"Anlatanadam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Anlatanadam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Anlatanadam

Harika vakit geçiriyoruz!

21 Nisan 2019

Google’ın Trends diye bir bölümü var. Tüm dünyadaki ülkelerin anlık, günlük ve haftalık olarak ‘Google’da en çok arananlar’ listesini açıklıyor. En çok arananlara göz atabiliyor, isterseniz detaya da girebiliyorsunuz. Kim ne aramış, aradığını hangi kelimeyi sorarak aramış?

Yine açtım Google Trends’i bugün, dedim ki neler yatıyor acaba insanımızın gönlünde bu hafta? Başka hiçbir yerden öğrenemediğin bilgiyi hap gibi alıyorsun. Memleket nelerle uğraşıyor?

*

Haftanın başında yapılan tüm aramalarda Notre Dame kilisesinin yangını başrolde. Notre Dame nerede? Katedral nedir? gibi sorular çok revaçta olsa da genelde millet yangını merak etmiş. Pazartesi günü Notrdame, notar dam, nötr dam, noter dame, notardame yaza yaza bir hal olmuş insanımız.

Tabi pazartesi günü Game of Thrones dizisinin sekizinci sezonunun bir gece önce başlaması da çok meşgul etmiş Google arama motorunu. Diziyi internetten ücretsiz izlemek isteyenler ‘Game of Thrones sekizinci sezon birinci bölüm izle’ ve versiyonlarını yazmış durmuşlar. Google, GoT’un şikayetlerini birinci sıraya almış olsa gerek, aramaların sonucunu merak edenler, sadece ‘bu link şikayet üzerine kaldırılmıştır’ uyarısıyla karşılaştılar. Nereden mi biliyorum? Ne alakası var kardeşim, bir arkadaşım söyledi!

Salı gününe damgasını vuran konu memlekette şampiyonlar ligi olmuş. Öyle ki, memleketin başka hiçbir konusu yokmuşçasına, en çok ‘Juventus’ kelimesi aranmış! Hatta Türkiye’nin gündemini belirleyen ilk beş aramada ‘Barcelona’ ve ‘Barcelona Manchester United’ da var. Çok güzel kafamız var bizim gerçekten!

Çarşamba günü Ekrem İmamoğlu’nun mazbatayı alıp almadığı en çok merak edilen konu olmuş. Aldı mı? Alacak mı? Kimdir? Nerelidir? Karısı kim? Karısı nerelidir? Mazbata nedir? Nasıl alınır? Kim verir? Didik didik didiklemişler. Sonra Türkiye genelindeki en yüksek arama yine klasik, ‘Manchester City Tottenham maçı’ ne zaman, nereden izlenir, kaç kaç bitti?

Geçtiğimiz perşembenin anlam ve önemi başka memlekette. Malum Berat Kandil’iydi. O yüzden Google aramaları ilk beşi sayıyorum sizlere: Berat Kandili, BİLSEM sınav sonuçları, Berat Kandili mesajları, Akşam ezanı, Namaz vakti.

Yazının devamı...

Ne karadelikmiş arkadaş!

14 Nisan 2019

 

Twitter’da bir önceki paylaşımında Şeyma Subaşı’nın nafakasına hasetlenen oğlan, karadeliğin resminden sonra içinde kütleçekimsel eğrilik ve ışık tayfı kelimeleri olan tweet atıyor. 

Oh be nihayet Einstein’ın Genel Görelelik kuramı kanıtlandı diye sevinen var!

Hayatını, yaşadığı ilçeyle memleketi arasında geçiren adam, elli beş milyon ışık yılı uzaklıktaki karadeliği dünyaya yakın buluyor ve endişelerini paylaşıyor.

Cüzdanındaki deliği göremeyen amcayla sokakta röportaj yapıyorlar, NASA’nın karadelikleri incelemek için son yirmi yılda ayırdığı bütçeyi sorguluyor.

Televizyonda, tulumba tatlısı tarifi veren, bir yemek kaşığı tereyağını bir su bardağı tel şehriyeyle karıştıran teyzenin altından ‘Karadelik kıyamet alameti mi?’ altyazısı geçiyor.

Mavrasını yapan da çok tabi ama benim en çok beğendiğim ve güldüğüm, sevgili Kaan Sezyum’un Kenan Doğuluyu da etiketleyerek attığı ‘Deliyim, gözü karadeliğim’ tweeti oldu.

Mevzuyu küçümsemiyorum, yanlış anlaşılma olmasın. Dünyada bu seviyede gelişmeler olurken, adamlar gözlerini galaksilerin ötesine dikmişken, kadınlar bu sistemi oluşturmak için geçmişte örneği olmayan algoritmalar yazarken, başka memleketler sadece dünyayı değil tüm evreni anlamaya çalışırken, biz nelerle uğraşıyoruz! İşte buna kafam bozuluyor.

Yazının devamı...

Anneme Youtuber olduğumu söylemeyin!

7 Nisan 2019

Sonra her şey farklılaştı. Görsel reklamcılık evrildi. Televizyon geride kaldı. Üstten bakan, trendleri belirleyen, peşinden koşulan konumundan, var olmak için mücadele veren pozisyonuna geriledi. Bir dönem evinde televizyon açmadıklarını söyleyenlere tuhaf bakarken, salonlarında televizyonu olmayanlara ucube muamelesi çekerken, zaman değişti.
 

‘Artık hiç televizyon izlemiyoruz şekerim’ cümlesi havalı bir cümle olmaktan çıktı, alım gücü olan kitlelerde genele yayıldı. Bu da reklamcılık anlayışını kökten değiştirmeye başladı.

*
Instagram başlı başına bir reklam mecrası konumuna oturdu. Instagram’ın fenomenleri dünyada tek paylaşıma milyon dolar almaya başladılar. Bizim memlekette de ciddi paralar telaffuz edilir oldu. Ajanslar ‘Ne var yahu, bir resim paylaşacaksın!’ zihniyetlerinden kurtulmaya, ünlülere para dökmeye başladılar. 

Eski ve demode olmakla suçlanan Facebook, hala online reklamda dünya lideri. Bizim memlekette bile, televizyonla ulaşamadığın tam 44 milyon insanı elinde tutuyor.

...ve şimdi Youtube yandan ataklarla liderliği eline alıyor!

Alacak da...

Yazının devamı...

Heyecan fırtınası dinince

1 Nisan 2019

*

 

Seçimlerin geride kalıyor olmasını çok büyük bir mutlulukla karşılıyorum. ‘Dur bakalım, şu seçim geçsin de’ cümlesini duymaktan bıkmıştım!

 

Bindiğim her takside tüm yol boyunca politika konuşmak zorunda kalmaktan, her arkadaş grubunda ‘İstanbul’u şu alır, Ankara’yı bu alır’ diyenlerle ‘mümkün değil abicilerin’ arasında sıkışmaktan, ya bir bankada memur olduğundan ya da iki kuruş doları köşeye koyduğundan global ekonomiye yön verdiğini düşünen Twitter kalemşörlerinin seçim sonrası dolar yorumlarından, seçimi bahane edip ödeme geciktirenlerden, belediye seçimini her cümlenin öznesi haline getiren arkadaşlardan fazlasıyla sıkılmıştım.

 

*

 

Yazının devamı...

Heyecan fırtınası dinince

31 Mart 2019

 

Seçimlerin geride kalıyor olmasını çok büyük bir mutlulukla karşılıyorum. ‘Dur bakalım, şu seçim geçsin de’ cümlesini duymaktan bıkmıştım!

Bindiğim her takside tüm yol boyunca politika konuşmak zorunda kalmaktan, her arkadaş grubunda ‘İstanbul’u şu alır, Ankara’yı bu alır’ diyenlerle ‘mümkün değil abicilerin’ arasında sıkışmaktan, ya bir bankada memur olduğundan ya da iki kuruş doları köşeye koyduğundan global ekonomiye yön verdiğini düşünen Twitter kalemşörlerinin seçim sonrası dolar yorumlarından, seçimi bahane edip ödeme geciktirenlerden, belediye seçimini her cümlenin öznesi haline getiren arkadaşlardan fazlasıyla sıkılmıştım.

 

Biraz daha kardeşlik, biraz daha komşuluk, birliktelik, dostluk, huzur ve mutluluk konuşup, bir seçim detoksuna girmek istiyorum artık.

Kim nereyi kazandıysa kazandı; şimdi önümüze, daha da çok yanımızdakine bakalım. Kazananlardan dürüst ve çalışkan olmalarını bekleyelim. Görevlerini hakkıyla yerine getiremeyenleri bir daha seçmeyelim. Vatandaş olarak sorumluluğumuz budur. Biz esas, yanımızdakileri önemseyelim, kollarına girelim, birbirimize kenetlenelim!

*

Memleketi işgalden kurtaran, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuran, tüm kurumlarıyla bir devlet, yeni baştan bir millet yaratan, o günün şartlarıyla tüm dünyayı ve hatta düşmanlarımızı bile kendine hayran bırakan Atatürk bile, 1935 senesinde

Yazının devamı...

Yeni Zelanda’ya hayran oldum!

24 Mart 2019

 

Çıktı bir tane ırkçı cani, Yeni Zelanda’nın Müslümanlarına acımasız bir saldırıda bulundu. Bu insan sevmez, halden anlamaz, kanı bozuk ırkçı düşüncenin sadece Avrupa’da değil, Avusturalya ve Yeni Zelanda’da da yükseldiğini öğrenmiş olduk.

Sadece dedesinin dedesi senden daha önce geldiği için, bulunduğu yeri kendi yeri belleyen ve başkasını istemeyen, kendi ırkı dışından olanları küçümseyen, onlara yaşam hakkı tanımayan pis bir zihniyet bu. Sarışın, yuvarlak kafalı ve renkli gözlü olman da yetmiyor bunlara. Bir Avrupa ülkesinde doğmuş olmak da. İlla ki onunla aynı ırktan olacaksın. Bir de üstüne din farkı konusunu ekledin mi, harika bir ırkçılık senaryosundasın demektir!

 

Bütün Avrupa ülkelerini sardığı için, ‘Paramız olursa bir gün, çocukları şu ülkeye okumaya yollarız’ hayali de kurmuyordum artık. ‘En değerli varlıklarımı, insan olarak istenmedikleri, aşağılandıkları bir yere neden göndereyim?’ kafasına geçmiştim. 

Ama Yeni Zelanda öyle değildi. Herkesin refah içinde yaşadığını düşündüğüm, modern, eşitlikçi, saygı ve sevgi dolu bir topluma sahip, vatandaşlarına çok kaliteli bir yaşam vadeden bir ülke gibi görünüyordu.

 

Önce tek bir katil bütün Yeni Zelanda Müslümanlarının kalbine bir bıçak sağladı. Evlerini kederle doldurdu. Bir de yaşattığı bu korkunç acıyı canlı yayınla izletti herkese. Irkçı bir terör eylemini, olabilecek en büyük sosyal medya kaosuna dönüştürdü. Bu yarattığı şok dalgası, Yeni Zelanda’nın karizmasını sildi attı. Bir anda kişisel silahlanma oranının çok yüksek olduğunu öğrendik Yeni Zelanda’da. Irkçılığın dipten bir dalga halinde var olduğunu da.

Yazının devamı...

Nereden sakınacağımızı şaşırdık çocukları

10 Mart 2019

 

Bir defa çocuğun eline telefonu, tableti verip rahat edenlerdenseniz sonra dizinizi döversiniz, benden söylemesi! 

‘Eskiden biz sokaklarda oynardık, gecenin karanlığında bakkala yollarlardı, hiç korkmadan giderdik. Ama şimdi öyle mi canım? Kapı dışarı çıkartamıyoruz çocukları, ortalık tehlike dolu...’ dediğinizi duyar gibiyim. Herkes böyle konuşuyor neredeyse. O yüzden çocuklar eve hapis; anaların, babaların kafalar davul gibi. Yeter ki azıcık sussunlar, evde birkaç saat huzur hakim olsun, ekrana bakmazlarsa duvardan duvara sekiyor bunlar!

*

Haydi, ver eline telefonu, tableti.

Biraz da oyun indirmesine müsaade et, ‘Oh be! Bizim de bir hafta sonumuz var sonuçta!’

*

İşte öyle değil sevgili dostlar mevzu...

Yazının devamı...

Galatasaray kazandı, insanlık kaybetti

3 Mart 2019

Ne zamandır çocukları ve eşimi alıp bir maça gitmek istiyordum. Bizim ufaklık sekiz yaşında ve futbola çok meraklı. Sabahtan akşama kadar Youtube’da futbol videosu izliyor, bazı Avrupa takımlarının kadrolarını sayıyor, kimi futbolcularla kendini özdeşleştiriyor. Bir Ronaldocu oluyor, bir Messici. ‘Baba ben uzun uzun düşündüm taşındım, artık Messi olmaktan vazgeçtim’ diye bir fikri oluşuyor mesela. Kafa yoruyor yani bu işe...

Galatasaray futbol okullarından birinde top da oynadığı için, çocukları alıp bir maça götürmek istedim. Hayatımızda ilk kez bir maça gitmek istedik yani ailecek.

Sevgili arkadaşımız Hakan Ünsal’dan rica ettik ve bize Galatasaray – Akhisar maçında şöyle güzelinden bir yer ayarladı sağ olsun. Pek de özeniyoruz, heyecanlıyız, sonuçta ilk kez bir maça gidecekler hayatlarında. Bu kadar büyük bir yapının içinde ilk kez olacaklar, stadyumun büyüsünden etkilenecekler, on binlerce insanı ilk kez bir arada görecekler, bu büyük kalabalığın bir ağızdan tezahürat yaptığına şahit olacaklar...

Ben onlardan, onlar adına daha çok heyecanlandım.

*

Futbol Federasyonu stadyumda küfür edilmesine pek müsamaha göstermiyor diye duyuyoruz, okuyoruz. Küfür yüzünden sahalar kapatılıyor, takımlara para cezaları geliyor. Eskisi gibi değil artık diye düşündüm açıkçası, kafam rahat, sahayı tam ortadan gören, çok da şahane bir yere oturuyoruz. Tam da böyle hayal etmiştim, sağ olsun Hakan Ünsal diye konuşuyoruz. 

Hava buz, rüzgar sert, kar yağıyor, kar taneleri rüzgarla birlikte havada anaforlar oluşturarak yüzümüze çarpıyor. Buna rağmen çok mutluyuz, iyi ki gelmişiz, çocuklarla ne güzel bir deneyim bu!

*

Yazının devamı...