"Şahver Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Şahver Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Şahver Kaya

Dijital ekonomi: ekosistem

9 Ekim 2018

Bu şirketler sadece başarılı değil, David Autor isimli ekonomistin de tanımladığı gibi, aslında birer süperstar. İş modelleri geleneksel modellerden çok farklı. Sadece teknoloji firması olmaları değil onları bu kadar başarılı kılan. Yarattıkları esas fark iş modellerinden kaynaklanıyor.

Birkaç ay önce Ege’de tatildeyken bir tanıdık ne işle uğraştığımı sorduğunda “ekosistem iş modelleri üzerine çalışıyorum” demiştim. O da bana “evet çok iyi biliyorum. Ben de çalıştığımız bahçelerdeki doğal ekosisteme özen gösteriyorum” dedi. Doğrusu çok da zamanım olmadığından tam olarak neden bahsettiğimi anlatamadan “harika” diyerek orda kapamıştım konuyu.

Alibaba 2014 yılında halka açılırken borsaya sunduğu dokümanda ekosistem kelimesini 160 kez kullandı. Tüm teknoloji devleri artık iş modellerini bu kelime ile tanımlıyor. iPhone’un aslında en değerli yeniliği onu destekleyen ekosistemi.  Artık bu kavram teknoloji devlerinin dışında birçok sektörde hayatımıza girmeye başladı.  Dijital ekonominin temel kavramlarından biri olarak giderek daha da kökleşecek bir kavramdan bahsediyoruz. Zira bilgi ve iletişim teknolojileri tüm bireyleri güçlendirmeye ve bilgilendirmeye devam ediyor. Tüketici ihtiyaçları giderek daha bireyselleştirilmiş ve daha komplike hale geliyor. 

Doğa bilimlerine ait olan bu kavram iş dünyası tarafından 1990’lı yıllardan bu yana kullanılmaya başlandı. Geleneksel sistemlerde ve şirketlerde ürünler bir şirket tarafından üretilir ve tüketiciye satılarak gelir elde edilirdi. Dijital ekonomi ile hayatımıza giren bu yeni paradigmada ürünler bir platform etrafında birleşmiş, hem birbirine destek olan, hem de birbiriyle yarışan takımlar ve şirketler tarafından hazırlanıyor ve tüketiciye ulaştırılıyor.

iPhone’da kullandığımız uygulamalar Apple şirketi tarafından bize sunulmuyor. Bu uygulamalar Apple dışındaki şirketler tarafından geliştirilmiş ancak tüketiciye Apple platformunu kullanarak ulaştırılan uygulamalar. iPhone bu ekosistem sayesinde kullanıcılarına bütüncül bir deneyim sunabiliyor. İşte ekosistem iş modelleri tam olarak bunu sağlıyor.

Bilgi ve iletişim teknolojileri ile daha güçlü ve bilinçli hale dönüşen tüketici için, bir platform etrafında birleşen birden fazla şirket daha zengin deneyim sunabiliyor.

Buradaki önemli noktalardan biri; bu yeni paradigmada ekosistemi oluşturan platformun büyük bir farkındalık yaratan bir yeniliği ortaya koyması. Bu yenilik platformun, ekosistemin yaratacağı değerden daha çok pay almasının yolunu açıyor. İkinci önemli konu ise ekosistemin diğer üyelerinin kolaylıkla değiştirilebilir olması – bu haliyle platformu ve ekosistemin ana kurucusunu daha da güçlendiriyor.

Dijital ekonominin en büyük dinamiklerinden biri aslında ekosistem bazlı iş modelleri. Çünkü tüketiciyi doğru şekilde çözümlemek, en iyi ürünü üretmek ve en iyi deneyimi sağlayabilmek tek bir şirketin başarabileceği bir konu olmaktan çıkıyor.

Yazının devamı...

Dijital ekonomide “iş” tanımı

26 Eylül 2018

Aynı soruyla 2-3 saat süren tv programları çıkarabiliyorlar. Katılan aklı başında birçok konuk da aslında konuyu “yahu daha orada değil bu teknoloji 100 – 200 yıl sonra belki” ye getiriyor. Ama gelin görün ki yapay zekâ öyle bir canavara dönüştürüldü ki, konuşulması gereken geleceğin işlerinin nasıl şekilleneceğini konuşamıyoruz. 

Çok az kişi dijital ekonominin iş tanımını tam olarak nasıl değiştirdiğinin farkında. Dijital ekonomide hepimizin mühendis olması mı gerekiyor?

Hepimizin yazılımcı mı olması gerekecek veya dizaynır mı olması gerekiyor?

Bence hiçbiri.

Dijital ekonomide insanların büyük bir çoğunluğu birçok konuda servis sağlayabilir hale gelecek. Bazıları bunu “proximity” servisleri olarak da isimlendiriyor. Bu sadece hayatınız boyunca sürekli kendinizi yenilemenizden ibaret bir dönüşüm değil. Daha farklı beceri gerektiriyor. Derinden farklı bir eğitim yaklaşımı ve hukuki çerçeve gerektiriyor.

Biliyorsunuz Carlota Perez’in teorilerini bu köşeye sürekli taşıyorum. Carlota’nın gündeme getirdiği “tekno-ekonomi paradigma” işin doğası konusunda da bize iyi fikirler veriyor.

Örneğin 20. Yüzyılın tekno-ekonomi paradigmasına göre değer yaratmanın en iyi yolu:

piramit şeklinde yapılandırılmış bir organizasyonda,

Yazının devamı...

Dijital ekonomide “iş” tanımı

25 Eylül 2018

Çok az kişi dijital ekonominin iş tanımını tam olarak nasıl değiştirdiğinin farkında. Dijital ekonomide hepimizin mühendis olması mı gerekiyor?

Hepimizin yazılımcı mı olması gerekecek veya dizaynır mı olması gerekiyor? Bence hiçbiri.

Dijital ekonomide insanların büyük bir çoğunluğu birçok konuda servis sağlayabilir hale gelecek. Bazıları bunu “proximity” servisleri olarak da isimlendiriyor. Bu sadece hayatınız boyunca sürekli kendinizi yenilemenizden ibaret bir dönüşüm değil. Daha farklı beceri gerektiriyor. Derinden farklı bir eğitim yaklaşımı ve hukuki çerçeve gerektiriyor.

Biliyorsunuz Carlota Perez’in teorilerini bu köşeye sürekli taşıyorum. Carlota’nın gündeme getirdiği “tekno-ekonomi paradigma” işin doğası konusunda da bize iyi fikirler veriyor.

Örneğin 20. Yüzyılın tekno-ekonomi paradigmasına göre değer yaratmanın en iyi yolu:

Piramit şeklinde yapılandırılmış bir organizasyonda, bilimsel veriler ışığında, çok geniş bir müşteri kitlesine hitap eden, standardize olmuş ürünler üzerinde çalışmaktı.

Eğer babanızın veya sizin işiniz bu şekilde yapılandırılmış ise muhtemelen iyi kazanç sağladınız. Bu şekilde yapılandırılmış bir iş ayrıca ekonomik olarak kendinizi her zaman güvende hissetmenizi sağladı.

Yazının devamı...

İngiliz Newton Fonu Türkiye’de inovasyonu anlamak istiyor

18 Eylül 2018

Öte yandan Ankara’da dijital çözümler üreten teknoloji şirketinin sahibi Umut Bey 2000’li yılların başında oldukça yüksek bütçeler harcayarak Mısır’dan tutun Suriye, Irak ve İran da dahil olmak üzere tüm komşu ülkelerde uzun uğraşılar sonrası distribütörler ağı kurmuş ve onlarla çalışarak şirketini büyütmüştü. Ancak hepimizin de bildiği gibi Türkiye’nin Mısır’la bozulan ilişkileri sebebiyle Mısırlı distribütör aniden ortadan kaybolmuştu. Irak’dakiler işe devam edemeyeceklerinin haberini vermişti. Suriye’deki distribütör yolda giderken bir bombanın hedefi olmuştu. Bugün sadece İran’daki distribütörü vardı ancak o da İran’dan para gönderemiyordu.

İngiltere’nin Newton Fonu bünyesinde başarılı bir proje yürüten TDEB ekibi ile İzmir Ankara ve İstanbul’daki girişim ve KOBİ’lerle bir araya gelme imkânım oldu geçtiğimiz aylarda. Bu program Türkiye ve İngiltere arasındaki inovasyon bazlı ilişkileri güçlendirmek üzere tasarlanmış bir program. Amaç başarılı şirketlerin İngiltere’ye açılmalarını sağlamak. Orada müşteri, arge ortaklığı gibi atılımlarda bulunmalarına destek olmak.

Bu program sırasında KOBİ yöneticileri ve girişimcilere karşılaştıkları en büyük sorunları sorduk. Benim birebir gözlemlediğim en büyük sorun şirketlerin komşu dış pazarlarını tek tek kaybediyor olmasıydı. Yukarda anlattığım Umut Bey ve Tricia’nın hikayeleri ile birebir aynı hikayeleri duydum neredeyse.

Aynı çalışma sırasında şirketlerin hızla kaliteli yazılımcıları yurt dışına kaybettiğini de duyduk. Yazılımcılar Türkiye’de kendilerine imkân sağlanamamasından şikayetçiydi. Girişimcilerin bir diğer büyük sorunu ise doğru yatırımcıların sayısının çok az olmasıydı. Eh, bunu ben kendim de 6 yıl önce net olarak görmüştüm.

Yazının devamı...

#TurkeyInternationalBlockchainWeek Ne zaman?

11 Eylül 2018

Singapur Blockchain Week veya Korea International Blockchain Week gibi…

Geçen hafta Berlin Blockchain Week bünyesinde düzenlenen toplantıların bazılarından davet aldım. Gidip katıldım. Toplantılara katılanlar hem bu teknolojiyi yaratan mühendisler ve yazılımcılar, hem de yatırımcılardı. Yatırımcılar arasında sadece bireysel değil, büyük kurumsal yatırımcı temsilcileri de vardı. Görünen o ki blockchain teknolojisi sadece küçük bir grubun takip ettiği bir fenomen değil artık.

Bu toplantılara ilgi o kadar yüksek ki, halka açık hemen hemen her toplantının biletleri zaten bitmişti. Birçok toplantıda sadece davetiye ile katılımcılar ağırlanıyordu.

Dünyanın dört bir köşesinden blockchain teknolojisi üzerinde çalışan birçok girişimci yazılımcıyı dinlemek herkese ilham verdi.

 


Yazının devamı...

Dijital İpek Yolu ve Türkiye – 3

4 Eylül 2018

Askeri ve kültürel tarafları da olan, Avrasya için kilit bir oluşum. Çin yeniden önem kazanmaya başlayan Avrasya oluşumunda da siber gücü elinde bulundurarak, global süper güç olma yolunda ilerliyor.

2015 yılından önce ABD, Kanada ve Almanya’da hem kamu hem de özel organizasyonlara Çin kökenli siber saldırılar yoğundu. Obama yönetimi bu siber saldırılara son vermek için Çin yönetimi ile yaptığı uzun görüşmeler sonunda, 2015 yılında karşılıklı siber saldırıları durdurma konusunda bir anlaşma imzaladı. Aynı anlaşmaya Kanada, Almanya ve İngiltere de katılmıştı. Bu anlaşmanın imzalanmasının ardından siber saldırılar yavaşladı. Ancak birçok Çin uzmanı bu yavaşlamanın sebebinin imzalanan anlaşmadan ziyade, Çin ordusunun siber güçlerinde yeni bir yapılanmaya gidiyor olması olduğuna işaret ediyor. Bu yeni yapılanma ile birlikte teknoloji ve sanayi casusluğunun da şimdi ordu bünyesindeki daha sofistike ekiplerle gerçekleştirileceği yönünde duyumlarımız var.



Geçen hafta bahsettiğimiz gibi Çin küresel Internet standartlarının belirlenmesi konusunda güçlü söz hakkına sahip olmak için çaba harcıyor. Bu sadece Birleşmiş Milletler veya diğer uluslararası toplantılardaki girişimlerinden de ibaret değil. Çin’in Wuzhen şehrinde düzenlenen Dünya İnternet Konferansına geçtiğimiz yıllarda Apple ve Google liderleri de dahil olmak üzere tüm küresel teknoloji liderleri katıldı.

Yazının devamı...

Dijital İpek Yolu ve Türkiye – 2

28 Ağustos 2018

Çin diğer Doğu Asya devletlerinin yaptığını yapıyor. Geçen hafta dünya medyasında da yer bulan Apple’ın 25 bin uygulamayı Çin’de devletin uyarısı ile Appstore’dan kaldırması haberi, bize bir kez daha Çin’in tam gaz yeni doğan dijital ekonomisini nasıl dikkatle koruduğunu gösterdi.

PEKİ BAŞKA HANGİ YENİ TEKNOLOJİLERE YATIRIM YAPILIYOR?

Çin 2015 yılında ülkede kullanılan mikroçiplerin 2025 yılına kadar yüzde 70’inin milli üretim olması yönünde bir karar aldı. Bu karar doğrultusunda yerli ve yabancı şirketlere Çin’de gerçekleştirecekleri ARGE ve üretim için 2015 yılından bu yana önemli finansal teşvikler sağlandı.  Öte yandan Çinli tüketici yerli ve milli ürünlere yöneltildi.

Çin’de ileri mikroçip dizayn ve üretimi için önümüzdeki on yılda ARGE için 150 milyar dolar ayrıldı.

Yarı iletken (semiconductor) ve ileri mikroçip teknolojilerinde Çinli şirketler 2013 ile 2016 yılları arasında 27 ABD şirketini satın alma girişiminde bulundu. Bu yaklaşık 37 milyar dolarlık bir harcamaya karşılık geliyordu. Ancak tabii ki ABD devleti bu satışların birçoğuna izin vermedi. 2000 yılı ile 2013 yılı arasında 214 milyon değerinde toplam 6 satış gerçekleşebildi.

Kuantum Bilişimi (quantum computing) kuantum mekaniği prensiplerini kullanarak aynı anda birden fazla hesaplama gerçekleştirebilen kritik bir teknoloji. Kuantum bilişiminde alınan yol özellikle askeri ve istihbarat alanlarında Çin’in önünü açacağa benziyor. Bu yeni teknoloji ile Çin istihbaratının yüksek güvenlikli ve tüm geleneksel istihbarat uygulamarını aşan bir yapıya dönüşmesi söz konusu olacak.

Kuantum bilişimi tabii ki büyük bir ekonomik potansiyele de sahip. Üretimden veri analitiğine  kadar geniş yelpazede ilerlemelere yol açacak bir teknolojiden bahsediyoruz. 2016 yılında Çin dünyanın en uzun kuantum kriptografik iletişim hattını Beijing ile Shanghai arasında oluşturdu.

Çin’in kuantum bilişimi için nasıl bir ARGE bütçesi ayırdığı bilinmiyor. 2017 yılında çıkan bazı haberlerden anlıyoruz ki Anhui bölgesindeki Hefei’de 37 hektarlık bir alanda 10 milyar dolarlık bir Milli Kuantum Bilimi ve Uygulamaları ARGE merkezi açılması planlanıyor.

Yazının devamı...

Dijital İpek Yolu ve Türkiye – 1

21 Ağustos 2018

Öte yandan Çin artık İnternet’in gücünün çok iyi farkında. Çin süper değil, siber süper güç olmayı hedefliyor. Bu hedefin dört temel dayanağı var:

 

1- Yıkılmaz bir siber güvenlik sistemi

2- Küresel İnternet standartlarının oluşmasında ve kontrolünde daha büyük söz hakkı

3- Çok daha fazla sayıda küresel Çinli teknoloji şirketinin yaratılması

4- Yüksek teknolojide dünya liderliği

 

Eğer Çin tüm bunları elde ederse, İnternet daha Çinli olacak.

Yazının devamı...