"Emre Özpeynirci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Özpeynirci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Özpeynirci

2019’da 2’nci el patlaması olacak

3 Aralık 2018

İlk çeyreğe önemli sıçramayla başlayan, ikinci çeyrekte duran, üçüncü çeyrekten itibaren ise kur ve faizlerdeki artışla tam anlamıyla çöken sektör, son 2 ayda ise ÖTV ve KDV indiriminin desteğiyle yeniden hareketlendi. 1 Kasım’dan itibaren showroomlardaki trafik ekim ayına göre 4-5 kat artarken, resmi olmayan rakamlara göre geçen ay toplam otomobil ve hafif ticari araç satışları 65-70 bin adedin arasında gerçekleşti. Yani kasım ayının ilk 2 haftasında 60 bin adetler telaffuz edilirken, satışlar 70 bin adetlere dayandı. Bu ekim ayındaki 21 bin adetlik satışa göre 3 katın üzerinde bir sıçrama demek. Ama tabii ki geçen yıla göre hâlâ yüzde 32 gibi bir düşüş söz konusu. Markaların fiyatlarda ÖTV indirimine ek olarak kampanyaları devam ettirmesi halinde aralık ayında satışlar 80-90 bin adedi bulur, bu da pazarın yılı 650 bin adetlerde kapanmasını sağlar. Kuşkusuz eylül ayında yüzde 68, ekimde yüzde 77 daralan pazarın yılı yüzde 32 daralmayla kapatması ‘kötünün iyisi’ olarak değerlendirilebilir.

ÖTV İNDİRİMİ SÜRECEK Mİ?

Ama uzun süredir asıl soru; “2019’da ne olacak?” Çünkü sektör yetkilileri 2019 öngörülerini yaklaşık 400 bin adet mertebesine göre yapıyor. Bu da 2018’e göre pazarın yüzde 38, 2017 yılına göre ise yüzde 60 civarında düşeceği anlamına geliyor.

İşte bu noktada kafalar karışmış durumda. Çünkü markalar ve distribütörler ellerinde kalan stoka ve yapılan öngörülere bağlı olarak 2019’da ÖTV indiriminin devam etmesi gerektiğini söylerken, müşteriyle direkt temas eden yetkili satıcılar ise 2. el otomobil stokları yüzünden pek ÖTV indirimi istemiyor. Bunu ana markalardan çekindikleri için dile de getiremiyorlar ama ortada bir gerçek var. Çünkü ÖTV indirimiyle birlikte sıfır otomobil fiyatlarındaki gerileme, ellerindeki 2. el fiyatlarını da indirdi. Böyle olunca, büyük finansal yük almış durumdalar. Şu an satsalar büyük zarar edecekler, satmasalar stok maliyetleri artacak.

O yüzden 2019 yılında en azından ÖTV indirimi olmazsa, 2. el fiyatlarının daha makul bir seviyeye oturacağını ve tamamen bu araçların satışına odaklanabileceklerini belirtiyorlar.

2019 yılı pazarı için net bir şey söylemek mümkün değil. Ama bir gerçek var ki, sıfır otomobilden çok 2.el araçlar satılacak. Bu araçların 100 bin adedi ilk 6 ayda peyderpey gümrüklerden çekilecek 1 yaşındaki sıfır otomobiller, diğerleri yıl sonunda satılmış gibi gösterilen sıfır 2.el araçlar ve gerçekten stoklarda bekleyen kullanılmış araçlardan oluşacak. O yüzden bunları 400 bin adede eklersek aslında pazarın toplamda 2018’i geçme durumu bile olabilir.

Aslında sihirli bir değneği olsa, otomotiv sektörü 2019’u pas geçip direkt 2020’ye atlamak isteyecektir.

Yazının devamı...

İndirmiş gibi yapmışlar!

26 Kasım 2018

1 Kasım’dan itibaren devreye giren ÖTV desteğiyle birlikte küçük ve orta sınıftaki otomobillerin fiyatları yüzde 10 düştü. Bu da sektöre az da olsa son 2 ayda derin bir nefes aldırdı. Bu indirimleri bazı firmalar kampanyalarla destekleyerek yüzde 20’lerin üzerine çıkarırken, bazıları ise ‘sıfır faiz’ gibi finansal fırsatlar sunarak güçlendirdiler. Durum böyle olunca kur artışlarından dolayı son aylarda alımı erteleyen vatandaşlar kasım ayında showroomlara adeta akın etti. Showroom trafiği ay başından bu yana 3-4 kat artarken, bunun ne kadarının satışlara yansıdığını ise kasım ayı resmi sonuçlarında net olarak göreceğiz. Ama sadece 21 bin adetlik satışın yapıldığı ekim ayına göre en az 3 kat artış olacağı ortada.

VATANDAŞ TEPKİLİ

İşte otomotiv sektörü için böylesine hayati öneme sahip bir süreçte hem sosyal medya hem de elektronik posta ile vatandaşlardan fiyatlar konusunda bir çok tepki gelmeye başlayınca şaşırdım. Vatandaşlar fiyatların gerçek anlamda inmediğini, ÖTV indirimi öncesinde yükseltildiği için sanki inmiş gibi gösterildiğini şikayet ediyorlardı. Yani ortada ciddi bir fırsatçılık suçlaması vardı. Şaşırmıştım çünkü böylesine zor bir süreçten geçen markaların bunu yapmayacağını düşünüyordum. Daha doğrusu böyle kritik dönemde gerçekten kendi ayaklarına sıkarlar mıydı? Hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın uyarılarına rağmen...

Bu şikayetlerin sayısı çoğalınca sıkı bir araştırma yapma gereği duydum. Bunun için de bazı uzmanlara danışıp, 2016 yılından bu yana fiyatlardaki değişimi hem Euro hem TL bazında inceledim. Türkiye’de çok satan bazı otomobillerin liste fiyatları üzerinden incelemeler yapıp, bayilerden alınan aylık fiyatları o ayki ortalama kur ile hesapladım. Sonuç olarak gelen şikayetlerin bazılarının gerçekten de doğru olduğunu gördüm. Şimdi bu konuda marka ve model ismi vermeden bazı örnekler paylaşmak istiyorum.

Türkiye’de çok satan X marka bir otomobilin fiyatı 2016 yılında ortalama 12 bin 11 Euro iken (Euro ortalaması 3.4 TL) 2017’de kurdaki artışla birlikte 11 bin 209 Euro’ya (Euro ortalaması 4.07 TL) gerilemiş. Bu aracın 2018 yılı ortalaması ise 12 bin 58 Euro olarak gözüküyor. Bunda da Euro’yu ortalama 4.85 TL olarak hesaplamışlar. Ama gelin görün ki bu aracın ÖTV indirimi öncesi fiyatı bir anda 15 bin 893 Euro’ya yükselmiş. ÖTV indirimi sonrası ise fiyat 13 bin 770 Euro’ya gerilemiş. Hem ÖTV öncesi hem ÖTV sonrası fiyatlarda kur 6.1 TL olarak hesaplanmış. Yani görünen o ki, bu otomobilin fiyatı ÖTV indirimi öncesine göre yüzde 13 düşerken, 2018 yılı ortalamasına göre ise yüzde 14 yükselmiş. (İsterseniz bu fiyatları ortalama Euro kuru ile çarptığınızda aracın TL fiyatını bulabilirsiniz)

İncelediğim bir başka çok satan otomobilin 2016 yılında ortalama fiyatı 23 bin 400 Euro iken, 2017 yılında 22 bin 976 Euro’ya inmiş. TL fiyatlarına göre 2016 yılında bu araçta ortalama Euro kurunu 3.48 TL, 2017 yılında ise 4.26 TL olarak hesaplamışlar. 2018 yılı ortalamasında ise aracın fiyatı 4.65 TL’lik Euro hesabıyla 21 bin 916 Euro’ya inmiş. Ama gelin görün ki ÖTV indirimi öncesinde aracın fiyatı bir anda 26 bin 189 Euro’ya yükselmiş. ÖTV indirimi sonrasında da fiyat 24 bin 98 Euro’ya gerilemiş. Yani ekim ayında fiyat bir anda 3 yıllık ortalamanın üzerine çıkmış. ÖTV indirimiyle aracın fiyatı ekim ayına göre yüzde 8 inmiş gibi gözükürken, 2018 yılı ortalamasına göre ise yüzde 10 yükselmiş.

Yazının devamı...

Dünya devinin Türkiye şoku!

19 Kasım 2018

Türkiye’deki operasyonunun kurdaki dalgalanma nedeniyle ilk 9 ayda 73 milyon Euro (vergi öncesi 84 milyon Euro) zarar etmesi kiralama devi LeasePlan’ın tüm dünyadaki kârını neredeyse yarı yarıya düşürmüş. Ayrıca şirket dünyada halka açılma planını da ekim ayında bu yüzden iptal etmiş. Yani açıkçası büyük bir şok yaşıyorlar.

Bu şoku da geçtiğimiz hafta uluslararası ajanslara yansıyan haberlerde LeasePlan CEO’su Tex Gunning net olarak ortaya koyuyor.

OLAĞANÜSTÜ ETKİLENDİK

Gunning, LeasePlan’ın kur riskine maruz kaldığı tek ülkenin Türkiye olduğunu ve bu durumdan olağanüstü etkilendiklerini belirtiyor. Türkiye operasyonunda döviz kurundaki dalgalanmaya maruz kalmayı azaltmak için net önlemler aldıklarını belirten Gunnnig, bu önlemleri ise sözleşmelerin uzatılması ve döviz kuru riskini azaltmak için Euro cinsinden yeni fiyatlandırmaların getirilmesi olarak sıralıyor.

Sonuç olarak 3’ünçcü çeyrekte Türkiye yüzünden LeasePlan’ın net kârı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 48 düşerek 67 milyon Euro’ya gerilemiş. Yani geçtiğimiz yılın aynı döneminde 129 milyon Euro net kâr elde eden şirkete Türkiye’nin etkisi oldukça fazla olmuş. 3’üncü çeyreğin etkisiyle ilk 9 ay sonunda ise şirketin kârı yüzde 12.6 düşerek 353 milyon Euro’ya gerilemiş.

Türkiye’nin etkisi aslında, bilançodan çıkarıldığında daha net ortaya çıkıyor. Türkiye olmadan LeasePlan’ın net kârı 3’üncü çeyrekte yüzde 6 artışla 147 milyon Euro’ya çıkıyor. Bu arada şirketin 2018 yılında filosunu yüzde 6.8’lik artışla 1 milyon 822 bin araca çıkardığını da hatırlatmak gerekir. Yani büyümüş.

Yazının devamı...

‘Gölcük’te Volkswagen’e üretim için çalışıyoruz’

12 Kasım 2018

TÜRKİYE’nin en çok satan markaları arasında olmasına rağmen yıllardır bir türlü yatırıma ikna edilmeyen Alman Volkswagen (VW) sonunda doğrudan olmasa da dolaylı olarak üretime geliyor. Amerikan Ford ve Alman VW arasında bir süredir stratejik ortaklık için görüşmeler yapılıyordu. İlk olarak 25 Haziran’da “Gölcük’te VW’ye ‘ticari’ üretilir mi?” başlığıyla Hürriyet’te yer alan bu stratejik ortaklıkla ilgili görüşmeler 16 Kasım’da resmiyet kazanacak. Uluslararası ajanslara konuşan kaynaklar, ABD pazarının en büyük iki markasından bir olan Ford ile, Avrupa’nın en büyük markası olan Volkswagen’in elektrikli ve otonom araçlarını birbirlerinin fabrikasında üreterek büyük bir maliyetten kurtulmayı hedeflediklerini kaydediyor. Bu kapsamda, VW’nin Hannover fabrikasında üretilen ticari aracı T6 Transporter’ın üretiminin markanın elektrikli vanı ID Buzz’a yer açmak için Ford Otosan’ın Transit üretimini gerçekleştirdiği Gölcük fabrikasına kaydırabileceği belirtiliyor.

Dün Milliyet’te Levent Köprülü’nün de yazdığı son gelişmeleri Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün’e sordum. Yenigün, uluslararası ajanslarda yer alan bu haberleri doğrulayarak, “Üzerinde çalışıyoruz. Kesin olan bir şey yok, Aralık ayı ortası veya sonu net olarak belli olacak” açıklamasını yaptı. Yenigün, hangi modelin üretilip üretilmeyeceğine ilişkin soruma ise, “Dediğim gibi çalışmalar devam ediyor” cevabını vermekle yetindi. Kuşkusuz Yenigün’ün resmi açıklama yapılmadan bir şey söylemesi doğru olmaz ama duyumlarıma göre Ford Otosan, Türkiye’de Volkswagen’in elektrikli ticari aracını değil, Transporter modelini üretecek. Yani yeni nesil Transporter ile Transit kardeş olacak.

ÜRETİM ŞUBATTA BAŞLAR

Ford Otosan’a yakın kaynaklar son gelişmeler sonrası Haydar Yenigün’ün üst düzey çalışanlarına elektronik posta göndererek Volkswagen’e üretimin başlayacağına ilişkin bilgilendirme yaptığını belirterek, “Haydar Yenigün sadece Ford çalışanlarının haberleşme ağından gönderdiği mailde üretimin Şubat 2019’da başlaması için çalışma yapıldığını aktarmış” yorumunu yapıyor. Yine iddialara göre Volkswagen Transporter için Ford Otosan’ın Gölcük’teki fabrikasının yanına ek ilave alan yapacağı söyleniyor.

Yazının devamı...

Kamu araçları için menşeine bakılmalı  

5 Kasım 2018

 

O da ‘Taşıt Kanunu’nda yapılan değişiklikle kamuda bazı makamlar dışında, yabancı menşeli binek veya station-wagon cinsi taşıt edinilemeyeceğini ilişkindi. Yani tasarruf tedbirleri kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de üretilen otomobilleri destekleyecek çok önemli bir karar aldı. Ama kamunun alacağı veya kiralayacağı araçların ne yazık ki sadece Türkiye’de üretilmesi yeterli değil. Bu noktada daha önce yayınlanan genelge ile ‘yerli’ tanımına uyması için yerlilik oranının minimum yüzde 51 olması gerekiyor.

Bugün ticari araçları saymazsak Türkiye’de 6 fabrikada 10 farklı otomobil, 3 farklı da binek statüsünde hafif ticari araç üretiliyor. Sanayi Bakanlığı’nın verilerine göre yüzde 51 ve üzerinde yerlilik oranına sahip model sayısı ise bunun yarısı. Yani sadece 5 otomobil yerlilikte sınıfı geçiyor. Düşünün Honda Civic Sedan, Renault Megane Sedan ve Toyota C-HR bu doğrultuda ‘yerli’ kapsamına giremiyor.

Bu noktada Türkiye’de üretimi desteklemek adına ‘yüzde 51’ şartı yerine geçici de olsa menşeine bakılsa tüm otomobiller kapsama girecek, kamunun da seçim şansı artacak.

Bugüne kadar kamu kurum ve kuruluşları model seçeneği az diye bir yolunu bulup ithal araçları tercih ediyordu.

Bu durum kuşkusuz haksızlık yaratıyor. Teşvik ve diğer konular için demiyorum ama sadece kamu araç satın alma ve kiralamalarında 2019 yılı için

Yazının devamı...

Bakan Albayrak sektörü dinliyor

29 Ekim 2018

Sektör yetkilileri son 2 ay için en azından geçici bir ÖTV indirimi beklerken, hükümet kanadından henüz bir ses çıkmaması ise endişeleri artırmış durumda. Yılın son 2 ayına ellerindeki stoka bağlı büyük stresle giren otomotiv sektörü kara kara ne yapacağını düşünüyor, devletten müjdeli haber bekliyor.

Bu doğrultuda İstanbul-Ankara arasında adeta mekik dokuyan sektör temsilcileri destek alabilmek için büyük mücadele veriyor. Geçen hafta Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) yönetimi Ankara’da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı ziyaret edip bunu sosyal medyadan paylaşınca hemen ‘ÖTV inecek’ dedikoduları patlak verdi. Bunun üzerine hemen dernek başkanı Murat Şahsuvaroğlu’nu arayıp sordum. Şahsuvaroğlu, hem bakanı hem de bakan yardımcısını ziyaret ettiklerini ama şu an için söylenecek bir şey olmadığını, zaten gündemlerinin farklı olduğunu belirtti. Ama bir gelişme olması halinde haber vereceğini de sözlerine ekledi. Yani Bakan Albayrak, sektör yetkililerini kabul edip sorunları dinliyor. Bu olumlu bir gelişme. Umarım dinleyip, not aldıktan sonra bakanlığı hızla harekete geçirip, otomotiv sektörüne rahat nefes aldıracak bir desteği acil olarak devreye sokar. Aksi takdirde sektörün durumu gerçekten çok vahim.

Mikrofonu uzattığım Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Haydar Yenigün, piyasanın çok durgun olduğunu doğrulayarak, “Her zaman bir umut vardır. Kasım ve aralıkta pazar biraz hareketlenir” yorumunu yaparken, Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Başkanı Ali Bilaloğlu ise sektöre yönelik bir destek konusunda henüz kendisine ulaşan bir bilgi olmadığını belirtiyor.

Otomotivde son 2 aya yönelik bir ÖTV indirimi devreye girer mi girmez mi, çok kısa zamanda belli olur.

FİLO ARAÇ ALAMIYOR SEKTÖR DARALIYOR

Intercity’nin patronu Vural Ak ise otomotiv pazarındaki daralmanın en büyük sebeplerinden birinin filo kiralama sektörünün son 3 aydır yeni araç satın almaması olduğunun altını çizerek, “Sektörün sıfır araç alamamasında bankaların etkisi var. Filo kiralama sektörü bankalarımız için çok iyi ve büyük bir pazar. Yaşanan tecrübeleri de dikkate alarak sektörümüze yeniden kredi vermelerini bekliyoruz. Bankalar mali durumu yetersiz ve proje bazında rasyonel olmayan fiyatlamalara kredi verip vermemeyi daha iyi değerlendireceklerdir. Hem satın alınan aracın kendisi hem de müşteri ile yapılan kiralama sözleşmelerinden doğacak kira alacağı son derece düzenli bir geri ödeme garantisi oluşturduğundan sektörümüz kredilendirmeye çok uygundur” yorumunu yapıyor. Diğer taraftan LeasePlan Türkiye Genel Müdürü Türkay Oktay ise yeni araç alınamadığı için Türkiye’de ikinci el araçların yeniden kiralanmasına yönelik eğilimin her geçen gün arttığını söylüyor. Oktay son dönemde bu şekilde 2 bin araç kiraladıklarını da sözlerine ekliyor. Yani Türkiye’de şirketler ödemeleri daha uygun olduğu için 2.el araçları kiralamaya başlamış. 

Yazının devamı...

Yeni havalimanında ‘Rent a car’ pazarlığı

22 Ekim 2018

Tamamen bittiğinde yıllık 200 milyon yolcu kapasitesine sahip olacak yeni havalimanının şehir merkezinden uzak olduğu için olmazsa olmazı günlük araç kiralama şirketleri (Rent a car)...

O bölgeye toplu taşıma yapılacak, taksiler gidip gelecek ama yurtdışında olduğu gibi bir çok kişinin tercihi ise yine araç kiralama olacaktır. Bu nedenle resmi açılış yapılmadan günlük araç kiralama şirketleri yeni havalimanında yerlerini almak için büyük çaba sarf ediyor. Ama uzun süredir havalimanının yönetimi ile araç kiralama şirketleri arasında çok ciddi pazarlıkların yapıldığını öğrendim. Aslında pazarlıktan ziyade sıkı tartışmaların olduğunu, bazı şirketlerin yeni havalimanında yer almaktan vazgeçtiğini bile duyuyorum.

Sonuçta 13 Eylül’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararnamesiyle bazı muafiyetler dışında sözleşmelerin Türk Lirası üzerinden yapılması zorunlu hale gelirken, yeni havalimanında yer almayı planlayan 7 büyük araç kiralama şirketinden kira bedelleri Euro olarak istenince ufak çaplı bir kriz çıkmış. Yeni havalimanı yönetimi araç kiralama şirketlerinin her birinden ayda 25 bin Euro kira ve hava parası olarak 1 yıllık kira bedeli istemiş. Sonuçta her bir şirketin dış ve iç hatlarda olmak üzere 2 ofis açacağı düşünülürse istenen kira oldukça yüksek gelmiş. Buna ek olarak da 1 yıllık yani 300 bin Euro da ofis başına hava parası talep edilince iş biraz çıkmaza girmiş.

Son 2-3 haftadır yapılan görüşmelerden, sıkı pazarlıklardan tam anlamıyla bir sonuç çıkmamış. Yeni havalimanı yönetimi Euro’da ısrar ederken sadece kira bedelinde ve hava parasında kolaylık sağlamaya yanaşmış. Aylık 25 bin Euro’luk kira bedelinde yüzde 25 indirim yapabileceği, hava parasını da bir kerede değil de yıllara bölerek alabileceği yönünde mesaj vermiş. Ama henüz ortada netleşen bir durumun olmadığı ve pazarlıkların sürdüğü söyleniyor. Elde ettiği duyumlara göre pazarlıkları süren şirketler arasında Budget, Avis, Hertz, Europcar, Sixth, Garenta ve Enterprise yer alıyormuş. Ancak aylık kiralama bedeli 20 bin Euro’nun altına inse bile bazı araç kiralama şirketlerinin yeni havalimanına girmekten vazgeçtiği de iddia ediliyor.

Bundan 2-3 hafta önce ‘Eğer TL’ye dönülmezse yokuz’ açıklamasını yapan rent a car şirketleri bakalım 29 Ekim’e kadar bu krizi aşabilecek mi? En çok merak ettiğim ise hangi şirketlerin yer alacağı. Bekleyip göreceğiz, sonuçta açılışa çok az kaldı. 

FORD, AVRUPA’DAN ÇEKİLECEK Mİ?

Yazının devamı...

ÖTV inse karavan üssü olabiliriz

15 Ekim 2018

Seeger o dönem Mercedes Türkiye’nin ilk kadın CEO’suydu ve görevindeki 10’uncu ayını doldurmuştu. Zaten 1 yılını doldurmadan da Dünya Başkanı olarak Türkiye’den ayrılmıştı.

Seeger’in o röportajdaki en çarpıcı açıklaması, eşi ve üç çocuğuyla Türkiye’de 3 hafta karavan tatili planladığını söylemesiydi. Çünkü bunu tam da terör eylemlerinin arttığı bir dönemde söyleyerek Türkiye’ye olan güvenini göstermişti.

Ama bu yazımda bunları bir tarafta bırakarak Seeger’in “Eşim şimdi bizim için uygun bir karavan kiralamakla uğraşıyor” sözüne odaklanmak istiyorum.

KARAVANSEVERLER İSYANDA

Çünkü geçen hafta Hürriyet’in ‘Sebastian Carlos’ lakaplı ünlü fotoğraf editörü Sebati Karakurt yanıma gelerek, “Emre bu karavan işine el atman lazım. Biz karavanseverler olarak isyandayız. Avrupa’daki Amerika’daki gibi yeni karavan bulamıyoruz. Vergilerden dolayı hepsi eski” diye esprili bir şekilde söylendi durdu.

Yıllarca karavan kullanan hatta Hürriyet’in Basın Ekspress yolundaki eski binasının otoparkına çektiği karavanında yaşayan Sebati gerçekten çok haklı. Hemen aklıma kısa bir süre önce kaybettiğimiz Hürriyet’in vergi uzmanı yazarı Şükrü Kızılot’un eski bir yazısı geldi. Merhum Kızılot, 7 yıl önce “260 uçak bir karavan ediyor” başlığıyla bu konuya değinmiş, uçaklardan yüzde 0.5 ÖTV alınırken karavanlardan alınan ÖTV’nin yüzde 130 olduğunu yazmıştı.

Hocamın söylediği ÖTV oranı şu anda yüzde 160’a yükselmiş durumda.

Yazının devamı...