parçalarını sevenler için ideal.

 

Yazının devamı...

Moda dünyası da dönüyor!

17 Ekim 2015

Dünya moda endüstrisinin heyecanla beklediği moda haftaları her zaman olduğu gibi New York, Londra, Milano ve Paris sırasıyla gerçekleşti.
İlkbahar-yaz 2016 koleksiyonlarının sergilendiği sezon defilelerinde önümüzdeki altı ay sektöre ilham vericek trendler de ortaya çıkmaya başladı.


Moda, içinde bulunduğumuz ‘dönemin ruhu’nun (zeitgeist) en direkt göstergelerinden biri. Sosyal, toplumsal, kültürel, dinamiklerin aynası, bazen öncüsü.. Bu sebeple de koleksiyonlarda, dijital çağın getirdiği enformasyon fazlalığının adeta bir ‘kolaj’ yaratmasının etkilerini gördük. Nasıl ki Instagram’daki bir fotoğrafın ilk kaynağının kim olduğunu bilemediğimiz ve daha da önemlisi artık bunu önemsemediğimiz bir dönemde yaşıyorsak, dönemlerin veya akımların tasarımcılar tarafından en kişisel yorumlamalara, en ‘patchwork’ (yamalı?????) hallerine ulaştığı bir sezon yaşıyoruz. Tek bir dönem etkisinin hakim olmadığı ilkbahar-yaz 2016 sezonunda, bireysellik, cinsiyetsizlik, romantizm, fütürizm, farklılıkların kutlanması ve ‘minimal grunge’ (?????) en belirgin alt metinlerdi.
Koleksiyonlar haricinde, sektörde de farklı bir döneme girildiği hissediliyor. Yıldız tasarımcılar, büyük isimler yerine, isimsiz sayılabilecek, çoğu zaman ünlü bir tasarımcının yanında yıllarca çalışmış ancak markalariçin ilk başta risk gibi gözüken isimlere yer veriliyor artık. Frida Gianni’den sonra apar topar Gucci’nin kreatif direktörlüğüne gelen Alessandro Michele bir anda moda sektörünün en heyecanla şovlarına imza atmaya başladı. Öyleki uzunca bir süredir duraklama döneminde olan Gucci, bir yandan satış rekorları kırıyor bir yandan da yepyeni görünümüyle moda tutkunlarını kasıp kavuruyor. Balenciaga’nın geçen hafta açıklanan yeni tasarımcısı şimdiden benzer bir ilgi yarattı. Son dört sezondur Paris’te ‘underground’ kitleyi ele geçiren marka ‘Vêtements’ın tasarım ekibinin başı Demna Gvasalia da Balenciaga’nın yeni kreatif direktörü olarak açıklandı.

New York Moda Haftası’nda öne çıkanlar

Yazının devamı...

Pop prensesi nereye koşuyor?

5 Eylül 2015

MTV Müzik Ödülleri’nde sondan başka yıldız parlamadı: O, 80 milyon dolarlık servetin sahibi, kusursuz pop prensesi Taylor Swift. Hem komşu kızı hem ateşli bir feminist. Yanında da sosyal medya hesabında 30 milyon takipçi olan süperstar kankaları. Peki başarısı daha sürecek mi yoksa kendi kendini imha etmeye başladı mı?

Geçen pazar gerçekleşen 2015 MTV Video Müzik ödülleri yine son dönemin pop kültür fenomeni Taylor Swift’in gecesi oldu. ‘Bad Blood’ video klibi – Yılın en iyi videosu ödülü ile birlikte en iyi kadın video, ve en iyi pop video ödüllerini aldı.
Önemli müzik ödüllerinde ödülleri toplamak 25 yaşındaki Swift için, bu gencecik haliyle alışıldık bir durum haline geldi: 7 Grammy ödülü, 16 Amerikan Müzik ödülü, Billboard tarafından iki kere ‘Yılın Kadını’ unvanı bunlardan sadece bazıları. Forbes’a göre de geçtiğimiz yıl 80 milyon dolar kazanç, 200 milyon dolar net değerle Beyonce, Jay Z, Rolling Stones, Federer, Messi ve Gisele’i geride bırakarak üçüncü sırada olmasına rağmen, hayranlarına seçtiği hediyeleri elleriyle paketlediği ve verdiği videoyu çekip yayınlayacak kadar da ulaşılabilir. Tabii bu arada 17 milyon kişinin izlediği 6 dakikalık bir videodan bahsediyoruz!

Nuh’un gemisi tadında ünlü kankalar

Yazının devamı...