"Rıza Özel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rıza Özel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rıza Özel

Rıza Özel

Askıdaki yaşamlar

27 Mart 2018

Mültecilik hepimizin, herkesin empati yapması gereken bir acının adı aslında. Sohbette ağırlığını yitiren bu sorunu, foto muhabirleri kareleri ile pek çok farklı ortamda insanların yüzüne vuruyor. Türkiye’de yaptıkları başarılı işlerle adlarından söz ettiren foto muhabirleri Ozan Köse, Halit Onur Sandal ve Sinan Kılıç’ın sergileri bunun en güzel örneklerinden biri.

MÜLTECİLİK GERÇEĞİ

Dünya genelinde savaş ve çatışmalar yüzünden farklı coğrafyalarda her gün birileri yaşadıkları yerleri, evlerini terk etmek zorunda kalıyor. 1990’lı yıllarda artan mülteci hareketleri son 5 yılda inanılmaz boyutlara ulaştı. Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nin rakamlarına göre; 2017 sonunda dünya çapında zorla yerinden edilmiş insan sayısı yaklaşık 67 milyon.

2017’de her bir dakikada ortalama 24 kişi yerinden edildi. Son 3 yıla göre dünyadaki mülteci ve göçmenlerin yüzde 51’i çocuk. Ve daha üzücü olanı bu çocukların birçoğu ebeveynlerinden ayrı düşmüş veya yalnız seyahat ediyordu. 2015’de bu şekildeki 98 bin 400 çocuk, sığınma talebinde bulundu.

DİKKAT ÇEKEN SERGİ

Yazının devamı...

En iyileri seçen isimler...

13 Mart 2018

Ve, bu yıl Antalya’da Aska Lara Otel’de toplanan jüri, 3 bin 200 fotoğraf arasından iki gün süren bir değerlendirmeyle seçimlerini yaptı. Ödüller cuma günü Ankara’da açıklanacak.

DEV İSİMLER BELİRLEDİ

Afganistan’da eşi tarafından burnu kesilen Aisha isimli kadının portresiyle 2010 yılında Dünya Basın Fotoğrafı ödülünü kazanan (World Press Photo of the Year in 2010) Jodi Bieber Güney Afrika’dan, Reuters Haber Ajansı’nın Wider Image Editorü Gabrielle Fonseca Johnson İngiltere’den ve Hollanda Haber Ajansı ANP’nin Türk kökenli Fotoğraf Editörü Pelin Tatli Hollanda’dan jüri toplantısı için Antalya’ya konuk oldu. Jüride ayrıca geçen yıl dünya basın fotoğrafı ödülünü kazanan AP Türkiye Fotoğraf Editörü Burhan Özbilici, Türkiye’nin yakından tanıdığı foto muhabiri Coşkun Aral, Pulitzer ödüllü foto muhabiri Reuters Türkiye Fotoğraf Editörü Murad Sezer, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca, Anadolu Ajansı Görsel Yayın Yönetmeni Ahmet Sel, Hürriyet Gazetesi Fotoğraf Editörü Sebati Karakurt, Milliyet Gazetesi Fotoğraf Editörü Bünyamin Aygün, basın fotoğrafçılığından Instagram’da 1.6 milyonun üzerindeki takipçisiyle dünya fenomenleri arasına giren Mustafa Seven, basın fotoğrafının ustalarından Şükrü Akın, Depo Photos Yayın Yönetmenlerinden Tolga Adanalı, Zafer Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Murat Karameşe ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü İlhan Demir yer aldı.

3 BİN FOTOĞRAF 8 KATEGORİ

‘Türk Telekom Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması’nda 3 bin 200 kare arasından yapılan değerlendirmeyle ödülleri belirlendi. Ankara’da açıklanacak sonuçlarla 8 kategoride ödül alan fotoğraflar, Spor Toto Spor Fotoğrafları ve Zafer Eğitim Kurumları özel ödülü ile geçtiğimiz yıla damgasına vuran kareler hafızalara tekrar sunulacak.

AISHA’NIN HAYATINI DEĞİŞTİREN İSİM GENÇLERLE BULUŞTU

Jüri toplantısı için Türkiye’ye gelen isimler Antalya’da yalnızca bir odanın içerisinde fotoğraf seçmedi. Kente de fotoğraf alanında bir etkinlikler dizisiyle katkı sağladı. Afganistan’da eşi tarafından burnu kesilen Aisha isimli kadının portresiyle 2010 yılında Dünya Basın Fotoğrafı ödülünü kazanan Jodi Bieber, Dünya Kadınlar Günü’nde Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gençlerle buluştu. 2010 yılında Time dergisinin kapağında yayınlanan fotoğrafta cezalandırılmak için kocası tarafından burnu ve kulakları kesilen Aisha’nın portresiyle tüm dünyanın yakından tanıdığı fotoğrafçı salonda yüzlerce gence tecrübelerini aktardı. Bu buluşmada diğer jüri üyeleri de yine üniversitelilerle bir araya geldi. Güzel Sanatlar Fakültesi’nden gençler, ayrı bir programla Coşkun Aral’la buluştu. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin ev sahipliği yaptıkları jüri üyeleriyle ayrı ayrı bir araya geldi.

Yazının devamı...

Ankara Buluşmaları

20 Şubat 2018

Geçtiğimiz yıl başlayan bu buluşmalara Alev Alatlı’dan Muhtar Kent’e, İlber Ortaylı’dan Raşit El Gannuşi’ye, Stephan Micus’tan Murat Bardakçı’ya çok önemli isimler konuk oldu. Etkinliğin bu ayki konuğu ise “Savaş ve İnsana Dair” sunumuyla usta foto muhabiri Coşkun Aral.
Ankara Buluşmaları’nı, bu organizasyonun kurumsal ilişkilerini yürüten Çağla Özden’le, yarın akşamki söyleşinin detaylarını ise Coşkun Aral’la konuştuk.

MÜLTECİLİĞİ DÜNYA’YA ANLATIYOR

Hayata bakışıyla meslek yaşamıma katkısı olan her fırsatta bir araya geldiğim ustalardan biri Coşkun Aral. İki yıldır da dünyada, mülteciler üzerine projeler yürütüyor. Son olarak geçtiğimiz haftalarda Tayland’ın başkenti Bankok’ta birçok farklı coğrafyadan fotoğrafçıları buluşturan bir sergiyle kendi tanıklıklarını da anlattı. Çalışmalarını yakından takip ettiğim Aral, “Savaş ve İnsana Dair” başlığı altında neler olacağı üzerine yaptığımız sohbette şunları söyledi:

SAVAŞLARA TANIKLIK ETTİM

“Savaş coğrafyasında var olan gerçekler var. Dünya’nın pek çok farklı noktasında tanıklık ettim bunlara. Ve savaş gerçeğinin en kesin sonuçlarından biri mültecilik. Bu sonrasında iyi yönetilememesi halinde yeni çatışmaların da temelini atan bir olgu. Son iki yılımı mültecilik olayına verdim. Yaşadığım savaştan örneklerle bundan sonra neler yapabileceğimiz konusundaki tecrübelerimi aktaracağım. Bizler ilk kez duyuyoruz, yaşıyoruz. Ama burada yaşananların benzerleri başka coğrafyalarda daha önce yaşandı. Ne bazı ülkelerin terör örgütlerini desteklemesi, ne yaşanan mülteci akınları yeni. Önemli olan daha önce yaşananlardan duyarlılıklarımızla, kimseyi suçlamadan bölgeyi huzura kavuşacak sonuçlar çıkarabilmek.”

Yazının devamı...

Siyah-beyaz “Yalnızlık”

13 Şubat 2018

Baykan ve Değer’in 46 fotoğraflık sergisinde kimi zaman insan kimi zaman bir vitrin mankeni anlatıyor yalnızlığı siyah-beyaz karelerle. “Siyahtan Beyaza Yalnızlık” bir çok karma sergiye katılan Anıl Değer’in ilk kişisel sergisi, ulusal ve uluslararası bir çok sergiden tanıdığımız Güven Baykan’ın “Akşamlık”, “Yol Hep İkiye Ayrılır” adlı iki şiir kitabı ve hala sahnelenen bir de tiyatro oyunu var.

SİYAH-BEYAZ, RUHLARI GÖRÜYOR

Fotoğraflarda yaşamdaki yalnızlığı anlatmaya çalıştıklarını kendi bakış açılarıyla anlatmaya çalıştıklarını aktaran Baykan ve Değer, “Yalnızlığını şiirsel bir dille anlatmak istedik. Önümüzden kayıp geçen hayatı bir anlıkta olsa göz önüne serip görünür hale getirmeye çalıştık. Fotoğraf bir dil aslında, dünyanın her ülkesinde konuşulan anlaşılan bir dil, önemli olan da bu dille neler söyleyebiliriz neler anlatabiliriz. Renk doygunluğu ve renk kontrastı açısından birbirinden güzel fotoğraflar oluşturmak mümkün ancak siyah-beyaz fotoğraflarla daha etkili kompozisyonlar yaratıp duyguları ön plana çıkarabiliyorsunuz. Ama biz siyah-beyaz fotoğraflarda insanların ruhlarını görüntülediğimizi hissettik.

ANIL DEĞER KİMDİR?

Anıl Değer’in babası Ali Değer, fotoğraf dünyasının yakından tanıdığı daha önce de bu köşeye konuk olan isimlerden. Ali Değer, her başı sıkışan fotoğrafçının ilk koştuğu, “Ali Ustası”. Böyle olunca Anıl’ın da ilgisi küçük yaşlarda başladı. 1996 yılında Fotoğraf Sanatı Kurumu’nun açtığı seminere katılan Değer, Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümünü bitirdi. Anıl Değer, genellikle insan konulu fotoğraflar çekiyor. Siyah-beyaz karanlık oda çalışmalarına ise evinde devam ediyor.

GÜVEN BAKYAN KİMDİR?

Yazının devamı...

Fotoğraflarla ‘Uğur’lu Yıllar’

30 Ocak 2018

Ankara’da görev yaptığım süre içerisinde -bu yıl olduğu gibi- pek çok kez anma etkinliklerine ben de gittim. Kontağını çevirdiği aracının patladığı noktadaki bomba izleri, her yıl bir önceki yıldan daha kalabalık grupları ağırladı. Eşi Güldal Mumcu, oğlu Özgür ve kızı Özge ile yanyana kimi mum dikti o duvara, kimi bir kızmızı karanfil bıraktı.
Bir dönem gazetecilik de yapan fotoğrafçı Gürsel Gökçe, 25 yıl boyunca anma etkinliklerini fotoğrafladı. Gökçe’nin kareleri, Uğur Mumcu’nun arşivinden özel fotoğraflarla birlikte Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nda “Uğurlu Yıllar” adıyla sergileniyor. Bu özel sergiyi Gürsel Gökçe ile konuştuk:

75 FOTOĞRAF VAR

“Uğur Mumcu, gazeteci, yazar ve aydın olarak bir ak güvercin gibi barışın simgesi oldu ama bir aslan gibi de cesaretle karanlık olayların üzerine koştu. Taşıdığı bilgi hazinesini soluk soluğa yaşamı pahasına bugünkü kuşaklara, geleceğe taşıdı. Yaşasaydı bugün 75 yaşında olacaktı, “Uğurlu Yıllar” sergisinde 75 fotoğraf var. Uğur Mumcu’yu unutturmamak adına açılan sergide ailesinin özel arşivinden, daha önce yayınlanmamamış 50 fotoğraf ve aramızdan ayrılışının ardından geçen 25 yıllık süreçte objektifime takılan 25 fotoğraf yer alıyor. Uğur Mumcu’nun eşi Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Başkanı Güldal Mumcu ile çok titiz bir çalışma sonucunda sergiyi oluşturduk. Önümüzdeki günlerde daha fazla fotoğrafın yer aldığı prestij albümü yayınlamak için çalışıyoruz.

HER BİR KARE ÖZLEM

Toplumsal belleğimizi taze tutmak, hafızalarımızı yeniden tazelemek adına 25 yıl boyunca Uğur Mumcu anma etkinliklerini izledim. Binlerce fotoğraf karesine kaydettim. Öznel bir acının toplum tarafından yıllar geçtikçe artan bir unutmama kaygısı ve özlemle paylaşılmasının duygusal bakımdan tanımlanması çok zor. Sergide yer alan fotoğrafların her bir karesi, aslen Uğur Mumcu’ya olan özlemin ve sahip çıkmanın göstergesi olduğu kadar, bu toplumun adalet duygusunun yerini bulmasına dair süren talebinin de göstergesi.

Yazının devamı...

Fotoğrafın peşinde

23 Ocak 2018

Kimi zaman bir sergi, kimi zaman bir fotoğraf organizasyonu bu sayfalara konuk oldu. Kimi zaman bir fotoğrafçı, kimi zaman da bir kare fotoğrafın hikâyesi okurlarya buluştu. Kısacası, fotoğrafın ve fotoğraf tutkunlarının sesi oldu. Ve bu köşe sayesinde yeni dostlarda tanıdım. Bu isimlerden biri Alican Öztürk...

İNSTAGRAM’DAN SAYFALARA

İnstagram’da başkentin güzelliklerine de dikkat çekmek için 4 yıl önce bir süre Ankara’yı anlatan etiketlerden seçtiğimiz fotoğrafları bu köşeye taşıdık. Ve burada fotoğrafı yayınlanan isimlerden biri de İnstagram’da “_alibabba_” ismini kullanan Alican Öztürk oldu. O zamanlar kendisi ile hiç tanışmıyordum. Tesadüfen bir kafede başlayan tanışmanın ardından fotoğraf üzerine etkinliklere uzandı karşılaşmalarımız. Tanıdığımda Alican’ın tutkusuydu fotoğraf, bugünse kendisine seçtiği yol oldu. Ve onun hikâyesini sizlerle paylaşmak istedim. Alican’ın sözleriyle fotoğrafa aşkının hikâyesi:

20 YILLIK İŞİMİ BIRAKTIM

“Ankara’da Yenidoğan da doğup büyüdüm. İşçi bir baba, ev hanımı bir annenin çocuğuyum. Mahalle kültürü ile büyüme şansı yakalamış biriyim. Ama çocuk yaşta çalışma hayatına atılmak zorundaydım. Ortaokul yıllarından bu yana garsonluktan barmenliğe, oradan yöneticiliğe kadar uzanan bir iş hayatım oldu. Görsel sanatlara ilgim hep vardı. Fırsat buldukça sergilere, seminerlere, çeşitli sanatsal etkinliklere katılırım. Her ne kadar farklı olsa da ben fotoğrafın peşinden gitmeyi tercih ettim. Ve yirmi yıllık yapmış olduğum mesleğimi bir tarafa bırakarak fotoğrafçılığa başladım.

SOKAK FOTOĞRAFLARI İLE BAŞLADI

Yazının devamı...

Bir gezginin fotoğraf notları

16 Ocak 2018

Ne yazık ki yalnızca Meclis ziyaretçilerinin görebileceği bu serginin gözlerden kaçtığına inanıyorum. 20 Ocak’a kadar gezilebilecek bu serginin Ankaralıların daha yoğun ilgi gösterebileceği bir yerde tekrar açılmasını bekleyeceğim.
“81 İl Gizem Dolu Anadolu” sergisini birlikte gezdiğimiz Resul Çelik’ten dinledim fotoğraflarının hikâyesini. Karadeniz’in sıcaklığını sohbetimizin satırlarına sığdıran Rizeli fotoğraf tutkununun aktardıkları şöyle:

İFLAH OLMAZ GEZGİN OLDUM

“Bir hevesle başlayan anı yakalama merakı beni iflah olmaz bir fotoğraf tutkunu, durmak yorulmak bilmeyen bir gezgin haline getirdi. ‘Fotoğraf hiçbir şey değil, beni asıl ilgilendiren şey hayatın kendisi’ düşüncesiyle hareket ediyorum. Fotoğraflarımda da hayatı aktarıyorum ama memleket havasıyla. Memleket sevgisinin fotoğraflarıma yansımasından büyük haz alıyorum. Türkiye doğanın her renginin var olduğu bir yeryüzü cenneti. Mükemmel bir doğası var.

FOTOĞRAF VE DOĞA TUTKUNUYUM

Fotoğrafçılık mesleği yanı sıra bir doğa tutkunuyum. Bu konuda deneyimli isimlerden bilgiler alıyorum. Geziyor, görüyor ve fotoğraf çekiyorum. İnsanların bilmediği güzellikler keşfetmek, onları fotoğraflamak en büyük tutkum. Bir gezgin ve fotoğrafçı Ersin Alok’u bu anlamda kendime örnek alıyorum. Onun görüşlerine ve fotoğraflarına hayranlığımı gizlemiyorum.

Yazının devamı...

İki sergi iki keşif

9 Ocak 2018

Sualtı fotoğrafının ustalarından Tahsin Ceylan, Esenboğa Havalimanı’ndaki sergisi ile Hatay’ın Samandağ ve Kırıkhan ilçelerini Ankara’ya taşıyor. Siyah-beyaz fotoğrafların sevilen isimlerinden Kadir Ekinci ise, Türk-Amerikan Derneği’ndeki sergisiyle fotoğraf severleri memleketi Kars’a götürüyor.

Türkiye’de sualtı fotoğrafçılığının en öneli isimlerinden Tahsin Ceylan, Esenboğa Havalimanı’nda dün açılan sergisi ile kültürel dokusu ve zengin mutfağıyla efsaneleşen Hatay’ı az bilinen bir yönünü gözler önüne seriyor. TAV’ın katkılarıyla hazırlanan 62 fotoğrafın yer aldığı sergide Ceylan, Samandağ ve Kırıkhan’ın(Gölbaşı Gölü) sualtı zenginliğini fotoğraf ve doğaseverlere sunuyor. 16 km’lik Samandağ Sahili ve endemik sarı nilüfer çiçeğine ev sahipliği yapan Gölbaşı Gölü’nün de bilinen pek çok değeri gibi Hatay’ın önemli zenginlikleri olduğunu hatırlatan usta sualtı fotoğrafçısı Tahsin Ceylan, havalimanındaki serginin 12 Şubat’a kadar açık kalacağını söyledi.

DOĞA’YA DİKKAT ÇEKİYOR

Sohbetimiz sırasında Ceylan, sergisini şöyle anlattı: “Akdeniz son yıllarda Süveyş Kanalı yoluyla geçiş sağlayan istilacı türlerin yoğun baskısı altında. Geçiş yapan türlerin kolay uyum sağlaması ve üreme yeteneklerini geliştirmeleri popülasyon artışını hızlandırıyor. Bu durum birçok yerli türlerin de hızla azalmasına sebep oluyor. Samandağ Sahili istilacı türlerin ülkemiz denizlerine ilk giriş noktasıdır. Derinlerdeki Samandağ sergimizle bu egzotik istilacı türlere dikkat çekmek ve antik deniz ticaret yolu olan bölgenin sualtı kültürel varlıklarını tanıtmayı amaçlıyoruz. Türkiye’nin en büyük sulak alanıyken kurutulan ve son bir gözyaşı kalan Kırıkhan Gölbaşı ise muhteşem bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Ülkemiz iç sularında nadir görülen sarı nilüfer çiçekleri gibi birçok endemik türe ev sahipliği yapan gölün gelecek nesillere aktarılması için korunması gerekiyor. Bu sergi ile bu duyarlılığın artırılmasını da amaçlıyoruz.”

EKİNCİ’NİN “MAL MEYDANI”

Yazının devamı...