"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Brunson meselesinden ne anladım?

17 Ağustos 2018

Bugün hepsinin bir özeti de olmak üzere, Brunson hakkında hazırlanan iddianameden, kendisine atılı suçlamalardan ne anladığımı anlatmak, dosyayı nasıl gördüğüm hususundaki kanaatimi paylaşmak istiyorum.

*

Hemen baştan belirtmem gereken temel bir nokta var Brunson hakkındaki delil toplama süreciyle ilgili. Bu süreç, kendisi 7 Ekim 2016 tarihinde sınır dışı edilmek üzere İzmir’deki Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilmesi ve 9 Aralık 2016 tarihinde tutuklanmasından sonraki dönemde başlamıştır. Delil dosyasının olgunlaşmasının özellikle 2017 Kasım ayı sonu ile iddianamenin yazımının tamamlandığı 5 Mart 2018 arasındaki yaklaşık üç ay içinde birden tempo kazandığını söyleyebiliriz. Bir başka anlatımla, önce Brunson tutuklanmış, deliller daha sonra arkadan gelmiştir.

Bu hukuki sürecin öncesinde devletin güvenlik bürokrasisinin Brunson hakkında olumsuz bir bakış taşıdığı, özellikle bazı Kürt şahsiyetler ve yine Kürt mültecilerle mesaisinden dolayı fazlasıyla şüphe yaratmış olduğunu gösteren bilgilere de rastlamak mümkün. Ayrıca, Brunson’ın kilisesindeki Kürt oluşumları hakkında 2017 yılında MİT’e ihbar yapıldığını da öğreniyoruz.

*

Brunson nasıl biri? Kendisinin FETÖ/PDY’ye bağlamak üzere ortaya konan delillerin kuvvetli olduğu izlenimini edinmedim. Buna karşılık, konu PKK olduğunda savcılık makamının kaşının kalkmasına yol açan pek çok delil var dosyada.

Buradaki sorunlardan biri, kilisesinin kapılarını hem Güneydoğu’dan göç etmiş bazı Kürt vatandaşlara, hem de Suriye’den gelen Arap ve Kürt mültecilere açmış olması ve bu insanların kilisede kendi aralarında kümeler halinde çalışmalar yapmalarıdır. Kapıdan içeri giren kişilerin taşıdıkları siciller de Brunson aleyhindeki bir delile dönüşebiliyor.

Örneğin, kiliseye devam eden Kürt cemaatin önde gelen isimlerinden birinin (Muhammed Ahmad) Belçika’ya gittikten sonra Facebook hesabında Kürdistan yazılı bir haritanın üzerine haç işareti koyması, burada fotoğrafları çıkan sarı, kırmızı, yeşil fularlı Kürt gençlerin fotoğrafları

Yazının devamı...

Bakın Brunson’ın dava dosyasından neler çıktı

16 Ağustos 2018

Merhaba Dan, polis merkezinde sınır dışı edileceğimi söylüyorlar. Bunun olmaması için dua eder misin?”

Dan, tam sekiz dakika sonra 11.56’da “Tanrı aşkına, yapacağım” diye yanıt veriyor.

*

Brunson, bu mesajı gönderdiğinde İzmir Alsancak Karakolu’nda alıkonulmaktadır. Aynı gün buradan sınır dışı edilecek yabancıların tutulduğu Pınarbaşı semtinde Ayakkabıcılar Çarşısı’nın içindeki Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilir.

Öykünün dikkat çekici bir tarafı burada karşımıza çıkıyor. Brunson merkezden içeri ‘sınır dışı edilecek yabancı’ statüsünde girer. Ama sınır dışı edilmez. İki ay sonra bu merkezden terör örgütleri için faaliyet gösterdiği suçlamasıyla ‘şüpheli’ sıfatıyla çıkar ve gözaltı işlemi için doğruca Emniyet’e gönderilir. Gözaltı ve tutuklama tasarrufları aynı gün 9 Aralık 2016 tarihinde gerçekleşir.

*

Burada önem taşıyan bir nokta, rahibin tutuklanmasından sonra iddianamenin hazırlanmasının tam 15 ay almasıdır. Brunson hakkındaki tek kişilik iddianame 5 Mart 2018 tarihini taşıyor.

Bu iddianamenin ekindeki delil dosyasında yer alan bilgiler

Yazının devamı...

Maklube örgüt üyeliğine delil olabilir mi?

15 Ağustos 2018

Bu kez, Brunson’ın terör örgütleriyle bağlantılarını kanıtlamak üzere sunulan bazı delillerin genel bir değerlendirmesini yapmak istiyorum.

Rahip Brunson, iki ayrı örgütle -bunlara üye olmamakla birlikte- ilişkide bulunmak, bu örgütler adına suç işlemekle suçlanıyor. Örgütlerden birincisi FETÖ/PDY, ikincisi ise PKK’dır.

***

Önce FETÖ ile başlayalım. Bu fasılda Brunson’a dönük bir dizi delil söz konusu. FETÖ/PDY bağlantılı olmakla suçlanan polis-öğretmen ağırlıklı beş kişiyle birer kez telefon irtibatı kurmuş olması bu deliller arasında yer alıyor.

Ancak temel suçlamalardan biri, Brunson’ın FETÖ’nün Ege Bölgesi imamı olduğu ileri sürülen yurtdışında firari Bekir Baz ile temas kurup kendisiyle işbirliği yaptığı savıdır. Bunun gibi yine FETÖ yöneticilerinden Murat Safa ve ayrıca FETÖ/PDY yöneticisi olmakla suçlanan Taner Kılıç ile de görüştüğü ileri sürülüyor. Baz ile görüştüğünü gizli tanık ‘Dua’ söylüyor. Safa ile “yakın temasta olduğunu” öne süren ise açık tanık Güven Dilşen’dir.

Dilşen’in ifadesinin dikkat çeken bir yönü, Brunson için “Alsancak’ta farklı kafelerde ve birkaç defa da sahilde kendisini kilise cemaati olmayan ama şekil, görünüm itibarı ile FETÖ’cü olarak nitelenen kimselerin dış görünümlerine benzeyen şahıslarla gezdiği veya oturduğuna şahit olduğunu” söylemesidir. Burada “FETÖ’cü dış görünüme benzeme” gibi bir unsur, örgüt bağlantısı açısından yeterli bir delil olarak değerlendirilebilmiştir.

***

Bunun gibi FETÖ/PDY kanıtları bağlamında dikkatime takılan bir başka delil,

Yazının devamı...

Evanjelistlerin Kürtleri Hıristiyanlaştırma stratejisi

14 Ağustos 2018

Tabii, bu kişinin tutukluluğu Türk-ABD ilişkilerinde yaşanmakta olan ağır krizin kilitlendiği en yakıcı soruna dönüşürse, kendisinin bir misyoner olarak yürüttüğü mesai ve bunun Türk güvenlik birimleri ve savcılar nasıl tarafından nasıl değerlendirildiği daha da önemli hale geliyor.

HASADA HAZIRLIK ZAMANI

Bize bu okuma fırsatını sağlayan bilgileri, rahip Brunson gözaltına alındığında yanında götürdüğü cep telefonu ve SIM karttan çıkan ve iddianamede delil olarak yer verilen yazışmalar, mesajlar ve kaydedilmiş muhtelif notların içeriğinde buluyoruz. Bunların bir kısmı Brunson’a ait, bir kısmı ise başkaları tarafından kendisine gönderilen mesajlar.

Bu içeriklerde öncelikle Türkiye’nin tarihi, bulunduğu coğrafya ve İslam dünyasındaki ağırlığıyla Evanjelistlerin gözünde özel bir yer tuttuğunu anlıyoruz.

Bu mesajlarda en sık karşılaştığımız kavramlardan biri “hasat”. Bu kavramın dinsel bir anlam yüklenerek, Hıristiyanlık inancının yeşermesi, güçlenmesi, insanların kiliseye kazanılması anlamlarında kullanıldığını anlıyoruz. Örneğin, bir notta “Görevim: Hasada hazırlan-2009. Bunu nasıl yaptık: İnsani yardımı sürdürmeye başlayarak. Din dönüştürmesinde yöntem: Bildirme ve gösterme” yazılı.

KÜRTLER İKİ DİLLİ TERCÜMAN MİLLET

İddianameye bakılırsa, ‘hasat’ çalışmasında en çok odaklanılan gruplardan biri Kürtler gibi görünüyor. Rahip Brunson ve arkadaşlarının Hıristiyanlığı yaymak hedefiyle Kürtler ve Suriye’den gelen mültecilere özel bir ilgiyle yaklaştıklarını söylemek mümkün.

Evanjelist bir şahsiyet olduğunu tahmin ettiğimiz

Yazının devamı...

Brunson iddianamesi... Davanın ana sanığı Brunson mu, yoksa ABD istihbaratı mı?

11 Ağustos 2018

Bunlar arasında CIA ajanı olduğu ileri sürülen bazı kişiler açıkça isimleri verilerek kayda geçiriliyor bu metinde. İddianamenin ana eksenini oluşturan gizli tanık ‘Dua’nın ifadesinde adı ‘CIA Ankara Bölge Şefi’ diye geçen Jason Griffen’e tam yedi kez atıf yapılıyor. Birçok isim Amerikan istihbaratı adına çalışmakla suçlanıyor.

Dikkat çekici bir nokta, gizli tanığın, Griffen’in 2006 yılındaki rahip Santoro cinayetiyle ilgili olarak tanıdığı bazı kişilere gönderdiği ikaz amaçlı bir e-mail mesajının çıktısını da savcılık makamına delil olarak vermiş olmasıdır. ‘Dua’, bu e-mail mesajının gönderildiği kişilerin isimlerini de veriyor. Kendisinin bu elektronik posta mesajına nasıl ulaştığı hususunda bir açıklık yok.

Bunun gibi misyonerlik faaliyeti yürütmek üzere Türkiye’ye gelen daha çok emekli konumda olan çok sayıda Amerikalı askerin isimleri –eşleriyle birlikte- listeleniyor, bunlardan bazılarının istihbaratçı yönlerine de atıf yapılıyor. Bu isimlerin ayrıntılı bir şekilde sıralanması, aslında misyonerlik faaliyetlerini yürüten yabancıların kayıtlarının bir yerlerde tutulduğunu düşünmenize yol açıyor.

Keza, iddianamede misyonerlik faaliyetleri için kullanıldığı söylenen mekânlar arasında Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’ne de rastlamak mümkün. Örneğin, 5 Temmuz 2011 tarihinde büyükelçinin evinde yapılan bir toplantıdan söz ediyor ‘Dua’. O dönemde ABD’nin Ankara’daki büyükelçisi Frank Ricciardone idi.

***

İddianamede -‘Dua’nın ifadesi üzerinden yürüyen akış içinde- Amerikan tarafınca yürütülen ve rahip Brunson’un da ilişkili olduğu “casusluk faaliyetleri” arasında -olası işgal ve kaos ortamlarında yararlanmak amacıyla- Türkiye’deki benzin istasyonları ve demiryolları hakkında bilgi toplamaya dönük çalışmalar da yer alıyor.

Bu çerçevede, kiliseye giderek Brunson ile gizlice görüşen Aysel Barışcan Alldredde ve kocasının “Akdeniz’deki benzin istasyonları gibi, olası bir savaş, işgal veya bir kaos ortamında işgal veya düşman kuvveti tarafından lojistik merkezler olarak kullanılabilecek, yakıt desteği sağlayabilecek, stratejik önem arz eden bu petrol istasyonları hakkında bilgileri derlediği” ileri sürülüyor.

Bunun gibi Amerikan istihbaratının Devlet Demiryolları’nda çalışan 700-800 görevlinin kimlik bilgileri ile ilgilendiği de öne sürülüyor. Bu çalışmayı yürüten kişi 2009-2011 yıllarında Türkiye’de bulunan, Özel Kuvvetler’den emekli albay

Yazının devamı...

Armagedon savaşı, kayıp 13. kabileve rahip Brunson'ın tutukluluk meselesi

10 Ağustos 2018

Bu savaş kopacak ve bu büyük savaşın sonunda İsa gökten kılıcı ile inecek, Hıristiyan ordusu O’nun arkasına takılacak, İsa ile birlikte kötülere saldıracak. Bunlar olurken de bir taraftan Ortadoğu’da İsrail’in kuzeyinde bir deccal belirecek, bu deccal şeytanın elçisi olacak, arkasına yüz binleri takacak ve orada iki taraf arasında Armagedon savaşı kopacaktır.’

Bu alıntıyı Hıristiyanlık inancını konu alan bir din kitabından değil, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın rahip Andrew Brunson hakkında hazırladığı 52 sayfalık iddianameden aktarıyorum.

İddianamenin hedefindeki sanık bir Hıristiyan din adamı olunca ve kendisine yöneltilen suçlamaların önemli bir bölümü dini meselelere de uzanınca, delilleri değerlendirirken kendinizi birden teolojinin alanı içinde bulmanız kaçınılmaz hale geliyor.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameyi okurken benim başıma gelen bu oldu.

Yazının devamı...

Krizin merkezindeki Brunson neyle suçlanıyor?

9 Ağustos 2018

Evinde bile olsa tutukluluk halinin devam ediyor oluşu, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri tarihinin en büyük krizlerinden birine sokmuş bulunuyor.

İçinde bulunduğu durum ABD Başkanı ve Başkan Yardımcısı’nın tweet mesajlarına, Türkiye’ye ültimatom tonu taşıyan açıklamalarına konu oluyor. Türkiye Cumhurbaşkanı da konuşmalarında ona değiniyor; örneğin, daha geçen cumartesi günü “PKK’yla, FETÖ ile ilişkisi olan buradaki bir papaz” diye söz etti kendisinden.

ABD yönetiminin kendisinin tutuklanmasında rol oynadıkları gerekçesiyle bir NATO müttefiki ülkenin iki bakanı için yaptırım kararı alması bile NATO tarihinde muhtemelen bir ilki oluşturuyor.

Onunla ilgili gelişmeler kur üzerinde baskı yarattığı için ekonomiyi de yakından etkiliyor. Örneğin, Beyaz Saray’ın Türk bakanlara yaptırım uygulanacağını açıkladığı 1 Ağustos günü Türk Lirası tarihi bir rekor kırdı, dolar 5 TL’nin üstüne çıktı.

Güne onun haberleriyle başlıyoruz. Gazetelerde, televizyon ekranlarında her gün karşımızda beliriyor. Özetle, onunla yatıyor, onunla kalkıyoruz.

*

Peki bu rahip Türkiye ile ABD’nin arasını bu ölçüde açacak ne yaptı? Daha doğrusu, bu krize yol açan hangi suçlamalar yöneltiliyor kendisine?

Bu soruların yanıtlarını İzmir Cumhuriyet Savcısı

Yazının devamı...

ABD ile ilişkilerde yeni bir stratejik faktör: Dolar kuru

8 Ağustos 2018

Türk-ABD ilişkileri tarihinin en ağır krizlerinden birinin başlamakta olduğu, çok kuvvetle muhtemeldir ki, o sırada duruşma salonunda cübbeleriyle oturan yargıçların aklının ucundan bile geçmiyordu.

Sonrasındaki gelişmeleri hep birlikte izledik; izlemeye devam ediyoruz...

*

Kısaca hatırlayalım. Mahkemenin bu kararını açıklamasının ertesi günü ABD Başkanı Donald Trump, bir tweet mesajı atarak tutukluluğun devamını ağır bir dille eleştirdi, “Erdoğan, bu mükemmel Hıristiyan eş ve babanın serbest kalması için bir şey yapmalı. O, yanlış bir şey yapmadı ve ailesinin ona ihtiyacı var” dedi.

Derken, avukatının itirazını değerlendiren aynı ağır ceza mahkemesi heyeti, tam bir hafta sonra 25 Temmuz tarihinde -yine oybirliği ile- bu kez rahip Brunson’ın adli kontrol şartıyla ev hapsinde kalmasına hükmederek, 9 Aralık 2016 tarihinden beri kaldığı cezaevinden çıkarılmasına karar verdi.

Gelgelelim, mahkemenin Brunson’ın tutukluluk durumunda kısmi bir iyileşme sağlayan bu kararının ABD cephesinde çoktan ateşlenmiş olan tepki dalgasını frenleme anlamında hiçbir sonucu olmadı. Başkan Trump, ertesi gün yeni bir tweet mesajı atarak, “ABD’nin Andrew Brunson’ın uzun süreli tutukluluğu nedeniyle Türkiye’ye büyük yaptırımlar uygulayacağını” açıkladı.

Trump’ın mesajına ek olarak aynı gün ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’ten de bir açıklama geldi. Bu, ültimatom tonu taşıyan daha ağır bir açıklamaydı.

*

Yazının devamı...