"Uğur Cebeci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Cebeci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Cebeci

Taze yemek imparatoru

19 Eylül 2018

Kervansaray, Viyana’nın Efsane restoranıydı. Dünyanın her yerinden gelen ünlüler Kervansaray’da mutlaka bir yemek yerdi. Baba İbrahim Halil Doğudan mutfağının beyefendisiydi. Oğlu Attila Doğudan eğitiminden fırsat bulduğunda babasının yanına sokulurdu. Her şeyi dikkatle izlerdi. Taze balıklar, sebzeler günlük girerdi mutfağa. O da yemek yapmak için denemeler yaptı. Babası ona alabildiğine özgürlük vermişti. Tek şartı mutfak kurallarına uymasıydı.

Günlerden bir gün Avusturyalı yarışçı ve uçak şirketi sahibi Niki Lauda Kervansaray’a geldi. Yemekleri çok beğendi. Çıkarken “Bana da yemek yapar mısınız?” diye sordu, Attila oradan atladı ve “Evet” dedi. Niki 100 ya da 200 tepsi yemek istedi ve 3-4 gün sonrasına randevu verdi. Attila Viyana’daki eskicilerden kullanım ömrünün sonuna gelmiş ne kadar masa varsa topladı. Birbiri ardına dizip imalat bandı yaptı. Yemekleri zamanında yetiştirdi. Lauda Air’e yüklendi. Yolcular çok memnun kaldı. Ve Attila o gün gökyüzünün taze yemek imparatoru olmak için yola çıktı.



600 BİN TEPSİ

Bugün dünyanın dört bir yanındaki DO&CO Gurme mutfaklarında her gün 600 binden fazla tepsi yemek hazırlanıyor. Mezeleri, sıcakları, tatlıları, salataları, tuzluları ile lezzetli yemekler yolcuların önüne gidiyor. Hepsi taze. Hepsi imal edildikleri bölgelerdeki en iyi tedarikçilerden alınıyor. Etler, tavuklar, bakliyat, sebzeler hepsi özel. Ucuza alım yok. Hani bir kentin en iyi balık restoranı sahibi balıkhaneye gider ve en iyileri önce o alır ya, işte öyle. Dünyanın dört bir yanında önce DO&CO için en iyiler ayrılır. Seçer alır, beğenmezse başka ülkelerden getirtir. 600’den fazla ful tepsi dışında her gün binlerce sandviç ve kurabiye de hazırlanıyor. Çocuklar için özel tepsiler yapılıyor. Yüzlerce çeşit mönü uzmanlar tarafından bizzat Attila Doğudan onayından sonra devreye giriyor.

Yazının devamı...

Hürriyet, sır gibi saklanan yeni üniformalara ulaştı... İşte THY'nin yeni yüzü

12 Eylül 2018

İLK gördüğümde hiç yadırgamadım. Milano rekabetinin cesur modacısı Ettore Bilotta taviz vermeden yola çıkmıştı. Ama o bir profesyoneldi. Çizgilerini, renkleri hangi coğrafyada potaya dökeceğini biliyordu. Üstelik yakınında THY’nin zeki, cesur kurumsal iletişim başkanı Seda Kalyoncu vardı. Yola koyuldular. Her aşamada THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı hızla onayını verdi. İlker Aycı şirketin yeni imajının, yeni havalimanı ile birlikte devreye girmesi için çalışmaları gizlilik içinde kontrol etti.

Başkan desteği ile hiçbir durakta durmadan sonuca koşuldu. Bence çok farklı ve ilginç üniformalar ortaya çıktı. Antrasit, gri, kurumsal bayrak kırmızısı bir soy ağacının çevresinde birleşti. Ceketler, etekler, fularlar, çoraplar, pantolonlar, ayakkabılar, kepler, hepsi bir araya geldiğinde THY ekiplerini dünyanın dört bir yanında farklı hale getirecekti.

İKİ ÖNEMLİ GİZLİ UÇUŞ

Yeni üniformalarla iki önemli gizli uçuş yapıldı. İki uzun hattaki uçuşta üniformalar denendi. 5 Ocak 2018’de Tokyo uçuşu kış iklim koşullarında, 12 Ocak 2018’de Johannesburg uçuşu yaz iklim koşullarında yapıldı. İlk uçuşta uçak tipi Boeing 777, diğerinde ise Airbus 330 seçildi. Şapkadan etekliğe, pantolondan ayakkabıya rahatlık, estetik, yolcu görüşü büyük bir gizlilik içinde gerçekleştirildi. Tek kare fotoğraf sızmaması sağlandı.

Yazının devamı...

Uçuş azaldı koltuk arttı

5 Eylül 2018

YAPILAN araştırmada ağustos ayında Türkiye’deki havayolu şirketlerinin koltuk kapasitesine göre pazar payları belirlendi.

Türkiye’de turizmin ve iç hat hareketinin fotoğrafını çeken araştırmada, özellikle Almanya ve Rusya pazarının geçen yıla oranla hızla büyümesi dikkat çekti. İç hatlarda ise hem sefer sayısında hem de koltuk arzında bir düşüş yaşandı.




Yazının devamı...

Silahların efendisi

29 Ağustos 2018

Başımıza neler geldi?

Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan başlayarak haklı olduğumuz her olayda önümüze engeller çıktı. Ambargolar konuldu. Parasını ödediğimiz silahların satışı durduruldu. Oysa hem içte hem de dışta sürekli sorunlar yaşıyorduk. Bizim coğrafyamızda herkesin gözü toprağımızdaydı. Ve hâlâ öyle. Peki ya biz? Kimsenin toprağına göz dikmedik... Hem içerdeki terör hem dışarıdaki terör. Sınır ötesine gitmeye zorladı Türkiye’yi. Gittik, büyük kan dökülüşlerini önledik. Canımızdan askerlerimizi kaybettik. Ve son F-35 uçak alımı. Bin bir bahane ile geciktirmeye çalışmalar doruğa çıktı. Oysa projenin başında ortak olmuştuk. Satışını bile bize karşı silah olarak kullandılar. Sınırımız ötesinde oluşan düşmanlar ekonomik saldırılarını sürdürüyorlar. Anladık ki, savunma sanayiimiz çok güçlü olmalı. Kendimize yetmeliyiz. Havada, karada ya da denizde. Elimizdeki silahtan, gözümüzdeki dürbüne, atacağımız füzeden sistemler için hazırlanan yazılımlara kadar her şeyi yapmak zorundayız. Derdimiz savaş değil. Sadece savunma...

DEV ŞİRKETE DÖNÜŞTÜ

Yıllarca savunma sanayi kuruluşlarımız emekli paşalar çiftliği halindeydi. Ama artık değil. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, savunma sanayini dünyanın en yaratıcı kuruluşlarından biri haline getirmek için yıllar önce düğmeye bastı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı, bütün ara kurumlar kaldırılarak Başkanlık seviyesine çekildi. Ve direkt olarak Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı. İsmail Demir müsteşarlıktan, tam özgür başkanlık görevine getirildi. Ama müsteşarlığından başlayarak devlet ya da özel bütün savunma sanayii kuruluşlarına adeta uçurdu.

UÇURAN PROJELER

T129 ATAK Helikopterinin yeni nesil modelleri geliştiriliyor. Hürkuş silahlı göreve gitmeye hazırlanıyor. İnsansız Hava Araçları keşif, silahlı ve elektronik dinleme modelleriyle görev başında. Başarıdan başarıya koşuyorlar.

Kendi Milli Muharip Savaş Uçağımız oluşmaya başladı. Bir gün olacak. O gün de milli yazılımımızla uçacak. Şartların gerektiği emirler verildiğinde kimsenin parazitlerine aldırmayacaklar.

Yazının devamı...

Ucuz süpersonik uçuş dönemi

22 Ağustos 2018

NORMAL bir yolcu uçağı saatte 850, en fazla 900 kilometre hızla giderken bir zamanlar Concorde’lar vardı. 2003’te emekli oluncaya kadar saatte 2 bin 200 kilometre hızla uçardı. Geçmişte Concorde ile uçmak bir statü göstergesiydi.

Artan yakıt fiyatları, yükselen maliyetler, aşırı ses kirliliği derken bir daha hiçbir imalatçı yeni bir süpersonik uçak projesine girmedi. Yatırımlar, daha az yakıt harcayan motorlara, hafif gövdelere, yüksek performanslı kanatlara yapıldı.

CONCORDE’DAN HIZLI

Yıllar sonra ABD’li imalatçı Boom Supersonic,  şirketi sesten hızlı uçan bir uçak geliştirdiğini duyurdu. Uçak, 55 yolcu kapasiteli olacak. Saatte 2 bin 335 kilometre hızla uçabilecek. Bu hız, ses süratinin 2.2 katı. Yani Concorde’dan 203 kilometre daha hızlı gidebilecek bir uçak tasarımı. Şirketin hedefi, 2025’e ilk prototipi yani test uçağını hazır hale getirebilmek.

 

UCUZ UÇUŞ NASIL OLACAK

Yazının devamı...

Tek kartla dünyayı dolaş

15 Ağustos 2018

BÜYÜYEN havalimanları, havayolları ya da güvenlik istemlerinin koyduğu ek zorunluluklar seyahat süremizi uzatıyor. Bazen bir saatlik bir uçuş için öncesi ve sonrasında 5-6 saat harcıyoruz. Hele uzun uçuşlarda bu süre çok daha uzuyor. Başta IATA olmak üzene birçok kuruluş seyahati daha hızlı gerçekleştirmek için çaba harcıyor. Havayollarına ve havalimanlarına daha fazla yatırım yaparak yolcunun konforunu arttırmak için havacılık otoriteleri de yeni sistemlerle yakından ilgileniyor. Tek bir seyahat kartı uygulaması ise çok yakın görülmüyor. Ama uluslararası tek tip seyahat kartı ile kartta vizeler dahil her türlü bilginin olması uçakla yolculuğu çok kolay hale getirecek. Ama o günü daha ciddi bir zaman var.

HIZLANDIRAN HİZMETLER

Online Check-in: Birçok havayolu şirketi bunu gerçekleştirdi. Cep telefonunuzdan bile bu işlemi yapıyorsunuz. Oluşan bir barkodu okutarak uçağa geçebilirsiniz. Yine de bagajınızı vermek için uğraşıyorsunuz. Yakın gelecekte bu sistemde iyice yaygınlaşacak. Bavul evden alınabilir: Bazı havayolları bunu şimdiden yaptılar. Bazı havalimanlarında da bu hizmet veriliyor. Bavulunuz hazır olduğunda bildirimde bulunuyorsunuz. Gelip bavulunuzu evinizden-otelinizden alıyorlar. Uçuşunuza göre etiketleme ve barkodlama gözünüz önünde yapılıyor. Siz artık bavulunuzu indiğiniz havalimanında konveyör üzerinden teslim alıyorsunuz.

Otomatik makineler: Uçuş kartınızı isterseniz havalimanlarındaki kiosklar da yapabiliyorsunuz. Bu sistem giderek yaygınlaşıyor. Uçuş bilgilerinizi, bilet numaranızı ya da istenen başka bilgileri kiosk ekranına girdiğinizde pasaportunuzu da okutarak hemen biniş kartınızı alabiliyorsunuz. Bu sistem çok yaygınlaştı. Ama yaygınlaşma süresinde cep telefonlarından check-in yapıp uçuş kartı oluşturabildiğiniz için kiosklara rağbet azaldı. Aynı sistemle aldığınız bavul etiketini de bavulunuza takıp bir görevliye ya da yürüyen banda veriyorsunuz.  Bu sistem hala birçok yerde ağır aksak yürüyor.

Pasaport kuyrukları: Özellikle New York, Londra, Chicago, Los Angeles, Atlanta’daki büyük havalimanlarında ülke girişlerinde hâlâ pasaport kuyrukları oluşuyor. Yakın gelecekte pasaportunuzu hangi milletten olursanız olun bir ekrana okutmanız yeterli olacak. Bunun için bütün havalimanlarında tek bir sistem bu okumayı yapacak. Yani hangi ülke vatandaşı olursa olsun pasaport ya da seyahat kartını okutarak geçiş yapabilecek.

Ama bazı ülkeler vatandaşları ile ilgili fazla bilginin başka sistemlere yüklenmesine karşı çıkıyorlar. Bu konuda uzlaşı sağlandığın da seyahat süresi iyice hızlanacak.

Güvenlik kontrolü:

Yazının devamı...

En stresli genel müdür

8 Ağustos 2018

DİLE kolay tam 30 yıldır Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) çatısı altında. Her inen-kalkan, her üst geçiş yapan uçaktan eninde sonunda o sorumlu. Tepemizden vızır vızır uçaklar geçiyor. Londra’dan kalkmış Dubai’ye gidiyor. Bizle hiç ilgisi yok. Ama üst geçiş sırasında bir yolcu hastalansa ya da yakıt kritiğine girse, bizim havalimanlarımızdan birine inmek istediğinde Funda Ocak uyuyorsa uyanıyor ve sonuna kadar o operasyonu izliyor.

Sisli günler, buzla-karla kaplanan pistler onun kâbusu. Bir kaza-kırım olmadan o günleri, geceleri atlatabilmek için uykusuz zamanlar geçiriyor.

Belki de Türkiye’de en fazla stresi yaşayan genel müdür. Çünkü yaptığı işte bir aksilik olduğunda karar süresi saliselerle ölçülüyor. Bir geç kalma hali çok ciddi sorunlar yaratıyor. Ama tabii yüksek tecrübe saliselerin yarattığı anların paniksiz yaşanmasına da yardımcı oluyor. Şimdi başından beri izlediği, sorumluluğunu taşıdığı 3. havalimanı projesi var. Son derece zorlu bir toprak yapısı üzerine inşa edilen havalimanı 29 Ekim’de açılacak. Elbette işin inşaat kısmını yüklenen bir konsorsiyum var. Sonra işin işletmesini de yapacaklar. Ama eninde sonunda sorumluluklar fiber optik bir kablo ile Funda Ocak’a bağlı. Günahlar ve sevaplar biraz ve daha çok onun üzerinde.

Bu tip mega projelerde her zaman bir talihsizlik olabilir. Ama öylesine bir algı yaratıldı ki, 29 Ekim’i sonraki güne bağlayan birkaç günde 3. havalimanı dünya çevrimine girecek.

Elbette aksamalar olacak. Sistem hataları, kısmi kargaşalar yaşanacak. Siz kağıt üzerinde ne kadar iyi plan yapsanız da, taşınma sırasında Atatürk Havalimanı’ndan 3. havalimanına giden bir TIR’ın kaza yapması bile başka kazaları getirecek. Umarım olmaz.

Ama Funda Hanım sadece 3. havalimanı ile ilgili değil. O sırada Yüksekova Havalimanı’ndaki operasyon ya da Çukurova Havalimanı’ndaki inşaattaki sorunlar hepsi Funda Hanım’ın sorumluluğunda.

FUNDA HANIMIN HİKâYESİ

DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Funda Ocak 1955 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde ekonomi eğitimini tamamladıktan sonra 1979 yılında Halk Bankası’nda Uzman Yardımcısı olarak iş hayatına atıldı. Kariyer basamaklarını azimle tırmandı.

Yazının devamı...

Büyükler küçükleri yuttu!

1 Ağustos 2018

AVRUPALI uçak imalatçısı Airbus, Kanadalı Bombardier şirketinin bölgesel yolcu uçağı CSeries’i satın aldı. Airbus renklerine boyanan ve ‘A220’ adı verilen uçak ile Avrupalı imalatçı koltuk kapasitesi 100 ile 160 arasında değişen farklı bir pazara girdi. Havayolları yeni bir hat açacakları zaman ellerinde 180-200 koltuklu uçakları doldurmakta zorlanıyor. En azından başlangıçta bu hat için yüzde 50 doluluk yani 80-100 yolcu bulunması gerekiyor. Bu da zaman alıyor. Büyük noktalar arasında bu yolcu sayısı bulunsa bile çapraz uçuşlarda böyle bir pazar hemen oluşturulamıyor. Yeni motor, hafif gövde ve kanatları ile düşük operasyon maliyeti ile CSeries’i bünyesine alan Airbus, bir havayolunun 100 koltuklu uçak ile başlayacağı uçuşlarında kısa sürede 50 yolcuyu bulup hattı kârlı hale getirebileceğine dikkat çekiyor.

NEDEN ZARAR ETTİKanadalı Bombardier CSeries Projesi’ne girdiğinde çok iddialıydı. Yeni motor, özel metal alaşımlardan imal edilen gövde, kompozit kanatlar derken işin tasarım ve sonrasında imalat maliyetleri kontrolden çıktı. Şirket sonrasına ciddi bir devlet desteği ile iflasın köşesinden döndü. İki yıl önce hizmete giren uçaktan sadece 38 adet üretebildi. İflasa giden Bombardier CSeries uçaklarını Airbus’a satarak bölgesel uçak pazarından önemli ölçüde çekildi.

İKİ AYRI MODELBu uçaklar A220-100’ün (eski adı CS100) koltuk kapasitesi 100 ila 130 arasında. İkinci model A220-300 yani eski adıyla CS300 ise 160 yolcu taşıyabiliyor. Her iki modelin menzili ise 5 bin 457 ila 5 bin 920 kilometre arasında değişiyor. Uçakların liste satış fiyatları A220-100 için 79.5 milyon dolar, A220-300 için de 89.5 milyon dolar.

Uçağın Airbus bünyesine geçmesinden sonra ilk büyük siparişi ABD’den geldi. JetBlue şirketi 60’i kesin 60’ı da opsiyon toplam 120 adet uçak siparişi verdi. THY yolcularını ABD içinde dağıtan JetBlue A220’leri 2005’te hizmete girmeye başlayan Embraer 190’ların yerine 2020’den itibaren kullanmaya başlayacak. JetBlue alımda operasyon maliyetlerinin etkili olduğunu belirterek farka dikkat çekti: “Embraer 190 filosu yolcu sayımızın yüzde 18’ini taşırken operasyon maliyetlerinin yüzde 25’ine oluşturuyordu. A220’nin koltuk başı maliyetleri yüzde 29 daha düşük. Yakıtta ise yüzde 40 daha az yakıyor.”

 

BOEING BREZİLYALI EMBRAER’İ ALDIABD merkezli havacılık devi, Boeing, bölgesel uçak ve iş jetleri imalatçısı Brezilyalı Embraer’in ortağı oldu. Yapılan anlaşma ile Boeing, Embraer’in yüzde 80 hissesini 3.8 milyar dolara satın alımı için iyi niyet anlaşmasına imza attı. Bu anlaşma sonrasında Boeing ve Embraer ortak girişim oluşturulacak. İki şirket, ortak tasarım, imalat ve pazarlama-satış konusunda iş birliği yapacak. Boeing, Embraer’in 4.75 milyar dolar değer biçilen ticari havacılık bölümünün yüzde 80 hissesi için 3.8 milyar dolar ödeyecek. Hisselerin el değiştirmesinden sonra oluşacak yapıda, yönetim Brezilya’da kalacak. 

 

Yazının devamı...
Uğur CEBECİ Kimdir?

Yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat’ devri sona erdi! Hurriyet.com.tr Seyahat yazarları dünyayı geziyor… Gördüklerini, yiyip içtiklerini, yaşadıkları tüm maceraları A’dan Z’ye artık burada yazıyor…