"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Güven sorunu yüzünden evlenmekten kaçıyor

23 Şubat 2017

Aslında tanışıklığımız bir yıl öncesine uzanıyor. Tanışma hikayemiz o kadar güzel ki resmen evren bizim bir araya gelmemiz için olabilecek en güzel senaryoyu ve olasılıkları oluşturmuş.
İlişkimiz de çok güzel gidiyor. Her şeyi rahatça konuşabiliyoruz...
Ben bilişim uzmanıyım. Tanınan ve işinde başarılı biriyim. Yaşam kalitemizi artırmak için büyük projelerle uğraşıyorum. Genç beyinlere, ücretsiz yazılım eğitimleri veriyorum. Geçinmesi kolay bir insanım. Karşımdaki kişinin birey olduğunun farkında olan bir gencim, yaş gözetmeksizin...
Sakin, sabırlı bir kişiliğe sahibim. Yanlış veya doğruyu her zaman anlatırım, çekinmem.
Kavgacı hiç değilim. Karşımdaki insanla empati kurarım.
Öyle “şununla görüşme, böyle yapma” gibi baskılarım olmaz. Ayrıntılara dikkat eden bir insanım. Kız arkadaşımınsa güven sorunu var. Doğal olarak bu durumda evliliğe sıcak bakmıyor. En baştan evlenme konusunu konuştuk. Henüz hazır olmadığını, hemen evlenmeyi düşünmediğini söyledi.Ben de kendisine “Tabii, sonuçta bu iki kişinin alacağı bir karar ve seni istemediğin bir duruma asla sokmam. Ne zaman kendimizi hazır hissedersek o zaman tekrar konuşur, karar veririz” dedim.
Zaman geçtikçe ailesinden birçok kişiyle tanıştım. Yakın akrabaları dahil... Ben de onu kız kardeşimle, daha sonra annemle tanıştırdım. Ardından annelerimiz görüştü.
Annem çok iyi bir insandır. Hiçbir zaman gelin gözüyle bakmaz, hep “kızım” der ona. Mesela abim evli, yengemle arası çok iyi, hiçbir sorun yaşamazlar. Aynı şekilde kız arkadaşımı da çok seviyor. Ailelerimizin çok iyi anlaşacaklarına da eminim.
Sonuçta sağlam bir evliliğin temelinde ailelerin birbiriyle anlaşması var. Bunun farkındayım.
Sürekli kızlarla çıkmaya meraklı biri olmadım hiç.
Kız arkadaşıma her şeyi konuşabileceğimizi, çünkü aramızda bir sorun varsa bunu konuşarak ve birbirimizi anlayarak çözebileceğimizi söylüyorum. Birbirimizi olduğumuz gibi kabul ediyoruz.
Ama kız arkadaşımda güven sorunu var. Kendisi çevresinde gördüğü şeyler ve yaşadığı olaylardan dolayı erkeklere güvenemiyor.
Başına tatsız bir şey gelirse yıkılmak istemediği için hep savunma halinde... Ne kadar konuşsam da fayda etmedi.
En son “Ben gözlerimi bu dünyaya kapattığımda düşüncelerinin ne kadar yanlış olduğunu anlayacaksın” dedim.
“O zaman da ‘Hata yapmışım böyle düşünmekle’ derim. Ve bu benim hayal kırıklığım olur” diye cevap verdi.
İlişkimizde herhangi bir sorunla karşılaşsak hemen bırakıp gidecek gibi... Sorumluluk almaktan korkuyor.
Ona sevgimi, güvenimi her şekilde gösteriyorum. Ondan ayrı kaldığım her saniye, her dakika özlüyorum.
Kız arkadaşımı çok seviyorum. Bu durumu nasıl çözebilirim? Lütfen bir akıl verin...
◊ RUMUZ: Sevmek yetmiyor

YANIT

Sevgili oğlum, senin
gibi bir delikanlıyı bu devirde bulmak gerçekten çok zor, sevdiğin kız ise bunun farkında değil sanırım. Senin gibi dürüst, başarılı, aklı başında, kendini gençlere, işine ve ülkesine adamış, ayrıca sevdiği kıza da böylesine bağlı bir genç adamı tanıdığı için ne kadar şanslı. Ama sanırım onun takıntıları, sorunları var. Psikolojik
olarak o kadar rahat
biri değil.
Bu güvensizliği daha önce yaşadığı ya da çevresinde yaşanan birtakım ciddi sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Eğer seninle evlenmekten kaçınıyorsa, eminim bir başkasıyla asla evlenemeyecektir.
Bu yüzden acaba bir süre kendini biraz çeksen mi diye düşündüm. Üzerine çok fazla düşmesen mi, ona sensiz olmanın nasıl bir duygu olduğunu anlatmak için uzak mı kalsan biraz... Her zaman aramaktan, her gün görüşmekten bir süre için kaçınsan mı mesela?
Seni her an yanında görmeye, hep senin sevginle sarılmaya alışmış bir genç kızın bu durumda biraz düşünmek zorunda kalacağına eminim. Ama bu durumun risk taşıdığını da aklında bulundurmalısın. Karar senin.

EŞİMİ NASIL EĞİTEBİLİRİM

Sevgili Güzin Abla, ben iki aylık evliyim. Eşime hiçbir şeyi anlatamıyorum, öğretemiyorum.
Acaba diyorum, ben mi yanlış biliyorum.
Örneğin yemek pişirirken ocağı sonuna kadar açıyor.
Tavaların, tencerelerin kulpları hep yanık. Ona ocağı az açmasını söylüyorum, “Ocak kullanmayı senden mi öğreneceğim?” diye tersliyor.
Yemek yapıyor. Bir litre yağ, iki hafta gitmiyor. Yemeklere çok yağ koyuyor. “Beni kalpten götüreceksin, biraz az koy” diyorum. “Evin kadını benim, ne kadar yağ koyacağımı bilirim” diyor.
Tabakları eviyeye koyuyor, hem de en ucuna koyuyor. Geçerken çarpıp düşmesi işten değil.
Yemek yaparken tencereleri normal çorba kaşığı ile karıştırıyor. Yemekleri yemek kaşığı ile koyuyor. Yumurtayı spatula ile değil çatalla servis yapıyor, karıştırıyor.
“Canım tahta kaşık kullan” diyorum. “Senden mi öğreneceğim?” diyor.
Bu ve benzeri bir sürü yanlış yapıyor. Bunları ben yanlış biliyorsam, susayım. Yok eğer ben doğru biliyorsam, ona nasıl anlatayım?
◊ RUMUZ: Yanlış mı doğru mu

YANIT

Sevgili oğlum, sen eminim bir süre bekar hayatı yaşamış, annesinden de mutfak işlerini iyi öğrenmiş bir genç adamsın. Bütün bu anlattıkların gerçekten doğru.
Ama genç bir hanım her zaman bu kadar bilgili olmayabilir. Çünkü sonuçta iki aylık evlisiniz. Yeni evli genç bir hanım mutfak ve yemek işlerini evlenmeden öğrenmemiş olabilir. Bu biraz da annesinin ona öğretip öğretmemesine bağlı tabii.
Kadınlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar, eşlerinin mutfağa girip onları tenkit etmesinden nefret eder.
Yaptığı ufak tefek hataları yüzüne vurmandan, sanki sürekli onda kusur arıyor gibi davranmandan hoşlanmıyor, bu yüzden de seninle zıtlaşıyor belli ki...
Ona karşı daha anlayışlı olabilirsin. Tenkit etsen de bunu pek belli etmeden, biraz taktik kullanarak yapmalısın.
Ona biraz zaman tanı. Kadınlar yemek yapmayı, ev işini küçük yaşta öğrenecek diye bir kural yok.

Yazının devamı...

Eşim benimle sevişmekten kaçınıyor

22 Şubat 2017

Eşimle üniversite yıllarımızın sonunda tanıştık. Sonrasında flört, isteme, nişan ve nikah...
Evliliğimizin ilk dönemlerinde eşim cinsel birliktelikten çekiniyordu. Bugün-yarın düzelir dedik, hekime başvurmadık. Ama bir değişiklik olmadı, sonunda bir hekim yardımıyla bu sorunumuzu hallettik.
Hemen çocuk yapmak istedik. Düşükler, tedaviler, tüp bebek denemelerimiz oldu. Sonrasında Allah nasip etti ve evliliğimizin 10’uncu yılında ilk çocuğumuz dünyaya geldi.
4 yıl sonra da ikinci çocuğumuz oldu. Keyfimize diyecek yoktu.
Ama eşim ikinci çocuğumuzun doğumundan sonra benimle cinsel birliktelik kurmaz oldu. Aynı evdeyiz ama ayrıyız şimdi. Yıllardır ayrı odalarda yatıp kalkıyoruz. Eşim elini tutmama izin vermeyecek kadar uzak benden.
Aradan bunca yıl geçmiş, bu saatten sonra hekime başvurmaya bile utanıyorum. Aslında ikimiz de üniversite mezunuyuz. Kültürlü, aklı başında insanlarız... Böyle olmaması gerekirdi.
Cinsellik uğruna çocuklarımı terk etmek istemiyorum ama böyle gitmez. Eşim yemek masasında bile yanıma oturmuyor. Abla, bize öneriniz ne olabilir?
◊ Rumuz: Bizim gibisi var mı!

YANIT

Sevgili okurum, dediğiniz doğru. Bunca yıl sonra bir doktora gidip “Biz eşimle beraber olamıyoruz” demek insana zor gelebilir. Bu yaşadıklarınıza rağmen birbirinizi seviyor olmalısınız ki, beraberliğiniz bunca yıl sürmüş.
Gerçekten çok anlayışlıymışsınız. Eşinizin ta başından beri var olan bu cinselliği reddetme durumu, belki de yaşadığı bir travmanın sonucudur. Yıllar geçtikçe, çocuklarına da kavuştuktan sonra, zaten pek hoşnut olmadığı bir yakınlaşmadan tamamen uzaklaşmış sanırım.
Kaç yaşında olursanız olun evlilik yaşamında çiftlerin cinsellikten uzak durması söz konusu olmamalı. Ama her iki tarafın da bunu aynı şekilde arzulaması gerekir.
Bu konuda saygılı ve sabırlı olduğunuzu görüyorum. Önemli olan eşinizin de aynı ihtiyacı duyması, aynı şekilde beraberliğe istekli olması... Bu sorunu her şeye rağmen yine bir uzmanla çözümleyebileceğinize inanıyorum.

3 sevgili arasında seçim yapamıyorum

Şu an hayatıma girmiş ve girmeye çalışan toplam üç kişi var.
Birisi ilk aşkım; onunla saçma bir sebepten dolayı ayrılmıştık ama zaman zaman yine birbirimizi bulduk, buluştuk, hiç vazgeçmedik. Bana söz verdi “Seni bir daha asla bırakmayacağım” diye.
Diğer yanda iki yıldır tanıdığım, beni sevmekten vazgeçmeyen biri var. Fakat bu kişiyi ben hiç görmedim, sadece fotoğraflarından biliyorum. Sanal dünyada tanışmıştık.
En sonuncusu hayatımda daha çok yeni... “Sana aşığım” diyor, beni buna inandırmak için elinden geleni yapıyor. Lütfen yardım et, üç kişinin arasında kaldım. Kalbime soruyorum, bana kesin bir şey söylemiyor. ◊ Rumuz: Seçim
yapamıyorum

YANIT

Sevgili kızım, yine şu sanal dünya, yine şu internet sevgilileri... Şu gerçekten elini bile tutmadığınız, yalan söyleyip söylemediğini bilmediğiniz kişileri sevgili gibi görmüyor musunuz, ne yapacağımı şaşırıyorum!
Tekrar tekrar anlatıyorum, ama anlamamakta ısrar ediyorsunuz.
Seni çok sevdiğini söyleyen iki gencin aşkına nasıl inanıyorsun kızım? Yüzünü bile görmemişsin, gözlerinin içine bakmamışsın. Gerçek sesini duymamışsın. Sadece fotoğraflarını görmüşsün.
Fotoğrafların o sandığın kişilere ait olup olmadığından bile emin olamazsın.
Ona rağmen bu insanların seni sevdiklerinden çok eminsin. Gerçek sevgililerinmiş gibi söz ediyorsun onlardan.
Bu arada bu hikayede tek bir gerçek var, o da ilk aşkım dediğin o genç. Belki de seni gerçek anlamda seven tek kişi.
Ama sen bu sanal dünyadaki kim olduğu belirsiz sözde aşıklarınla vakit geçirirken, onu da kaybedebilirsin.
Lütfen aklını başına topla.

Yazının devamı...

Evlenmeyi düşünmüyor diye ondan ayrıldım

21 Şubat 2017

Merhaba Güzin Abla.. Ben iyi maaşı, arabası olan, yalnız yaşayan, ev işlerinde de çok becerikli ve güzel bir genç kızım.
29 yaşındayım.
Şu ana kadar uzun süreli bir tane ilişkim oldu. Fakat evliliğin eşiğinden döndük. Daha sonraki ilişkimi iki ay önce bitirdim. 
Ayrılık sebebimiz ise evlilik. Erkek arkadaşım 30 yaşında, askerliğini yapmış.
Bir sene boyunca birbirimizi tanıdık. Birbirimizin ailesiyle bir araya geldik. Fakat o, evlilikten korkuyor. Evlilikle ilgili hiçbir bilgisi yok ve çok sosyal biri de değil. Evli olan arkadaşlarıyla da görüşmüyor.
Kendisinin benden önce psikolojik problemleri olmuş.
Her ilişkinin bir gün biteceği ve mutsuzluğa dönüşeceği inancında. Çocukluğunda anne-babasının yaşadıkları ile ilgili birkaç örnek de vermişti.
Ben bu konu ile ilgili rest çekmek durumunda kaldım.
Geleceğimi göremediğim bir insanla devam etmeyi uygun bulmadım. Fakat ikimiz de birbirimizi sevdiğimizden, ayrılık süreci zor oldu. 
Ona bir süre düşünme fırsatı verdim. Fakat şu an için evliliğe hazır olmadığını söyledi. 
Beni çok sevdiğini de biliyorum, buna eminim. Ben de onu seviyorum. Pişman olup geri dönmesi için dua ediyorum. Ama hiçbir ses yok. 
Alternatif bile sundum. Evlenmesek de nişanlanmayı teklif ettim, fakat onun için nişanlanmak ile evlenmek arasında fark yokmuş.
Ben onu beklerim beklemesine fakat ne kadar bekleyeceğimin ve bekleme sonrasında da kesin evlilik kararı alıp almayacağının bir garantisi yok. Kendi geleceğimi düşünmek zorundayım.
Sonuçta çocuk yapabilmek için belirli bir yaşa kadar şansım var.
Şu an benden hoşlananlar da oluyor ama gözüm kimseyi görmüyor. Çok üzülüyorum.
Geri dönsem onun şartlarını kabul etmiş olacağım ve evlenmeden ilişkiye devam edeceğiz.
Bu durumda ben üzülmeye devam edeceğim. Ailem ve çevremin psikolojik baskısı da var. Ama onlardan önce ben sevdiğim kişi ile yuva kurmak istiyorum.
Ne yapmalıyım sizce?
◊ Rumuz: Evlilik çağında

Kızım, bir kere bu genç adamın, ailesinin yaşadıklarından kaynaklanan bir evlilik korkusu olduğu ortada.
Bu yüzden rest çekmen hiç doğru olmamış, onu evliliğe zorlamanın anlamı yok. Sanırım henüz bir yıllık bir beraberliğiniz var. Onun sana güvenmesi için belli ki bir süreye ihtiyacı var. Ona zaman tanı.
Böyle blöf yaparak onun sana geri dönmesini bekleme. Bu gibi tavırlarla senden soğuyup, uzaklaşacaktır. Düşündüğü gibi ilişkilerin mutsuzlukla sona erdiği fikrine daha çok sarılacaktır. Eğer onu kazanmak istiyorsan, ona sevgiyle, şefkatle yaklaş.
Bütün ilişkilerin mutlaka kötü sonuçlanmayacağına inandır. Birbirinizi daha iyi tanıyıncaya kadar devam etmeyi dene. Sabırsızlık yapma.
Çocuk yapmak için neden acele ediyorsun? Henüz 29 yaşındasın. Bugün artık kadınlar 40 yaşına kadar, hatta daha sonra bile doğum yapabiliyorlar. Sen henüz çok gençsin.
Eğer bu kişiyi seviyorsan, ailenin ve çevrenin baskısına da kulaklarını tıka. Önemli olan onunla mutlu olman, birbirinizi sevmeniz. Psikolojik sorunları olsa da, mutlu bir beraberlik ona huzur verecektir.

Teyzemin kızına aşığım

Sevgili Güzin Abla, ben 21 yaşındayım. Diyarbakır’da yaşıyorum ve teyzemin kızına 7 senedir aşığım.
O da 21 yaşında ve ev kızı.
Sık sık görüşüyoruz, her şeyini biliyorum ama bana karşı bir şey hissetmediğini söylüyor. Babam cezaevinde, benim çalışıp aileme bakmam gerekiyor.
Beni istememesinin sebebinin babam mı olduğunu soruyorum, hayır diyor. Bense onsuz yapamıyorum.
Bir defa birisiyle çıktı, o kişi de evliymiş...
Ayrıldılar ama şimdi de bir başkasıyla konuşuyor. Facebook’ta tanışmış.
Sadece ben biliyorum. Bunları bilmeme rağmen yine de ona bir zarar gelmesin diye kimseye söylemiyorum.
Ona yanlış yaptığını anlatmaya çalışıyorum. Ben de ne yapacağımı bilmiyorum. Lütfen bana yardım et.
Rumuz: Umutsuz aşık

Sevgili oğlum, bu genç hanım belki de seni bir kardeş, bir abi gibi görüyor. Sonuçta teyzenin kızı... Büyük ihtimalle çocukluğunuzdan beri birliktesiniz. O sana bir arkadaş gibi tüm sırlarını anlatıyor. Ama seni bir sevgili gibi göremiyor. Bu konuda ona hak vermemek de elde değil.
Artık bu çağda akraba çocuklarının evlenmesinin ne kadar sakıncalı olduğunu herkes biliyor.
Kardeş çocuklarının evliliği gerek doğacak çocuklar açısından, gerekse psikolojik açıdan sakıncalı.
Ayrıca artık aileler de bunun bilincinde ve bu tür evliliklere pek sıcak bakmıyorlar. Üstelik bu duruma kuzenin de karşı çıkıyor.
Sana açık açık seni sevgili olarak göremeyeceğini söylüyor. Bu durumda yapabileceğin pek bir şey yok oğlum. Onu ikna edebileceğini hiç sanmıyorum.
Sen de çevrende en çok ve en sık gördüğün, yakınlık kurabildiğin tek genç kız olduğu için ona bağlanmışsın sanırım. Bak ailenin sorumluluğu omuzlarında, kendini işine ver...
Biraz çevre edin, arkadaşlarınla dışarı çık, yeni ilişkilere açıl. Sanırım başka çaren de yok.

 

Yazının devamı...

Eşim başkasına aşık oldu

18 Şubat 2017

Ben 40 yaşında bir kadınım. Çalışıyorum ve iki tane çocuğum var. Eşimle çok küçük yaşta, üniversite yıllarımızda evlendik, çocuklarımız oldu.
Erken yaşta evlenince beraber büyüdük diyebilirim. Çok zor ama aynı zamanda çok güzel 16 yılımız geçti.
Ne olduysa iki yıl önce oldu. Eşim, yanında çalışan, kendisinden 20 yaş küçük bir kıza aşık olduğunu söyleyerek bir anda evi terk etti.
Ben iki çocuğumla çok zor bir dönem geçirdim.
Üç ay sonra geri döndü ve yine düzenimiz değişti.
Bu sefer kızla ilişkisini gizlemeden sürdürdü. Çok canım yandı, katlanamam dediğim olaylara katlandım bu süreçte, yine de ondan kopamadım. Onca yılın ve evlatlarımızın hatrına gözyaşlarımı içime attım.
İnsanlar bana gurursuz dedi, bazıları acıdı ama inanın insan yaşamadan bilemiyor. Gerçekten çok zor. Eşim bu şekilde yaşanan iki aylık bir süreçten sonra kızdan ayrıldı ve biz eski günleri canlandırmaya çalıştık.
Benim günlerim eşimin bana bir sıcak sözünü ve bakışını beklemekle geçti. O da bir şeyler yapmaya çalışıyordu ama hani hissedersiniz ya, karşımdaki o eski sevgi dolu erkek değildi artık. Bir şeyler eksik, bir şeyler yarımdı...
Ve birkaç ay geçtikten sonra eşim o kızla yine birlikte olmaya başladı.
Bizi yine maddi ve manevi sıkıntılı aylar karşıladı. Ama insanın yüreğini titreten inanın bunlar değil.
Aslında çok güvendiği bir insanın ihaneti insanı hayata küstürüyor.
Zaman geçtikçe eşim o kızla toplumda sanki eşi oymuş gibi yer almaya başladı.
Ama birkaç haftadır benimle tekrar yakınlaştı. Bana sadece cinsel olarak yaklaşıyor. Bunu gizli tutmamız gerektiğini söylüyor...
Acı ama gerçek, sanki eşi o kadın, bense metresi oldum...
Ben sabırla onun bize tekrar dönmesini bekliyorum.
Eşimi çok seviyorum, onsuz bir hayat geçirmek istemiyorum...
◊ Rumuz: Sabır

YANIT

Sevgili kızım, bu ne sabırmış...
Sevgi dediğin bu durum ya takıntıysa? Adam seni açık açık aldatıyor, başka bir kızla beraber oluyor.
Nasıl bir aileyse kızın ailesi, evli barklı, çocuklu bir adamla birlikte olmasına sesini çıkarmıyor. Ve sen kızım, bütün bunlara rağmen kendinden 20 yaş küçük bir kıza kapılmış bu adamı hâlâ sevdiğini söyleyebiliyorsun. Onun dönmesini bekliyorsun.
Ne diyeyim ben sana kızım, sen de en az kocan kadar ne yaptığının bilincinde değilsin.
Ben böyle durumlarda buna sevgi değil, takıntı diyorum.

SEVGİLİMLE İLGİLİ KUŞKULARIM VAR

İki yıldır süren bir ilişkim var. Sevgilimin evinde bana ait olmayan bazı eşyalar buldum ama kendisine sormak istemiyorum. Sorsam bana yalan söyleyecek, bunu da bildiğim için soramıyorum.
Bu durum içimi kemiriyor resmen. Birlikte olmadan önce kendisine sordum, “Benden önce hiç başkası oldu mu hayatında” diye, bana olmadığını söyledi. Sonra da öğrendim ki benden önce iki, üç kişiyle birlikte olmuş. Konuştuğumuzda “Senden önceydi, anlatma gereği duymadım” diye bir açıklama yaptı.
Daha fazla üstüne  gitmedim. İkna oldum.
Ama kafamdaki kuşkular hiç tükenmedi. Şimdi de evinde başka kadınlara ait eşyalar buldum. Ne olur bana yardım et Güzin Abla, aklımı kaçırmak üzereyim.
◊ Rumuz: Kuşku

YANIT

Sevgili kızım, hemen en kötüsünü düşünme. Senden önce elbette başkalarıyla beraberliği olmuştur. Sonuçta genç bir adamın gerçek aşkı buluncaya kadar değişik arkadaşları olabilir. 

Senin göreceğini bile bile evinde kadın eşyası bulunması, pek de akla ihaneti getirmiyor.
Belki bir akrabasının aranızı bozmak isteyen bir başka kadının özellikle bıraktığı bir eşyadır.
Nasıl bir şey olduğunu söylememişsin. İç çamaşırı gibi özel bir şeyse, bilemiyorum...
Ama çok özel olmayan herhangi bir eşyaysa, kesin aldattığını işaret etmez.
Erkekler köşeye sıkıştırılmaya gelemez kızım, eğer çok fazla üstüne gidersen, zorlandığını hissederse kaçar.
Fazla kıskançlığa gelmez. Aklına her estiğinde “beni aldatıyor” diye düşünmen yanlış bence.
Sana karşı davranışlarında bir değişiklik var mı, senden uzak mı duruyor, seni giderek daha seyrek mi arıyor?
Sana sevgisi azalmadıysa, kuşkulanman yersiz.
Bu kuşku seni yiyip bitirecekse sor ona. Bakalım nasıl tepki verecek... Aşırı öfke veya tepki gösterirse, bir şeyler gizliyor olabilir.

Yazının devamı...

İnsanlığın ölmediğinin kanıtı

17 Şubat 2017

Bazen tam ümitlerimiz kırılmışken, tam da artık “insanlık öldü galiba” diye düşünmeye başlarken, bir mucize oluyor. Sanki bir anda kabus bitiyor, bulutlar dağılıyor ve insanlık yeniden doğuyor. “Hayır, insanlık ölmemiş, vicdanıyla, merhametiyle karşımızda” diyebiliyoruz.
Evet, herkesin konuştuğu, tüm televizyon kanallarının yayınladığı, başta Ömür Gedik olmak üzere, hayvan koruma derneklerinin de işbirliğiyle sosyal medyayı ayağa kaldıran minik köpek Kuyu’nun hayata döndürülmesinden söz ediyorum.
Bu olay uykularımı kaçırıyordu, o küçük yavrunun 70 metre derinlikte kurtarılmayı beklemesi, her geçen gün hayata nasıl tutunacağı düşüncesi beni korkutuyordu.
Ama çarşamba sabaha karşı mucize gerçekleşti ve köpek günlerdir o kuyunun başında çırpınıp duran insanlar sayesinde kurtarıldı.
Başta Büyükşehir ve Beykoz İtfaiyesi olmak üzere, Türkiye Taşkömürü Kurumu, AFAD ekipleri, sivil hayvan koruma örgütleri, Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencilerinin inanılmaz çabalarıyla Kuyu adı verilen yavru, düştüğü o derin çukurdan kurtarıldı. Kurtarma çabaları tam 9 gün sürdü.
Kuyu köpeği kurtaran herkesi kutluyor, çok teşekkür ediyorum. Hem bir can kurtardıkları için, hem de bir kez daha insanlık dersi verdikleri için.
Buna karşılık çok üzüldüğüm bir olayı da anlatmak istiyorum.
Kış aylarında yaşamakta olduğum Tuzla’daki sitede, geçenlerde apartman girişlerine bir bildiri yapıştırıldı. Kedi ve köpeklerin apartman girişlerinde beslenmemesi, barındırılmamasıyla ilgili... Tabii en altta da tahmin edeceğiniz gibi, uymayanlara para cezası uygulanacağı tehdidi vardı.
Tuzla Belediye Başkanı sevgili Dr. Şadi Yazıcı, her konuda takdir ettiğim ama en başta da hayvanlara gösterdiği şefkat ve ilgi nedeniyle gönlümde taht kurmuş bir siyaset adamıdır.
Ama ne yazık ki Tuzla’da yaşayan herkes onun gibi düşünmüyor.
Bu bildirinin nedenini yazmadan geçemeyeceğim.
Site maliklerinden benim gibi bir hayvansever hanım, o soğuk ve karlı günlerde apartman girişinde arka ayakları sakat bir köpeği, altına battaniye sererek barındırmak istemiş.
Bu battaniye defalarca ve her seferinde hayvanın altından alınıp atılmış. Üstüne üstlük bir de bu bildiri yayınlanmış.
Ben de yaşadığım bu sitede, kaç kez balkon altlarına kuytu yerlere halıfleksler koymuş, kedilerin bu soğukta oralara sığınarak, donmalarını önlemek istemiştim. Bu halıfleksler de hep şikayet konusu oldu ve atıldı.
Bunun üstüne yine aklıma bir hafta kadar önce, Giresun Belediyesi çalışanı yüreği sevgi dolu bir işçinin, karda üşüyen köpeğe üstündeki montu çıkarıp sermesi geldi.
“Ben bir şey yapmadım ki, herkesin böyle davranması gerekir aslında” demişti üstelik...
Dediğim gibi şükürler olsun ki, bir olumsuzluğun arkasından hâlâ insanlık ölmedi diyebileceğimiz bir olay yaşanıyor.

Yazının devamı...

Eski aşkım yıllar sonra ortaya çıktı

16 Şubat 2017

Güzin Abla, ben 22 yaşındayım. Bugüne kadar sadece iki kez ilişki yaşadım. Biri şu anda devam eden, değer verdiğim arkadaşım, diğeri bundan iki yıl önce biten, hüzünlü bir aşk hikayesi...
3 yıl kadar önce üniversite nedeniyle yaşadığım şehirden ayrılıp İzmir’in küçük bir ilçesine yerleştim. Ve orada ilk aşkımı buldum. Çok sevdim ve sevildim. Her şey o kadar güzeldi ki, hayatımın en mutlu günlerini onunla yaşadım ve günün birinde benim kaprislerim nedeniyle ilişkimiz bitti.
Hemen ardından okulum da bitince evime döndüm. Daha sonra ona ulaşmaya çok çalıştım, yokluğunu çok hissettim ama telefon numarasını değiştirmişti.
Ortak arkadaşlarımıza sordum, kimseden onunla ilgili bir bilgiye ulaşamadım. Bir süre sonra benim yaşadığım şehre taşındığını öğrendim... Yine de ona ulaşamayınca pes ettim.
Bir iş bulup çalışmaya başladım ve işyerimde şu anki erkek arkadaşımla tanıştım.
O çok iyi bir insan. Ona daha önce yaşadığım ilişkiyi anlattım. Saygı duydu. Benim için dünyanın en iyi insanı. Üzülmeyi hiç ama hiç hak etmeyen, çok dürüst ve mert bir insan...
Bir süre önce internette film, müzik indirilebilen bir siteye üye oldum. Orada diğer üyelerle de konuşulabiliyor. Bir ay önce o siteden bir kişi bana mesaj gönderdi. Sitede karşılaştığı bir sorunla ilgili fikir danışıyordu. Konuşmaya başladık. Adımı, nerede yaşadığımı sordu, ben de cevapladım ama farklı bir amacı olduğunu düşünüp konuşmayı o noktada bitirdim...
Daha sonra siteye yeniden girdiğimde aynı şahıstan bir mesaj daha aldım. “Geçen gün konuşurken beni yanlış anladınız. Adınız bana eski bir arkadaşımı hatırlattı. Özür dilerim” yazıyordu. Mesajın sonunda adıyla soyadını görünce şoke oldum. Bu oydu, yıllar önce kaybettiğim erkek arkadaşımdı.
Ona kim olduğumu söyledim. O da beni çok aramış ama izimi bulamamış... Uzun uzun konuştuk, birbirimize telefon numaralarımızı verdik.
Şimdi her gün arıyor beni ve Allah’ın onu böyle inanılmaz bir şekilde karşıma çıkarmasının bir nedeni olduğunu düşünüyorum. Ama bir o kadar da üzgünüm, onunla sadece telefonda eski günleri konuşuyor olsak da, kendimi çok suçlu hissediyorum.
Şu anki arkadaşıma hiçbir şey anlatamadım ve nasıl anlatırım bilemiyorum, ne yapacağımı da bilmiyorum. Güzin Abla, ne olur bana yardım et.
◊ Rumuz: Zor durumdayım

YANIT

Sevgili kızım, bu sadece senin karar verebileceğin bir durum. Duyguların seni yönlendirebilir. Eski erkek arkadaşını eskisi kadar yoğun bir şekilde seviyor musun? Yoksa şu anda birlikte olduğun genç adam mı ağır basıyor? Ondan ayrılırsan üzülür müsün? Onun değil, kendi açından düşün, ona acıma değil, sevgi duyuyor musun, ona karar ver. Hayatın boyunca pişmanlık duyacağın bir karar vermeden önce uzun uzun düşünmelisin. Acele etmemelisin. Bir ikilem yaşıyorsun. Burada hiç kimse senin yerine karar veremez. Bu nedenle üzgünüm, seni etkilemek istemem. 

ESTETİK YAPTIRDIM, PİŞMANIM

Sevgili Güzin Abla, benim çok eğri, kemerli bir burnum vardı. Bu durumu kompleks yaptım ve 6 yıl önce estetik ameliyatı oldum.
Sonuçtan ise çok memnun kaldım. Ameliyat yüz ifademi değiştirdi, hatta birçok kişi beni gördüğü zaman tanıyamadığını söyledi. Ameliyattan hemen sonra hayatım değişti.
İş gereği başka şehre yerleştim ve 5 yıl kaldım. Ameliyatın psikolojik sonuçlarını fazla hissetmedim ve yeni görüntümle barışık olarak yaşadım. 5 yıl sonra eski oturduğum şehre döndüm. Eski işyerimde yerde çalışmaya başladım.
Ama sorunlar da orada baş gösterdi. Herkes yüzümü incelediğini fark ettim.
Önceden insanlar burnumu görmesin diye saklanırdım, şimdi de farkı görmesinler diye saklanıyorum.
Artık estetikli bir güzel olarak görüyorlar beni.
Bense bu durumu hak etmediğimi düşünüyorum.
İş değiştirmek istiyorum ama o kadar güzel bir işim var ki, ayrılmak istemiyorum.
İş dışında gündelik hayatımda daha rahatım ama içimde öyle bir burukluk var ki, sanki doğayı bozma suçluluğu yaşıyor, beni beğenenleri kandırmışım gibi hissediyorum. Söylemek istediğim, eğer bir kaza sonucu doğal yapıları bozulduysa ameliyat olsunlar, onun dışında doğallık her zaman daha güzeldir.
Şunu da belirteyim: Aradığım güzellik değildi, sadece simetrik bir burnum olmasıydı. Evet, bu gerçekleşti, doktorum yüzüme uygun bir ameliyat yaptı.
Ama ben şu anki sonuçları kaldıramıyorum.
Sizin bu durumla ilgili düşüncelerinizi duymak isterim.
◊ Rumuz: Utanıyorum

YANIT

Sana katılmıyorum sevgili kızım. Bence aşırı bir hassasiyet gösteriyorsun... Önce burnunu beğenmediğin için acı çekiyormuşsun, şimdi de estetik ameliyat yaptırdığın için doğallığını bozduğunu düşünüp, üzülüyorsun. Herkesin bunu anladığını, sana suçluymuşsun gibi baktığını farz ediyorsun. Hayır, bence yanılıyorsun.
Ben bir insanın aynaya baktığı zaman kendini beğenmeyip, acı çekmesinin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Bugün artık estetik ameliyatlar öyle mucizeler yaratıyor ki, bu acıyı çekip, aşağılık duygusu içinde yaşamanın hiç anlamı yok.
Sen de daha önce çok mutluyken birden eski yaşadığın şehre geldiğinde nedense bambaşka duygulara kapılmışsın. Kendine haksızlık etme, hiç kimse seni suçlamıyor, kimseden de utanman gerekmiyor.
Kendi kendine kuruntu yaratıyor, mutlu olman gerekirken gereksiz yere acı çekiyorsun.  

Yazının devamı...

Sevgililer Günü’nüz kutlu olsun

14 Şubat 2017

Size elbette aşıklardan, sevgiden söz edeceğim. Bu en çok beni ilgilendiren konu elbette. Ben bu köşede sürekli sevenleri, sevilenleri, sevgiden, aşktan yanıp yakınanları teselli etmeye çalışmıyor muyum?
Belki de insanlar, kimimizin unuttuğu sevginin pırıltısını bir kez daha anımsayabilirler bu günün şerefine...
Birbirini gerçek anlamda sevenler için sevgiyi hatırlamanın tek bir günü yok elbette.
Ama yine de tüm sevgililer her yılın bu 14 Şubat’ında birbirini daha bir özlemle, daha bir önemseyerek kucaklıyor.
Bu arada aşk nedir? Yürek çarpıntısı mıdır? Emek midir? Heyecan mıdır? Seks midir?
Bunu genelde okurlarım soruyor. Birçoğu sevmekten yorgun düşmüş ya da sevgi, aşk yüzünden acılar çekmiş...
Benden sevgiyi anlatmamı istiyorsunuz, sevgiyi, aşkı nasıl anlatsam size! Şairler, yazarlar, filozoflar bile tam anlamıyla açıklayamamış bu duyguyu.
Herkes ayrı bir yorum getirmiş sevgi üzerine.
Bana düşmez belki bu açıklama ama kendimce, bunca yılın tecrübesiyle bir şeyler yazmak istedim.
Aşk elbette ki yürek çarpıntısıdır, o inanılmaz heyecandır. Sevgiliyi uzaktan gördüğünde bile bacaklarının titremesidir. Coşkudur, mutluluktur. Onun için dağları devirecek kadar kendini güçlü hissetmektir.
Bazen aşk tek bir bakışla çarpar seni. Bazen de yavaş yavaş gelir ve yüreğine yerleşir. Bazen karşındaki hak ettiği için gelir. Bazen ise hiç hak etmediği halde, yine de yüreğine hükmedemezsin.
Ama her ne olursa olsun aşk, sevgi insanı yüceltir.
Sevgisiz bir yaşam, sevgisiz bir dünya, aşkı tatmadan yitip giden bir ömür düşünemiyorum.
Zaten insan aşık olmak için yaratılmamış mıdır?
Aşık olmak en insani duygudur. Sevginin sıcaklığını, tadını ve yüceliğini bilmeyenlere de dileğim, bu duyguyu en kısa zamanda tadabilmeleridir.
Bu özel günün bazılarının yüreklerinde bir baskı, bir ağırlık, bir eziklik ve büyük bir boşluk yarattığını da biliyorum.
İşte bu yüzden bazen “bu Sevgililer Günü gereksiz mi acaba” diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü milyonlarca sevgilinin yanı sıra, Sevgililer Günü’nü yalnız geçirenler de var.
Onlara şunu demek istiyorum: Çevrenizde belki de sizi bekleyen, sizi özleyen sevgi dolu bir yürek vardır veya olacaktır. Umudunuzu kaybetmeyin.

SEVGİ TÜM KAPILARI AÇAR

Sevgi birliktir, bütünlüktür.
Sınır, engel tanımaz.
Sevgiyle birlikte hem özgürlük gelir, hem de insan kendini tutsak gibi hisseder.
Bir ruhu sınırlayan ve zincire vuran aslında kaybetme korkusudur.
Sevgi tüm kapıları açar, yaşamları değiştirir ve en katı kalpleri bile yumuşatır.
“Seni seviyorum” diyebilmek ne kadar özeldir...
Duyduğunuz aşk, sadece aşktır ve bunun eğrisi doğrusu yoktur. Kime karşı hissediliyorsa bu aşk, doğru insan da işte odur.
Seviyorsanız saklamayın, söyleyin. Sizi hiçbir engel durdurmasın.
Sevginizi ifade etmek için hiçbir şeyden kaçınmayın.
Kadınlar ilk adımı daima erkeklerden bekler ama siz sevdiğinize, sevginizi ne olursa olsun mutlaka söyleyin.
Bugün milyonlarca insan bütün dünyada birbirine “Seni seviyorum” mesajları atacak, birbirinin “Sevgililer Günü”nü kutlayacak.
Ben de bu kutsal değeri gerçek anlamıyla yaşayıp yaşatabilen gerçek sevgililerin bu özel günlerini kutlar, birbirlerini hep bu şekilde sevmelerini, birbirlerine her geçen gün daha da fazla kenetlenmelerini, sevmenin ve sevilmenin değerini bilmelerini dilerim.
Gürültü patırtıdan uzak, reklamsız, abartısız, sağlığa ve üçüncü kişilere zarar vermeyen, hesapsız kitapsız, tertemiz, pürüzsüz yaşanıp giden gerçek aşkların sahipleri;
Sevgililer Günü’nüz kutlu olsun...
◊ Feyza Algan

Yazının devamı...

Eşimin tavırlarına anlam veremiyorum

13 Şubat 2017

Birileri tarafından tehdit ediliyordum. Aileme zarar gelmemesi için çabalamıştım.
Ama her şey ortaya çıktı.
Hata yaptığımın bilincinde olmama ve kendisine durumu saklama sebeplerimi söylememe rağmen eşim “Bana yalan söyledin, seni artık sevmiyorum” dedi ve boşanmak istedi.
Geçen hafta da bir ev tuttuğunu ve taşınacağını açıkladı. Eşyaları bölüşmeyi teklif ettim, kabul etmedi. Borçlanarak kendisine eşya alacağını söyledi.
Ben de evi kapatacağımı, daha küçük bir eve taşınacağımı, o yüzden eşyaların bir kısmını almasını söyledim.
“Sen o evi bozmayacaksın, istemiyorum” dedi. Ben de “Madem yollarımızı ayırdık, ben senin işlerine karışmıyorum, lütfen sen de karışma” dedim ama kabul etmedi.
Şimdi benden bir süre yurtdışında yaşayan abimin yanına gitmemi istiyor.
“Ben de bizim eve döneyim, araya mesafe ve zaman girer, ona göre gidişata bakarız” diyor.
15 gün önce bana çok sert davranan, ayrılmak için kesin kararlı olan eşim, bir anda bunları söylemeye başladı.
Ben hatalıyım, ayrılmayalım, güzellikle olsun her şey derken beni hiç dinlemedi, şimdi kendisi her şeyin güzellikle çözülmesini istiyor. İşin özü ben bu duruma anlam veremedim.
◊ Rumuz: Çaresiz kaldım 



YANIT

Sevgili oğlum, sanırım eşin öfkeyle ayrılmaya kalkışmış ama sonra ne düşündüyse, hata yaptığını anlamış. Şimdi zaman istiyor. Bu süre içinde belki de sana geri dönecek. Ya da en azından bunca yıllık evliliğinizi bir anda yıkmanın yanlış olduğunu hissetmiş olabilir.
Belki de ailesi ona bu konuda acele karar vermemesi gerektiğini hatırlatmıştır.
Sevginiz henüz bitmemiş ama kadınlar yalan konusunda çok hassastır. Maddi sorunlarına katlanabilirdi ama yalan söylemeni hazmedememiş olmalı. Sen de neden böyle tehlikeli ve tehditkâr işlere bulaşıyorsun ki oğlum?
Belki eşin senin yurtdışına gitmeni bu tehdit nedeniyle, seni düşündüğü için istiyordur.
Eğer hâlâ mahkemeye başvurmamışsa, sen de bunu dile getirirsin. “Resmi olarak boşanmayalım, senin dediğin gibi bir süre ayrı yaşayalım, düşünelim. Ben seni beklerim” dersin. Bu arada sen de şu maddi sorunlarını çözmeye bakarsın. Sanırım o da ayrılmak istemiyor.

Yazlıktaki o adam aklımdan çıkmıyor

Merhaba Güzin Abla, geçen yıl ablam ve eşi bir yazlık aldı.
Eniştem oradaki tapu müdürü ile arkadaşmış.
Ablam beni onunla tanıştırmak istedi. Ben daha 20 yaşındayım.
Kim bilir kaç yaşındadır diye düşündüm ve “Benim o yaşta bir adamla ne işim var” dedim.
Yazlıklarına gittiğimde o kişiyle tanıştık. Yüzüne bile bakmadan tokalaştım.
Daha sonra konuşmasını, babamla sohbet ettiklerini görünce hoşuma gitti. Şu an ben 20 yaşındayım, sanırım o da 28 yaşında.
Döndüğümüzde ablama benim aklıma o adamın takıldığını söyledim.
Ablamsa “Kaç yaşında adam, olur mu öyle şey” dedi.
Yazın tekrar göreceğim kendisini.
Umutla yazı bekliyorum bu yüzden.
Önümüzdeki yıl üniversiteden mezun olacağım.
Bir dönem panik atak tedavisi gördüm.
Tedavi görmeyi şu ara erteliyorum.
Şu durumda hayatıma girecek bir insanın gerçekten beni sevip her şeyimle kabul etmesi gerekecek.
Ne yapacağımı bilemiyorum.
Bu konuda artık çaresiz bir haldeyim.
Şimdi ben bu adamdan bir adım mı beklemeliyim? 
Sosyal paylaşım sitelerinin hiçbirinde de üyeliği yok...
◊ Rumuz: Umutlarım ve ben
YANIT

Sevgili kızım, sanırım evlenmek için biraz acele ediyorsun.
Aklına bu adamı takmışsın. Aslında yaşça senden biraz büyük ama asıl sorun o adamın sana karşı hiçbir ilgisi olmadığı halde senin onu ciddi bir şekilde düşünmeye başlamış olmanda.
Sen ona mesaj atsan ne olacak? Seninle arkadaşlık etmek ister mi acaba?
Henüz o kadar gençsin ki, neden bu evlenme fikrini bu kadar benimsemişsin bilemiyorum.
Bir yandan da bir dönem panik atak tedavisi gördüğün için ciddi bir ilişkiden korktuğunu söylüyorsun.
Panik atak o kadar ürkütücü bir hastalık değil ki...
Bugün hemen her 10 kişiden birinde görülüyor.
Bana kalırsa yaşıtların gibi, arkadaşlarınla zaman geçir, eğitimini sürdür ya da en azından okulu bitirip çalışmayı dene.
Bu çağda artık 20’li yaşlarında evde oturup, evlenme hayalleri içinde koca bekleyen genç kızlardan biri olursan yazık edersin kendine.

Yazının devamı...