"Emre Özpeynirci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Özpeynirci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Özpeynirci

ÖTV inse karavan üssü olabiliriz

15 Ekim 2018

Seeger o dönem Mercedes Türkiye’nin ilk kadın CEO’suydu ve görevindeki 10’uncu ayını doldurmuştu. Zaten 1 yılını doldurmadan da Dünya Başkanı olarak Türkiye’den ayrılmıştı.

Seeger’in o röportajdaki en çarpıcı açıklaması, eşi ve üç çocuğuyla Türkiye’de 3 hafta karavan tatili planladığını söylemesiydi. Çünkü bunu tam da terör eylemlerinin arttığı bir dönemde söyleyerek Türkiye’ye olan güvenini göstermişti.

Ama bu yazımda bunları bir tarafta bırakarak Seeger’in “Eşim şimdi bizim için uygun bir karavan kiralamakla uğraşıyor” sözüne odaklanmak istiyorum.

KARAVANSEVERLER İSYANDA

Çünkü geçen hafta Hürriyet’in ‘Sebastian Carlos’ lakaplı ünlü fotoğraf editörü Sebati Karakurt yanıma gelerek, “Emre bu karavan işine el atman lazım. Biz karavanseverler olarak isyandayız. Avrupa’daki Amerika’daki gibi yeni karavan bulamıyoruz. Vergilerden dolayı hepsi eski” diye esprili bir şekilde söylendi durdu.

Yıllarca karavan kullanan hatta Hürriyet’in Basın Ekspress yolundaki eski binasının otoparkına çektiği karavanında yaşayan Sebati gerçekten çok haklı. Hemen aklıma kısa bir süre önce kaybettiğimiz Hürriyet’in vergi uzmanı yazarı Şükrü Kızılot’un eski bir yazısı geldi. Merhum Kızılot, 7 yıl önce “260 uçak bir karavan ediyor” başlığıyla bu konuya değinmiş, uçaklardan yüzde 0.5 ÖTV alınırken karavanlardan alınan ÖTV’nin yüzde 130 olduğunu yazmıştı.

Hocamın söylediği ÖTV oranı şu anda yüzde 160’a yükselmiş durumda.

Yazının devamı...

Biraz destekle Avrupa'nın 'melez' üssü olabiliriz

8 Ekim 2018

Yani aracın içindeki elektrikli motorun benzinli motora destek vermesiyle birlikte hem ciddi yakıt tasarrufu sağlıyor hem de emisyon miktarlarını azaltıp çevreyi daha az kirletiyor. Sonuçta yaşanan skandallar ve alınan tedbirlerle satışları hızla düşen ve bir çok şehirde yasaklanmaya başlayan dizel motorlara en büyük alternatif olan hibrit araçlar, yüzde 100 elektrikli otomobillerin tam randımanlı (düşük fiyat yüksek menzil) devreye gireceği zamana kadar önemli bir köprü görevi görecek. Bu yüzdendir ki dizel konusunda en iddialı Fransızlar bile geçen hafta kapılarını açan Paris fuarında yönlerini hibrit araca çevirdiklerini tüm dünyaya gösterdiler.

2.3 MİLYAR DOLAR KATKI

Bünyesinde Peugeot, Citroen, DS ve Opel’i bulunduran Fransız PSA Grubu, ev sahibi olduğu Paris fuarında yeni hibrit modellerini tanıtırken, bir diğer Fransız otomotiv devi Renault ise ilk hibrit modellerinin yolda olduğunu ve 2020 yılında piyasaya çıkacaklarının müjdesini verdi. Aslında herkes Renault’un kendi evi olan Paris’te yeni Clio’yu sergilemesini bekliyordu. Ama iddialara göre modelin hibrit versiyonu yetişmediği için dünya prömiyeri Mart 2019’daki Cenevre fuarına kalmış. Renault CEO’su Carlos Ghosn da Paris’te en çok satan 3 modelin hibrit versiyonlarını piyasaya 2020’de sunacaklarını açıkladı. Bu modeller sırasıyla yeni Clio, Megane Hatcback ve Captur olacak. Bursa’da üretimine hazırlanan 5’inci jenerasyon yeni Clio ise Renault’un ilk hibrit modeli olacak ve Cenevre’de dünyaya tanıtılacak. Clio’nun ardından Megane ve Captur’e de hibrit versiyonlar eklenecek.

Paris’te Ghosn’un hibrit açıklamasından kısa bir süre sonra Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ankara’da Oyak-Renault Genel Müdürü Antoine Aoun’u kabul etti. Varank, Oyak Renault’un, “Proje Bazlı Teşvik Sistemi” kapsamında desteklendiği hibrit araç motoru üretimine yönelik yatırım projesinin en önemli ayağı olan alüminyum enjeksiyon fabrikasının temelinin 19 Ekim’de Bursa’da atılacağını söyledi. Varank, “Sabit yatırım tutarı 100 milyon Euro’yu aşan projenin, cari açığın azaltılmasına yıllık 2.3 milyar dolar katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye’de ilk defa alüminyum motor üretilecek. Bu motor bloklarının üretiminde ise dünyada sadece birkaç yerde kullanılan yüksek teknolojiden faydalanılacak” dedi.

Bu açıklama çok önemli çünkü Türkiye, Fransız Renault’un resmen hibrit motor üretim merkezi oluyor. Yani Oyak Renault, Bursa’da yeni Clio’nun hibrit versiyonunu üretmekle kalmayacak, Renault’un en çok satan Megane Hatchback ve Captur modelleri için de hibrit motor üretip, ihraç edecek. Bu çok büyük bir fırsat. Ayrıca yeni Clio’dan sonra Bursa’da üretilen diğer bir model olan Megane Sedane’ın da hibrit versiyonunun olacağı belirtiliyor.

Uzun süre hibrit teknolojine direnen, çözümü yüzde 100 elektrikli otomobillerde gören Fransız Renault, resmen Bursa’nın desteğiyle Avrupa’da hibrit rekabetine girecek.

Yazının devamı...

İhracatta işler iyi, ama ya finansman?

1 Ekim 2018

Geçtiğimiz hafta otomobil fiyatlarını yüzde 3 ila 7 arasında indiren ÖTV matrahlarındaki (vergisiz çıplak fiyat) artırımın sektöre moral dışında bir etkisi olmayınca, bu ay satışların 25 bin ila 30 bin adetler arasında olması bekleniyor. Bu da pazarın geçtiğimiz yıla göre yüzde 60’ın üzerinde daralması demek... Türkiye’de otomotiv pazarının eylülde 30 bin adedin altına sadece 1994-95 ve 2001-02 yıllarındaki kriz dönemlerinde gerilediği düşünülürse, sektöre ilişkin acil ek önlemlerin alınması gerekliliği de ortaya çıkıyor.

Sonuçta bugün iç pazardaki daralma sadece distribütörleri ve yetkili satıcıları (ithalatçılar) değil Tofaş, Oyak Renault ve Ford Otosan gibi en büyük üreticileri de etkilemiş durumda. Tofaş, KAP’a ekim ayında üretime 9 gün ara vereceği açıklamasını yaparken, Oyak Renault ise belirli vardiyalarda geçici üretim azaltmalarına gitmeye başladı. Ford Otosan ise iç pazardaki daralma nedeniyle üretim planlarını piyasa şartlarına göre revize etmeye hazırlanıyor. Yani işler sanayi cephesinde de pek parlak değil.

Satışlardaki daralmanın otomotiv ana sanayini de etkilemesi, doğrudan gözleri yan sanayiye yani tedarikçilere çevirmiş durumda. Çünkü tedarikçilerde yaşanacak olası bir iflasın tüm sektörü geri dönülemeyecek yola sokacağından endişe ediliyor. Bu noktada mikrofonu tam 404 üyesi olan Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Alper Kanca’ya uzattım. Kanca, üyelerinin yarıdan fazlasının ihracat odaklı çalıştığını belirterek, “İç pazara mal tedarik eden üyelerimizin ise büyük kısmı yatırımlarını tamamladığı için çok büyük sorun yaşamıyor. Sadece yüzde 5 ila 10’luk bir kesim var ki, onlar yatırımlarını yeni yaptığı ve ağırlıkta olarak iç pazarda üretimi azaltan ana sanayiyle çalıştıkları için çok zor durumdalar. Dövizle kredi alıp yatırım yaptıkları ve ana sanayide çarkların yavaşlamasından dolayı köşeye sıkıştılar” yorumunu yapıyor.

Sonuçta bugün otomotiv fabrikalarının ve tedarikçilerin en büyük şansı Avrupa’da işlerin iyi gidiyor olması. Hatırlayın 2008’deki küresel krizde hem içerde satışlar düşmüş hem Avrupa’da pazar daraldığı için ihracat ciddi hasar görmüştü. Şimdi en azından ihracat da artış var. Ama bu kez sıkıntı finansmanda ve yurtdışındaki hammadde üreticilerinin kotayı ve ödeme vadelerini azaltmasında yatıyor. İşte bu kritik süreçte Alper Kanca’nın şu söyledikleri çok önemli:

“15 yıldır dövizi bol bulduk ve işlerimiz tıkır tıkır yürüdü. Alıştığımız bir hayat vardı. Makineler alındı, işletmeler büyüdü, her şey yolundaydı. Üyelerimiz iyi büyüdü. Kolay kredi alıyorduk. Ama bir anda bankalar krediyi kestiler. Hiç kimsenin kredisini yenilemiyorlar. Yurtdışındaki tedarikçiler de Türkiye’ye ayırdıkları kotaları düşürüp, ödeme vadelerini kısaltılar. Eskiden ödemeleri 2-3 ay içinde yaparken şimdi 15 günde ödememizi istiyorlar. Bunlar iyi giden sistemi bozacak şeyler. Yani ihracat açısından işlerimiz büyürken, ödemelerde sorun yaşamaya başladık. Bankalar kredi vermeyince sıkıntılar çıkmaya başladı. Hükümet en azından KDV alacaklarımızı vermeli veya bu alacaklar karşılığında bir bona çıkartmalı ki biz de bunu teminat olarak gösterelim. Veya Eximbank bize teminat konusunda destek olmalı. İyi giden çarkı döndürmemiz gerek.

Bu konuda geçtiğimiz günlerde Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) ile yaptığımız toplantıda Oyak Renault’un Genel Müdürü Antoine Aoun, 2008 küresel krizinden örnek verdi. Aoun, o dönemde Fransa’da tedarikçilerin çok zor durumda kalması nedeniyle hükümetinin, Merkez Bankası’na talimat verdiğini batmakta olan şirketleri kurtarmak için bir fon kurulduğunu söyledi. Fransa’daki bu fonun ismi ‘Control Tower’ yani ‘Kontrol Kulesi’ olmuş ve zordaki firmalara destek olarak büyük bir iflas dalgasından dönülmüş.”

Yazının devamı...

Elon Musk mı Haydar Yenigün mü?

24 Eylül 2018

GEÇEN hafta Almanya’nın Hannover şehrinde düzenlenen ‘Uluslararası Ticari Araç Fuarı’nda (IAA) göğsümüzü kabartan birçok gelişme yaşandı. Ben bu önemli fuara o tarihlerde başka bir seyahat için şehir dışında olduğum için katılamadım ama uzaktan takip ettim. Türkiye’de basına çok geniş yansımayan bu gelişmeleri sıralamak gerekirse öncelik olarak ‘Big Boy’ lakaplı Ford F-Max’ten bahsetmem gerekir. Hatırlatmam gerekirse, 8 yıl önce Amerikan otomotiv devi Ford’u ağır ticari araç pazarına yeniden girmeye ikna eden Ford Otosan, bu doğrultuda 500 milyon doları bulan yatırımla geliştirdiği yüzde 90’ı yerli ilk global kamyon olan Ford F-Max’i Hannover’de dünyaya tanıttı. Temmuz ayı başında ‘Eskişehirli Big Boy’ başlığıyla Hürriyet’in de manşetten verdiği bu önemli araç motorundan, aksına hatta şanzımanına kadar yerli.

5 yılda Türk mühendisleri tarafından geliştiren F-Max, daha yollara çıkmadan fuarın büyük ödülü olan “2019 Uluslararası Yılın Kamyonu Ödülü”ne layık görüldü. Bu aslında Türkiye’de ilk kez olan bir şey. Genelde daha önce yurtdışında aldığımız ticari araç ödülleri hep temsil edilen markanın geliştirdiği, bizim sadece ürettiğimiz araçlara verilmişti. Bu ödül aslında Ford Otosan veya Koç Holding’in değil Türkiye’nin, Türk mühendislerinin ödülü. Projenin mimarı olan Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün’ün de söylediği gibi, “Memleketin böyle haberlere ihtiyacı var.”

TÜRKLER ÇIKARMA YAPTI

Ford Otosan dışında fuara Türk firmalar adeta çıkarma yapmış. BMC’den Karsan’a, Temsa’dan Anadolu Isuzu’ya kadar bir çok Türk şirketi dikkat çeken ve ilgi gören yenilikçi modellerini ilk kez Hannover’de sergiledi. Karsan, BMW ile elektrik motorlu araçlar için gerçekleştirdiği tedarik anlaşmasının ilk ürünü olan elektrikli midibüsü ‘Jest Electric’i, BMC merakla beklenen ve yollara geri döndüğü yeni kamyon ailesi ‘Tuğra’yı, Temsa seri üretime hazır hale getirdiği elektrikli otobüsü ‘Avenue Electron’u ve Anadolu Isuzu ise fuarın en önemli araçlarından biri olan yüzde 100 elektrikli kamyonu ‘NPR 10 EV’yi dünyaya Almanya’dan tanıttı. Aslında ekonomik dalgalanma yüzünden iç pazarda oldukça gerileyen otobüs ve kamyon satışlarına karşı Hannover Türk şirketleri için ihraç pazarlarını ve adetlerini arttırmak için büyük bir fırsat sunuyordu. Bu yüzden Türk firmalar oldukça iddialı bir şekilde ticari araç üretimindeki gücümüzü ve yenilikçi vizyonumuzu dünyaya gösterdiler. Tanıtılan araçların çoğunun geleceğin teknolojilerine sahip olması da bunun bir göstergesiydi.

SANCAKTEPE’DE DOĞDU

İşte bu gelişmeler doğrultusunda Hannover fuarında benim en çok ilgimi çeken ve dış basında geniş yer bulan araç ise tamamen Türkler tarafından tasarlanan ve geliştirilen geleceğin kamyonu ‘F-Vision’ oldu. Koç Holding ve Amerikan Ford ortaklığı olan Ford Otosan’ın Sancaktepe’deki dev Ar-Ge merkezinde yaratılan bu yüzde 100 elektrikli ve 4. seviye otonom (sürücüsüz) kamyon konsepti, kısa bir süre önce Türkiye’yi de ziyaret eden Silikon Vadisi’nin çılgın mucidi Elon Musk’ın 2018 yılının başında tanıttığı elektrikli kamyon konsepti ‘Tesla Semi Truck’ın en büyük rakibi. Aslında Musk’ın tanıttığı kamyondan bile daha ileri seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü Tesla’nın elektrikli kamyonunda otonom 2. seviyede bulunuyor. Yani yarı otonom diyebiliriz. Ford Otosan’ın geliştirdiği geleceğin kamyonu ise 4. seviye otonom özelliğine sahip. Bu bile Türklerin ticari araçta Amerikan Tesla’dan çok önde olduğunu gösteriyor.

F-Vision isimli kamyon konseptinin başındaki isim olan Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, “F-Vision konsept aracımız gelecek için neler hayal ettiğimizin, hatta daha ötesinde neler üzerinde çalıştığımızın ipuçlarını veriyor. Teknoloji bizim için gelecek demek. Bu teknolojileri yıllardır yatırım yaptığımız Türkiye’nin en büyüğü olan Ar-Ge merkezimiz sayesinde hayata geçiriyor, geleceği şekillendiriyoruz” yorumunu yapıyor.

TAMAMI TÜRKİYE’DE ÜRETİLİR

Yazının devamı...

Kanal İstanbul devam ya yerli otomobil!

17 Eylül 2018

31 Mayıs’ta da ‘Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş.” ismiyle projeyi gerçekleştirecek şirket kuruldu. Şirkette Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell ve Zorlu Holding’in payları yüzde19’ar olarak belirlenirken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) de yüzde 5 pay alarak 6’ncı ortak oldu.

Kurulan şirketin ilk icraatı Alman Bosch’tan Gürcan Karakaş’ı CEO olarak atamasıydı. 1 Eylül’de iş başı yapan Karakaş, 3 Eylül’de yaptığı açıklamada önceliğinin 100 günlük önem ve öncelik haritasına yoğunlaşmak olduğunu söyledi.

Karakaş’ın bu açıklamasının ardından ekonomideki dalgalanmanın devam etmesiyle birlikte hükümet bir çok önlemi devreye sokmaya başladı. Bu gelişmeler sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan önce perşembe günü TESK’te cuma günü ise Ak Parti’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda üstüne basarak tasarruf tedbirleri kapsamında yüzde 70-80’i tamamlanmış projelerin tamamlanacağını, onun dışında yeni projelere başlanmayacağını söyledi. Erdoğan, “İhalesi yapılmış, daha henüz doğru dürüst başlanmamış projeleri yapanlarla oturup konuşup onlara başlamayacağız. Onları şu anda bir kenara koyuyoruz. Yatırımlara bakacağız, yüzde 70-80’e gelmişse bitireceğiz, müteahhit firmaları mağdur etmeyeceğiz” diye konuştu.

Bu açıklamaların ardından gözler önce ‘Kanal İstanbul’ projesine ardından da yerli otomobile çevrildi.

Yazının devamı...

Bankaların musluğu İdlib’le mi açılacak?

10 Eylül 2018

Hem yol boyunca hem de Antalya’da bir süre sohbet etme fırsatını bulduğum Kibar’ı yaklaşık 20 yıldır tanıyorum. Hakkında bir yorum yapmam gerekirse, ‘en zor zamanlarda bile pozitif düşünebilen bir iş insanı’ demem herhalde yanlış olmaz.

Kendi işlerine ilişkin pozitif olmasının sebepleri ortada. Yan sayfadaki manşette de gördüğünüz gibi Koreli ortağı Hyundai ile Türkiye’ye ilişkin yeni yatırım planlarını açıkladı. Hem Hyundai ile hem de diğer şirketleri ile ihracat ağırlıklı üretim yapıyor ve büyüyor.

Ama Ali Kibar Türkiye ekonomisine karşı da oldukça iyimser. Son günlerdeki durumun ciddiyetinin farkında ama kurlarda yaşanan bu suni dalgalanmanın 2-3 aya kalmaz geçeceğine inanıyor. Hem kurların, hem enflasyonun hem de büyümenin yeni bir dengeye oturacağını düşünüyor.

Bunun için de gerekçeleri var. Kibar, öncelikli olarak Türkiye’de sanayinin bu tip dönemlerde ihracata döndüğünü ve üretiminin büyük kısmını bu şekilde telafi ettiğini belirterek şu yorumu yapıyor:

Yazının devamı...

Yerli otomobilde 100 gün planı

3 Eylül 2018

Yandaki manşet yazımda da okuyacağınız gibi kısa sürede gayrimenkul sektörüne yapılan desteğe benzer bir önlem alınmazsa durum gerçekten içler acısı olacak.

İşte böylesine kritik bir ortamda nereye gidersem gideyim bana ilk sorulan soruların başında ise, “Yerli otomobil ne olacak?” geliyor.

Tüm soranlara kaynağın çok kısıtlı olduğu böyle bir dönemde 5 babayiğidin eski Sanayi Bakanı Faruk Özlü’nün açıkladığı 3 milyar dolarlık yatırımı yapmasının zor olduğunu söylüyorum. Unutulmaması gereken nokta, babayiğitlerin bazıları da şu an kurlarla mücadele ediyor. Bu durumda her birinin 600 milyon dolarlık bir kaynağı yerli otomobile ayırması beklenebilir mi, inanın pek mümkün gözükmüyor. Tabi eğer yerli otomobil için finansman çoktan sağlanmamışsa...


Yazının devamı...

Sayın Trump, Avrupa Meksika’ya benzemez

27 Ağustos 2018

İŞİN ilginç tarafı Trump’ın sözlerinin ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un Wall Street Journal’a otomobillere uygulanacak vergiler konusundaki raporunu ertelediğini açıklamasından sonra gelmesi dikkat çekti. Ross söz konusu raporun açıklanmasının Avrupa Komisyonu, Meksika ve Kanada ile devam eden görüşmeler nedeniyle ertelendiğini de belirtti.

Anlaşılan o ki, Trump AB’den gelen otomobillere ek vergi konusunda kararlı. Eğer son dönemde yaşadığı skandallar yüzünden görevden alınmazsa, bu ek vergileri aynı çelik ve alüminyumda yaptığı gibi devreye sokturmak için uğraşacak.

DIŞ TİCARET AÇIĞI

Peki Trump neden AB’den otomobil ithalatına bu kadar sert tepki veriyor? Cevabı rakamlarda saklı.

Yılda 6 milyon adeti binek otomobil olmak üzere 17.5 milyon adet aracın satıldığı ABD, Avrupalı otomobil markalarının iyi müşterisi durumunda. ABD’de yılda 1 milyon adede yakın Avrupa menşeili (ağırlıklı olarak Alman) otomobil satılıyor ve bu sayı her yıl artıyor. ABD, 2017’de AB’den 37.4 milyar Euro değerinde 1 milyon adet otomobil ithal ederken, buna karşın sadece 6.2 milyar Euro’luk otomobil ihracatı yaptı.

İngiltere merkezli pazar araştırma şirketi Jato’nun verilerine göre, 17 yıl önce ABD’de satılan otomobillerin yüzde 66’sı yerliyken, bu dönemde ithal Avrupalı otomobillerin payı sadece yüzde 4.6 seviyesindeymiş. 2017’de Amerikan otomobillerin pazardan aldıkları pay yüzde 57’e gerilerken, Avrupa’dan ithal edilen otomobillerin payı ise yüzde 7.3’e çıkmış. 2018’in Ocak-Mayıs döneminde ABD’nin AB’den ithal ettiği otomobiller yüzde 10 artışla 555 bin 400 adete çıkarken, pazar payı ise yüzde 7.9’a yükselmiş. Aynı dönemde Avrupa’da satılan Amerikan menşeili otomobil sayısı ise yüzde 10 düşüşle 84 bin 600 adede gerileşmiş. Daha net anlaşılması açısından, AB’de satılan Amerikan otomobillerin pazar payı yüzde 1.1’e kadar gerilemiş durumda.

PEK MÜMKÜN DEĞİL

İşte bu tablo ABD Başkanı

Yazının devamı...