"Emre Özpeynirci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Özpeynirci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Özpeynirci

Gölcük’te VW’ye ‘ticari’ üretilir mi?

25 Haziran 2018

TÜRKİYE’nin en çok satan markaları arasında olmasına rağmen yıllardır bir türlü yatırıma ikna edilmeyen Alman Volkswagen’in (VW) doğrudan olmasa da dolaylı olarak üretim yapabileceği sinyali 1 yıl içinde ikinci kez geldi. VW üretime ilişkin ilk sinyali geçtiğimiz yıl ağustos ayında vermişti. Hatırlayanlar vardır, VW’nin Fiat Chrysler Grubu (FCA) ile ticari araç üretimi konusunda işbirliği yapacağına ilişkin açıklamalar yapılmıştı. Bende bunun üzerine böyle bir işbirliğinde Volkswagen’in hafif ticari araç modeli Caddy’i, FCA’nın hafif ticari araç üssü olan Tofaş’ın üretebileceğini yazmıştım. Çünkü Tofaş bugün Doblo ve bir küçüğü olan Fiorino üretimiyle çok markaya üretim yapan bir şirket konumunda. Düşünün Doblo’yu RAM markasıyla ABD’ye bile ihraç ediyorlar. Bu yüzden olası bir işbirliğinde Caddy’yi üretme şansları fazlaydı.

Ancak aradan geçen 10 ay sonunda bu konuda bir gelişme yaşanmadı, işbirliği olasılığı ortadan kalktı.

Geçen hafta ise VW’nin ticari araç konusunda bu kez yönünü Amerikan Ford’a çevirdiği haberleri geldi. Hatta otomotiv endüstrisinin iki devi rekabetçi ürünler geliştirmek ve üretim maliyetlerini azaltmak için birlikte çalışmak üzere ön mutabakat metnini imzaladıklarını duyurdu. Yani bu kez işbirliği resmiyet kazandı.

Sonuçta bu anlaşma da Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor, çünkü nasıl Tofaş, Fiat’ın önemli ticari araç üssüyse, Ford Otosan’da Amerikan Ford’un Avrupa’daki ticari araç üretim merkezi konumunda. Yani bu durumda küçük Caddy’yi Koç Grubu’nun bünyesindeki Tofaş’ın değil de Ford Otosan’ın üretme ihtimali belirdi.

Ayrıca atılan imzalarla birlikte Ford’u ticari araç satışlarında Avrupa’da zirveye taşıyan Ford Otosan sadece Caddy modeliyle kalmaz VW’nin Transporter ve Crafter modellerini bile üretebilir. Çünkü Gölcük ve Yeniköy’de Ford Otosan aynı sınıfta yer alan Transit ailesini ve küçük ticari sınıfta Tourneo Courier modelini üretiyor.

Bu işbirliği haberinin ardından hemen konuyu Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün’e sordum. Yenigün, VW modellerinin Türkiye’de üretimine ilişkin, “Görüşmeler daha çok yakın zamanda başladı. Önümüzdeki aylarda detaylar belli olur” demekle yetindi. Sonuç ne olur, Türkiye’ye rol verilir mi bilinmez, ama Ford’u Avrupa’da zirveye taşıyan Ford Otosan’a üretim verilirse, kazanan Volkswagen olacaktır.

12 YILDIR HEP GÜNDEMDE

Yazının devamı...

6.3 trilyon dolarlık ‘sürücüsüz’ gelecek

18 Haziran 2018

Ekonomist ve ulaşım uzmanları aslında otonom araçların sunacağı ucuz ulaşım, güvenlik, mobilite, verimlilik ve temiz havanın, oluşacak olumsuzluklardan daha fazla avantaj sağlayacağına inanıyor. Ben de bu görüşe katılıyorum.

Zaten geçtiğimiz hafta yayınlanan bir rapor da bunu ekonomik olarak net olarak ortaya koymuş durumda.

ŞİMDİDEN ÖNLEM ALIYOR

Yapılan hesaplamalara göre otonom araçların yaratacağı katma değer yani sağlayacağı faydanın 2050 yılına kadar 800 milyar doları bulması bekleniyor.

Trafik kazalarının ve trafik sıkışıklığının azalması, sürücülerin araç kullanmak yerine zamanlarını daha verimli kullanmasıyla otonom araçların kümülatif etkisinin ise 6.3 trilyon doları bulması bekleniyor.

Kuşkusuz sürücüsüz otomobillerin her konuda büyük katkı sağlayacağı bir gerçek ama şu an için yapılan hesaplamalar tabi ki biraz afaki. Çünkü bu tip araçların potansiyelini belirlemek için henüz erken olduğuna da inanılıyor.

Ama özellikle Amerika şimdiden istihdam konusundaki olası olumsuzluklara karşı gelecekte yeni beceriler gerektiren yeni iş kollarını geçiş için herkesin kendisini hazırlamasını öneriyor.

Rapora göre sürücüsüz otomobillerin 2030 yılına kadar istihdama etkisinin yüzde 0.06, orta vadede ise yüzde 0.13 oranında olması bekleniyor. Yani öyle büyük oranlar değil. Tabii buna karşı sağlayacağı faydaların ise bu etkinin çok üstünde olacağı da belirtiliyor.

Yazının devamı...

Yerli otomobilde ‘Kök’lü değişim

11 Haziran 2018

Hatta 9 Ekim’le kıyaslanırsa hisse fiyatları yüzde 50’den fazla artış gösterdi. 9 Ekim’de hisse fiyatı 1.36 TL olan Karsan’ın 31 Ekim’de fiyatı bir anda 2.08 TL’ye yükselmişti. Aynı tarihlerde Vestel hisselerinde de artış vardı ama Karsan’daki hareketlilik dikkat çekiyordu.

Derken beklenen oldu ve 2 Kasım’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 5 babayiğitten birinin Kıraça Holding olduğu resmiyet kazandı. Çok markalı hafif ticari araç üretimi yapan Karsan’ın hakim ortağı olan Kıraça Holding A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, o gün Beştepe’de ‘Türkiye’nin Otomobili Projesi’nde potansiyel yatırımcı olarak yer alma niyetine istinaden ‘Ortak Girişim Grubu İşbirliği Protokolü’nü imzaladı. Küçük hissedarlar mutluydu, yatırım yaptıkları Karsan, devlet desteğiyle ‘Türkiye’nin Otomobili’ni üretecekti.

Buraya kadar her şey normal. Ama işin rengi 1 Haziran’da tamamen değişti. Çünkü 5 babayiğit ve TOBB tarafından kurulan ‘Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ şirketinin yüzde 19 ortağı Kıraça Holding değil, tamamı İnan Kıraç’a ait olan ve 14 Mayıs’ta kurulan Kök Ulaşım Taşımacılık A.Ş. olarak açıklandı. Yani Karsan direkt olarak ‘Türkiye’nin Otomobili’ni üretecek şirket içinde yer almıyordu. İnan Kıraç’tan dolayı dolaylı olarak girer mi bilinmez ama yaşanan bu değişim Karsan’ın küçük hissedarını rahatsız etmişti.

700 MİLYON TL DÜŞTÜ

Çünkü Karsan’ın hisse fiyatı hem yerli otomobili yapacak olması hem de Amerika’daki Posta aracı ihalesinde finale kalmasıyla 2.51 TL’ye çıkmış, piyasa değeri 1.5 milyar TL’yi aşmıştı. Bugün gelinen noktada ise hisse değeri 9 Ekim’e seviyesine geri dönüp 1.38 TL’ye gerilerken, şirketin piyasa değeri ise 828 milyon TL’ye indi. Yani yerli otomobilin zararı Karsan’a yaklaşık 700 milyon TL’ye mal olmuştu.

Bu noktada bazı küçük hissedarlar Karsan’ın cevaplaması için aşağıdaki soruları gönderdiler;

“Değerli Karsan Yatırımcı İlişkileri Yöneticisi,

-

Yazının devamı...

Yerli otonun CEO’suna tam 10 sorum var!

4 Haziran 2018

İkinci adım diyorum çünkü biliyorsunuz ilk adım 2011 yılı başında yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TÜSİAD toplantısında gündeme getirdiği ancak 6 yıl içinde istenen sonucun alınamadığı bir girişimdi. Hatırlarsınız İsveç’ten prototipler getirilmiş ve TÜBİTAK tarafından üzerinde geliştirilmeye çalışılmıştı. Ancak beklenen ilerleme kaydedilemeyince Erdoğan, 24 Mayıs 2017 tarihli Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu’nda projeyi yapacak babayiğitleri bulma görevini Başkan Rifat Hisarcıklıoğlu’na vermişti. Kasım başında da Beştepe’de hepinizin bildiği gibi Erdoğan tarafından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TOBB koordinasyonunda projeyi gerçekleştirecek ‘Ortak Girişim Grubu’ yani 5 babayiğit açıklandı.

7 AYDA CEO ATANDIBabayiğitler 7 ay önce belli oldu olmasına ama yerli bir marka yaratma hedefi ile çıkılan yolculukta, şirket kurma ve CEO atanması ancak 31 Mayıs’ta tamamlandı. Şirketin başına Alman Bosch’tan CEO olarak atanan Gürcan Karakaş’ın ise görevine 1 Eylül 2018 tarihi itibarıyla başlayacağı açıklandı. Yani yine bir bekleme süresine girmiş durumdayız.

1 Eylül’de görevine başlayacak Gürcan Karakaş, sorularıma şimdilik kısıtlı cevaplar verdi.

Evet Türkiye bu kez gerçekten yerli otomobil konusunda ciddi adımlar atıyor. Aracın elektrikli olmasını da başlı başına geleceği yakalamak adına önemli görüyorum. Ama sanki işleyiş biraz yavaş ilerliyor gibi... 5 babayiğit arasında gizlilik anlaşması yapıldığı için neler olduğuna ilişkin kimseden de bir bilgi alamıyoruz. Ama görünen o ki, babayiğitlerin açıklanması ile Karakaş’ın 1 Eylül’de görevine başlaması arasındaki süre 10 ayı geçecek.

İŞTE O SORULARŞimdi bu noktada Sayın Gürcan Karakaş’a da sorduğum ama henüz resmi olarak göreve başlamadığı için kısmi cevaplar aldığım kafamdaki soruları sıralamak istiyorum;

1- Yerli otomobil projesinin şirketleşmesi ve CEO atanması 7 ay sürdü. CEO kuşkusuz önemli ama daha da önemlisi atayacağınız ekip. Yani Ar-Ge, pazarlama ve üretim alanlarına uygun kişiler ne zaman atanacak?

2- Türkiye’de özellikle elektrikli otomobil konusunda deneyimli pek kimse yok, yani yetişmiş insan çok az. Bu yüzden kadronun önemli bir bölümü sizin gibi yurt dışından mı transfer edilecek?

3- CEO’nun 7 ayda bulunduğu düşünülürse, işi yapacak uzman kadroyu ne kadar sürede tamamlamayı düşünüyorsunuz?

Yazının devamı...

Fiat’ı dünyada ancak Bursalı SUV kurtarır

28 Mayıs 2018

Bu toplantıda herkesin en merak ettiği Fiat markasına ilişkin gelişmeler. Çünkü Fiat bugün en önemli iki pazarı olan Avrupa ve Brezilya’da ciddi kan kaybederken, Amerika’da ise neredeyse yok olmuş durumda. Uzmanlar Fiat’ın özellikle Avrupa’da model sayısında çok geride kaldığını, 2014-2018 iş planlarındaki 8 yeni modelden sadece 5’ini piyasaya sunduklarını söylüyor. Punto’nun ancak temmuz ayında satışa sunulacağı, yeni Panda’nın ise 2020 yılına ertelendiği biliniyor.

Küresel otomotiv araştırma şirketi JATO Dynamics’in analisti Felipe Munoz’a göre ise asıl sorun Fiat’ın çok az SUV modelinin olması. Bugün dünyada SUV satışları yüzde 37’lik paya yükselirken, özellikle Avrupa’da Fiat’ın bir çok rakibi SUV sınıfında en az 3 modele sahip. Fiat’ın ise bu sınıfta tek aracı 500X.  2017 yılında Avrupa’da pazar payı yüzde 5’e düşen Fiat, bu açıdan lüks markalar Mercedes (yüzde 5.7), BMW (yüzde 5.3) ve Audi’nin (5.3) bile gerisinde kalmış durumda. Fiat’ın kendi evi olan İtalya’da bile satışları bu yılın ilk 4 ayında yüzde 15 düşmüş. Bu noktada tüm gözler, Cenevre fuarında “Fiat’ı öldürmüyorum” diyen CEO Sergio Marchionne’ye çevrilmiş durumda.

Bugün Avrupa’da sadece Tofaş tarafından Bursa’da üretilen Egea (Tipo) Ailesiyle orta sınıfta başarı elde eden Fiat’ın, pazarda yeniden güçlenmesi için benzer stratejiyle yeni SUV modelleri üretmesi gerekiyor. Bunun için de özellikle 500X’in altında konumlanacak yeni SUV aracı için tek adres Bursa yani Tofaş gösteriliyor. Bir başka değişle küresel otomobil pazarında ibre SUV modellere kayarken, Fiat’ın Avrupa’da kurtuluşu da Bursa’da Tofaş tarafından üretilecek bir SUV modelinden geçiyor. 1 Haziran’a az kaldı, bekleyip göreceğiz. Geçmişte Doblo’nun 2 yıl önce de Egea’nın elde ettiği başarı dikkate alınıp, Fiat yeni SUV modelini Bursa’da üretecek mi, hep birlikte öğreneceğiz.

RAKİPLERE 3-4 YIL FARK ATTITÜRKİYE’de BMW, Land Rover, MINI ve Jaguar’ın temsilcisi de olan Borusan Otomotiv’in CEO’su Hakan Tiftik ile geçtiğimiz hafta Portekiz’de yan sayfada da göreceğiniz üzere elektrikli I-Pace modelini test ettik. Yol boyunca konuştuğumuz Tiftik, Borusan’ın Türkiye’de gerçek anlamda elektrikli otomobil atağına kalkan ilk grup olduğunu hatırlatarak, “Biz zaten 2 yıldır BMW i3 satışı yapıyoruz. Kısa bir süre önce 280 kilometre menzile ulaşan yeni i3’ü de satışa sunduk. Ağustosta Jaguar I-Pace’i müşterilere teslim etmeye başlıyoruz. Önümüzdeki yıl önce elektrikli MINI’yi satışa sunacağız ardından elektrikli BMW X3 gelecek. iX3 gerçekten çok başarılı bir model olmuş. Yıl sonuna doğru da yine yüksek menzile sahip yeni nesil BMW i4’ü getireceğiz. Rakiplerimize en az 3-4 yıl fark atmış oluyoruz. Bu yıl sonunda I-Pace ve BMW i3 ile 300 adedin üzerinde elektrikli otomobil satacağız. 2023 yılına kadar satışlarımızın yüzde 50’sinin elektrikli olmasını öngörüyoruz” yorumunu yaptı.

1 Temmuz’da CEO olarak 1’inci yılını tamamayacak Tiftik, bu yılın ilk 4 ayı sonunda BMW, MINI, Jaguar ve Land Rover satışlarının yüzde 20’nin üzerinde arttığını belirterek, “En önemlisi bu artışı sağlarken kârlılığımızı da önemli ölçüde artırdık. Bizim için önemli olan kârlı bir şekilde büyümemizi sürdürmek. Önce kârlı büyümek sonra lüks sınıfta liderlik hedefliyoruz. Yani önceliğimiz liderlik değil” açıklamasını yaptı. Başka bir sektörden gelen Hakan Tiftik liderliğinde Borusan Otomotiv’in bu yıl sonundaki performansını merakla bekliyorum.

 

ARABİSTAN UÇAĞINI İSTANBUL’A ÇEVİRDİ9 ay önce Citroen’in Türkiye Genel Müdürü olan Emre Doğueri ile geçtiğimiz hafta C5 Aircross modelinin tanıtımı sırasında Paris’te bir araya geldik. Galatasaray Lisesi ve ardından Galatasaray Üniversitesi’nde mezun olan Doğueri, 1998 yılında iş hayatına Peugeot’ya ticari araç üreten Karsan’da adım atmış. Daha sonra Peugeot Türkiye’de çeşitli görevlerde çalışan Doğueri, 2002 yılında Paris’e gönderilerek uzun bir dönem merkezde görev almış. Arada 3 yıl Cezayir’e giderek PSA Grubu’nun o bölgedeki Ticari Direktörü de olan Doğueri, 2016 yılı Eylül ayında ise PSA Grubu’ndan ayrılarak Suudi Arabistan’dan gelen teklifi kabul edip, petrol ve enerji şirketi Petromin’in genel müdürü olmuş. İşte tam bu şirkette 1 yılını doldurmak üzereyken, Bayraktar Holding’den Citroen Genel Müdürlüğü teklifi gelmiş ve hemen kabul etmiş. Doğueri o dönemi şöyle anlatıyor; “Tam Suudi Arabistan’da düzeni kurup, Paris’teki eşimi ve iki oğlumu uçağa bindirip getirmek üzereydim, bu teklif gelince, uçağı İstanbul’a çevirdik. Hem benim hem ailem için iyi bir tercih yaptığıma inanıyorum.”

Yazının devamı...

Prensler elektriklendi!

21 Mayıs 2018

Eğer öyleyse yanılıyorsunuz çünkü Harry’nin kullandığı otomobil yüzde 100 elektrikli yepyeni bir araç. Evet yanlış duymadınız, 50 yaşındaki E-Type geçtiğimiz yıl Jaguar tarafından yüzde 100 elektrikli bir otomobile çevrilerek, baştan yaratıldı.

1968 model yıllı Roadster üzerine gerçekleştirilen projeyle birlikte karbon salınımı yapmayan bir otomobile dönüştürülen ve ismi ‘E-Type Zero’ olan araçta 225 beygir güç üreten bir elektrik motoru görev yapıyor. Bunun yanında 40 kWh‘lık batarya paketinin kullanıldığı araç gerçek kullanım değeri olarak tek seferde 270 kilometrelik menzil sunuyor. Güç kaynağına göre değişmekle birlikte 6 ile 7 saat aralığında şarj edilebildiği açıklanan bu bataryalarla birlikte ‘E-type Zero’nun 0’dan 100’e hızlanma değeri 5.5 saniye olarak teknik verilere yansımış durumda. Toplam ağırlık değerinde içten yanmalı motora sahip versiyona oranla 46 kilogram daha hafif olduğu gözlemlenen araçta tek yenilik güç ünitesi değil.

Çok fazla olmasa da Jaguar ekibinin eklentiler yaptığı ‘E-type Zero’da LED teknolojisine sahip ışıklandırmalar ilk adımda dışarıdan fark ediliyor. İçerisinde orijinal modelden esinlenerek yapılan iyileştirmelerin kullanıldığı aracın merkezindeyse klasik otomobil meraklılarını biraz rahatız edebilecek dijital bir ekrana yer verilmiş. Jaguar’ın sınırlı sayıda ürettiği bu aracın fiyatının 470 bin dolar civarında olduğu belirtiliyor. Tabii Prens Harry gibi özel plaka da isterseniz fiyat artabilir. Bu arada Türkiye’de bu aracı almak isteyenler ise eğer sıra gelirse yüksek vergiler sonrası 1.2 milyon doları da gözden çıkarmak durumunda.

CHARLES DA KULLANIYOR

Diğer taraftan sahibi Hintli Tata olsa da İngiltere’nin sembol markalarından biri olan Jaguar, bu yıl itibariyle Türkiye de dahil tüm dünyada elektrik çağını başlatmıştı. Benim de bu hafta Portekiz’de test edeceğim Jaguar’ın en yeni elektrikli SUV modeli I-Pace, İngiltere’de Kraliyet Ailesi tarafından da temsil ediliyor. İngiltere tahtının varisi Prens

Yazının devamı...

Dev şirketler artık benzinli kiralıyor

14 Mayıs 2018

Bu Avrupalı tüketicilerin yaşanan gelişmeler sonrası artık otomobil tercihlerinde dizelden vazgeçtiğini net olarak ortaya koyuyordu. Bu haberin yayınladığı gün Bosch, Delphi gibi firmaların daha çevreci dizel teknolojileri geliştirdiklerine ilişkin bültenleri de gazetelerde yer aldı. Bir gazete bu gelişmeleri ‘Dizel yeniden doğuyor’ başlığıyla verince, doğal bir refleks olarak sosyal medyada ‘ilginç’ yorumunu yaptım. Bunun üzerine bazı meslektaşlarım beni adeta yerden yere vurdu. Yok atladığım habere pislik atıyormuşum, yok böyle yaparak hükümdarlık kuruyormuşum, yok başkalarını küçümsüyor muşum, yok haddimi bildireceklermiş. Arkadaşlar bir sakin olun. Ben sadece ‘ilginç’ dedim, çünkü raporlar dizelin yeniden doğduğunu ne yazık ki göstermiyor. O bültenler bana da geldi ve o firmaların gerçekten daha çevreci dizel motor geliştirdiği doğru. Sonuçta olası risklere karşı hamle yapıyorlar, bu çok önemli.

Ayrıca dizel motorlar daha uzun yıllar Türkiye, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde devam edecek. Avrupa’da ise otomobiller haricinde ticari araçlardaki kullanımı sürecek. Ama benim altını çizerek vurguladığım nokta dizelin en çok satıldığı bölge olan Avrupa’da tüketiciler yaşanan gelişmelere tepkisini anında koyup, hızlı bir sürede dizelden vazgeçmesiydi.  Aynı gün Japon Nissan bile Avrupa’da dizel satışlarını kademeli olarak bitireceğini açıkladı.

Son bir şey söyleyip konuyu kapatmak istiyorum. Evet Türkiye’de toplam otomobil satışlarında yüzde 60 olan dizelin payı bir süre daha böyle devam edecek. Ama unutulmaması gereken nokta, pazardaki araçların büyük kısmı Avrupa’dan ithal edildiği için oradaki gelişmeler bizi de doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin en büyük filo kiralama şirketlerinden biri olan Intercity’nin sahibi Vural Ak’ın geçtiğimiz hafta otomotiv editörleriyle yaptığı toplantıda söyledikleri bu yüzden önemli: “Bizden yılda 400-500 araç kiralayan bir uluslararası şirket gelip, “Biz dizeli bırakıyoruz benzine geçeceğiz. Artık çevreciyiz” dediler. Ben o zaman anladım dizelin Avrupa’da düşeceğini.  Düşünün hem daha fazla para verip benzinli araç kiraladı, hem de yakıta daha fazla ödemeyi göze aldı.”

OGS VE HGS TASARRUFU

Doğuş Holding’de çok ciddi tasarruf tedbirlerinin devreye sokulduğunu duydum. İnternete de yansıyan bu tedbirlerden bazıları gerçekten ilginç geldiği için paylaşmak istedim.

- Yönetici araçları bir alt sınıfa indirilmiş. Şaşırmadım olabilir. 

- Yakıtta sınırsız limitler kaldırılarak üst limit 200 litre olarak belirlenmiş. Doğuş Otomotiv’in merkezi Şekerpınar olduğu için bu merkezde oturanlar için ek yük getirir, taşınmalara yol açabilir. .

- Cep telefonunda Başkan, CEO ve Genel Müdürler için limit 200 TL’ye, genel müdür yardımcısı, danışman, direktör ve müdürler için 150 TL’ye, diğer pozisyonlar için 100 TL’ye indirilmiş. Doğuş Otomotiv’de temsil ettikleri markaların merkezleri yurtdışında olduğu için sıkıntı yaratır.

Yazının devamı...

Üretim ve ihracat iyi de ya kapanan bayiler...

7 Mayıs 2018

Bunlar içinde en çok dikkat çekenler imar barışı ve konutta KDV indirimi oldu. Özellikle konut tesliminde yüzde 18 olan KDV’nin 8’e indirilip, tapu harcının yüzde 4’ten 3’e indirilmesi, inşaat şirketleri için adeta bir ‘can suyu’ niteliğinde. Zaten sektör temsilcilerinin yaptıkları açıklamalar da bu yönde. Hepsi gayrimenkul sektörünün hareketleneceğini söylüyor.

Evet son dönemde özellikle konut sektöründe sıkıntılar yaşandığını, bazı büyük şirketlerin iflas ettiğini veya eşiğine geldiğini göz önünde tutarsak, böyle bir destek önemli. Konut sektörüne tabii ki destek verilsin satışlar canlansın, ama yine söylüyorum üzerine bindirilen tüm yüklere rağmen ekonominin lokomotifi olmuş otomotiv sektörüne verilecek desteğin getirilerini de göz ardı etmemek lazım.

Düşünsenize Türkiye’nin üretimine, büyümesine, ihracatına, istihdamına iç tüketimine yıllardır en büyük desteği veren, tatil döneminde bile katkısını devam ettiren otomotiv sektörü bunu hak ederken, yüksek ÖTV oranlarına eklenen yeni matrah sistemiyle cezalandırılmaya devam ediyor.

Evet otomotiv sektörüne sadece üretim ve ihracat cephesinden baktığımızda durumu iyi gözükebilir. Türkiye ihracatının 12 yıldır lideri otomotiv endüstrisi son 27 aydır artış grafiğini sürdürüyor.  İhracata bağlı üretim de gayet iyi. Ama ya iç pazardaki durumu. Bugün yüzde 60’ı bulan en düşük ÖTV’ye hızla artan kurlar eklendiğinde köşeye sıkışan sektörün yılın ilk dört ayında yüzde 7’ye yakın kayıp yaşaması, yıl toplamı için tehlike çanların çalmaya başladığını ortaya koyuyor. Daha fazla kayıp yaşamamak için kampanyaları devreye sokarak, kârsızlığı göze alan markalar buna ne kadar dayanabilecek. Her markanın sonuçta kendini risklerden koruyan üretim ve ihracatı bulunmuyor.

Bu dönemde en büyük yarayı kuşkusuz otomotiv yetkili satıcıları yani bayiler alıyor. Sıfır otomobil satışından kâr elde edemeyen bayiler, satış sonrasıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Ama yaptıkları milyon dolarlık yatırımlar karşısında köşeye sıkışmış durumdalar.

Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Başkanı Murat Şahsuvaroğlu’nun, “Yatırımlarımızın ve istihdamımızın 1.5 milyon adetlik iç pazara göre gerçekleştiği göz önünde bulundurulursa, artan ÖTV oranlarıyla bu adetlere henüz ulaşamamamız, mesleğimizi çekici olmaktan uzaklaştırıyor. Bunun en önemli göstergesi de son on yılda toplam yetkili satıcı adedinde yaşanan yüzde 20’lik kayıptır” açıklaması bu açıdan çok önemli.

Evet belki otomotivden toplanan vergiler Maliye için vazgeçilmez durumda ama pazarın büyümesine bağlı olarak bu gelirlerin de artacağı matematiksel olarak ortada. Cari açık ise pazarın büyümesine bağlı olarak üretimin artması ve yerlilik oranının yükselmesiyle otomatik olarak çözülecek.

Yazının devamı...