"Hayri Dizerkonca" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hayri Dizerkonca" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Hayri Dizerkonca

Antalya-Kaş arası…

2 Kasım 2016

 Antalya için projeleri, yapılan çalışmaları anlattı büyük bir heyecanla.

Bugün gitmeye kalksanız yaklaşık 3,5 saatte varacağınız Antalya-Kaş yolunu 1 saat 45 dakikaya indireceklerini söyledi. Bunu bölünmüş yollar ve tünellerle sağlayacaklarını anlattı.

Tekirova-Kumluca arasının ihale edildiğini, Finike’den 6 ayrı tünelle Kalkan’a, Muğla il sınırına kadar ulaşılacağını kaydeden Atay Uslu, bakın neler söyledi bu konuda özetle:

 “Burada 7 bin 940 metrelik çift tünelimiz var. Toplamı gidiş-geliş 28 kilometre olacak. Kaş’a varış süresi yarı yarıya azalacak. Yani yaklaşık 1 saat 45 dakikada Antalya merkezden Kaş’a ulaşacaksınız. Önümüzdeki yıl kazmayı vuruyoruz. Türkiye’nin en önemli yol projelerinden biri. Tahmini 1,7 milyar maliyeti olacak. Böylece turistler Muğla’dan Antalya’ya çok daha kolay ulaşabilecek. Akdeniz hareketlenecek. Marmaris’e gelen turist çok rahatlıkla Gazipaşa’ya kadar çok kısa sürede ulaşabilecek.”

 KAŞ’A HAVAALANI

Bir önemli haber daha verdi Atay Uslu.

Kaş-Demre arasına havaalanı yapılacağını bir kez daha tekrarladı. Projelendirme çalışmalarının sürdüğünü, bitimine az kaldığını belirtti. Ve şöyle dedi: “Artık İstanbul’dan uçağa binip Kaş’a rahatlıkla ulaşacağız.”

Kutu.yazı içine…

Halkımız ne derse

Atay Uslu ile sohbetimizde söz döndü dolaştı siyasetten açıldı. Son günlerde en çok tartışılan “Başkanlık” sisteminden.

AK Partili vekil, halkın artık koalisyon istemediğini, Türkiye’nin koalisyonlardan çok çektiğini, 93 yılda 65 hükümet değiştiğini, bunun 14 ayda bir yeni hükümet anlamına geldiğine dikkat çekti.

“Oysa başkanlık sistemi olsaydı, 65. Hükümeti cumhuriyetimizin 300. Yılında kuracaktık” dedi.

Önemli bir tespit.

TBMM’de 365’i geçmeleri halinde de referanduma gidip-gitmeyeceklerini sordum.

Şöyle yanıt verdi Uslu: Evet 365’i geçsek bile halka soracağız. Son söz halkımızın. Halkımız ne derse o olur.”

Ve referandumun muhtemelen ilkbaharda gündeme geleceğini ekledi sözlerine.

***

Anket sonuçlarında ne çıkıyor dedik. Büyük çoğunluğun “evet” dediğini söyledi.

Üniter devletten vazgeçilecek mi diye sorduk.

Ona da şu yanıtı verdi: “Asla vazgeçmeyeceğiz. Başkanlık sisteminin olmazsa olmazı eyalet sistemi değildir. Vilayet sistemiyle de başarılı bir şekilde yönetilir. Fransa’da olduğu gibi.”

 

Adam 40 yıllığına kiralıyor

10 yıl sonra çekip gidiyor

Finike’de bal üreticilerinin mermer-taş ocaklarından şikayetleri olduğunu, bunun için ne yaptıklarını sordum Atay Uslu’ya.

İlginç bir şey anlattı.

Ocakların eski durumuna döndürülmesi için yasal değişiklik yapacaklarını kaydetti. “Nedir o yasal değişiklik” dedim.

Yanıtladı: “Adama ocak 30-40 yıllığına kiralanıyor. Fakat 10 yıl çalıştırıp bırakıyor. Ocağı terk ediyor. Yasayı hatırlatıp, burayı ağaçlandırması gerektiğini söylüyorsunuz. Kalkıp, ‘Benim daha 30 yıl anlaşmam var. 30 yıl sonra ağaçlandırırım’ diyor.

Kağıt üzerinde haklı. Bir şey yapamıyorsunuz.

İşte bu yasayı yeniden düzenleyeceğiz. Bu suiistimale izin vermeyeceğiz. Galeri sistemine geçilmesi konusunda da mermercilerle görüşüyoruz. Kısa sürede çözeceğiz.”

 

 

Mevlüt Bey bizim her şeyimiz

Bölgenin 7 milletvekili olarak çok çalıştıklarını, Antalya’nın sorunlarını Ankara’ya yıldırım hızıyla ilettiklerini üstüne basa basa söyledi.

En büyük destekçilerinin de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu olduğunu belirtti. “Mevlüt Bey hem ağabeyimiz, hem bakanımız, hem milletvekilimiz. Antalya’nın her sorununu birebir takip ediyor. Hangi bakanlıkta Antalya ile ilgili bir konu varsa, bizimle birlikte gelip, destek istiyor. Onun bu ilgisi, desteği, performansı bize enerji katıyor, motive ediyor, örnek oluyor. Yani bizim her şeyimiz” dedi  Atay Uslu.

EN BAŞARILI BAŞKAN

Bu arada Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’i unutmuyor. Türel için “O Türkiye’nin en başarılı büyükşehir belediye başkanı” diyor.

 

Kaleiçi “7 Kocalı Hürmüz” gibi

Pazar günü “Kaleçi İçin Önerim Var” başlığı altında Kaleiçi ile ilgili birkaç öneri sıralamıştım. Okuyucularımızdan, Kaleiçi esnafından çok sayıda destek mesajı aldık.

Turizm sektöründe, önemli otellerde uzun yıllar çalıştığını belirten Zafer Yüzücü de e-mail atanlar arasında. Birkaç öneri sıralamış ve  Kaleçi’ni 7 Kocalı Hürmüz’e benzetmiş.

Şöyle diyor Zafer Bey:

 “Sizin de yazdığınız gibi Kaleiçi’ndeki çok başlı yönetim anlayışı maalesef en büyük sorun. Ben buradaki tesis sahiplerini 7 Kocalı Hürmüz’e benzetiyorum. Kim bu kocalar:

  1. Kültür ve Turizm Bakanlığı.
  2. Müze Müdürlüğü.
  3. Muratpaşa Belediyesi.
  4. Gıda ve Tarım Hayvancılık Bakanlığı.
  5. İçişleri Bakanlığı.
  6. Büyükşehir Belediyesi.
  7. Koruma, Uygulama ve Denetim Bürosu Şube Müdürlüğü (KUDEB).

Evet bu kurumların hepsi Kaleiçi’nden sorumlu.

Gördüğünüz gibi tam 7 tane kocası bulunuyor Kaleiçi’nin.

Sizin de belirttiğiniz gibi tek bir merkezden yapılacak olan bir yönetim birçok sorunu çözebilir, tabii ki bu idareler bu görevlerinden vazgeçebilirlerse.”

++++++

 

Çanaklar sökülecekmiş

Bu arada resmi kurumların da Kaleiçi için bir adım attığını öğrendik. Çatılarda günısı ve çanak anten yasaklanacak, yüksek katlar tıraşlanacakmış. İyi haber, memnun olduk.

Kaleiçi’nin sorunları büyük.

Bir yerlerden başlamak gerekiyor. Bu çatıdan da olabilir, bacadan da. Yeter ki başlansın birşeyler yapılmaya.

Hep birlikte sahip çıkalım, kurtaralım. Kazanalım Antalya’nın kalbini.

 

Güle güle Cemil Tonbul

Antalya Emniyet Müdürü Cemil Tonbul görevi Celal Uzunkaya’ya devretti, başmüfettiş olarak Ankara’ya gitti.

Vakur duruşu, dürüstlüğü, çalışkanlığı, devlet geleneklerine bağlılığı, samimiyeti ile Antalyalıların gönüllerinde önemli bir yere sahip olan Cemil müdüre hep  güle güle derken, bayrağı devralan Celal Uzunkaya’da “hoşgeldiniz” diyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazının devamı...

O yüzde 50 nasıl geldi

29 Ekim 2016

Ramazan Bey tüm olumsuzluklara rağmen turist sayısındaki düşüşün az olduğunu söyledi.

Şaşırdım. Yaklaşık yüzde 50 düşüşü nasıl az bulduğunu sordum. Şöyle cevap verdi:

“Bir turizm ülkesinin başına gelebilecek en kötü şeyler oldu. Ama o insanlar, o yüzde 50 yine bizden vazgeçmedi. Üstelik Türkiye’de mükemmel bir tatil geçirdiklerini, yurt dışında yazılanlarla, burada yaşananların ilgisi olmadığını anlattılar. Arkadaşlarını, dostlarını Türkiye’ye davet ettiler.  Tabi bunda sektörümüzde çalışan tüm arkadaşlarımızın, hükümetimizin, bankacısından, belediye başkanlarına herkesin  payı var. Yıllardır hep birlikte iyi hizmet için çırpınıyoruz. Bu yüzde 50 de onun karşılığı olsa gerek. “

Aslan, 2016’ya gösterilen hassasiyetin 2017’de de devam etmesi gerektiğini üstüne basa basa vurguladı,  hatta daha da hassas davranılması gerektiğini söyledi.

Ramazan Bey’in sözlerine  katılıyorum. Türkiye düşmanlarının tüm çabalarına, yurt dışında kara propagandanın pik yapmasına  rağmen yüzde 50’inin bizden vazgeçmemesinde turizm sektörünün kaliteli, güler yüzlü hizmetinin payı büyük.

Dünyaca ünlü misafirperverliğimize aynen devam diyorum.

***

 

Personeli unutmadı

Turizm sektörün en  başarılı isimlerinden olan ve gazetecilik tabiriyle işin “mutfağından” yetişen Ramazan Aslan, sektörde personelin önemine özellikle vurgu yaptı.

Bu yıl yaşadığımız krizden dolayı, ister istemez işten çıkarılan personelin, mutlaka tekrar kazanılması gerektiğine dikkat çekti Aslan.

“O arkadaşlarımız bizim için çok değerli. Onların yokluğu sektörümüz için büyük kayıp olur. Tekrar aramıza dönmeleri için hep birlikte daha çok çalışmalıyız” dedi .

Doğru söze ne denir?

**

Türel’in turizme katkısı

Söz turizmden açılmışken burada Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’i de hatırlamamak mümkün değil.

Başkan Türel, turizmde yaşadığımız krizi hafifletmek için çok önemli bir iş yaptı. Yoğun iş temposunu bir tarafa bırakıp, bir grup turizmciyle Avrupa yollarına düştü.

Avrupa’nın en önemli basın-yayın organlarını ziyaret etti. Genel Yayın Yönetmenleriyle bir araya geldi. Türkiye’nin, Antalya’nın güvenli olduğunu, huzur içinde tatil yapabileceklerini anlattı. Çok da etkili oldu. Önyargıları kırdı.

Buna en yakın örnek Bild Gazetesi oldu. Almanya’nın en çok satan,  en etkili gazetesi Bild, günlerce Antalya’yı anlattı. Özel muhabir gönderip Antalya ile ilgili haber yaptı. Bu da yetmedi, Antalya’da tatil yapan Almanlar için, özel köşe açtı.

Fotoğrafta da gördüğünüz gibi,  daha birkaç gün önce, onların Antalya ile ilgili övgü dolu sözlerini yayımladı. 

Kendisi de gazeteci olan ve basının önemini iyi bilen Türel, Avrupa medyasıyla başarılı bir diyalog kurdu. Bunun faydalarını önümüzdeki yıllarda da göreceğimizden eminim. 

Evet. Hep birlikte mücadele ettiğimizde üstesinden gelemeyeceğimiz sorun yok.

Özellikle bugünlerde daha çok birliğe, daha çok işbirliğine ihtiyacımız var.

 **

Başka Fulya’lar öldürülmeden…

Türkiye’de her gün 5 kadın öldürülüyor, yüzlercesi, binlercesi şiddete maruz kalıyor. Fulda Özdemir de onlardan biri.

Gencecik, eğitimli, kültürlü bir kadın.

İsviçre gibi adı medeniyet ile anılan bir ülkeden kalkıp, Türkiye’ye gelmiş. Kendi vatanına, kendi topraklarına.

Kaş’a yerleşmiş.

Bir genç adama kaptırmış gönlünü. Sabıkalı, üstelik cinayetten. Cezaevi firarisi. Adam söylemiş kim olduğunu, ancak gönül bu… Aka da konuyor b….da.  

Bir süre anlamış hata yaptığını, “Ben ayrılmak istiyorum” demiş.

İşte o zaman kopmuş kıyamet, o adamın gözlerinde.

“Sırlarımı öğrendi” gerekçesiyle kıymış o güzelim kıza.

Kendini kurtarmak için. Hapishane köşelerine dönmemek için.

***

Artık birşeyler yapmanın zamanı geldi de geçiyor bile.

Önce eğitim, sonra ceza.

Eğitmeliyiz evlatlarımızı,  bilgilendirmeliyiz. Anlatmalıyız gerçeği, ta çocuk yaşlarında onlara.

Başka Fulya’lar öldürülmeden.

***

Tabi adaleti, adil cezayı da sağlamalıyız.

Mahkeme önünde, sırf takım elbise giydi, kravat taktı  diye, “iyi hal” indirimleriyle serbest bırakmamalıyız kadın düşmanlarını.

Biliyorsunuz; “Haksızlığa, adaletsizliğe, sessiz kalmak, suça ortak olmak demektir.”

Yoksa bu vahşetin sonu gelmeyecek.

 

 

Yazının devamı...

Yavrularımızı düşlerine kavuşturalım

28 Ekim 2016

Hayran kaldık.

Antalya’ya döneceğimiz son gün. “Seni köyüme, Çukurbağ’a,  ilkokuluma götüreceğim. Bak orada neler yaptılar” dedi.

Meraklandık. Düştük yola.

Yaklaşık 5 kilometre gittik.  “İşte burası”  dediğinde, gözlerinin içi gülüyordu Ramazan Bey’in.  Dev çınar ağacının altında bir çeşme dikkatimi çekti. Üstünde, “Zeynep Atılgan Hayratı” yazıyordu. Ramazan Bey’in 15 gün önce vefat eden annesiydi, o hayratı yaptıran.

Girişe geldik. Kapıda “Düşler Akademisi” yazıyordu. Bizi, burada gönüllü olarak çalışan Esra Koyuncu ve arkadaşları karşıladı. Önce ilkokulu gezdirdiler.

80 yıl önce imece usulü ile yapılan okul, restore edilmiş bir müzeye, atölyeye dönüştürülmüş. 60 yıl öncesinin bir sınıfı aynen konulmuş. Hatta okulun öğretmeni Mehmet Sait Özer’i simgeleyen mankene, Mehmet öğretmenin orijinal elbiseleri giydirilmiş, karatahtanın yanındaki masaya oturtulmuştu. Okulun ek ders binası ise yatakhaneye dönüştürülmüş. Gönüllülerin el emeği ürünlerinin satıldığı bir dükkan var.

Bahçeye çıktık. 1,5 dönüm tarlada ekolojik tarım yapılıyor. Daha bitmedi.

Bir müzik sınıfı var. Ahmet Uluğ kardeşi Mehmet Uluğ için yapmış, akademiye bağışlamış. İçinde her türlü müzik aleti var.

Tam 15 dönüm arazi üzerine kurulu Düşler Akademisi.  Arazi devlete ait. Devlet, restorasyon karşılığında kiraya vermiş. Bileşmiş Milletler Kalkınma Fonu iş birliği ve Vodafone ana sponsorluğuyla oluşturulmuş. Tabi yardımsever vatandaşlarımız da destek vermiş.

Kurucusu dalış eğitmeni Ercan Tutal. Gönüllüler arasında dünyanın dört bir yanından gelen yabancılar da var. Bize bilgi veren Esra Koyuncu, altı yıl yaşamış Hollanda’da. Ekonomist.

Akademinin misafirleri genellikle engelli çocuklarımız. Evet. Her şey onlar için yapılıyor. Burada gelip, tatil yapıyorlar, el becerilerini geliştiriyorlar, tiyatro, resim, müzik kurslarına katılıyorlar.

Çok beğendik, takdir ettik. Tebrik ettik.

Ayrılırken Ramazan Bey duygulandı. Dönüp, “İspanya’dan badem kırma makinası alıp, akademiye hediye edeceğim. Bu köy ve civarının geçimi genellikle bademden. Bademi kırması zordur. Yıllarca bende kırdım. Makinayı alıp, akademiye bağışlayacağım. Onlar da, köylüye kiraya versinler. Böylece bir gelir elde ederler” dedi.

Evet. Düşler Akademisi’nin ihtiyaçları çok. Acil olarak kuyuya, depoya, peyzaj çalışmasına ihtiyaçları var. Gönüllü gençler, engelli yavrularımız için çalışıyor. Bizlerde onlara destek olalım, engelli yavrularımızı “düşlerine” kavuşturalım.

****

 

Gökçen Enç ilk müjdeyi verdi

Dün Türkiye-Hindistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı AK Parti Antalya Milletvekili Gökçen Enç aradı, Hindistan’la ilgili yazımızı okumuş. Teşekkür etti. Bir de müjde verdi.

Hindistanlı bir seyahat acentesinin Rixos Oteller Grubu’nun 350 odasını kapattığını, 2 milyon dolarlık anlaşmanın yarın (bugün) imzalanacağını bildirdi ve şunları söyledi:

“Antalya için çok önemli bir gelişme. Bu anlaşmaların yenileri de gelecek, umuyorum. Aralık ayında Hindistan’da iş zirvesi yapacağız. Bu zirveden de çok olumlu sonuçlar alacağız. Sayın Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun girişimleri yolumuzu açtı. Tüm enerjimizle çalışıyoruz” dedi.

Gökçen Hanım’ın heyecanlandığı kadar var, gerçekten süper bir iş. Müjdelerin devamını diliyoruz. Dün de yazdım, hem kendisini, hem Mevlüt Bey’i kutluyorum.

 ***

AVM yapılacak mı?

CHP Muratpaşa İlçe Başkanı Ahmet Kumbul sormuş: “TOKİ tarafından satışa çıkarılan 100. Yıl’daki 40 dönüm araziye AVM ve rezidans yapılacak mı?”

Cevabı da Başkan Menderes Türel’in vermesini istemiş.

Bizde soruyoruz; AVM yapılacak mı?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazının devamı...

Kimi koruyordu o adamlar?

27 Ekim 2016


 

Her yıl olduğu gibi bu yılda “Yıldızlar Geçidi” yapıldı. O yıldızların içinde pek “yıldız” göremesek de en çok dikkatimizi çeken; yıldızların içinde bulunduğu otomobillerin etrafındaki  adamlardı.  Daha çok diskotek, bar-pavyon kapılarında gördüğümüz siyah takım elbiseli, iri vücutlu bu adamlar, yıldızlarla halk arasında bir “duvar” gibi duruyorlardı, otomobillerin yanı başında.

 Kimi, kimden koruduklarını merak ettim doğrusu. Sanatçıyı, kimden koruyorlardı?

Oysa hayranı olduğu yıldızları görebilmek, onların elini sıkmak, imzalı fotoğraf alabilmek için, işini gücünü bırakıp oraya gelmişti o vatandaş.

 Kısaca;  vatandaştan koruyorlardı, o “koruma duvarları” yıldızları.

 Kim akıl ettiyse, aklına sağlık (!).

***

 

HAYDi YÖREX’E

Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) organize ettiği Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) dün açıldı. Anadolu mutfağının bir numaralı ürünlerini görmek, tatmak isteyenler mutlaka fuarı ziyaret etmeli. 443 katılımcının alıcı ile buluştuğu fuarda, Edirne ciğeri, Nevşehir’in köfteri,Malatya’nın kayısısı, Ağrı’nın balı, Kahramanmaraş’ın tarhanası ve daha neler neler. Sizi bekliyor.

 ***

 

TURİZMDE HİNDİSTAN UMUDU

HERKESİN malumu Antalya turizm sektörü çok sıkıntılı bir sezon yaşadı, yaşıyor. Özellikle Ruslar,  Almanlar gelmeyince milyarlarca dolar kaybımız oldu.

Kaybın nedenleri arasında portföyümüzde alternatif ülke sayısının az olması. Öyle değil mi?

 Yıllardır konuşuluyor bu konu. Çözüm aranıyor.

ÇAVUŞOĞLU GİTTİ

 Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye-Hindistan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı AK Parti Antalya Milletvekili Gökçen Enç, 2 ay önce Hindistan’a gitti. Burada aralarında Dışişleri Bakanı Sushma Swaraj’ın da bulunduğu birçok Hintli yetkiliyle temaslarda bulundu. Siyasi, ekonomik işbirliğinin arttırılmasının yanı sıra, Hintlilerin tatillerini Türkiye’de yapmalarını, Hint düğünlerine ev sahipliği yapmak istediğimizi ifade edip,  destek istediler.

ELÇİNİN SÖZLERİ

 Aradan kısa süre geçmesine rağmen, bu destek talebine olumlu cevap geldi. Hindistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Rahul Kulshreshth ve beraberindeki heyet, geçtiğimiz gün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Gökçen Enç’i ziyaret etti. 

 Büyükelçi Swaraj, Hintli tur operatörlerinin Antalya’da olduğunu belirterek, Türkiye’ye gelen Hintli turist sayısında artış olduğunu gözlemlediğini söyledi. Sayının giderek artacağını belirtti.

 Bu, ülkemiz için umut veren sevindirici bir gelişme.

 Emeği geçenleri kutluyorum

Dünya’nın 10’uncu büyük ekonomisi, 1 milyar 305 milyon nüfuslu Hindistan’ın bizi tercih etmesi hem turizm hem diğer sektörlerimiz için süper gelişme. Emeği geçenleri kutluyorum. Darısı diğer alternatiflere diyorum.

 ***

 

TEK TİP OTOBÜS...

 ANTALYA Büyükşehir Belediyesi, kamu taşımacılığında çalışan otobüslere “tek tip” zorunluluğu getirdi.

Son derece doğru bir uygulama.

 Ancak bazı otobüs sahipleri karşı çıktı. Bu itirazlara karşıyım.

 Burası Antalya. Türkiye’nin en seçkin, en önemli kentlerinden biri. Tek kelimeyle; “Türkiye’nin misafir odası.”

 Bu kentte çalışacaksanız, yaşayacaksanız, üstelik kamu hizmeti yapacaksanız; kurallara, şartlara uymak zorundasınız. Gidin, Avrupa ülkelerine, bakın oradaki kamu taşıtlarına. Hepsi “tek tip”.

 Herkesin kafasına göre takılma lüksü olmaz, olamaz.

 Sonuna kadar haklı Menderes Türel.

 

Yazının devamı...