"Erdem Kırım" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdem Kırım" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Erdem Kırım

Düğün gibi yıldönümü

21 Temmuz 2012

Nedense düğünlerden hiç hoşlanmam. Elimden geldiği kadar kaçarım. Geçen salı akşamı, Suada’ya gittiğimde, düğün gibi bir partiyle karşılacağımı bilmiyordum. Hatta o kadar rahat gittim ki, altımda jean, üstümde spor gömlek. Tekneden inip smokiniyle Mehmet Koçarslan’ı ve şık tuvaletiyle eşi Müge Koçarslan’ı görünce, geri dönmek istedim. Fakat göz göze gelince, teslim olmaktan başka şansım kalmamıştı. Koçarslan’ın ortağı Ali Ünal’a sığındım. ?öyle köşelere, kimsenin göremeyeceği bir yerlere monte eder diye düşünürken, tam salonun ortasına bıraktı beni.
Koçarslan çiftinin evliliklerinin 20’nci yıldönümü için, dostları Suada’da bir davet verdi. Güzel bir sahne kurulmuş, inanılmaz şık ve kaliteli bir dekorasyon hazırlanmıştı. Fellini, salonu görse, hemen bir film çekerdi. A46 yapmış dekorasyonu.
İstanbul sosyetesinin her nesli, salona dağılmıştı. Ben hariç, herkes çok şıktı. 
Koçarslan çifti merdivende gözüktüğü zaman, evlilik yıldönümünden daha çok, bir düğünde zannettim kendimi.
Konuklar arasında bulunan Kenan Doğulu çıktı, “Genç çifti kutlarım” dedi, şarkısını söyledi. Ertesi gün konseri olduğu için, salondan erken ayrıldı. Sonra gecenin bombası Ajda sahnedeydi. DJ David ?aboy ile iyi bir ikili oluşturmuşlar. Ajda, bir ara David’i göremediği için paniklese de, beş şarkısıyla geceyi şenlendirdi. En son Sinan Akçıl çıktı sahneye; arkasında dansçı kızları. Sağlam bir gösteri yaptı. Pek çok kişiyle aynı fikirde olduğum için bana kızmasın ama ben de şarkı söylemek yerine, bestelerine ağırlık verse, vatana ve millete daha faydalı olur diye düşünüyorum.
Galatasaray’ın iki eski başkanı Mehmet Cansun ve Faruk Süren de davetteydi. Cimbom’un yönetiminden de isimler vardı. O kadar uğraştım, yeni transfer, bomba haber var mı diye. Zorla,“İki transfer daha olacak” lafını kaptım. Bu yazı çıkana kadar, belki de gerçekleşir.

Halikarnaslı yazlar başlıyor

Bodrum’a giden herkes hayatının bir döneminde mutlaka Halikarnas Disco’yu tatmıştır. Yıllar öncesinin en popüler mekânlarındandı. Gece yarısı gidilir, çoğunlukla köpük saldırısına karşı konulur, ardından da hemen yakındaki Mavi’de güzel müzik dinlenerek gece bitirilirdi. Epeydir ses seda çıkmayan mekândan geçen gün haber geldi: ‘Yaşayan efsane Halikarnas sezonu açtı’ diye.Çarşamba gecesi büyük bir partiyle yeniden görücüye çıktı Halikarnas. Mekânın yeni tasarımı, Mick Jagger’ın kızı Jade Jagger’a ait. Kapasite 5 bin kişi. Aynı anda bu kadar kişi nasıl eğlenir canlandıramadım kafamda. Uzaktan da olsa bir kere
bu halini görmek isterim.

Yelkenler Marmaris’e açıldı

Hem ramazan geldi diye hem de sıkıldıkları için, Türkbükü’ne ve Çeşme’ye demir atmış baba teknelerin çoğu, Marmaris’e doğru yola çıktı. Normaldir, paparazzi kameralarından uzak durmak istiyorlar. Ben de aynısını yapardım. İspiyonlamak gibi olmasın ama, yeni demirleme mekânları Selimiye ve Hisarönü. Dikkatli olmakta fayda var.

Marina’ya İstinyePark modeli

Yalıkavak Marina’yı alıp büyük paralar harcayarak Palmarina Bodrum adıyla bir komplekse dönüştüren işadamı Mubariz Massimov’un yeni bir harekata
hazırlandığı söyleniyor. Önümüzdeki yıl buradaki dükkanları yıkıp dünya markalarının yer alacağı bir çarşıya dönüştürecekmiş. İstinyePark’a gidenler bilir. Orayı örnek almış Massimov.

Cennet Koyu bitiyor

Cennet Koyu’nun, Hatta Koyu sırtına bakan kısmı da yapılaşacak gibi. İstinyePark’ın ortakları Zafer Kurşun ve Zafer Yıldırım’ın, 530 dönümlük bu araziyi satın alıp, konutlar yapmayı planladığı, üst düzey sohbetlerde konuşuluyor.

Yazının devamı...

Ramazan öncesi son dedikodular

14 Temmuz 2012

AGAYACHT BUNLAR

İşadamı Ali Ağaoğlu’nun lüks otomobil tutkusunu hepimiz biliyoruz. İstanbul’da Aga plakalı lüks araçlarına sık sık rastlarız. İş hayatından bunalmış olmalı ki, Ağaoğlu, kendini bu yaz tatile adamış gibi. Bodrum’da kafa dinliyor. Denizle bu kadar iç içe olunca da, lüks tutkusu bu kez denizlere kaymış: Üç tane motor yat almış. Biri kendine, biri eşi Semra Ağaoğlu’na, diğeri de kardeşi Hüseyin Ağaoğlu’na. Teknelerden biri, geçen hafta Bodrum’a geldi. Hatta bu yat o kadar şanslıydı ki, meşhur Mandarin partisinde İsrailli model Bar Refaeli’ye tahsis edildi. Yatlardan ikincisi Çeşme’de, diğeri ise İstanbul’da. İsimlerini öğrenemedim. Aga 1, Aga 2, Aga 3 olma olasılığı hayli yüksek.

SAĞLIKLI YAŞAM FATİH HOCA’DAN SORULACAK

Fatih Terim’in damadı Ahmet Baran Çetin çalıştığı şirketten istifa etti diye haber geldi. Nedeni olarak da, İmparator’un kendisine organik tarım işini tavsiye etmesi. Üstelik söylenene göre, Çetin bu işe Fatih Hoca ile birlikte girecek. Yani hocamız yakında organik tarım işinde haberiniz olsun. Bir ay içinde de şirketin tanıtım çalışmaları yapılacak. Hocam, yetiştirdiğin ürünlerden bizim futbolculara da yedir de, Şampiyonlar Ligi’ni dağıtsınlar.

MOON BEACH’E KIBRIS ARASI

Süreyya Yalçın’ı bilirsiniz. Geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden işadamı Faruk Yalçın’ın kızı. Yaz başından beri Bodrum, Moon Beach’e demir atmış şekilde, tatilini geçiriyor. Bu keyif, ramazana kadar devam edecek. Ramazanı ise Kıbrıs’ta geçirmeyi planlıyor. Bayramda, kendisini yine Moon Beach’te görebilirsiniz.

TEATRAL BİR DÜĞÜN

Levent Kırca ile eski eşi Oya Başar’ın oğlu Umut Kırca yarın Bodrum’da Grand Yazıcı Otel’de 500 kişilik bir davetle evleniyor. Sessiz sedasız bir düğün olacağını söylüyorlar. Tabii, 500 kişi ses çıkarmadan nasıl düğüne girecek, merak konusu. Gelin hanımın adı Zeynep. Kendisi de sanatçı bir aileden. Düğünün bütün masraflarını Oya Başar ve sevgilisi üstlendi diye duydum. Gelin Amerikalı olsaydı
ona yıkarlardı ama kaçış yok.

2012 seçme oruç soruları

Eskiden bana gelmezdi. Hatta varlığından bile haberim yoktu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenli bülten geçtiğinden. Fakat son zamanlarda bana da geliyor mail halinde. Demek bende bir ışık gördüler. Din açısından faydalı bilgiler var. Ramazana bir hafta kaldığı için, son bülten ‘Ramazan’la ilgili en çok merak edilenler’ başlığında geldi. Nikotin bandı, diş tedavisi, diş fırçalamak, sakız çiğnemek, yüzmek, aşı olmak, burun damlası, göz damlası, anestezi, anjiyo, akupunktur orucu bozar mı, 2012’nin soruları olarak seçilmiş. Bunlar orucu bozar mı bilemem ama yanıtlamak beni
bozar. Yanlış bir şey yazarım,
altından kalkamam sonra.

MacarİSYAN

Macaristan da, ekonomik önlemler, kemer sıkma gibi bizim çok iyi bildiğimiz konuları test ediyor bugünlerde. Gazetelerde çıktı haberleri. ‘200 bin Macar göç edecek yer arıyor’ başlığının altında, nehir kenarında mini eteğiyle poz vermiş bir güzel. Haftaya Macaristan’a gidiyorum. Bu haberleri okuyan bazı dostlarım, göçmen kabul edebileceklerini belirterek, benden yardım istediler. Ağır ekonomi haberinin altında böyle bir magazin fotoğrafı koyarsan, isteklerin bu yönde olmasına da şaşmamak lazım.

Yazının devamı...

İstanbul’daki Türkbükü

7 Temmuz 2012

Geçen yıl Sedef Adası’nda devreye giren Elio, şehrin sosyetesinin ilgisini çekmeyi başarmıştı. İlk başlarda, hevesleri geçer diye düşünmüştüm. Fakat bu yaz da ilginin devam ettiğini görünce, ne oluyor diye devreye girdim. Bodrum ve Çeşme’ye gidecek vakit bulamayan ünlüler için ideal oldu burası. Teknelerine atlayıp bu güzel adaya gidiyorlar. İlgi öyle büyük ki, geç gelenler, teknelerini bağlayacak tonoz bile bulamıyor. Üst taraftaki restoran kahvaltı, yemek olayları için. Quick China ile suşi sorunu da çözülmüş. Ormanın içinde yataklar, oturma grupları, sahilde şezlonglar tam keyif merkezi olmuş. Akşamüstleri Elio Sedef, happy hour partileri de düzenliyor. İşte bu saatlerde, civar adalardan da tekneler geldiği için, tam şenlik görüntüsü oluyor.

Bu düğünü sevdim

Eroğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Eroğlu’nun oğlu Erdem Eroğlu ve Cansu Güçlü, geçen hafta evlendi. Kendileriyle hiç tanışmadım. Mutluluklar dilerim. Magazin diliyle yazmam gerekirse, Çırağan Sarayı’ndaki muhteşem düğünle dünya evine girdiler. Düğüne de gitmedim. Fakat bu düğünü diğerlerinden ayıran çok güzel ve farklı bir özellik ortaya çıktı. Gecenin solisti Şevval Sam’dı. Bu düzgün sanatçının, son zamanlarda sahneye çıkmasını engelleyen, programlarını iptal eden o kadar çok mevki makam sahibi vardı ki, bu düğün ilaç gibi geldi. Sadece bu nedenden dolayı bile düğün sahiplerini kutluyorum.

Kara boşaltıyorlar

Başlık anlaşılmaz gibi duruyor ama açalım. Nasıl genelde deniz doldurulup üstüne bina yapılıyorsa, anlatacağım otel de, tam tersi, karayı oyup denize dönüştürüyor. Alaçatı’da butik bir otel. Adı Antmare. Henüz iki yıllık. Güzel, şirin ve bir otel. Otelin bahçesinde altında bahçe bulunan köprüyü görünce, işletmecisine “Bu nedir?” diye sordum. Siz de görseniz sorardınız. “Altını kazıp denizle birleştireceğiz. Köprüsü şimdiden hazır” dediler. Hava çok sıcaktı. Bir soğuk bira içip, yeniden sordum. Aynı yanıtı alınca yazdım. İlginç geldi bana. Yakında Rize ve Alaçatı kardeş ilan edilirse pek şaşırmam.

Çakma taş evler

Alaçatı’da yürürken, yanımdaki mimar arkadaşa “Buranın taş evlerine bayılıyorum. İçleri serin olur” dedim. Yüzüme bakıp “Onların çoğu taş değil. Normal betonun üstüne ince taşları kaplayıp taş ev süsü veriyorlar” dedi. Aklınızda olsun, taş ev diye satın almaya kalkmadan önce, keserle bir duvarını indirip kontrol etmenizde fayda var.

Yunan adalarında Türkçe broşür

İki dostum geçen gün Çeşme’den feribota atlayıp Sakız’a gitmiş. Yol yarım saat sürüyor. Akşama kadar yiyip içip dolaşmışlar. Hem fiyatların ucuzluğundan, hem de özellikle yiyeceklerin kalitesinden bahsedip durdular. En son da, çantalarında sakladıkları kitapçıkları, broşürleri gösterdiklerinde iyice şaşırdım. Bütün rehber kitaplar, Yunanca, İngilizce ve Türkçe olarak basılmış. Hoş bir Türkçe, ‘bilgi’ yerine ‘malumat’ yazıyor mesela. Bir restoranın malumatının son satırını yazayım, biraz ağzınız sulansın: “Bay Kosta’nın merak ve becerisiyle hazırladığı mükemmel mezeler, yerel etler ve taze deniz ürünlerinin, Chios rakisi ve buzlu bira eşliğinde tadını çıkarın.” Şimdi bu adalara gidilmez mi?

Alaçatı Port’un yıldızı parlıyor

Gazetelerde çıkan ama yalanlanan Fatih Terim’in ev aldığı haberi, Alaçatı Port’a ilgiyi artırır mı diye sorarsanız artırır. Henüz gelişme aşamasındaki bu sahil şeridinde, butik oteller, restoranlar ve plajlar yan yana. Sahili boydan boya turladım. Evlerin çoğu, günümüzün moda rengi ‘terra cotta’ya boyanmış. Hafiften İtalyan etkisi diyelim. Sahilin en ünlü balıkçısı Ferdi Baba’da, tanıdık yoksa yer bulma imkânı da yok. Gördüğüm kadarıyla, Alaçatı Port’un yıldızı parlıyor.

Yazının devamı...

Bodrum’dan hafif izlenimler

30 Haziran 2012

 
Türkbükü civarlarında ‘bir lahmacun + ayran 50 lira’ haberleri çok konuşuluyor. Gazetelerden bu haberin kupürünü kesip restoranının camına asan bir kebapçı , altına da “Bizde 4 lira” diyerek, tatilini geçiren ve açlıktan ölmek üzere olan yerli-yabancı turistlere yardımcı olmaya çalışıyor.

BAŞKANLARINI İSTİYORLAR

Tutuklanan Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un posterini hemen her sokakta altında ‘Başkanımızı istiyoruz’ yazısıyla birlikte bulabilirsiniz. Bu afiş, meraklı turistlere, “Yakında seçimler var, adayımızın resmi” diye açıklanıyor. Bu arada, yabancı turist sayısında gözle görülür bir azalma var. Yerli turistlerse yavaş yavaş Bodrum ve civarını doldurmaya başladı.

YALIKAVAK YÜKSELİYOR

Bodrum’un dayanılmaz sıcağından kurtulmak için tek çare olarak görülen Yalıkavak ve yakınlarında işler yolunda. Yörede gittikçe artan plaj ve eğlence mekanlarının artması da bunu belirtisi. Bölgeye son gelen mekan, Palmalife bünyesinde açılan Billionaire Club. Eva Herzigova’nın açılışını yaptığı Tarkan’ın konser verdiği gecede o kadar çok havai fişek atıldı ki, Yunan silahlı kuvvetlerinin alarma geçtiği söylentisi kulaktan kulağa yayıldı.

Bir beldede kalıp komşu beldede yüzmek

İsim vermeye gerek yok, giden herkes görür. Bir otelin internetten sayfasını inceliyorsunuz. Muhteşem deniz, tesisler, yeşillik... Tatil için aradığın her şey... Sonra otele gidiyor bir bakıyorsunuz ki deniz yok.... “Hocam denize ne oldu?” Cevap: “Hemen aşağıda, 8 kilometre uzaklıkta, servisimiz sizi götürür.” Güzel sistem. Yakında Bodrum’daki otelde kalıp Marmaris’teki plajda denize girersiniz şaşırmaca yok. Çünkü bu sistem gittikçe yayılıyor.

Aynı odada ayrı havuzda balayı

Hayır. Bu kez İskoç bilimadamlarının açıklaması değil bu. Antalya’da Kumluca’da bir otel. Tam beş adet de yıldızı var. İlginç bir kampanya başlatmış. Balayına giden çiftleri, otellerinde ayrı havuzlarda ağırlıyor. Yanlış anlamayın. Balayı havuzu falan değil. Erkeklerle, kadınları ayrı havuzlarda ağırlıyorlar. Yani, evlenip, bu otele gidiyorsunuz, lobide eşinizle vedalaşıyorsunuz. Ayrı havuzlarda yüzerek geçiriyorsunuz tatilinizi. Otel yönetimi bir tek, çiftlerin birlikte yemek yemesine ve aynı odada kalmasına izin veriyor. Bu uygulamanın nedenini otel müdürü “Eşini kıskananlar için bulduk bu formülü” diye açıklıyor. Bence bu otel küçük bir hata yapıyor. Balayı geçirenlere değil de, evlilikte en az 10. yılını tamamlayanlara böyle bir hizmet götürseydi, doluluk oranı müthiş bir sezon geçireceğinin garantisini verirdim.

Zeynep uyku kaçırır

Geçen hafta sonu, Bodrum’da yelkenli şenliği vardı. Yarışlar ve davetleri Bodrum’a tam anlamıyla hareketlilik getirdi. Yelkencilerin en büyük sorunlarından biri sponsor bulamamaktı. Bu yıl Vodafone ve HTC ONE S, sponsor olunca, ortaya bambaşka bir yarış çıktı. Yarışlara renk katmak için bulunan çözüm ilginçti. Her tekneye bir ünlü konuk edildi. Ünlüler de hem teknelerde hem de akıllı telefonlarıyla çektikleri fotoğraflarla yarıştı. Engin Altan Düzyatan ve ekibi çok mutluydu çünkü ikinci oldular. Fotoğraf yarışmasınıysa Özge Özpirinçci ve İzmir Yelken Akademisi Teknesi kazandı. Yelkenlilerden inen yarışçılar, direkt Marina Yatch Club’da düzenlenen ödül törenine ve davete katıldılar. Gecede program yapan Fatih Erkoç, her zamanki gibi yine iyiydi. Beni en çok şaşırtansa, bir Sezen Aksu şarkısı söylemek için sahneye çıkan Zeynep Beşerler oldu. Genç oyuncu şarkıyı öyle bir yorumladı ki, herkes saygı duruşunda bulundu. Eğer Beşerler, müzik olayına girerse, çok kişinin uykularını kaçırır derim.

Mardin’den ses çıkmadı

Michael Jackson, ölüm yıldönümü nedeniyle, yurdumuzda da AVM’le başta olmak üzere, her türlü ticari mekanlarda anıldı. Öldüğü zaman gıyabi cenaze namazı kılıp, helva dağıtan Mardin’in Midyat ilçesi, Mercimekli Köyü’ndense bir ses çıkmadı. Daha bu yılın başında, Jackson’a anıt dikeceklerini bile söyleyen köy halkı, konuyla ilgili bir mesaj atarsa içim rahat edecek.

Petrol fiyatları düşmemeli

Petrol fiyatlarının düşmesinin, turizmi vuracağını hiç düşünmezdim. Düşen fiyatların etkilediği ülkeyse Rusya. Rusların olmadığı bir tatil yöresi düşünemiyorum. O uzun bacaklı sarışınları tatil köylerinden çekin, geriye ne kalır? Bu yüzden, otomobile binmesem de olur diyerek, petrol fiyatlarının, eskiden olduğu gibi yükselmesini destekliyorum. Zaten fiyatlar inse de çıksa da, dünyanın en pahalı benzinini kullanmaya aynen devam.

Yazının devamı...

Alaçatı raporu

23 Haziran 2012

Baştan söyleyelim, burada yazılanlara kızmaca, darılmaca yok. Ne görüldüyse, ne duyulduysa o.  İlk önce fiziki şartlardan bahsedelim. Son yıllarda yıldızı parlayan Alaçatı yöresi, toz toprak içinde. Belediye, çalışmak için kış yerine haziran ayını seçmiş.
Sosyetik kızlarımızın telefon konuşmalarının, “Güneşimiz bol olsun” diye bitmesine asla şaşırmayın, hazırlıklı olun. İlk defa karşılaştığınız birinin  selamı da “İyi yazlar”. Bunu da unutmayalım.
Fiyat konusunda, köfteyi baz aldım. Ortalama bir mekânda üç ızgara köfte, bir pide ve dört meşrubat 140 lira. Yani dört kişi bu fiyata yarı aç çıkarsınız. Oysa Bodrum’a gitseniz, dört kişi birer lahmacun-ayran, 200 lira gibi ‘uygun’ bir fiyata karnınızı doyurursunuz. Butik otel fiyatları oda-kahvaltı 250-350 lira. Temmuz ve ağustosta bu fiyatlar kesinlike ikiye, üçe katlanır.
İstanbul’dan sonra Ege ve Akdeniz kıyılarını tek tek ele geçiren Emre Ergani, Alaçatı’da da Aqua Beach Club’ı temmuz başında işletmeye başlıyor.
Çarşı içinde Roka adlı mekânın çok müdavimi var. Burası bir şekilde çok tutuluyor. Çarşı içindeki sevimli bar Salça, karnınızı doyurduktan sonra gidilebilecek yerlerden biri. Okan Beach, Alaçatı 11, Babylon her yıl olduğu gibi, bu sene de ilgi görecek. Supperclub, Alaçatı’da 29 Haziran Cuma gecesi görücüye çıkmaya hazırlanıyor.
Konserler de başlamış. Fakat pek parlak geçtiği söylenemez. Can Bonomo için geçen cuma satılan bilet sayısının sadece 5 (beş) olduğunu duyunca çok şaşırdım. Umarım bir yanlışlık vardır.
Alaçatı’nın uluslararası festivalini de atlamayalım. Sokak aralarında yazdıklarım olurken, Alaçatı Beach Resort’ta, Buika konseri, sağlam bir kalabalıkta gerçekleşiyordu.
Sezon başı Alaçatı özet raporu böyle. İki hafta sonra, yani tam mevsiminde yine Alaçatı’ya bir çıkarma yapmayı planlıyorum. Son durum ve gelişmeleri özetlerim.

Klarnetler vadisi

Klarnetin sesi İstanbul’a ulaşmadı fakat klarnetçi Serkan Çağrı, Edirne Belediyesi’ni de ikna etti, bu yıl şehirde Uluslararası Klarnet Festivali yapıldı. Popstar’dan tanıdığımız Osmantan Erkır sunucuydu. Çevre ülke ve şehirlerden klarnet üstatları hünerlerini gösterdi. Final gecesinde açılışı Serkan Çağrı yaptı. Ardından Vasilis Saleas ve Ivo Papazov klarneti üflediler. Gecenin sonunda sahneye çıkan Necati Şaşmaz, hafif bir paniğe neden oldu. Bir anonsla, sanatçının klarnet sevdalısı olduğu açıklandı da, halk huzurla evine döndü.

Evdeyseniz tanıtıma gelecektik

Şarkıcının adı Pelin Suade. Çalışmış, çabalamış ‘Pişmanlar Cehennemi’ adlı albümü çıkarmış. Henüz dinleyemedim. ama haber güzel: Suade, albüm tanıtımını evde yaptı. Mekânların ne kadar pahalı olduğunu biliyoruz. Ona bu yüzden hak veriyoruz. Dostlarını, gazetecileri evinde ağırlayan Pelin, DJ olarak da Hande Yener’in oğlu Çağın Kulaçoğlu’yla anlaşmış. Görüntüye göre, Çağın çalmış, Pelin oynamış. Herkes mutlu. Fotoğraflar hafiften bir sünnet düğününü andırsa da, bunun bir tanıtım olduğunu vurgulayalım.

Ünlü yapma turları

İvana Sert’i mi Yurdal Sert sayesinde tanıyoruz yoksa tam tersi mi? Yurdal Sert, eşinden ayrıldıktan sonra çıktığı Balkan seferinden, yeni bir Sırp güzeliyle döndü. Branislava Mandic isimli güzel kadının tescili de var. Kendisi 2011 Sırbistan Güzeli. Mandic, eğer bir televizyon programına başlarsa işte o zaman keramet Yurdal Sert’te demektir.

Olur böyle şeyler

Söylentiye göre, geçen aylarda kaybettiğimiz senarist Meral Okay’ın abisi, kardeşinin Bodrum’daki evini kontrol etmeye gelmiş. Elindeki adresle evi arayan abi, sonunda buldum diye bir eve girmek istemiş. Fakat anahtar bir türlü açmamış. Sonunda yanlış anahtar aldım deyip, kapıyı kırarak içeri girmiş. Sabah kalkınca da, yanlış evde olduğuna karar vermiş. Sonra da komşulara ulaşıp, hem Meral Okay’ın evini bulmuş. Kapısını kırdığı evin sahibinden de özür dileyip, kapıyı tamir ettirmiş. Abi alt tarafı evi şaşırmış. Ben bir kere içtiğimde, bırakın kapıyı, binayı tutturamamıştım.

Yazının devamı...

Sosyetenin suçu ne

16 Haziran 2012

Hafta içinde geleneksel uyuşturucu operasyonlarından biri daha yapıldı. Birtakım gözaltılar da, sürecin doğal bir parçası olarak gerçekleşti tabii. Tanınmış, tanınmamış isimlerin ‘şube görüntüleri’ gazete sayfalarına, ekranlara yansıdı. Haberin veriliş şekli, bazı gazeteler için yine aynıydı: “Sosyeteye uyuşturucu baskını.” Haberleri okuyorum, isimlere bakıyorum. Sosyete diye tanımladığımız hiçbir isim yok. Müzik dünyasından tanıdığımız bir isim ve bir de adını ilk defa bu olayla öğrendiğim, eski bir yarışma güzeli. Geri kalanlar, sıradan, kendi hallerinde insanlar. “Gerçek sosyete kim?” gibi kadim bir soruya burada yanıt aramak benim işim değil. Sosyologlar bile bu soruya aynı cevabı veremiyorlar. Ama bu son işe adı karışanların sosyete olmadığını herkes bilir.
Herhangi bir olaya, bir ünlünün adı karıştı mı, klişe başlık hazır: ‘Sosyetede ...... paniği’. Geri kalan, boşluğu doldurmak. Bu başlıktaki haberleri okuyanlar da, sosyetenin hayatı panikte geçiyor zanneder.

Her kadın mankenliği tadacak

Manken denince, şüphesiz aklımıza bir deri bir kemik kızlarımız gelir. Bu, ülkemizde pek geçerli olmasa da altın kural budur. ‘Manken yarışması’ diye mail bir elime geçince, yine böyle kızların yarışacağı bir olay zannettim. Fakat değilmiş. Bu kez XL beden manken seçiliyor. Ben yeni öğrendim fakat yarışma üç yıldır yapılıyormuş. Bu yılkine, 120 büyük beden manken katılmış. Şu anda finale 15’i kalmış durumda. Banu Noyan liderliğinde 13 kişilik bir jüri XL güzelimizi seçecek. Bu yarışmadan sonra, “Manken gibisin” iltifatı, her beden kadına uygulanabilir.

Biraz dedikoduya ne dersiniz

Billionaire Club ve Cipriani Restaurant, yaklaşık 20 milyon dolar yatırım yaparak Yalıkavak Marina’nın içinde, Bodrum’a merhaba demeye hazırlanıyor. Bu kadar yatırım yapılınca, açılış için de bu rakama uygun bir isim getirmeyi planladılar. En çok geçen isim, Rihanna’ydı. Ama bu esmer bomba üç milyon dolar isteyince, firma biraz yutkunmuş. Sağda solda yeni isim olarak Jennifer Lopez ve Eva Herzigova ile görüşülüyor söylentileri dolaşıyor. İş, yerli bir sanatçıya kadar giderse hiç şaşmam. Çünkü istenilen rakamlar feci.
Yıldızı ‘Yalan Dünya’ ile parlayan Gupse Özay (Nam-ı diğer Nurhayat), şöhreti yakalayanların yaptığı ilk işlerden biri olan Bodrum’da ev alma olayına girmiş. Araştırma yaptığı bölgenin Gündoğan olduğu, yaz sonuna kadar tapusunu eline alacağı söyleniyor.
Mobilya dünyasının kralı Fatih Kıral, binicilik dünyasının yakından tanığı isim Ülken Delikan’ın birkaç yıl önce satın aldığı 27 metrelik yatını 1.5 milyon Euro’ya satın aldı.
Son olarak Oktay Kaynarca’nın evleneceği haberi geldi. Ünlü oyuncu, ay başında, bir televizyon kanalının reklam servisinde çalışan sevgilisiyle nikâh masasına oturacak. Çiftin çocuk bekledikleri de söyleniyor.

Parmak arası 50 yaşında

Biz küçükken giyerdik, adı da ‘Tokyo’ idi. Yaşları artık karta kaçanlar bilir. Birkaç yıldır yurdumuzda yeniden yıldızı parladı ‘parmak arası’ denilen bu terliğin. Hatta giyenler için ileri geri laflar da edilir bazı kesimlerde. En ünlüsü, Hollywood yıldızlarının terliği olarak bilinen Havaianas, bu yıl 50. yaşını kutluyor. Bu nedenle 50 bin adet 1962 logolu olarak satışa sunuluyor. Gelirinin tamamı UNICEF’e bağışlanacağı için, haberiniz olsun derim.

Çayın ömrü kaç yıldır

Kavalalı Mehmet Ali Paşa, II’nci Mahmut’a bir zürafa armağan eder. Saz heyetinde olan ve eşek şakalarıyla saray halkını bezdiren Küpeli Abdi Bey’i kucaklayıp zürafanın sırtına atarlar. Panik içindeki Abdi Bey, “Hakkını helal et padişahım. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” der. Çok kullandığım ama nereden geldiğini bilmediğim sözün öyküsünü Sunay Akın Rize’de anlatmış. Boşuna anlatmamış tabii ki. Türk çayının geleceği tehlikedeymiş. Ekonomik ömrü 100 yıl olan bu bitki 75 yaşında. Türk çayları yaşlanıyor. Dünyada en çok çay tüketen toplumuz. İlk fidanların ekildiği 1936’dan itibaren kahve kültüründen hızla çay kültürüne geçilen tek ülkeyiz. 200 bin çiftçi çay üretiyor. Aileleriyle birlikte 1 milyon kişinin geçim kaynağı. Sanki kendi araştırmam gibi yazdım ama açıklamalar Lipton’dan. Firma, “Türk çayının geleceği elimizde!” diyor. Eğitim, sağlık, katı atık toplanma gibi projelere 2 milyon lira ayırmışlar. Yeniden kahve kültürüne zorunlu geçiş yapmadan, duruma el koymak gerek. Rize’de açıklamalar böyle. Diğer şehirlerde nasıl yankı bulur bu haber derseniz, “Pek umutlu değilim” derim.

Efsane DJ’ler bir arada

İnanılmaz manzaralı Sunset, yaz boyunca, adları efsaneye çıkmış DJ’leri bir araya getiriyor. Suat Ateşdağlı, Salih Saka, Tarık Koray, Yener Katırcıoğlu, Aydın Katırcıoğlu artık bu mekânda çalacaklar. 80’ler, 90’lardan parçalar garanti. Sunset’i severim. Diğer mekânlara benzemeyen özellikleri var. Özellikle mehtaplı geceler fena sarsar adamı. Şimdi bir de ustalar çaldığına göre, romantizmin en riskli mekânı olursa hiç şaşmam.

Yazının devamı...

TIR farkı

9 Haziran 2012

Bu hafta, ister istemez iki starı karşılaştırmak zorunda kaldım. Ama seslerini değil, fiziksel özelliklerini. Tamamen teknik olarak yani... Starlardan biri lokal; Ajda Pekkan. Diğeri, yani uluslararası olanı tahmin ettiğiniz gibi Madonna.
Ajda Pekkan, 19 Mayıs’ta Kıbrıs’ta sahneye çıkacaktı. Fakat sağanak yağmur nedeniyle bu konser iptal edilmişti. Pekkan’ın 83 kişilik ekibi ve dört TIR’lık teknik malzemesinin ulaşımı için yapılan harcama boşa gitmişti. Burada dört TIR’a dikkat ettim. Ajda konsere gidiyor, dört TIR, Madonna Türkiye’ye geliyor kimine göre üç uçak, 45 TIR, kimine göre 112 TIR. Bunlar sadece teknik malzeme.
Nedense böyle büyük gösterilerde, konserin haşmetini anlatmak için TIR sayısı söylenir. Bugüne kadar duyduğum en yüksek rakam Madonna’nınki. İşim olmasa, TEM kenarında piknik yapar, tek tek sayardım. Neyse, bize verilen sayılara inanmak zorundayız. Kişisel bir görüş; Ajda yüzlerce TIR yerine tek bir minibüsle bile gelse, Madonna’ya tercih ederim.

Erkekseniz bugün kaçın!

Çünkü Shopping Fest bugün başladı. Bütün AVM’ler, dükkânlar, mağazalar, sizi içeri çekebilmek için binlerce tuzak hazırlamış durumda. Müzik gösterileri, kadınları baştan çıkaran indirimler, hediyeler, söyleşiler kimseye kaçma şansı tanımaz.
Eşini ya da sevgilisini ‘Deniz kenarı, piknik, trekking’ gibi ucuza kapatacağınız bir hafta sonu programına ikna edemeyen erkekler yanar derim. Çünkü bir hafta boyunca özellikle Trump Towers’taki hazırlıklara şahidim. Alışveriş miktarına göre Duran Duran konseri için bilet bile dağıtıyorlar. Kısacası, içeri girenin dışarı boş çıkma ihtimali bence sıfır. Bütün mağazalar da, bugün sabah 02.00’ye, festival boyunca da 23.00’e kadar açık. “Uyarmadı” demeyin.

Ruslar için yaptılar Türkler geldi

Rixos otellerini bilmeyen yoktur. En azından önünden geçmişliğimiz vardır. Bu otellerin yapılmasında en büyük amaç, Rus, özellikle de zengin olanlarını ağırlamaktı. Bütün sistem ona göre yapılmıştı. İçlerinde en pahalılarından yani Premium lakaplısı, geçen yaz dünyaca ünlü DJ’ler getirip konukları eğlendirmişti. Fakat işler, planlandığı gibi gitmedi. Türkler, bu otellere Ruslar’dan fazla gelmeye başlayınca, her şey değişti. DJ gitti, dansöz geldi. Otelin programına Hüner Coşkuner, Selami Şahin, Gönül Yazar gibi alaturka söyleyen sanatçılar alındı. Türklerin kalma oranı yüzde 60 olunca, eğlence de böyle oldu anlayacağınız. Geçen yaz, Bodrum’daki bu otelde kalan Mesut Özil, şampiyon oldukları takdirde, Real Madrid’i buraya getireceğine söz vermiş. Futbolcu sözünü tutar, takımı getirirse ilginç görüntüler olur: Mesela Ronaldo’nun elinde rakı kadehi, Gönül Yazar’la birlikte hicazkâr söylerken çekilen fotoğraf çok konuşturur.

Bu da ultrasonic parti

Özellikle iletişim gruplarının partilerini bugünlerde her yerde görmek mümkün. Vodafone, Blackberry Porsche Design, Reina’da, Samsung Galaksi S3 Savarona’da geçen haftalarda tanıtılmıştı. Telefoncuların bu çıkışlarından bilgisayarcılar da etkilenmiş olsa gerek ki, onlar da Ulus 29’da ortaya çıktı. Tanıtımını yaptıkları ürünler, anladığım kadarıyla diz üstü bilgisayar ve kulaklıklar. Teknoloji diliyle yazılımıysa, “Beats Audio kulaklıklar ve ikinci nesil Intel Core işlemcili HP Ultrabook’lar.
Partide neler olduğu resmi açıklaması şöyle: “HP’nin yeni yüzüyle sil baştan değişen teknoloji ve stil trendleri; incelen, inceldikçe güçlenen Intel Ultrabook serisinin sıra dışı tasarımı ve Beats Audio ses teknolojisi ile geceye damgasını vurdu.”
Sanat ve cemiyet hayatından 200’ü aşkın davetli Oben Budak’ın müzikleriyle eğlendi. Davetlilerden birkaç örnek isim verip konuyu kapatalım: İvana Sert, Hakan Akkaya, Deniz Berdan, Arzu Kaprol, Tanem Sivar, Kenan Ece, Mehmet Turgut, Fettah Can, Zeynep Mansur, Neslihan Yargıcı, Ezra Çetin, Gökhan Mumcu ve Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu Basın ve Kültür Ataşesi Daniel Stork.

Kuzey Kıbrıs’ın ilk filmi

Aslında çok şaşırdım ‘Kuzey Kıbrıs’ın ilk 35 mm’lik filmi çekildi’ başlıklı haber geldiğinde. Gönüllülük esasıyla çekilen bir film. Ada dışında da ilk defa Türkiye’de gösterilecek. Filmin adı ‘Anahtar’. Gidersiniz, bu gözle de seyredin. Beğenmesiniz bile insaflı eleştirmeniz güzel bir hareket olur.

 Bu sergiye mutlaka gidin

Mario Testino fotoğraf sanatının dünyaca ünlü ustalarından biri. Ünlü markaların kampanyalarını da çeker. Burberry de bunlardan biri. Sanatçı, 1998’den beri, bu firmanın işlerini fotoğraflıyor. Testino, geçenlerde açtığı bir sergiyle, yine adından söz ettirdi. ‘Private View’ adındaki sergi Pekin Sanat Müzesi’nde olmasaydı, gidip görmenizi tavsiye ederdim. Sergide sanatçının kişisel çalışmaları dışında, kampanyalar için de çektiği fotoğraflar var. Bu sergiyi, aynı tarzda İstanbul’da da yaparsa epey ilgi görür tahmin ediyorum.

Yazının devamı...

Kenan Doğulu taktik değiştirdi

2 Haziran 2012

‘Aşka Türlü Şeyler’, Kenan Doğulu’nun yeni çıkacak albümünün ismi. Doğulu, genelde albümü çıkmaya yakın, yeni imajı ve görselleriyle röportajlar verirdi. Albüm tanıtımını böyle yapardı. Fakat bu kez, sosyal medyanın gücünden etkilenmiş olsa gerek, Twitter’ı tercih etti. Röportaj taleplerine sıcak bakmadı. Geçen hafta içinde, Twitter’da, bir telefon numarası verip, arayan ilk 25 kişiyle telefon görüşmesi yaptı. Yeni albümünün adını arayanlara söyledi, muhabbet etti. Ardında da, albümün adını açıkladı. Sanatçının albümdeki kafa şarkısı ‘Bal Gibi’nin, internet üzerinden 4 milyon tıklanmaya doğru gittiği haberi de geldi. Bu yeni tanıtım şeklinin Doğulu’ya nasıl bir katkı yapacağını, albüm çıkınca öğrenmiş olacağız. Sosyal medyanın gücünü bir kez daha ölçmek için iyi bir fırsat olabilir.

Bunlar da ‘Cumartesi Taraftarları’

Türkiye Fair Play Platformu adında bir grup var. Altı haftadan beri seri eylemler gerçekleştiriyorlar. Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) İstinye’deki binasına giden yaklaşık 100 kişilik bu grup, “Yeşil sahada adalet” diye bağırıyor. Grup, amaçlarının, ülkenin sporda yaşadığı ahlaki çöküntüye dur demek ve temiz futbola olan özlemi seslendirmek olarak açıklıyor.
İyi niyetliler fakat ülkenin yarısı günlerce bağırdı; değişen bir şey olmadı. Değil 100, binlerce kişi her gün bağırsa TFF bitirdiği işi değiştirmez. Zaten UEFA da ufaktan cezaları yazmaya başladı. Yakında, esas fatura kesilince de kendimiz çalar, kendimiz oynarız. Bahane işi şimdiden hazır: “Avrupa bizi dışlıyor”...

Zararsız tanıtım böyle yapılır

Samsung, yeni cep telefonunu İstanbul’da da tanıttı. Geçen ay Londra’da ilk defa dünya vatandaşlarının huzuruna çıkarılan Galaxs S 3, İstanbul’da da Savarona yatındaki davetle tanıtıldı. Ben de telefonu, gemide bulunan herkes gibi inceledim. Duvarınıza yatay olarak monte ederseniz, büyük ekran televizyon almanıza gerek kalmaz izlenimi verdi bana. Teknoloji hastaları, bu telefonu iPhone’le kapıştırmaya hazırlanıyor. Konuşmalardan bunu anladım.
Çok sayıda ünlünün katıldığı, Ajda Pekkan’ın da konser verdiği tanıtımda en hoşuma giden olay, Rumelihisarı’nın duvarlarına yansıtılan reklam videosuydu. Renk cümbüşü görüntüler Hisar’da kalenin üzerinde dans edince, davetlilerin ağzı açık kaldı.
İyi bir gösteri yapmak için, havaya tonlarca havai fişek göndermek gerekmiyor. Defalarca yazıldı, söylendi. Vazgeçin bu sevdadan diye.... Havai fişekler, ışığa giden yüzlerce martının yaralanmasına, güvercinlerin korkudan kalbinin durmasına neden oluyor. Samsung’un yaptığı bu zararsız ve kaliteli video gösterisi Koreliler’in mi yoksa bizimkilerin fikri miydi bilmiyorum ama zekiceydi.

İtalya sevdası

Geçen çarşamba akşamı, İtalyan Başkonsolosluğu’nda davet vardı. Mevcut cumhuriyetin kuruluşunun 66. yıldönümü nedeniyle verildi bu davet. Her zaman olduğu gibi, yine renkli, tanınmış isimler Venedik Sarayı’ının bahçesindeydi. 2 bin 500 davetli sağlam bir sayı. Gecenin ilginç olayı, Başkonsolos Gianluca Alberini’nin açıkladığı rakamlardı. Bu yıl itibariyle İtalya’ya gitmek için vize isteyenlerin sayısı 80 bine ulaşmış. İtalyanca dil kurslarında 3 bine varan öğrenci sayısından bahsetti. Başkonsolos bunları açıklarken, davetlilerin bir gözünün, şef Carlo Bernardini’nin ekibiyle hazırladığı İtalyan büfesinde olduğunu yazmamak ayıp olur.

Yazının devamı...