"Uğur Cebeci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Cebeci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Cebeci

Siz yürürken bavulunuz hazır... Yeni kurulan bagaj sistemi yıllık 200 milyon yolcuya göre planlandı

17 Nisan 2019

İSTANBUL Havalimanı’nda inşaatın neredeyse ortalarında mükemmel bir bagaj taşıma ve ayrıştırma sistemi kuruldu. Şut alanları alabildiğine geniş yapıldı. Uçaklardan bavulları getiren araçların kolay boşaltma ve doldurma yapacakları alanlar rahat bir çalışma ortamı sunuyor.

Bu yüzden siz uçaktan indikten kısa süre sonra bavulunuz konveyörlere düşmeye başlıyor. Uçağın yanaşması ve sonra yürünen mesafelerin zaman alması da bagajınızın tam zamanında gelmesini sağlıyor. Çok sayıda bagaj konveyörü var. Birçok havalimanında olmayan biçimde yüksek tavanlı bir bölgede çalışıyorlar. Yani bavul beklerken insanın içine fenalık gelmiyor, sinir basmıyor. Çok da gecikmiyor. Hele de o bölgedeki geliş Duty Free‘lerinde biraz zaman harcarsanız bavulunuz için ayrıca bir zaman ayırmanıza gerek kalmıyor.

200 MİLYON YOLCU

Yeni kurulan bagaj sistemi yıllık 200 milyon yolcuya göre planlandı. Sistem üniteleri yan yana konduğunda yaklaşık 42 kilometre uzunluğuna ulaşıyor. Yani Taksim’den Tuzlaya kadar bir uzunluk oluşturuyor. Saatte 10 bin 800 bagaj işleme kapasitesine sahip. Erken gelen bagajların depolanması içinde sistem mevcut. Yani sabahtan geldiğiniz ve öğleden sonra ileri bir saatte uçuşunuz var. Bavulunuzu verip check-in yapabilirsiniz. Bagaj kayıp oranını neredeyse sıfıra indirecek sistem bütün bagajları 24 adet tomografi cihazından geçirecek. Kuşkulu görülen bavullar hemen otomatik olarak ayrılacak ve manuel kontroller yapılacak.

GÜVENLİK BANDI YOK

Bir çok havalimanında bagaj konveyörleri çevresinde ortalama bir metre açığında sarı çizgili bir alan oluşturuluyor. Kimsenin bavulu gelmeden o alanın içine girmesi istenmiyor. Çünkü genelde herkes bavulunu beklerken dönen ve tehlikeli olan konveyörün çevresine bitişiyor. Biri bavulunu almaya çalışırken bitişiğinde bekleyen yolculara çarpıyor. Zaman zaman yaralanmalar oluyor.

Yazının devamı...

İstanbul’un Kuzey Yıldızı

10 Nisan 2019

YUKARIDAN bakıyorum. 11 saate yakın süren Singapur uçuşu bitmek üzere. Koca Boeing 777-300ER uçağı İstanbul Havalimanı için alçalıyor. 143 kapı ile bu kent artık dünyanın dört bir yanına kuzeyden açılıyor.

Kentin kuzeyi, kentin yeni kapısı olmuş. Flightradar24’ten izliyorum. Atatürk Havalimanı’nda neredeyse uçak görünmüyor. Operasyona kapanmış. İstanbul Havalimanı’na havada sıralanmış uçaklar birbiri ardına yaklaşıyorlar. Ama Flightradar24 gibi sitelerden yerde hiçbir şey görünmüyor. Aşağısı sanki bir tarla. Bu gizliliğin nedenini bilmiyorum.

Henüz tam kapasite uçuşlar yapılmadığı halde müthiş bir hareketlilik başlamış.

MANUEL YAKLAŞMA

Bize de iniş izni veriyorlar. Uçağımız hızla alçalıyor. Pist aydınlatması mükemmel ötesi. Kaptan pilotumuz, Pilotlar Derneği (TALPA )Başkanı Hüseyin Murat Ersol harika bir iniş yapıyor. Uçağın köprüye ulaşması 38 dakika sürüyor.

Uçaklar indikten sonra köprüye yanaşırken elektronik olarak yanaşmayı sağlayan sistem aktif değil. Onun yerine yerde teknisyen uçağı manuel olarak yanaştırıyor. Sistem 29 Ekim’deki açılıştan bu yana aktif edilemedi.

Kapı kapatıp pist başına geliş yani toplam taksi süresi yolcunun hangi köprüden bindiğine göre ciddi fark ediyor. 20 ila 30 dakikaya ulaşan taksi süresi var. İnişten sonra, eğer batıdaki piste inildiyse daha da uzuyor. THY henüz tam kapasite uçmuyor. Yine de mükemmel bir operasyon için çok iyi. Pist yüzeyleri tam anlamıyla kaymak gibi. Uçağın yürüdüğünü anlamıyorsunuz.

Yazının devamı...

CIP’te tencere kaynayacak

3 Nisan 2019

BİRÇOK ülkenin havalimanlarında özel salonlarda birkaç yerel yemeğe yer verilir. Ama ilk kez Turkish DO&CO çok geniş bir yelpazede tencere yemekleri sunacak. Karnıyarıktan, kabak dolmasına, kuru fasulyeden, etli nohuta kadar çok değişik çeşitler olacak. Birçok ülke yolcusunun ortak damak tatlarına yakın yemekler dışında Anadolu’nun az bilinen tencere yemekleri de arada yer alacak. Bu yemeklerin tarifleri, içerikleri, pişirme süreleri de değişik mecralarda anlatılacak.İlk araştırmalar tencere yemeklerinin büyük ilgi göreceğini gösteriyor. Test için yapılan yemeklerde çeşitli yerlerde ikram edilerek geniş çapta görüş alındı. Bazı yemekler DO&CO’nın Viyana ana üssündeki laboratuvarlarda da yapıldı. Kalorilerden, yağ oranlarına kadar lezzetten taviz vermeden karışımlar hazırlandı.

Bana göre dünyanın en fazla yıldızlı bir yemek organizatörü ve lezzet ustası olan DO&CO’nun patronu Atilla Doğadan şimdi bir de meze dünyası yaratacak. Yeni CIP Lounge yani özel yolcu salonunda 50’ye yakın Türk mezesi sunulacak. Elbette bu mezelerden dünya mutfaklarında vazgeçilmez olan örneklerde yer alacak. Mezelerin çoğunda Türkiye’nin çeşitli yörelerinden getirtilecek organik otlar olacak. Karışımlar Türk meze çeşitlerinin en güzel örneklerinden sunulacak. Küçük porsiyonlardan olan kaplardan ya da merkezi tabaklardan alınacak mezelerin ana yemek gibi tercih edileceği de sanılıyor. Açılıştan kısa süre sonra tencere yemekleri ve mezeler yolcunun huzurunda olacak.

LİDERLER DEVAM

Turkish DO&CO Kurumsal İletişim Müdürü Şeyda Güven CIP Salonunun vazgeçilmeleri haline gelen Pide, mantı, gözleme ve köfte ikramının süreceğini söylediAtatürk Havalimanı CIP salonundaki son rakamlara baktım. İnanılır gibi değil. Günde 2 bin 400 kişiye pide, 1100 kişiye ızgara köfte servisi yapılıyor. En az 450 kişi mantı ve 250 kişide gözleme yiyor. Bunların hepsi taze olarak imal ediliyor ve yolcunun gözü önünde pişiriliyor. Yeni havalimanında bu sayıların en az yüzde 50 artacağı tahmin ediliyor.

Elbette bol susamlı sıcak simit, yanında harika bir tereyağı ve kaşar peyniri çeşitleri her zaman tercih rekorları kırıyor. Çoğu yolcu bir yolunu bulup uçağa giderken yanlarına bir simit almayı da adet haline getirdiler.

Bu kez yeni salonda büyük bir çay bahçesi olacak. Bu çay bahçesinde Türkiye’nin değişik çayları çoğu geleneksel yöntemlerle demlenerek yolcuya sunulacak. Çay bardağı ya da yolcunun isteğine göre fincan çeşitleri kullanılacak. Bunlardan çay bardaklarında Türkiye’de çok tutulmuş çay bardağı tasarımları tercih edilecek.

Neredeyse 10 bin metrekareye yakın büyüklükteki dış ve iç hat salonları ile daha sonra açılacak özel salonda yiyecek menülerinde sürekli sürprizler yapılacak.

Yazının devamı...

İşte dünyanın en büyük misafir odası! THY, İstanbul Havalimanı’ndaki CIP salonunu Hürriyet’e açtı

28 Mart 2019

Neredeyse 10 bin metrekarelik salonda aynı anda 1440 yolcu ağırlanacak. Her yanı değişik yemeklerin hazırlandığı açık mutfaklar, özel içecek masaları, birbirinden rahat koltuklar ve özel dinlenme odaları ile 5 yıldızlı otel konforundaki özel yolcu salonununu THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, inşaatların bütün derdini çeken Genel Müdür Yardımcısı Abdülkerim Çay ve şirketin basın müşaviri Yahya Üstün’le gezdim.

TANITIMA DA KATKI

Dev salonun tuvaletlerinden, duşlarına, suit odalarından eğlence alanlarına kadar dört bir taraf ilginç tasarımların da bir arada sergilendiği bir platform olmuş. Türkiye’nin dört bir yanından lezzetler, hepsi usta aşçıların ellerinden çıkıyor. Salon sadece bir dinlenme alanı olmaktan çok Türkiye’nin tanıtımında büyük bir görevi de üsleniyor.

İç ve dış hatlardaki salonlar dünyanın dört bir yanından gelen konukları her isteklerine cevap vererek ağırlayacak. İngiliz softroom mimari şirketinin tasarımı Do&Co’nun patronu Attilla Doğudan’ın dokunuşları ile kimlik kazanan salon için THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, “Çok emek verdik. Yine de 8 Nisan itibariyle gözüm üzerinde olacak. En ufak bir aksaklığa izin vermeyeceğiz.

İç ve dış hatlardaki bu salonlar dünyada havalimanlarında yolculara sunulan konforun ve müşteri memnuniyetinin zirvesi olacak” dedi. Dev salonda elbette Mescit, dua odaları salonun vazgeçilmezleri. Duşlar, tuvaletler, abdest alınan yerler hepsi özel mermerlerle yapılmış. Maksimum hijyene özen gösterilmiş.

Yazının devamı...

Helalleştik ve gidiyoruz... TAV CEO’su Şener Atatürk Havalimanı’na veda hikâyesini anlattı

27 Mart 2019

TAV Havalimanları Holding, 7 ülkede 15 havalimanı işletiyor. Ama kurdukları hizmet şirketleri 61 havalimanında daha hizmet veriyor. Toplamda 21 ülkede 76 havalimanında TAV imzası bir şekilde var. Şirketin CEO’su Sani Şener, gözbebeği Atatürk Havalimanı ile veda hikâyesini anlattı...

- Sani Bey, o günleri hatırlıyorum da, söz verdiğiniz gibi 22 ayda burayı bitirdiniz. Şimdi bu evden taşınacaksınız. Gerçi elinizin altında bir sürü havalimanı var ama... Sormak istiyorum, üzülüyor musunuz?

Üzülmüyorum desem yalan olur. Ama üzüldüğümüz konular ‘finansal bir kayıp olacak’, şu bu diye değil kesinlikle. Yani bir kere çok büyük anılar var burada. İkincisi, çok büyük bir emek var. Üçüncüsü, Türkiye’de havacılığın yükselmesine olan katkı var. Dördüncüsü, burada çalışan arkadaşlarımız var. Onlarla vedalaşmak var ki bu en önemlisi. Yani 5 bin 700 arkadaşımızla vedalaşıyoruz. Onlar bizle birlikte büyüdüler. 20 yaşında yanımıza girdiler. 40 yaşında oldular. O gün doğan çocukları, bugün 20 yaşında üniversiteli oldu. Bunları düşününce üzülüyorsunuz.

- Burası havacılığın bacasız büyük bir endüstri merkeziydi. Aynı zamanda içinde kendi okulu olan bir merkezdi değil mi?

Aynen. TAV olarak, birçok arkadaşımızı İstanbul Havalimanı’na gönderdik. Ama aynı zamanda başka havalimanlarına da gönderdik. Başka büyük firmalara gönderdik. Yani bir ‘insan kaynakları markası’ olarak çalıştık Türkiye’de. Küresel bir firmanın insan kaynaklarının nasıl olacağını gösterdik. İstanbul da bizim ilk başlangıç işimiz olduğu için böyle de bir özel yeri var. Evet gidiyoruz. Duvarların hafızası vardır. Unutulacağımızı hiç zannetmiyorum.

- Bu arada muazzam bir data yaratıldı, Bu coğrafyaya özgü bir data...

Müthiş bir ‘know how’ var. O dataları aldık, bilgiye çevirdik ve bunu başka havalimanlarına dağıttık. Burada bizim gördüğümüz hadise şu: 20 yılda 665 milyon kadar yolcuya hizmet verdik. Hata yaptıklarımız varsa onlardan özür diliyoruz, haklarını helal etsinler. Ama genellikle müşteri memnuniyeti yüzde 90 civarında oldu. Biz görevimizi yaptık. Türkiye’de havacılığın büyümesi yönünde gerçekten çok önemli bir görevdi. Bizden sonra Türk Hava Yolları (THY) birden atağa kalktı. Çünkü THY’nin kendisini gösterebileceği ana bir merkez, platform yoktu. Biz geldiğimizde THY’nin 62 uçağı vardı. Şimdi 370 küsürlere geldi. Çok ciddi rakamlara ulaştı.

Yazının devamı...

Vedalaşmak zor olacak

20 Mart 2019

ATATÜRK Uluslararası Havalimanı, bize neler yaşattı. Sevinçler, sevgiler, kavuşmalar, dayanılmaz ayrılıklar. Acılar, yalnızlıklar, kalabalıklar. Heyecanlar, çaresizlikler, bir tatil gidişi keyifler... Ne çok şey sıralayabiliriz. Yeşilköy’de uçakların vızır vızır işlediği bir havalimanı. Kabına sığmayan bir büyüklük oluştu. Aslında büyük İstanbul depreminden sonra yeterli kamulaştırma yapılsaydı daha yıllarca hizmet ederdi. Ama öyle olmadı. Çevresini saran binalar, çarpık yapılaşma gırtlağını sıktı. Canını çıkarana kadar sıktı. Dev bir yatırım şimdi cam çerçeve indirilerek büyük bölümü ile tarihe gömülecek...

Hazin bir durum... En güzel malzemelerle yapılmış terminal binalarının bir kısmı yerle bir olacak. Tek sevincimiz yerinde yeşillikler, ağaçlar büyüyecek olması. Çocuklar koşuşacak, insanlar soluk alacak. Umarım olmayacak ama deprem gibi çaresizliklerimizde bir sığınma alanı oluşacak. Kentin yoğun ve kontrolsüz yapılaşmasının arasında bize kendimizle, şehircilikle, yüzleşme imkanı sunacak.

Tarihi taşınma gerçekleştiğinde koridorlarda sadece rüzgarın uğultusu kalacak. Ne bir anons sesi, ne koşuşan insanlar, köprülerde dizi dizi bekleyen uçaklar, hiç biri olmayacak. Rüzgarlar dindiğinde sessizliğin sesi insanı ürkütecek. Bir kayboluş yaşanacak. Atatürk Havalimanı’nda geriye Genel Havacılık bölümü, Devlet Konukevi ve birkaç bina kalacak.

BAŞINI HEP DİK TUTTU

Bombalandığında bile başını dik tutup kısacık sürede uçuşlara açılan o koca terminal binaları aslında görevlerini tam olarak yaptılar. Türkiye’nin gelişen büyüyen havacılığının ana sığınağı oldular.

Yine de terk ediliş hazindir. Yalnızlıktır. Yıkımı ile birlikte anılarımızı da alıp gidecektir. Elbette hayallerimizde hep o yapılar olacaktır. Mimar Havati Tabanlığıoğlu’nun bugün iç hatlar olarak kullanılan beş yıldızdan oluşan projesinin ilk yapısı ve ardından gelen yeni nesil yapılarla vedalaşmak için çok az zaman kaldı. Gelip geçerken, teşekkür edin. Betonlarla, cam yığınları ile ‘vedalaşılır mı ?’, ‘teşekkür edilir mi?‘ diye düşünmeyin. Orası bizimle yaşadı. TAV’la hayat buldu. Darısı yeni hayatın başlayacağı İstanbul Havalimanı’na.

Giderken Atatürk Uluslararası Havalimanı için gülümseyin... Çekeceği acıları hafifletin. Özellikle de TAV’ın CEO’su Sani Şener’e rastlarsanız bir tebessüm ona yılların yorgunluğunu biraz unutturacaktır.

Yazının devamı...

Lütfen kemerlerinizi doğru bağlayın... Son 15 yılda 303 yolcu türbülans nedeniyle uçakta yaralandı

13 Mart 2019

GEÇEN hafta Türk Hava Yolları’nın (THY) bir uçağı New York JFK Havalimanı’na 40 dakika kala açık hava türbülansı ile karşılaştı. 28 yolcu ve iki kabin memuru yaralandı. Kokpit türbülansı önceden anlamış ve uyarı anonsu yapılmıştı. Pilotların meteoroloji radarı okumaları çok önemlidir. Üstelik gökyüzü büyük değişimler yaşıyor. Biz dünyalılar yukarıda da bütün doğallığı bozduk. Böyle bir durumda bir uçakta 28 yolcunun birden yaralanması çok dikkat çekici. Belli ki bu yolculardan büyük kısmı emniyet kemerini doğru bağlamamış. Bol bırakmış. Evet sıkınca sıkılıyorum ama o sıkıntı canımızdan kıymetli değil.

303 YOLCU YARALANDI

Peki biz ne yapıyoruz. Bağladık mı, bağladık. Kemerleri kendimize sıkıntı vermeyecek kadar da boşluklu bırakıyoruz. İşte bu çok tehlikeli. Bu uçakta meydana gelen olayda budur. Dünyada açıkhava türbülansı ya da gizli türbülanslarda 2002-2017 yılları arasında 303 yolcu ve 120 mürettebat yaralandı. Rapor edilenler bu rakamlar. Elbette rapor edilmeyen basit yaralanmalar da var. En ilginç olanı kabin memurlarının ikazları ile kemerlerini sıkılaştıranlar ne yazık ki biraz zaman geçtiğinde yeniden gevşetiyorlar. Siz siz olun bunu asla yapmayın. Dünyanın en güvenli yolculuğunda başınıza dert açmayın.

Uçuş boyunca babet ayakkabı giyerler. Bu sayede koridorda daha dengeli yürürler. Ama türbülans başladığında hızla yerlerine gitmeleri gerekir ama kemerlerini bağlamaları gerekirken biraz ortalığın telaşına düşerler. Oysa şirket talimatları bu konuda daha kesin olmalı ve denetlenmelidirler. Önemli olan hızla troleyleri, mutfak bölümüne götürüp sabitlemelidir. Yoksa iki bardak dökülmüş, birkaç yolcunun üzeri kirlenmiş bunun önemi yoktur. Kabin memurları basit türbülanslarda da koltuklara tutunup yürümek istemezler. Yolcuyu rahatsız etmekten kaçınırlar. Ama mümkün olduğunca baş üstü kabin dolapları önündeki oluklara tutunmaları ve her zaman iki ellerinin dolu olmasından kaçınmaları gerekir.

Defalarca yazdım. Ama THY daha iyi biliyor olabilir. Türbülans anonslarına mutlaka ‘Artık şu andan itibaren tuvaletleri kullanamazsınız’ anonsu eklenmesi gerekir. Ciddi bir türbülansta tuvaletler zaman olursa hemen kitlenmelidir. Yolcu için en tehlikeli durum türbülans anında tuvalette olmaktır. Özellikle erkek yolcular çoğunlukla ayakta oldukları için o dar mekanda, duvarı eğimli yerde türbülansta başlarını çok yakın olan tavana vurup boyun kırılması yaşayabilirler. THY umarım bir gün bu anonsun ne kadar önemli olduğunu anlar, bir facia yaşamadan anlar.

OMUZ KEMERİ GELEBİLİR

Yazının devamı...

‘Kül’ yutmaz uçaklar geliyor

6 Mart 2019

Görüş uzaklığını düşürmesinin yanında bulutlar içindeki partiküller uçak motorlarına girdiğinde motoru durdurabilir. Ölümcül kazalar meydana gelebilir. Böyle durumlarda yakınlardaki havalimanları kapatılır. Uçuş rotaları değiştirilir. Hatta bazı yerlerde uçuşlar süresiz iptal edilir. Rolls-Royce gibi dünyanın en önemli uçak motoru imalatçısı bu yenilgiyi kabul etmemek için çalışmalarını yoğunlaştırmıştı. Ama bir mühendisinin başarı hikayesi şirketin toza bulutlarına ve içindeki partiküllere direnme gücünü ciddi bir bicimde arttırdı. Yakın gelecek uçaklar için toz bulutları, volkanik tozlar belki de sorun olmayacak. Gerçi şimdilerde belki kelimesi biraz geride kaldı çok ciddi ve en büyük adım atıldı.

AKTİF VOLKAN SİSTEMİ

İzlanda’nın 30 aktif volkan sisteminden biri olan Eyjafjallajökull 2010 yılının nisan ayında patlamıştı. İzlanda bir tektonik plaka sınırı olan Orta Atlantik Sırtı’nın üstünde yer aldığından volkanik patlamalar konusunda hassas bir konumda (fakat ülkenin kurulduğu M.S. 874 tarihinden beri ülkede yer alan volkanların sadece on ikisi patladı). Ancak bu patlama, hava ulaşımında yarattığı problemler nedeniyle hala akıllarda.

2010’da İzlanda’daki volkan patlamasından sonra 20’ye yakın ülke ticari hava sahalarını kapatırken, 10 milyona yakın yolcu ulaşımda gecikmelerle karşılaştı. 2. Dünya Savaşından bu yana en büyük hava trafiği kapanışı olarak kayıtlara geçen olay süresince bazı hava yolları günde 20 milyon pound civarında kayıplar yaşadı.

NEDEN KARGAŞA OLDU?

Yazının devamı...
Uğur CEBECİ Kimdir?

Yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat’ devri sona erdi! Hurriyet.com.tr Seyahat yazarları dünyayı geziyor… Gördüklerini, yiyip içtiklerini, yaşadıkları tüm maceraları A’dan Z’ye artık burada yazıyor…