"Sabanur Kıraç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sabanur Kıraç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Sabanur Kıraç

Haftanın müzikleri

12 Ekim 2014

****
JUDAS PRIEST
REDEEMER OF SOULS
Sony Music

Bugün heavy metal diye bir müzik türünden bahsediyorsak ve bu tür 30 yıldır milyonlarca insana ilham veriyorsa, Judas Priest’e çok şey borçluyuz. Heavy metal’in temelini atan oluşumlardan biri olan İngiliz grup, kariyerinin 17’nci albümüyle karşımızda şimdi. Birkaç yıl önce veda turnesi açıklayan, ardından kurucu kadrodan KK Downing’in (gitarist) ayrılmasıyla şok yaşayan, yerine genç gitarist Richie Faulkner’ı alarak yola devam etme kararı alan efsane grup, kaliteyi düşürmüyor. Bu, son yıllarda kulaklıklarımıza ulaşan en iyi heavy metal albümlerinden biri, sadece bu yılın en iyi heavy metal albümü değil yani. 63 yaşındaki vokalist Rob Halford hâlâ formda. 40 yıllık silah arkadaşı KK’nin yokluğunda Glenn Tipton yine döşemiş klasik, büyüleyici metal riflerini. Yeni ekürisi Richie Faulkner da ağabeylerinin yanında hiç sırıtmıyor, sanki yıllardır yanlarında. Priest’in 2014’te hâlâ ‘Sword of Damocles’ ve ‘Down in Flames’ gibi müthiş şarkılar yazabilmesi ne büyük lütuf. Kıymetini bilelim.

**
UMAY UMAY & CEM ADRIAN
CAM HAVLİ
Dokuz Sekiz Müzik

1994 ve ‘96’da yayımladığı ilk iki albümüyle alternatif müziğin en dikkat çekici isimlerinden biri olarak sivrilmişti Umay Umay. Müzik çalışmalarının yanı sıra; Kürtleri, eşcinselleri, devrimcileri ve Mardin’i anlattığı beş adet de kitabı vardı. 2002’deki ‘Ağzı Bozuk Aşk Mektubu’ albümünden beri ise müzik alanında sesi soluğu çıkmıyordu. Şimdi, son yılların dikkat çekici seslerinden Cem Adrian’la ortak bir albüm yaparak geri döndü. Bu aslında bir Cem Adrian albümü, bu neredeyse her saniyesinden belli oluyor. Zira Cem’in o artık alıştığımız ‘sürekli aynı kelimeyi tekrar etme üzerine’ kurulu beste yapısı bu albümün de temelinde duruyor. Arada Umay Umay, o tekrar eden kelimeleri seslendiriyor sadece, o kadar. Tamam, biraz abartılı bir yorum oldu ama anladınız ne demek istediğimi. Cem Adrian hayranları dışında pek kimseye öneremem bu albümü. Hem artık kaç yaşında insanların albümlerine ‘Cam Havli’ adını vermesi, ‘YaNNızlık’ adında şarkı yapması bir tek bana gülünç geliyor olamaz değil mi?

****
EMMA SHAPPLIN
DUST OF A DANDY
Sony Music

Fransız şarkıcı Emma Shapplin, ‘90’ların ikinci yarısından beri pop müzik ve klasik müzik arasındaki köprülerden biri olarak dikkat çekiyor müzik dünyasında. Sesinin farklı katmanları var ve hepsini, şarkılarında farklı karakterler olarak kulaklarımıza ulaştırıyor. Onunki kimlikli, bol hikâyeli, hani ‘film gibi’ dediğimiz türden bir müzik... Kariyerinin dördüncü albümü ‘Dust of a Dandy’de ise işin içine biraz rock, biraz trip-hop, biraz da opera ruhu katıyor ve şimdiye kadarki en modern sound’lu işini ortaya çıkarmış oluyor. Emma’yı dinlerken ‘70’lerden bir Fransız filmi izlediğinizi düşünebilir, bir şarkı sonrasında ise bir Hollywood filminin romantik sahnesinde kendinizi hayal edebilirsiniz. Hatta yer yer karanlık sulara da giriyor Emma ve ‘90’ların bağımsız filmlerinde ‘kaybeden’ bir kadının sayıklamalarının olduğu sahnede buluyorsunuz kendinizi. Film gibi albüm, film gibi müzik... Kişilikli pop budur.

Yazının devamı...

Ayrılamadığı için evlenenler

10 Kasım 2013

Bu araştırma insanı şaşırtmalı ama kimseyi şaşırtmıyor! Neden? Çünkü etrafımızda bu şekilde evlenen bir sürü insan var.

Sadece (bu devirde bile) görücü usulü ile evlenenlerden bahsetmiyorum. Bugün en modern, en eğitimli, en düzgün erkekler bile aşk evliliği yapmayabiliyor. Anlayacağınız kadınlar “erkekler evlilikten korkuyor” geyiği yaparken erkekler sevmedikleri kadınlarla patır

patır dünya evine giriyor. Üstelik bu durum sadece erkeklerde değil kadınlarda da böyle.


İlişkiler artık o kadar yapışkan ki, alışkanlık her şeyin önüne geçiyor. Kavgalar artsa, saygı kaybolsa hatta güven yok olsa bile çiftler yine de bir türlü ayrılamıyor. Ya da ayrılsa bile kısa sürede barışıyor. Böyle düşe kalka yıllar geçiyor ve yaş kemale erince çok da romantik olmayan bir şekilde evlenme kararı alınıyor. Kısaca çiftler ayrılmayı becermedikleri için mutsuz olacaklarını bile bile evleniyorlar.

Bugün mutsuz ilişkilerini nikah masasına taşıyanların oranı yüzde 25. Yarın bu rakam ne olur kimse bilmiyor. Aşkın, sevginin ve tutkunun yerini alışkanlık aldıkça ayrılamadıkları için evlenenlerin sayısı artacak gibi gözüküyor. Durum böyleyken 1970’ten bu yana gerçekleşen boşanma sayısının yüzde 40 artmış olmasına da şaşmamak gerek.

Uzun lafın kısası evlilik kararını almadan önce sadece kendinize değil karşınızdakine de bir sorun ve doğru sebeplerden ötürü evlendiğinize emin olun.


Erkekgiller



Match.com’un 5 bin kişiyle yaptığı araştırmaya göre erkeklerin sevmedikleri kadınlara evlenme teklifi etme sebepleri şöyle:


1- Rahatlık


Bazı erkekler için her gün eve geldiğinde onu bekleyen bir eş olması fikri evlenmek için yeterli bir sebepmiş. (Aşksız bir evlilikle hem kendinin hem karşındakinin hayatını karartacağına bir kedi ya da köpek alsan olmaz mı be adam!)


2- Suçluluk


Erkekler, uzun yıllar boyunca yanında olan ve her türlü zor zamanında kendine destek olan kadınlara karşı kendilerini sorumlu hissediyormuş. Sevgi veya tutku o yıllar boyunca tükense bile kendilerini karşısındakinin gençliğini yemiş olarak gördükleri için evlenmeye karar veriyorlarmış. (Eee atalar ne demiş: Bekleyen derviş muradına erermiş!)


3- Yemek


Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer deyimi çok demode sananlara duyurulur. Bugün hala “sıcak bir tas çorba pişirsin yeter” diyerek evlenen erkekler varmış. (Kimse bunlara, aşksız bir evliliğe yapacakları yatırımla bir aşçı tutabileceklerini veya daha da kolayı yemeksepeti.com’u kullanabileceklerini söylememiş mi?)


4- Herkes yapıyor


Etrafındaki tüm arkadaşları evlenen erkekler aşık olmasa bile karşılarına ilk çıkan ilişkiyi evliliğe çevirebiliyormuş. (O zaman herkes boşanırsa sen de mi boşanacaksın diyeceğim ama cevabını bildiğim soruları sormuyorum artık!)


5- Çamaşır


Ev işlerini üstlenen ve geceleri de yatağı ısıtan bir Stepford kadını pek çok erkeğin en büyük hayaliymiş. (Evi çekip çeviren kadın tek taşı hak ediyor diye düşünen erkekleri bizim Dilber Teyzeden uzak tutmak gerek! Tersi çok terstir, tek taş filan görmez gözü süpürgeyi indirir kafalarına!)


6- Korku

Erkeklerin en büyük korkularından biri “Issız Adam” olmakmış. Yaşlılıkta yalnız olma ve yalnız ölme fikri erkeklerin evlilik kararı alırken aşk aramamalarını sağlıyormuş. (Yalnızlıktan ölmekten korkarken dırdırdan kurtulmak için erken ölmek isteyeceklerini bilmiyorlar tabii!)


7- Çoluk çocuğa karışma arzusu


Aileler torun baskısı yaptıkça erkekler sırf onları susturmak için evlilik kararı alıyormuş. (Koca olmaya hazır olmayan adam nasıl baba olmaya hazır olur diye düşünmeyen ailelere duyurulur!)


8- Seks


Her istediğinde sevişebileceği bir kadın olması fikri erkeklere çok çekici geldiği için evlenmeye karar verenler varmış. (Her istediklerinde sevişebileceklerini sanmaları çok eğlenceli! Baş ağrısı böyle zanneden erkekler için kadına gönderilen en etkili ilaçtır!)


9- Büyümek


Her ne kadar erkekler sürekli küçük oğlan çocukları gibi davransa da yaşları ilerledikçe “Koca adam” olduklarını hissetmek istiyormuş. Erkeklerin topluma büyüdüklerini kanıtlamak için evlenenleri de varmış. (Elbet bir adet “Damat olmuşsun ama adam olamamışsın” diyen çıkacaktır!)


10- Ültimatom


Sevgilileri tarafından “Ya evleniriz ya ayrılırız” ültimatomunu yiyen erkeklerin bazıları da sırf karşı taraf zorladı diye evlenebiliyormuş. (“İstemem yan cebime koy” deyip sonradan pişman olanlarla aynı kategoriye giriyordur bunlar!)




https://twitter.com/Sabanur



Yazarın son yazıları



#19 Eylül 2013 Bir erkeğe hiçbir koşulda söylememeniz gereken 10 şey
#16 Eylül 2013 “Sevdiğim kız bana abi dedi!”
#12 Eylül 2013 Ölüm hapishanesinde tutukluyuz
#09 Eylül 2013 İlişkilerde olimpiyat şampiyonuyuz!(Kesin Bilgi!)
#05 Eylül 2013 Boşuna direnme seninle evleneceğim!


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>


Yazının devamı...

Ayrılık sanatı

10 Kasım 2013

O karar da öyle kolay kolay alınmaz. Koca bir süreçtir ayrılmak. Önce bir kuşku düşer insanın için “Acaba mı” der. Sonra yavaş yavaş toplamaya başlar çakıl taşlarını. Ta ki artık bir kum tanesi dahi taşıyamayacak hale gelene kadar. İşte o andan sonra bir sabah uyanır ve hazır olduğunu anlar insan. Bir gece önce sorsalar hala “Onsuz yaşayamam” derken o sabah vücudundaki tüm hücreler “Gitme vaktini” haykırır ona. Çünkü ayrılık su terazisindeki o son damlayı bekler her zaman. Eğer o damla yerine varmadan karar verilirse de kalıcı olmaz çoğu zaman.

İnsan ilişkiye genelde kalbini dinleyerek başlar. Ama ayrılık kararını beyin verdirir genellikle. Hatta o kadar ki, içten içe ayrılık vaktinin geldiğini bilseniz de kalbinize yenik düşersiniz bir süre. Sizi gitmeniz gereken yoldan alı koyar kalbiniz. Eski güzel günleri, zamanında birbirinizi ne kadar sevdiğinizi ve aslında ne kadar mutlu olabileceğinizi pompalar. Biraz haindir kalp bu açıdan. Anı düşünür, kendini düşünür. Kırılmaktan, tekrar sevememekten veya sevilmemekten korkar.


Halbuki ayrılık işi cesaret işidir. “Seni seviyorum ama gel birbirimize dürüst olalım, mutlu değiliz sevgilim” demektir bazen. Bu açıdan da her ayrılık içinde biraz hüzün taşır. Çünkü bir taraf her zaman kırılır. Ama unutmayın ki birini terk etmek onu sevmemek değildir.


Kimse birlikte olduğu kişiyi üzmek ya da yüz üstü bırakmak istemez. Ama mutsuzsanız ayrılmak en büyük hakkınız. Karşınızdaki kişinin hislerini düşünürken kendi hislerinizi de yok sayamazsınız sonuçta. Çünkü mutsuz bir ilişkiyi sürdürmek sadece size değil ona da büyük haksızlıktır.


Ayrılık oyun değildir

Ayrılık kaçınılmazsa ilk adımı kimin attığının önemi yoktur aslında. Önemli olan ayrılık vaktinin geldiğine emin olmaktır. Her ilişkinin zor günleri olur. Gerçekten ayrılmak isteyip istemediğinize sakin kafayla karar verin. Ve aman ha ayrılığı çocuk oyuncağı haline getirmeyin. Zırt pırt ayrılıp barışan, ayrılmayı bile laçka hale getiren çiftlerden olmayın. Sinirle veya duygularınızla hareket etmeyin. Bir kere karar verin, son kez karar verin.


Ne zaman ayrılmalı

Unutmayın, nasıl her ilişki doğru sebeplerden başlamalıysa doğru sebeplerden de bitmeli. Mutsuzluk ayrılığın en büyük sebebi olmalı. Kimse mutlu olmadığı bir ilişkide kimsenin hatırı için ya da korktuğu için kalmamalı.
Sevgisizlik de bir diğer ayrılma sebebi. Onu sevmediğinizi ya da onun sizi sevmediğini hissediyorsanız durmayın. İşin tatsızlaşmasını, hakaretlerin, saygısızlıkların ya da ihanetlerin başlamasını beklemeyin.
Saygının da en az sevgi kadar önemli olduğunu da unutmayın. Saygı duymadığınız birine karşı sevginiz eninde sonunda tükenecektir. Kendinize olan saygınızdan saygısız ilişkilerden ayrılma hakkını kendinize tanıyın.
Ve lütfen, işin içinde şiddet varsa hiç durmayın. Kimsenin size (ne sözlü ne fiziksel) şiddet uygulamaya hakkı var. “Hak etmiştim, aslında haklıydı” gibi bahaneleri bırakın ve arkanıza bile bakmadan o ilişkiden uzaklaşın.


Ayrılığın yazılı olmayan kuralları





Ana başlıkta belirttiğim gibi ayrılık bir sanattır. Karşınızdakine ve kendinize saygı göstermeniz gereken, doğru yerde, doğru zamanda, doğru sözlerle atılması gereken bir adımdır. İşte size bu adımın yazılı olmayan bazı kuralları:

1- İlk onun haberi olsun
Etrafta ondan ayrılacağınızı duyurmadan önce biraz saygılı olun ve ayrılık kararınız ilk ona söyleyin. Unutmayın bu konuyu açmak için hiçbir zaman “mükemmel zaman” olmayacak. O yüzden en uygun zamanı kollayın ve işi daha fazla uzatmayın.
2- Ayrılık konuşmasını yaptığınız yere dikkat edin
Ayrılık konuşması seviştikten sonra yatakta yapılmaz! Bir kere bunda anlaşalım. Eğer karşınızdaki kişiden ayrılmaya karar verdiyseniz bunu ikinizin de rahat rahat duygularını ifade edebileceği ve konuşma bittiğinde rahatça terk edebileceği bir ortamda yapın. Bu ne sizin ne onun evi olsun.
3- Yüz yüze konuşun
Biliyorum teknoloji çağındayız ama asla birinden mail, sms veya cep telefonu yoluyla ayrılmayın. Yaşadıklarınıza ve karşınızdakine biraz saygınız olsun. Ayrılık konuşmasını yüz yüze yapın.
4- Düşünceli ama dürüst olun
Ayrılık sebeplerinizi sıralarken karşınızdakinin duygularını düşünün ama yalan da söylemeyin. Suçun hepsini onun omuzlarına da yıkmayın. Neden ayrılmak istediğinizi, sorunun ne olduğunu ve neden düzelmeyeceğini düşündüğünüzü bilsin.
5- Kararlı olun
Karşınızdaki kişinin sizden ayrılmak istememesi ve sizi kararınızdan caydırmaya çalışması çok olası. Kimse terk edilen taraf olmak istemez. Ama eğer bu kararı bir kez verdiyseniz kararlı olun. Gözyaşlarına da sinir krizlerine de hazırlıklı olun.


Bu da benim ayrılığım

Atilla Dorsay’ın dediği gibi “Yazdığınız gazeteden ayrılmak, sevgiliden ayrılmaktan daha zordur!” Öyle bir ilişki gelişir ki aranızda tutku yanında soluk kalır, aşk görse kıskanır, sevgi şaşırır. Bugün ben işte böyle bir ilişkiye veda ediyorum.

Elimden geldiği kadarıyla ilişkilere, aşka ve evliliğe farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaya çalıştım bu hayat pasajında. Yazılarımla öyle ya da böyle hayatlarınıza dokunabildiysem ne mutlu bana. Ve bu süreçteki hatalarım varsa da affola.

Biliyorsunuz babadan miras kalmadı gazetecilik bana. Çalıştım, didindim, kendi fırsatlarımı kendim yarattım çoğu zaman. Bugün de işte öyle bir fırsat için müsaadenizi istiyorum. Ama korkmayın çok uzağa değil, komşuya/kardeşe kadar gidivereceğim. Pazartesi’nden itibaren yazılarıma Posta’da devam edeceğim.

Bu açıdan benimkisi tam bir veda sayılmaz aslında, gelin biz buna taşınma diyelim kısaca. Her taşınmada olduğu gibi biraz hüzün bolca da heyecan var içimde. Bu son yazımla Hürriyet’teki kolilerimi kapattım, izninizle Posta’ya veriyorum. Kalın sağlıcakla...


Not:
Bana buradan sizlerle buluşma imkanı veren Bülent Mumay’a, haftada iki kez kahrımı çeken Hülya Soyöz ve Büşra Kaya’ya da sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Sizinle çalışmak büyük bir keyifti.






https://twitter.com/Sabanur



Yazarın son yazıları





#24 Ekim 2013 Olabilecek en kötü ilişki tavsiyeleri
#14 Ekim 2013 Bir erkeğin adam olması için kaç kadın gerekir?
#10 Ekim 2013 Sağını solunu şaşıranlar cumhuriyeti
#03 Ekim 2013 Neden daha çirkin ve daha aptal kadınlara gidiyorlar
#30 Eylül 2013 Ele güne karşı yapayalnız, böyle de olmaz ki!
#26 Eylül 2013 Ayrılamadığı için evlenenler


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Bir erkeği kendinizden ve ilişkiden soğutmanın en kolay yolları

30 Ekim 2013

İşte karşınızdaki kişiden ne kadar hoşlanırsanız hoşlanın dikkat etmeniz gereken o en temel kurallar:


· Sosyal medya sapığı olmayın

Aman sakın ne Facebook’da ne Twitter’da ne de başka bi sosyal medya aracında sapıklığa bağlamayın! Öyle her fotoğrafını her hareketini beğenip, altına yorumlar yazıp, her tweetini retweetleyip, cevaplar yazmak yok! İlla sapıklık yapıp sosyal medyadaki her hareketini izleyecekseniz bunu en azından gizli yapın!


· İlk günden ilişki durumunuzu değiştirmeyin

Biriyle görüşmeye başladıktan ne kadar sonra Facebook’taki ilişki durumunuzu değiştirmelisiniz? Peki ne kadar sonra ilişki durumunuzu “onunla ilişkisi var”a getirmelisiniz? Kesinlikle ilk gün hatta ilk hafta değil! O daha çıkmaya başladığınız arkadaşlarına bile anlatmamışken ilişkinizin reklamını yapmaya başlamanız biraz umutsuz görünmenize neden olabilir. Bırakın ilk hareket ondan gelsin. Birkaç hafta sonra baktınız hala tık yok ilişki durumunuzu “ilişkisi var”a değiştirebilirsiniz.


· O yokken arkadaşlarıyla buluşmayın

Arkadaşlarıyla iyi geçinmeniz harika bir şey. Onların sizi sevmesi ve aralarına kabul etmesi de öyle. Ama ne olursa olsun unutmayın ki onlar sevgilinizin arkadaşları. Sevgiliniz etrafta yokken onlarla buluşmanız hiç hoş olmaz. Hala nedenini anlamadıysanız o, siz olmadan sizin arkadaşlarınızla buluşsa ne hissederdiniz bir düşünün!


· Ona onun size iltifat ettiğinden daha çok iltifat etmeyin

Çok yakışıklı, başarılı ve iyi kalpli biriyle beraber olabilirsiniz. Arada sırada onu ne kadar beğendiğinizi ve takdir ettiğinizi göstermenizde hiçbir sakınca yok. Ama arada sırada! Eğer o size iltifatta cimrilik ederken siz bonkörlük ederseniz onu kısa sürede şımartır ve asla karşılığını alamazsınız!


· Onun önünde duygu değişimleri yaşamayın

Erkekler kadınları normal şartlarda bile anlamazken onların önünde duygudan duyguya geçerseniz sizi anlamalarını nasıl beklersiniz? Onun yanında bir dakika önce kahkahalar atarken bir dakika sonra ağlama krizlerine girmemeye özen gösterin. Kimse “hunili” bir sevgili istemez, unutmayın!


· Onu kopyalamayın

Ona ayak uydurmaya çalışmanız çok güzel ama bunu yapayım derken aman diyeyim ipin ucunu kaçırmayın. Aynı tür müzikten, yemekten veya filmden hoşlanmak zorunda değilsiniz. Sırf o rapten hoşlanıyor diye bir anda rapçi olmanıza gerek yok. Sizinle birlikteyse sizi, siz olduğunuz için sevmiştir!


· Arkadaşlarını arkadaşlarınıza ayarlamaya çalışmayın

Biz kadınlar her bekar erkeği yakın bekar arkadaşlarımız için potansiyel sevgili olarak görme yeteneğine sahibizdir. Ama söz konusu sevgilinizin arkadaşları olunca bu tehlikeli oyuna girmemekte fayda var. Bir, bu çöpçatanlık oyunu sevgilinizi hoşuna gitmeyebilir. İki, ilk başta başarılı olsanız ve arkadaşlarınızı birbirine ayarlasanız bile kötü biten her kavgalarının sonunda arada kalırsınız. Ve bu durum kendi ilişkinizi dahi kötü etkileyebilir!


· Çağrılmadığınız yere gitmeyin

Sevgiliniz sizi bir yere davet etmiyorsa kendinizi zorla davet ettirmeyin, ya da daha da kötüsü habersiz o yere gitmeyin. Sizi çağırmıyorsa geçerli bir sebebi vardır. Kimse kız arkadaşını götürmüyor olabilir, ortamda rahatsız olacağı üçüncü şahıslar olabilir veya sizle ilgilenemeyeceği bir iş ortamıyla karşılaşabilirsiniz.


· Anında sahiplenme moduna girmeyin

İlişkinin başlarında torun hayalleri kurmak ya da bir anda hayatınızı ona göre ayarlamak yapabileceğiniz en büyük yanlışlardan biri olabilir! Bana inanmıyorsanız Taylor Swift’i düşünün. Daha ilişkileri bir ayını doldurmadan sevgilisi Connor Kennedy’nin yaşadığı evin yanındaki evi satın alan Swift bu hareketi sayesinde hem sevgilisinden hem de 4.9 milyon dolarından olmuştu!


· Platonik ve saplantılı aşklarınızdan bahsetmeyin

Çağatay Ulusoy’a aşık olabilirsiniz. Ama eğer yakın zamanda onunla tanışmak veya birlikte olmak gibi bir ihtimaliniz yoksa ve onu en yakın görüşünüz televizyon karşısında olduysa bu aşkınızdan sevgilinize bahsetmeseniz de olur. Eğer odanızda posterleri, cüzdanınızda fotoğrafları veya facebook’ta fan grubu üyeliğiniz varsa bunları sevgiliniz görmeden kaldırsanız da iyi olur! Bu tip platonik takıntılarınız erkeklere çocukça ve daha da önemlisi salakça gelebilir!


· İlişkinizin başında ona takma isimler yapıştırmayın

Biliyorum uzun yıllardır beraber olan ve birbirine şirin lakaplar takan çiftler çok şeker. Ama siz daha kısa bir süredir berabersiniz bunu unutmayın! Ona Minnoş, Aşkito, Maymun gibi lakaplar takmakta acele etmeyin!








https://twitter.com/Sabanur



Yazarın son yazıları





#24 Ekim 2013 Olabilecek en kötü ilişki tavsiyeleri
#14 Ekim 2013 Bir erkeğin adam olması için kaç kadın gerekir?
#10 Ekim 2013 Sağını solunu şaşıranlar cumhuriyeti
#03 Ekim 2013 Neden daha çirkin ve daha aptal kadınlara gidiyorlar
#30 Eylül 2013 Ele güne karşı yapayalnız, böyle de olmaz ki!
#26 Eylül 2013 Ayrılamadığı için evlenenler


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Olabilecek en kötü ilişki tavsiyeleri

27 Ekim 2013

Hepsinden bol bol vartık etrafımızda. Herkes biraz gazeteci, biraz fotoğrafçı, biraz da siyasetçi artık. Durum böyle olunca özlü sözler havalarda uçuşuyor. Bir yerlerinden edebiyat fışkırtmaya çalışan internet kullanıcıları bir anda fenomen oluyor. Bu bilgi ve ilgi kirliliği arasında insanın kafasının karışmaması, kötü tavsiyelerle yanlış yollara sapmaması ve sevdiği insanlara hata yapmaması neredeyse imkansız. Siz siz olun internette dolaşan her tavsiyeye kulak asmayın. Hele o tavsiye ünlü birinden geliyorsa arkanıza bakmadan o ortamdan uzaklaşın.

Neden mi? İşte size ünlülerden gelen ve asla kulak asılmaması gereken ilişki tavsiyelerine bazı örnekler:


• Socrates
“Ne olursa olsun evlenin. Eğer iyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz. Eğer kötü bir eşiniz olursa filozof olursunuz!”
(Kısacası ya eş ya iş bulursunuz diyor!)


• Marilyn Monroe
"Akıllı bir kız öper ama aşık olmaz, dinler ama inanmaz ve terk edilmeden terk eder!”
(Hayatını hüzünle sonlandırmış bir kadından aşk tavsiyeleri almak pek akıllıca olmaz sanırım.)


• Uma Thurman
“Sizi aldatan biriyle beraber olmak sifonu çekmeyen biriyle beraber olmaktan iyidir!
(Sanırım bunu aldatılmadan once söylemiş! Aldatılan bir kadın sifonu aldatan adamın üzerine çeker çünkü!)


• Coco Chanel

"Erkeklerin çocuk gibi olduğunu bildiğiniz sürece her şeyi biliyorsunuz demektir!”
(Bu doğru olsaydı tüm anaokulu öğretmenlerinin mutlu bir evliliği olurdu!)


• Andy Warhol
“İlk televizyonumu aldığımda yakın ilişkileri umursamayı bıraktım”
(Televizyon tüm kötülüklerin babası!)


• Daphne Zuniga
“Kendimden yaşlı adamlarla birlikte olmaya başladım çünkü onların bana hayatı öğretebileceğini düşünüyorum”
(Eğitim almak için ilginç bir yol ama en iyi yol olmadığı kesin.)


• Jack Nicholson
“Bu hayatta yalan söylemeniz gereken sadece iki kişi var: Biri polis diğeri de kız arkadaşınız!”
(Hangisine yalan söylemek başınızı daha çok derde sokar bilemiyorum.)


• Cher
"Erkekler Kleenex (Selpak) gibi olmalı... yumuşak, sert, ve harcanabilir!”
(Çok ağır! Buna karşı geliştirilebilecek kadın yorumunu duymak istemezdim!)


• Patti Stanger

“Tekrar çıkmaya başlamak acilen zayıflamam gerekiyordu. Çünkü 40 bedenle çıkmaya başlayamazdım, çıkmaya başlamak için 36 beden olmam gerekiyordu. Erkekleri etkilemek için iyi görünmek şart”
(Yüzeysel ilişkiler için hiç durmayın zayıflayın ama daha fazlasını istiyorsanız iyi bir vücut yetmez iyi bir de kalp lazım!)


• Katharine Hepburn

“Eğer pek çok erkeğin hayranlığını tek bir erkeğin eleştirilerine feda etmek istiyorsanız, durmayın evlenin!”
(Aşk, sadece bir kişinin düşündüklerini önemsemektir!)


• Abraham Lincoln

“Evlilik, ne cennettir ne de cehennem. Evlilik Araf’ın ta kendisidir!”
(Köleleri serbest bıraktı ama bu kendini evliliğin kölesi gibi hissetmesini engellemedi demek ki!)


• Rita Rudner
“Kulağı delik erkekler evliliğe daha hazırlıklıdır. Çünkü hem acıyı hem de mücevher alışverişini öğrenmiştir!”
(Acaba doğru olabilir mi! Tabii ki hayır!!!)


• Phyllis Diller

“Yatağa asla küs girmeyin, outrun ve sabaha kadar kavga edin!”
(Biraz alttan alıp barışmayı denerseniz hem uykunuzdan hem huzurunuzdan olmazsınız!)



• Zsa Zsa Gabor
“Bir erkeği sevmediğiniz için ondan boşanmak, bir erkeği sevdiğiniz için onunla evlenmeye karar vermek kadar saçmadır!”
(Bu cümle kadar saçma olamaz!)



https://twitter.com/Sabanur



Yazarın son yazıları




#17 Ekim 2013
#14 Ekim 2013 Bir erkeğin adam olması için kaç kadın gerekir?
#10 Ekim 2013 Sağını solunu şaşıranlar cumhuriyeti
#03 Ekim 2013 Neden daha çirkin ve daha aptal kadınlara gidiyorlar
#30 Eylül 2013 Ele güne karşı yapayalnız, böyle de olmaz ki!
#26 Eylül 2013 Ayrılamadığı için evlenenler


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

İçinizdeki Erkek Fatma’ya sahip çıkın

23 Ekim 2013

O dönem basketbol takımının kaptanı olduğum, sporcu sütyenleriyle göğüslerimi bastırdığım, kız arkadaşlarımdan çok erkeklerle muhabbet etmeyi sevdiğim yıllara denk gelmişti. Küfretmeyi, bira içmeyi, otobüsün en arkasına oturmayı ve hepsinden de önemlisi otoriteye karşı çıkmayı marifet sandığım zamanlardı.

Giyinme tarzım bile bir anda değişmişti. Bol tişörtler kocaman pantolonlar, kulağımda kulaklıklar… En son istediğim ve düşündüğüm şey saçımın rengini değiştirmek, alışveriş ya da makyaj yapmaktı adeta…

Bir de en yakın arkadaşlarım erkeklerdi o aralar. Onların arasında daha rahat hissediyordum kendimi. Aynı müzikten aynı muhabbetten hoşlanıyor, hep beraber takılıyorduk. Anlayacağınız bildiğiniz Erkek Fatma’ydım aslında ama kimse öyle olduğumu söylemiyordu. Çünkü Erkek Fatma o yıllarda tek kaşlı, her önüne çıkan erkeği dövmeye meraklı baska bir kız arkadaşımızın lakabıydı.





Erkeklerin dünyasında onlardan biri olmak istememin çok da şaşırlacak bi yanı yoktu aslında. Çünkü kız olmak, dişi olmak, kadın olmak ne demekti bilmiyordum o yaşlarda. Tek bildiğim dişi olmak erkek olmamak demekti sadece. Ve daha o yaşlarda bile hayat erkeklere daha güzeldi. Daha özgür, daha cesur, daha eğlenceliydi onlar. “Bu dünyaya erkek olarak gelmek varmış” dedirtirlerdi. Her şeyin en iyisinden onlar anlardı. En büyük kahkahaları onlar atar, sınıfın en güzel sıralarında onlar otururdu.

O yıllarda “erkek” olabilirim sanmıştım anlayacağınız. Cinsel olarak değil belki ama statü olarak en azından. Yıllar geçtikçe öğrendim aslında dişi olmanın değerini, kendimi sevip kendimle barışmayı. Ve yücelttikçe kadınlığımı “Erkek Fatma” olmaya ihtiyacım azaldı sanki.



Ama aylar önce Melike Karakartal’ın yazdığı “Dayı Kadınlar”ı okuyunca fark ettim ki ölmemiş içimdeki Erkek Fatma. Zor günler için pusuya yatmış sadece. Tıpkı HULK ya da Mr. Hyde gibi. Ne zaman karşıma “Sen kadınsın karışma” tavrıyla çıkan biri olsa içimden çıkan canavar oymuş aslında.

Trafikte yolumu kesen magandaya, sırf kadın olduğum için bana posta koyabileceğini sanan kapıcıya, iş hayatında beni ezebileceğini sanan tüm erkeklere sorabilirsiniz onu. Tersi ters, yüreği taş gibidir. Ve her ne kadar dışarıdan çıt kırıldım, nazik ve uysal görünsem de her zaman içimdedir.

Ama sadece benim değil her kadının içinde bir Erkek Fatma vardır aslında. Kimi erkeklik daha çok prim yaptığı için kimi gerçekten kendini öyle hissettiği için kimi de kadınlık ne demek bilmediği için yaratmıştır onu. Ve erkeklik daha önemliymiş gibi hissettiren aynı toplum sayesinde de bastırmıştır erkek yanını.


Halbuki utanılacak bir şey değildir Erkek Fatma yanı. Erkek gibi kadın diye nitelendirdilenleri düşünün bir. Hepsinin ortak özelliği dobra cevapları, cesur olmaları ve iş hayatında başarıları değil mi? Yani aslında erkek gibi kadın olmak, Erkek Fatma ya da delikanlı kadın olmak hiç de kötü bir şey değil, öyle değil mi? O zaman neden utanalım o yanımızdan, neden inkar edelim?

Bence önemli olan barışık olmak içinizdeki Erkek Fatma ile. Ve yeri geldiği zaman yüceltmek onu. Tabii abartmadan. Erkek gibi kadın olayım derken kadınlığı elden bırakmadan!


ERKEKGİLLER

“Erkek gibi kadın” iltifat sayılırken “Kadın gibi erkek” hakaret sayılıyor bizde. Çünkü benzetmelerde bile ayrımcıyız toplum olarak! Halbuki kadın özelliklerinden bazılarına sahip olsa daha iyi ve verimli bir cins olabilir erkekgiller.
Mesela erkekler biraz daha kadınlar gibi olsa:

-Savaşlar olmaz,
-Boşanmalar azalır,
-Ekonomi kalkınır,
-Cinayetler biter,
-Evler hiç dağılmaz,
-Bulaşıklar hiç birikmez,
-Beyazlar daha beyaz olurken beyaz atlet nesli tükenir,
-Jilet satışları azalır, ağda satışları patlar,
-Maçlar berabere biter, hakemlik daha çekilebilir bir meslek haline gelir,
-Hayat da daha sıkıcı olur!



https://twitter.com/Sabanur



Yazarın son yazıları




#17 Ekim 2013
#14 Ekim 2013 Bir erkeğin adam olması için kaç kadın gerekir?
#10 Ekim 2013 Sağını solunu şaşıranlar cumhuriyeti
#03 Ekim 2013 Neden daha çirkin ve daha aptal kadınlara gidiyorlar
#30 Eylül 2013 Ele güne karşı yapayalnız, böyle de olmaz ki!
#26 Eylül 2013 Ayrılamadığı için evlenenler


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Bayram tavsiyeleri

20 Ekim 2013


• “Bayram trafiği hiç çekilmez şimdi, sonra gideriz” diyerek bayram ziyaretlerini erteleme!
• Sen oradayken eve yeni misafirler gelirse öküzlük etme, önce selam sonra yer ver.
• Kayınvalidenin ve kayınpederin bayramını SMS ile kutlayarak yırtamazsın, boşuna deneme!
• Evde bir şeyin bittiğinden dert yanıyorsa kayınvaliden, hemen fırla tüm puanları topla!
• Bayram ziyaretinde telefonunla mail bakmak, Facebook’a girmek ya da kayınvalide veya kayınpeder hakkında tweet atmak gibi tehlikeli sularda yüzme!
• Kız arkadaşın veya eşin aileni ziyarete geldiyse onları baş başa bırakıp içeride takılma!
• “İlk kimin anne-babasını ziyaret edeceğiz” tartışmasına girme, her bayram sıraya koymayı dene!


Yeni gelinlere ve gelin adaylarına bayram tavsiyeleri


• Kayınvalidenin elini uzatmasını beklemeden yakala ve öp. Uzatırsa da sakın geri çevirme! Ha dudağına da bir zahmet ruj sürme!
• İkram edilen bayram tatlısını “Diyetteyim” diyerek kabul etmemeyi unut. Ne gelirse teşekkür et!
• Türk kadının geleneksel bayram temizliği haftasında ortalardan kaybolma! Yardım et, en kötü teklif et!
• Kayınvaliden servis yaparken mutlaka yardım etmeyi öner. “Yok kızım ben hallederim” dese bile “Oh” deme yine de yardım et!
• Mekandaki yaşlı teyzeleri “Nasılsa tanımıyorum” diyerek es geçme, mutlaka onların da ellerini öp.
• İkram edilen ev yemeklerine ve tatlılarına iltifat et hatta ilgileniyormuş gibi yap, tarifini iste…
• Ziyaret ettik bitti sanma, bu işin bir de “iadeyi ziyaret” kısmı olduğunu unutma, evini temiz, dolabını dolu tut!


Erkekgillere bayram tavsiyeleri


• Sevgili erkekgiller üyesi ne yap et, bayramda toplu mesaj atarken eski sevgililerini listeye ekleme!
• Kız arkadaşınla geçirdiğin daha ilk bayramda ona öpmesi için elini uzatma!
• Sevgilinin ailesiyle henüz tanışmadıysan bayramı bahane ederek evlerine habersiz damlama!
• Bayramda sevgilinin ailesini ziyaret edecek samimiyetteysen asla elin boş gitme!
• Ne kadar cimri olursan ol, kayınpeder ve kayınvalidenin önünde senden bayram harçlığı isteyen çocukları geri çevirme.
• El öpmekten çekinme!
• Kayınvalidenin veya kayın pederinin önünde yayılma, tespihe sarılma, sigarayı abartma!
• Kayınpeder bayram namazına çağırırsa “Ben o saatte kalkamam hacı” terbiyesizliği yapma!
• Aman diyeyim çorabın delik olmasın, ayağın kokmasın. Keza gittiğin yerde mutlaka ayakkabını çıkaracaksın!
• Bayram ziyaretinde kız kesme! Hele sevdiğin kızın akrabaları hiç kesme!
• Gelen misafiri pijamanla karşılama!
• Misafirliğe tıraş olmadan gitme!

https://twitter.com/Sabanur



Yazarın son yazıları




#14 Ekim 2013 Bir erkeğin adam olması için kaç kadın gerekir?
#10 Ekim 2013 Sağını solunu şaşıranlar cumhuriyeti
#03 Ekim 2013 Neden daha çirkin ve daha aptal kadınlara gidiyorlar
#30 Eylül 2013 Ele güne karşı yapayalnız, böyle de olmaz ki!
#26 Eylül 2013 Ayrılamadığı için evlenenler


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Bir erkeğin adam olması için kaç kadın gerekir?

16 Ekim 2013

Kim bilir onu size kimler hazırladı? Kimler ona bir kadına nasıl davranılması gerektiğini öğretti? Kimler cefasını çekti de siz şimdi sefasını sürüyorsunuz acaba? Ya da belki de siz de evriminin bir parçasısınız ve onu olması gereken erkek olabilmesi için başka birine hazırlıyorsunuz? Kim bilir?


İşin gerçeği şu ki; bir adamın bugün olduğu kişi haline gelmesinde sayısız kadının emeği vardır. Ama hepsinden önce annesi atmıştır temellerini. Çünkü bir erkek, bir kadına nasıl davranacağın ilk önce annesinden öğrenir. Annesi oğlunu kızından çok kayırmaz, evde herkese eşit şartlar sağlar, çocuklarını yeteri kadar sorumluluk yükleyerek büyütürse, o erkek büyüdüğünde sevgilisine de aynı saygı ile yaklaşır, evlenince eşine de aynı şekilde davranır.


Her sevgilisi ayrı bir tecrübe kazandırır erkeğe. Sadece cinsel anlamda değil üstelik, duygusal anlamda da. Kadını bir obje olarak görmekten çıkıp ona karşı duygular beslemeyi ve hepsinden de önemlisi o duyguları gösterebilmeyi yaşadığı ilişkilerden öğrenir erkek.


O yüzden erkek dediğinin fabrika ayarlarına dönmesini istemezsin. Çünkü kadınları keşfetmeye başladığı ilk günleri, erkeklerin karanlık çağlarına denk gelir. İlk bakışta çekingen ve sevimli görünseler de bir mağara adamı kadar anlarlar kadın ruhundan. Romantizmi hiç beklemedik bir anda dilini karşısındaki kızın boğazına sokmak zannederler o zamanlarda. “Bak bir kıza öyle davranılmaz, önce saçını okşarsın, bir iki güzel söz söylersin, göğüslerine değil gözlerine bakarsın, sonra o da seni öpmek ister zaten” desen de anlamazlar bir süre.


Sonuçta bir erkeğin bir kadına nasıl davranılacağını öğrenmesi için hayatına belirli sayıda kadın girmiş olması gerekir. Maalesef bu sayı erkeğin IQ ve EQ’suna bağlı olarak 3’ten 13’e kadar değişiklik gösterebilir.

Kadınlarda da durum farklı değildir aslında. Bir kadın bir erkeği nasıl mutlu edeceğini, onun gururunu ve bakış açısını göz önünde bulundurarak nasıl davranmasını gerektiğini de zamanla öğrenir. Bir erkeğe söylenmeyecek lafları, yapılmayacak hataları, yaptıkça ve terk edildikçe anlar. Bazen de erkeklerin fazla değer verip fazla şımartılınca o kadar çabuk kaçtıklarını tecrübe eder kadınlar da...


Anlayacağınız aşık olduğunuz insanı, aşık olduğunuz insan haline getiren çok etken olmuştur bugüne kadar. Eğer o sizden önce başkalarıyla başarısız ilişkiler yaşamamış olsa bugün karşınıza bu haliyle çıkamazdı sonuçta. Ne size nasıl davranması gerektiğini bilebilirdi ne de sizi takdir edebilirdi. Böyle bakılınca eski sevgilileri kıskanmaktansa onlara minnet duymak lazım aslında. Ama hangimiz o kadar olgunuz ki acaba?



Erkekgiller



Yukarıdaki konu itibariyle erkeklerin ilk tecrübelerine değinmeden edemeyeceğim Erkekgiller bölümünde. İşte size erkekgillerin bazı ilkleri:


İlk kız arkadaş

Bir erkeğin ilk kız arkadaşı hakkındaki hafızası bir filin hafızası gibidir. Ne kadar kısa sürse de üzerinden bir asır geçse bile asla unutulmaz.


İlk uzun süreli ilişki
Bir erkeğin ilk uzun süreli ilişkisi kiraladığı ilk evi gibidir. Ne kadar iyi olursa olsun dışarıda her zaman daha iyisi olduğunu sanır.


İlk öpüşme
Bir erkeğin ilk öpüşmesi Bursa şeftalisi gibidir. Sulu, sert ve yapış yapış.


İlk sevişme
Bir erkeğin ilk sevişmesi Ferrari gibidir. Hızlı, beklenmedik ama keyifli…


İlk terk edilme

Bir erkeğin ilk terk edilişi İbrahim Tatlıses şarkıları gibidir. Acılı, gözyaşı dolu ve arabesk…


İlk aldatma
Bir erkeğin ilk aldatması son aldatması gibidir. Adi, bencil ve tekrar edeceği kesin… Çünkü bütün aldatmalar aynıdır!


İlk hediye

Bir erkeğin bir kıza aldığı ilk hediye kalp şeklinde kırmızı bir yastık gibidir. Çünkü büyük ihtimalle kalp şeklinde kırmız bir yastıktır!







https://twitter.com/Sabanur



Yazarın son yazıları




#13 Ekim 2013 Sağını solunu şaşıranlar cumhuriyeti
#03 Ekim 2013 Neden daha çirkin ve daha aptal kadınlara gidiyorlar
#30 Eylül 2013 Ele güne karşı yapayalnız, böyle de olmaz ki!
#26 Eylül 2013 Ayrılamadığı için evlenenler
#19 Eylül 2013 Bir erkeğe hiçbir koşulda söylememeniz gereken 10 şey
#16 Eylül 2013 “Sevdiğim kız bana abi dedi!”
#12 Eylül 2013 Ölüm hapishanesinde tutukluyuz
#09 Eylül 2013 İlişkilerde olimpiyat şampiyonuyuz!(Kesin Bilgi!)
#05 Eylül 2013 Boşuna direnme seninle evleneceğim!


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...