"Şahver Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Şahver Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Şahver Kaya

Geleceğin teknolojistlerine yatırım

21 Kasım 2017

12 – 15 yaşlarında hayatı sorgulayıp anlamaya çalıştığı o en zor ergenlik döneminde, evde bulduğu derin felsefe kitaplarını karıştırmaya başlar. Nietzsche veya Schopenhauer gibi felsefeciler ona çok karanlık ve negatif gelir. Hatta bir noktada her şey anlamını yitirmeye başlar gibi olur … Karşısına Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi isimli pozitif bir bilim kurgu romanı çıkar.

Bu kitap o genç adama doğru soruların doğru cevaplardan daha önemli olduğunu öğretir.

Bu genç daha sonra lise yıllarını büyük insanların yaptığı büyük keşiflerin hayaliyle geçirir.

Büyük hayalleri ve derin merakı olan birçok genç gibi üniversitede okumaya karar verdiği bölüm fiziktir.

O genç adam bugün dünyanın en heyecanlı projelerine, büyük maddi ve manevi riskler alarak imza atan Elon Musk’dan başkası değil.

Çocuk Musk, ilgi alanına giren kitap ve ortamlara erişimi sayesinde doğru sorularla, doğru hayalleri kurabilmiş bir girişimci bugün.

Musk’ın sürpriz Ankara ve Anıtkabir ziyareti ve sosyal medya paylaşımları ülkemizde onu daha bilinir hale getirdi. Doğrusu iki yıl önce Musk gibi Güney Afrika kökenli olup artık Amerika’da yaşayan Ashlee Vance tarafından yazılan Elon Musk biyografisini okuduğumda, acaba çocukluğunda Atatürk’ün hayatını okumuş olabilir mi diye merak etmiştim. Zira Atatürk bilimi içselleştirmiş bir deha, “Bilime göre İnsan” (Büchner), “Geleceğin Toplumu” (Grave) gibi kitaplar, okuduğu kitaplar listesinde karşımıza çıkıyor.  Anıtkabir ziyareti sonrası sosyal medya paylaşımları Musk’ın Atatürk’ü gençliğinde okumuş olabileceği konusunda beni haklı çıkarmıyor mu?

Yazının devamı...

Dijitalizasyonun elit kadroları

14 Kasım 2017

Borsa’da işlem gören büyük bir teknoloji şirketinin Genel Müdür’ü son gün gerçekleşen panelde Çin’in teknoloji konusunda Amerika’yı hızla geride bıraktığını söyledi ve “derin endişelerini” paylaştı. Dijital Ekonomi’de söz sahibi olabilmek için hem yüksek kalite eğitim, hem de kaliteli mühendislerin yetişmesi çok önemlidir diye de ekliyordu.

Bende buradan yola çıkarak hem Çin’deki lider kadronun eğitimini öğrenmek, hem de Türkiye’nin dijital ekonomi için nasıl hazırlandığını anlamak üzere Türk üniversitelerinin dünya sıralamasındaki yerlerine baktım.

Çin büyük bir fenomen. İletişim ve Bilgi Teknolojileri (IBT) devriminin başladığı günden bu yana yaklaşık 40 yılda 100 kat kalkınmış bir dev. Bu fenomenin temel dinamiklerini çok iyi irdelemek gerekiyor. Zaten katıldığım tüm konferanslarda konu dönüp dolaşıp buraya geliyor.

Geçen haftaki konferansta konuşmacının argümanının temeli de Çin devlet yönetiminin teknolojiyi çok iyi içselleştirmiş olmasıydı. Hatta üst yönetim tabakasında aralarında MIT, Stanford mezunlarının bile var olmasıydı. Aynı konuşmacı, bunun karşısında Amerikan Senatosu’nda sadece bir senatörün teknolojiden anladığını ve sadece bu senatörün teknoloji konusunda anlamlı bir şekilde konuşabildiğini söylüyordu. Devletin bu eksikliğinin ülkeyi geride bıraktığını ve bırakmaya da devam edeceğini de ekliyordu, sanki dinleyenleri yeterince endişelendirmemiş gibi!

ELİT MÜHENDİSLER

Bende ilk fırsatta araştırmamı yaptım. Çin’i uzun dönemdir bilen ve takip eden birini bulmalıydım. 1972 ve 1980 yılları arasında Çin’de ticaretle uğraşmış, Boston’dan yakın tanıyıp çalıştığım Kenneth Morse’a sordum. Kenneth bugün Avrupa’dan Japonya’ya küresel şirket Genel Müdürleri’nin başvurduğu vizyoner bir teknolojist ve strateji danışmanı. Kenneth’e Çin’deki yöneticilerin profilleri 1972’den bu yana nasıldı dediğimde bana kısaca “Tüm bu yıllar içinde Çin her zaman elit mühendisler tarafından yönetildi” dedi.

Daha sonra Çin’in şu andaki liderlik kadrolarına baktım. Küresel üniversite sıralamasında ilk 5’de yer alan üniversitelerde (MIT, Stanford, Harvard, Caltech ve Cambridge) eğitim almış kişi sayısı 3’den fazla değildi. Belki de geçen haftaki konuşmacı kadar endişelenmeye gerek yoktu Silikon Vadisi için. 

Yazının devamı...

Bak şu Almanların yaptığına!

7 Kasım 2017

Merkel’in olası ortakları Hristiyan Demokrat Birlik partisi, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti olarak görünüyor.

 

Siyasi görüş olarak son derece farklı kökleri olan bu 4 parti, koalisyon görüşmelerindeki konuları önceliklendirdi.

 

Bu listenin en başındaki konulardan biri Almanya’nın her karış toprağına yüksek hızlı İnternetin, yani fiber ağların ivedilikle götürülmesi ve Almanyanın dijitalizasyon konusunda ivme kazanması.

 

Aceleleri mi var derseniz?

 

Yazının devamı...

“Daha çok ve daha büyük işler yapma mecburiyet ve azmindeyiz.”

31 Ekim 2017

Türkiye hala 100 yıl öncesinin iç meselelerini çözmekle meşgulken, başka ülkeler ve insanlar almış başlarını gidiyorlar!

*

Global platformlarda bugünlerde bir büyük sorun konuşuluyor.

Bahsedilen büyük değişim ve dönüşümden faydalanamayan insanlar çoğunlukta.

Bu oluşan yeni servete erişemeyen büyük bir grup var.

Ülkemizde gelir dağılımındaki eşitsizliğin son yıllarda giderek artıyor olmasının birçok sebebi var. Bu konuda onunla direk olarak bağlantılı değil mi?

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin erişilebilirliği kadar, bu teknolojileri kullanabilecek ve yararlanabilecek kişilerin sayısının artması da önemli.

**

Yazının devamı...

İntihar Eden Robot

24 Ekim 2017

Geçen temmuz ayında bir alışveriş merkezinde Steve adındaki robot kendini bir havuza atıp boğuldu. Hem de geride hiçbir not bırakmadan!

Bu olayın ardından sosyal medya da bir kişi “Bize uçan araba sözü verilmişti, ama elimizde intihar eden robotlar var” şeklinde anlamlı bir paylaşım yaptı…

 

Yapay zeka hayatımızdaki hemen hemen herşeyi etkileyecek bir teknoloji. Bu konunun en önemli uzmanlarından Andrew Ng yapay zekayı elektriğe benzetiyor. Elektrik enerjisi nasıl her şeyi değiştirmişse, yapay zeka da aynı şekilde insan oğlunun hayatına derin bir değişim ve dönüşüm getirecek.

Elektriğin ilk ticari kullanımı 1870’lere dayanıyor. Türkiye’nin elektrik enerjisi ile tanışması ise 1902 yılı.  1970 yılına gelindiğinde Türkiye’de elektriklenmiş köy sayısı hala SADECE yüzde 7’lerdeydi.

**

Yapay zeka olarak bilinen teknolojinin altyapısı makine öğrenmesine dayanıyor. Bu büyük bir ivme ile büyüyen bir alan. Şu anda yapay zeka konusunda eğitim almış yeterince insan yok.

5 yıl önce Stanford Üniversitesi’ndeki makina öğrenmesi dersinde 40 öğrenci ve 5 asistan vardı. En son duyduğuma göre bugünlerde aynı derste 400 öğrenci ve 40 asistan var.

Yazının devamı...

Avusturya’daki seçimler ve servitizasyon

17 Ekim 2017

31 yaşında yeni bir lider seçtiler.  Bu genç lideri Dış İşleri Bakanlığı yaptığı dönemden tanıyoruz aslında. Bu köşede bizim odağımız dijital ekonomi olduğuna göre, kısaca dijital ekonominin bu seçime nasıl yansıdığına bakalım.

Avusturya son beş yıldır artan işsizlik oranlarının önüne geçemiyor. Toplumdaki en büyük rahatsızlık bu. Dijital Ekonomi ve Toplum Endeksi’nin 2017 AB sıralamalarına baktığımızda, Avusturya’nın sıralamanın alt kısımlarında yer almamasına rağmen, dijital dönüşümde durağan bir konumda olduğunu görüyoruz.

Dijital ekonomiye toplumunu hazırlayamayan eski liderler, daha yüksek ivmeli dönüşüm sözü veren genç bir hareket ile yer değiştirmişe benziyor Viyana’da.

**

Dijital dönüşüm önünde duran her şeyi ezip geçiyor. Sadece Avusturya hükümeti değil, Fortune 500 listesindeki şirketler de dayanamıyor bu fırtınaya.

2000 yılında Fortune 500 listesinde olan şirketlerin yüzde 52’si bugün ya iflas etti ya da satın alındı.

Elli yıl önce Fortune 500 listesindeki bir şirketin ömrü

Yazının devamı...

Kahvenin İnovasyon Tarihi

10 Ekim 2017

Kahveyi Avrupa’ya götüren de biz Türklerden başkası değildir. 1683 yılındaki Viyana Kuşatması ertesi onlarca, belki de yüzlerce çuval kahve çekirdeğini Viyana kapılarında terk etmişiz. Viyanalılar da kahve çekirdeklerine bakıp “yahu olsa olsa deve yemidir bu” demişler ve çuvalları atmaya koyulmuşlar.

Türkleri bilen bir Avusturyalı girişimci tüccar çıkmış “ben hepsini alayım” deyip kalan kahveleri toplamış. Viyana’da bir dükkân açmış. Bu dükkân gayet ilgi gören bir mekâna dönüşmüş. 16 yıl sonra 1699 yılında Osmanlı’nın Paris Sefiri Türk kahvesini Paris’in önde gelenlerine ikram ederek kahvenin Türk kahvesi olarak Avrupa’da hızlıca yaygınlaşmasına destek olmuş. Bu dönemde kahve “kahve” olarak bilinmez, “Türk kahvesi” olarak bilinirmiş.

KAHVE TARİHİNDE İKİNCİ İNOVASYON: TEKNOLOJİ

1908’de başlayan kalkınma dalgası ve 1929-1943 arasındaki finansal gerilemenin ardından İtalyanlar bir kahve makinası icat ederler. Bu makinanın yaptığı kahve de “espresso”dur. Yeni teknolojinin yardımı ile yeni bir ürün geliştirmiştir İtalyanlar. Daha sonra süt de kullanılarak Avrupa’da yeni kahve ürünleri geliştirilmeye devam edilir.

KAHVE TARİHİNDE ÜÇÜNCÜ İNOVASYON: MÜŞTERİ DENEYİMİ

Daha sonra İtalyanlar’ın geliştirdiği espresso’dan ilham alan bir başka girişimci Seattle’da 1971’de açılmış bir kafeyi satın alır ve 1987’den itibaren onu “ev ve iş sonrası bir insanın hayatındaki üçüncü mekan” olarak konumlandırır. 4 dolara yani yaklaşık 15 liraya satmaya başlar bir sütlü espresso kahvesini! Marka zaman içinde “insan ruhuna ilham verme” misyonunu edinir. Bu marka bugün 65 ülkede 21,000 şubede müşteriyle buluşuyor.  Yaklaşık 80 Milyar dolarlık bir pazar değerine sahip.

Yazının devamı...

Genç mühendislerin ilk tercihi o şirket!

3 Ekim 2017

19. yüzyılda Amerika bunu yapmıştı. 21. yüzyılda Çin bunu yapıyor.

O halde en temel soru şu: Türkiye’de başarılı bir kalkınma hamlesi ve sıçrama için ileri teknoloji üretme kapasitemizi nasıl artırabiliriz? Bunun için lokomotif sektör hangisi olacak?

GENÇLERİN İLK TERCİHİ

Çevik ve hızla kalkınmış toplumların bir kısmında lokomotif sektörün savunma sanayi olduğunu görüyoruz. Aselsan, Tusaş, Roketsan, Havelsan ve Makina ve Kimya Endüstrisi gibi savunma sanayi şirketlerimizin son yıllarda giderek yükselen küresel bilinirliği, artan ciroları, Türkiye’de lokomotif sektörün savunma sanayi olabileceğini düşündürüyor.

Bu sektör ülkemizde en çok Ar-Ge mühendisini istihdam eden sektör olarak öne çıkıyor. Bu sektördeki şirketlerin Ar-Ge harcamaları diğer tüm sektörlere göre çok daha yüksek. Türkiye’de üniversitelerle yakın işbirliği içinde olan yegane sektör.

Belki de en büyük gösterge, bugün üniversiteden mezun olan genç mühendislerin ilk tercihinin küresel Defense News TOP 100 listesinde giderek yükselen şirketimiz ASELSAN olması.

ASELSAN Araştırma Merkezi videosunu yazının sonuna ekledim. Mutlaka izleyin.

 

Yazının devamı...