"Anlatanadam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Anlatanadam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Anlatanadam

Çok çalışmak lazım çok(!)

9 Temmuz 2017

 

Çok çalışıp, çok kazanıp, az harcamak mı lazım? Yoksa yeteri kadar çalışıp, geri kalan zamanda biraz sallamak mı lazım hayatı? Çok istediklerimizi, gerçekten istiyor muyuz? Yoksa sistem bize bunu mu diretiyor zorla?

*

Çalış, çalış kimseye yetmiyor. ‘Ne haber? Ne yapıyorsun?’ diye sorduğun herkes şikayette. ‘İyi misin?’ diye sordukların ‘Sürünüp gidiyoruz’ diye yanıtlıyor. Sanki insanoğlu değil, sürüngen familyasındanız, doğamızda var sürünmek.

 

Hiç ‘Çok iyi gidiyor, harika bir hayatım var’ diye yanıt aldığınız oldu mu birinden? Ya çok çalışıyordur, ya işler iyi gitmiyordur ya da para yetiştiremiyordur hayatına. Genel bir ‘çok çalışan mutsuz çoğunluk’ olma durumumuz var.

 

*

Yazının devamı...

Milletçe maymundan gelmek istemiyoruz!  

5 Temmuz 2017

 

Yani, yeni sezonda Darwin artık dizide olmayacak. Senaristler; Darwin’i allem ettiler, kallem ettiler diziden attılar. Dizinin yapımcıları, Darwin’in düşüncelerinin uygulanmak istenen senaryoya uymamasını gerekçe gösterdiler, anladığım kadarıyla.

 

Evrim konusu sınıflarda ne kadar detaylı inceleniyordu, ne oranda aydınlatıcı şekilde çocuklara anlatılıyordu, bir muamma...

 

Bu konu, zaten Darwin’in bu teoriyi ortaya attığı günden beri tartışılıyor. Koca koca profesörler, konuyu derinlemesine inceliyor, hala karşılıklı münazara ediyorlar: Yaratılış mı? Evrim mi?

 

*

Yazının devamı...

Sezen, sen ne acayip bir insansın?

1 Temmuz 2017

Bazen şarkılarını dinledikçe tutamam kendimi, mesaj yazarım, saat kaç olursa olsun; ‘Kızım’ derim, ‘sen büyücüsün!’ Dinleye dinleye alışmazsın şarkılarına, dinlediğin anda vurulursun.

 

*

 

Deli kız’dır.

 

Yaşça büyük olsa da, küçük olsa da, bizim deli kızdır işte!

 

Yazının devamı...

Bayramın bilançosu: Büyük Yorgunluk!

28 Haziran 2017

Bayram dönüşü, bir İstanbul klasiği olarak, trafik kilometrelerce uzadı. Bayramda iki gram gevşemiş olan sinirler, iki katı gerildi. Allaha şükür, İstanbul’a girmeden, tekrar İstanbul kafasına, gerginliğine, İstanbul’a has anlayışsızlığa geri dönüldü.

Tatil anlayışı bir tuhaf olan insanımız; bir gün yol yaptı, iki gün tatilde debelendi, bir gün de dönüşe harcadı. Şimdi dinlenmek için dört, beş güne ihtiyacı var!

*

On iki saat araba kullanarak Bodrum’a gidip, daha tabelasına on kilometre önce trafiğe takılıp, bir buçuk milyon insanla beraber denize girip, sıra bekleyerek yemek yiyip, et-ete sokaklarda gezinip, on beş saat araba kullanarak İstanbul’a geri dönen çok insan var bu memlekette.

Tatilin tadını çıkartacağız diye; Bitez’de, Gümbet’te, Dalyan’da kendi canlarını çıkartan tatilcilerimiz, İstanbul’un kaosunu yanlarında götürerek çok eğlendiler, bir o kadar da dinlendiler(!)

Yakın Yunan adalarına gidip, zaten yurtdışında Türk görmeyi hiç sevmeyen yurdum insanı, kendi kökenini unutup, ‘Her yer Türk!’ diye söylendi durdu.

Her bayram olduğu gibi, Ceneviz işgalinden sonraki en büyük işgali yaşayan Bozcaada’da, homurdanarak yürüyen insan toplulukları ‘Bayramda Bozcaada’ya gelmeyeceksin arkadaş!’ konulu workshop’lar düzenlediler, seminerlere katıldılar. Binlerce insanın, aynı anda hücum ederek, Bozcaada’nın bakir kalmış koylarını ziyaret etme girişimleri de, doğal olarak, sonuçsuz kaldı. Bakkallardaki bisküvi, gofret stoklarının bile eridiği adanın ziyaretçilerinin ayrılmasının ardından, ada sakinlerinin kazandıkları parayı terapiye yatırdıkları söyleniyor.

Bayramı Çeşme Alaçatı’da geçiren arkadaşlar, Alaçatı Çarşı girişinde kimlik kontrolü yapıldığını,

Yazının devamı...

Çok güzel hareketler (olabilir) bunlar

24 Haziran 2017

Geçebilir. Sevdiklerinle olursan, hafifleyebilir. Bir nefes olabilir bayram. Yeniden başlamanın enerjisi toplanabilir. Seni sevenlerle birlikte olursan bayramda, ihtiyacın olan güç, güven ve sevgi içinde birikebilir.

*

Arzu ettiği kadar göremediği çocuğunu, varsa torununu görmektir dedeye, büyükanneye de bayram. Dünyaları versen kafi gelmez, illa çoluğunu çocuğunu bekler. Çocuğunun çocuğu varsa; ikiye değil, ona katlanır beklentisi de, sevinci de. Gidip görmezsen, hüznü de ona katlanır yalnız.

*

Çok çalışıyoruz, çok yoruluyoruz. İki güncük tatil fırsatı olunca kafayı temizlemeye bir yerlere koşuyoruz. İmkanı olan bir çoğumuz, bayram tatil planlarını aylar öncesinden yapıyor, hatta taksit taksit ödemeye bile başlıyor.

Belki biz de bir çekirdek aileyiz artık, ailemize vakit ayırıyoruz işte, ne var?

*

Suçluluk duygusu yaratmaya çalışmıyorum. Kimseyi yargılamıyorum. İnanın, aksini yapan herkesi de anlıyorum ama imkanları zorlayın ve bayramda mutlaka büyüklerinizi ziyaret edin dostlar! Bayram planlarınızı her zaman buna göre yapın.

Yazının devamı...

Sen kimlerdensin?

21 Haziran 2017

Şimdi ‘birilerinden olmak’ başka bir şey tabi.

Koskoca şehirde;

- Necla’nın torunuyum amca,

- Kuşçu Cezmi’nin damadıyım teyze,

- Gıdık Hüseyin’in kayınbiraderiyim, belki oradan tanırsınız,

- Garga Melahat’i bilir misiniz? kapı komşumuzdu, diyerek kendinizi tanıtamazsınız elbet.

*

Kendini tanıtmak başka, bu tanışıklıktan faydalanmak başka tabi.

Yazının devamı...

Metro çok güzel, gelsene!

17 Haziran 2017

Gide gele, metroda gözüme batan, metroya zulüm bir takım insan profillerini sizler için grupladım. Sözüm sizlere değil, bu arkadaşlara açık mektup. Buyurunuz.

 

Bacaklarını açarak oturan tip!

 

Evet, sen! Bir bacağın sağda, bir bacağın solda pergel gibi oturan. Yanındakiler büzüşmüş, utangaç bir tavırla ‘durağımız gelse de insek’ demekteler. Kapatsana bacaklarını kardeşim? Yarattığın görüntü kirliliği bize, verdiğin rahatsızlık yanındakilere. Kendi şıpagat sınırlarını zorluyor olabilirsin ama daha dün sünnet olmadıysan lütfen biraz toparlan artık! Freudyen bir bakış açısı geliştirip, senin psikanalizini yapmak ve seni anlamak istemiyoruz. Doğru otur be adam!

 

İnsanları ezen koca ayak!

 

Yazının devamı...

Biz bu çocuklarla ne yapacağız?

14 Haziran 2017

Çevreye karşı duyarlılar. Ağaçların yok edilmesine karşılar. Yedi, sekiz yıllık hayatlarında yemyeşil gördükleri bir tepenin önce keltoş edilmesini görüp, sonradan koskocaman bir bina dikilmesini sert bir şekilde eleştiriyorlar.

İnanın bana, hepsi böyle! Dinazorumsu politikaların, politikalarını sürdürmeye çalışan dinazorların çekeceği var on yıla kalmadan!

*

Bu ekstra olabilir ama bizimkiler glikoz şurubu nedir biliyorlar. Paketli gıdanın zararından haberdarlar. Yaz sıcağında, dışarda unuttuğunda bir türlü eriyemeyen(!) dondurmanın zararına, üstüne sinek bile konmayan cipsin vücuda ettiklerine, türlü kimyasallar eklenmiş şekerlerin yarattığı tahribatlara hakimler. Yemiyorlar, yiyenleri uyarıyorlar. Gluten nedir biliyorlar, gluten! Siz tam bilmiyorsanız, Google’layın bari.

*

Taksim’de mikrofon tutup, ‘Ay mı daha yakın, Avusturalya mı?’ diye sormuşluğumuz var. Sorarken de, aldığımız cevaplarla da çok komik bir video olacağına emin olduğumuz sorular bunlar. Avusturalya’yı kesin daha uzak bulan onlarca insan çıkıyor!

Bir önceki jenerasyona ‘Kim bir milyon ister?’ sorusu olabilir, bunlara ‘Kara delik nedir?’ diye sorunca ‘Uzayda, çekim alanı çok fazla olduğu için, ışığın bile kaçamayacağı kadar...’ diye başlıyorlar. Yanlış anlaşılma olmasın, daha küçücükler!

*

Yazının devamı...